4549. Hadis
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ يَمِينَ صَبْرٍ لِيَقْتَطِعَ بِهَا مَالَ امْرِئٍ مُسْلِمٍ، لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ ". فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَصْدِيقَ ذَلِكَ {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً أُولَئِكَ لاَ خَلاَقَ لَهُمْ فِي الآخِرَةِ} إِلَى آخِرِ الآيَةِ. قَالَ فَدَخَلَ الأَشْعَثُ بْنُ قَيْسٍ وَقَالَ مَا يُحَدِّثُكُمْ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ قُلْنَا كَذَا وَكَذَا. قَالَ فِيَّ أُنْزِلَتْ كَانَتْ لِي بِئْرٌ فِي أَرْضِ ابْنِ عَمٍّ لِي قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " بَيِّنَتُكَ أَوْ يَمِينُهُ " فَقُلْتُ إِذًا يَحْلِفَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينِ صَبْرٍ يَقْتَطِعُ بِهَا مَالَ امْرِئٍ مُسْلِمٍ وَهْوَ فِيهَا فَاجِرٌ، لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانٌ ".
Haccâc b. Minhâl bize tahdis etti, Ebû Avâne bize tahdis etti; A'meş'ten; [o] Ebû Vâil'den; [o da] Abdullah b. Mes'ûd radıyallahu anh'tan; şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir Müslümanın malını haksızca almak için yalan yere yemin ederse (yemîn-i sabr), Allah'ın huzuruna O kendisine gazap etmiş olduğu halde çıkar." Allah Teâlâ bunu tasdik eden şu âyeti indirdi: {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلًا أُولَئِكَ لَا خَلَاقَ لَهُمْ فِي الْآخِرَةِ} “Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir bedele satanlar var ya, işte onların âhirette hiçbir nasibi yoktur...” (Âl-i İmrân, 77) —âyetin sonuna kadar—. [Râvi] dedi ki: Derken el-Eş'as b. Kays girdi ve: "Ebû Abdurrahman size ne tahdis ediyor?" dedi. "Şöyle şöyle" dedik. Bunun üzerine şöyle dedi: "Bu âyet benim hakkımda nâzil oldu. Amcamın oğluna ait arazide bir kuyum vardı. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Ya delilin [olacak] yahut onun yemini' buyurdu. Ben: 'Ey Allah'ın Resûlü, o zaman yemin eder!' dedim. Bunun üzerine Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Kim bir Müslümanın malını haksızca almak için fâcir (yalan yere yemin eden) olduğu halde bir yemîn-i sabr ile yemin ederse, Allah'ın huzuruna O kendisine gazap etmiş olduğu halde çıkar.'"