4648. Hadis
حَدَّثَنِي أَحْمَدُ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ ـ هُوَ ابْنُ كُرْدِيدٍ صَاحِبُ الزِّيَادِيِّ ـ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَبُو جَهْلٍ {اللَّهُمَّ إِنْ كَانَ هَذَا هُوَ الْحَقَّ مِنْ عِنْدِكَ فَأَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِنَ السَّمَاءِ أَوِ ائْتِنَا بِعَذَابٍ أَلِيمٍ} فَنَزَلَتْ {وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَأَنْتَ فِيهِمْ وَمَا كَانَ اللَّهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ * وَمَا لَهُمْ أَنْ لاَ يُعَذِّبَهُمُ اللَّهُ وَهُمْ يَصُدُّونَ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ} الآيَةَ.
Bana Ahmed tahdis etti, bize Ubeydullah bin Muaz tahdis etti, bize babam tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti, o Abdülhamid'den -ki o İbn Kürdîd'dir, Ziyâdî'nin arkadaşıdır-, (o da) Enes bin Mâlik radıyallahu anh'ı (şöyle derken) işitti: Ebu Cehil şöyle dedi: “Allah'ım! Eğer bu senin katından gelen gerçeğin kendisi ise üzerimize gökten taş yağdır yahut bize elem verici bir azap getir!” (el-Enfâl, 32) Bunun üzerine: “Sen onların içindeyken Allah onlara azap edecek değildir. Ve onlar mağfiret dilerlerken de Allah onlara azap edici değildir” (el-Enfâl, 33); “Onlar Mescid-i Haram'dan (müminleri) alıkoyarken Allah onlara niçin azap etmesin?...” (el-Enfâl, 34) ayeti indi.