Yemekler Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

5382. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ وَحَدَّثَ أَبُو عُثْمَانَ، أَيْضًا عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثَلاَثِينَ وَمِائَةً، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلْ مَعَ أَحَدٍ مِنْكُمْ طَعَامٌ ‏"‏‏.‏ فَإِذَا مَعَ رَجُلٍ صَاعٌ مِنْ طَعَامٍ أَوْ نَحْوُهُ، فَعُجِنَ، ثُمَّ جَاءَ رَجُلٌ مُشْرِكٌ مُشْعَانٌّ طَوِيلٌ بِغَنَمٍ يَسُوقُهَا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَبَيْعٌ أَمْ عَطِيَّةٌ أَوْ ـ قَالَ ـ هِبَةٌ ‏"‏‏.‏ قَالَ لاَ بَلْ بَيْعٌ‏.‏ قَالَ فَاشْتَرَى مِنْهُ شَاةً فَصُنِعَتْ، فَأَمَرَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِسَوَادِ الْبَطْنِ يُشْوَى، وَايْمُ اللَّهِ مَا مِنَ الثَّلاَثِينَ وَمِائَةٍ إِلاَّ قَدْ حَزَّ لَهُ حُزَّةً مِنْ سَوَادِ بَطْنِهَا، إِنْ كَانَ شَاهِدًا أَعْطَاهَا إِيَّاهُ، وَإِنْ كَانَ غَائِبًا خَبَأَهَا لَهُ، ثُمَّ جَعَلَ فِيهَا قَصْعَتَيْنِ فَأَكَلْنَا أَجْمَعُونَ وَشَبِعْنَا، وَفَضَلَ فِي الْقَصْعَتَيْنِ، فَحَمَلْتُهُ عَلَى الْبَعِيرِ‏.‏ أَوْ كَمَا قَالَ‏.‏

Bize Mûsâ tahdis etti, bize Mu'temir tahdis etti, babasından, dedi ki: Ve Ebû Osmân da, Abdurrahman bin Ebî Bekir [radıyallahu anhümâ]'dan [naklederek şöyle] tahdis etti: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yüz otuz (kişi) idik. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: «Sizden herhangi birinin yanında yiyecek var mı?» buyurdu. Bir adamın yanında bir sa' kadar veya benzeri bir yiyecek vardı. O (hemen) hamur yapıldı (yoğruldu). Sonra saçı başı dağınık, uzun boylu müşrik bir adam, sürdüğü koyunlarla geldi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: «Satılık mı, yoksa atiyle (ikram) ya da —hibe mi dedi—?» buyurdu. (Adam): «Hayır, bilakis satılık» dedi. (Resûlullah) ondan bir koyun satın aldı ve (koyun) pişirildi. Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem, (koyunun) ciğerinin (karnın iç etinin) kızartılmasını emretti. Allah'a yemin olsun ki, yüz otuz kişiden hiçbiri yoktur ki, (Nebi) ona karnın içinden (ciğerinden) bir parça kesmiş olmasın. Eğer (kişi) oradaysa ona (hemen) verdi; eğer gaip (yok) ise onun için sakladı. Sonra (pişen eti) iki kaba koydu. Hepimiz yedik ve doyduk. İki kapta (yemek yine de) arttı; ben de onu deveye yükledim.” —veya buna benzer (bir ifade) söyledi.—