5543. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ قَالَ قُلْتُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنَّنَا نَلْقَى الْعَدُوَّ غَدًا، وَلَيْسَ مَعَنَا مُدًى. فَقَالَ " مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ فَكُلُوا، مَا لَمْ يَكُنْ سِنٌّ وَلاَ ظُفُرٌ، وَسَأُحَدِّثُكُمْ عَنْ ذَلِكَ، أَمَّا السِّنُّ فَعَظْمٌ، وَأَمَّا الظُّفْرُ فَمُدَى الْحَبَشَةِ ". وَتَقَدَّمَ سَرَعَانُ النَّاسِ فَأَصَابُوا مِنَ الْغَنَائِمِ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي آخِرِ النَّاسِ فَنَصَبُوا قُدُورًا فَأَمَرَ بِهَا فَأُكْفِئَتْ وَقَسَمَ بَيْنَهُمْ وَعَدَلَ بَعِيرًا بِعَشْرِ شِيَاهٍ، ثُمَّ نَدَّ بَعِيرٌ مِنْ أَوَائِلِ الْقَوْمِ وَلَمْ يَكُنْ مَعَهُمْ خَيْلٌ فَرَمَاهُ رَجُلٌ بِسَهْمٍ فَحَبَسَهُ اللَّهُ. فَقَالَ " إِنَّ لِهَذِهِ الْبَهَائِمِ أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ فَمَا فَعَلَ مِنْهَا هَذَا فَافْعَلُوا مِثْلَ هَذَا ".
Bize Müsedded tahdis etti, bize Ebu'l-Ahvas tahdis etti, bize Saîd bin Mesrûk tahdis etti, Abâye bin Rifâa'dan, [o] babasından, [o] dedesi Râfi bin Hadîc'den; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e: “Biz yarın düşmanla karşılaşacağız ve yanımızda bıçaklar (müdye) yok” dedim. Buyurdu ki: “Kanı akıtan ve üzerine Allah'ın ismi anılanı ye! Diş ve tırnak olmaması şartıyla. Size bunun (sebebini) anlatacağım: Diş kemiktir; tırnak ise Habeşlilerin bıçaklarıdır.” (Râfi devamla) dedi ki: İnsanların aceleci olanları öne geçtiler ve ganimetlerden (bazı şeyler) aldılar. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ise insanların arkasındaydı. Tencereleri (pişirmek için) kurdular. (Nebi geldi ve) Tencerelerle ilgili emir verdi ve (tencereler) devrildi. (Ganimeti) aralarında taksim etti ve bir deveyi on koyuna denk tuttu. Sonra topluluğun (elindeki) develerden bir deve kaçtı. Yanlarında at yoktu. Bir adam ona bir ok attı ve onu hapsetti (durdurdu). Bunun üzerine (Nebi): “Şüphesiz bu hayvanların da vahşi hayvanlar gibi kaçıp gidenleri (ürkenleri) vardır. Onlardan biri bunu yaparsa (böyle kaçarsa), ona böyle yapın” buyurdu.