5580. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا أَبُو شِهَابٍ عَبْدُ رَبِّهِ بْنُ نَافِعٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ حُرِّمَتْ عَلَيْنَا الْخَمْرُ حِينَ حُرِّمَتْ وَمَا نَجِدُ ـ يَعْنِي بِالْمَدِينَةِ ـ خَمْرَ الأَعْنَابِ إِلاَّ قَلِيلاً، وَعَامَّةُ خَمْرِنَا الْبُسْرُ وَالتَّمْرُ.
Bize Ahmed bin Yunus tahdis etti, bize Ebû Şihâb Abdurrabbihi bin Nâfi' tahdis etti, Yunus'tan, [o] Sâbit El-Bünânî'den, [o] Enes'ten; dedi ki: "Şarap bize haram kılındığında haram kılındı ve biz (Medine'de) üzüm şarabını pek az bulabiliyorduk. Şarabımızın geneli olgunlaşmış hurma (busr) ve kuru hurma (tamr) idi."