İçecekler Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

5575. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ فِي الدُّنْيَا، ثُمَّ لَمْ يَتُبْ مِنْهَا، حُرِمَهَا فِي الآخِرَةِ ‏"‏‏.‏

Bize Abdullah bin Yusuf tahdis etti, bize Mâlik haber verdi, Nâfi'den, [o] Abdullah bin Ömer radıyallahu anhuma'dan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Kim dünyada şarap (içki) içer, sonra ondan tövbe etmezse, ahirette ondan mahrum bırakılır.”

5576. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِهِ بِإِيلِيَاءَ بِقَدَحَيْنِ مِنْ خَمْرٍ، وَلَبَنٍ فَنَظَرَ إِلَيْهِمَا، ثُمَّ أَخَذَ اللَّبَنَ، فَقَالَ جِبْرِيلُ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي هَدَاكَ لِلْفِطْرَةِ، وَلَوْ أَخَذْتَ الْخَمْرَ غَوَتْ أُمَّتُكَ‏.‏ تَابَعَهُ مَعْمَرٌ وَابْنُ الْهَادِ وَعُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ وَالزُّبَيْدِيُّ عَنِ الزُّهْرِيِّ‏.‏

Bize Ebu'l-Yemân tahdis etti, bize Şuayb haber verdi, Zührî'den, (dedi ki:) bana Said bin el-Müseyyeb haber verdi ki; o Ebu Hureyre radıyallahu anh'ı şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e İsra gecesi İliyâ'da (Kudüs'te) şarap ve sütten (oluşan) iki kadeh getirildi. Onlara baktı, sonra sütü aldı. Cebrail dedi ki: “Seni fıtrata hidayet eden Allah'a hamdolsun. Eğer şarabı alsaydın ümmetin azardı.” (Ma'mer, İbnü'l-Hâd, Osman bin Ömer ve Zübeydî, Zührî'den rivayetle [Şuayb'a] mutabaat etmişlerdir.)

5577. Hadis

حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَمِعْتُ مِنْ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَدِيثًا لاَ يُحَدِّثُكُمْ بِهِ غَيْرِي قَالَ ‏ "‏ مِنْ أَشْرَاطِ السَّاعَةِ أَنْ يَظْهَرَ الْجَهْلُ، وَيَقِلَّ الْعِلْمُ، وَيَظْهَرَ الزِّنَا، وَتُشْرَبَ الْخَمْرُ، وَيَقِلَّ الرِّجَالُ، وَيَكْثُرَ النِّسَاءُ، حَتَّى يَكُونَ لِخَمْسِينَ امْرَأَةً قَيِّمُهُنَّ رَجُلٌ وَاحِدٌ ‏"‏‏.‏

Bize Müslim bin İbrahim tahdis etti, bize Hişâm tahdis etti, bize Katâde tahdis etti, Enes radıyallahu anh'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den bir hadis işittim ki, benden başka kimse size onu tahdis etmez (anlatmaz). Dedi ki: “Kıyamet alametlerindendir: Cehlin (bilgisizliğin) zuhur etmesi (ortaya çıkması), ilmin azalması, zinanın zuhur etmesi (yayılması), şarabın (içkinin) içilmesi, erkeklerin azalması ve kadınların çoğalması; hatta elli kadın için (bakıcı/sorumlu) bir tek erkek olacak (kadar).”

5578. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَلَمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَابْنَ الْمُسَيَّبِ، يَقُولاَنِ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ لاَ يَزْنِي الزَّانِي حِينَ يَزْنِي وَهْوَ مُؤْمِنٌ، وَلاَ يَشْرَبُ الْخَمْرَ حِينَ يَشْرَبُهَا وَهْوَ مُؤْمِنٌ، وَلاَ يَسْرِقُ السَّارِقُ حِينَ يَسْرِقُ وَهْوَ مُؤْمِنٌ ‏"‏‏.‏ قَالَ ابْنُ شِهَابٍ وَأَخْبَرَنِي عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ أَنَّ أَبَا بَكْرٍ كَانَ يُحَدِّثُهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ثُمَّ يَقُولُ كَانَ أَبُو بَكْرٍ يُلْحِقُ مَعَهُنَّ ‏"‏ وَلاَ يَنْتَهِبُ نُهْبَةً ذَاتَ شَرَفٍ، يَرْفَعُ النَّاسُ إِلَيْهِ أَبْصَارَهُمْ فِيهَا حِينَ يَنْتَهِبُهَا وَهْوَ مُؤْمِنٌ ‏"‏‏.‏

Bize Ahmed bin Sâlih tahdis etti, bize İbn Vehb tahdis etti, dedi ki: Bana Yunus haber verdi, İbn Şihâb'dan, dedi ki: Ebû Seleme bin Abdirrahman ve İbnü'l-Müseyyeb'i şöyle derlerken işittim: Ebû Hureyre radıyallahu anh dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Zina eden, zina ettiği sırada mümin olarak zina etmez. Şarap içen, onu içerken mümin olarak içmez. Hırsızlık eden, hırsızlık ettiği sırada mümin olarak hırsızlık etmez.” İbn Şihâb dedi ki: Ve bana Abdülmelik bin Ebi Bekir bin Abdirrahman bin El-Hâris bin Hişâm haber verdi ki; Ebû Bekir ona Ebû Hureyre'den tahdis eder, sonra Ebû Bekir şunları onlarla (yukarıdakilerle) beraber ilhak ederdi (eklerdi): “Ve yağmacılık yapan, yağma ettiği -ve insanların (o yağmalanana) gözlerini diktiği- sırada mümin olarak yağmacılık yapmaz.”

5579. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ صَبَّاحٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَابِقٍ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ ـ هُوَ ابْنُ مِغْوَلٍ ـ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَقَدْ حُرِّمَتِ الْخَمْرُ، وَمَا بِالْمَدِينَةِ مِنْهَا شَىْءٌ‏.‏

Bize Hasan bin Sabbâh tahdis etti, bize Muhammed bin Sâbık tahdis etti, bize Mâlik -yani İbn Miğvel- tahdis etti, Nâfi'den, [o] İbn Ömer radıyallahu anhuma'dan; dedi ki: "Şarap haram kılındı. (O sırada) Medine'de ondan (şaraptan) bir şey yoktu."

5580. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا أَبُو شِهَابٍ عَبْدُ رَبِّهِ بْنُ نَافِعٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ حُرِّمَتْ عَلَيْنَا الْخَمْرُ حِينَ حُرِّمَتْ وَمَا نَجِدُ ـ يَعْنِي بِالْمَدِينَةِ ـ خَمْرَ الأَعْنَابِ إِلاَّ قَلِيلاً، وَعَامَّةُ خَمْرِنَا الْبُسْرُ وَالتَّمْرُ‏.‏

Bize Ahmed bin Yunus tahdis etti, bize Ebû Şihâb Abdurrabbihi bin Nâfi' tahdis etti, Yunus'tan, [o] Sâbit El-Bünânî'den, [o] Enes'ten; dedi ki: "Şarap bize haram kılındığında haram kılındı ve biz (Medine'de) üzüm şarabını pek az bulabiliyorduk. Şarabımızın geneli olgunlaşmış hurma (busr) ve kuru hurma (tamr) idi."

5581. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ أَبِي حَيَّانَ، حَدَّثَنَا عَامِرٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَامَ عُمَرُ عَلَى الْمِنْبَرِ فَقَالَ أَمَّا بَعْدُ نَزَلَ تَحْرِيمُ الْخَمْرِ وَهْىَ مِنْ خَمْسَةٍ الْعِنَبِ وَالتَّمْرِ وَالْعَسَلِ وَالْحِنْطَةِ وَالشَّعِيرِ، وَالْخَمْرُ مَا خَامَرَ الْعَقْلَ‏.‏

Bize Müsedded tahdis etti, bize Yahya tahdis etti, Ebû Hayyân'dan, bize Âmir tahdis etti, İbn Ömer radıyallahu anhuma'dan; Ömer (bin Hattâb) minbere çıktı ve dedi ki: "Emmâ ba'du! Şarabın (içkinin) haram kılındığı (ayet) indi. O (şarap) beş şeydendir: Üzüm, hurma, bal, buğday ve arpadan. Şarap (hamr), aklı örten şeydir."

5582. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنْتُ أَسْقِي أَبَا عُبَيْدَةَ وَأَبَا طَلْحَةَ وَأُبَىَّ بْنَ كَعْبٍ مِنْ فَضِيخِ زَهْوٍ وَتَمْرٍ فَجَاءَهُمْ آتٍ فَقَالَ إِنَّ الْخَمْرَ قَدْ حُرِّمَتْ‏.‏ فَقَالَ أَبُو طَلْحَةَ قُمْ يَا أَنَسُ فَأَهْرِقْهَا‏.‏ فَأَهْرَقْتُهَا‏.‏

Bize İsmail bin Abdullah tahdis etti, dedi ki: Bana Mâlik bin Enes tahdis etti, İshak bin Abdullah bin Ebi Talha'dan, [o] Enes bin Mâlik radıyallahu anh'tan; dedi ki: Ben Ebû Ubeyde'ye, Ebû Talha'ya ve Übeyy bin Ka'b'a olgunlaşmış ve koruk hurma karışımından (yapılan) fadîh (şerbeti/içkisi) sunuyordum. O sırada onlara birisi geldi ve: "Muhakkak ki şarap haram kılındı" dedi. Bunun üzerine Ebû Talha: "Kalk ey Enes, onu dök!" dedi. Ben de onu döktüm.

5583. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، قَالَ كُنْتُ قَائِمًا عَلَى الْحَىِّ أَسْقِيهِمْ ـ عُمُومَتِي وَأَنَا أَصْغَرُهُمُ ـ الْفَضِيخَ، فَقِيلَ حُرِّمَتِ الْخَمْرُ‏.‏ فَقَالُوا أَكْفِئْهَا‏.‏ فَكَفَأْتُهَا‏.‏ قُلْتُ لأَنَسٍ مَا شَرَابُهُمْ قَالَ رُطَبٌ وَبُسْرٌ‏.‏ فَقَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَنَسٍ وَكَانَتْ خَمْرَهُمْ‏.‏ فَلَمْ يُنْكِرْ أَنَسٌ‏.‏ وَحَدَّثَنِي بَعْضُ أَصْحَابِي أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسًا يَقُولُ كَانَتْ خَمْرَهُمْ يَوْمَئِذٍ‏.‏

Bize Müsedded tahdis etti, bize Mu'temir tahdis etti, babasından, dedi ki: Enes'i işittim, şöyle dedi: Ben kabileme (amcalarıma) -ki ben onların en küçüğü idim- ayakta durmuş fadîh (hurma şarabı) sunuyordum. O sırada "Şarap haram kılındı" denildi. Bunun üzerine (amcalarım): "Onu dök" dediler. Ben de onu döktüm. (Ravi dedi ki:) Enes'e: "Onların içecekleri ne idi?" dedim. O da: "Olgunlaşmış hurma (rutab) ve koruk hurma(busr)" dedi. Bunun üzerine Ebû Bekir bin Enes: "O onların şarabı (hamr) idi" dedi. Enes (bunu) inkar etmedi. Ve bana bazı arkadaşlarım tahdis etti ki; o Enes'i şöyle derken işitmiş: "O gün onların şarabı (hamr) o idi."

5584. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ الْمُقَدَّمِيُّ، حَدَّثَنَا يُوسُفُ أَبُو مَعْشَرٍ الْبَرَّاءُ، قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي بَكْرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، حَدَّثَهُمْ أَنَّ الْخَمْرَ حُرِّمَتْ، وَالْخَمْرُ يَوْمَئِذٍ الْبُسْرُ وَالتَّمْرُ‏.‏

Bize Muhammed bin Ebi Bekir el-Mukaddemî tahdis etti, bize Yusuf Ebû Ma'şer el-Berrâ tahdis etti, dedi ki: Said bin Ubeydullah'ı işittim, dedi ki: Bana Bekr bin Abdullah tahdis etti ki; Enes bin Mâlik onlara tahdis etmiş: "Şarap haram kılındı. O gün (bizim) şarabımız olgunlaşmış hurma (busr) ve kuru hurma (tamr) idi."

5585. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْبِتْعِ فَقَالَ ‏ "‏ كُلُّ شَرَابٍ أَسْكَرَ فَهْوَ حَرَامٌ ‏"‏‏.‏

Bize Abdullah bin Yusuf tahdis etti, bize Mâlik haber verdi, İbn Şihâb'dan, [o] Ebû Seleme bin Abdirrahman'dan; Aişe radıyallahu anha dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e bit'den (bal şarabından) soruldu. Buyurdu ki: 'Sarhoşluk veren her içecek haramdır.'"

5586. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْبِتْعِ وَهْوَ نَبِيذُ الْعَسَلِ، وَكَانَ أَهْلُ الْيَمَنِ يَشْرَبُونَهُ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ كُلُّ شَرَابٍ أَسْكَرَ فَهْوَ حَرَامٌ ‏"‏‏.‏

Bize Ebu'l-Yemân tahdis etti, bize Şuayb haber verdi, Zührî'den, dedi ki: Bana Ebû Seleme bin Abdirrahman haber verdi ki; Aişe radıyallahu anha şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e, Yemen halkının içtiği, bal şerbeti olan bit' hakkında soruldu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Sarhoşluk veren her içecek haramdır' buyurdu."

5587. Hadis

وَعَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَنْتَبِذُوا فِي الدُّبَّاءِ، وَلاَ فِي الْمُزَفَّتِ ‏"‏‏.‏ وَكَانَ أَبُو هُرَيْرَةَ يُلْحِقُ مَعَهَا الْحَنْتَمَ وَالنَّقِيرَ‏.‏

Zührî'den (rivayetle), dedi ki: Bana Enes bin Mâlik tahdis etti ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Dübbâ (su kabağı) ve müzeffet (ziftlenmiş kap) içinde nebiz yapmayın" buyurdu. Ebû Hureyre (buna) hantem (sırlı kap) ve nakîri (oyulmuş kütük) de ilâve ediyordu.

5588. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ أَبِي حَيَّانَ التَّيْمِيِّ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ خَطَبَ عُمَرُ عَلَى مِنْبَرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّهُ قَدْ نَزَلَ تَحْرِيمُ الْخَمْرِ، وَهْىَ مِنْ خَمْسَةِ أَشْيَاءَ الْعِنَبِ وَالتَّمْرِ وَالْحِنْطَةِ وَالشَّعِيرِ وَالْعَسَلِ، وَالْخَمْرُ مَا خَامَرَ الْعَقْلَ، وَثَلاَثٌ وَدِدْتُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يُفَارِقْنَا حَتَّى يَعْهَدَ إِلَيْنَا عَهْدًا الْجَدُّ وَالْكَلاَلَةُ وَأَبْوَابٌ مِنْ أَبْوَابِ الرِّبَا‏.‏ قَالَ قُلْتُ يَا أَبَا عَمْرٍو فَشَىْءٌ يُصْنَعُ بِالسِّنْدِ مِنَ الرُّزِّ‏.‏ قَالَ ذَاكَ لَمْ يَكُنْ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَوْ قَالَ عَلَى عَهْدِ عُمَرَ‏.‏ وَقَالَ حَجَّاجُ عَنْ حَمَّادٍ عَنْ أَبِي حَيَّانَ مَكَانَ الْعِنَبِ الزَّبِيبَ‏.‏

Bize Ahmed bin Ebi Recâ tahdis etti, bize Yahya tahdis etti, Ebû Hayyân et-Teymî'den, [o] Şu'bî'den, [o] İbn Ömer radıyallahu anhuma'dan; dedi ki: Ömer Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in minberinde hutbe verdi ve şöyle dedi: "Muhakkak ki içki yasağı indi. O beş şeydendir: Üzüm, hurma, buğday, arpa ve bal. Şarap (hamr), aklı örten şeydir. Üç şey vardır ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bize onlarla ilgili (kesin) bir ahidde bulunmadan (açıklamadan) ayrılmamasını isterdim: (Mirasçılıkta) dede, kelâle ve faiz kapılarından bazı kapılar."

5589. Hadis

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي السَّفَرِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، قَالَ الْخَمْرُ يُصْنَعُ مِنْ خَمْسَةٍ مِنَ الزَّبِيبِ وَالتَّمْرِ وَالْحِنْطَةِ وَالشَّعِيرِ وَالْعَسَلِ‏.‏

Bize Hafs bin Ömer tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti, Abdullah bin Ebi's-Sefer'den, [o] Şa'bî'den, [o] İbn Ömer'den, [o] Ömer'den; dedi ki: "Şarap beş şeyden yapılır: Kuru üzüm, hurma, buğday, arpa ve bal."

5590. Hadis

وَقَالَ هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ، حَدَّثَنَا عَطِيَّةُ بْنُ قَيْسٍ الْكِلاَبِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ غَنْمٍ الأَشْعَرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو عَامِرٍ ـ أَوْ أَبُو مَالِكٍ ـ الأَشْعَرِيُّ وَاللَّهِ مَا كَذَبَنِي سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لَيَكُونَنَّ مِنْ أُمَّتِي أَقْوَامٌ يَسْتَحِلُّونَ الْحِرَ وَالْحَرِيرَ وَالْخَمْرَ وَالْمَعَازِفَ، وَلَيَنْزِلَنَّ أَقْوَامٌ إِلَى جَنْبِ عَلَمٍ يَرُوحُ عَلَيْهِمْ بِسَارِحَةٍ لَهُمْ، يَأْتِيهِمْ ـ يَعْنِي الْفَقِيرَ ـ لِحَاجَةٍ فَيَقُولُوا ارْجِعْ إِلَيْنَا غَدًا‏.‏ فَيُبَيِّتُهُمُ اللَّهُ وَيَضَعُ الْعَلَمَ، وَيَمْسَخُ آخَرِينَ قِرَدَةً وَخَنَازِيرَ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ‏"‏‏.‏

Hişâm bin Ammâr dedi ki: Bize Sadaka bin Hâlid tahdis etti, bize Abdurrahman bin Yezid bin Câbir tahdis etti, bize Atiyye bin Kays el-Kilâbî tahdis etti, bize Abdurrahman bin Ganm el-Eş'arî tahdis etti; dedi ki: Bana Ebû Âmir -veya Ebû Mâlik- el-Eş'arî tahdis etti -vallahi bana yalan söylemedi-; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işitmiş: "Ümmetimden bir takım kavimler olacak; ferci (zinayı), ipeği, şarabı ve çalgı aletlerini helal sayacaklar. Bir takım kavimler de dağın (tepenin) yanına inecekler (konaklayacaklar). (Çobanları) onlara ait sürüyü akşamleyin getirecek. Onlara (fakir) bir ihtiyaç için gelecek. Onlar da: 'Bize yarın gel' diyecekler. Bunun üzerine Allah onları (geceleyin) helak edecek (dağı üzerlerine indirecek) ve geriye kalanları kıyamet gününe kadar maymunlara ve domuzlara çevirecektir."

5591. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَهْلاً، يَقُولُ أَتَى أَبُو أُسَيْدٍ السَّاعِدِيُّ فَدَعَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي عُرْسِهِ، فَكَانَتِ امْرَأَتُهُ خَادِمَهُمْ وَهْىَ الْعَرُوسُ‏.‏ قَالَتْ أَتَدْرُونَ مَا سَقَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْقَعْتُ لَهُ تَمَرَاتٍ مِنَ اللَّيْلِ فِي تَوْرٍ‏.‏

Bize Kuteybe bin Said tahdis etti, bize Yakub bin Abdurrahman tahdis etti, Ebû Hâzim'den; dedi ki: Sehl'i şöyle derken işittim: Ebû Üseyd es-Sâidî evlendiği zaman Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i düğününe davet etti. O gün karısı, (aynı zamanda) gelin olduğu halde onların hizmetçisi idi. (Sehl) dedi ki: "(Kadın): 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e ne içirdiğimi (veya ne ıslattığımı) biliyor musunuz? (Geceden) onun için bir kapta (tvr) hurmalar ıslattım' dedi."

5592. Hadis

حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ أَبُو أَحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الظُّرُوفِ فَقَالَتِ الأَنْصَارُ إِنَّهُ لاَ بُدَّ لَنَا مِنْهَا‏.‏ قَالَ ‏ "‏ فَلاَ إِذًا ‏"‏‏.‏ وَقَالَ خَلِيفَةُ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنْ مَنْصُورٍ عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ عَنْ جَابِرٍ بِهَذَا حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بِهَذَا وَقَالَ فِيهِ لَمَّا نَهَى النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ الْأَوْعِيَةِ

Bize Yusuf bin Musa tahdis etti, bize Muhammed bin Abdullah Ebû Ahmed ez-Zübeyrî tahdis etti, bize Süfyan tahdis etti, Mansûr'dan, [o] Sâlim'den, [o] Câbir radıyallahu anh'tan; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kapları (kullanmaktan) nehyetti. Ensar: 'Bizim için onlardan (kullanmaktan) başka çare yok' dediler. (Bunun üzerine) buyurdu ki: 'Öyleyse (yasak) yok.'" (Halîfe [dedi ki:] Bize Yahya bin Said tahdis etti, bize Süfyan tahdis etti, Mansûr'dan, [o] Sâlim bin Ebi'l-Ca'd'dan, [o] Câbir'den bu hadisi [rivayet etti]. Bize Abdullah bin Muhammed tahdis etti, bize Süfyan bu hadisi tahdis etti ve şunları söyledi: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kaplardan nehyettiği zaman...")

5593. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ أَبِي مُسْلِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ أَبِي عِيَاضٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَمَّا نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الأَسْقِيَةِ قِيلَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَيْسَ كُلُّ النَّاسِ يَجِدُ سِقَاءً فَرَخَّصَ لَهُمْ فِي الْجَرِّ غَيْرِ الْمُزَفَّتِ‏.‏

Bize Ali bin Abdullah tahdis etti, bize Süfyan tahdis etti, Süleyman bin Ebi Müslim el-Ahvel'den, [o] Mücâhid'den, [o] Ebû İyâz'dan, [o] Abdullah bin Amr radıyallahu anhuma'dan; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kaplardan (eskiye/şarap kaplarından) nehyettiği zaman, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e: 'Bütün insanlar deri tulum (deri kap) bulamıyor' denildi. Bunun üzerine onlara, ziftlenmemiş olan testilere (testi yapımında kullanılan çömleklere) ruhsat verdi."

5594. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ سُوَيْدٍ، عَنْ عَلِيٍّ ـ رضى الله عنه ـ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ‏.‏ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ عَنِ الأَعْمَشِ بِهَذَا‏.‏

Bize Müsedded tahdis etti, bize Yahya tahdis etti, Süfyan'dan, (dedi ki:) bana Süleyman tahdis etti, İbrahim et-Teymî'den, [o] Hâris bin Süveyd'den, [o] Ali radıyallahu anh'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, dübbâ (su kabağı) ve müzeffet (ziftlenmiş kap) hakkında nehyetti. (Bize Osman tahdis etti, bize Cerîr tahdis etti, A'meş'ten bu hadisi rivayet etti.)

5595. Hadis

حَدَّثَنِي عُثْمَانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، قُلْتُ لِلأَسْوَدِ هَلْ سَأَلْتَ عَائِشَةَ أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ عَمَّا يُكْرَهُ أَنْ يُنْتَبَذَ فِيهِ فَقَالَ نَعَمْ قُلْتُ يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ عَمَّا نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُنْتَبَذَ فِيهِ قَالَتْ نَهَانَا فِي ذَلِكَ أَهْلَ الْبَيْتِ أَنْ نَنْتَبِذَ فِي الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ‏.‏ قُلْتُ أَمَا ذَكَرْتِ الْجَرَّ وَالْحَنْتَمَ قَالَ إِنَّمَا أُحَدِّثُكَ مَا سَمِعْتُ، أَفَأُحَدِّثُ مَا لَمْ أَسْمَعْ

Bana Osman tahdis etti, bize Cerîr tahdis etti, Mansûr'dan, İbrahim'den; (dedi ki:) Esved'e: "Müminlerin Annesi Aişe'ye içinde nebiz (kurulması/yapılması) mekruh olan kapları sordun mu?" dedim. O da: "Evet" dedi. (Şöyle anlatmış:) "Ey Müminlerin Annesi! Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hangi kaplarda nebiz yapılmasını nehyetti?" dedim. Dedi ki: "O ehl-i beyt (bizim ailemiz) için, dübbâ ve müzeffet içinde nebiz yapılmasını nehyetmiştir." Dedim ki: "(Testi manasına gelen) cer ve (sırlı kap) hantem'i zikretmedin mi?" Dedi ki: "Ben sana ancak işittiğimi tahdis ediyorum (anlatıyorum). İşitmediğim şeyi hiç anlatır mıyım?"

5596. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا الشَّيْبَانِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْجَرِّ الأَخْضَرِ‏.‏ قُلْتُ أَنَشْرَبُ فِي الأَبْيَضِ قَالَ لاَ‏.‏

Bize Musa bin İsmail tahdis etti, bize Abdülvâhid tahdis etti, bize Şeybânî tahdis etti, dedi ki: Abdullah bin Ebi Evfâ radıyallahu anhuma'yı işittim, dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yeşil testi (cer)'den nehyetti." Dedim ki: "Beyaz olandan içer miyiz?" Dedi ki: "Hayır."

5597. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْقَارِيُّ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ، أَنَّ أَبَا أُسَيْدٍ السَّاعِدِيَّ، دَعَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لِعُرْسِهِ، فَكَانَتِ امْرَأَتُهُ خَادِمَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَهْىَ الْعَرُوسُ‏.‏ فَقَالَتْ مَا تَدْرُونَ مَا أَنْقَعْتُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْقَعْتُ لَهُ تَمَرَاتٍ مِنَ اللَّيْلِ فِي تَوْرٍ‏.‏

Bize Yahya bin Bükeyr tahdis etti, bize Yakub bin Abdurrahman el-Kārî tahdis etti, Ebû Hâzim'den; dedi ki: Sehl bin Sa'd'ı işittim, (o dedi ki:) Ebû Üseyd es-Sâidî Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i düğününe davet etti. O gün karısı, (aynı zamanda) gelin olduğu halde onların hizmetçisi idi. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için ne ıslattığımı biliyor musunuz? (Geceden) onun için bir kapta (tvr) hurmalar ıslattım."

5598. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الْجُوَيْرِيَةِ، قَالَ سَأَلْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ عَنِ الْبَاذَقِ،‏.‏ فَقَالَ سَبَقَ مُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم الْبَاذَقَ، فَمَا أَسْكَرَ فَهْوَ حَرَامٌ‏.‏ قَالَ الشَّرَابُ الْحَلاَلُ الطَّيِّبُ‏.‏ قَالَ لَيْسَ بَعْدَ الْحَلاَلِ الطَّيِّبِ إِلاَّ الْحَرَامُ الْخَبِيثُ‏.‏

Bize Muhammed bin Kesîr tahdis etti, bize Süfyan haber verdi, Ebu'l-Cuveyriye'den; dedi ki: İbn Abbas'a bâzak (denilen hafif şarap) hakkında sordum. Dedi ki: "Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem (peygamberliği ile) bâzak'ın (hükmünün) önüne geçti: Sarhoşluk veren her şey haramdır." (Ravi) dedi ki: "(O) helal ve hoş bir şaraptır." (İbn Abbas) dedi ki: "Helal ve hoş olandan sonra ancak haram ve pis olan vardır."

5599. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُحِبُّ الْحَلْوَاءَ وَالْعَسَلَ‏.‏

Bize Abdullah bin Ebi Şeybe tahdis etti, bize Ebû Üsâme tahdis etti, bize Hişâm bin Urve tahdis etti, babasından, [o] Aişe radıyallahu anha'dan; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem helvah (tatlı) ve balı severdi."

5600. Hadis

حَدَّثَنَا مُسْلِمٌ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ إِنِّي لأَسْقِي أَبَا طَلْحَةَ وَأَبَا دُجَانَةَ وَسُهَيْلَ ابْنَ الْبَيْضَاءِ خَلِيطَ بُسْرٍ وَتَمْرٍ إِذْ حُرِّمَتِ الْخَمْرُ، فَقَذَفْتُهَا وَأَنَا سَاقِيهِمْ وَأَصْغَرُهُمْ، وَإِنَّا نَعُدُّهَا يَوْمَئِذٍ الْخَمْرَ‏.‏ وَقَالَ عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ سَمِعَ أَنَسًا‏.‏

Bize Müslim tahdis etti, bize Hişâm tahdis etti, bize Katâde tahdis etti, Enes radıyallahu anh'tan; dedi ki: "Ben Ebû Talha'ya, Ebû Ducâne'ye ve Süheyl İbnü'l-Beydâ'ya koruk (busr) ve olgun hurma (temr) karışımından (yapılan şarabı) sunuyordum. O sırada şarap haram kılındı. Ben onların sâkîleri ve en küçükleri olduğum halde onu atıp döktüm. Biz o gün onu (o içeceği) şarap (hamr) sayıyorduk." (Amr bin Hâris dedi ki: Bize Katâde tahdis etti; Enes'i işitmiş.)

5601. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرًا ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الزَّبِيبِ وَالتَّمْرِ وَالْبُسْرِ وَالرُّطَبِ‏.‏

Bize Ebû Âsım tahdis etti, İbn Cüreyc'den, (dedi ki:) bana Atâ haber verdi; o Câbir radıyallahu anh'ı şöyle derken işitmiş: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kuru üzüm, kuru hurma (temr), koruk hurma (busr) ve olgunlaşmış hurma (rutab)'dan (bunları karıştırarak nebiz yapmaktan) nehyetti."

5602. Hadis

حَدَّثَنَا مُسْلِمٌ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُجْمَعَ بَيْنَ التَّمْرِ وَالزَّهْوِ، وَالتَّمْرِ وَالزَّبِيبِ، وَلْيُنْبَذْ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا عَلَى حِدَةٍ‏.‏

Müslim bize tahdis etti, Hişâm bize tahdis etti, Yahyâ b. Ebî Kesîr bize haber verdi; Abdullah b. Ebî Katâde'den; [o da] babasından; şöyle dedi: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem kuru hurma (temr) ile ham hurmanın (zehv) ve kuru hurma ile kuru üzümün (zebîb) bir arada karıştırılarak şıra (nebîz) yapılmasını yasakladı. Ve: "Onların her biri tek başına şıra yapılsın" [buyurdu].

5603. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِهِ بِقَدَحِ لَبَنٍ وَقَدَحِ خَمْرٍ‏.‏

Bize Abdan tahdis etti, bize Abdullah haber verdi, bize Yûnus haber verdi, Zührî'den, dedi ki: Bana Ebû Seleme bin Abdirrahman haber verdi ki; o İbn Abbas radıyallahu anhuma'yı şöyle derken işitmiş: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için sabahın erken vaktinde bir su tulumunda (içindeki su ile kuru üzüm) ıslatılır (nebiz yapılır)dı. O gün, ertesi gün ve üçüncü gün -akşam olunca- onu içerdi. Eğer bir şey artarsa onu dökerdi."

5604. Hadis

حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، سَمِعَ سُفْيَانَ، أَخْبَرَنَا سَالِمٌ أَبُو النَّضْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ عُمَيْرًا، مَوْلَى أُمِّ الْفَضْلِ يُحَدِّثُ عَنْ أُمِّ الْفَضْلِ، قَالَتْ شَكَّ النَّاسُ فِي صِيَامِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ عَرَفَةَ، فَأَرْسَلْتُ إِلَيْهِ بِإِنَاءٍ فِيهِ لَبَنٌ فَشَرِبَ‏.‏ فَكَانَ سُفْيَانُ رُبَّمَا قَالَ شَكَّ النَّاسُ فِي صِيَامِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ عَرَفَةَ فَأَرْسَلَتْ إِلَيْهِ أُمُّ الْفَضْلِ‏.‏ فَإِذَا وُقِفَ عَلَيْهِ قَالَ هُوَ عَنْ أُمِّ الْفَضْلِ‏.‏

El-Humeydî bize tahdis etti, Süfyân'dan işitmiştir; Sâlim Ebû'n-Nadr bize haber verdi; o Ümmü'l-Fazl'ın azatlısı Umeyr'i Ümmü'l-Fazl'dan tahdis ederken işitmiştir; şöyle dedi: İnsanlar Arefe günü Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in oruçlu olup olmadığında şüpheye düştüler. Bunun üzerine ben ona içinde süt bulunan bir kap gönderdim, o da içti. Süfyân bazen şöyle derdi: "İnsanlar Arefe günü Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in orucu hakkında şüpheye düştüler de Ümmü'l-Fazl ona [süt] gönderdi." Kendisine [isnad] sorulduğunda: "O Ümmü'l-Fazl'dandır" derdi.

5605. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، وَأَبِي، سُفْيَانَ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْداللَّهِ، قَالَ جَاءَ أَبُو حُمَيْدٍ بِقَدَحٍ مِنْ لَبَنٍ مِنَ النَّقِيعِ، فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَلاَّ خَمَّرْتَهُ وَلَوْ أَنْ تَعْرُضَ عَلَيْهِ عُودًا ‏"‏‏.‏

Bize Müsedded tahdis etti, bize Yahya tahdis etti, Şeybân'dan, [o] Katâde'den, [o] Câbir bin Abdullah radıyallahu anhuma'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Gece girdiğinde -veya akşama girdiğinizde- çocuklarınızı (evlerinize) alıkoyun. Çünkü şeytan o zaman (yeryüzüne) yayılır. Geceden bir saat (bir süre) gittiğinde onları bırakın. Kapıları kapatın ve Allah'ın ismini zikredin (Besmele çekin). Çünkü şeytan kapalı kapıyı açmaz. Kırbalarınızın (su tulumu) ağzını bağlayın ve Allah'ın ismini zikredin. Kaplarınızın üzerini -üzerine bir şey (çubuk gibi) koyarak da olsa- örtün ve Allah'ın ismini zikredin. Ve kandillerinizi (lambalarınızı) söndürün."

5606. Hadis

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا صَالِحٍ، يَذْكُرُ ـ أُرَاهُ ـ عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ جَاءَ أَبُو حُمَيْدٍ ـ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ ـ مِنَ النَّقِيعِ بِإِنَاءٍ مِنْ لَبَنٍ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَلاَّ خَمَّرْتَهُ، وَلَوْ أَنْ تَعْرُضَ عَلَيْهِ عُودًا ‏"‏‏.‏ وَحَدَّثَنِي أَبُو سُفْيَانَ عَنْ جَابِرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا‏.‏

Bize Ali bin Abdullah tahdis etti, bize Sâlih bin Hayyân tahdis etti, dedi ki: bana amcam Âmir -ki o İbn Hayyân et-Teymî'dir- tahdis etti, Ebû Hureyre radıyallahu anh'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Advâ (hastalık bulaşması), Tiyara (uğursuzluk sayma), Hâme (baykuş ötmesini kötüye yorma) ve Safer (ayının uğursuzluğu inancı) yoktur. Cüzzamlıdan, aslandan kaçtığın gibi kaç" buyurdu.

5607. Hadis

حَدَّثَنِي مَحْمُودٌ، أَخْبَرَنَا النَّضْرُ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَدِمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنْ مَكَّةَ وَأَبُو بَكْرٍ مَعَهُ قَالَ أَبُو بَكْرٍ مَرَرْنَا بِرَاعٍ وَقَدْ عَطِشَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ أَبُو بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ فَحَلَبْتُ كُثْبَةً مِنْ لَبَنٍ فِي قَدَحٍ، فَشَرِبَ حَتَّى رَضِيتُ، وَأَتَانَا سُرَاقَةُ بْنُ جُعْشُمٍ عَلَى فَرَسٍ فَدَعَا عَلَيْهِ، فَطَلَبَ إِلَيْهِ سُرَاقَةُ أَنْ لاَ يَدْعُوَ عَلَيْهِ، وَأَنْ يَرْجِعَ فَفَعَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Bana Mahmud tahdis etti, bize Nadr haber verdi, bize Şu'be haber verdi, Ebû İshak'tan, dedi ki: Berâ radıyallahu anh'ı işittim, şöyle dedi: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke'den (Medine'ye hicret için) geldiğinde Ebû Bekir onunla beraberdi. Ebû Bekir dedi ki: Bir çobana uğradık. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem susamıştı. Ebû Bekir radıyallahu anh dedi ki: 'Bir kadehe, (koyun memesinden) biraz süt sağdım. (Resûlullah) ben razı oluncaya (onun susuzluğu gidinceye) kadar içti. Ve Sürâka bin Cu'şum bir at üzerinde bize (yetişip) geldi. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) ona beddua etti. Bunun üzerine Sürâka, kendisine beddua etmemesini ve (geri) döneceğini (kimseye yerlerini söylemeyeceğini) O'ndan istedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem de (kabul) etti (beddua etmedi/duasını geri aldı).'"

5608. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ نِعْمَ الصَّدَقَةُ اللِّقْحَةُ الصَّفِيُّ مِنْحَةً، وَالشَّاةُ الصَّفِيُّ مِنْحَةً، تَغْدُو بِإِنَاءٍ، وَتَرُوحُ بِآخَرَ ‏"‏‏.‏

Bize Ebu'l-Yemân tahdis etti, bize Şuayb haber verdi, bize Ebu'z-Zinâd tahdis etti, Abdurrahman'dan, [o] Ebû Hureyre radıyallahu anh'tan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Minha olarak (ariyet/ödünç manasında verilen) bol sütlü deve ve minha olarak verilen bol sütlü koyun (sağılmalık hayvan) ne güzel bir sadakadır! Sabahleyin bir kap (dolusu süt) ile gider, akşamleyin bir kap (dolusu süt) ile döner."

5609. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَرِبَ لَبَنًا فَمَضْمَضَ وَقَالَ ‏ "‏ إِنَّ لَهُ دَسَمًا ‏"‏‏.‏

Bize Ebû Âsım tahdis etti, Evzâî'den, [o] İbn Şihâb'dan, [o] Ubeydullah bin Abdillah'tan, [o] İbn Abbas radıyallahu anhuma'dan; "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem süt içti, sonra (su ile) ağzını çalkaladı ve: 'Muhakkak ki onun (sütün) yağlılığı vardır (yağı vardır)' buyurdu."

5610. Hadis

وَقَالَ إِبْرَاهِيمُ بْنُ طَهْمَانَ عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ رُفِعْتُ إِلَى السِّدْرَةِ فَإِذَا أَرْبَعَةُ أَنْهَارٍ، نَهَرَانِ ظَاهِرَانِ، وَنَهَرَانِ بَاطِنَانِ، فَأَمَّا الظَّاهِرَانِ النِّيلُ وَالْفُرَاتُ، وَأَمَّا الْبَاطِنَانِ فَنَهَرَانِ فِي الْجَنَّةِ فَأُتِيتُ بِثَلاَثَةِ أَقْدَاحٍ، قَدَحٌ فِيهِ لَبَنٌ، وَقَدَحٌ فِيهِ عَسَلٌ، وَقَدَحٌ فِيهِ خَمْرٌ، فَأَخَذْتُ الَّذِي فِيهِ اللَّبَنُ فَشَرِبْتُ فَقِيلَ لِي أَصَبْتَ الْفِطْرَةَ أَنْتَ وَأُمَّتُكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ هِشَامٌ وَسَعِيدٌ وَهَمَّامٌ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ عَنْ مَالِكِ بْنِ صَعْصَعَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الأَنْهَارِ نَحْوَهُ، وَلَمْ يَذْكُرُوا ثَلاَثَةَ أَقْدَاحٍ‏.‏

Ve İbrahim bin Tahmân, Şu'be'den, [o] Katâde'den, [o] Enes bin Mâlik'ten (şöyle rivayet etti); dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Sidre(-i Mühteha)'ya yükseltildim. Bir de baktım ki dört nehir: İki nehir zâhir (açıkta), iki nehir bâtın (gizli). Zâhir olanlar Nil ve Fırat'tır. Bâtın olanlar ise Cennet'te iki nehirdir. (O sırada) bana üç kadeh getirildi: İçinde süt olan bir kadeh, içinde bal olan bir kadeh ve içinde şarap olan bir kadeh. Ben içinde süt olanı aldım ve içtim. Bana: 'Sen ve ümmetin fıtrata isabet ettiniz (yaratılış gayesine uygun olanı seçtiniz)' denildi." (Hişâm, Said ve Hemmâm; Katâde'den, [o] Enes bin Mâlik'ten, [o] Mâlik bin Sa'saa'dan, [o] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den nehirler hakkında bunun benzerini rivayet ettiler. Ve [bu raviler] üç kadehi zikretmediler.)

5611. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ كَانَ أَبُو طَلْحَةَ أَكْثَرَ أَنْصَارِيٍّ بِالْمَدِينَةِ مَالاً مِنْ نَخْلٍ، وَكَانَ أَحَبُّ مَالِهِ إِلَيْهِ بَيْرَحَاءَ، وَكَانَتْ مُسْتَقْبِلَ الْمَسْجِدِ، وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدْخُلُهَا وَيَشْرَبُ مِنْ مَاءٍ فِيهَا طَيِّبٍ‏.‏ قَالَ أَنَسٌ فَلَمَّا نَزَلَتْ ‏{‏لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ‏}‏ قَامَ أَبُو طَلْحَةَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَقُولُ ‏{‏لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ‏}‏ وَإِنَّ أَحَبَّ مَالِي إِلَىَّ بَيْرُحَاءَ، وَإِنَّهَا صَدَقَةٌ لِلَّهِ أَرْجُو بِرَّهَا وَذُخْرَهَا عِنْدَ اللَّهِ فَضَعْهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ حَيْثُ أَرَاكَ اللَّهُ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ بَخٍ ذَلِكَ مَالٌ رَابِحٌ ـ أَوْ رَايِحٌ شَكَّ عَبْدُ اللَّهِ ـ وَقَدْ سَمِعْتُ مَا قُلْتَ وَإِنِّي أَرَى أَنْ تَجْعَلَهَا فِي الأَقْرَبِينَ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ أَبُو طَلْحَةَ أَفْعَلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، فَقَسَمَهَا أَبُو طَلْحَةَ فِي أَقَارِبِهِ وَفِي بَنِي عَمِّهِ‏.‏ وَقَالَ إِسْمَاعِيلُ وَيَحْيَى بْنُ يَحْيَى رَايِحٌ‏.‏

Bize Abdullah bin Mesleme tahdis etti, Mâlik'ten, [o] İshak bin Abdullah'tan; o Enes bin Mâlik'i şöyle derken işitmiş: "Ebû Talha, Medine'de hurmalık malı (bahçesi) en çok olan Ensar'dandı. Onun en sevdiği malı da (Mescid-i Nebevî'nin) karşısında olan Beyruhâ (bahçesi) idi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oraya girer ve onun içindeki tatlı sudan içerdi." Enes dedi ki: "{Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe birre (iyiliğe) asla eremezsiniz} (Âl-i İmran: 92) ayeti inince Ebû Talha kalktı ve dedi ki: 'Ya Resûlallah! Muhakkak ki Allah: {Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe birre (iyiliğe) asla eremezsiniz} buyuruyor. Benim en sevdiğim malım ise Beyruhâ'dır. O, Allah için sadakadır. Allah katında onun birrini (sevabını) ve ahiret azığı olmasını umuyorum. Ya Resûlallah! Onu Allah'ın sana gösterdiği (dilediğin) yere koy.' Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: 'Buh! (Ne güzel!) İşte bu kârlı bir maldır -veya giden (sadaka olarak elden çıkan ama sevabı kalan) bir maldır (Ravilerden Abdullah şek etmiştir)-. Dediğini işittim. Ben onu akrabalarına vermeni (uygun) görüyorum.' Ebû Talha: 'Öyle yaparım ya Resûlallah' dedi. Ve Ebû Talha onu akrabaları ve amcası oğulları arasında taksim etti." (İsmail ve Yahya bin Yahya: 'Sadaka olarak giden (râyih) maldır' dediler.)

5612. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ رَأَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَرِبَ لَبَنًا، وَأَتَى دَارَهُ فَحَلَبْتُ شَاةً فَشُبْتُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْبِئْرِ، فَتَنَاوَلَ الْقَدَحَ فَشَرِبَ، وَعَنْ يَسَارِهِ أَبُو بَكْرٍ وَعَنْ يَمِينِهِ أَعْرَابِيٌّ، فَأَعْطَى الأَعْرَابِيَّ فَضْلَهُ، ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ الأَيْمَنَ فَالأَيْمَنَ ‏"‏‏.‏

Abdân bize tahdis etti, Abdullah bize haber verdi, Yûnus bize haber verdi; Zührî'den; dedi ki: Enes b. Mâlik radıyallahu anh bana haber verdi ki; Kendisi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in süt içtiğini gördü. [Resûlullah] onun evine gelmişti; bir koyun sağdım ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için kuyudan [çektiğim su ile o sütü] karıştırdım. [Resûlullah] kadehi alıp içti; solunda Ebû Bekir, sağında ise bir bedevî vardı. [Resûlullah artan] fazlasını bedevîye verdi, sonra da: "Sağdakine, sonra onun sağındakine!" buyurdu.

5613. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا فُلَيْحُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَى رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ وَمَعَهُ صَاحِبٌ لَهُ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنْ كَانَ عِنْدَكَ مَاءٌ بَاتَ هَذِهِ اللَّيْلَةَ فِي شَنَّةٍ، وَإِلاَّ كَرَعْنَا ‏"‏‏.‏ قَالَ وَالرَّجُلُ يُحَوِّلُ الْمَاءَ فِي حَائِطِهِ ـ قَالَ ـ فَقَالَ الرَّجُلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ عِنْدِي مَاءٌ بَائِتٌ فَانْطَلِقْ إِلَى الْعَرِيشِ ـ قَالَ ـ فَانْطَلَقَ بِهِمَا، فَسَكَبَ فِي قَدَحٍ، ثُمَّ حَلَبَ عَلَيْهِ مِنْ دَاجِنٍ لَهُ ـ قَالَ ـ فَشَرِبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ شَرِبَ الرَّجُلُ الَّذِي جَاءَ مَعَهُ‏.‏

Abdullah b. Muhammed bize tahdis etti, Ebû Âmir bize tahdis etti, Fuleyh b. Süleyman bize tahdis etti; Saîd b. el-Hâris'ten; [o da] Câbir b. Abdullah radıyallahu anhümâ'dan; şöyle demiştir: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem, yanında bir sahabîsiyle birlikte Ensâr'dan bir adamın yanına girdi. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Eğer yanında bu gece eski bir kırbada beklemiş su varsa [getir], yoksa [akar sudan ağzımızla] içeriz (kera'nâ)" buyurdu. —Râvi dedi ki: Adam bahçesinde suyu akıtıp sulama yapıyordu.— Adam: "Ey Allah'ın Resûlü! Yanımda geceden beklemiş su var, çardağa (arîş) buyrun" dedi. Râvi dedi ki: Adam onları alıp götürdü, bir bardağa su döktü, sonra evinde beslediği bir koyundan onun üzerine süt sağdı. Râvi dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem içti, sonra da beraberinde gelen adam içti.

5614. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُعْجِبُهُ الْحَلْوَاءُ وَالْعَسَلُ‏.‏

Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Ebû Üsâme bize tahdis etti; dedi ki: Hişâm bana babasından haber verdi; [o da] Âişe radıyallahu anhâ'dan; şöyle demiştir: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem tatlıyı (tatlı yiyecekleri) ve balı severdi (hoşuna giderdi).

5615. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنِ النَّزَّالِ، قَالَ أَتَى عَلِيٌّ ـ رضى الله عنه ـ عَلَى باب الرَّحَبَةِ، فَشَرِبَ قَائِمًا فَقَالَ إِنَّ نَاسًا يَكْرَهُ أَحَدُهُمْ أَنْ يَشْرَبَ وَهْوَ قَائِمٌ، وَإِنِّي رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَعَلَ كَمَا رَأَيْتُمُونِي فَعَلْتُ‏.‏

Ebû Nuaym bize tahdis etti, Mis'ar bize tahdis etti; Abdülmelik b. Meysere'den; [o] en-Nezzâl'den; şöyle dedi: Ali radıyallahu anh Rahabe kapısına geldi ve ayakta su içti. Sonra da şöyle dedi: "Şüphesiz bazı insanlar ayakta su içmeyi kerih görürler. Oysa ben Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in, tıpkı beni yaparken gördüğünüz gibi yaptığını gördüm."

5616. Hadis

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ مَيْسَرَةَ، سَمِعْتُ النَّزَّالَ بْنَ سَبْرَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ عَلِيٍّ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ صَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ قَعَدَ فِي حَوَائِجِ النَّاسِ فِي رَحَبَةِ الْكُوفَةِ حَتَّى حَضَرَتْ صَلاَةُ الْعَصْرِ، ثُمَّ أُتِيَ بِمَاءٍ فَشَرِبَ وَغَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ وَذَكَرَ رَأْسَهُ وَرِجْلَيْهِ، ثُمَّ قَامَ فَشَرِبَ فَضْلَهُ وَهْوَ قَائِمٌ ثُمَّ قَالَ إِنَّ نَاسًا يَكْرَهُونَ الشُّرْبَ قَائِمًا وَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَنَعَ مِثْلَ مَا صَنَعْتُ‏.‏

Bize Âdem tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti, bize Abdülmelik bin Meysere tahdis etti; Nezzâl bin Sebre'nin Ali radıyallahu anh'tan şöyle tahdis ettiğini işittim: O (Ali) öğle namazını kıldı, sonra ikindi namazı gelinceye kadar Kufe'nin geniş meydanında insanların hacetleri(ne bakmak/onları çözmek) için oturdu. Sonra (ona) su getirildi. (Onu) içti, yüzünü ve ellerini yıkadı, başını ve ayaklarını meshetti. Sonra kalktı ve artan suyunu ayakta olduğu halde içti. Sonra dedi ki: "Muhakkak ki insanlar ayakta içmeyi kerih görüyorlar. Halbuki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem benim yaptığımın mislini (aynısını) yapmıştır."

5617. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ شَرِبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَائِمًا مِنْ زَمْزَمَ‏.‏

Bize Ebû Nuaym tahdis etti, bize Süfyan tahdis etti, Âsım el-Ahvel'den, [o] Şa'bî'den, [o] İbn Abbas'tan; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Zemzem'den ayakta iken içti."

5618. Hadis

حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، أَخْبَرَنَا أَبُو النَّضْرِ، عَنْ عُمَيْرٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ عَنْ أُمِّ الْفَضْلِ بِنْتِ الْحَارِثِ، أَنَّهَا أَرْسَلَتْ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِقَدَحِ لَبَنٍ، وَهُوَ وَاقِفٌ عَشِيَّةَ عَرَفَةَ، فَأَخَذَ بِيَدِهِ فَشَرِبَهُ‏.‏ زَادَ مَالِكٌ عَنْ أَبِي النَّضْرِ عَلَى بَعِيرِهِ‏.‏

Bize Mâlik bin İsmail tahdis etti, bize Abdulaziz bin Ebi Seleme tahdis etti, bize Ebu'n-Nadr haber verdi, Umeyr'den, İbn Abbas'ın mevlasından, [o] Ümmü'l-Fadl bint Hâris'ten; dedi ki: "Arefe günü akşamı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vakfe yerindeyken (ayaktayken) O'na bir kadeh süt gönderdim. Kadehi eline aldı ve onu içti." (Mâlik, Ebu'n-Nadr'dan şu ziyadeyi yaptı: "Devesinin üzerindeyken.")

5619. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِلَبَنٍ قَدْ شِيبَ بِمَاءٍ، وَعَنْ يَمِينِهِ أَعْرَابِيٌّ وَعَنْ شِمَالِهِ أَبُو بَكْرٍ، فَشَرِبَ، ثُمَّ أَعْطَى الأَعْرَابِيَّ، وَقَالَ ‏ "‏ الأَيْمَنَ الأَيْمَنَ ‏"‏‏.‏

Bize İsmail tahdis etti, dedi ki: Bana Mâlik tahdis etti, İbn Şihâb'dan, [o] Enes bin Mâlik radıyallahu anh'tan; "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e, su ile karıştırılmış bir (kap) süt getirildi. Sağında bir bedevi, solunda ise Ebû Bekir vardı. Resûlullah (süt) içti. Sonra (kabı) bedeviye verdi ve: '(Önce) sağdaki, sonra (onun) sağ(ın)daki' buyurdu."

5620. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي حَازِمِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِشَرَابٍ فَشَرِبَ مِنْهُ، وَعَنْ يَمِينِهِ غُلاَمٌ وَعَنْ يَسَارِهِ الأَشْيَاخُ‏.‏ فَقَالَ لِلْغُلاَمِ ‏ "‏ أَتَأْذَنُ لِي أَنْ أُعْطِيَ هَؤُلاَءِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ الْغُلاَمُ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ لاَ أُوثِرُ بِنَصِيبِي مِنْكَ أَحَدًا‏.‏ قَالَ فَتَلَّهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي يَدِهِ‏.‏

Bize İsmail tahdis etti, dedi ki: Bana Mâlik tahdis etti, Ebû Hâzim bin Dinar'dan, [o] Sehl bin Sa'd radıyallahu anh'tan; "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir içecek getirildi, ondan içti. Sağında bir çocuk/genç, solunda ise yaşlılar (şeyhler) vardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem gence: 'Bunu şunlara (yaşlılara) vermem için bana izin verir misin?' dedi. Genç: 'Hayır vallahi ya Resûlallah! Senden gelen nasibim hususunda kimseyi kendime tercih etmem (benden önce kimsenin senin artığından içmesini istemem)' dedi. (Ravi) dedi ki: Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu (kabı) gencin eline tutuşturdu."

5621. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا فُلَيْحُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَى رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ وَمَعَهُ صَاحِبٌ لَهُ، فَسَلَّمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَصَاحِبُهُ، فَرَدَّ الرَّجُلُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي‏.‏ وَهْىَ سَاعَةٌ حَارَّةٌ، وَهْوَ يُحَوِّلُ فِي حَائِطٍ لَهُ ـ يَعْنِي الْمَاءَ ـ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنْ كَانَ عِنْدَكَ مَاءٌ بَاتَ فِي شَنَّةٍ وَإِلاَّ كَرَعْنَا ‏"‏‏.‏ وَالرَّجُلُ يُحَوِّلُ الْمَاءَ فِي حَائِطٍ فَقَالَ الرَّجُلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ عِنْدِي مَاءٌ بَاتَ فِي شَنَّةٍ‏.‏ فَانْطَلَقَ إِلَى الْعَرِيشِ فَسَكَبَ فِي قَدَحٍ مَاءً، ثُمَّ حَلَبَ عَلَيْهِ مِنْ دَاجِنٍ لَهُ، فَشَرِبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ أَعَادَ، فَشَرِبَ الرَّجُلُ الَّذِي جَاءَ مَعَهُ‏.‏

Bize Yahya bin Sâlih tahdis etti, bize Füleyh bin Süleyman tahdis etti, Said bin Hâris'ten, [o] Câbir bin Abdullah radıyallahu anhuma'dan; "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Ensar'dan bir adamın yanına girdi. Yanında (Nebi'nin) bir arkadaşı da vardı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ve arkadaşı selam verdiler. Adam selamı aldı ve dedi ki: 'Ya Resûlallah! Anam babam sana feda olsun.' (Hava) sıcak bir saatti. (Adam) o sırada bahçesinde (suyu) çeviriyordu (sulama yapıyordu). Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Eğer yanında eskimiş deri su kabında (şenne) geceletilmiş suyun varsa (bize ver), yoksa (havuzdan/sudam) ağzımızla içeriz' buyurdu. Adam bahçesinde suyu çeviriyordu. Adam: 'Ya Resûlallah! Yanımda eskimiş deri su kabında geceletilmiş su var' dedi. Hemen çardağa/gölgeliğe gitti, bir kadehe (biraz) su döktü. Sonra üzerine, kendisine ait evcil bir koyundan süt sağdı. (Karışımı) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem içti. Sonra tekrar etti (bir daha hazırladı veya kabı tekrar uzattı), O'nunla gelen adam da içti."

5622. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنْتُ قَائِمًا عَلَى الْحَىِّ أَسْقِيهِمْ ـ عُمُومَتِي وَأَنَا أَصْغَرُهُمُ ـ الْفَضِيخَ، فَقِيلَ حُرِّمَتِ الْخَمْرُ‏.‏ فَقَالَ أَكْفِئْهَا‏.‏ فَكَفَأْنَا‏.‏ قُلْتُ لأَنَسٍ مَا شَرَابُهُمْ قَالَ رُطَبٌ وَبُسْرٌ‏.‏ فَقَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَنَسٍ وَكَانَتْ خَمْرَهُمْ‏.‏ فَلَمْ يُنْكِرْ أَنَسٌ‏.‏ وَحَدَّثَنِي بَعْضُ أَصْحَابِي أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسًا يَقُولُ كَانَتْ خَمْرَهُمْ يَوْمَئِذٍ‏.‏

Bize Müsedded tahdis etti, bize Mu'temir tahdis etti, babasından, dedi ki: Enes radıyallahu anh'ı işittim, şöyle dedi: "Ben kabileme -ki ben onların en küçüğü idim- ayakta durmuş fadîh (hurma şarabı) sunuyordum. O sırada 'Şarap haram kılındı' denildi. (Amcam Ebû Talha): 'Onu dök' dedi. Biz de döktük." (Ravi dedi ki:) "Enes'e: 'Onların içecekleri ne idi?' dedim. O da: 'Olgunlaşmış hurma (rutab) ve koruk hurma (busr)' dedi. Bunun üzerine Ebû Bekir bin Enes: 'O onların şarabı (hamr) idi' dedi. Enes (bunu) inkar etmedi. Ve bana bazı arkadaşlarım tahdis etti ki; o Enes'i şöyle derken işitmiş: 'O gün onların şarabı (hamr) o idi.'"

5623. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا كَانَ جُنْحُ اللَّيْلِ ـ أَوْ أَمْسَيْتُمْ ـ فَكُفُّوا صِبْيَانَكُمْ، فَإِنَّ الشَّيَاطِينَ تَنْتَشِرُ حِينَئِذٍ، فَإِذَا ذَهَبَ سَاعَةٌ مِنَ اللَّيْلِ فَحُلُّوهُمْ، فَأَغْلِقُوا الأَبْوَابَ وَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ، فَإِنَّ الشَّيْطَانَ لاَ يَفْتَحُ بَابًا مُغْلَقًا، وَأَوْكُوا قِرَبَكُمْ وَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ، وَخَمِّرُوا آنِيَتَكُمْ وَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ، وَلَوْ أَنْ تَعْرُضُوا عَلَيْهَا شَيْئًا وَأَطْفِئُوا، مَصَابِيحَكُمْ ‏"‏‏.‏

Bize İshak bin Mansûr tahdis etti, bize Ravh bin Ubâde haber verdi, bize İbn Cüreyc haber verdi, dedi ki: Bana Atâ haber verdi; o Câbir bin Abdullah radıyallahu anhuma'yı şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Gece karanlığı çöktüğünde -veya akşama girdiğinizde- çocuklarınızı (evlerinize) alıkoyun. Çünkü şeytanlar o zaman (yeryüzüne) yayılır. Geceden bir saat (bir süre) gittiğinde onları bırakın (çözün). Kapıları kapatın ve Allah'ın ismini zikredin. Çünkü şeytan kapalı bir kapıyı açmaz. Kırbalarınızın (su tulumu) ağzını bağlayın ve Allah'ın ismini zikredin. Kaplarınızın üzerini -üzerine bir şey (çubuk gibi) koyarak da olsa- örtün ve Allah'ın ismini zikredin. Ve kandillerinizi (lambalarınızı) söndürün."

5624. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَطْفِئُوا الْمَصَابِيحَ إِذَا رَقَدْتُمْ، وَغَلِّقُوا الأَبْوَابَ، وَأَوْكُوا الأَسْقِيَةَ، وَخَمِّرُوا الطَّعَامَ وَالشَّرَابَ ـ وَأَحْسِبُهُ قَالَ ـ وَلَوْ بِعُودٍ تَعْرُضُهُ عَلَيْهِ ‏"‏‏.‏

Bize Musa bin İsmail tahdis etti, bize Hemmâm tahdis etti, Atâ'dan, [o] Câbir'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Uyuduğunuz zaman kandilleri söndürün, kapıları kilitleyin, su tulumlarının ağzını bağlayın, yiyecek ve içecek(Kaplar)ınızın üzerini örtün -ve zannediyorum ki şöyle dedi- üzerine enlemesine koyacağınız bir çubukla olsa bile."

5625. Hadis

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ اخْتِنَاثِ الأَسْقِيَةِ‏.‏ يَعْنِي أَنْ تُكْسَرَ أَفْوَاهُهَا فَيُشْرَبَ مِنْهَا‏.‏

Bize Âdem tahdis etti, bize İbn Ebi Zi'b tahdis etti, Zührî'den, [o] Ubeydullah bin Abdillah bin Utbe'den, [o] Ebû Said el-Hudrî radıyallahu anh'tan; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem tulumların (ağzının) kıvrılarak on(ların ağzın)dan içilmesini nehyetti." Yani ağızlarının dışa çevrilerek ondan içilmesini (kastetti).

5626. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْهَى عَنِ اخْتِنَاثِ الأَسْقِيَةِ‏.‏ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ قَالَ مَعْمَرٌ أَوْ غَيْرُهُ هُوَ الشُّرْبُ مِنْ أَفْوَاهِهَا‏.‏

Bize Muhammed bin Mukâtil tahdis etti, bize Abdullah haber verdi, bize Yunus haber verdi, Zührî'den, (dedi ki:) bana Ubeydullah bin Abdillah tahdis etti ki; o Ebû Said el-Hudrî'yi şöyle derken işitmiş: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem tulumların (ağzının) kıvrılarak on(ların ağzın)dan içilmesini nehyetti." Abdullah (İbnü'l-Mübarek) dedi ki: Ma'mer veya bir başkası: "O, ağızlarından (dikerek) içmektir" dedi.

5627. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، قَالَ لَنَا عِكْرِمَةُ أَلاَ أُخْبِرُكُمْ بِأَشْيَاءَ، قِصَارٍ حَدَّثَنَا بِهَا أَبُو هُرَيْرَةَ، نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الشُّرْبِ مِنْ فَمِ الْقِرْبَةِ أَوِ السِّقَاءِ، وَأَنْ يَمْنَعَ جَارَهُ أَنْ يَغْرِزَ خَشَبَهُ فِي دَارِهِ‏.‏

Bize Ali bin Abdullah tahdis etti, bize Süfyan tahdis etti, bize Eyyub tahdis etti, İkrime bize dedi ki: "Ebû Hureyre'nin bize tahdis ettiği kısa şeyleri size haber vermeyeyim mi? Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kırba veya su tulumunun ağzından içilmesini ve (kişinin) komşusunun kendi duvarına ağaç çakmasına mani olmasını nehyetti."

5628. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، أَخْبَرَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُشْرَبَ مِنْ فِي السِّقَاءِ‏.‏

Bize Müsedded tahdis etti, bize İsmail tahdis etti, bize Eyyub haber verdi, İkrime'den, [o] Ebû Hureyre radıyallahu anh'tan; "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem su tulumunun ağzından içilmesini nehyetti."

5629. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الشُّرْبِ مِنْ فِي السِّقَاءِ‏.‏

Bize Müsedded tahdis etti, bize Yezid bin Zürey' tahdis etti, bize Halid tahdis etti, İkrime'den, [o] İbn Abbas radıyallahu anhuma'dan; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem su tulumunun ağzından içilmesini nehyetti."

5630. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا شَرِبَ أَحَدُكُمْ فَلاَ يَتَنَفَّسْ فِي الإِنَاءِ، وَإِذَا بَالَ أَحَدُكُمْ فَلاَ يَمْسَحْ ذَكَرَهُ بِيَمِينِهِ، وَإِذَا تَمَسَّحَ أَحَدُكُمْ فَلاَ يَتَمَسَّحْ بِيَمِينِهِ ‏"‏‏.‏

Bize Ebu Nuaym tahdis etti, bize Şeybân tahdis etti, Yahya'dan, [o] Abdullah bin Ebi Katâde'den, [o] babasından (Ebû Katâde'den); dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz içtiği zaman kabın içine solumasın. Sizden biriniz bevlettiği (idrarını yaptığı) zaman zekerine (cinsel organına) sağ eliyle dokunmasın. Sizden biriniz (tuvalette) temizlendiği zaman sağ eliyle temizlenmesin."

5631. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، وَأَبُو نُعَيْمٍ قَالاَ حَدَّثَنَا عَزْرَةُ بْنُ ثَابِتٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي ثُمَامَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ أَنَسٌ يَتَنَفَّسُ فِي الإِنَاءِ مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا، وَزَعَمَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَتَنَفَّسُ ثَلاَثًا‏.‏

Bize Ebû Âsım ve Ebû Nuaym tahdis edip dediler ki: Bize Azre bin Sâbit tahdis etti, dedi ki: Bana Sümâme bin Abdullah haber verdi, dedi ki: Enes kapta (bir şey içerken) iki veya üç kere nefes alırdı. Ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in (de) üç kere nefes aldığını iddia ederdi (söylerdi).

5632. Hadis

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ كَانَ حُذَيْفَةُ بِالْمَدَايِنِ فَاسْتَسْقَى، فَأَتَاهُ دِهْقَانٌ بِقَدَحِ فِضَّةٍ، فَرَمَاهُ بِهِ فَقَالَ إِنِّي لَمْ أَرْمِهِ إِلاَّ أَنِّي نَهَيْتُهُ فَلَمْ يَنْتَهِ، وَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَانَا عَنِ الْحَرِيرِ وَالدِّيبَاجِ وَالشُّرْبِ فِي آنِيَةِ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَقَالَ ‏ "‏ هُنَّ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا وَهْىَ لَكُمْ فِي الآخِرَةِ ‏"‏‏.‏

Bize Hafs bin Ömer tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti, Hakem'den, [o] İbn Ebi Leyla'dan; dedi ki: Huzeyfe Medâin'de idi. Su istedi. Bir Dihkân (köy/bölge reisi) ona gümüş bir kadeh (içinde su) getirdi. (Huzeyfe) kadehi ona fırlattı ve dedi ki: "Ben (kadehi) ona fırlatmadım, ancak şunun için (fırlattım); ben onu (daha önce) nehyetmiştim ama o vazgeçmedi. Muhakkak ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bizi ipek ve dîbâc (giymekten) ve altın ve gümüş kaplarda (bir şey) içmekten nehyetti ve: 'Onlar (altın ve gümüş kaplar/eşyalar) dünyada onlar (kafirler) içindir, ahirette ise sizin içindir' buyurdu."

5633. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ حُذَيْفَةَ وَذَكَرَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَشْرَبُوا فِي آنِيَةِ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ، وَلاَ تَلْبَسُوا الْحَرِيرَ وَالدِّيبَاجَ، فَإِنَّهَا لَهُمْ فِي الدُّنْيَا وَلَكُمْ فِي الآخِرَةِ ‏"‏‏.‏

Bize Muhammed bin Müsenna tahdis etti, bize İbn Ebi Adiy tahdis etti, İbn Avn'dan, [o] Mücahid'den, [o] İbn Ebi Leylâ'dan; dedi ki: Huzeyfe ile beraber çıktık. O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i zikrederek dedi ki: "(Resûlullah): 'Altın ve gümüş kaplardan (bir şey) içmeyin. İpek ve dîbâc giymeyin. Çünkü onlar dünyada onlar (kafirler) içindir, ahirette ise sizin içindir' (buyurdu)."

5634. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الَّذِي يَشْرَبُ فِي إِنَاءِ الْفِضَّةِ إِنَّمَا يُجَرْجِرُ فِي بَطْنِهِ نَارَ جَهَنَّمَ ‏"‏‏.‏

Bize İsmail tahdis etti, dedi ki: Bana Mâlik bin Enes tahdis etti, Nâfi'den, [o] Zeyd bin Abdullah bin Ömer'den, [o] Abdullah bin Abdurrahman bin Ebi Bekr es-Sıddîk'tan, [o] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in zevcesi Ümmü Seleme'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu (rivayet edilmiştir): "Gümüş kapta (bir şey) içen kimse, ancak karnına Cehennem ateşi doldurur (fokurdatır)."

5635. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ الأَشْعَثِ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِسَبْعٍ، وَنَهَانَا عَنْ سَبْعٍ، أَمَرَنَا بِعِيَادَةِ الْمَرِيضِ، وَاتِّبَاعِ الْجِنَازَةِ، وَتَشْمِيتِ الْعَاطِسِ، وَإِجَابَةِ الدَّاعِي، وَإِفْشَاءِ السَّلاَمِ، وَنَصْرِ الْمَظْلُومِ وَإِبْرَارِ الْمُقْسِمِ، وَنَهَانَا عَنْ خَوَاتِيمِ الذَّهَبِ، وَعَنِ الشُّرْبِ فِي الْفِضَّةِ ـ أَوْ قَالَ آنِيَةِ الْفِضَّةِ ـ وَعَنِ الْمَيَاثِرِ وَالْقَسِّيِّ، وَعَنْ لُبْسِ الْحَرِيرِ وَالدِّيبَاجِ وَالإِسْتَبْرَقِ‏.‏

Bize Musa bin İsmail tahdis etti, bize Ebu Avâne tahdis etti, Eş'as bin Süleyman'dan, [o] Muaviye bin Süveyd bin Mukarrin'den, [o] Berâ bin Âzib'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize yedi şeyi emretti ve bizi yedi şeyden nehyetti. Bize hasta ziyaretini, cenazeyi takip etmeyi (cenazeye katılmayı), aksırana teşmîtte bulunmayı (yerhamukellah demeyi), davet edene icabet etmeyi, selamı yaymayı, mazluma yardım etmeyi ve yemin edenin yeminini yerine getirmesini (yeminini bozmayıp sadık kalmasını) emretti. Ve bizi altın yüzüklerden, gümüşte -veya gümüş kapta- içmekten, eyer yastıklarından (meyâsir), kassî (denilen ipekli kumaş)tan, ipek, dîbâc ve istebrak (kalın ipek) giymekten nehyetti.

5636. Hadis

حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ عَبَّاسٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سَالِمٍ أَبِي النَّضْرِ، عَنْ عُمَيْرٍ، مَوْلَى أُمِّ الْفَضْلِ عَنْ أُمِّ الْفَضْلِ، أَنَّهُمْ شَكُّوا فِي صَوْمِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ عَرَفَةَ، فَبُعِثَ إِلَيْهِ بِقَدَحٍ مِنْ لَبَنٍ فَشَرِبَهُ‏.‏

Bana Amr bin Abbas tahdis etti, bize Abdurrahman tahdis etti, bize Süfyan tahdis etti, Sâlim Ebu'n-Nadr'dan, [o] Ümmü'l-Fadl'ın mevlası Umeyr'den, [o] Ümmü'l-Fadl'dan (rivayetle) ki; onlar Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in Arefe günü orucu hakkında şüpheye düşmüşlerdi. Bunun üzerine (Ümmü'l-Fadl) O'na bir kadeh süt gönderdi, O da onu içti.

5637. Hadis

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ ذُكِرَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم امْرَأَةٌ مِنَ الْعَرَبِ، فَأَمَرَ أَبَا أُسَيْدٍ السَّاعِدِيَّ أَنْ يُرْسِلَ إِلَيْهَا فَأَرْسَلَ إِلَيْهَا، فَقَدِمَتْ فَنَزَلَتْ فِي أُجُمِ بَنِي سَاعِدَةَ، فَخَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى جَاءَهَا فَدَخَلَ عَلَيْهَا فَإِذَا امْرَأَةٌ مُنَكِّسَةٌ رَأْسَهَا، فَلَمَّا كَلَّمَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْكَ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ قَدْ أَعَذْتُكِ مِنِّي ‏"‏‏.‏ فَقَالُوا لَهَا أَتَدْرِينَ مَنْ هَذَا قَالَتْ لاَ‏.‏ قَالُوا هَذَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَ لِيَخْطُبَكِ‏.‏ قَالَتْ كُنْتُ أَنَا أَشْقَى مِنْ ذَلِكَ‏.‏ فَأَقْبَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَئِذٍ حَتَّى جَلَسَ فِي سَقِيفَةِ بَنِي سَاعِدَةَ هُوَ وَأَصْحَابُهُ، ثُمَّ قَالَ ‏"‏ اسْقِنَا يَا سَهْلُ ‏"‏‏.‏ فَخَرَجْتُ لَهُمْ بِهَذَا الْقَدَحِ فَأَسْقَيْتُهُمْ فِيهِ، فَأَخْرَجَ لَنَا سَهْلٌ ذَلِكَ الْقَدَحَ فَشَرِبْنَا مِنْهُ‏.‏ قَالَ ثُمَّ اسْتَوْهَبَهُ عُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ بَعْدَ ذَلِكَ فَوَهَبَهُ لَهُ‏.‏

Bize Said bin Ebi Meryem tahdis etti, bize Ebû Gassân tahdis etti, dedi ki: Bana Ebû Hâzim tahdis etti, Sehl bin Sa'd radıyallahu anh'tan; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e Araplardan bir kadın zikredildi. Ebû Üseyd es-Sâidî'ye ona (elçi) göndermesini emretti. O da gönderdi. Kadın geldi ve Benî Sâide köşküne/kalesine (ucum) indi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem çıktı ve yanına geldi. İçeri girdiğinde kadın başını önüne eğmişti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onunla konuşunca, kadın: 'Senden Allah'a sığınırım' dedi. Bunun üzerine Nebi: 'Benden (Allah'a) sığındın (korundun)' buyurdu. (Oradakiler) kadına: 'Bu kim biliyor musun?' dediler. Kadın: 'Hayır' dedi. Onlar: 'Bu Allah'ın Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem'dir. Seni (kendisine) istemek üzere geldi' dediler. Kadın: 'Ben bundan daha bahtsızım (bu şerefe layık değilim/bunu kaçırdım)' dedi. O gün Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (oradan) yöneldi ve Benî Sâide gölgeliğine (sakîfe) gelip oturdu. Yanında ashabı da vardı. Sonra (bana): 'Bize su ver ey Sehl!' buyurdu. Ben de onlara şu kadehi çıkardım ve içinde onlara su sundum." (Ravi Ebû Hâzim) dedi ki: Sehl bize o kadehi çıkardı ve biz ondan (su) içtik. (Ravi devamla) dedi ki: Daha sonra Ömer bin Abdilaziz o kadehi ondan (Sehl'den) istedi, o da kadehi ona hibe etti.

5638. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُدْرِكٍ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ حَمَّادٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، قَالَ رَأَيْتُ قَدَحَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عِنْدَ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، وَكَانَ قَدِ انْصَدَعَ فَسَلْسَلَهُ بِفِضَّةٍ قَالَ وَهْوَ قَدَحٌ جَيِّدٌ عَرِيضٌ مِنْ نُضَارٍ‏.‏ قَالَ قَالَ أَنَسٌ لَقَدْ سَقَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي هَذَا الْقَدَحِ أَكْثَرَ مِنْ كَذَا وَكَذَا‏.‏ قَالَ وَقَالَ ابْنُ سِيرِينَ إِنَّهُ كَانَ فِيهِ حَلْقَةٌ مِنْ حَدِيدٍ فَأَرَادَ أَنَسٌ أَنْ يَجْعَلَ مَكَانَهَا حَلْقَةً مِنْ ذَهَبٍ أَوْ فِضَّةٍ فَقَالَ لَهُ أَبُو طَلْحَةَ لاَ تُغَيِّرَنَّ شَيْئًا صَنَعَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَتَرَكَهُ‏.‏

Bize Hasan bin Müdrik tahdis etti, dedi ki: Bana Yahya bin Hammâd tahdis etti, bize Ebu Avâne haber verdi, Âsım el-Ahvel'den; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in kadehini Enes bin Mâlik'in yanında gördüm. Çatlamıştı da (Enes) onu gümüşle (tutturup) zincirlemişti (tel ile bağlamıştı)." (Ravi devamla) dedi ki: "O; geniş, güzel, Nudâr (ağacın)dan (yapılmış) bir kadeh idi." Enes dedi ki: "Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e bu kadehle şundan ve şundan (su, süt, bal vb.) daha çok (defalarca) su verdim (sakîlik yaptım)." (Ravi) dedi ki: İbn Sirîn dedi ki: "Onda demirden bir halka vardı. Enes onun yerine altından veya gümüşten bir halka yapmak istedi. Ebû Talha ona: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yaptığı bir şeyi değiştirme' dedi. O da (öylece) bıraktı."

5639. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ حَدَّثَنِي سَالِمُ بْنُ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ هَذَا الْحَدِيثَ قَالَ قَدْ رَأَيْتُنِي مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ حَضَرَتِ الْعَصْرُ وَلَيْسَ مَعَنَا مَاءٌ غَيْرَ فَضْلَةٍ فَجُعِلَ فِي إِنَاءٍ، فَأُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِهِ فَأَدْخَلَ يَدَهُ فِيهِ وَفَرَّجَ أَصَابِعَهُ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ حَىَّ عَلَى أَهْلِ الْوُضُوءِ، الْبَرَكَةُ مِنَ اللَّهِ ‏"‏‏.‏ فَلَقَدْ رَأَيْتُ الْمَاءَ يَتَفَجَّرُ مِنْ بَيْنِ أَصَابِعِهِ، فَتَوَضَّأَ النَّاسُ وَشَرِبُوا، فَجَعَلْتُ لاَ آلُو مَا جَعَلْتُ فِي بَطْنِي مِنْهُ، فَعَلِمْتُ أَنَّهُ بَرَكَةٌ‏.‏ قُلْتُ لِجَابِرٍ كَمْ كُنْتُمْ يَوْمَئِذٍ قَالَ أَلْفًا وَأَرْبَعَمِائَةٍ‏.‏ تَابَعَهُ عَمْرٌو عَنْ جَابِرٍ‏.‏ وَقَالَ حُصَيْنٌ وَعَمْرُو بْنُ مُرَّةَ عَنْ سَالِمٍ عَنْ جَابِرٍ خَمْسَ عَشْرَةَ مِائَةً‏.‏ وَتَابَعَهُ سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ عَنْ جَابِرٍ‏.‏

Bize Kuteybe bin Said tahdis etti, bize Cerir tahdis etti, A'meş'ten, (dedi ki:) bana Sâlim bin Ebi'l-Ca'd tahdis etti, Câbir bin Abdullah radıyallahu anhuma'dan; bu hadisi (şöyle rivayet etti), dedi ki: "(Hudeybiye'de) beni Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberken gördüm. İkindi vakti gelmişti. Yanımızda (bir) artık sudan başka su yoktu. (O su) bir kaba konuldu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirildi. (Nebi) elini onun içine soktu ve parmaklarını açtı. Sonra: 'Haydi abdest alacaklar (gelsin)! Bereket Allah'tandır' buyurdu. Yemin olsun ki suyun parmaklarının arasından fışkırdığını gördüm. İnsanlar abdest aldılar ve içtiler. Karnıma doldurduğum (suya) hiç aldırmadım (karnım şişinceye kadar içtim). Çünkü onun bereket olduğunu bildim." (Ravi Sâlim) Câbir'e: "O gün kaç kişiydiniz?" dedim. "Bin dört yüz" dedi. (Bu hadiste Kuteybe'ye) Amr, Câbir'den (rivayetle) mutabaat etti. Ve Husayn ile Amr bin Mürre; Sâlim'den, [o] Câbir'den "Bin beş yüz (kişiydik)" diye (rivayet ettiler). Said bin Müseyyeb de Câbir'den (rivayetle) ona (Husayn ve Amr bin Murre'ye) mutabaat etti.