5611. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ كَانَ أَبُو طَلْحَةَ أَكْثَرَ أَنْصَارِيٍّ بِالْمَدِينَةِ مَالاً مِنْ نَخْلٍ، وَكَانَ أَحَبُّ مَالِهِ إِلَيْهِ بَيْرَحَاءَ، وَكَانَتْ مُسْتَقْبِلَ الْمَسْجِدِ، وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدْخُلُهَا وَيَشْرَبُ مِنْ مَاءٍ فِيهَا طَيِّبٍ. قَالَ أَنَسٌ فَلَمَّا نَزَلَتْ {لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ} قَامَ أَبُو طَلْحَةَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَقُولُ {لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ} وَإِنَّ أَحَبَّ مَالِي إِلَىَّ بَيْرُحَاءَ، وَإِنَّهَا صَدَقَةٌ لِلَّهِ أَرْجُو بِرَّهَا وَذُخْرَهَا عِنْدَ اللَّهِ فَضَعْهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ حَيْثُ أَرَاكَ اللَّهُ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " بَخٍ ذَلِكَ مَالٌ رَابِحٌ ـ أَوْ رَايِحٌ شَكَّ عَبْدُ اللَّهِ ـ وَقَدْ سَمِعْتُ مَا قُلْتَ وَإِنِّي أَرَى أَنْ تَجْعَلَهَا فِي الأَقْرَبِينَ ". فَقَالَ أَبُو طَلْحَةَ أَفْعَلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، فَقَسَمَهَا أَبُو طَلْحَةَ فِي أَقَارِبِهِ وَفِي بَنِي عَمِّهِ. وَقَالَ إِسْمَاعِيلُ وَيَحْيَى بْنُ يَحْيَى رَايِحٌ.
Bize Abdullah bin Mesleme tahdis etti, Mâlik'ten, [o] İshak bin Abdullah'tan; o Enes bin Mâlik'i şöyle derken işitmiş: "Ebû Talha, Medine'de hurmalık malı (bahçesi) en çok olan Ensar'dandı. Onun en sevdiği malı da (Mescid-i Nebevî'nin) karşısında olan Beyruhâ (bahçesi) idi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oraya girer ve onun içindeki tatlı sudan içerdi." Enes dedi ki: "{Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe birre (iyiliğe) asla eremezsiniz} (Âl-i İmran: 92) ayeti inince Ebû Talha kalktı ve dedi ki: 'Ya Resûlallah! Muhakkak ki Allah: {Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe birre (iyiliğe) asla eremezsiniz} buyuruyor. Benim en sevdiğim malım ise Beyruhâ'dır. O, Allah için sadakadır. Allah katında onun birrini (sevabını) ve ahiret azığı olmasını umuyorum. Ya Resûlallah! Onu Allah'ın sana gösterdiği (dilediğin) yere koy.' Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: 'Buh! (Ne güzel!) İşte bu kârlı bir maldır -veya giden (sadaka olarak elden çıkan ama sevabı kalan) bir maldır (Ravilerden Abdullah şek etmiştir)-. Dediğini işittim. Ben onu akrabalarına vermeni (uygun) görüyorum.' Ebû Talha: 'Öyle yaparım ya Resûlallah' dedi. Ve Ebû Talha onu akrabaları ve amcası oğulları arasında taksim etti." (İsmail ve Yahya bin Yahya: 'Sadaka olarak giden (râyih) maldır' dediler.)