5689. Hadis
حَدَّثَنَا حِبَّانُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّهَا كَانَتْ تَأْمُرُ بِالتَّلْبِينِ لِلْمَرِيضِ وَلِلْمَحْزُونِ عَلَى الْهَالِكِ، وَكَانَتْ تَقُولُ إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ التَّلْبِينَةَ تُجِمُّ فُؤَادَ الْمَرِيضِ، وَتَذْهَبُ بِبَعْضِ الْحُزْنِ ".
Bize Hibbân bin Musa tahdis etti, bize Abdullah haber verdi, bize Yunus bin Yezid haber verdi, Ukayl'den, [o] İbn Şihâb'tan, [o] Urve'den, [o] Aişe radıyallahu anha'dan (rivayetle) ki; o hasta için ve ölüye hüzünlenen (yas tutan) için telbîne (yapılmasını) emreder ve şöyle derdi: "Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: 'Muhakkak ki telbîne hastanın fuadını (gönlünü/kalbini) dinlendirir (rahatlatır) ve hüznün bir kısmını giderir.'"