5831. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ كَانَ حُذَيْفَةُ بِالْمَدَايِنِ فَاسْتَسْقَى، فَأَتَاهُ دِهْقَانٌ بِمَاءٍ فِي إِنَاءٍ مِنْ فِضَّةٍ فَرَمَاهُ بِهِ وَقَالَ إِنِّي لَمْ أَرْمِهِ إِلاَّ أَنِّي نَهَيْتُهُ فَلَمْ يَنْتَهِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الذَّهَبُ وَالْفِضَّةُ وَالْحَرِيرُ وَالدِّيبَاجُ هِيَ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا، وَلَكُمْ فِي الآخِرَةِ ".
Bize Süleyman b. Harb tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti, Hakem'den, o İbn Ebi Leyla'dan, dedi ki: Huzeyfe Medain'deydi. Su istedi. Bir dihkan (köy reisi) ona gümüş bir kapta su getirdi. Huzeyfe (suyu) ona attı ve dedi ki: "Ben onu (daha önce) nehyetmiş olmasaydım onu ona atmazdım. Lakin ben onu nehyetmiştim ama o vazgeçmedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: 'Altın, gümüş, ipek ve dibac (lüks ipek); bunlar dünyada onlar (kafirler) içindir, ahirette ise sizin içindir.'"