5783. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، وَزَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، يُخْبِرُونَهُ عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَنْظُرُ اللَّهُ إِلَى مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ خُيَلاَءَ ".
İsmail bize tahdis etti [ve] dedi ki: Malik bana tahdis etti; Nafi, Abdullah b. Dinar ve Zeyd b. Eslem’den. Onlar ona (Malik’e) İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan haber veriyorlardı ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah, elbisesini kibirle sürüyen kimseye bakmaz.”
5784. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ خُيَلاَءَ لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ". قَالَ أَبُو بَكْرٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَحَدَ شِقَّىْ إِزَارِي يَسْتَرْخِي، إِلاَّ أَنْ أَتَعَاهَدَ ذَلِكَ مِنْهُ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَسْتَ مِمَّنْ يَصْنَعُهُ خُيَلاَءَ ".
Ahmed b. Yunus bize tahdis etti, Züheyr bize tahdis etti, Musa b. Ukbe bize tahdis etti; Salim b. Abdullah’tan; [o da] babası radıyallahu anh’dan; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Dedi ki: “Kim elbisesini kibirle [yerde] sürürse, Allah kıyamet günü ona bakmaz.” Ebu Bekir dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! İzarımın (belden aşağı örtümün) bir tarafı, ben onu [sürekli] kontrol etmedikçe gevşeyip düşüyor.” Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem [şöyle] dedi: “Sen onu kibirle yapanlardan değilsin.”
5785. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ خَسَفَتِ الشَّمْسُ وَنَحْنُ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَامَ يَجُرُّ ثَوْبَهُ مُسْتَعْجِلاً، حَتَّى أَتَى الْمَسْجِدَ وَثَابَ النَّاسُ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ، فَجُلِّيَ عَنْهَا، ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَيْنَا وَقَالَ " إِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ آيَتَانِ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ، فَإِذَا رَأَيْتُمْ مِنْهَا شَيْئًا فَصَلُّوا وَادْعُوا اللَّهَ حَتَّى يَكْشِفَهَا ".
Muhammed bana tahdis etti, Abdülala bize haber verdi; Yunus’tan; [o da] Hasen’den; [o da] Ebu Bekre radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki: “Biz Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında iken güneş tutuldu. O, acele ederek elbisesini [yerde] sürüyerek kalktı, mescide geldi. İnsanlar da (mescide) doluştu. [Nebi] iki rekat namaz kıldı, nihayet (güneş) açıldı. Sonra bize döndü ve dedi ki: ‘Güneş ve ay Allah’ın ayetlerinden iki ayettir. Onlardan bir şey (tutulma) gördüğünüz zaman namaz kılın ve Allah’a dua edin; ta ki o (karanlık) açılıncaya kadar.’”
5786. Hadis
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا ابْنُ شُمَيْلٍ، أَخْبَرَنَا عُمَرُ بْنُ أَبِي زَائِدَةَ، أَخْبَرَنَا عَوْنُ بْنُ أَبِي جُحَيْفَةَ، عَنْ أَبِيهِ أَبِي جُحَيْفَةَ، قَالَ فَرَأَيْتُ بِلاَلاً جَاءَ بِعَنَزَةٍ فَرَكَزَهَا، ثُمَّ أَقَامَ الصَّلاَةَ، فَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ فِي حُلَّةٍ مُشَمِّرًا، فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ إِلَى الْعَنَزَةِ، وَرَأَيْتُ النَّاسَ وَالدَّوَابَّ يَمُرُّونَ بَيْنَ يَدَيْهِ مِنْ وَرَاءِ الْعَنَزَةِ.
İshak bana tahdis etti, İbn Şümeyl bize haber verdi, Ömer b. Ebi Zaide bize haber verdi, Avn b. Ebi Cuhayfe bize haber verdi; babası Ebu Cuhayfe’den. Dedi ki: “Bilal’i gördüm; bir mızrak (aneze) getirdi ve onu [yere] dikti. Sonra namaz için kamet getirdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i gördüm; üzerinde bir hülle (takım elbise) olduğu halde [paçalarını] çemrelemiş olarak çıktı. Mızrağa doğru iki rekat namaz kıldı. İnsanların ve hayvanların onun önünden, mızrağın hemen arkasından geçtiklerini gördüm.”
5787. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيُّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ مِنَ الإِزَارِ فَفِي النَّارِ ".
Adem bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti, Said b. Ebi Said el-Makburi bize tahdis etti; Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Dedi ki: “İzardan (alt örtüden) topuklardan aşağı sarkan kısım ateştedir.”
5788. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَنْظُرُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِلَى مَنْ جَرَّ إِزَارَهُ بَطَرًا ".
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Malik bize haber verdi; Ebu'z-Zinad’dan; [o da] A'rec’den; [o da] Ebu Hureyre’den [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah kıyamet günü izarını şımarıklıkla (böbürlenerek) sürüyen kimseye bakmaz.”
5789. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ النَّبِيُّ ـ أَوْ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ ـ صلى الله عليه وسلم " بَيْنَمَا رَجُلٌ يَمْشِي فِي حُلَّةٍ، تُعْجِبُهُ نَفْسُهُ مُرَجِّلٌ جُمَّتَهُ، إِذْ خَسَفَ اللَّهُ بِهِ، فَهْوَ يَتَجَلَّلُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ".
Adem bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti, Muhammed b. Ziyad bize tahdis etti; dedi ki: Ebu Hureyre’yi şöyle derken işittim: Nebi —veya Ebu'l-Kasım demiştir— sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir adam hüllesi (takım elbisesi) içinde, saçı omuzlarına dökülmüş halde taranmış, nefsi [kendini] beğenmiş bir şekilde yürürken; aniden Allah onu yere geçirdi. O, kıyamet gününe kadar [yerin dibine doğru] batmaya devam eder.”
5790. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ خَالِدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " بَيْنَا رَجُلٌ يَجُرُّ إِزَارَهُ، خُسِفَ بِهِ، فَهْوَ يَتَجَلَّلُ فِي الأَرْضِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ". تَابَعَهُ يُونُسُ عَنِ الزُّهْرِيِّ. وَلَمْ يَرْفَعْهُ شُعَيْبٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ. حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، أَخْبَرَنَا أَبِي، عَنْ عَمِّهِ، جَرِيرِ بْنِ زَيْدٍ قَالَ كُنْتُ مَعَ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَلَى باب دَارِهِ فَقَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ.
Said b. Ufeyr bize tahdis etti, dedi ki: Leys bana tahdis etti, dedi ki: Abdurrahman b. Halid bana tahdis etti; İbn Şihab’dan; [o da] Salim b. Abdullah’tan [nakletti] ki; babası ona şöyle tahdis etmiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir adam izarını [kibirle] yerde sürürken aniden yere geçirildi. O kıyamet gününe kadar yerin içinde batmaya devam eder.” Yunus, Zühri’den [rivayet ederek] ona [Abdurrahman’a] mutabaat etti. Şuayb ise onu Zühri’den [naklederken] merfu yapmadı. Bana Abdullah b. Muhammed tahdis etti, bize Vehb b. Cerir tahdis etti, bize babam haber verdi; amcası Cerir b. Zeyd’den. Dedi ki: Salim b. Abdullah b. Ömer ile evinin kapısında beraberdim. Dedi ki: “Ebu Hureyre’yi işittim; [o] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den buna benzerini (işitti).”
5791. Hadis
حَدَّثَنَا مَطَرُ بْنُ الْفَضْلِ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ لَقِيتُ مُحَارِبَ بْنَ دِثَارٍ عَلَى فَرَسٍ وَهْوَ يَأْتِي مَكَانَهُ الَّذِي يَقْضِي فِيهِ فَسَأَلْتُهُ عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَحَدَّثَنِي فَقَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ مَخِيلَةً، لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ". فَقُلْتُ لِمُحَارِبٍ أَذَكَرَ إِزَارَهُ قَالَ مَا خَصَّ إِزَارًا وَلاَ قَمِيصًا. تَابَعَهُ جَبَلَةُ بْنُ سُحَيْمٍ وَزَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ وَزَيْدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. وَقَالَ اللَّيْثُ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ مِثْلَهُ. وَتَابَعَهُ مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ وَعُمَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ وَقُدَامَةُ بْنُ مُوسَى عَنْ سَالِمٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ ".
Matar b. Fazl bize tahdis etti, Şebabe bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti [ve] dedi ki: Muharib b. Disar ile at üzerindeyken karşılaştım; o hüküm verdiği yerine geliyordu. Ona bu hadisten sordum. Bana tahdis etti ve dedi ki: Abdullah b. Ömer radıyallahu anhuma’yı şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Kim elbisesini kibirle (böbürlenerek) [yerde] sürürse, Allah kıyamet günü ona bakmaz.” Muharib’e dedim ki: “İzarını mı zikretti?” Dedi ki: “Ne izarı ne de gömleği tahsis etti.” Cebele b. Süheym, Zeyd b. Eslem ve Zeyd b. Abdullah; İbn Ömer’den; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek] ona mutabaat eti. Leys dedi ki: Nafi’den; [o da] İbn Ömer’den (bunun) mislini (rivayet etti). Ve Musa b. Ukbe, Ömer b. Muhammed ve Kudame b. Musa; Salim’den; [o da] İbn Ömer’den; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den: “Kim elbisesini sürürse...” şeklinde (rivayet ederek) ona mutabaat etti.
5792. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ جَاءَتِ امْرَأَةُ رِفَاعَةَ الْقُرَظِيِّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا جَالِسَةٌ وَعِنْدَهُ أَبُو بَكْرٍ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي كُنْتُ تَحْتَ رِفَاعَةَ فَطَلَّقَنِي فَبَتَّ طَلاَقِي، فَتَزَوَّجْتُ بَعْدَهُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الزَّبِيرِ، وَإِنَّهُ وَاللَّهِ مَا مَعَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِلاَّ مِثْلُ هَذِهِ الْهُدْبَةِ. وَأَخَذَتْ هُدْبَةً مِنْ جِلْبَابِهَا، فَسَمِعَ خَالِدُ بْنُ سَعِيدٍ قَوْلَهَا وَهْوَ بِالْبَابِ لَمْ يُؤْذَنْ لَهُ، قَالَتْ فَقَالَ خَالِدٌ يَا أَبَا بَكْرٍ أَلاَ تَنْهَى هَذِهِ عَمَّا تَجْهَرُ بِهِ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلاَ وَاللَّهِ مَا يَزِيدُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى التَّبَسُّمِ، فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَعَلَّكِ تُرِيدِينَ أَنْ تَرْجِعِي إِلَى رِفَاعَةَ، لاَ، حَتَّى يَذُوقَ عُسَيْلَتَكِ وَتَذُوقِي عُسَيْلَتَهُ ". فَصَارَ سُنَّةً بَعْدُ.
Bize Ebu'l-Yeman tahdis etti, bize Şuayb haber verdi, Zührî'den; dedi ki: Bana Urve bin Zübeyr haber verdi ki; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in zevcesi Aişe radıyallahu anha şöyle dedi: Rifâa el-Kurazî'nin (boşadığı) hanımı, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi. Ben oturuyordum, yanında da Ebu Bekir vardı. Kadın dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben Rifâa'nın nikahı altındaydım. Beni boşadı ve boşamayı kesti (üç talakla tamamen boşadı). Ondan sonra Abdurrahman bin ez-Zebîr ile evlendim. Ey Allah'ın Resûlü! Vallahi onunki (cinsel organı) ancak şu elbise saçağı (püskülü) gibidir." Ve cilbabından bir saçak tuttu. Halid bin Said (içeri girmek için) kapıdaydı, ona izin verilmemişti. Halid kadının sözünü işitti. Dedi ki: Halid (Ebu Bekir'e seslenip): "Ey Ebu Bekir! Şu kadını, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında (böyle) açıkça konuşmaktan nehyetmiyor musun?" dedi. Vallahi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem tebessümden başka bir şey yapmıyordu (fazla bir tepki vermedi). Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Belki sen (ilk eşin) Rifâa'ya dönmek istiyorsun? Hayır (dönemezsin). Sen onun balçığından, o da senin balçığından tatmadıkça (ikinci eşinle cinsi münasebet olmadıkça) olmaz" buyurdu. Bu(nun hükmü) ondan sonra sünnet oldu.
5793. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عَلِيُّ بْنُ حُسَيْنٍ، أَنَّ حُسَيْنَ بْنَ عَلِيٍّ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَلِيًّا ـ رضى الله عنه ـ قَالَ فَدَعَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِرِدَائِهِ، ثُمَّ انْطَلَقَ يَمْشِي، وَاتَّبَعْتُهُ أَنَا وَزَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ، حَتَّى جَاءَ الْبَيْتَ الَّذِي فِيهِ حَمْزَةُ، فَاسْتَأْذَنَ فَأَذِنُوا لَهُمْ.
Bize Abdan tahdis etti, bize Abdullah haber verdi, bize Yunus haber verdi, Zührî'den; dedi ki: Bana Ali bin Hüseyin haber verdi ki; Hüseyin bin Ali ona haber verdi ki; Ali radıyallahu anh şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ridasını istedi (giydi), sonra yürüyerek gitti. Ben ve Zeyd bin Harise ona tabi olduk (arkasından gittik). Nihayet (hasta olan) Hamza'nın bulunduğu eve geldi. İzin istedi, onlara izin verdiler.
5794. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَجُلاً، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا يَلْبَسُ الْمُحْرِمُ مِنَ الثِّيَابِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَلْبَسُ الْمُحْرِمُ الْقَمِيصَ، وَلاَ السَّرَاوِيلَ، وَلاَ الْبُرْنُسَ، وَلاَ الْخُفَّيْنِ، إِلاَّ أَنْ لاَ يَجِدَ النَّعْلَيْنِ، فَلْيَلْبَسْ مَا هُوَ أَسْفَلُ مِنَ الْكَعْبَيْنِ ".
Bize Kuteybe tahdis etti, bize Hammad tahdis etti, Eyyûb'dan, [o] Nafi'den, [o] İbn Ömer radıyallahu anhuma'dan (rivayetle) ki; bir adam: "Ey Allah'ın Resûlü! İhramlı kişi elbiseden ne giyer?" dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "İhramlı kişi kamîs (gömlek), serâvil (şalvar/don), burnus (başlıklı cübbe) ve mest giyemez. Ancak nalın (terlik) bulamazsa, topuklardan aşağıda (kesik) olanı giysin" buyurdu.
5795. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرٍو، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ أَتَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أُبَىٍّ بَعْدَ مَا أُدْخِلَ قَبْرَهُ، فَأَمَرَ بِهِ فَأُخْرِجَ، وَوُضِعَ عَلَى رُكْبَتَيْهِ، وَنَفَثَ عَلَيْهِ مِنْ رِيقِهِ، وَأَلْبَسَهُ قَمِيصَهُ، وَاللَّهُ أَعْلَمُ.
Bize Abdullah bin Muhammed tahdis etti, bize İbn Uyeyne haber verdi, Amr'dan; Cabir bin Abdullah radıyallahu anhuma'yı şöyle derken işitti: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, kabrine konulduktan sonra (münafıkların reisi) Abdullah bin Übeyy'e geldi. Emretti, (kabirden) çıkarıldı. Onu dizlerinin üzerine koydu ve tükürüğünden (hafifçe) ona üfledi. Ve ona kendi gömleğini giydirdi. En doğrusunu Allah bilir.
5796. Hadis
حَدَّثَنَا صَدَقَةُ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ لَمَّا تُوُفِّيَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ جَاءَ ابْنُهُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَعْطِنِي قَمِيصَكَ أُكَفِّنْهُ فِيهِ، وَصَلِّ عَلَيْهِ، وَاسْتَغْفِرْ لَهُ، فَأَعْطَاهُ قَمِيصَهُ، وَقَالَ " إِذَا فَرَغْتَ فَآذِنَّا ". فَلَمَّا فَرَغَ آذَنَهُ، فَجَاءَ لِيُصَلِّيَ عَلَيْهِ، فَجَذَبَهُ عُمَرُ فَقَالَ أَلَيْسَ قَدْ نَهَاكَ اللَّهُ أَنْ تُصَلِّيَ عَلَى الْمُنَافِقِينَ فَقَالَ {اسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لاَ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ إِنْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً فَلَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَهُمْ}. فَنَزَلَتْ {وَلاَ تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِنْهُمْ مَاتَ أَبَدًا} فَتَرَكَ الصَّلاَةَ عَلَيْهِمْ.
Bize Sadaka tahdis etti, bize Yahya bin Said haber verdi, Ubeydullah'tan; dedi ki: Bana Nafi haber verdi, Abdullah radıyallahu anh'tan; dedi ki: Abdullah bin Übeyy vefat edince oğlu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Bana gömleğini ver, onu (babamı) onunla kefenleyeyim. Ve üzerine namaz kıl, onun için istiğfar et" dedi. (Nebi) gömleğini ona verdi ve: "(Kefenleme işini) bitirince bana bildir" buyurdu. Bitirince ona bildirdi. Üzerine namaz kılmak için geldi. Ömer onu(n elbisesini) çekti ve: "Allah seni münafıklar üzerine namaz kılmaktan nehyetmedi mi?" dedi. (Nebi): "{Onlar için ister mağfiret dile, ister dileme. Onlar için yetmiş kere mağfiret dilesen de Allah onları asla bağışlamayacaktır} (Tevbe, 80)" buyurdu. Sonra: "{Onlardan ölen hiç kimsenin üzerine ebediyen namaz kılma} (Tevbe, 84)" ayeti indi. Ve (Nebi) onlar üzerine namaz kılmayı terk etti.
5797. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ نَافِعٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ ضَرَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَثَلَ الْبَخِيلِ وَالْمُتَصَدِّقِ، كَمَثَلِ رَجُلَيْنِ عَلَيْهِمَا جُبَّتَانِ مِنْ حَدِيدٍ، قَدِ اضْطُرَّتْ أَيْدِيهِمَا إِلَى ثُدِيِّهِمَا وَتَرَاقِيهِمَا، فَجَعَلَ الْمُتَصَدِّقُ كُلَّمَا تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ انْبَسَطَتْ عَنْهُ حَتَّى تَغْشَى أَنَامِلَهُ وَتَعْفُوَ أَثَرَهُ، وَجَعَلَ الْبَخِيلُ كُلَّمَا هَمَّ بِصَدَقَةٍ قَلَصَتْ، وَأَخَذَتْ كُلُّ حَلْقَةٍ بِمَكَانِهَا. قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَأَنَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ بِإِصْبَعِهِ هَكَذَا فِي جَيْبِهِ، فَلَوْ رَأَيْتَهُ يُوَسِّعُهَا وَلاَ تَتَوَسَّعُ. تَابَعَهُ ابْنُ طَاوُسٍ عَنْ أَبِيهِ وَأَبُو الزِّنَادِ عَنِ الأَعْرَجِ فِي الْجُبَّتَيْنِ. وَقَالَ حَنْظَلَةُ سَمِعْتُ طَاوُسًا سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ يَقُولُ جُبَّتَانِ. وَقَالَ جَعْفَرٌ عَنِ الأَعْرَجِ جُبَّتَانِ.
Bize Abdullah bin Muhammed tahdis etti, bize Ebu Amir tahdis etti, bize İbrahim bin Nafi tahdis etti, Hasan'dan, [o] Tavus'tan, [o] Ebu Hureyre'den (rivayetle); dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem cimri ile sadaka verenin temsilini (meselini), üzerlerinde demirden (yapılma) iki cübbe olup, elleri (kolları) memelerine ve köprücük kemiklerine (bağlanıp) sıkışmış iki adama benzetti. Sadaka veren kimse sadaka verdikçe o (zübbe) ondan açılır (genişler), nihayet parmak uçlarını örter ve (yürürken yerde sürünüp) izini siler (kaybeder). Cimri kimse ise sadaka vermeye niyetlendikçe (o cübbe) daralır ve her halka yerini (sıkıca) tutar (büzülür). Ebu Hureyre dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i yakasına parmağıyla şöyle yaparken (işaret ederken) gördüm. Eğer onu, (cübbeyi) genişletmeye çalışırken fakat (cübbenin) genişlemezken (nasıl uğraştığını) görseydin!
5798. Hadis
حَدَّثَنَا قَيْسُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو الضُّحَى، قَالَ حَدَّثَنِي مَسْرُوقٌ، قَالَ حَدَّثَنِي الْمُغِيرَةُ بْنُ شُعْبَةَ، قَالَ انْطَلَقَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِحَاجَتِهِ ثُمَّ أَقْبَلَ، فَتَلَقَّيْتُهُ بِمَاءٍ، فَتَوَضَّأَ وَعَلَيْهِ جُبَّةٌ شَأْمِيَّةٌ، فَمَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ وَغَسَلَ وَجْهَهُ، فَذَهَبَ يُخْرِجُ يَدَيْهِ مِنْ كُمَّيْهِ فَكَانَا ضَيِّقَيْنِ، فَأَخْرَجَ يَدَيْهِ مِنْ تَحْتِ الْجُبَّةِ، فَغَسَلَهُمَا وَمَسَحَ بِرَأْسِهِ وَعَلَى خُفَّيْهِ.
Bize Kays bin Hafs tahdis etti, bize Abdülvâhid tahdis etti, bize A'meş tahdis etti; dedi ki: Bana Ebu'd-Duhâ tahdis etti; dedi ki: Bana Mesrûk tahdis etti; dedi ki: Bana Mugîre bin Şuabe tahdis etti; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hacetini gidermek için gitti (uzaklaştı), sonra geldi. Onu su ile karşıladım. Abdest aldı, üzerinde (yenleri dar) Şam işi bir cübbe vardı. Mazmaza (ağzına su) ve istinşak (burnuna su) yaptı ve yüzünü yıkadı. Kollarını yenlerinden çıkarmaya çalıştı fakat (yenler) dar geldi. Bunun üzerine kollarını cübbenin altından çıkardı, onları yıkadı ve başını ve mestleri üzerini meshetti.
5799. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ فِي سَفَرٍ فَقَالَ " أَمَعَكَ مَاءٌ ". قُلْتُ نَعَمْ. فَنَزَلَ عَنْ رَاحِلَتِهِ، فَمَشَى حَتَّى تَوَارَى عَنِّي فِي سَوَادِ اللَّيْلِ، ثُمَّ جَاءَ فَأَفْرَغْتُ عَلَيْهِ الإِدَاوَةَ، فَغَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ، وَعَلَيْهِ جُبَّةٌ مِنْ صُوفٍ، فَلَمْ يَسْتَطِعْ أَنْ يُخْرِجَ ذِرَاعَيْهِ مِنْهَا حَتَّى أَخْرَجَهُمَا مِنْ أَسْفَلِ الْجُبَّةِ، فَغَسَلَ ذِرَاعَيْهِ، ثُمَّ مَسَحَ بِرَأْسِهِ، ثُمَّ أَهْوَيْتُ لأَنْزِعَ خُفَّيْهِ فَقَالَ " دَعْهُمَا، فَإِنِّي أَدْخَلْتُهُمَا طَاهِرَتَيْنِ، فَمَسَحَ عَلَيْهِمَا ".
Bize Ebu Nuaym tahdis etti, bize Zekeriya tahdis etti, Amir'den, [o] Urve bin Mugîre'den, [o] babasından (rivayetle); dedi ki: Bir gece seferde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdin. "Yanında su var mı?" buyurdu. "Evet" dedim. Bineğinden indi, gecenin karanlığında gözden kayboluncaya kadar yürüdü (gitti). Sonra geldi. İbrikten (suyu) üzerine döktüm. Yüzünü ve ellerini yıkadı. Üzerinde yünden bir cübbe vardı. Kollarını ondan (yenlerden) çıkaramadı, nihayet onları cübbenin altından çıkardı. Kollarını yıkadı, sonra başını meshetti. Sonra ben mestlerini çıkarmak için eğilince: "Onları bırak. Çünkü ben onları temiz (tahir) olarak giydim" buyurdu. Ve üzerlerine meshetti.
5800. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، قَالَ قَسَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقْبِيَةً، وَلَمْ يُعْطِ مَخْرَمَةَ شَيْئًا فَقَالَ مَخْرَمَةُ يَا بُنَىَّ انْطَلِقْ بِنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَانْطَلَقْتُ مَعَهُ فَقَالَ ادْخُلْ فَادْعُهُ لِي. قَالَ فَدَعَوْتُهُ لَهُ، فَخَرَجَ إِلَيْهِ وَعَلَيْهِ قَبَاءٌ مِنْهَا فَقَالَ " خَبَأْتُ هَذَا لَكَ ". قَالَ فَنَظَرَ إِلَيْهِ فَقَالَ رَضِيَ مَخْرَمَةُ.
Bize Kuteybe bin Said tahdis etti, bize Leys tahdis etti, İbn Ebi Müleyke'den, [o] Misver bin Mahreme'den (rivayetle); dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kaftanlar (kaba) dağıttı. (Babam) Mahreme'ye bir şey vermedi. Mahreme (bana): "Ey oğulcuğum! Bizi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e götür" dedi. Onunla beraber gittim. "İçeri gir ve onu bana çağır" dedi. Onu (Nebi'yi) onun için çağırdım. Yanına çıktı, üzerinde o (kaftan)lardan bir kaba (kaftan) vardı. "Bunu senin için sakladım" buyurdu. (Babam) ona baktı. "Mahreme razı oldu" dedi.
5801. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ قَالَ أُهْدِيَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرُّوجُ حَرِيرٍ، فَلَبِسَهُ، ثُمَّ صَلَّى فِيهِ، ثُمَّ انْصَرَفَ فَنَزَعَهُ نَزْعًا شَدِيدًا كَالْكَارِهِ لَهُ ثُمَّ قَالَ " لاَ يَنْبَغِي هَذَا لِلْمُتَّقِينَ ". تَابَعَهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ عَنِ اللَّيْثِ، وَقَالَ غَيْرُهُ فَرُّوجٌ حَرِيرٌ.
Bize Kuteybe bin Said tahdis etti, bize Leys tahdis etti, Yezid bin Ebi Habib'den, [o] Ebu'l-Hayr'dan, [o] Ukbe bin Amir radıyallahu anh'tan (rivayetle) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e ipekli bir ferrûc (önü açık cübbe/kaftan) hediye edildi. Onu giydi, sonra içinde namaz kıldı. Sonra (namazı bitirip) selam verince, ondan kerih görür (hoşlanmaz) gibi onu şiddetle çıkar(ıp at)tı. Sonra: "Bu müttakilere yaraşmaz (yakışmaz)" buyurdu. (Ravi) Abdullah bin Yusuf, Leys'ten (rivayetle) buna mutabaat etti ve "başkası; ipek ferrûc (dedi)" dedi.
5802. Hadis
وَقَالَ لِي مُسَدَّدٌ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، سَمِعْتُ أَبِي قَالَ، رَأَيْتُ عَلَى أَنَسٍ بُرْنُسًا أَصْفَرَ مِنْ خَزٍّ.
Müsedded bana dedi ki: Mu'temir bize tahdis etti, babamı şöyle derken işittim: Enes'in üzerinde haz (ipek-yün karışımı kumaş)tan sarı bir burnus (başlıklı cübbe) gördüm.
5803. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَجُلاً، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا يَلْبَسُ الْمُحْرِمُ مِنَ الثِّيَابِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَلْبَسُوا الْقُمُصَ، وَلاَ الْعَمَائِمَ، وَلاَ السَّرَاوِيلاَتِ، وَلاَ الْبَرَانِسَ، وَلاَ الْخِفَافَ، إِلاَّ أَحَدٌ لاَ يَجِدُ النَّعْلَيْنِ، فَلْيَلْبَسْ خُفَّيْنِ، وَلْيَقْطَعْهُمَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ، وَلاَ تَلْبَسُوا مِنَ الثِّيَابِ شَيْئًا مَسَّهُ زَعْفَرَانٌ وَلاَ الْوَرْسُ ".
İsmâil bize tahdis etti; dedi ki: Mâlik bana Nâfi'den tahdis etti; [o da] Abdullah b. Ömer'den; Bir adam: "Ey Allah'ın Resûlü! İhramlı kimse elbiselerden ne giyer?" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Gömlekleri, sarıkları, şalvarları, burnusları (başlıklı cübbeleri) ve mestleri giymeyin! Ancak iki nalın (terlik/ayakkabı) bulamayan kimse müstesnadır; o mestleri giysin ve onları topukların altından kessin. Elbiselerden de za'feran ve vers (sarı boya) değmiş hiçbir şeyi giymeyin."
5804. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ لَمْ يَجِدْ إِزَارًا فَلْيَلْبَسْ سَرَاوِيلَ، وَمَنْ لَمْ يَجِدْ نَعْلَيْنِ فَلْيَلْبَسْ خُفَّيْنِ ".
Ebû Nuaym bize tahdis etti, Süfyân bize tahdis etti; Amr'dan; [o] Câbir b. Zeyd'den; [o] İbn Abbas'tan; [o da] Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den; şöyle buyurdu: "[İhramda] izâr (peştemal) bulamayan kimse şalvar giysin; iki nalın bulamayan kimse de mest giysin."
5805. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَامَ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا تَأْمُرُنَا أَنْ نَلْبَسَ إِذَا أَحْرَمْنَا. قَالَ " لاَ تَلْبَسُوا الْقَمِيصَ، وَالسَّرَاوِيلَ، وَالْعَمَائِمَ وَالْبَرَانِسَ، وَالْخِفَافَ، إِلاَّ أَنْ يَكُونَ رَجُلٌ لَيْسَ لَهُ نَعْلاَنِ، فَلْيَلْبَسِ الْخُفَّيْنِ أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ، وَلاَ تَلْبَسُوا شَيْئًا مِنَ الثِّيَابِ مَسَّهُ زَعْفَرَانٌ وَلاَ وَرْسٌ ".
Mûsâ b. İsmâil bize tahdis etti, Cüveyriye bize tahdis etti; Nâfi'den; [o da] Abdullah [b. Ömer]'den; şöyle dedi: Bir adam kalkıp: "Ey Allah'ın Resûlü! İhrama girdiğimizde bize ne giymemizi emredersiniz?" dedi. Buyurdu ki: "Gömleği, şalvarı, sarıkları, burnusları ve mestleri giymeyin! Ancak iki nalını olmayan bir adam olursa müstesnadır; o vakit mestleri topukların altından [olacak şekilde] giysin. Elbiselerden de za'feran yahut vers değmiş hiçbir şeyi giymeyin."
5806. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَلْبَسُ الْمُحْرِمُ الْقَمِيصَ، وَلاَ الْعِمَامَةَ، وَلاَ السَّرَاوِيلَ، وَلاَ الْبُرْنُسَ، وَلاَ ثَوْبًا مَسَّهُ زَعْفَرَانٌ، وَلاَ وَرْسٌ، وَلاَ الْخُفَّيْنِ، إِلاَّ لِمَنْ لَمْ يَجِدِ النَّعْلَيْنِ، فَإِنْ لَمْ يَجِدْهُمَا فَلْيَقْطَعْهُمَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ ".
Bize Müsedded tahdis etti, bize Bişr tahdis etti, bize Galib, Bekir bin Abdullah'tan tahdis etti, [o] Enes'ten (rivayetle); dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, üzerinde kadınların giydikleri peçeye benzer bir şey varken dışarı çıktı. (Başı örtülü ve örtüsü çenesinin altından bağlanmıştı).
5807. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ هَاجَرَ إِلَى الْحَبَشَةِ نَاسٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ، وَتَجَهَّزَ أَبُو بَكْرٍ مُهَاجِرًا، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " عَلَى رِسْلِكَ، فَإِنِّي أَرْجُو أَنْ يُؤْذَنَ لِي ". فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ أَوَ تَرْجُوهُ بِأَبِي أَنْتَ قَالَ " نَعَمْ ". فَحَبَسَ أَبُو بَكْرٍ نَفْسَهُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لِصُحْبَتِهِ، وَعَلَفَ رَاحِلَتَيْنِ كَانَتَا عِنْدَهُ وَرَقَ السَّمُرِ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ. قَالَ عُرْوَةُ قَالَتْ عَائِشَةُ فَبَيْنَا نَحْنُ يَوْمًا جُلُوسٌ فِي بَيْتِنَا فِي نَحْرِ الظَّهِيرَةِ فَقَالَ قَائِلٌ لأَبِي بَكْرٍ هَذَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُقْبِلاً مُتَقَنِّعًا، فِي سَاعَةٍ لَمْ يَكُنْ يَأْتِينَا فِيهَا. قَالَ أَبُو بَكْرٍ فِدًا لَهُ بِأَبِي وَأُمِّي، وَاللَّهِ إِنْ جَاءَ بِهِ فِي هَذِهِ السَّاعَةِ إِلاَّ لأَمْرٍ. فَجَاءَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَأْذَنَ، فَأَذِنَ لَهُ فَدَخَلَ، فَقَالَ حِينَ دَخَلَ لأَبِي بَكْرٍ " أَخْرِجْ مَنْ عِنْدَكَ ". قَالَ إِنَّمَا هُمْ أَهْلُكَ بِأَبِي أَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " فَإِنِّي قَدْ أُذِنَ لِي فِي الْخُرُوجِ ". قَالَ فَالصُّحْبَةُ بِأَبِي أَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " نَعَمْ ". قَالَ فَخُذْ بِأَبِي أَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِحْدَى رَاحِلَتَىَّ هَاتَيْنِ. قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " بِالثَّمَنِ ". قَالَتْ فَجَهَّزْنَاهُمَا أَحَثَّ الْجِهَازِ، وَضَعْنَا لَهُمَا سُفْرَةً فِي جِرَابٍ، فَقَطَعَتْ أَسْمَاءُ بِنْتُ أَبِي بَكْرٍ قِطْعَةً مِنْ نِطَاقِهَا، فَأَوْكَتْ بِهِ الْجِرَابَ، وَلِذَلِكَ كَانَتْ تُسَمَّى ذَاتَ النِّطَاقِ، ثُمَّ لَحِقَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ بِغَارٍ فِي جَبَلٍ يُقَالُ لَهُ ثَوْرٌ، فَمَكُثَ فِيهِ ثَلاَثَ لَيَالٍ يَبِيتُ عِنْدَهُمَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، وَهْوَ غُلاَمٌ شَابٌّ لَقِنٌ ثَقِفٌ، فَيَرْحَلُ مِنْ عِنْدِهِمَا سَحَرًا، فَيُصْبِحُ مَعَ قُرَيْشٍ بِمَكَّةَ كَبَائِتٍ، فَلاَ يَسْمَعُ أَمْرًا يُكَادَانِ بِهِ إِلاَّ وَعَاهُ، حَتَّى يَأْتِيَهُمَا بِخَبَرِ ذَلِكَ حِينَ يَخْتَلِطُ الظَّلاَمُ، وَيَرْعَى عَلَيْهِمَا عَامِرُ بْنُ فُهَيْرَةَ مَوْلَى أَبِي بَكْرٍ مِنْحَةً مِنْ غَنَمٍ، فَيُرِيحُهَا عَلَيْهِمَا حِينَ تَذْهَبُ سَاعَةٌ مِنَ الْعِشَاءِ، فَيَبِيتَانِ فِي رِسْلِهَا حَتَّى يَنْعِقَ بِهَا عَامِرُ بْنُ فُهَيْرَةَ بِغَلَسٍ، يَفْعَلُ ذَلِكَ كُلَّ لَيْلَةٍ مِنْ تِلْكَ اللَّيَالِي الثَّلاَثِ.
Bize İbrahim bin Musa tahdis etti, bize Hişâm haber verdi, Ma'mer'den, [o] Zührî'den, [o] Urve'den, [o] Aişe radıyallahu anha'dan (rivayetle); dedi ki: İnsanlardan (bazı) Müslümanlar Habeşistan'a hicret etti. Ebu Bekir de muhacir olarak (oraya gitmek için) hazırlandı. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Acele etme (bekle), çünkü ben bana da (hicret) izni verilmesini umuyorum" buyurdu. Ebu Bekir: "Anam babam sana feda olsun; bunu umuyor musun?" dedi. "Evet" buyurdu. Ebu Bekir, ona (yol) arkadaşlığı etmek için kendini hapsetti (bekledi). Yanında bulunan iki binek devesini dört ay boyunca semur (ağacı) yaprağı ile besledi. Urve dedi ki: Aişe (şöyle) dedi: Bir gün biz (Ebu Bekir'in evinde) öğle sıcağında otururken, birisi Ebu Bekir'e: "İşte Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, başını örtmüş (peçeli) olarak geliyor" dedi. (O saat), bize gelmediği bir saatti. Ebu Bekir: "Anam babam ona feda olsun; vallahi o bu saatte ancak (mühim) bir iş için gelir" dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem geldi ve izin istedi. Ona izin verildi ve içeri girdi. Girince Ebu Bekir'e: "Yanındakileri dışarı çıkar" buyurdu. (Ebu Bekir): "Onlar ancak senin ehlindir (kızların Aişe ve Esma'dır), anan babam sana feda olsun ya Resûlallah!" dedi. "Bana (hicret için) çıkmama izin verildi" buyurdu. (Ebu Bekir): "Anam babam sana feda olsun ya Resûlallah! Sohbet (yol arkadaşlığı) var mı?" dedi. "Evet" buyurdu. (Ebu Bekir): "Anam babam sana feda olsun ya Resûlallah! Şu iki bineğimden birini al" dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Parasıyla" buyurdu. (Aişe) dedi ki: Biz o ikisini en hızlı (güzel) bir şekilde hazırladık. Bir dağarcık (kırba) içine onlar için azık koyduk. Esma bint Ebi Bekir, kuşağından (nıtak) bir parça kesti ve onunla dağarcığın (ağzını) bağladı. Bundan dolayı ona 'Zâtü'n-Nitâk' (Kuşak Sahibi) denildi. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ve Ebu Bekir, Sevr denilen dağdaki bir mağaraya ulaştılar (sığındılar). Orada üç gece kaldılar. Abdullah bin Ebi Bekir -ki o, genç, (anlayışı) süratli ve zeki (becerikli) bir delikanlı idi- onların yanında gecelerdi. Seher vaktinde yanlarından ayrılır, Kureyş ile beraber Mekke'de geceyi orada geçirmiş gibi sabahlardı. Onlar hakkında (düzenlenen) bir hileyi duyar duymaz onu ezberler (kavrar), karanlık basınca onlara (mağaraya bu) haberi getirirdi. Ebu Bekir'in mevlası (azatlısı) Amir bin Füheyre, onlar(ın yakınlarında) sağmal koyun sürüsü güderdi. Yatsıdan bir süre geçince (gece olunca) o (sürüyü) onlara doğru (mağaranın önüne) getirirdi. (Yiyip içip) sütüyle gecelerlerdi. Nihayet Amir bin Füheyre alaca karanlıkta o (koyunlar)a seslenir (alıp götürür)dü. O üç gecenin her birinde bunu (böyle) yapardı.
5808. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ مَكَّةَ عَامَ الْفَتْحِ وَعَلَى رَأْسِهِ الْمِغْفَرُ.
Bize Ebu'l-Velid tahdis etti, bize Malik tahdis etti, Zührî'den, [o] Enes radıyallahu anh'tan (rivayetle) ki; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Fetih yılında Mekke'ye girdi. Başında miğfer vardı.
5809. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كُنْتُ أَمْشِي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعَلَيْهِ بُرْدٌ نَجْرَانِيٌّ غَلِيظُ الْحَاشِيَةِ، فَأَدْرَكَهُ أَعْرَابِيٌّ فَجَبَذَهُ بِرِدَائِهِ جَبْذَةً شَدِيدَةً، حَتَّى نَظَرْتُ إِلَى صَفْحَةِ عَاتِقِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ أَثَّرَتْ بِهَا حَاشِيَةُ الْبُرْدِ مِنْ شِدَّةِ جَبْذَتِهِ، ثُمَّ قَالَ يَا مُحَمَّدُ مُرْ لِي مِنْ مَالِ اللَّهِ الَّذِي عِنْدَكَ. فَالْتَفَتَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ ضَحِكَ ثُمَّ أَمَرَ لَهُ بِعَطَاءٍ.
Bize İsmail bin Abdullah tahdis etti, dedi ki: Bana Malik tahdis etti, İshak bin Abdullah bin Ebi Talha'dan, [o] Enes bin Malik'ten (rivayetle); dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber yürüyordum. Üzerinde Necran kumaşından, kenarı (saçağı) kalın (sert) bir bürde (cübbe) vardı. Bir bedevi ona yetişti ve ridasından şiddetli bir çekişle çekti. Hatta Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in boynunun kenarına baktım. O şiddetli çekişten dolayı bürdenin kenarı orada iz bırakmıştı. Sonra: "Ey Muhammed! Yanındaki Allah'ın malından bana (verilmesini) emret" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona döndü (baktı), sonra güldü. Sonra ona bir atiyye (mal) verilmesini emretti.
5810. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ جَاءَتِ امْرَأَةٌ بِبُرْدَةٍ ـ قَالَ سَهْلٌ هَلْ تَدْرِي مَا الْبُرْدَةُ قَالَ نَعَمْ هِيَ الشَّمْلَةُ، مَنْسُوجٌ فِي حَاشِيَتِهَا ـ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي نَسَجْتُ هَذِهِ بِيَدِي أَكْسُوكَهَا. فَأَخَذَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُحْتَاجًا إِلَيْهَا، فَخَرَجَ إِلَيْنَا وَإِنَّهَا لإِزَارُهُ، فَجَسَّهَا رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ اكْسُنِيهَا. قَالَ " نَعَمْ ". فَجَلَسَ مَا شَاءَ اللَّهُ فِي الْمَجْلِسِ، ثُمَّ رَجَعَ، فَطَوَاهَا ثُمَّ أَرْسَلَ بِهَا إِلَيْهِ. فَقَالَ لَهُ الْقَوْمُ مَا أَحْسَنْتَ، سَأَلْتَهَا إِيَّاهُ وَقَدْ عَرَفْتَ أَنَّهُ لاَ يَرُدُّ سَائِلاً. فَقَالَ الرَّجُلُ وَاللَّهِ مَا سَأَلْتُهَا إِلاَّ لِتَكُونَ كَفَنِي يَوْمَ أَمُوتُ. قَالَ سَهْلٌ فَكَانَتْ كَفَنَهُ.
Bize Kuteybe bin Said tahdis etti, bize Yakub bin Abdurrahman tahdis etti, Ebu Hazım'dan, [o] Sehl bin Sa'd'dan (rivayetle); dedi ki: Bir kadın bir bürde getirdi. Sehl (yanındakilere): "Bürde nedir bilir misiniz?" dedi. "Evet, o şamledir (bir nevi peştemal/örtü), kenarında dokuması vardır" dedi. (Kadın): "Ey Allah'ın Resûlü! Ben bunu kendi elimle dokudum, sana giydirmek için (getirdim)" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona muhtaç olarak onu aldı. Yanımıza çıktı, o (bürde) onun izarı (belden aşağı örtüsü) idi. Topluluktan bir adam ona dokundu ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Onu bana giydir (ver)" dedi. (Nebi): "Tamam" buyurdu. Mecliste Allah'ın dilediği kadar oturdu. Sonra (evine) döndü. Onu dürdü, sonra ona (isteyen adama) gönderdi. Topluluk o adama: "Hiç iyi yapmadın (ayıp ettin). Onu ondan istedin, halbuki bildiğin halde o, kendisinden bir şey isteyeni asla geri çevirmez" dediler. Adam dedi ki: "Vallahi ben onu ancak öldüğüm gün benim kefenim olsun diye istedim." Sehl dedi ki: O (bürde) onun kefeni oldu.
5811. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مِنْ أُمَّتِي زُمْرَةٌ هِيَ سَبْعُونَ أَلْفًا، تُضِيءُ وُجُوهُهُمْ إِضَاءَةَ الْقَمَرِ ". فَقَامَ عُكَاشَةُ بْنُ مِحْصَنٍ الأَسَدِيُّ يَرْفَعُ نَمِرَةً عَلَيْهِ قَالَ ادْعُ اللَّهَ لِي يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ. فَقَالَ " اللَّهُمَّ اجْعَلْهُ مِنْهُمْ ". ثُمَّ قَامَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ " سَبَقَكَ عُكَاشَةُ ".
Ebu'l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den. Dedi ki: Said b. Müseyyeb bana tahdis etti ki; Ebu Hureyre radıyallahu anh [şöyle] dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Ümmetimden yetmiş bin kişilik bir zümre Cennete girecektir. Onların yüzleri ayın parlaması gibi parlar.” Bunun üzerine Ukkaşe b. Mihsan el-Esedi, üzerindeki ‘nemire’yi (desenli yün örtüyü) kaldırarak kalktı [ve] dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Benim için Allah’a dua et, beni onlardan kılsın.” [Nebi] dedi ki: “Allah’ım! Onu onlardan kıl.” Sonra Ensar’dan bir adam kalktı ve dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Benim için Allah’a dua et, beni onlardan kılsın.” Resulullah (dedi ki): “Ukkaşe seni geçti.”
5812. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قُلْتُ لَهُ أَىُّ الثِّيَابِ كَانَ أَحَبَّ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ الْحِبَرَةُ.
Amr b. Asım bize tahdis etti, Hemmam bize tahdis etti; Katade’den; [o da] Enes’den [naklederek]. Dedi ki (Katade): Ona (Enes’e) dedim ki: “Hangi elbise Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e daha sevimli idi?” Dedi ki: “Hibere (Yemen desenli pamuklu kumaşı).”
5813. Hadis
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، حَدَّثَنَا مُعَاذٌ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ أَحَبُّ الثِّيَابِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَلْبَسَهَا الْحِبَرَةَ.
Abdullah b. Ebi'l-Esved bize tahdis etti, Muaz bize tahdis etti, dedi ki: Babam bana tahdis etti; Katade’den; [o da] Enes b. Malik radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e giymesi en sevimli olan elbise ‘hibere’ idi.”
5814. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ تُوُفِّيَ سُجِّيَ بِبُرْدٍ حِبَرَةٍ.
Ebu'l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den. Dedi ki: Abdurrahman b. Avf’ın oğlu Ebu Seleme, bana haber verdi ki; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in zevcesi Aişe radıyallahu anha ona [şöyle] haber vermiş: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat ettiğinde, hibere (çizgili yün) bir bürde ile üstü örtülmüştü.”
5815. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، وَعَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ، رضى الله عنهم قَالاَ لَمَّا نَزَلَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم طَفِقَ يَطْرَحُ خَمِيصَةً لَهُ عَلَى وَجْهِهِ، فَإِذَا اغْتَمَّ كَشَفَهَا عَنْ وَجْهِهِ، فَقَالَ وَهْوَ كَذَلِكَ " لَعْنَةُ اللَّهِ عَلَى الْيَهُودِ وَالنَّصَارَى اتَّخَذُوا قُبُورَ أَنْبِيَائِهِمْ مَسَاجِدَ ". يُحَذِّرُ مَا صَنَعُوا.
Yahya b. Bükeyr bana tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Ukayl’den; [o da] İbn Şihab’dan; dedi ki: Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe bana haber verdi ki; Aişe ve Abdullah b. Abbas radıyallahu anhum [şöyle] demişlerdir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e (ölüm hastalığı) indiğinde, kendisine ait hamiseyi (kare desenli yün örtüyü) yüzüne örtmeye başladı. Bunalınca onu yüzünden açıyordu. O bu haldeyken: ‘Allah’ın laneti Yahudilerin ve Hıristiyanların üzerine olsun; onlar peygamberlerinin kabirlerini mescidler edindiler’ buyurdu.” (Ravi): Onların yaptıklarından (ümmeti) sakındırıyordu.
5817. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي خَمِيصَةٍ لَهُ لَهَا أَعْلاَمٌ، فَنَظَرَ إِلَى أَعْلاَمِهَا نَظْرَةً، فَلَمَّا سَلَّمَ قَالَ " اذْهَبُوا بِخَمِيصَتِي هَذِهِ إِلَى أَبِي جَهْمٍ، فَإِنَّهَا أَلْهَتْنِي آنِفًا عَنْ صَلاَتِي، وَائْتُونِي بِأَنْبِجَانِيَّةِ أَبِي جَهْمِ بْنِ حُذَيْفَةَ بْنِ غَانِمٍ مِنْ بَنِي عَدِيِّ بْنِ كَعْبٍ ".
Musa b. İsmail bize tahdis etti, İbrahim b. Sa'd bize tahdis etti, İbn Şihab bize tahdis etti; Urve’den; [o da] Aişe’den [naklederek]. Dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, üzerinde desenleri olan bir hamise (desenli yün elbise) içinde namaz kıldı. (Namazda) onun desenlerine bir bakış baktı. Selam verince şöyle buyurdu: ‘Benim bu hamisemi Ebu Cehm’e götürün. Çünkü o az önce beni namazımdan alıkoydu; ve bana Ebu Cehm b. Huzeyfe b. Ganim’in —ki Adiy b. Ka’b oğullarındandır— enbicâniyye’sini (sade yün elbisesini) getirin.’”
5818. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلاَلٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، قَالَ أَخْرَجَتْ إِلَيْنَا عَائِشَةُ كِسَاءً وَإِزَارًا غَلِيظًا فَقَالَتْ قُبِضَ رُوحُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي هَذَيْنِ.
Müsedded bize tahdis etti, İsmail bize tahdis etti, Eyyub bize tahdis etti; Humeyd b. Hilal’den; [o da] Ebu Bürde’den [naklederek]. Dedi ki: “Aişe bize [yünlü] bir kisve (üstlük) ve kalın bir izar (alt örtü) çıkardı ve dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ruhu bu ikisi içinde kabzedildi.”
5819. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ خُبَيْبٍ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمُلاَمَسَةِ، وَالْمُنَابَذَةِ، وَعَنْ صَلاَتَيْنِ بَعْدَ الْفَجْرِ حَتَّى تَرْتَفِعَ الشَّمْسُ، وَبَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغِيبَ، وَأَنْ يَحْتَبِيَ بِالثَّوْبِ الْوَاحِدِ، لَيْسَ عَلَى فَرْجِهِ مِنْهُ شَىْءٌ بَيْنَهُ وَبَيْنَ السَّمَاءِ، وَأَنْ يَشْتَمِلَ الصَّمَّاءَ.
Muhammed b. Beşşar bize tahdis etti, Abdülvehhab bize tahdis etti, Ubeydullah bize tahdis etti; Hubeyb’den; [o da] Hafs b. Asım’dan; [o da] Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ‘mülamese’den (dokunarak satıştan), ‘münabeze’den (atarak satıştan); sabah (namazın)dan sonra güneş yükselinceye kadar ve ikindi (namazın)dan sonra (güneş) batıncaya kadar [olan] iki namazdan; Kişinin tek bir elbise içinde, avret yerinin üzerinde onunla gökyüzü arasında (kapatacak) hiçbir şey olmaksızın ‘ihtibâ’ yapmasından (dizlerini dikip oturmasından); Ve ‘sammâ’ (tarzı) kapanmasından nehyetti.”
5820. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَامِرُ بْنُ سَعْدٍ، أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ لِبْسَتَيْنِ وَعَنْ بَيْعَتَيْنِ، نَهَى عَنِ الْمُلاَمَسَةِ وَالْمُنَابَذَةِ فِي الْبَيْعِ، وَالْمُلاَمَسَةُ لَمْسُ الرَّجُلِ ثَوْبَ الآخَرِ بِيَدِهِ بِاللَّيْلِ أَوْ بِالنَّهَارِ، وَلاَ يُقَلِّبُهُ إِلاَّ بِذَلِكَ، وَالْمُنَابَذَةُ أَنْ يَنْبِذَ الرَّجُلُ إِلَى الرَّجُلِ بِثَوْبِهِ، وَيَنْبِذَ الآخَرُ ثَوْبَهُ، وَيَكُونَ ذَلِكَ بَيْعَهُمَا، عَنْ غَيْرِ نَظَرٍ وَلاَ تَرَاضٍ، وَاللِّبْسَتَيْنِ اشْتِمَالُ الصَّمَّاءِ، وَالصَّمَّاءُ أَنْ يَجْعَلَ ثَوْبَهُ عَلَى أَحَدِ عَاتِقَيْهِ، فَيَبْدُو أَحَدُ شِقَّيْهِ لَيْسَ عَلَيْهِ ثَوْبٌ، وَاللِّبْسَةُ الأُخْرَى احْتِبَاؤُهُ بِثَوْبِهِ وَهْوَ جَالِسٌ، لَيْسَ عَلَى فَرْجِهِ مِنْهُ شَىْءٌ.
Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Yunus’tan; [o da] İbn Şihab’dan; dedi ki: Amir b. Sa'd bana haber verdi ki; Ebu Said el-Hudri [şöyle] dedi: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem iki giyinişten ve iki satıştan nehyetti. Satışta ‘mülamese’ ve ‘münabeze’den nehyetti. Mülamese: Kişinin başkasının elbisesine (satılık malına) eliyle gece veya gündüz dokunmasıdır; onu (iyice) çevirip incelemez, ancak bununla (sadece dokunmakla) satış gerçekleşmiş sayılır. Münabeze: Kişinin [kendi] elbisesini (malını) diğer adama atması, diğerinin de [kendi] elbisesini ona atmasıdır; ve bu —bakmaksızın ve [karşılıklı] rıza olmaksızın— onların alışverişi olur. İki giyiniş (ise); ‘sammâ’ (tarzı) örtünmektir. Sammâ: Elbisesini omuzlarından birinin üzerine atması, böylece yan taraflarından birinin —üzerinde elbise olmaksızın— açıkta görünmesidir. Diğer giyiniş (ise); otururken elbisesi ile ‘ihtibâ’ yapmasıdır ki; fercinin (avret yerinin) üzerinde ondan hiçbir şey yoktur.”
5821. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ لِبْسَتَيْنِ أَنْ يَحْتَبِيَ الرَّجُلُ فِي الثَّوْبِ الْوَاحِدِ لَيْسَ عَلَى فَرْجِهِ مِنْهُ شَىْءٌ، وَأَنْ يَشْتَمِلَ بِالثَّوْبِ الْوَاحِدِ، لَيْسَ عَلَى أَحَدِ شِقَّيْهِ، وَعَنِ الْمُلاَمَسَةِ وَالْمُنَابَذَةِ.
İsmail bize tahdis etti, dedi ki: Malik bana Ebu'z-Zinad'dan, o el-A'rec'den, o Ebu Hureyre'den tahdis etti ki; Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bir kimse tek bir elbise içinde, o elbiseden fercinin (mahrem yerinin) üzerinde hiçbir şey olmadığı halde ihtiba yapmasın (dizlerini karnına çekip elbisesiyle sarmasın)."
5822. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَخْلَدٌ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ اشْتِمَالِ الصَّمَّاءِ، وَأَنْ يَحْتَبِيَ الرَّجُلُ فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ، لَيْسَ عَلَى فَرْجِهِ مِنْهُ شَىْءٌ.
Bana Muhammed tahdis etti, dedi ki bana Mahled haber verdi, dedi ki bize İbn Cüreyc haber verdi, dedi ki bana İbn Şihab haber verdi, Ubeydullah b. Abdullah'tan, o Ebu Said el-Hudri r.a.'den: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, istimal-i samma'dan (vücudu tamamen örten ve kolların çıkmasına izin vermeyen sarınma biçimi) ve kişinin fercinin (avret yerinin) üzerinde ondan (elbiseden) bir şey olmadığı halde tek bir elbise içinde ihtiba yapmasından nehyetti."
5823. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، سَعِيدِ بْنِ فُلاَنٍ ـ هُوَ عَمْرُو بْنُ سَعِيدِ بْنِ الْعَاصِ ـ عَنْ أُمِّ خَالِدٍ بِنْتِ خَالِدٍ، أُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِثِيَابٍ فِيهَا خَمِيصَةٌ سَوْدَاءُ صَغِيرَةٌ فَقَالَ " مَنْ تَرَوْنَ نَكْسُو هَذِهِ ". فَسَكَتَ الْقَوْمُ قَالَ " ائْتُونِي بِأُمِّ خَالِدٍ ". فَأُتِيَ بِهَا تُحْمَلُ فَأَخَذَ الْخَمِيصَةَ بِيَدِهِ فَأَلْبَسَهَا وَقَالَ " أَبْلِي وَأَخْلِقِي ". وَكَانَ فِيهَا عَلَمٌ أَخْضَرُ أَوْ أَصْفَرُ فَقَالَ " يَا أُمَّ خَالِدٍ هَذَا سَنَاهْ ". وَسَنَاهْ بِالْحَبَشِيَّةِ حَسَنٌ.
Bize Ebu Nuaym tahdis etti, bize İshak b. Said, babası Said b. Filan'dan -ki o Amr b. Said b. el-As'tır-, o Ümmü Halid bint Halid'den tahdis etti: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e içinde küçük siyah bir hamisa (işlemeli elbise) bulunan elbiseler getirildi. Buyurdu ki: "Bunu kime giydirelim dersiniz?" Topluluk sustu. Buyurdu ki: "Bana Ümmü Halid'i getirin." (Ümmü Halid) taşınarak getirildi. (Peygamber) hamisayı eline aldı ve ona giydirdi ve buyurdu ki: "Eskit ve parala (uzun ömürle giy)." Onda yeşil veya sarı bir alamet (işleme) vardı. Buyurdu ki: "Ey Ümmü Halid! Bu 'senah'dır." Senah, Habeşçe'de güzel demektir.
5824. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا وَلَدَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ قَالَتْ لِي يَا أَنَسُ انْظُرْ هَذَا الْغُلاَمَ فَلاَ يُصِيبَنَّ شَيْئًا حَتَّى تَغْدُوَ بِهِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يُحَنِّكُهُ. فَغَدَوْتُ بِهِ، فَإِذَا هُوَ فِي حَائِطٍ وَعَلَيْهِ خَمِيصَةٌ حُرَيْثِيَّةٌ، وَهْوَ يَسِمُ الظَّهْرَ الَّذِي قَدِمَ عَلَيْهِ فِي الْفَتْحِ.
Bana Muhammed b. el-Müsenna tahdis etti, dedi ki bana İbn Ebi Adi tahdis etti, İbn Avn'dan, o Muhammed'den, o Enes'ten (ra) dedi ki: Ümmü Süleym doğum yapınca bana dedi ki: "Ey Enes! Bu çocuğa göz kulak ol, onu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürüp tehnik yaptırmadan önce ona hiçbir şey değmesin." Ben de çocuğu alıp sabah erkenden O'na gittim. Bir de baktım ki O bir bahçede ve üzerinde Hureysiyye (Hureys oğullarına ait) bir hamisa vardı. Ve O, Fetih'te üzerine bindiği davarları damgalıyordu.
5825. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، أَخْبَرَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، أَنَّ رِفَاعَةَ، طَلَّقَ امْرَأَتَهُ، فَتَزَوَّجَهَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الزَّبِيرِ الْقُرَظِيُّ، قَالَتْ عَائِشَةُ وَعَلَيْهَا خِمَارٌ أَخْضَرُ. فَشَكَتْ إِلَيْهَا، وَأَرَتْهَا خُضْرَةً بِجِلْدِهَا، فَلَمَّا جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالنِّسَاءُ يَنْصُرُ بَعْضُهُنَّ بَعْضًا قَالَتْ عَائِشَةُ مَا رَأَيْتُ مِثْلَ مَا يَلْقَى الْمُؤْمِنَاتُ، لَجِلْدُهَا أَشَدُّ خُضْرَةً مِنْ ثَوْبِهَا. قَالَ وَسَمِعَ أَنَّهَا قَدْ أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَ وَمَعَهُ ابْنَانِ لَهُ مِنْ غَيْرِهَا. قَالَتْ وَاللَّهِ مَا لِي إِلَيْهِ مِنْ ذَنْبٍ، إِلاَّ أَنَّ مَا مَعَهُ لَيْسَ بِأَغْنَى عَنِّي مِنْ هَذِهِ. وَأَخَذَتْ هُدْبَةً مِنْ ثَوْبِهَا، فَقَالَ كَذَبَتْ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنِّي لأَنْفُضُهَا نَفْضَ الأَدِيمِ، وَلَكِنَّهَا نَاشِزٌ تُرِيدُ رِفَاعَةَ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَإِنْ كَانَ ذَلِكَ لَمْ تَحِلِّي لَهُ ـ أَوْ لَمْ تَصْلُحِي لَهُ ـ حَتَّى يَذُوقَ مِنْ عُسَيْلَتِكِ ". قَالَ وَأَبْصَرَ مَعَهُ ابْنَيْنِ فَقَالَ " بَنُوكَ هَؤُلاَءِ ". قَالَ نَعَمْ. قَالَ " هَذَا الَّذِي تَزْعُمِينَ مَا تَزْعُمِينَ، فَوَاللَّهِ لَهُمْ أَشْبَهُ بِهِ مِنَ الْغُرَابِ بِالْغُرَابِ ".
Bize Muhammed b. Beşşar tahdis etti, bize Abdulvehhab tahdis etti, bize Eyyub haber verdi, İkrime'den (rivayetle): Rifa'a karısını boşadı. Sonra onunla Abdurrahman b. ez-Zebir el-Kurazi evlendi. Aişe dedi ki: "Kadının üzerinde yeşil bir başörtüsü vardı." Kadın ona (kocasına) dair Aişe'ye şikayette bulundu ve cildindeki yeşilliği (morluğu) gösterdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelince -ve kadınlar birbirine yardım eder- Aişe dedi ki: "Mümin kadınların çektiği gibisini görmedim! Vallahi onun cildi elbisesinden daha yeşil!" (Kocası Abdurrahman) kadının Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldiğini duyunca geldi. Yanında kendisinin başkasından olma iki oğlu da vardı. Kadın dedi ki: "Vallahi (Ya Resulallah) benim ona karşı (başka) bir günahım yok, ancak ondaki (erkeklik gücü) şunun (saçak) benim işimi gördüğü kadar görüyor." Ve elbisesinden bir saçak tuttu. Adam dedi ki: "Yalan söylüyor vallahi Ya Resulallah! Ben onu deri silkeler gibi silkeliyorum. Fakat o (eski kocası) Rifa'a'yı istiyor, huysuzluk yapıyor." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: "Eğer durum böyleyse, sen onun balçığından, o da senin balçığından tatmadıkça ona (eski kocana) helal olmazsın." (Peygamber) adamın yanındaki iki oğlu gördü ve "Bunlar senin oğulların mı?" dedi. Adam "Evet" dedi. Buyurdu ki: "Sen (hakimiyetin zayıf olduğunu) iddia ediyorsun ha? Vallahi bunlar (sana) karganın kargaya benzemesinden daha çok benziyorlar."
5826. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَعْدٍ، قَالَ رَأَيْتُ بِشِمَالِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَبِيَمِينِهِ رَجُلَيْنِ عَلَيْهِمَا ثِيَابٌ بِيضٌ يَوْمَ أُحُدٍ، مَا رَأَيْتُهُمَا قَبْلُ وَلاَ بَعْدُ.
Bize İshak b. İbrahim el-Hanzali tahdis etti, bize Muhammed b. Bişr haber verdi, bize Mis'ar tahdis etti, Sad b. İbrahim'den, o babasından, o Sad'dan, dedi ki: Uhud günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in solunda ve sağında üzerlerinde beyaz elbiseler olan iki adam gördüm. Onları ne daha önce görmüştüm ne de sonra.
5827. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنِ الْحُسَيْنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ يَعْمَرَ، حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَا الأَسْوَدِ الدِّيلِيَّ حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَا ذَرٍّ ـ رضى الله عنه ـ حَدَّثَهُ قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَعَلَيْهِ ثَوْبٌ أَبْيَضُ وَهْوَ نَائِمٌ، ثُمَّ أَتَيْتُهُ وَقَدِ اسْتَيْقَظَ فَقَالَ " مَا مِنْ عَبْدٍ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ. ثُمَّ مَاتَ عَلَى ذَلِكَ، إِلاَّ دَخَلَ الْجَنَّةَ ". قُلْتُ وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ قَالَ " وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ ". قُلْتُ وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ قَالَ " وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ ". قُلْتُ وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ قَالَ " وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ عَلَى رَغْمِ أَنْفِ أَبِي ذَرٍّ ". وَكَانَ أَبُو ذَرٍّ إِذَا حَدَّثَ بِهَذَا قَالَ وَإِنْ رَغِمَ أَنْفُ أَبِي ذَرٍّ. قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ هَذَا عِنْدَ الْمَوْتِ أَوْ قَبْلَهُ، إِذَا تَابَ وَنَدِمَ وَقَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ. غُفِرَ لَهُ.
Bize Ebu Ma'mer tahdis etti, bize Abdulvaris tahdis etti, Hüseyin'den, o Abdullah b. Büreyde'den, o Yahya b. Ya'mer'den, Ebu'l-Esved ed-Diili ona tahdis etmiş, Ebu Zer r.a. ona tahdis etmiş, dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldim, üzerinde beyaz bir elbise vardı ve uyuyordu. Sonra uyandığında tekrar geldim. Buyurdu ki: "La ilahe illallah deyip de sonra bu hal üzere ölen hiçbir kul yoktur ki cennete girmesin." Dedim ki: "Zina etse de, hırsızlık yapsa da mı?" Buyurdu ki: "Zina etse de, hırsızlık yapsa da." Dedim ki: "Zina etse de, hırsızlık yapsa da mı?" Buyurdu ki: "Zina etse de, hırsızlık yapsa da." Dedim ki: "Zina etse de, hırsızlık yapsa da mı?" Buyurdu ki: "Ebu Zer'in burnu yere sürtülse de (hoşlanmasa da), zina etse de, hırsızlık yapsa da." Ebu Zer, bu hadisi rivayet ettiğinde "Ebu Zer'in burnu yere sürtülse de" derdi. Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: Bu (durum), ölüm anında veya öncesinde tövbe edip pişman olduğunda ve La ilahe illallah dediğinde geçerlidir; (o zaman) affedilir.
5828. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا عُثْمَانَ النَّهْدِيَّ، أَتَانَا كِتَابُ عُمَرَ وَنَحْنُ مَعَ عُتْبَةَ بْنِ فَرْقَدٍ بِأَذْرَبِيجَانَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْحَرِيرِ، إِلاَّ هَكَذَا، وَأَشَارَ بِإِصْبَعَيْهِ اللَّتَيْنِ تَلِيَانِ الإِبْهَامَ قَالَ فِيمَا عَلِمْنَا أَنَّهُ يَعْنِي الأَعْلاَمَ.
Bize Adem tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti, bize Katade tahdis etti, dedi ki Ebu Osman en-Nehdi'yi işittim: Biz Azerbaycan'da Utbe b. Ferkad ile birlikteyken Ömer'in mektubu bize ulaştı: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ipekten (giyimini) nehyetti, ancak şu kadarı müstesna. Ve başparmağını takip eden iki parmağını işaret etti. (Ravi Ebu Osman) dedi ki: Bildiğimiz kadarıyla (bununla) nakışları (alemleri) kastediyor.
5829. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، قَالَ كَتَبَ إِلَيْنَا عُمَرُ وَنَحْنُ بِأَذْرَبِيجَانَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ لُبْسِ الْحَرِيرِ إِلاَّ هَكَذَا، وَصَفَّ لَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِصْبَعَيْهِ. وَرَفَعَ زُهَيْرٌ الْوُسْطَى وَالسَّبَّابَةَ.
Bize Ahmed b. Yunus tahdis etti, bize Züheyr tahdis etti, bize Asım tahdis etti, Ebu Osman'dan, dedi ki: Biz Azerbaycan'dayken Ömer bize mektup yazdı: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ipek giymekten nehyetti, ancak şu kadarı müstesna. Ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize iki parmağını yan yana getirdi. (Ravi) Züheyr orta parmağını ve işaret parmağını kaldırdı.
5830. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، قَالَ كُنَّا مَعَ عُتْبَةَ فَكَتَبَ إِلَيْهِ عُمَرُ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يُلْبَسُ الْحَرِيرُ فِي الدُّنْيَا، إِلاَّ لَمْ يُلْبَسْ فِي الآخِرَةِ مِنْهُ ". حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا أَبُو عُثْمَانَ،، وَأَشَارَ أَبُو عُثْمَانَ، بِإِصْبَعَيْهِ الْمُسَبِّحَةِ وَالْوُسْطَى.
Bize Müsedded tahdis etti, bize Yahya tahdis etti, et-Teymi'den, o Ebu Osman'dan, dedi ki: Biz Utbe ile birlikteydik, Ömer r.a. ona mektup yazdı: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Dünyada ipek giyene ahirette ondan (bir pay) giydirilmez." Bize Hasan b. Ömer tahdis etti, bize Mu'temir tahdis etti, bize babam tahdis etti, bize Ebu Osman tahdis etti... Ve Ebu Osman işaret parmağı ile orta parmağına işaret etti.
5831. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ كَانَ حُذَيْفَةُ بِالْمَدَايِنِ فَاسْتَسْقَى، فَأَتَاهُ دِهْقَانٌ بِمَاءٍ فِي إِنَاءٍ مِنْ فِضَّةٍ فَرَمَاهُ بِهِ وَقَالَ إِنِّي لَمْ أَرْمِهِ إِلاَّ أَنِّي نَهَيْتُهُ فَلَمْ يَنْتَهِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الذَّهَبُ وَالْفِضَّةُ وَالْحَرِيرُ وَالدِّيبَاجُ هِيَ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا، وَلَكُمْ فِي الآخِرَةِ ".
Bize Süleyman b. Harb tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti, Hakem'den, o İbn Ebi Leyla'dan, dedi ki: Huzeyfe Medain'deydi. Su istedi. Bir dihkan (köy reisi) ona gümüş bir kapta su getirdi. Huzeyfe (suyu) ona attı ve dedi ki: "Ben onu (daha önce) nehyetmiş olmasaydım onu ona atmazdım. Lakin ben onu nehyetmiştim ama o vazgeçmedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: 'Altın, gümüş, ipek ve dibac (lüks ipek); bunlar dünyada onlar (kafirler) içindir, ahirette ise sizin içindir.'"
5832. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ صُهَيْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ قَالَ شُعْبَةُ فَقُلْتُ أَعَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ شَدِيدًا عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " مَنْ لَبِسَ الْحَرِيرَ فِي الدُّنْيَا فَلَنْ يَلْبَسَهُ فِي الآخِرَةِ ".
Bize Adem tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti, bize Abdulaziz b. Suhayb tahdis etti, dedi ki Enes b. Malik'i işittim -Şu'be dedi ki; Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den mi (rivayet ediyor)? dedim. (Abdulaziz) "Şiddetle (Evet, doğrudan) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den" dedi- O şöyle buyurdu: "Dünyada ipek giyen kimse ahirette onu giyemez."
5833. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ الزُّبَيْرِ، يَخْطُبُ يَقُولُ قَالَ مُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم " مَنْ لَبِسَ الْحَرِيرَ فِي الدُّنْيَا لَمْ يَلْبَسْهُ فِي الآخِرَةِ ".
Bize Süleyman b. Harb tahdis etti, bize Hammad b. Zeyd tahdis etti, Sabit'ten, dedi ki İbnü'z-Zübeyr'i hutbe okurken işittim, diyordu ki Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Dünyada ipek giyen kimse ahirette onu giyemez."
5834. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْجَعْدِ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي ذُبْيَانَ، خَلِيفَةَ بْنِ كَعْبٍ قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ الزُّبَيْرِ، يَقُولُ سَمِعْتُ عُمَرَ، يَقُولُ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ لَبِسَ الْحَرِيرَ فِي الدُّنْيَا لَمْ يَلْبَسْهُ فِي الآخِرَةِ ". وَقَالَ لَنَا أَبُو مَعْمَرٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ يَزِيدَ، قَالَتْ مُعَاذَةُ أَخْبَرَتْنِي أُمُّ عَمْرٍو بِنْتُ عَبْدِ اللَّهِ، سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الزُّبَيْرِ، سَمِعَ عُمَرَ، سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ
Bize Ali b. el-Ca'd tahdis etti, bize Şu'be haber verdi, Ebu Zübyan Halife b. Ka'b'tan, dedi ki İbnü'z-Zübeyr'i işittim, diyordu ki Ömer'i işittim, diyordu ki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Dünyada ipek giyen kimse ahirette onu giyemez."
5835. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حِطَّانَ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ عَنِ الْحَرِيرِ، فَقَالَتِ ائْتِ ابْنَ عَبَّاسٍ فَسَلْهُ. قَالَ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ سَلِ ابْنَ عُمَرَ. قَالَ فَسَأَلْتُ ابْنَ عُمَرَ فَقَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو حَفْصٍ ـ يَعْنِي عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّمَا يَلْبَسُ الْحَرِيرَ فِي الدُّنْيَا مَنْ لاَ خَلاَقَ لَهُ فِي الآخِرَةِ ". فَقُلْتُ صَدَقَ وَمَا كَذَبَ أَبُو حَفْصٍ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. وَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ حَدَّثَنَا حَرْبٌ عَنْ يَحْيَى حَدَّثَنِي عِمْرَانُ. وَقَصَّ الْحَدِيثَ.
Bana Muhammed b. Beşşar tahdis etti, bize Osman b. Ömer tahdis etti, bize Ali b. el-Mübarek tahdis etti, Yahya b. Ebi Kesir'den, o İmran b. Hıttan'dan, dedi ki: Aişe'ye ipek hakkında sordum. Dedi ki: "İbn Abbas'a git ve ona sor." Ona sordum, dedi ki: "İbn Ömer'e sor." İbn Ömer'e sordum, dedi ki: Bana Ebu Hafs -yani Ömer b. el-Hattab- haber verdi ki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Dünyada ipeği ancak ahirette nasibi olmayan giyer." Dedim ki: Ebu Hafs doğru söyledi, o Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem üzerine yalan söylemedi.
5836. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أُهْدِيَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثَوْبُ حَرِيرٍ، فَجَعَلْنَا نَلْمُسُهُ، وَنَتَعَجَّبُ مِنْهُ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَتَعْجَبُونَ مِنْ هَذَا ". قُلْنَا نَعَمْ. قَالَ " مَنَادِيلُ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ فِي الْجَنَّةِ خَيْرٌ مِنْ هَذَا ".
Bize Ubeydullah b. Musa tahdis etti, İsrail'den, o Ebu İshak'tan, o el-Bera r.a.'dan, dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ipek bir elbise hediye edildi. Biz ona dokunmaya ve hayret etmeye başladık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: "Buna mı hayret ediyorsunuz?" Biz "Evet" dedik. Buyurdu ki: "Sad b. Muaz'ın cennetteki mendilleri bundan daha hayırlıdır."
5837. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي نَجِيحٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ حُذَيْفَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ نَهَانَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَشْرَبَ فِي آنِيَةِ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ، وَأَنْ نَأْكُلَ فِيهَا، وَعَنْ لُبْسِ الْحَرِيرِ وَالدِّيبَاجِ، وَأَنْ نَجْلِسَ عَلَيْهِ.
Bize Ali tahdis etti, bize Vehb b. Cerir tahdis etti, bize babam tahdis etti, dedi ki İbn Ebi Necih'i işittim, Mücahid'den, o İbn Ebi Leyla'dan, o Huzeyfe r.a.'dan dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizi altın ve gümüş kaplarda içmekten, bunların içinde yemek yemekten, ipek ve dibac (lüks ipek) giymekten ve bunların üzerine oturmaktan nehyetti.
5838. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ أَبِي الشَّعْثَاءِ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، عَنِ ابْنِ عَازِبٍ، قَالَ نَهَانَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمَيَاثِرِ الْحُمْرِ وَالْقَسِّيِّ.
Bize Muhammed b. Mukatil tahdis etti, bize Abdullah haber verdi, bize Süfyan haber verdi, Eş'as b. Ebi'ş-Şa'sa'dan, bize Muaviye b. Süveyd b. Mukarrin tahdis etti, İbn Azib'den, dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizi kızıl meyasir (eyer minderleri) ve kassi (ipek karışımlı keten) kullanmaktan nehyetti.
5839. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا وَكِيعٌ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ رَخَّصَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِلزُّبَيْرِ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ فِي لُبْسِ الْحَرِيرِ لِحِكَّةٍ بِهِمَا.
Bana Muhammed tahdis etti, bize Veki' haber verdi, bize Şu'be haber verdi, Katade'den, o Enes'ten, dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zübeyr ve Abdurrahman'a, uyuz (kaşıntı) hastalıklarından dolayı ipek giymelerine ruhsat verdi.
5840. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ عَلِيٍّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَسَانِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حُلَّةً سِيَرَاءَ، فَخَرَجْتُ فِيهَا، فَرَأَيْتُ الْغَضَبَ فِي وَجْهِهِ، فَشَقَّقْتُهَا بَيْنَ نِسَائِي.
Bize Süleyman b. Harb tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti. (H) Ve bana Muhammed b. Beşşar tahdis etti, bize Gunder tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti, Abdulmelik b. Meysere'den, o Zeyd b. Vehb'den, o Ali r.a.'dan dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana siyera (çizgili ipekli) bir elbise giydirdi. Ben de o elbiseyle dışarı çıktım. (Peygamberin) yüzünde öfke gördüm. Bunun üzerine onu yırtıp kadınlarım arasında paylaştırdım.
5841. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنِي جُوَيْرِيَةُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عُمَرَ ـ رضى الله عنه ـ رَأَى حُلَّةً سِيَرَاءَ تُبَاعُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوِ ابْتَعْتَهَا، تَلْبَسُهَا لِلْوَفْدِ إِذَا أَتَوْكَ وَالْجُمُعَةِ. قَالَ " إِنَّمَا يَلْبَسُ هَذِهِ مَنْ لاَ خَلاَقَ لَهُ ". وَأَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ بَعْدَ ذَلِكَ إِلَى عُمَرَ حُلَّةَ سِيَرَاءَ حَرِيرٍ، كَسَاهَا إِيَّاهُ فَقَالَ عُمَرُ كَسَوْتَنِيهَا وَقَدْ سَمِعْتُكَ تَقُولُ فِيهَا مَا قُلْتَ فَقَالَ " إِنَّمَا بَعَثْتُ إِلَيْكَ لِتَبِيعَهَا أَوْ تَكْسُوَهَا ".
Bize Musa b. İsmail tahdis etti, dedi ki bana Cüveyriye tahdis etti, Nafi'den, o Abdullah'tan ki: Ömer r.a. satılmakta olan siyera (çizgili ipekli) bir elbise gördü ve dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Bunu satın alsan da heyetler sana geldiğinde ve Cuma günleri giysen?" Buyurdu ki: "Bunu ancak (ahirette) nasibi olmayan giyer." Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ömer'e ipekli siyera bir elbise gönderdi. Ömer dedi ki: "Bana bunu giydirdin (verdin), halbuki ben senin o konuda söylediklerini işitmiştim." Buyurdu ki: "Ben onu sana (giymeni değil) satasın veya (başkasına) giydiresin diye gönderdim."
5842. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّهُ رَأَى عَلَى أُمِّ كُلْثُومٍ ـ عَلَيْهَا السَّلاَمُ ـ بِنْتِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بُرْدَ حَرِيرٍ سِيَرَاءَ.
Bize Ebu'l-Yeman tahdis etti, bize Şuayb haber verdi, Zühri'den, dedi ki bana Enes b. Malik haber verdi ki o, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızı Ümmü Gülsüm'ün (aleyhisselam) üzerinde ipekli siyera bir bürde gördü.
5843. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَبِثْتُ سَنَةً وَأَنَا أُرِيدُ أَنْ أَسْأَلَ عُمَرَ عَنِ الْمَرْأَتَيْنِ اللَّتَيْنِ تَظَاهَرَتَا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَجَعَلْتُ أَهَابُهُ، فَنَزَلَ يَوْمًا مَنْزِلاً فَدَخَلَ الأَرَاكَ، فَلَمَّا خَرَجَ سَأَلْتُهُ فَقَالَ عَائِشَةُ وَحَفْصَةُ ـ ثُمَّ قَالَ ـ كُنَّا فِي الْجَاهِلِيَّةِ لاَ نَعُدُّ النِّسَاءَ شَيْئًا، فَلَمَّا جَاءَ الإِسْلاَمُ وَذَكَرَهُنَّ اللَّهُ، رَأَيْنَا لَهُنَّ بِذَلِكَ عَلَيْنَا حَقًّا، مِنْ غَيْرِ أَنْ نُدْخِلَهُنَّ فِي شَىْءٍ مِنْ أُمُورِنَا، وَكَانَ بَيْنِي وَبَيْنَ امْرَأَتِي كَلاَمٌ فَأَغْلَظَتْ لِي فَقُلْتُ لَهَا وَإِنَّكِ لَهُنَاكِ. قَالَتْ تَقُولُ هَذَا لِي وَابْنَتُكَ تُؤْذِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَتَيْتُ حَفْصَةَ فَقُلْتُ لَهَا إِنِّي أُحَذِّرُكِ أَنْ تَعْصِي اللَّهَ وَرَسُولَهُ. وَتَقَدَّمْتُ إِلَيْهَا فِي أَذَاهُ، فَأَتَيْتُ أُمَّ سَلَمَةَ فَقُلْتُ لَهَا. فَقَالَتْ أَعْجَبُ مِنْكَ يَا عُمَرُ قَدْ دَخَلْتَ فِي أُمُورِنَا، فَلَمْ يَبْقَ إِلاَّ أَنْ تَدْخُلَ بَيْنَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَزْوَاجِهِ، فَرَدَّدَتْ، وَكَانَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ إِذَا غَابَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَشَهِدْتُهُ أَتَيْتُهُ بِمَا يَكُونُ، وَإِذَا غِبْتُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَشَهِدَ أَتَانِي بِمَا يَكُونُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَانَ مَنْ حَوْلَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدِ اسْتَقَامَ لَهُ، فَلَمْ يَبْقَ إِلاَّ مَلِكُ غَسَّانَ بِالشَّأْمِ، كُنَّا نَخَافُ أَنْ يَأْتِيَنَا، فَمَا شَعَرْتُ إِلاَّ بِالأَنْصَارِيِّ وَهْوَ يَقُولُ إِنَّهُ قَدْ حَدَثَ أَمْرٌ. قُلْتُ لَهُ وَمَا هُوَ أَجَاءَ الْغَسَّانِيُّ قَالَ أَعْظَمُ مِنْ ذَاكَ، طَلَّقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نِسَاءَهُ. فَجِئْتُ فَإِذَا الْبُكَاءُ مِنْ حُجَرِهَا كُلِّهَا، وَإِذَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَدْ صَعِدَ فِي مَشْرُبَةٍ لَهُ، وَعَلَى باب الْمَشْرُبَةِ وَصِيفٌ فَأَتَيْتُهُ فَقُلْتُ اسْتَأْذِنْ لِي. فَدَخَلْتُ فَإِذَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى حَصِيرٍ قَدْ أَثَّرَ فِي جَنْبِهِ، وَتَحْتَ رَأْسِهِ مِرْفَقَةٌ مِنْ أَدَمٍ، حَشْوُهَا لِيفٌ، وَإِذَا أُهُبٌ مُعَلَّقَةٌ وَقَرَظٌ، فَذَكَرْتُ الَّذِي قُلْتُ لِحَفْصَةَ وَأُمِّ سَلَمَةَ، وَالَّذِي رَدَّتْ عَلَىَّ أُمُّ سَلَمَةَ، فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَبِثَ تِسْعًا وَعِشْرِينَ لَيْلَةً، ثُمَّ نَزَلَ.
Bize Süleyman b. Harb tahdis etti, bize Hammad b. Zeyd tahdis etti, bize Yahya b. Said tahdis etti, Ubeyd b. Huneyn'den, o İbn Abbas r.a.'dan dedi ki: Bir sene bekledim, Ömer'e Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e karşı dayanışma içine giren (tazahür) iki kadını sormak istiyordum ama ondan çekiniyordum. Bir gün bir konak yerinde indi ve erak (misvak ağacı) arasına girdi. Çıktığında ona sordum. Dedi ki: "Aişe ve Hafsa." Sonra dedi ki: "Biz cahiliye döneminde kadınları bir şey (insan yerine) saymazdık. İslam gelip de Allah onları zikredince, üzerimizde onların da hakkı olduğunu gördük; ancak işlerimize onları karıştırmazdık. Benimle karım arasında bir söz geçti, bana sert cevap verdi. Ben ona 'Ve sen de buradasın (bana cevap veriyorsun) ha?' dedim. O da 'Sen bana bunu söylüyorsun ama kızın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i üzüyor' dedi. Bunun üzerine Hafsa'ya gittim ve ona 'Seni Allah ve Resulüne isyan etmekten sakındırırım' dedim. Ve O'nu üzmesi konusunda ona nasihat ettim. Sonra Ümmü Seleme'ye gittim ve ona da (aynısını) söyledim. Dedi ki: 'Sana şaşarım ey Ömer! İşlerimize karıştın, şimdi de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile eşleri arasına mı giriyorsun?' Beni (sözleriyle) geri çevirdi. Ensar'dan bir adam vardı, ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanından yokken o gider (haber getirirdi), o yokken ben giderdim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in çevresindeki (kabileler) ona boyun eğmişti, sadece Şam'daki Gassan meliki kalmıştı. Bize gelmesinden korkuyorduk. (Bir gün) Ensariden olan (arkadaşım) geldi ve 'Bir olay oldu' dedi. Dedim ki 'Ne oldu? Gassanlı mı geldi?' Dedi ki 'Ondan daha büyük. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadınlarını boşadı.' Ben de geldim, baktım ki (eşlerin) odalarının hepsinden ağlama sesi geliyor. Ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisine ait bir meşrubeye (çatı katı/kiler) çıkmış. Kapısında bir hizmetçi vardı. Ona 'Benim için izin iste' dedim. Girdim, baktım ki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (kaba) bir hasır üzerinde, hasır böğründe iz yapmış. Başının altında içi lif dolu deri bir yastık. Asılı duran deriler ve selem yaprağı (gördüm). Hafsa ve Ümmü Seleme'ye söylediklerimi ve Ümmü Seleme'nin bana verdiği cevabı anlattım. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem güldü. Yirmi dokuz gece bekledi, sonra indi."
5844. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَتْنِي هِنْدُ بِنْتُ الْحَارِثِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتِ اسْتَيْقَظَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنَ اللَّيْلِ وَهْوَ يَقُولُ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، مَاذَا أُنْزِلَ اللَّيْلَةَ مِنَ الْفِتْنَةِ، مَاذَا أُنْزِلَ مِنَ الْخَزَائِنِ، مَنْ يُوقِظُ صَوَاحِبَ الْحُجُرَاتِ، كَمْ مِنْ كَاسِيَةٍ فِي الدُّنْيَا عَارِيَةٍ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ". قَالَ الزُّهْرِيُّ وَكَانَتْ هِنْدٌ لَهَا أَزْرَارٌ فِي كُمَّيْهَا بَيْنَ أَصَابِعِهَا.
Bize Abdullah b. Muhammed tahdis etti, bize Hişam tahdis etti, bize Ma'mer haber verdi, Zühri'den, dedi ki bana Hind bint Haris haber verdi, Ümmü Seleme'den, dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gece uyandı ve şöyle diyordu: "La ilahe illallah! Bu gece ne fitneler indirildi! Ne hazineler indirildi! Hücre sahiplerini (eşlerini) kim uyandıracak? Dünyada nice giyinik olanlar vardır ki kıyamet günü çıplaktırlar." Zühri dedi ki: Hind'in kollarında parmakları arasında düğmeler vardı.
5845. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ سَعِيدِ بْنِ الْعَاصِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، حَدَّثَتْنِي أُمُّ خَالِدٍ بِنْتُ خَالِدٍ، قَالَتْ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِثِيَابٍ فِيهَا خَمِيصَةٌ سَوْدَاءُ قَالَ " مَنْ تَرَوْنَ نَكْسُوهَا هَذِهِ الْخَمِيصَةَ ". فَأُسْكِتَ الْقَوْمُ. قَالَ " ائْتُونِي بِأُمِّ خَالِدٍ ". فَأُتِيَ بِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَأَلْبَسَهَا بِيَدِهِ وَقَالَ " أَبْلِي وَأَخْلِقِي ". مَرَّتَيْنِ فَجَعَلَ يَنْظُرُ إِلَى عَلَمِ الْخَمِيصَةِ، وَيُشِيرُ بِيَدِهِ إِلَىَّ وَيَقُولُ " يَا أُمَّ خَالِدٍ هَذَا سَنَا ". وَالسَّنَا بِلِسَانِ الْحَبَشِيَّةِ الْحَسَنُ. قَالَ إِسْحَاقُ حَدَّثَتْنِي امْرَأَةٌ مِنْ أَهْلِي أَنَّهَا رَأَتْهُ عَلَى أُمِّ خَالِدٍ.
Bize Ebu'l-Velid tahdis etti, bize İshak b. Said b. Amr b. Said b. el-As tahdis etti, dedi ki bana babam tahdis etti, dedi ki bana Ümmü Halid bint Halid tahdis etti, dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e içinde siyah bir hamisa (elbise) bulunan elbiseler getirildi. Buyurdu ki: "Bunu kime giydirelim dersiniz?" Topluluk sustu. Buyurdu ki: "Bana Ümmü Halid'i getirin." (Ben getirildim) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu bana eliyle giydirdi ve iki defa: "Eskit ve parala" buyurdu. Sonra hamisanın işlemesine bakmaya ve eliyle bana işaret edip şöyle demeye başladı: "Ey Ümmü Halid! Bu senadır." Sena, Habeş dilinde güzel demektir. İshak dedi ki: Ailemden bir kadın bana tahdis etti ki onu Ümmü Halid'in üzerinde görmüş.
5846. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَتَزَعْفَرَ الرَّجُلُ.
Bize Müsedded tahdis etti, bize Abdulvaris tahdis etti, Abdulaziz'den, o Enes'ten dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem erkeğin zaferan (safran) sürünmesini nehyetti.
5847. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَلْبَسَ الْمُحْرِمُ ثَوْبًا مَصْبُوغًا بِوَرْسٍ أَوْ بِزَعْفَرَانٍ.
Bize Ebu Nuaym tahdis etti, bize Süfyan tahdis etti, Abdullah b. Dinar'dan, o İbn Ömer r.a.'dan dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ihramlının vers veya zaferan ile boyanmış elbise giymesini nehyetti.
5848. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، سَمِعَ الْبَرَاءَ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَرْبُوعًا، وَقَدْ رَأَيْتُهُ فِي حُلَّةٍ حَمْرَاءَ مَا رَأَيْتُ شَيْئًا أَحْسَنَ مِنْهُ.
Bize Ebu'l-Velid tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti, Ebu İshak'tan, o Bera r.a.'ı şöyle derken işitti: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem orta boyluydu. Ben O'nu kırmızı bir hulle (takım elbise) içinde gördüm. O'ndan daha güzel bir şey görmedim.
5849. Hadis
حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَشْعَثَ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، عَنِ الْبَرَاءِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَمَرَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِسَبْعٍ عِيَادَةِ الْمَرِيضِ، وَاتِّبَاعِ الْجَنَائِزِ، وَتَشْمِيتِ الْعَاطِسِ، وَنَهَانَا عَنْ لُبْسِ الْحَرِيرِ، وَالدِّيبَاجِ، وَالْقَسِّيِّ، وَالإِسْتَبْرَقِ، وَمَيَاثِرِ الْحُمْرِ.
Bize Kabisa tahdis etti, bize Süfyan tahdis etti, Eş'as'tan, o Muaviye b. Süveyd b. Mukarrin'den, o Bera r.a.'dan dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize yedi şeyi emretti: Hastayı ziyaret etmek, cenazeyi takip etmek, aksırana yerhamukallah demek... Ve bizi ipek, dibac, kassi, istebrak (kalın ipek) giymekten ve kırmızı meyasir (minder) kullanmaktan nehyetti.
5850. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ سَعِيدٍ أَبِي مَسْلَمَةَ، قَالَ سَأَلْتُ أَنَسًا أَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي فِي نَعْلَيْهِ قَالَ نَعَمْ.
Bize Süleyman b. Harb tahdis etti, bize Hammad tahdis etti, Said Ebi Mesleme'den, dedi ki Enes'e sordum: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayakkabılarıyla namaz kılar mıydı?" "Evet" dedi.
5851. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ جُرَيْجٍ، أَنَّهُ قَالَ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ رَأَيْتُكَ تَصْنَعُ أَرْبَعًا لَمْ أَرَ أَحَدًا مِنْ أَصْحَابِكَ يَصْنَعُهَا. قَالَ مَا هِيَ يَا ابْنَ جُرَيْجٍ قَالَ رَأَيْتُكَ لاَ تَمَسُّ مِنَ الأَرْكَانِ إِلاَّ الْيَمَانِيَيْنِ، وَرَأَيْتُكَ تَلْبَسُ النِّعَالَ السِّبْتِيَّةَ، وَرَأَيْتُكَ تَصْبُغُ بِالصُّفْرَةِ، وَرَأَيْتُكَ إِذَا كُنْتَ بِمَكَّةَ أَهَلَّ النَّاسُ إِذَا رَأَوُا الْهِلاَلَ، وَلَمْ تُهِلَّ أَنْتَ حَتَّى كَانَ يَوْمَ التَّرْوِيَةِ. فَقَالَ لَهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ أَمَّا الأَرْكَانُ فَإِنِّي لَمْ أَرَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمَسُّ إِلاَّ الْيَمَانِيَيْنِ، وَأَمَّا النِّعَالُ السِّبْتِيَّةُ فَإِنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَلْبَسُ النِّعَالَ الَّتِي لَيْسَ فِيهَا شَعَرٌ وَيَتَوَضَّأُ فِيهَا فَأَنَا أُحِبُّ أَنْ أَلْبَسَهَا، وَأَمَّا الصُّفْرَةُ فَإِنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْبُغُ بِهَا، فَأَنَا أُحِبُّ أَنْ أَصْبُغَ بِهَا وَأَمَّا الإِهْلاَلُ فَإِنِّي لَمْ أَرَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُهِلُّ حَتَّى تَنْبَعِثَ بِهِ رَاحِلَتُهُ.
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti; Malik’ten; [o da] Said el-Makburi’den; [o da] Ubeyd b. Cüreyc’den: O, Abdullah b. Ömer radıyallahu anhuma’ya [şöyle] dedi: “Seni dört şeyi yaparken gördüm ki, senin arkadaşlarından hiçbirini bunları yaparken görmedim.” (İbn Ömer) dedi ki: “Nedir onlar ey İbn Cüreyc?” Dedi ki: “Seni (Kabe’nin) rükünlerinden sadece iki Yemani rüknüne dokunurken gördüm. Seni ‘sibtiyye’ (tabaklanmış deriden) ayakkabılar giyerken gördüm. Seni (sakalını) sarı ile boyarken gördüm. Ve seni gördüm ki; Mekke’de iken insanlar hilali gördüklerinde ihrama giriyorlar; sen ise Terviye günü oluncaya kadar ihrama girmiyorsun.” Abdullah b. Ömer ona [şöyle cevap] dedi: “Rükünlere gelince; ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i iki Yemani rükünden başkasına dokunurken görmedim. Sibtiyye ayakkabılara gelince; ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i, üzerinde kıl bulunmayan [tabaklanmış] ayakkabıları giyerken ve onun içinde abdest alırken gördüm. Bu yüzden ben de onları giymeyi seviyorum. Sarıya gelince; ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i onunla boyanırken gördüm. Bu yüzden ben de onunla boyanmayı seviyorum. İhrama gelince; ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i, bineği onunla birlikte (yola) koyuluncaya kadar ihrama girerken görmedim.”
5852. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَلْبَسَ الْمُحْرِمُ ثَوْبًا مَصْبُوغًا بِزَعْفَرَانٍ أَوْ وَرْسٍ، وَقَالَ " مَنْ لَمْ يَجِدْ نَعْلَيْنِ فَلْيَلْبَسْ خُفَّيْنِ، وَلْيَقْطَعْهُمَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ ".
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Malik bize haber verdi; Abdullah b. Dinar’dan; [o da] İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan [naklederek]. Dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, muhrimin (ihramlı kişinin) safran veya vers ile boyanmış bir elbise giymesini nehyetti ve [şöyle] dedi: ‘Kim iki nalin (sandalet) bulamazsa iki mest giysin ve onları iki topuğun aşağısından (kalsın diye) kessin.’”
5853. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ إِزَارٌ فَلْيَلْبَسِ السَّرَاوِيلَ، وَمَنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ نَعْلاَنِ فَلْيَلْبَسْ خُفَّيْنِ ".
Muhammed b. Yusuf bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Amr b. Dinar’dan; [o da] Cabir b. Zeyd’den; [o da] İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kimin izarı (peştamali) yoksa sirval (şalvar) giysin. Kimin iki nalini (sandaleti) yoksa iki mest (huf) giysin.”
5854. Hadis
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَشْعَثُ بْنُ سُلَيْمٍ، سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُحِبُّ التَّيَمُّنَ فِي طُهُورِهِ وَتَرَجُّلِهِ وَتَنَعُّلِهِ.
Haccac b. Minhal bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti [ve] dedi ki: Eş'as b. Süleym bana haber verdi; babamı şöyle tahdis ederken işittim; Mesruk’tan; [o da] Aişe radıyallahu anha’dan [naklederek]. Dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem temizlenmesinde (abdestinde), taranmasında ve ayakkabı giymesinde sağdan başlamayı severdi.”
5855. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا انْتَعَلَ أَحَدُكُمْ فَلْيَبْدَأْ بِالْيَمِينِ وَإِذَا نَزَعَ فَلْيَبْدَأْ بِالشِّمَالِ، لِتَكُنِ الْيُمْنَى أَوَّلَهُمَا تُنْعَلُ وَآخِرَهُمَا تُنْزَعُ ".
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti; Malik’ten; [o da] Ebu'z-Zinad’dan; [o da] A'rec’den; [o da] Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan [naklederek] ki; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biriniz ayakkabı giydiği zaman sağ ile başlasın, çıkardığı zaman da sol ile başlasın. Sağ (ayak) giyilirken ilkleri, çıkarılırken sonları olsun.”
5856. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَمْشِي أَحَدُكُمْ فِي نَعْلٍ وَاحِدَةٍ لِيُحْفِهِمَا جَمِيعًا، أَوْ لِيَنْعَلْهُمَا جَمِيعًا ".
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti; Malik’ten; [o da] Ebu'z-Zinad’dan; [o da] A'rec’den; [o da] Ebu Hureyre’den [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biriniz tek bir ayakkabı (nalin) içinde yürümesin. Ya ikisini de çıkarsın yahut ikisini de giysin.”
5857. Hadis
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، حَدَّثَنَا أَنَسٌ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ نَعْلَ، النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كَانَ لَهَا قِبَالاَنِ.
Haccac b. Minhal bize tahdis etti, Hemmam bize tahdis etti; Katade’den; Enes radıyallahu anh bize tahdis etti [ve dedi] ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in nalininin (sandaletinin) iki kıbali (parmak arası kayışı) vardı.”
5858. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ طَهْمَانَ، قَالَ خَرَجَ إِلَيْنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ بِنَعْلَيْنِ لَهُمَا قِبَالاَنِ، فَقَالَ ثَابِتٌ الْبُنَانِيُّ هَذِهِ نَعْلُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Muhammed bana tahdis etti, Abdullah bize haber verdi, İsa b. Tahman bize haber verdi; dedi ki: “Enes b. Malik, iki kıbali (kayışı) olan iki nalin ile yanımıza çıktı.” Sabit el-Bünani dedi ki: “Bu (ikisi), Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in nalinleridir.”
5859. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَرْعَرَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي عُمَرُ بْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ عَوْنِ بْنِ أَبِي جُحَيْفَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ فِي قُبَّةٍ حَمْرَاءَ مِنْ أَدَمٍ، وَرَأَيْتُ بِلاَلاً أَخَذَ وَضُوءَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالنَّاسُ يَبْتَدِرُونَ الْوَضُوءَ، فَمَنْ أَصَابَ مِنْهُ شَيْئًا تَمَسَّحَ بِهِ، وَمَنْ لَمْ يُصِبْ مِنْهُ شَيْئًا أَخَذَ مِنْ بَلَلِ يَدِ صَاحِبِهِ.
Muhammed b. Ar'are bize tahdis etti, dedi ki: Ömer b. Ebi Zaide bana tahdis etti; Avn b. Ebi Cuhayfe’den; [o da] babasından [naklederek]. Dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim. O, deriden [yapılmış] kırmızı bir kubbenin (çadırın) içindeydi. Bilal’i gördüm; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in abdest suyunu aldı. İnsanlar abdest suyuna koşuşuyorlardı. Ondan bir şeye erişen kimse (teberrük için) yüzüne gözüne sürdü. Ondan bir şeye erişemeyen kimse de arkadaşının elinin ıslaklığından aldı.”
5860. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، ح وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَرْسَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَى الأَنْصَارِ، وَجَمَعَهُمْ فِي قُبَّةٍ مِنْ أَدَمٍ.
Ebu'l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den; Enes b. Malik bana haber verdi. (Tahvil) Ve Leys dedi ki: Yunus bana tahdis etti; İbn Şihab’dan. Dedi ki: Enes b. Malik radıyallahu anh bana haber verdi [ve] dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Ensar’a (haber) gönderdi ve onları deriden bir kubbenin (çadırın) içinde topladı.”
5861. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَحْتَجِرُ حَصِيرًا بِاللَّيْلِ فَيُصَلِّي، وَيَبْسُطُهُ بِالنَّهَارِ فَيَجْلِسُ عَلَيْهِ، فَجَعَلَ النَّاسُ يَثُوبُونَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَيُصَلُّونَ بِصَلاَتِهِ حَتَّى كَثُرُوا فَأَقْبَلَ فَقَالَ " يَا أَيُّهَا النَّاسُ خُذُوا مِنَ الأَعْمَالِ مَا تُطِيقُونَ، فَإِنَّ اللَّهَ لاَ يَمَلُّ حَتَّى تَمَلُّوا، وَإِنَّ أَحَبَّ الأَعْمَالِ إِلَى اللَّهِ مَا دَامَ وَإِنْ قَلَّ ".
Muhammed b. Ebi Bekir bize tahdis etti, Mu'temir bize tahdis etti; Ubeydullah’tan; [o da] Said b. Ebi Said’den; [o da] Ebu Seleme b. Abdurrahman’dan; [o da] Aişe radıyallahu anha’dan [naklederek] ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin bir hasırı (kıvırıp kendine) hücre edinir, (arkasında) namaz kılardı. Gündüz olunca onu (yere) yayar ve üzerine otururdu. İnsanlar Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına toplanmaya ve onun namazıyla namaz kılmaya başladılar; nihayet çoğaldılar. Bunun üzerine (onlara) yöneldi ve dedi ki: ‘Ey insanlar! Amellerden gücünüzün yettiğini alın (yapın). Muhakkak ki siz bıkmadıkça Allah bıkmaz. Ve şüphesiz Allah’a amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır.’”
5862. Hadis
وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، أَنَّ أَبَاهُ، مَخْرَمَةَ قَالَ لَهُ يَا بُنَىَّ إِنَّهُ بَلَغَنِي أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَدِمَتْ عَلَيْهِ أَقْبِيَةٌ فَهْوَ يَقْسِمُهَا، فَاذْهَبْ بِنَا إِلَيْهِ، فَذَهَبْنَا فَوَجَدْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي مَنْزِلِهِ، فَقَالَ لِي يَا بُنَىَّ ادْعُ لِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَعْظَمْتُ ذَلِكَ. فَقُلْتُ أَدْعُو لَكَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا بُنَىَّ إِنَّهُ لَيْسَ بِجَبَّارٍ. فَدَعَوْتُهُ فَخَرَجَ وَعَلَيْهِ قَبَاءٌ مِنْ دِيبَاجٍ مُزَرَّرٌ بِالذَّهَبِ، فَقَالَ " يَا مَخْرَمَةُ هَذَا خَبَأْنَاهُ لَكَ ". فَأَعْطَاهُ إِيَّاهُ.
Ve Leys dedi ki: İbn Ebi Müleyke bana tahdis etti; Misver b. Mahreme’den. Onun babası Mahreme ona [şöyle] demiş: “Ey oğulcuğum! Bana ulaştı ki, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ‘kabalar’ (kaftanlar) gelmiş ve o bunları taksim ediyormuş. Bizimle beraber ona gidelim.” Gittik ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i evinde bulduk. (Babam) bana dedi ki: “Ey oğulcuğum! Benim için Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i çağır.” Ben bunu büyük gördüm ve dedim ki: “Senin için Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i mi çağırayım?” O dedi ki: “Ey oğulcuğum! O bir zorba değildir.” Bunun üzerine onu çağırdım. Üzerinde atlastan (ipekli), altınla düğmelenmiş bir kaba olduğu halde çıktı. Ve: “Ey Mahreme! Bunu senin için sakladık” dedi ve onu ona verdi.
5863. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا أَشْعَثُ بْنُ سُلَيْمٍ، قَالَ سَمِعْتُ مُعَاوِيَةَ بْنَ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ بْنَ عَازِبٍ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ نَهَانَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ سَبْعٍ نَهَى عَنْ خَاتَمِ الذَّهَبِ ـ أَوْ قَالَ حَلْقَةِ الذَّهَبِ ـ وَعَنِ الْحَرِيرِ، وَالإِسْتَبْرَقِ، وَالدِّيبَاجِ، وَالْمِيثَرَةِ الْحَمْرَاءِ، وَالْقَسِّيِّ، وَآنِيَةِ الْفِضَّةِ، وَأَمَرَنَا بِسَبْعٍ بِعِيَادَةِ الْمَرِيضِ، وَاتِّبَاعِ الْجَنَائِزِ، وَتَشْمِيتِ الْعَاطِسِ، وَرَدِّ السَّلاَمِ، وَإِجَابَةِ الدَّاعِي، وَإِبْرَارِ الْمُقْسِمِ، وَنَصْرِ الْمَظْلُومِ.
Adem bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti, Eş'as b. Süleym bize tahdis etti, dedi ki: Muaviye b. Süveyd b. Mukarrin’i işittim; dedi ki: Bera b. Azib radıyallahu anhuma’yı şöyle derken işittim: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bizi yedi şeyden nehyetti: Altın yüzükten —veya altın halkadan demiştir—, ipekten, istibraktan (kalın ipekten), dibacdan (atlastan), kırmızı ‘miyesere’den (binek minderinden), ‘kassî’den (ipekli kumaştan) ve gümüş kaptan nehyetti. Ve bize yedi şeyi emretti: Hastayı ziyaret etmek, cenazeleri takip etmek, aksırana ‘yerhamukellah’ demek, selamı almak, davet edene icabet etmek, yemin edenin yeminini yerine getirmek ve mazluma yardım etmek.”
5864. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ النَّضْرِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ نَهِيكٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى عَنْ خَاتَمِ الذَّهَبِ. وَقَالَ عَمْرٌو أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ عَنْ قَتَادَةَ سَمِعَ النَّضْرَ سَمِعَ بَشِيرًا مِثْلَهُ.
Muhammed b. Beşşar bize tahdis etti, Gunder bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; Katade’den; [o da] Nadr b. Enes’ten; [o da] Beşir b. Nehik’ten; [o da] Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Kendisinin (Peygamberin) altın yüzükten nehyettiğini (rivayet etti). Ve Amr dedi ki: Şu'be bize haber verdi; Katade’den; o Nadr’ı işitmiş, o da Beşir’i işitmiş; (bunun) mislini (rivayet etmişler).
5865. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي نَافِعٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ، وَجَعَلَ فَصَّهُ مِمَّا يَلِي كَفَّهُ، فَاتَّخَذَهُ النَّاسُ، فَرَمَى بِهِ، وَاتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ وَرِقٍ أَوْ فِضَّةٍ.
Müsedded bize tahdis etti, Yahya bize tahdis etti; Ubeydullah’tan; dedi ki: Nafi bana tahdis etti; Abdullah radıyallahu anh’dan [naklederek]. “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem altından bir yüzük edindi ve kaşını avcunun içine gelecek şekilde yaptı. Bunun üzerine insanlar da (altın yüzük) edindiler. (Daha sonra Peygamber) onu (çıkarıp) attı ve gümüşten bir yüzük edindi.”
5866. Hadis
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ أَوْ فِضَّةٍ، وَجَعَلَ فَصَّهُ مِمَّا يَلِي كَفَّهُ، وَنَقَشَ فِيهِ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ. فَاتَّخَذَ النَّاسُ مِثْلَهُ، فَلَمَّا رَآهُمْ قَدِ اتَّخَذُوهَا رَمَى بِهِ، وَقَالَ " لاَ أَلْبَسُهُ أَبَدًا ". ثُمَّ اتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ فِضَّةٍ، فَاتَّخَذَ النَّاسُ خَوَاتِيمَ الْفِضَّةِ. قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَلَبِسَ الْخَاتَمَ بَعْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَبُو بَكْرٍ ثُمَّ عُمَرُ ثُمَّ عُثْمَانُ، حَتَّى وَقَعَ مِنْ عُثْمَانَ فِي بِئْرِ أَرِيسَ.
Yusuf b. Musa bize tahdis etti, Ebu Usame bize tahdis etti, Ubeydullah bize tahdis etti; Nafi’den; [o da] İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan [naklederek]. “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem altından —veya gümüşten— bir yüzük edindi, kaşını avcunun içine gelecek şekilde yaptı ve üzerine ‘Muhammedün Resulullah’ (nakşını) kazıttı. İnsanlar da onun mislini edindiler. Onların da (yüzük) edindiklerini görünce onu (çıkarıp) attı ve dedi ki: ‘Onu asla giymeyeceğim.’ Sonra gümüşten bir yüzük edindi. İnsanlar da gümüş yüzükler edindiler.” İbn Ömer dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den sonra yüzüğü Ebu Bekir taktı, sonra Ömer, sonra Osman; nihayet (yüzük) Osman’dan Eris kuyusuna düştü.”
5867. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَلْبَسُ خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ فَنَبَذَهُ فَقَالَ " لاَ أَلْبَسُهُ أَبَدًا ". فَنَبَذَ النَّاسُ خَوَاتِيمَهُمْ.
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti; Malik’ten; [o da] Abdullah b. Dinar’dan; [o da] Abdullah b. Ömer radıyallahu anhuma’dan [naklederek]. Dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem altından bir yüzük takıyordu. Onu attı ve dedi ki: ‘Onu asla takmayacağım.’ Bunun üzerine insanlar da yüzüklerini attılar.”
5868. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ رَأَى فِي يَدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَاتَمًا مِنْ وَرِقٍ يَوْمًا وَاحِدًا، ثُمَّ إِنَّ النَّاسَ اصْطَنَعُوا الْخَوَاتِيمَ مِنْ وَرِقٍ وَلَبِسُوهَا، فَطَرَحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَاتَمَهُ، فَطَرَحَ النَّاسُ خَوَاتِيمَهُمْ. تَابَعَهُ إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ وَزِيَادٌ وَشُعَيْبٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ. وَقَالَ ابْنُ مُسَافِرٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ أَرَى خَاتَمًا مِنْ وَرِقٍ.
Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Yunus’tan; [o da] İbn Şihab’dan. Dedi ki: Enes b. Malik radıyallahu anh bana tahdis etti ki: “O, bir gün Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in elinde gümüşten bir yüzük gördü. Sonra insanlar gümüşten yüzükler yaptırdılar ve onları taktılar. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yüzüğünü (çıkarıp) attı, insanlar da yüzüklerini attılar.” İbrahim b. Sa'd, Ziyad ve Şuayb; Zühri’den (rivayet ederek) ona mutabaat ettiler. İbn Müsafir, Zühri’den: “(Peygamberin elinde) gümüşten bir yüzük görüyorum” (şeklinde rivayet etti).
5869. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، أَخْبَرَنَا حُمَيْدٌ، قَالَ سُئِلَ أَنَسٌ هَلِ اتَّخَذَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَاتَمًا قَالَ أَخَّرَ لَيْلَةً صَلاَةَ الْعِشَاءِ إِلَى شَطْرِ اللَّيْلِ، ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَيْنَا بِوَجْهِهِ، فَكَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى وَبِيصِ خَاتَمِهِ. قَالَ " إِنَّ النَّاسَ قَدْ صَلَّوْا وَنَامُوا، وَإِنَّكُمْ لَمْ تَزَالُوا فِي صَلاَةٍ مَا انْتَظَرْتُمُوهَا ".
Abdan bize tahdis etti, Yezid b. Zürey bize haber verdi, Humeyd bize haber verdi; dedi ki: Enes’e “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yüzük edindi mi?” diye soruldu. Dedi ki: “Bir gece yatsı namazını gece yarısına kadar tehir etti. Sonra yüzüyle bize yöneldi. Sanki ben şu an onun yüzüğünün parıltısına bakıyorum. Dedi ki: ‘İnsanlar namazı kıldılar ve uyudular. Siz ise onu (namazı) beklediğiniz sürece namazda olmaya devam ettiniz.’”
5870. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ سَمِعْتُ حُمَيْدًا، يُحَدِّثُ عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ خَاتَمُهُ مِنْ فِضَّةٍ وَكَانَ فَصُّهُ مِنْهُ. وَقَالَ يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ حَدَّثَنِي حُمَيْدٌ سَمِعَ أَنَسًا عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
İshak bize tahdis etti, Mu'temir bize haber verdi; dedi ki: Humeyd’i işittim, Enes radıyallahu anh’dan (şöyle) tahdis ediyordu: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yüzüğü gümüştendi ve kaşı da kendindendi (gümüştendi).” Yahya b. Eyyub, dedi ki: Humeyd bana tahdis etti; Enes’i Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (rivayet ederken) işitmiş.
5871. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَمِعَ سَهْلاً، يَقُولُ جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ جِئْتُ أَهَبُ نَفْسِي. فَقَامَتْ طَوِيلاً فَنَظَرَ وَصَوَّبَ، فَلَمَّا طَالَ مُقَامُهَا فَقَالَ رَجُلٌ زَوِّجْنِيهَا، إِنْ لَمْ تَكُنْ لَكَ بِهَا حَاجَةٌ. قَالَ " عِنْدَكَ شَىْءٌ تُصْدِقُهَا ". قَالَ لاَ. قَالَ " انْظُرْ ". فَذَهَبَ ثُمَّ رَجَعَ فَقَالَ وَاللَّهِ إِنْ وَجَدْتُ شَيْئًا. قَالَ " اذْهَبْ فَالْتَمِسْ وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ ". فَذَهَبَ ثُمَّ رَجَعَ قَالَ لاَ وَاللَّهِ وَلاَ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ. وَعَلَيْهِ إِزَارٌ مَا عَلَيْهِ رِدَاءٌ. فَقَالَ أُصْدِقُهَا إِزَارِي فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِزَارُكَ إِنْ لَبِسَتْهُ لَمْ يَكُنْ عَلَيْكَ مِنْهُ شَىْءٌ، وَإِنْ لَبِسْتَهُ لَمَ يَكُنْ عَلَيْهَا مِنْهُ شَىْءٌ ". فَتَنَحَّى الرَّجُلُ فَجَلَسَ فَرَآهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مُوَلِّيًا فَأَمَرَ بِهِ فَدُعِيَ فَقَالَ " مَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ". قَالَ سُورَةُ كَذَا وَكَذَا لِسُوَرٍ عَدَّدَهَا. قَالَ " قَدْ مَلَّكْتُكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ".
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti, Abdulaziz b. Ebi Hazim bize tahdis etti; babasından; o Sehl’i [şöyle] derken işitmiş: Bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve dedi ki: 'Kendimi sana hibe etmeye geldim.' (Kadın) uzun süre ayakta bekledi. (Peygamber) ona [dikkatle] baktı ve (bakışlarını) aşağı indirdi. (Kadının) beklemesi uzayınca bir adam dedi ki: 'Eğer senin ona bir ihtiyacın yoksa onu benimle evlendir.' [Peygamber] buyurdu ki: 'Yanında ona mehir olarak vereceğin bir şey var mı?' Dedi ki: 'Hayır.' [Peygamber] buyurdu ki: 'Bak (bir şey bulmaya çalış).' (Adam) gitti sonra geri döndü ve dedi ki: 'Vallahi (hiçbir) şey bulamadım.' [Peygamber] buyurdu ki: 'Git, demirden bir yüzük olsa bile ara (bul).' (Adam) gitti sonra geri döndü [ve] dedi ki: 'Hayır vallahi, demirden bir yüzük bile (yok).' Üzerinde [sadece] bir izar vardı, ridası yoktu. Dedi ki: 'Ona izarımı mehir olarak vereyim.' Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: 'İzarını o giyerse senin üzerinde ondan bir şey kalmaz, sen giyersen onun üzerinde ondan bir şey kalmaz.' Adam kenara çekildi ve oturdu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun (arkasını) dönüp gittiğini gördü ve emretti, (adam) çağrıldı. Buyurdu ki: 'Kuran’dan yanında ne var?' Dedi ki: 'Şu sure ve şu sure.' (Bildiği) sureleri saydı. Buyurdu ki: 'Yanındaki Kuran karşılığında onu sana nikahladım.'
5872. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَرَادَ أَنْ يَكْتُبَ إِلَى رَهْطٍ أَوْ أُنَاسٍ مِنَ الأَعَاجِمِ، فَقِيلَ لَهُ إِنَّهُمْ لاَ يَقْبَلُونَ كِتَابًا إِلاَّ عَلَيْهِ خَاتَمٌ، فَاتَّخَذَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَاتَمًا مِنْ فِضَّةٍ نَقْشُهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ فَكَأَنِّي بِوَبِيصِ أَوْ بِبَصِيصِ الْخَاتَمِ فِي إِصْبَعِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَوْ فِي كَفِّهِ.
Abdul'ala bize tahdis etti, Yezid b. Zürey bize tahdis etti, Said bize tahdis etti; Katade’den; [o da] Enes b. Malik radıyallahu anh’dan [naklederek] ki: Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem, acemlerden (yabancılardan) bir topluluğa veya insanlara (mektup) yazmak istedi. Ona denildi ki: 'Onlar, üzerinde mühür olmayan bir mektubu asla kabul etmezler.' Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem gümüşten bir yüzük edindi; nakşı 'Muhammedün Resulullah' idi. Sanki ben şu anda Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in parmağındaki —veya avcundaki— yüzüğün parıltısını veya pırıltısını görüyorum.
5873. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ اتَّخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَاتَمًا مِنْ وَرِقٍ، وَكَانَ فِي يَدِهِ، ثُمَّ كَانَ بَعْدُ فِي يَدِ أَبِي بَكْرٍ، ثُمَّ كَانَ بَعْدُ فِي يَدِ عُمَرَ، ثُمَّ كَانَ بَعْدُ فِي يَدِ عُثْمَانَ، حَتَّى وَقَعَ بَعْدُ فِي بِئْرِ أَرِيسَ، نَقْشُهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ.
Bana Muhammed b. Selam tahdis etti, bize Abdullah b. Nümeyr haber verdi; Ubeydullah’tan; [o da] Nafi’den; [o da] İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem gümüşten bir yüzük edindi. Ve (bu yüzük) onun elindeydi. Sonra (ondan) sonra Ebu Bekir'in elinde oldu. Sonra (ondan) sonra Ömer'in elinde oldu. Sonra (ondan) sonra Osman'ın elinde oldu. Nihayet, sonradan Eris kuyusuna (düştü). Nakşı 'Muhammedün Resulullah' idi.
5874. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ صَنَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَاتَمًا قَالَ " إِنَّا اتَّخَذْنَا خَاتَمًا، وَنَقَشْنَا فِيهِ نَقْشًا، فَلاَ يَنْقُشْ عَلَيْهِ أَحَدٌ ". قَالَ فَإِنِّي لأَرَى بَرِيقَهُ فِي خِنْصَرِهِ.
Bize Ebu Ma'mer tahdis etti, bize Abdulvaris tahdis etti, bize Abdulaziz b. Suhayb tahdis etti; Enes radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir yüzük yaptırdı. Buyurdu ki: 'Biz bir yüzük edindik ve üzerine bir nakış işledik. Hiç kimse o nakşın üzerine (benzerini) nakşetmesin.' (Enes) dedi ki: Ben onun parıltısını serçe parmağında görüyor gibiyim.
5875. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا أَرَادَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَكْتُبَ إِلَى الرُّومِ قِيلَ لَهُ إِنَّهُمْ لَنْ يَقْرَءُوا كِتَابَكَ إِذَا لَمْ يَكُنْ مَخْتُومًا. فَاتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ فِضَّةٍ، وَنَقْشُهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ. فَكَأَنَّمَا أَنْظُرُ إِلَى بَيَاضِهِ فِي يَدِهِ.
Bize Adem b. Ebi İyas tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti; Katade’den; [o da] Enes b. Malik radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Rumlara (mektup) yazmak istediğinde ona denildi ki: 'Mühürlü olmazsa mektubunu asla okumazlar.' Bunun üzerine gümüşten bir yüzük edindi; nakşı 'Muhammedün Resulullah' idi. Sanki ben onun elindeki beyazlığını görüyor gibiyim.
5876. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ، حَدَّثَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اصْطَنَعَ خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ، جَعَلَ فَصَّهُ فِي بَطْنِ كَفِّهِ إِذَا لَبِسَهُ، فَاصْطَنَعَ النَّاسُ خَوَاتِيمَ مِنْ ذَهَبٍ، فَرَقِيَ الْمِنْبَرَ، فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ فَقَالَ " إِنِّي كُنْتُ اصْطَنَعْتُهُ، وَإِنِّي لاَ أَلْبَسُهُ ". فَنَبَذَهُ فَنَبَذَ النَّاسُ. قَالَ جُوَيْرِيَةُ وَلاَ أَحْسِبُهُ إِلاَّ قَالَ فِي يَدِهِ الْيُمْنَى.
Bize Musa b. İsmail tahdis etti, bize Cüveyriye tahdis etti; Nafi’den; [ona da] Abdullah tahdis etmiş [ki]: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem altından bir yüzük yaptırdı. Taktığında kaşını avcunun içine getirdi. İnsanlar da altın yüzükler yaptırdılar. [Peygamber] minbere çıktı, Allah’a hamd edip O’nu sena etti ve şöyle buyurdu: 'Ben onu yaptırmıştım, [ama] ben onu [artık] takmayacağım.' Onu (çıkarıp) attı, insanlar da [yüzüklerini] attılar. Cüveyriye dedi ki: Ben onun sadece 'sağ elinde (olduğunu)' söylediğini sanıyorum.
5877. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ فِضَّةٍ، وَنَقَشَ فِيهِ، مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ. وَقَالَ " إِنِّي اتَّخَذْتُ خَاتَمًا مِنْ وَرِقٍ، وَنَقَشْتُ فِيهِ، مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ. فَلاَ يَنْقُشَنَّ أَحَدٌ عَلَى نَقْشِهِ ".
Bize Müsedded tahdis etti, bize Hammad tahdis etti; Abdulaziz b. Suhayb’den; [o da] Enes b. Malik radıyallahu anh’dan [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem gümüşten bir yüzük edindi ve içine 'Muhammedün Resulullah' (yazısını) nakşettirdi. Ve buyurdu ki: 'Ben gümüşten bir yüzük edindim ve içine 'Muhammedün Resulullah' (nakşını) nakşettirdim. Hiç kimse bu nakşın aynısını (kendi yüzüğüne) nakşetmesin.'
5878. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ ثُمَامَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ أَبَا بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ لَمَّا اسْتُخْلِفَ كَتَبَ لَهُ، وَكَانَ نَقْشُ الْخَاتَمِ ثَلاَثَةَ أَسْطُرٍ. مُحَمَّدٌ سَطْرٌ، وَرَسُولُ سَطْرٌ، وَاللَّهِ سَطْرٌ.
Bana Muhammed b. Abdullah el-Ensari tahdis etti, dedi ki bana babam tahdis etti; Sümame’den; [o da] Enes’ten [naklederek] ki: Ebu Bekir radıyallahu anh halife olunca ona [bir mektup] yazdı. [Mühürlediği] yüzüğün nakşı üç satırdı: Muhammed bir satır, Resul bir satır, Allah bir satırdı.
5879. Hadis
وَزَادَنِي أَحْمَدُ حَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ ثُمَامَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ خَاتَمُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي يَدِهِ، وَفِي يَدِ أَبِي بَكْرٍ بَعْدَهُ، وَفِي يَدِ عُمَرَ بَعْدَ أَبِي بَكْرٍ، فَلَمَّا كَانَ عُثْمَانُ جَلَسَ عَلَى بِئْرِ أَرِيسَ ـ قَالَ ـ فَأَخْرَجَ الْخَاتَمَ، فَجَعَلَ يَعْبَثُ بِهِ فَسَقَطَ قَالَ فَاخْتَلَفْنَا ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ مَعَ عُثْمَانَ فَنَنْزَحُ الْبِئْرَ فَلَمْ نَجِدْهُ.
Bana Ahmed [rivayette] ziyade etti, bize el-Ensari tahdis etti, dedi ki bana babam tahdis etti; Sümame’den; [o da] Enes’ten [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yüzüğü [kendi] elindeydi. Ondan sonra Ebu Bekir’in elindeydi. Ebu Bekir’den sonra Ömer’in elindeydi. Osman(’ın halifeliği) olunca Eris kuyusunun [başında] oturdu. [Enes] dedi ki: (Osman) yüzüğü çıkardı, onunla oynamaya başladı ve (yüzük kuyuya) düştü. Dedi ki: Üç gün Osman ile birlikte (kuyunun başına) gidip geldik, kuyunun suyunu çektik [fakat] onu bulamadık.
5880. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ شَهِدْتُ الْعِيدَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى قَبْلَ الْخُطْبَةِ. وَزَادَ ابْنُ وَهْبٍ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ فَأَتَى النِّسَاءَ فَجَعَلْنَ يُلْقِينَ الْفَتَخَ وَالْخَوَاتِيمَ فِي ثَوْبِ بِلاَلٍ.
Bize Ebu Asım tahdis etti, bize İbn Cüreyc haber verdi, bize el-Hasen b. Müslim haber verdi; Tavus’tan; [o da] İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan [naklederek ki]: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bayrama (bayram namazına) katıldım. Hutbeden önce namaz kıldı. İbn Vehb, İbn Cüreyc’den (rivayetle) ziyade etti: Sonra (Peygamber) kadınların yanına geldi. (Kadınlar) kaşsız yüzükleri ve (diğer) yüzükleri Bilal’in elbisesine atmaya başladılar.
5881. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَرْعَرَةَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ عِيدٍ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ، لَمْ يُصَلِّ قَبْلُ وَلاَ بَعْدُ، ثُمَّ أَتَى النِّسَاءَ فَأَمَرَهُنَّ بِالصَّدَقَةِ، فَجَعَلَتِ الْمَرْأَةُ تَصَدَّقُ بِخُرْصِهَا وَسِخَابِهَا.
Bize Muhammed b. Ar'are tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti; Adiy b. Sabit’ten; [o da] Said b. Cübeyr’den; [o da] İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir bayram günü çıktı ve iki rekat namaz kıldı. Ondan önce de sonra da namaz kılmadı. Sonra kadınlara geldi ve onlara sadaka vermeyi emretti. Kadın(lar) küpesini ve sihabını (gerdanlığını) tasadduk etmeye başladı.
5882. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ هَلَكَتْ قِلاَدَةٌ لأَسْمَاءَ، فَبَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي طَلَبِهَا رِجَالاً، فَحَضَرَتِ الصَّلاَةُ وَلَيْسُوا عَلَى وُضُوءٍ وَلَمْ يَجِدُوا مَاءً، فَصَلَّوْا وَهُمْ عَلَى غَيْرِ وُضُوءٍ، فَذَكَرُوا ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَنْزَلَ اللَّهُ آيَةَ التَّيَمُّمِ. زَادَ ابْنُ نُمَيْرٍ عَنْ هِشَامٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَائِشَةَ اسْتَعَارَتْ مِنْ أَسْمَاءَ.
Bize İshak b. İbrahim tahdis etti, bize Abde tahdis etti, bize Hişam b. Urve tahdis etti; babasından; [o da] Aişe radıyallahu anha’dan [naklederek]. Dedi ki: Esma’nın bir gerdanlığı kayboldu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, onu aramaları için [bazı] adamlar gönderdi. Namaz (vakti) geldi [fakat] abdestli değillerdi ve su bulamadılar. Abdestsiz oldukları halde namaz kıldılar. Bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e zikrettiklerinde Allah teyemmüm ayetini indirdi. İbn Nümeyr, Hişam’dan; [o da] babasından; [o da] Aişe’den [rivayetle şunu] ziyade etti: (Aişe gerdanlığı) Esma’dan ödünç almıştı.
5883. Hadis
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَدِيٌّ، قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدًا، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى يَوْمَ الْعِيدِ رَكْعَتَيْنِ، لَمْ يُصَلِّ قَبْلَهَا وَلاَ بَعْدَهَا ثُمَّ أَتَى النِّسَاءَ وَمَعَهُ بِلاَلٌ فَأَمَرَهُنَّ بِالصَّدَقَةِ، فَجَعَلَتِ الْمَرْأَةُ تُلْقِي قُرْطَهَا.
Haccac b. Minhal bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti [ve] dedi ki: Adiy bana haber verdi; Said’den [şöyle] işittim; İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bayram günü iki rekat namaz kıldı. Ondan önce de sonra da (başka) namaz kılmadı. Sonra yanında Bilal olduğu halde kadınlara geldi ve onlara tasadduk etmeyi emretti. Bunun üzerine kadın(lar) küpesini atmaya başladı.