6248. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَهْلٍ، قَالَ كُنَّا نَفْرَحُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ. قُلْتُ وَلِمَ قَالَ كَانَتْ لَنَا عَجُوزٌ تُرْسِلُ إِلَى بُضَاعَةَ ـ قَالَ ابْنُ مَسْلَمَةَ نَخْلٍ بِالْمَدِينَةِ ـ فَتَأْخُذُ مِنْ أُصُولِ السِّلْقِ فَتَطْرَحُهُ فِي قِدْرٍ، وَتُكَرْكِرُ حَبَّاتٍ مِنْ شَعِيرٍ، فَإِذَا صَلَّيْنَا الْجُمُعَةَ انْصَرَفْنَا وَنُسَلِّمُ عَلَيْهَا فَتُقَدِّمُهُ إِلَيْنَا، فَنَفْرَحُ مِنْ أَجْلِهِ، وَمَا كُنَّا نَقِيلُ وَلاَ نَتَغَدَّى إِلاَّ بَعْدَ الْجُمُعَةِ.
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti, İbn Ebi Hazim bize tahdis etti; babasından; Sehl’den [naklederek]. Dedi ki: Cuma günü sevinirdik. (Ravi Ebu Hazim) dedi ki: “Neden?” dedim. (Sehl): Bizim yaşlı bir kadınımız vardı. Budâa’ya —İbn Mesleme: Medine’de bir hurmalık, dedi— (birini) gönderirdi. Pazı köklerinden alır, onu bir tencereye atardı. Ve (üzerine) bir miktar arpa tanesi öğütürdü. Biz Cuma’yı kıldığımız zaman ayrılır ve ona selam verirdik. O da bunu bize sunardı. İşte bunun için sevinirdik. Biz Cuma’dan sonraya kadar ne kaylule yapar, ne de öğle yemeği yerdik, dedi.