İzin İsteme Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

6227. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ خَلَقَ اللَّهُ آدَمَ عَلَى صُورَتِهِ، طُولُهُ سِتُّونَ ذِرَاعًا، فَلَمَّا خَلَقَهُ قَالَ اذْهَبْ فَسَلِّمْ عَلَى أُولَئِكَ النَّفَرِ مِنَ الْمَلاَئِكَةِ جُلُوسٌ، فَاسْتَمِعْ مَا يُحَيُّونَكَ، فَإِنَّهَا تَحِيَّتُكَ وَتَحِيَّةُ ذُرِّيَّتِكَ‏.‏ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ‏.‏ فَقَالُوا السَّلاَمُ عَلَيْكَ وَرَحْمَةُ اللَّهِ‏.‏ فَزَادُوهُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ، فَكُلُّ مَنْ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ عَلَى صُورَةِ آدَمَ، فَلَمْ يَزَلِ الْخَلْقُ يَنْقُصُ بَعْدُ حَتَّى الآنَ ‏"‏‏.‏

Yahya b. Cafer bize tahdis etti, Abdurrezzak bize tahdis etti; Ma'mer’den; Hemmam’dan; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den. Şöyle buyurdu: “Allah Adem’i kendi suretinde yarattı. Boyu altmış zira idi. Onu yarattığı zaman: ‘Git ve şu oturan melekler topluluğuna selam ver. Seni nasıl selamlayacaklarını dinle. Çünkü o senin ve zürriyetinin selamı olacaktır’ buyurdu. (Adem): ‘Es-Selamu Aleykum’ dedi. (Melekler): ‘Es-Selamu Aleyke ve Rahmetullah’ dediler. ‘Ve Rahmetullah’ (ifadesini) ona eklediler. Cennete giren herkes Adem’in suretinde (olacaktır). Halk (insanların boyu) şu ana kadar eksilmeye devam etti.”

6228. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ يَسَارٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ أَرْدَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْفَضْلَ بْنَ عَبَّاسٍ يَوْمَ النَّحْرِ خَلْفَهُ عَلَى عَجُزِ رَاحِلَتِهِ، وَكَانَ الْفَضْلُ رَجُلاً وَضِيئًا، فَوَقَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِلنَّاسِ يُفْتِيهِمْ، وَأَقْبَلَتِ امْرَأَةٌ مِنْ خَثْعَمَ وَضِيئَةٌ تَسْتَفْتِي رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَطَفِقَ الْفَضْلُ يَنْظُرُ إِلَيْهَا، وَأَعْجَبَهُ حُسْنُهَا، فَالْتَفَتَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَنْظُرُ إِلَيْهَا، فَأَخْلَفَ بِيَدِهِ فَأَخَذَ بِذَقَنِ الْفَضْلِ، فَعَدَلَ وَجْهَهُ عَنِ النَّظَرِ إِلَيْهَا، فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ فَرِيضَةَ اللَّهِ فِي الْحَجِّ عَلَى عِبَادِهِ أَدْرَكَتْ أَبِي شَيْخًا كَبِيرًا، لاَ يَسْتَطِيعُ أَنْ يَسْتَوِيَ عَلَى الرَّاحِلَةِ، فَهَلْ يَقْضِي عَنْهُ أَنْ أَحُجَّ عَنْهُ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ ‏"‏‏.‏

Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den. Dedi ki Süleyman b. Yesar bana haber verdi, Abdullah b. Abbas —radıyallahu anhuma— haber verdi. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Kurban Bayramı günü Fadl b. Abbas’ı arkasına, devesinin sağrısına bindirmişti. Fadl, yüzü güzel bir adamdı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, insanlara fetva vermek için durdu. Has'am’dan yüzü güzel bir kadın Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den fetva istemek için geldi. Fadl ona bakmaya başladı ve güzelliği hoşuna gitti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem döndü, Fadl ona bakıyor. (Peygamber) elini uzattı, Fadl’ın çenesini tuttu ve yüzünü ona bakmaktan çevirdi. (Kadın): “Ey Allah’ın Resulü! Allah’ın hac konusundaki farzı kulları üzerinde babama çok yaşlı bir ihtiyar iken yetişti. Binek üzerinde duramıyor. Onun yerine benim haccetmem onun borcunu öder mi?” dedi. (Peygamber): “Evet” buyurdu.

6229. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ـ رضى الله عنه أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِيَّاكُمْ وَالْجُلُوسَ بِالطُّرُقَاتِ ‏"‏‏.‏ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا لَنَا مِنْ مَجَالِسِنَا بُدٌّ نَتَحَدَّثُ فِيهَا‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ إِذَا أَبَيْتُمْ إِلاَّ الْمَجْلِسَ فَأَعْطُوا الطَّرِيقَ حَقَّهُ ‏"‏‏.‏ قَالُوا وَمَا حَقُّ الطَّرِيقِ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ غَضُّ الْبَصَرِ، وَكَفُّ الأَذَى، وَرَدُّ السَّلاَمِ، وَالأَمْرُ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّهْىُ عَنِ الْمُنْكَرِ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Muhammed bize tahdis etti, Ebu Amir bize haber verdi, Züheyr bize tahdis etti; Zeyd b. Eslem’den; Ata b. Yesar’dan; Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh’dan [naklederek] ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yollarda oturmaktan sakının.” (Sahabeler): “Ey Allah’ın Resulü! Bizim meclislerimizden başka çaremiz yok. Oralarda konuşuyoruz” dediler. (Peygamber): “Madem oturmakta diretiyorsunuz, yola hakkını verin” buyurdu. (Sahabeler): “Yolun hakkı nedir ey Allah’ın Resulü?” dediler. (Peygamber): “Gözü sakınmak, eziyet vermemek, selamı almak, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmaktır” buyurdu.

6230. Hadis

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي شَقِيقٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا إِذَا صَلَّيْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قُلْنَا السَّلاَمُ عَلَى اللَّهِ قَبْلَ عِبَادِهِ، السَّلاَمُ عَلَى جِبْرِيلَ، السَّلاَمُ عَلَى مِيكَائِيلَ، السَّلاَمُ عَلَى فُلاَنٍ، فَلَمَّا انْصَرَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَقْبَلَ عَلَيْنَا بِوَجْهِهِ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ هُوَ السَّلاَمُ، فَإِذَا جَلَسَ أَحَدُكُمْ فِي الصَّلاَةِ فَلْيَقُلِ التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ، وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ‏.‏ فَإِنَّهُ إِذَا قَالَ ذَلِكَ أَصَابَ كُلَّ عَبْدٍ صَالِحٍ فِي السَّمَاءِ وَالأَرْضِ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ‏.‏ ثُمَّ يَتَخَيَّرْ بَعْدُ مِنَ الْكَلاَمِ مَا شَاءَ ‏"‏‏.‏

Ömer b. Hafs bize tahdis etti, babam bize tahdis etti, A'meş bize tahdis etti, dedi ki Şakik bana tahdis etti; Abdullah’tan. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kıldığımız zaman: “Kullarından önce Allah’a selam olsun. Cebrail’e selam olsun. Mikail’e selam olsun. Falancaya selam olsun” derdik. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (namazdan) ayrılınca, yüzüyle bize yöneldi ve şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah, Selam’ın kendisidir. Sizden biriniz namazda oturduğu zaman: ‘Et-Tahiyyatü lillahi ve’s-salavatü ve’t-tayyibat. Es-Selamu aleyke eyyuhe’n-nebiyyu ve rahmetullahi ve berekatuhu. Es-Selamu aleyna ve ala ibadillahis-salihin’ (Selamlar, dualar ve güzellikler Allah’a aittir. Selam senin üzerine olsun ey Nebi; Allah’ın rahmeti ve bereketleri de... Selam bizim üzerimize ve Allah’ın salih kulları üzerine olsun) desin. Şüphesiz o bunu söylediği zaman, gökte ve yerde bulunan her salih kula isabet etmiş olur. (Sonra): ‘Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu’ desin. Sonra dilediği duayı seçsin.”

6231. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ أَبُو الْحَسَنِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يُسَلِّمُ الصَّغِيرُ عَلَى الْكَبِيرِ، وَالْمَارُّ عَلَى الْقَاعِدِ، وَالْقَلِيلُ عَلَى الْكَثِيرِ ‏"‏‏.‏

Muhammed b. Mukatil Ebu’l-Hasen bize tahdis etti, Abdullah bize haber verdi, Ma'mer bize haber verdi; Hemmam b. Münebbih’ten; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den. Şöyle buyurdu: “Küçük büyüğe, yürüyen oturana ve azlık çokluğa selam verir.”

6232. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا مَخْلَدٌ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي زِيَادٌ، أَنَّهُ سَمِعَ ثَابِتًا، مَوْلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زَيْدٍ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يُسَلِّمُ الرَّاكِبُ عَلَى الْمَاشِي، وَالْمَاشِي عَلَى الْقَاعِدِ، وَالْقَلِيلُ عَلَى الْكَثِيرِ ‏"‏‏.‏

Muhammed bize tahdis etti, Mahled bize haber verdi, İbn Cüreyc bize haber verdi, dedi ki Ziyad bana haber verdi ki Sabit —Abdurrahman b. Zeyd’in mevlâsı—’ndan işitmiş; o da Ebu Hureyre’yi şöyle derken işitmiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Binekli yürüyene, yürüyen oturana ve azlık çokluğa selam verir.”

6233. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي زِيَادٌ، أَنَّ ثَابِتًا، أَخْبَرَهُ ـ وَهْوَ، مَوْلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زَيْدٍ ـ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ يُسَلِّمُ الرَّاكِبُ عَلَى الْمَاشِي وَالْمَاشِي عَلَى الْقَاعِدِ، وَالْقَلِيلُ عَلَى الْكَثِيرِ ‏"‏‏.‏

İshak b. İbrahim bize tahdis etti, Ravh b. Ubade bize haber verdi, İbn Cüreyc bize tahdis etti, dedi ki Ziyad bana haber verdi ki Sabit —o Abdurrahman b. Zeyd’in mevlâsıdır— ona haber vermiş; Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den. Şöyle buyurdu: “Binekli yürüyene, yürüyen oturana ve azlık çokluğa selam verir.”

6234. Hadis

وَقَالَ إِبْرَاهِيمُ عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يُسَلِّمُ الصَّغِيرُ عَلَى الْكَبِيرِ، وَالْمَارُّ عَلَى الْقَاعِدِ، وَالْقَلِيلُ عَلَى الْكَثِيرِ ‏"‏‏.‏

Ve İbrahim, Musa b. Ukbe’den; Safvan b. Süleym’den; Ata b. Yesar’dan; Ebu Hureyre’den [naklederek] dedi ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Küçük büyüğe, yürüyen oturana ve azlık çokluğa selam verir.”

6235. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ أَبِي الشَّعْثَاءِ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِسَبْعٍ بِعِيَادَةِ الْمَرِيضِ، وَاتِّبَاعِ الْجَنَائِزِ، وَتَشْمِيتِ الْعَاطِسِ، وَنَصْرِ الضَّعِيفِ، وَعَوْنِ الْمَظْلُومِ، وَإِفْشَاءِ السَّلاَمِ، وَإِبْرَارِ الْمُقْسِمِ، وَنَهَى عَنِ الشُّرْبِ فِي الْفِضَّةِ، وَنَهَانَا عَنْ تَخَتُّمِ الذَّهَبِ، وَعَنْ رُكُوبِ الْمَيَاثِرِ، وَعَنْ لُبْسِ الْحَرِيرِ، وَالدِّيبَاجِ، وَالْقَسِّيِّ، وَالإِسْتَبْرَقِ‏.‏

Kuteybe bize tahdis etti, Cerir bize tahdis etti; Şeybani’den; Eş'as b. Ebi’ş-Şa'sa’dan; Muaviye b. Süveyd b. Mukarrin’den; Bera b. Azib —radıyallahu anhuma—’dan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize yedi şeyi emretti: Hasta ziyaretini, cenazeleri takibi, hapşırana teşmit etmeyi, zayıfa yardım etmeyi, mazluma yardım etmeyi, selamı yaymayı ve yemin edenin yeminini yerine getirmesini. Gümüş (kapta) içmekten yasakladı. Ve bizi altın yüzük takmaktan, (ipek) eyer minderlerine binmekten, ipek, dîbâc, kassî ve istibrak giymekten yasakladı.

6236. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي يَزِيدُ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ رَجُلاً، سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَىُّ الإِسْلاَمِ خَيْرٌ قَالَ ‏ "‏ تُطْعِمُ الطَّعَامَ، وَتَقْرَأُ السَّلاَمَ عَلَى مَنْ عَرَفْتَ، وَعَلَى مَنْ لَمْ تَعْرِفْ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti, dedi ki Yezid bana tahdis etti; Ebu’l-Hayr’dan; Abdullah b. Amr’dan [naklederek] ki bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “İslam’ın hangisi daha hayırlıdır?” diye sordu. (Peygamber): “Yemek yedirmen ve tanıdığın ve tanımadığın kimselere selam vermendir” buyurdu.

6237. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أَنْ يَهْجُرَ أَخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثٍ، يَلْتَقِيَانِ فَيَصُدُّ هَذَا، وَيَصُدُّ هَذَا، وَخَيْرُهُمَا الَّذِي يَبْدَأُ بِالسَّلاَمِ ‏"‏‏.‏ وَذَكَرَ سُفْيَانُ أَنَّهُ سَمِعَهُ مِنْهُ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ‏.‏

Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Zühri’den; Ata b. Yezid el-Leysi’den; Ebu Eyyub radıyallahu anh’dan [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den. Şöyle buyurdu: “Bir Müslümanın kardeşini üç (gün)den fazla terk etmesi (küs kalması) helal değildir. Karşılaşırlar, bu yüz çevirir, şu yüz çevirir. Hayırlıları ise selam ile başlayandır.” Süfyan, bunu ondan üç kere işittiğini zikretti.

6238. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّهُ كَانَ ابْنَ عَشْرِ سِنِينَ مَقْدَمَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ، فَخَدَمْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَشْرًا حَيَاتَهُ، وَكُنْتُ أَعْلَمَ النَّاسِ بِشَأْنِ الْحِجَابِ حِينَ أُنْزِلَ، وَقَدْ كَانَ أُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ يَسْأَلُنِي عَنْهُ، وَكَانَ أَوَّلَ مَا نَزَلَ فِي مُبْتَنَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِزَيْنَبَ ابْنَةِ جَحْشٍ، أَصْبَحَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِهَا عَرُوسًا فَدَعَا الْقَوْمَ، فَأَصَابُوا مِنَ الطَّعَامِ ثُمَّ خَرَجُوا، وَبَقِيَ مِنْهُمْ رَهْطٌ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَطَالُوا الْمُكْثَ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَخَرَجَ وَخَرَجْتُ مَعَهُ كَىْ يَخْرُجُوا، فَمَشَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَشَيْتُ مَعَهُ حَتَّى جَاءَ عَتَبَةَ حُجْرَةِ عَائِشَةَ، ثُمَّ ظَنَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمْ خَرَجُوا فَرَجَعَ وَرَجَعْتُ مَعَهُ، حَتَّى دَخَلَ عَلَى زَيْنَبَ فَإِذَا هُمْ جُلُوسٌ لَمْ يَتَفَرَّقُوا، فَرَجَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَجَعْتُ مَعَهُ، حَتَّى بَلَغَ عَتَبَةَ حُجْرَةِ عَائِشَةَ، فَظَنَّ أَنْ قَدْ خَرَجُوا، فَرَجَعَ وَرَجَعْتُ مَعَهُ، فَإِذَا هُمْ قَدْ خَرَجُوا، فَأُنْزِلَ آيَةُ الْحِجَابِ، فَضَرَبَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ سِتْرًا‏.‏

Yahya b. Süleyman bize tahdis etti, İbn Vehb bize tahdis etti, Yunus bana haber verdi; İbn Şihab’dan. Dedi ki Enes b. Malik bana haber verdi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Medine’ye geldiğinde o on yaşındaymış. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e on (yıl) —hayatı boyunca— hizmet ettim. Hicab (ayetinin) indirildiği zaman onun durumunu insanların en iyi bileniyim. Ubey b. Ka'b (bile) onu bana sorardı. O (ayet), ilk olarak Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in Zeynep bint Cahş ile evlendiği sırada indi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onunla evlenip damat olarak sabahladı. Kavmi (insanları) davet etti. Yemekten yediler, sonra çıktılar. Onlardan bir grup Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında kaldı. Oturmayı uzattılar. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem kalktı ve çıktı. Ben de çıksınlar diye onunla beraber çıktım. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yürüdü, ben de onunla beraber yürüdüm. Aişe’nin hücresinin eşiğine geldi. Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onların çıktığını zannetti ve geri döndü. Ben de onunla geri döndüm. Zeyneb’in yanına girdi. Bir de baktı ki onlar oturuyorlar, dağılmamışlar. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem geri döndü. Ben de onunla geri döndüm. Aişe’nin hücresinin eşiğine ulaştı. Onların artık çıktığını zannetti. Geri döndü, ben de onunla geri döndüm. Bir de baktı ki onlar çıkmışlar. Bunun üzerine Hicab ayeti indirildi. Benimle kendisi arasına bir perde çekti.

6239. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ أَبِي حَدَّثَنَا أَبُو مِجْلَزٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا تَزَوَّجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم زَيْنَبَ دَخَلَ الْقَوْمُ فَطَعِمُوا، ثُمَّ جَلَسُوا يَتَحَدَّثُونَ فَأَخَذَ كَأَنَّهُ يَتَهَيَّأُ لِلْقِيَامِ فَلَمْ يَقُومُوا، فَلَمَّا رَأَى ذَلِكَ قَامَ، فَلَمَّا قَامَ قَامَ مَنْ قَامَ مِنَ الْقَوْمِ وَقَعَدَ بَقِيَّةُ الْقَوْمِ، وَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم جَاءَ لِيَدْخُلَ، فَإِذَا الْقَوْمُ جُلُوسٌ، ثُمَّ إِنَّهُمْ قَامُوا فَانْطَلَقُوا فَأَخْبَرْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَ حَتَّى دَخَلَ، فَذَهَبْتُ أَدْخُلُ فَأَلْقَى الْحِجَابَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ، وَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ‏}‏ الآيَةَ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْد اللَّهِ فِيهِ مِنْ الْفِقْهِ أَنَّهُ لَمْ يَسْتَأْذِنْهُمْ حِينَ قَامَ وَخَرَجَ وَفِيهِ أَنَّهُ تَهَيَّأَ لِلْقِيَامِ وَهُوَ يُرِيدُ أَنْ يَقُومُوا

Ebu’n-Nu'man bize tahdis etti, Mu'temir bize tahdis etti, dedi ki babam dedi ki Ebu Miclez bize tahdis etti; Enes radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Zeynep ile evlendiği zaman insanlar girdi ve yemek yediler. Sonra oturup konuşmaya başladılar. (Peygamber) kalkmaya hazırlanır gibi davrandı, fakat kalkmadılar. Bunu görünce (kendisi) kalktı. O kalkınca insanlardan kalkan kalktı, fakat insanların geri kalanı oturdu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (eve) girmek için geldi. Bir de baktı ki insanlar (hala) oturuyorlar. Sonra onlar kalktı ve gittiler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e haber verdim. Geldi ve (içeri) girdi. Ben de girmek için gittim. Benimle kendisi arasına perdeyi attı. Ve Allah Teala: { Ya eyyuhellezine amenu la tedhulu buyuten-nebiyyi... } “Ey iman edenler! Nebi’nin evlerine girmeyin...” ayetini indirdi. Ebu Abdullah dedi ki: Bunda şu fıkıh vardır: O (Peygamber) kalkıp çıktığı zaman onlardan izin istememiştir. Ve yine bunda, o (kalkmalarını) istediği halde kalkmaya hazırlanması (yetinmesi) vardır.

6240. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ كَانَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ يَقُولُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم احْجُبْ نِسَاءَكَ‏.‏ قَالَتْ فَلَمْ يَفْعَلْ، وَكَانَ أَزْوَاجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَخْرُجْنَ لَيْلاً إِلَى لَيْلٍ قِبَلَ الْمَنَاصِعِ، خَرَجَتْ سَوْدَةُ بِنْتُ زَمْعَةَ، وَكَانَتِ امْرَأَةً طَوِيلَةً فَرَآهَا عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَهْوَ فِي الْمَجْلِسِ فَقَالَ عَرَفْتُكِ يَا سَوْدَةُ‏.‏ حِرْصًا عَلَى أَنْ يُنْزَلَ الْحِجَابُ‏.‏ قَالَتْ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ آيَةَ الْحِجَابِ‏.‏

İshak bize tahdis etti, Yakub bize haber verdi, babam bize tahdis etti; Salih’ten; İbn Şihab’dan. Dedi ki Urve b. Zübeyr bana haber verdi ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Aişe radıyallahu anha şöyle dedi: Ömer b. Hattab, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Eşlerini perdele (örtünmelerini emret)” derdi. Fakat o (Peygamber) bunu yapmadı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşleri geceleyin Menasi’ tarafına çıkarlardı. Sevde bint Zem'a çıkmıştı. O uzun boylu bir kadındı. Ömer b. Hattab onu meclisteyken gördü. Hicab ayetinin inmesi konusundaki arzusundan dolayı: “Seni tanıdım ey Sevde!” dedi. (Aişe) dedi ki: Bunun üzerine Allah Azze ve Celle Hicab ayetini indirdi.

6241. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ الزُّهْرِيُّ حَفِظْتُهُ كَمَا أَنَّكَ هَا هُنَا عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ قَالَ اطَّلَعَ رَجُلٌ مِنْ جُحْرٍ فِي حُجَرِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِدْرًى يَحُكُّ بِهِ رَأْسَهُ فَقَالَ ‏ "‏ لَوْ أَعْلَمُ أَنَّكَ تَنْظُرُ لَطَعَنْتُ بِهِ فِي عَيْنِكَ، إِنَّمَا جُعِلَ الاِسْتِئْذَانُ مِنْ أَجْلِ الْبَصَرِ ‏"‏‏.‏

Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti, Zühri dedi ki: —Senin burada olduğun gibi (kesin olarak) ezberledim— Sehl b. Sa'd’dan [naklederek]. Dedi ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in odalarındaki bir delikten içeri baktı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in elinde başını kaşıdığı bir tarak vardı. (Peygamber) şöyle buyurdu: “Eğer senin baktığını bilseydim, bununla gözünü oyardım. İzin istemek ancak gözden dolayı konulmuştur.”

6242. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَجُلاً، اطَّلَعَ مِنْ بَعْضِ حُجَرِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَامَ إِلَيْهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِمِشْقَصٍ ـ أَوْ بِمَشَاقِصَ ـ فَكَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَيْهِ يَخْتِلُ الرَّجُلَ لِيَطْعُنَهُ‏.‏

Müsedded bize tahdis etti, Hammad b. Zeyd bize tahdis etti; Ubeydullah b. Ebi Bekir’den; Enes b. Malik’ten [naklederek] ki bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in odalarından birinden baktı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem elinde bir mişkas (geniş uçlu ok temreni) —veya meşakıs— olduğu halde ona doğru kalktı. Ben, adama saplamak için onu gafil avlamaya çalışmasına bakıyor gibiyim.

6243. Hadis

حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَمْ أَرَ شَيْئًا أَشْبَهَ بِاللَّمَمِ مِنْ قَوْلِ أَبِي هُرَيْرَةَ‏.‏ حَدَّثَنِي مَحْمُودٌ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ عَنْ أَبِيهِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ مَا رَأَيْتُ شَيْئًا أَشْبَهَ بِاللَّمَمِ مِمَّا قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ كَتَبَ عَلَى ابْنِ آدَمَ حَظَّهُ مِنَ الزِّنَا، أَدْرَكَ ذَلِكَ لاَ مَحَالَةَ، فَزِنَا الْعَيْنِ النَّظَرُ، وَزِنَا اللِّسَانِ الْمَنْطِقُ، وَالنَّفْسُ تَمَنَّى وَتَشْتَهِي، وَالْفَرْجُ يُصَدِّقُ ذَلِكَ كُلَّهُ وَيُكَذِّبُهُ ‏"‏‏.‏

Hümeydi bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; İbn Tavus’tan; babasından; İbn Abbas —radıyallahu anhuma—’dan [naklederek]. Dedi ki: Ebu Hureyre’nin sözünden daha çok Lemem’e (küçük günahlara) benzeyen bir şey görmedim. Bana Mahmud tahdis etti, Abdurrezzak bize haber verdi, Ma'mer bize haber verdi; İbn Tavus’tan; babasından; İbn Abbas’tan [naklederek] dedi ki: Ebu Hureyre’nin Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklederek) söylediği (şu) sözden daha çok Lemem’e benzeyen bir şey görmedim: “Şüphesiz Allah, insanoğluna zinadan nasibini yazmıştır. Buna muhakkak erişecektir. Gözün zinası bakmaktır. Dilin zinası konuşmaktır. Nefis temenni eder ve iştah duyar. Ferc (cinsel organ) ise bütün bunları doğrular veya yalanlar.”

6244. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ثُمَامَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا سَلَّمَ سَلَّمَ ثَلاَثًا، وَإِذَا تَكَلَّمَ بِكَلِمَةٍ أَعَادَهَا ثَلاَثًا‏.‏

İshak bize tahdis etti, Abdussamed bize haber verdi, Abdullah b. el-Müsenna bize tahdis etti, Sümame b. Abdullah bize tahdis etti; Enes radıyallahu anh’dan [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem selam verdiği zaman üç kere selam verirdi. Bir söz konuştuğu zaman onu üç kere tekrar ederdi.

6245. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ خُصَيْفَةَ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ كُنْتُ فِي مَجْلِسٍ مِنْ مَجَالِسِ الأَنْصَارِ إِذْ جَاءَ أَبُو مُوسَى كَأَنَّهُ مَذْعُورٌ فَقَالَ اسْتَأْذَنْتُ عَلَى عُمَرَ ثَلاَثًا، فَلَمْ يُؤْذَنْ لِي فَرَجَعْتُ فَقَالَ مَا مَنَعَكَ قُلْتُ اسْتَأْذَنْتُ ثَلاَثًا، فَلَمْ يُؤْذَنْ لِي فَرَجَعْتُ، وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا اسْتَأْذَنَ أَحَدُكُمْ ثَلاَثًا فَلَمْ يُؤْذَنْ لَهُ، فَلْيَرْجِعْ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ وَاللَّهِ لَتُقِيمَنَّ عَلَيْهِ بِبَيِّنَةٍ‏.‏ أَمِنْكُمْ أَحَدٌ سَمِعَهُ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ وَاللَّهِ لاَ يَقُومُ مَعَكَ إِلاَّ أَصْغَرُ الْقَوْمِ، فَكُنْتُ أَصْغَرَ الْقَوْمِ، فَقُمْتُ مَعَهُ فَأَخْبَرْتُ عُمَرَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ذَلِكَ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ الْمُبَارَكِ أَخْبَرَنِي ابْنُ عُيَيْنَةَ حَدَّثَنِي يَزِيدُ عَنْ بُسْرٍ سَمِعْتُ أَبَا سَعِيدٍ بِهَذَا‏.‏

Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti, Yezid b. Husayfe bize tahdis etti; Büsr b. Said’den; Ebu Said el-Hudri’den [naklederek]. Dedi ki: Ensar meclislerinden bir mecliste idim. Derken Ebu Musa, korkmuş gibi geldi ve dedi ki: “Ömer’in yanına girmek için üç kere izin istedim, bana izin verilmedi, ben de geri döndüm. (Ömer buna vakıf olunca) ‘Seni (girmekten) ne men etti?’ dedi. ‘Üç kere izin istedim, bana izin verilmedi, ben de geri döndüm. Oysa Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Sizden biriniz üç kere izin ister de kendisine izin verilmezse geri dönsün" buyurdu’ dedim. (Ömer): ‘Vallahi buna mutlaka bir delil getireceksin’ dedi. Sizden Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bunu işiten biri var mı?” Bunun üzerine Ubey b. Ka'b: “Vallahi seninle (buna şahitlik etmek için) ancak topluluğun en küçüğü kalkar” dedi. Ben topluluğun en küçüğü idim. Onunla beraber kalktım ve Ömer’e Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in bunu söylediğini haber verdim. İbnü'l-Mübarek dedi ki İbn Uyeyne bana haber verdi, Yezid bana tahdis etti; Büsr’den: Ebu Said’i bu (hadisi naklederken) işittim.

6246. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ ذَرٍّ،‏.‏ وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا عُمَرُ بْنُ ذَرٍّ، أَخْبَرَنَا مُجَاهِدٌ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ دَخَلْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَوَجَدَ لَبَنًا فِي قَدَحٍ فَقَالَ ‏ "‏ أَبَا هِرٍّ الْحَقْ أَهْلَ الصُّفَّةِ فَادْعُهُمْ إِلَىَّ ‏"‏‏.‏ قَالَ فَأَتَيْتُهُمْ فَدَعَوْتُهُمْ، فَأَقْبَلُوا فَاسْتَأْذَنُوا فَأُذِنَ لَهُمْ، فَدَخَلُوا‏.‏

Ebu Nuaym bize tahdis etti, Ömer b. Zerr bize tahdis etti. Ve Muhammed b. Mukatil bize tahdis etti, Abdullah bize haber verdi, Ömer b. Zerr bize haber verdi, Mücahid bize haber verdi; Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber (eve) girdik. Bir kapta süt buldu ve: “Ey Ebu Hirr! Suffe ehline git ve onları bana çağır” buyurdu. Dedi ki: Onlara gittim ve onları çağırdım. Geldiler, izin istediler. Onlara izin verildi. Bunun üzerine girdiler.

6247. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْجَعْدِ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَيَّارٍ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه أَنَّهُ مَرَّ عَلَى صِبْيَانٍ فَسَلَّمَ عَلَيْهِمْ وَقَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَفْعَلُهُ‏.‏

Ali b. el-Ca'd bize tahdis etti, Şu'be bize haber verdi; Seyyar’dan; Sabit el-Bunani’den; Enes b. Malik radıyallahu anh’dan [naklederek]. O (Enes), çocuklara uğradı ve onlara selam verdi. Ve: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bunu yapardı" dedi.

6248. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَهْلٍ، قَالَ كُنَّا نَفْرَحُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ‏.‏ قُلْتُ وَلِمَ قَالَ كَانَتْ لَنَا عَجُوزٌ تُرْسِلُ إِلَى بُضَاعَةَ ـ قَالَ ابْنُ مَسْلَمَةَ نَخْلٍ بِالْمَدِينَةِ ـ فَتَأْخُذُ مِنْ أُصُولِ السِّلْقِ فَتَطْرَحُهُ فِي قِدْرٍ، وَتُكَرْكِرُ حَبَّاتٍ مِنْ شَعِيرٍ، فَإِذَا صَلَّيْنَا الْجُمُعَةَ انْصَرَفْنَا وَنُسَلِّمُ عَلَيْهَا فَتُقَدِّمُهُ إِلَيْنَا، فَنَفْرَحُ مِنْ أَجْلِهِ، وَمَا كُنَّا نَقِيلُ وَلاَ نَتَغَدَّى إِلاَّ بَعْدَ الْجُمُعَةِ‏.‏

Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti, İbn Ebi Hazim bize tahdis etti; babasından; Sehl’den [naklederek]. Dedi ki: Cuma günü sevinirdik. (Ravi Ebu Hazim) dedi ki: “Neden?” dedim. (Sehl): Bizim yaşlı bir kadınımız vardı. Budâa’ya —İbn Mesleme: Medine’de bir hurmalık, dedi— (birini) gönderirdi. Pazı köklerinden alır, onu bir tencereye atardı. Ve (üzerine) bir miktar arpa tanesi öğütürdü. Biz Cuma’yı kıldığımız zaman ayrılır ve ona selam verirdik. O da bunu bize sunardı. İşte bunun için sevinirdik. Biz Cuma’dan sonraya kadar ne kaylule yapar, ne de öğle yemeği yerdik, dedi.

6249. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَا عَائِشَةُ هَذَا جِبْرِيلُ يَقْرَأُ عَلَيْكِ السَّلاَمَ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ قُلْتُ وَعَلَيْهِ السَّلاَمُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ، تَرَى مَا لاَ نَرَى‏.‏ تُرِيدُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ تَابَعَهُ شُعَيْبٌ‏.‏ وَقَالَ يُونُسُ وَالنُّعْمَانُ عَنِ الزُّهْرِيِّ وَبَرَكَاتُهُ‏.‏

İbn Mukatil bize tahdis etti, Abdullah bize haber verdi, Ma'mer bize haber verdi; Zühri’den; Ebu Seleme b. Abdurrahman’dan; Aişe radıyallahu anha’dan [naklederek]. Dedi ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ey Aişe! Bu Cebrail’dir. Sana selam okuyor (ediyor)” buyurdu. (Aişe) dedi ki: Ben de: “Ve Aleyhi’s-Selam ve Rahmetullah (Ona da selam ve Allah’ın rahmeti olsun)” dedim. (Sonra şöyle dedim:) “Sen bizim görmediğimizi görüyorsun.” Bununla Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i kastediyor. Şuayb ona mutabaat etti. Yunus ve Numan Zühri’den (naklederek) “Ve Berekatuhu” (ilavesi vardır) dediler.

6250. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، هِشَامُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرًا ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي دَيْنٍ كَانَ عَلَى أَبِي فَدَقَقْتُ الْبَابَ فَقَالَ ‏"‏ مَنْ ذَا ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ أَنَا‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَنَا أَنَا ‏"‏‏.‏ كَأَنَّهُ كَرِهَهَا‏.‏

Ebu’l-Velid Hişam b. Abdülmelik bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; Muhammed b. el-Münkedir’den. Dedi ki Cabir radıyallahu anh’ı şöyle derken işittim: Babamın üzerindeki bir borç için Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim. Kapıyı çaldım. “Kim o?” buyurdu. “Ben” dedim. Bunun üzerine: “Ben, ben!” buyurdu. Sanki bundan hoşlanmamıştı.

6251. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه أَنَّ رَجُلاً، دَخَلَ الْمَسْجِدَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَالِسٌ فِي نَاحِيَةِ الْمَسْجِدِ فَصَلَّى، ثُمَّ جَاءَ فَسَلَّمَ عَلَيْهِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَعَلَيْكَ السَّلاَمُ ارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ ‏"‏‏.‏ فَرَجَعَ فَصَلَّى، ثُمَّ جَاءَ فَسَلَّمَ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ وَعَلَيْكَ السَّلاَمُ فَارْجِعْ فَصَلِّ، فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ فِي الثَّانِيَةِ أَوْ فِي الَّتِي بَعْدَهَا عَلِّمْنِي يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ إِذَا قُمْتَ إِلَى الصَّلاَةِ فَأَسْبِغِ الْوُضُوءَ، ثُمَّ اسْتَقْبِلِ الْقِبْلَةَ فَكَبِّرْ، ثُمَّ اقْرَأْ بِمَا تَيَسَّرَ مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ، ثُمَّ ارْكَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ رَاكِعًا، ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَسْتَوِيَ قَائِمًا، ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا، ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ جَالِسًا، ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا، ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ جَالِسًا، ثُمَّ افْعَلْ ذَلِكَ فِي صَلاَتِكَ كُلِّهَا ‏"‏‏.‏ وَقَالَ أَبُو أُسَامَةَ فِي الأَخِيرِ ‏"‏ حَتَّى تَسْتَوِيَ قَائِمًا ‏"‏‏.‏

İshak b. Mansur bize tahdis etti, Abdullah b. Nümeyr bize haber verdi, Ubeydullah bize tahdis etti; Said b. Ebi Said el-Makburi’den; Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan [naklederek]. Bir adam mescide girdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem mescidin bir köşesinde oturuyordu. (Adam) namaz kıldı. Sonra geldi ve ona selam verdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Ve Aleyke’s-Selam. Dön ve namaz kıl, çünkü sen namaz kılmadın” buyurdu. (Adam) döndü ve namaz kıldı. Sonra geldi ve selam verdi. (Peygamber): “Ve Aleyke’s-Selam. Dön ve namaz kıl, çünkü sen namaz kılmadın” buyurdu. İkincisinde veya sonrakinde (adam): “Bana öğret ey Allah’ın Resulü!” dedi. (Peygamber) şöyle buyurdu: “Namaza kalktığın zaman abdesti tam al. Sonra kıbleye yönel ve tekbir getir. Sonra Kur’an’dan seninle beraber olan kolayına geleni oku. Sonra rüku et, rüku halinde mutmain oluncaya kadar (dur). Sonra kalk, dimdik ayakta duruncaya kadar (doğrul). Sonra secde et, secde halinde mutmain oluncaya kadar (dur). Sonra kalk, oturur halde mutmain oluncaya kadar (dur). Sonra secde et, secde halinde mutmain oluncaya kadar (dur). Sonra kalk, oturur halde mutmain oluncaya kadar (dur). Sonra bütün namazında böyle yap.” Ebu Üsame sonunda: “Dimdik ayakta duruncaya kadar (kalk)” dedi.

6252. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي سَعِيدٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ جَالِسًا ‏"‏‏.‏

İbn Beşşar bize tahdis etti, dedi ki Yahya bana tahdis etti; Ubeydullah’tan; Said bana tahdis etti; babasından; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Dedi ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sonra kalk, oturur halde mutmain oluncaya kadar (dur).”

6253. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، قَالَ سَمِعْتُ عَامِرًا، يَقُولُ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ حَدَّثَتْهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهَا ‏ "‏ إِنَّ جِبْرِيلَ يُقْرِئُكِ السَّلاَمَ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ وَعَلَيْهِ السَّلاَمُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ‏.‏

Ebu Nuaym bize tahdis etti, Zekeriya bize tahdis etti, dedi ki Amir’i şöyle derken işittim: Ebu Seleme b. Abdurrahman bana tahdis etti ki Aişe radıyallahu anha ona tahdis etmiş. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Şüphesiz Cebrail sana selam söylüyor” buyurmuş. (Aişe): “Ve Aleyhi’s-Selam ve Rahmetullah (Ona da selam ve Allah’ın rahmeti olsun)” demiş.

6254. Hadis

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ أَخْبَرَنِي أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَكِبَ حِمَارًا عَلَيْهِ إِكَافٌ، تَحْتَهُ قَطِيفَةٌ فَدَكِيَّةٌ، وَأَرْدَفَ وَرَاءَهُ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ وَهْوَ يَعُودُ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ فِي بَنِي الْحَارِثِ بْنِ الْخَزْرَجِ، وَذَلِكَ قَبْلَ وَقْعَةِ بَدْرٍ حَتَّى مَرَّ فِي مَجْلِسٍ فِيهِ أَخْلاَطٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُشْرِكِينَ عَبَدَةِ الأَوْثَانِ وَالْيَهُودِ، وَفِيهِمْ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ ابْنُ سَلُولَ، وَفِي الْمَجْلِسِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَوَاحَةَ، فَلَمَّا غَشِيَتِ الْمَجْلِسَ عَجَاجَةُ الدَّابَّةِ خَمَّرَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ أَنْفَهُ بِرِدَائِهِ ثُمَّ قَالَ لاَ تُغَبِّرُوا عَلَيْنَا‏.‏ فَسَلَّمَ عَلَيْهِمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ وَقَفَ فَنَزَلَ، فَدَعَاهُمْ إِلَى اللَّهِ وَقَرَأَ عَلَيْهِمُ الْقُرْآنَ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ ابْنُ سَلُولَ أَيُّهَا الْمَرْءُ لاَ أَحْسَنَ مِنْ هَذَا، إِنْ كَانَ مَا تَقُولُ حَقًّا، فَلاَ تُؤْذِنَا فِي مَجَالِسِنَا، وَارْجِعْ إِلَى رَحْلِكَ، فَمَنْ جَاءَكَ مِنَّا فَاقْصُصْ عَلَيْهِ‏.‏ قَالَ ابْنُ رَوَاحَةَ اغْشَنَا فِي مَجَالِسِنَا، فَإِنَّا نُحِبُّ ذَلِكَ‏.‏ فَاسْتَبَّ الْمُسْلِمُونَ وَالْمُشْرِكُونَ وَالْيَهُودُ حَتَّى هَمُّوا أَنْ يَتَوَاثَبُوا، فَلَمْ يَزَلِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُخَفِّضُهُمْ، ثُمَّ رَكِبَ دَابَّتَهُ حَتَّى دَخَلَ عَلَى سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ فَقَالَ ‏ "‏ أَىْ سَعْدُ أَلَمْ تَسْمَعْ مَا قَالَ أَبُو حُبَابٍ ‏"‏‏.‏ يُرِيدُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أُبَىٍّ قَالَ كَذَا وَكَذَا قَالَ اعْفُ عَنْهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاصْفَحْ فَوَاللَّهِ لَقَدْ أَعْطَاكَ اللَّهُ الَّذِي أَعْطَاكَ، وَلَقَدِ اصْطَلَحَ أَهْلُ هَذِهِ الْبَحْرَةِ عَلَى أَنْ يُتَوِّجُوهُ فَيُعَصِّبُونَهُ بِالْعِصَابَةِ، فَلَمَّا رَدَّ اللَّهُ ذَلِكَ بِالْحَقِّ الَّذِي أَعْطَاكَ شَرِقَ بِذَلِكَ، فَذَلِكَ فَعَلَ بِهِ مَا رَأَيْتَ، فَعَفَا عَنْهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

İbrahim b. Musa bize tahdis etti, Hişam bize haber verdi; Ma'mer’den; Zühri’den; Urve b. Zübeyr’den. Dedi ki Üsame b. Zeyd bana haber verdi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem üzerinde kadife minder (ikâf) bulunan, altında Fedek kadifesi serili bir eşeğe bindi. Üsame b. Zeyd’i arkasına bindirdi. Beni Haris b. Hazrec yurdunda bulunan Sa'd b. Ubade’yi ziyarete gidiyordu. Bu olay Bedir savaşından önceydi. Nihayet içinde Müslümanlar, puta tapan müşrikler ve Yahudilerden karışık kimselerin bulunduğu bir meclise uğradı. İçlerinde Abdullah b. Übey İbn Selül de vardı. Mecliste Abdullah b. Revaha da vardı. Bineğin tozu meclisi kaplayınca, Abdullah b. Übey ridası ile burnunu kapattı, sonra: “Bizi toza bulamayın” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onlara selam verdi. Sonra durdu ve indi. Onları Allah’a davet etti ve onlara Kur’an okudu. Abdullah b. Übey İbn Selül: “Ey kişi! Bu söylediğinden daha güzeli yoktur. Şayet söylediklerin hak ise, meclislerimizde bizi rahatsız etme. Bineğine dön. Bizden sana kim gelirse ona anlat” dedi. İbn Revaha: “(Hayır ey Allah’ın Resulü!) Meclislerimizde bize gel. Çünkü biz bunu seviyoruz” dedi. Müslümanlar, müşrikler ve Yahudiler birbirlerine sövdüler (atıştılar). Hatta birbirlerine saldırmaya niyetlendiler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onları yatıştırıncaya kadar devam etti. Sonra bineğine bindi ve Sa'd b. Ubade’nin yanına girdi. (Peygamber): “Ey Sa'd! Ebu Hubab’ın —Abdullah b. Übey’i kastediyor— ne dediğini işitmedin mi? Şöyle şöyle dedi” buyurdu. (Sa'd): “Onu affet ey Allah’ın Resulü! Ve vazgeç. Vallahi Allah sana vereceğini vermiştir. Bu belde ahalisi onu taçlandırmak ve ona sarık sarmak (kral yapmak) üzere anlaşmışlardı. Allah sana verdiği (peygamberlik) ile bunu reddedince (bozunca), o bununla (kederinden) boğuldu (kinlendi). Sana gördüğün şeyi (bu yüzden) yaptı” dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu affetti.

6255. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ كَعْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ كَعْبَ بْنَ مَالِكٍ، يُحَدِّثُ حِينَ تَخَلَّفَ عَنْ تَبُوكَ، وَنَهَى، رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ كَلاَمِنَا، وَآتِي رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأُسَلِّمُ عَلَيْهِ، فَأَقُولُ فِي نَفْسِي هَلْ حَرَّكَ شَفَتَيْهِ بِرَدِّ السَّلاَمِ أَمْ لاَ حَتَّى كَمَلَتْ خَمْسُونَ لَيْلَةً، وَآذَنَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِتَوْبَةِ اللَّهِ عَلَيْنَا حِينَ صَلَّى الْفَجْرَ‏.‏

İbn Bükeyr bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Ukayl’den; İbn Şihab’dan; Abdurrahman b. Abdullah’tan [naklederek]. Abdullah b. Ka'b dedi ki Ka'b b. Malik’i, (Peygamber’in) Tebük seferinden geri kalması zamanında olan hadiseyi anlatırken işittim. (Şöyle diyordu): Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizimle konuşmayı yasaklamıştı. Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip selam veriyordum. Kendi kendime: “Acaba salamı almaya dudaklarını kıpırdattı mı, yoksa kıpırdatmadı mı?” diyordum. Nihayet elli gece tamamlandı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazını kıldığı zaman Allah’ın tövbemizi kabul ettiğini bildirdi.

6256. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ دَخَلَ رَهْطٌ مِنَ الْيَهُودِ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا السَّامُ عَلَيْكَ‏.‏ فَفَهِمْتُهَا فَقُلْتُ عَلَيْكُمُ السَّامُ وَاللَّعْنَةُ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَهْلاً يَا عَائِشَةُ، فَإِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الرِّفْقَ فِي الأَمْرِ كُلِّهِ ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَوَلَمْ تَسْمَعْ مَا قَالُوا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَقَدْ قُلْتُ وَعَلَيْكُمْ ‏"‏‏.‏

Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den. Dedi ki Urve bana haber verdi ki Aişe radıyallahu anha şöyle dedi: Yahudilerden bir grup Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına girdi ve: “Es-Samu Aleyke (Ölüm üzerine olsun)” dediler. Bunu anladım ve: “Ölüm ve lanet sizin üzerinize olsun!” dedim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ağır ol ey Aişe! Şüphesiz Allah her işte rıfkı (yumuşaklığı) sever” buyurdu. “Ey Allah’ın Resulü! Ne dediklerini işitmedin mi?” dedim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ben de ‘Ve Aleykum (Sizin üzerinize de)’ dedim ya” buyurdu.

6257. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا سَلَّمَ عَلَيْكُمُ الْيَهُودُ فَإِنَّمَا يَقُولُ أَحَدُهُمُ السَّامُ عَلَيْكَ‏.‏ فَقُلْ وَعَلَيْكَ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Malik bize haber verdi; Abdullah b. Dinar’dan; Abdullah b. Ömer —radıyallahu anhuma—’dan [naklederek] ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yahudiler size selam verdikleri zaman, onlardan biri ancak ‘Es-Samu Aleyke (Ölüm üzerine olsun)’ der. Sen de: ‘Ve Aleyke (Sana da)’ de.”

6258. Hadis

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَنَسٍ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا سَلَّمَ عَلَيْكُمْ أَهْلُ الْكِتَابِ فَقُولُوا وَعَلَيْكُمْ ‏"‏‏.‏

Osman b. Ebi Şeybe bize tahdis etti, Hüşeym bize tahdis etti, Ubeydullah b. Ebi Bekir b. Enes bize haber verdi, Enes b. Malik radıyallahu anh bize tahdis etti. Dedi ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ehli Kitap size selam verdiği zaman ‘Ve Aleykum’ deyiniz.”

6259. Hadis

حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ بُهْلُولٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، قَالَ حَدَّثَنِي حُصَيْنُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنْ عَلِيٍّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَعَثَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالزُّبَيْرَ بْنَ الْعَوَّامِ وَأَبَا مَرْثَدٍ الْغَنَوِيَّ وَكُلُّنَا فَارِسٌ فَقَالَ ‏"‏ انْطَلِقُوا حَتَّى تَأْتُوا رَوْضَةَ خَاخٍ، فَإِنَّ بِهَا امْرَأَةً مِنَ الْمُشْرِكِينَ مَعَهَا صَحِيفَةٌ مِنْ حَاطِبِ بْنِ أَبِي بَلْتَعَةَ إِلَى الْمُشْرِكِينَ ‏"‏‏.‏ قَالَ فَأَدْرَكْنَاهَا تَسِيرُ عَلَى جَمَلٍ لَهَا حَيْثُ قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ قُلْنَا أَيْنَ الْكِتَابُ الَّذِي مَعَكِ قَالَتْ مَا مَعِي كِتَابٌ‏.‏ فَأَنَخْنَا بِهَا، فَابْتَغَيْنَا فِي رَحْلِهَا فَمَا وَجَدْنَا شَيْئًا، قَالَ صَاحِبَاىَ مَا نَرَى كِتَابًا‏.‏ قَالَ قُلْتُ لَقَدْ عَلِمْتُ مَا كَذَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالَّذِي يُحْلَفُ بِهِ لَتُخْرِجِنَّ الْكِتَابَ أَوْ لأُجَرِّدَنَّكِ‏.‏ قَالَ فَلَمَّا رَأَتِ الْجِدَّ مِنِّي أَهْوَتْ بِيَدِهَا إِلَى حُجْزَتِهَا وَهْىَ مُحْتَجِزَةٌ بِكِسَاءٍ فَأَخْرَجَتِ الْكِتَابَ ـ قَالَ ـ فَانْطَلَقْنَا بِهِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَا حَمَلَكَ يَا حَاطِبُ عَلَى مَا صَنَعْتَ ‏"‏‏.‏ قَالَ مَا بِي إِلاَّ أَنْ أَكُونَ مُؤْمِنًا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ، وَمَا غَيَّرْتُ وَلاَ بَدَّلْتُ، أَرَدْتُ أَنْ تَكُونَ لِي عِنْدَ الْقَوْمِ يَدٌ يَدْفَعُ اللَّهُ بِهَا عَنْ أَهْلِي وَمَالِي، وَلَيْسَ مِنْ أَصْحَابِكَ هُنَاكَ إِلاَّ وَلَهُ مَنْ يَدْفَعُ اللَّهُ بِهِ عَنْ أَهْلِهِ وَمَالِهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ صَدَقَ فَلاَ تَقُولُوا لَهُ إِلاَّ خَيْرًا ‏"‏‏.‏ قَالَ فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ إِنَّهُ قَدْ خَانَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَالْمُؤْمِنِينَ، فَدَعْنِي فَأَضْرِبَ عُنُقَهُ‏.‏ قَالَ فَقَالَ ‏"‏ يَا عُمَرُ وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّ اللَّهَ قَدِ اطَّلَعَ عَلَى أَهْلِ بَدْرٍ فَقَالَ اعْمَلُوا مَا شِئْتُمْ فَقَدْ وَجَبَتْ لَكُمُ الْجَنَّةُ ‏"‏‏.‏ قَالَ فَدَمَعَتْ عَيْنَا عُمَرَ وَقَالَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ‏.‏

Yusuf b. Behlül bize tahdis etti, İbn İdris bize tahdis etti, dedi ki Huseyn b. Abdurrahman bana tahdis etti; Sa'd b. Ubeyde’den; Ebu Abdurrahman es-Sülemi’den; Ali radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni, Zübeyr b. Avvam’ı ve Ebu Mersed el-Ganevi’yi gönderdi. Hepimiz atlı idik. (Resulullah): “Gidin, Ravda-i Hah’a kadar varın. Çünkü orada müşriklerden bir kadın var. Yanında Hatib b. Ebi Beltea’dan müşriklere (yazılmış) bir mektup var” buyurdu. (Ali) dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in bize söylediği yerde kadına yetiştik. Devesi üzerinde gidiyordu. “Yanındaki mektup nerede?” dedik. “Yanımda mektup yok” dedi. Devesini ıhtırdık. Eşyasını aradık, fakat bir şey bulamadık. İki arkadaşım: “Biz bir mektup görmüyoruz” dediler. Ben: “(Vallahi) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yalan söylememiştir. Yemin olsun ki ya mektubu çıkarırsın ya da seni soyarım” dedim. Bendeki ciddiyeti görünce, eliyle beline (kuşağına) uzandı —bir örtü ile belini bağlamıştı— ve mektubu çıkardı. (Ali) dedi ki: Mektubu alıp Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e götürdük. (Peygamber): “Ey Hatib! Seni bu yaptığına ne sevk etti?” buyurdu. (Hatib): “(Vallahi) bende, Allah ve Resulüne iman etmiş olmaktan başka bir şey yok. (İmanımı) değiştirmedim ve tebdil etmedim. Sadece istedim ki o kavmin yanında bir elim (iyiliğim) olsun da Allah onunla ailemi ve malımı korusun. Senin ashabından orada olup da Allah’ın, ailesini ve malını kendisiyle koruduğu kimse olmayan hiç kimse yoktur” dedi. (Peygamber): “Doğru söyledi. Onun hakkında hayırdan başka bir şey söylemeyin” buyurdu. Ömer b. Hattab: “Şüphesiz o Allah’a, Resulüne ve müminlere hıyanet etmiştir. Bırak beni de boynunu vurayım” dedi. (Peygamber): “Ey Ömer! Ne bilirsin, belki de Allah Bedir ehline muttali olmuş ve: 'Dilediğinizi yapın, cennet size vacip oldu' buyurmuştur” dedi. Bunun üzerine Ömer’in gözleri yaşardı ve: “Allah ve Resulü en iyi bilendir” dedi.

6260. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ أَبُو الْحَسَنِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا سُفْيَانَ بْنَ حَرْبٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ هِرَقْلَ أَرْسَلَ إِلَيْهِ فِي نَفَرٍ مِنْ قُرَيْشٍ وَكَانُوا تِجَارًا بِالشَّأْمِ، فَأَتَوْهُ فَذَكَرَ الْحَدِيثَ قَالَ ثُمَّ دَعَا بِكِتَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُرِئَ فَإِذَا فِيهِ ‏ "‏ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ، مِنْ مُحَمَّدٍ عَبْدِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ إِلَى هِرَقْلَ عَظِيمِ الرُّومِ، السَّلاَمُ عَلَى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدَى، أَمَّا بَعْدُ ‏"‏‏.‏

Muhammed b. Mukatil Ebu’l-Hasan bize tahdis etti, Abdullah bize haber verdi, Yunus bize haber verdi; Zühri’den. Dedi ki Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe bana haber verdi ki İbn Abbas’ın ona haber verdiğine göre; Ebu Süfyan b. Harb ona şöyle haber vermiş: Heraklius, Kureyş’ten bir grup içinde —ki onlar Şam’da ticaret yapıyorlardı— ona (haber) gönderdi. Ona geldiler... Hadisi zikretti. Dedi ki: Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in mektubunu istedi ve okundu. İçinde şu vardı: “Bismillahirrahmanirrahim. Allah’ın kulu ve Resulü Muhammed’den, Rumların büyüğü Heraklius’a. Hidayete tabi olanlara selam olsun. Bundan sonra...”

6261. Hadis

وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي جَعْفَرُ بْنُ رَبِيعَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ هُرْمُزَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ ذَكَرَ رَجُلاً مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ أَخَذَ خَشَبَةً فَنَقَرَهَا، فَأَدْخَلَ فِيهَا أَلْفَ دِينَارٍ وَصَحِيفَةً مِنْهُ إِلَى صَاحِبِهِ‏.‏ وَقَالَ عُمَرُ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ أَبِيهِ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ نَجَرَ خَشَبَةً، فَجَعَلَ الْمَالَ فِي جَوْفِهَا، وَكَتَبَ إِلَيْهِ صَحِيفَةً مِنْ فُلاَنٍ إِلَى فُلاَنٍ ‏"‏‏.‏

Ve Leys dedi ki Cafer b. Rabia bana tahdis etti; Abdurrahman b. Hürmüz’den; Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den. Ki o, İsrailoğullarından bir adamı zikretti. O adam bir tahta parçası aldı, onu oydu. İçine bin dinarı ve kendisinden arkadaşına (yazdığı) bir mektubu koydu. Ve Ömer b. Ebi Seleme babasından (naklederek) dedi ki Ebu Hureyre’yi işitti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir tahtayı yonttu, malı onun içine koydu. Ve ona bir mektup yazdı: ‘Falancadan falancaya’ (diye yazdı).”

6262. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ أَهْلَ، قُرَيْظَةَ نَزَلُوا عَلَى حُكْمِ سَعْدٍ فَأَرْسَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَيْهِ فَجَاءَ فَقَالَ ‏"‏ قُومُوا إِلَى سَيِّدِكُمْ ‏"‏‏.‏ أَوْ قَالَ ‏"‏ خَيْرِكُمْ ‏"‏‏.‏ فَقَعَدَ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ هَؤُلاَءِ نَزَلُوا عَلَى حُكْمِكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ فَإِنِّي أَحْكُمُ أَنْ تُقْتَلَ مُقَاتِلَتُهُمْ، وَتُسْبَى ذَرَارِيُّهُمْ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ لَقَدْ حَكَمْتَ بِمَا حَكَمَ بِهِ الْمَلِكُ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ أَفْهَمَنِي بَعْضُ أَصْحَابِي عَنْ أَبِي الْوَلِيدِ مِنْ قَوْلِ أَبِي سَعِيدٍ إِلَى حُكْمِكَ‏.‏

Ebu’l-Velid bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; Sa'd b. İbrahim’den; Ebu Ümame b. Sehl b. Huneyf’ten; Ebu Said’den [naklederek] ki Kureyza ahalisi Sa'd’ın hükmüne (razı olup) indiler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona (haber) gönderdi. (Sa'd) geldi. (Peygamber): “Efendinize kalkın” —veya “Hayırlınıza” dedi— buyurdu. (Sa'd) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına oturdu. (Peygamber): “Bunlar senin hükmüne indiler” buyurdu. (Sa'd): “Ben, savaşçılarının öldürülmesine ve çocuklarının esir edilmesine hükmediyorum” dedi. (Peygamber): “Melik’in (Allah’ın) hükmüyle hükmettin” buyurdu. Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: Arkadaşlarımızdan bazıları, Ebu’l-Velid’den (naklederek) Ebu Said’in sözünden “Hükmüne (kadar)” kısmını bana hatırlattı.

6263. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ قُلْتُ لأَنَسٍ أَكَانَتِ الْمُصَافَحَةُ فِي أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ‏.‏

Amr b. Asım bize tahdis etti, Hemmam bize tahdis etti; Katade’den. Dedi ki Enes’e: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabı arasında musafaha (tokalaşma) var mıydı?” dedim. “Evet” dedi.

6264. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي حَيْوَةُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو عَقِيلٍ، زُهْرَةُ بْنُ مَعْبَدٍ سَمِعَ جَدَّهُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ هِشَامٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ آخِذٌ بِيَدِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ‏.‏

Yahya b. Süleyman bize tahdis etti, dedi ki İbn Vehb bana tahdis etti, dedi ki Hayve bana haber verdi, dedi ki Ebu Akil Zühre b. Ma'bed bana tahdis etti. O dedesi Abdullah b. Hişam’ı işitmiş. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdik. O sırada o, Ömer b. Hattab’ın elinden tutuyordu.

6265. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سَيْفٌ، قَالَ سَمِعْتُ مُجَاهِدًا، يَقُولُ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَخْبَرَةَ أَبُو مَعْمَرٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ مَسْعُودٍ، يَقُولُ عَلَّمَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَفِّي بَيْنَ كَفَّيْهِ التَّشَهُّدَ، كَمَا يُعَلِّمُنِي السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ، السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ‏.‏ وَهْوَ بَيْنَ ظَهْرَانَيْنَا، فَلَمَّا قُبِضَ قُلْنَا السَّلاَمُ‏.‏ يَعْنِي عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Ebu Nuaym bize tahdis etti, Seyf bize tahdis etti, dedi ki Mücahid’i şöyle derken işittim: Abdullah b. Sahbere Ebu Ma'mer bana tahdis etti, dedi ki İbn Mesud’u şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem —avucum onun iki avucunun içinde olduğu halde— bana, Kur’an’dan bir sureyi öğretir gibi Teşehhüd’ü öğretti: “Et-Tahiyyatü lillahi ve’s-salavatü ve’t-tayyibat. Es-Selamu aleyke eyyühe’n-nebiyyü ve rahmetullahi ve berekatüh. Es-Selamu aleyna ve ala ibadillahi’s-salihin. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluh.” Bu, o aramızdayken böyle idi. Vefat edince: “Es-Selamu (ale'n-nebiyyi) - (Selam Nebi’ye olsun)” dedik.

6266. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا بِشْرُ بْنُ شُعَيْبٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ كَعْبٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَلِيًّا ـ يَعْنِي ابْنَ أَبِي طَالِبٍ ـ خَرَجَ مِنْ عِنْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ حَدَّثَنَا عَنْبَسَةُ حَدَّثَنَا يُونُسُ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ ـ رضى الله عنه ـ خَرَجَ مِنْ عِنْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي وَجَعِهِ الَّذِي تُوُفِّيَ فِيهِ فَقَالَ النَّاسُ يَا أَبَا حَسَنٍ كَيْفَ أَصْبَحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ أَصْبَحَ بِحَمْدِ اللَّهِ بَارِئًا فَأَخَذَ بِيَدِهِ الْعَبَّاسُ فَقَالَ أَلاَ تَرَاهُ أَنْتَ وَاللَّهِ بَعْدَ الثَّلاَثِ عَبْدُ الْعَصَا وَاللَّهِ إِنِّي لأُرَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَيُتَوَفَّى فِي وَجَعِهِ، وَإِنِّي لأَعْرِفُ فِي وُجُوهِ بَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ الْمَوْتَ، فَاذْهَبْ بِنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَنَسْأَلَهُ فِيمَنْ يَكُونُ الأَمْرُ فَإِنْ كَانَ فِينَا عَلِمْنَا ذَلِكَ، وَإِنْ كَانَ فِي غَيْرِنَا أَمَرْنَاهُ فَأَوْصَى بِنَا‏.‏ قَالَ عَلِيٌّ وَاللَّهِ لَئِنْ سَأَلْنَاهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَيَمْنَعُنَا لاَ يُعْطِينَاهَا النَّاسُ أَبَدًا، وَإِنِّي لاَ أَسْأَلُهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَبَدًا‏.‏

İshak bize tahdis etti, Bişr b. Şuayb bize haber verdi, babam bana tahdis etti; Zühri’den. Dedi ki Abdullah b. Ka'b bana haber verdi ki Abdullah b. Abbas’ın ona haber verdiğine göre; Ali —yani İbn Ebi Talib— Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanından çıktı. Ve Ahmed b. Salih bize tahdis etti, Anbese bize tahdis etti, Yunus bize tahdis etti; İbn Şihab’dan. Dedi ki Abdullah b. Ka'b b. Malik bana haber verdi ki Abdullah b. Abbas ona haber verdi ki; Ali b. Ebi Talib radıyallahu anh, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in vefat ettiği hastalığında onun yanından çıktı. İnsanlar: “Ey Ebu Hasan! Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem nasıl sabahladı?” dediler. (Ali): “Allah’a hamd olsun iyileşmiş olarak sabahladı” dedi. Abbas onun elinden tuttu ve: “Onu görmüyor musun? Sen vallahi üç gün sonra asanın kulu olacaksın (başkasına tabi olacaksın). Vallahi ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in bu hastalığında vefat edeceğini görüyorum. Ben Abdülmuttalib oğullarının yüzlerinde ölümü tanırım. Bizimle gel Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gidelim. Bu işin (hilafetin) kime ait olacağını ona soralım. Eğer bizde ise bunu bilelim. Eğer bizden başkasında ise (bizi) ona vasiyet etsin” dedi. Ali dedi ki: “Vallahi eğer bunu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den istersek o da bize vermezse, insanlar bunu bize ebediyen vermezler. Ben bunu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den ebediyen istemem.”

6267. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنْ مُعَاذٍ، قَالَ أَنَا رَدِيفُ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذُ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ‏.‏ ثُمَّ قَالَ مِثْلَهُ ثَلاَثًا ‏"‏ هَلْ تَدْرِي مَا حَقُّ اللَّهِ عَلَى الْعِبَادِ أَنْ يَعْبُدُوهُ وَلاَ يُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا ‏"‏‏.‏ ثُمَّ سَارَ سَاعَةً فَقَالَ ‏"‏ يَا مُعَاذُ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ تَدْرِي مَا حَقُّ الْعِبَادِ عَلَى اللَّهِ إِذَا فَعَلُوا ذَلِكَ أَنْ لاَ يُعَذِّبَهُمْ ‏"‏‏.‏ حَدَّثَنَا هُدْبَةُ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسٍ، عَنْ مُعَاذٍ، بِهَذَا‏.‏

Musa b. İsmail bize tahdis etti, Hemmam bize tahdis etti; Katade’den; Enes’ten; Muaz’dan [naklederek]. Dedi ki ben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in terkisinde idim. (Bana): “Ey Muaz!” buyurdu. “Lebbeyk ve Sa'deyk” dedim. Sonra bunun gibi üç kere (seslendi). (Sonra): “Allah’ın kulları üzerindeki hakkı nedir bilir misin? O’na ibadet etmeleri ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır” buyurdu. Sonra bir süre yürüdü ve: “Ey Muaz!” buyurdu. “Lebbeyk ve Sa'deyk” dedim. (Peygamber): “Bunu yaptıkları zaman kulların Allah üzerindeki hakkı nedir bilir misin? Onlara azap etmemesidir” buyurdu. Hüdbe bize tahdis etti, Hemmam bize tahdis etti, Katade bize tahdis etti; Enes’ten; Muaz’dan [naklederek] bunun aynısını (rivayet etti).

6268. Hadis

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنَا وَاللَّهِ أَبُو ذَرٍّ، بِالرَّبَذَةِ كُنْتُ أَمْشِي مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي حَرَّةِ الْمَدِينَةِ عِشَاءً اسْتَقْبَلَنَا أُحُدٌ فَقَالَ ‏"‏ يَا أَبَا ذَرٍّ مَا أُحِبُّ أَنَّ أُحُدًا لِي ذَهَبًا يَأْتِي عَلَىَّ لَيْلَةٌ أَوْ ثَلاَثٌ عِنْدِي مِنْهُ دِينَارٌ، إِلاَّ أُرْصِدُهُ لِدَيْنٍ، إِلاَّ أَنْ أَقُولَ بِهِ فِي عِبَادِ اللَّهِ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏‏.‏ وَأَرَانَا بِيَدِهِ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا أَبَا ذَرٍّ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ الأَكْثَرُونَ هُمُ الأَقَلُّونَ إِلاَّ مَنْ قَالَ هَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَالَ لِي ‏"‏ مَكَانَكَ لاَ تَبْرَحْ يَا أَبَا ذَرٍّ حَتَّى أَرْجِعَ ‏"‏‏.‏ فَانْطَلَقَ حَتَّى غَابَ عَنِّي، فَسَمِعْتُ صَوْتًا فَخَشِيتُ أَنْ يَكُونَ عُرِضَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَرَدْتُ أَنْ أَذْهَبَ، ثُمَّ ذَكَرْتُ قَوْلَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ تَبْرَحْ ‏"‏‏.‏ فَمَكُثْتُ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ سَمِعْتُ صَوْتًا خَشِيتُ أَنْ يَكُونَ عُرِضَ لَكَ، ثُمَّ ذَكَرْتُ قَوْلَكَ فَقُمْتُ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ ذَاكَ جِبْرِيلُ أَتَانِي، فَأَخْبَرَنِي أَنَّهُ مَنْ مَاتَ مِنْ أُمَّتِي لاَ يُشْرِكُ بِاللَّهِ شَيْئًا دَخَلَ الْجَنَّةَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ لِزَيْدٍ إِنَّهُ بَلَغَنِي أَنَّهُ أَبُو الدَّرْدَاءِ‏.‏ فَقَالَ أَشْهَدُ لَحَدَّثَنِيهِ أَبُو ذَرٍّ بِالرَّبَذَةِ‏.‏ قَالَ الأَعْمَشُ وَحَدَّثَنِي أَبُو صَالِحٍ عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ نَحْوَهُ‏.‏ وَقَالَ أَبُو شِهَابٍ عَنِ الأَعْمَشِ ‏"‏ يَمْكُثُ عِنْدِي فَوْقَ ثَلاَثٍ ‏"‏‏.‏

Ömer b. Hafs bize tahdis etti, babam bize tahdis etti, A'meş bize tahdis etti, Zeyd b. Vehb bize tahdis etti. Dedi ki: Vallahi Ebu Zer bana Rebeze’de tahdis etti: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber Medine’nin Harre’sinde yatsı vakti yürüyordum. Uhud karşımıza çıktı. (Peygamber): “Ey Ebu Zer!” buyurdu. “Uhud’un benim için altın olmasını, üzerinden bir gece veya üç gece geçip de ondan yanımda bir dinar kalmasını sevmem. Ancak borç için ayırdığım müstesna. Onu Allah’ın kulları içinde şöyle, şöyle ve şöyle (dağıtıp) harcamam hariç” buyurdu. Ve eliyle bize gösterdi. Sonra: “Ey Ebu Zer!” buyurdu. “Lebbeyk ve Sa'deyk ey Allah’ın Resulü!” dedim. (Peygamber): “Çokluğu olanlar, (kıyamet günü sevabı) en az olanlardır. Ancak şöyle şöyle (hayra harcayan) diyen(ler) müstesna” buyurdu. Sonra bana: “Yerinde dur. Ben dönünceye kadar hiçbir yere ayrılma ey Ebu Zer!” buyurdu. Gitti ve benden kayboldu. Bir ses işittim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in başına bir iş gelmiş olmasından korktum. Gitmek istedim. Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in “Ayrılma” sözünü hatırladım. Ve bekledim. (Gelince): “Ey Allah’ın Resulü! Bir ses işittim. Sana bir şey olmasından korktum. Sonra sözünü hatırladım ve durdum” dedim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “O Cebrail idi, bana geldi. Ümmetimden kim Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayarak ölürse cennete gireceğini bana haber verdi” buyurdu. “Ey Allah’ın Resulü! Zina etse de, hırsızlık yapsa da mı?” dedim. “Zina etse de, hırsızlık yapsa da” buyurdu. (Zeyd b. Vehb dedi ki): Zeyd’e: “Bana bunun Ebu Derda (tarafından rivayet edildiği) ulaştı” dedim. (Zeyd): “Şehadet ederim ki bunu bana Ebu Zer Rebeze’de tahdis etti” dedi. A'meş dedi ki: Ebu Salih bana Ebu Derda’dan bunun benzerini tahdis etti. Ebu Şihab A'meş’ten (naklederek): “(Dinarın) yanımda üç (gün)den fazla kalması(nı sevmem)” (şeklinde rivayet etti).

6269. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يُقِيمُ الرَّجُلُ الرَّجُلَ مِنْ مَجْلِسِهِ، ثُمَّ يَجْلِسُ فِيهِ ‏"‏‏.‏

İsmail b. Abdullah bize tahdis etti, dedi ki Malik bana tahdis etti; Nafi’den; İbn Ömer —radıyallahu anhuma—’dan [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den. Şöyle buyurdu: “Kişi kişiyi oturduğu yerden kaldırmasın, sonra (kendisi) oraya oturmasın.”

6270. Hadis

حَدَّثَنَا خَلاَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى أَنْ يُقَامَ الرَّجُلُ مِنْ مَجْلِسِهِ وَيَجْلِسَ فِيهِ آخَرُ، وَلَكِنْ تَفَسَّحُوا وَتَوَسَّعُوا‏.‏ وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ يَكْرَهُ أَنْ يَقُومَ الرَّجُلُ مِنْ مَجْلِسِهِ، ثُمَّ يُجْلِسَ مَكَانَهُ‏.‏

Hallad b. Yahya bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Ubeydullah’tan; Nafi’den; İbn Ömer’den [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (rivayetle) ki: O, bir kişinin oturduğu yerden kaldırılıp başka birinin oraya oturmasını yasakladı. “Fakat yer açın ve genişleyin” buyurdu. İbn Ömer; bir kişinin meclisinden kalkıp (başkasını) yerine oturtmasını kerih görürdü.

6271. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، سَمِعْتُ أَبِي يَذْكُرُ، عَنْ أَبِي مِجْلَزٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا تَزَوَّجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَيْنَبَ ابْنَةَ جَحْشٍ دَعَا النَّاسَ طَعِمُوا ثُمَّ جَلَسُوا يَتَحَدَّثُونَ ـ قَالَ ـ فَأَخَذَ كَأَنَّهُ يَتَهَيَّأُ لِلْقِيَامِ فَلَمْ يَقُومُوا، فَلَمَّا رَأَى ذَلِكَ قَامَ، فَلَمَّا قَامَ قَامَ مَنْ قَامَ مَعَهُ مِنَ النَّاسِ، وَبَقِيَ ثَلاَثَةٌ، وَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم جَاءَ لِيَدْخُلَ فَإِذَا الْقَوْمُ جُلُوسٌ، ثُمَّ إِنَّهُمْ قَامُوا فَانْطَلَقُوا ـ قَالَ ـ فَجِئْتُ فَأَخْبَرْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمْ قَدِ انْطَلَقُوا، فَجَاءَ حَتَّى دَخَلَ فَذَهَبْتُ أَدْخُلُ، فَأَرْخَى الْحِجَابَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ، وَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ إِلاَّ أَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ‏}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏إِنَّ ذَلِكُمْ كَانَ عِنْدَ اللَّهِ عَظِيمًا‏}‏‏.‏

Hasan b. Ömer bize tahdis etti, Mu'temir bize tahdis etti, babamı zikrederken işittim; Ebu Miclez’den; Enes b. Malik radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Zeynep bint Cahş ile evlendiği zaman insanları davet etti. Yemek yediler, sonra oturup konuşmaya başladılar. Dedi ki: (Peygamber) kalkmaya hazırlanır gibi davrandı, fakat kalkmadılar. Bunu görünce kalktı. O kalkınca insanlardan onunla beraber kalkan(lar) kalktı, (geriye) üç kişi kaldı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (eve) girmek için geldi. Bir de baktı ki o topluluk oturuyorlar. Sonra onlar kalktı ve gittiler. Dedi ki: Ben geldim ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e onların artık gittiğini haber verdim. Geldi ve (içeri) girdi. Ben de girmek için gittim. Benimle kendisi arasına perdeyi sarkıttı. Ve Allah Teala: { Ey iman edenler! Size izin verilmedikçe Nebi’nin evlerine girmeyin... }'den { ...bu, Allah katında büyük bir günahtır } sözüne kadar (olan ayetleri) indirdi.

6272. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي غَالِبٍ، أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُلَيْحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِفِنَاءِ الْكَعْبَةِ مُحْتَبِيًا بِيَدِهِ هَكَذَا‏.‏

Muhammed b. Ebi Galib bize tahdis etti, İbrahim b. el-Münzir el-Hizami bize haber verdi, Muhammed b. Füleyh bize tahdis etti; babasından; Nafi’den; İbn Ömer —radıyallahu anhuma—’dan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i Kabe’nin avlusunda eliyle şöyle ihtiba etmiş (dizlerini dikip elleriyle sarmış) halde gördüm.

6273. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَلاَ أُخْبِرُكُمْ بِأَكْبَرِ الْكَبَائِرِ ‏"‏‏.‏ قَالُوا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ الإِشْرَاكُ بِاللَّهِ، وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ ‏"‏‏.‏

Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Bişr b. el-Mufaddal bize tahdis etti, Cüreyri bize tahdis etti; Abdurrahman b. Ebi Bekre’den; babasından [naklederek]. Dedi ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi?” buyurdu. (Sahabeler): “Evet ey Allah’ın Resulü!” dediler. (Peygamber): “Allah’a şirk koşmak ve ana-babaya isyan etmektir” buyurdu.

6274. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا بِشْرٌ، مِثْلَهُ، وَكَانَ مُتَّكِئًا فَجَلَسَ فَقَالَ ‏ "‏ أَلاَ وَقَوْلُ الزُّورِ ‏"‏‏.‏ فَمَا زَالَ يُكَرِّرُهَا حَتَّى قُلْنَا لَيْتَهُ سَكَتَ‏.‏

Müsedded bize tahdis etti, Bişr bize tahdis etti, bunun aynısını (rivayet etti). (Ve şunu ekledi): (Peygamber) dayanmış haldeydi, doğruldu ve: “Dikkat edin! Bir de yalan söz” buyurdu. Bunu o kadar tekrar etti ki: “Keşke sussa” dedik.

6275. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، أَنَّ عُقْبَةَ بْنَ الْحَارِثِ، حَدَّثَهُ قَالَ صَلَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْعَصْرَ، فَأَسْرَعَ، ثُمَّ دَخَلَ الْبَيْتَ‏.‏

Ebu Asım bize tahdis etti; Ömer b. Said’den; İbn Ebi Müleyke’den. Ukbe b. el-Haris’in ona tahdis ettiğine göre; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ikindiyi kıldı, sonra acele etti ve eve girdi.

6276. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي وَسْطَ السَّرِيرِ، وَأَنَا مُضْطَجِعَةٌ بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْقِبْلَةِ تَكُونُ لِيَ الْحَاجَةُ، فَأَكْرَهُ أَنْ أَقُومَ فَأَسْتَقْبِلَهُ فَأَنْسَلُّ انْسِلاَلاً‏.‏

Kuteybe bize tahdis etti, Cerir bize tahdis etti; A'meş’ten; Ebu’d-Duha’dan; Mesruk’tan; Aişe radıyallahu anha’dan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem seririn (karyolanın) ortasında namaz kılardı. Ben de onunla kıble arasında yan yatmış bir halde bulunurdum. Bir ihtiyacım olurdu. (Namaz kılan) Peygamber’e doğru kalkmayı kerih görürdüm ve usulca sıyrılıp çıkardım.

6277. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ،‏.‏ وَحَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو الْمَلِيحِ، قَالَ دَخَلْتُ مَعَ أَبِيكَ زَيْدٍ عَلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو فَحَدَّثَنَا أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ذُكِرَ لَهُ صَوْمِي، فَدَخَلَ عَلَىَّ، فَأَلْقَيْتُ لَهُ وِسَادَةً مِنْ أَدَمٍ حَشْوُهَا لِيفٌ، فَجَلَسَ عَلَى الأَرْضِ، وَصَارَتِ الْوِسَادَةُ بَيْنِي وَبَيْنَهُ، فَقَالَ لِي ‏"‏ أَمَا يَكْفِيكَ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ خَمْسًا ‏"‏‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ سَبْعًا ‏"‏‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ تِسْعًا ‏"‏‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِحْدَى عَشْرَةَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ لاَ صَوْمَ فَوْقَ صَوْمِ دَاوُدَ، شَطْرَ الدَّهْرِ، صِيَامُ يَوْمٍ، وَإِفْطَارُ يَوْمٍ ‏"‏‏.‏

İshak bize tahdis etti, Halid bize tahdis etti. Ve Abdullah b. Muhammed bize tahdis etti, Amr b. Avn bize tahdis etti, Halid tahdis etti; Halid’den; Ebu Kılabe’den. Dedi ki Ebu’l-Melih bana haber verdi ve dedi ki: Baban Zeyd ile beraber Abdullah b. Amr’ın yanına girdim. Bize tahdis etti ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e benim orucum zikredildi. (Peygamber) benim yanıma girdi. Ona içi hurma lifiyle dolu deriden bir yastık attım. Yere oturdu ve yastık benimle onun arasında oldu. Bana: “Sana her aydan üç gün yetmez mi?” buyurdu. “Ey Allah’ın Resulü!” dedim. “Beş (gün)” buyurdu. “Ey Allah’ın Resulü!” dedim. “Yedi” buyurdu. “Ey Allah’ın Resulü!” dedim. “Dokuz” buyurdu. “Ey Allah’ın Resulü!” dedim. “On bir” buyurdu. “Ey Allah’ın Resulü!” dedim. “Davud orucundan daha üstün bir oruç yoktur. O (senenin) yarısıdır. Bir gün oruç tutmak, bir gün iftar etmektir” buyurdu.

6278. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، أَنَّهُ قَدِمَ الشَّأْمَ‏.‏ وَحَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ ذَهَبَ عَلْقَمَةُ إِلَى الشَّأْمِ، فَأَتَى الْمَسْجِدَ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ فَقَالَ اللَّهُمَّ ارْزُقْنِي جَلِيسًا‏.‏ فَقَعَدَ إِلَى أَبِي الدَّرْدَاءِ فَقَالَ مِمَّنْ أَنْتَ قَالَ مِنْ أَهْلِ الْكُوفَةِ‏.‏ قَالَ أَلَيْسَ فِيكُمْ صَاحِبُ السِّرِّ الَّذِي كَانَ لاَ يَعْلَمُهُ غَيْرُهُ ـ يَعْنِي حُذَيْفَةَ ـ أَلَيْسَ فِيكُمْ ـ أَوْ كَانَ فِيكُمُ ـ الَّذِي أَجَارَهُ اللَّهُ عَلَى لِسَانِ رَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الشَّيْطَانِ ـ يَعْنِي عَمَّارًا ـ أَوَلَيْسَ فِيكُمْ صَاحِبُ السِّوَاكِ وَالْوِسَادِ ـ يَعْنِي ابْنَ مَسْعُودٍ ـ كَيْفَ كَانَ عَبْدُ اللَّهِ يَقْرَأُ ‏{‏وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى‏}‏‏.‏ قَالَ ‏{‏وَالذَّكَرِ وَالأُنْثَى‏}‏‏.‏ فَقَالَ مَا زَالَ هَؤُلاَءِ حَتَّى كَادُوا يُشَكِّكُونِي، وَقَدْ سَمِعْتُهَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Yahya b. Cafer bize tahdis etti, Yezid bize tahdis etti; Şu'be’den; Mugire’den; İbrahim’den; Alkame’den [naklederek]. O Şam’a geldi. Ve Ebu’l-Velid bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; Mugire’den; İbrahim’den [naklederek]. Dedi ki Alkame Şam’a gitti. Mescide geldi ve iki rekat namaz kıldı. “Allah’ım! Bana hayırlı bir meclis arkadaşı lütfet” dedi. Ebu Derda’nın yanına oturdu. (Ebu Derda): “Sen kimlerdensin?” dedi. (Alkame): “Kufe ehlindenim” dedi. (Ebu Derda): “İçinizde, kendisinden başkasının bilmediği sırrın sahibi —yani Huzeyfe— yok mu? İçinizde —veya içinizde değil mi— Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in diliyle Allah’ın şeytandan koruduğu kimse —yani Ammar— yok mu? İçinizde misvak ve yastık sahibi —yani İbn Mesud— yok mu? Abdullah (b. Mesud) { Ve'l-leyli iza yağşa (Bürüdüğü zaman geceye andolsun) } ayetini nasıl okurdu?” dedi. (Alkame): “{ Ve'z-zekeri ve'l-ünsa (Erkeğe ve dişiye) } şeklinde” dedi. (Ebu Derda); “Bunlar (insanlar) benimle o kadar uğraştılar ki neredeyse beni şüpheye düşüreceklerdi. Oysa ben bunu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den böyle işittim” dedi.

6279. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ كُنَّا نَقِيلُ وَنَتَغَدَّى بَعْدَ الْجُمُعَةِ‏.‏

Muhammed b. Kesir bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Ebu Hazim’den; Sehl b. Sa'd’dan [naklederek]. Dedi ki: Biz Cuma’dan sonra kaylule yapar ve öğle yemeği yerdik.

6280. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ مَا كَانَ لِعَلِيٍّ اسْمٌ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ أَبِي تُرَابٍ، وَإِنْ كَانَ لَيَفْرَحُ بِهِ إِذَا دُعِيَ بِهَا، جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْتَ فَاطِمَةَ ـ عَلَيْهَا السَّلاَمُ ـ فَلَمْ يَجِدْ عَلِيًّا فِي الْبَيْتِ فَقَالَ ‏"‏ أَيْنَ ابْنُ عَمِّكِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَتْ كَانَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ شَىْءٌ، فَغَاضَبَنِي فَخَرَجَ فَلَمْ يَقِلْ عِنْدِي‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لإِنْسَانٍ ‏"‏ انْظُرْ أَيْنَ هُوَ ‏"‏ فَجَاءَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هُوَ فِي الْمَسْجِدِ رَاقِدٌ‏.‏ فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ مُضْطَجِعٌ، قَدْ سَقَطَ رِدَاؤُهُ عَنْ شِقِّهِ، فَأَصَابَهُ تُرَابٌ، فَجَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمْسَحُهُ عَنْهُ ـ وَهْوَ يَقُولُ ‏"‏ قُمْ أَبَا تُرَابٍ، قُمْ أَبَا تُرَابٍ ‏"‏‏.‏

Kuteybe b. Said bize tahdis etti, Abdülaziz b. Ebi Hazim bize tahdis etti; Ebu Hazim’den; Sehl b. Sa'd’dan [naklederek]. Dedi ki: Ali için “Ebu Turab” isminden daha sevimli bir isim yoktu. Bu künye ile çağrıldığı zaman sevinirdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Fatıma aleyha’s-selam’ın evine geldi. Ali’yi evde bulamadı. “Amcanın oğlu nerede?” buyurdu. (Fatıma): “Aramızda bir şey geçti. Beni kızdırdı ve çıktı. Yanımda kaylule yapmadı” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir insana: “Bak, o nerede?” buyurdu. (O kişi) geldi ve: “Ey Allah’ın Resulü! O mescitte uyuyor” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem geldi. O (Ali) yan yatmış, ridası yanından düşmüş ve kendisine toprak bulaşmıştı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ondan toprağı silmeye başladı ve şöyle diyordu: “Kalk Ebu Turab! Kalk Ebu Turab!”

6281. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ ثُمَامَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ أُمَّ سُلَيْمٍ، كَانَتْ تَبْسُطُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نِطَعًا فَيَقِيلُ عِنْدَهَا عَلَى ذَلِكَ النِّطَعِ ـ قَالَ ـ فَإِذَا نَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَخَذَتْ مِنْ عَرَقِهِ وَشَعَرِهِ، فَجَمَعَتْهُ فِي قَارُورَةٍ، ثُمَّ جَمَعَتْهُ فِي سُكٍّ ـ قَالَ ـ فَلَمَّا حَضَرَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ الْوَفَاةُ أَوْصَى أَنْ يُجْعَلَ فِي حَنُوطِهِ مِنْ ذَلِكَ السُّكِّ ـ قَالَ ـ فَجُعِلَ فِي حَنُوطِهِ‏.‏

Kuteybe b. Said bize tahdis etti, Muhammed b. Abdullah el-Ensari bize tahdis etti, dedi ki babam bana tahdis etti; Sümame’den; Enes’ten [naklederek]. Ümmü Süleym, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem için deri bir yaygı sererdi. O, onun yanında o deri yaygı üzerinde kaylule (öğle uykusu) yapardı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem uyuduğu zaman (Ümmü Süleym) onun terinden ve saçından alır, onu bir şişede toplardı. Sonra onu Sükk’ün içinde toplardı. Dedi ki: Enes b. Malik’e ölüm geldiği zaman, hanutuna (kefen kokusuna) o Sükk’ten konulmasını vasiyet etti. Ve o, hanutunun içine konuldu.

6282. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ سَمِعَهُ يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا ذَهَبَ إِلَى قُبَاءٍ يَدْخُلُ عَلَى أُمِّ حَرَامٍ بِنْتِ مِلْحَانَ فَتُطْعِمُهُ، وَكَانَتْ تَحْتَ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، فَدَخَلَ يَوْمًا فَأَطْعَمَتْهُ، فَنَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ اسْتَيْقَظَ يَضْحَكُ‏.‏ قَالَتْ فَقُلْتُ مَا يُضْحِكُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَقَالَ ‏"‏ نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي عُرِضُوا عَلَىَّ غُزَاةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ، يَرْكَبُونَ ثَبَجَ هَذَا الْبَحْرِ، مُلُوكًا عَلَى الأَسِرَّةِ ‏"‏‏.‏ ـ أَوْ قَالَ ‏"‏ مِثْلُ الْمُلُوكِ عَلَى الأَسِرَّةِ ‏"‏‏.‏ شَكَّ إِسْحَاقُ ـ قُلْتُ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ‏.‏ فَدَعَا ثُمَّ وَضَعَ رَأْسَهُ فَنَامَ، ثُمَّ اسْتَيْقَظَ يَضْحَكُ فَقُلْتُ مَا يُضْحِكُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي عُرِضُوا عَلَىَّ، غُزَاةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ، يَرْكَبُونَ ثَبَجَ هَذَا الْبَحْرِ، مُلُوكًا عَلَى الأَسِرَّةِ ‏"‏‏.‏ أَوْ ‏"‏ مِثْلَ الْمُلُوكِ عَلَى الأَسِرَّةِ ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَنْتِ مِنَ الأَوَّلِينَ ‏"‏‏.‏ فَرَكِبَتِ الْبَحْرَ زَمَانَ مُعَاوِيَةَ، فَصُرِعَتْ عَنْ دَابَّتِهَا حِينَ خَرَجَتْ مِنَ الْبَحْرِ، فَهَلَكَتْ‏.‏

İsmail bize tahdis etti, dedi ki Malik bana tahdis etti; İshak b. Abdullah b. Ebi Talha’dan; Enes b. Malik radıyallahu anh’dan [naklederek]. Onu (Peygamber'i) şöyle derken işitmiş [ki]: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kuba’ya gittiği zaman Ümmü Haram bint Milhan’ın yanına girerdi de o (kadın) ona yemek yedirirdi. (Ümmü Haram) Ubade b. es-Samit’in nikahı altında idi. Bir gün (Resulullah) onun yanına girdi, (kadın) ona yemek yedirdi. Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem uyudu, sonra gülümseyerek uyandı. (Ümmü Haram) dedi ki: “Seni güldüren nedir ey Allah’ın Resulü?” dedim. Buyurdu ki: “Ümmetimden bir kısım insanlar, Allah yolunda savaşan gaziler olarak bana arz olundu. Bu denizin engin sularında, tahtlar üzerindeki hükümdarlar gibi (gemiye) biniyorlardı.” —veya “Tahtlar üzerindeki hükümdarlar misali” dedi; İshak (ravi) şüphe etti. “Dua et de Allah beni onlardan kılsın” dedim. Bunun üzerine dua etti. Sonra başını koyup uyudu. Sonra gülümseyerek uyandı. “Seni güldüren nedir ey Allah’ın Resulü?” dedim. Buyurdu ki: “Ümmetimden bir kısım insanlar, Allah yolunda savaşan gaziler olarak bana arz olundu. Bu denizin engin sularında, tahtlar üzerindeki hükümdarlar gibi (gemiye) biniyorlardı” —veya “Tahtlar üzerindeki hükümdarlar misali” dedi. “Dua et de Allah beni onlardan kılsın” dedim. “Sen ilkindensin” buyurdu. (Ümmü Haram) Muaviye zamanında denize açıldı. Denizden çıktığı zaman hayvanından düşüp vefat etti.

6284. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ لِبْسَتَيْنِ، وَعَنْ بَيْعَتَيْنِ اشْتِمَالِ الصَّمَّاءِ، وَالاِحْتِبَاءِ فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ، لَيْسَ عَلَى فَرْجِ الإِنْسَانِ مِنْهُ شَىْءٌ، وَالْمُلاَمَسَةِ، وَالْمُنَابَذَةِ‏.‏ تَابَعَهُ مَعْمَرٌ وَمُحَمَّدُ بْنُ أَبِي حَفْصَةَ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ بُدَيْلٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ‏.‏

Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Zühri’den; Ata b. Yezid el-Leysi’den; Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem iki (tür) giyinişi ve iki (tür) alışverişi yasakladı: İştimal-i Samma (tek bir örtüye bürünüp elleri içeride bırakmak) ve insanın avret yerini örtecek bir şey kalmayacak şekilde tek bir elbise içinde İhtiba (dizleri dikip oturmak); Mülamese (dokunmak suretiyle yapılan alışveriş) ve Münabeze (atmak suretiyle yapılan alışveriş).” Ma'mer, Muhammed b. Ebi Hafsa ve Abdullah b. Büdeyl, Zühri’den (rivayet ederek) ona tabi oldular.

6285. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى، عَنْ أَبِي عَوَانَةَ، حَدَّثَنَا فِرَاسٌ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، حَدَّثَتْنِي عَائِشَةُ أُمُّ الْمُؤْمِنِينَ، قَالَتْ إِنَّا كُنَّا أَزْوَاجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عِنْدَهُ جَمِيعًا، لَمْ تُغَادَرْ مِنَّا وَاحِدَةٌ، فَأَقْبَلَتْ فَاطِمَةُ ـ عَلَيْهَا السَّلاَمُ ـ تَمْشِي، لاَ وَاللَّهِ مَا تَخْفَى مِشْيَتُهَا مِنْ مِشْيَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا رَآهَا رَحَّبَ قَالَ ‏"‏ مَرْحَبًا بِابْنَتِي ‏"‏‏.‏ ثُمَّ أَجْلَسَهَا عَنْ يَمِينِهِ أَوْ عَنْ شِمَالِهِ، ثُمَّ سَارَّهَا فَبَكَتْ بُكَاءً شَدِيدًا، فَلَمَّا رَأَى حُزْنَهَا سَارَّهَا الثَّانِيَةَ إِذَا هِيَ تَضْحَكُ‏.‏ فَقُلْتُ لَهَا أَنَا مِنْ بَيْنِ نِسَائِهِ خَصَّكِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالسِّرِّ مِنْ بَيْنِنَا، ثُمَّ أَنْتِ تَبْكِينَ، فَلَمَّا قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَأَلْتُهَا عَمَّا سَارَّكِ قَالَتْ مَا كُنْتُ لأُفْشِيَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سِرَّهُ‏.‏ فَلَمَّا تُوُفِّيَ قُلْتُ لَهَا عَزَمْتُ عَلَيْكِ بِمَا لِي عَلَيْكِ مِنَ الْحَقِّ لَمَّا أَخْبَرْتِنِي‏.‏ قَالَتْ أَمَّا الآنَ فَنَعَمْ‏.‏ فَأَخْبَرَتْنِي قَالَتْ أَمَّا حِينَ سَارَّنِي فِي الأَمْرِ الأَوَّلِ، فَإِنَّهُ أَخْبَرَنِي أَنَّ جِبْرِيلَ كَانَ يُعَارِضُهُ بِالْقُرْآنِ كُلَّ سَنَةٍ مَرَّةً ‏"‏ وَإِنَّهُ قَدْ عَارَضَنِي بِهِ الْعَامَ مَرَّتَيْنِ، وَلاَ أَرَى الأَجَلَ إِلاَّ قَدِ اقْتَرَبَ، فَاتَّقِي اللَّهَ وَاصْبِرِي، فَإِنِّي نِعْمَ السَّلَفُ أَنَا لَكَ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ فَبَكَيْتُ بُكَائِي الَّذِي رَأَيْتِ، فَلَمَّا رَأَى جَزَعِي سَارَّنِي الثَّانِيَةَ قَالَ ‏"‏ يَا فَاطِمَةُ أَلاَ تَرْضَيْنَ أَنْ تَكُونِي سَيِّدَةَ نِسَاءِ الْمُؤْمِنِينَ ـ أَوْ ـ سَيِّدَةَ نِسَاءِ هَذِهِ الأُمَّةِ ‏"‏‏.‏

Musa bize tahdis etti; Ebu Avane’den; Firas bize tahdis etti; Amir’den; Mesruk’tan; Müminlerin annesi Aişe radıyallahu anha’nın bana tahdis ettiğine göre; dedi ki: “Biz Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşleri hepimiz onun yanındaydık. Aramızdan hiç kimse ayrılmamıştı. Fatıma aleyha’s-selam yürüyerek geldi. Vallahi onun yürüyüşü Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yürüyüşünden farklı değildi. Onu görünce ‘Merhaba kızım’ diyerek karşıladı. Sonra onu sağ yanına veya sol yanına oturttu. Sonra ona gizlice bir şey söyledi, (Fatıma) şiddetli bir şekilde ağladı. Onun hüznünü görünce ikinci kez ona gizlice bir şey söyledi, bu sefer (Fatıma) gülmeye başladı. Ona: ‘Eşleri arasından Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem sır (vermek) için seni seçti, sonra sen ağlıyorsun’ dedim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem kalkınca (Fatıma’ya): ‘Sana neyi gizlice söyledi?’ diye sordum. O da: ‘Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sırrını ifşa edecek değilim’ dedi. (Peygamber) vefat edince ona: ‘Üzerindeki hakkım adına bana haber vermeni istiyorum’ dedim. (Fatıma): ‘Şimdi (olabilir), evet’ dedi ve bana şöyle haber verdi: ‘İlkinde bana gizlice şunu haber verdi: Cebrail her yıl Kur’an’ı benimle bir kere mukabele ederdi. Bu yıl onu benimle iki kere mukabele etti. Ecelimin yaklaşmış olduğunu düşünüyorum. Allah’tan kork ve sabret. Zira ben senin için ne güzel bir önceyim (selefim)’ buyurdu. Bunun üzerine senin gördüğün o ağlayışla ağladım. Benim üzüntümü görünce ikinci kez gizlice şunu söyledi: ‘Ey Fatıma! Müminlerin kadınlarının hanımefendisi —veya bu ümmetin kadınlarının hanımefendisi— olmaktan razı olmaz mısın?’ buyurdu.’”

6287. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبَّادُ بْنُ تَمِيمٍ، عَنْ عَمِّهِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْمَسْجِدِ مُسْتَلْقِيًا، وَاضِعًا إِحْدَى رِجْلَيْهِ عَلَى الأُخْرَى‏.‏

Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti, Zühri bize tahdis etti. Dedi ki Abbad b. Temim bana haber verdi; amcasından [naklederek]. Dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i mescitte, bir ayağını diğerinin üzerine koyarak sırtüstü yatarken gördüm.”

6288. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ،‏.‏ وَحَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا كَانُوا ثَلاَثَةٌ فَلاَ يَتَنَاجَى اثْنَانِ دُونَ الثَّالِثِ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Malik bize haber verdi. Ve İsmail bize tahdis etti, dedi ki Malik bana tahdis etti; Nafi’den; Abdullah [b. Ömer] radıyallahu anh’dan [naklederek] ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer üç kişi iseler, üçüncü(yü bırakıp) iki kişi aralarında gizli konuşmasınlar.”

6289. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَبَّاحٍ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، أَسَرَّ إِلَىَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سِرًّا فَمَا أَخْبَرْتُ بِهِ أَحَدًا بَعْدَهُ، وَلَقَدْ سَأَلَتْنِي أُمُّ سُلَيْمٍ فَمَا أَخْبَرْتُهَا بِهِ‏.‏

Abdullah b. Sabbah bize tahdis etti, Mu'temir b. Süleyman bize tahdis etti, dedi ki babamı işittim, (o da) dedi ki Enes b. Malik’i şöyle derken işittim: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana gizlice bir sır verdi. Ondan sonra onu hiç kimseye haber vermedim. Yemin olsun ki Ümmü Süleym bana sordu da ona (bile) haber vermedim.”

6290. Hadis

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏{‏إِذَا كُنْتُمْ ثَلاَثَةً فَلاَ يَتَنَاجَى رَجُلاَنِ دُونَ الآخَرِ، حَتَّى تَخْتَلِطُوا بِالنَّاسِ، أَجْلَ أَنْ يُحْزِنَهُ‏}‏‏.‏

Osman bize tahdis etti, Cerir bize tahdis etti; Mansur’dan; Ebu Vail’den; Abdullah [b. Mesud] radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Üç kişi olduğunuz zaman, insanlara karışıncaya kadar iki kişi (diğer) arkadaşını bırakıp fısıldaşmasın. Çünkü bu (davranış) onu üzer.”

6291. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَسَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا قِسْمَةً فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ إِنَّ هَذِهِ لَقِسْمَةٌ مَا أُرِيدَ بِهَا وَجْهُ اللَّهِ‏.‏ قُلْتُ أَمَا وَاللَّهِ لآتِيَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَتَيْتُهُ وَهْوَ فِي مَلأٍ، فَسَارَرْتُهُ فَغَضِبَ حَتَّى احْمَرَّ وَجْهُهُ، ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ رَحْمَةُ اللَّهِ عَلَى مُوسَى، أُوذِيَ بِأَكْثَرَ مِنْ هَذَا فَصَبَرَ ‏"‏‏.‏

Abdan bize tahdis etti; Ebu Hamza’dan; A'meş’ten; Şakik’ten; Abdullah [b. Mesud]’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün bir taksimat yaptı. Ensardan bir adam: “Bu, kendisinde Allah’ın rızası gözetilmemiş bir taksimattır” dedi. Ben: “Vallahi Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gidip (bunu haber vereceğim)” dedim. Bir topluluğun içindeyken yanına geldim ve ona gizlice (durumu) söyledim. Bunun üzerine yüzü kızarıncaya kadar öfkelendi. Sonra: “Allah Musa’ya rahmet etsin. O bundan daha fazlasıyla eziyet olundu da sabretti” buyurdu.

6292. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَس ٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ وَرَجُلٌ يُنَاجِي رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَمَا زَالَ يُنَاجِيهِ حَتَّى نَامَ أَصْحَابُهُ، ثُمَّ قَامَ فَصَلَّى‏.‏

Muhammed b. Beşşar bize tahdis etti, Muhammed b. Cafer bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; Abdülaziz’den; Enes radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki: Kamet getirildi. O sırada bir adam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile gizlice konuşuyordu. Ashabı uyuyuncaya kadar onunla gizlice konuşmaya devam etti. Sonra (Peygamber) kalktı ve namaz kıldı.

6293. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏{‏لاَ تَتْرُكُوا النَّارَ فِي بُيُوتِكُمْ حِينَ تَنَامُونَ‏}‏‏.‏

Ebu Nuaym bize tahdis etti, İbn Uyeyne bize tahdis etti; Zühri’den; Salim’den; babasından [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Uyuduğunuz zaman evlerinizde ateş bırakmayın.”

6294. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ احْتَرَقَ بَيْتٌ بِالْمَدِينَةِ عَلَى أَهْلِهِ مِنَ اللَّيْلِ، فَحُدِّثَ بِشَأْنِهِمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ هَذِهِ النَّارَ إِنَّمَا هِيَ عَدُوٌّ لَكُمْ، فَإِذَا نِمْتُمْ فَأَطْفِئُوهَا عَنْكُمْ ‏"‏‏.‏

Muhammed b. el-Ala bize tahdis etti, Ebu Üsame bize tahdis etti; Büreyd b. Abdullah’tan; Ebu Bürde’den; Ebu Musa [el-Eş'ari] radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki: Medine’de bir ev, geceleyin içindekilerle (birlikte) yandı. Onların durumu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e anlatıldı. (Peygamber) şöyle buyurdu: “Şüphesiz bu ateş sizin için ancak bir düşmandır. Uyuduğunuz zaman onu söndürünüz (size zarar vermesin).”

6295. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ كَثِيرٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ خَمِّرُوا الآنِيَةَ وَأَجِيفُوا الأَبْوَابَ، وَأَطْفِئُوا الْمَصَابِيحَ، فَإِنَّ الْفُوَيْسِقَةَ رُبَّمَا جَرَّتِ الْفَتِيلَةَ فَأَحْرَقَتْ أَهْلَ الْبَيْتِ ‏"‏‏.‏

Kuteybe bize tahdis etti, Hammad bize tahdis etti; Kesir’den; Ata’dan; Cabir b. Abdullah —radıyallahu anhuma—’dan [naklederek] ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kapların üzerini örtün, kapıları kapatın ve lambaları söndürün. Çünkü farecik bazen (kandilin) fitilini çeker de ev halkını yakar.”

6296. Hadis

حَدَّثَنَا حَسَّانُ بْنُ أَبِي عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَطْفِئُوا الْمَصَابِيحَ بِاللَّيْلِ إِذَا رَقَدْتُمْ، وَغَلِّقُوا الأَبْوَابَ، وَأَوْكُوا الأَسْقِيَةَ، وَخَمِّرُوا الطَّعَامَ وَالشَّرَابَ ‏"‏‏.‏ ـ قَالَ هَمَّامٌ وَأَحْسِبُهُ قَالَ ـ ‏"‏وَلَوْ بِعُودٍ يَعْرُضُهُ

Hassan b. Ebi Abbad bize tahdis etti, Hemmam bize tahdis etti; Ata’dan; Cabir’den [naklederek]. Dedi ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yattığınız zaman geceleyin lambaları söndürün, kapıları kapatın, su kaplarının ağzını bağlayın, yiyecek ve içeceklerin üzerini örtün.” Hemmam dedi ki: Sanıyorum şunu da söyledi: “Üzerine enlemesine bir çubuk koysanız bile (bunu yapın).”

6297. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ قُزَعَةَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْفِطْرَةُ خَمْسٌ الْخِتَانُ، وَالاِسْتِحْدَادُ، وَنَتْفُ الإِبْطِ، وَقَصُّ الشَّارِبِ، وَتَقْلِيمُ الأَظْفَارِ ‏"‏‏.‏

Yahya b. Kuzaa bize tahdis etti, İbrahim b. Sa'd bize tahdis etti; İbn Şihab’dan; Said b. el-Müseyyeb’den; Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Fıtrat beştir: Sünnet olmak, İstihdad (etek tıraşı olmak), koltuk altı tüylerini yolmak, bıyıkları kısaltmak ve tırnakları kesmek.”

6298. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ اخْتَتَنَ إِبْرَاهِيمُ بَعْدَ ثَمَانِينَ سَنَةً، وَاخْتَتَنَ بِالْقَدُومِ ‏"‏‏.‏ مُخَفَّفَةً‏.‏ حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ عَنْ أَبِي الزِّنَادِ وَقَالَ ‏"‏بِالْقَدُّومِ"‏‏ وَهُوَ مَوْضِعٌ مُشَدَّدٌ

Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb b. Ebi Hamza bize haber verdi, Ebu’z-Zinad bize tahdis etti; el-A'rec’den; Ebu Hureyre’den [naklederek] ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İbrahim seksen yaşından sonra sünnet oldu. Kadum (marangoz keseri) ile sünnet oldu.” (Ravi): “(Kadum kelimesi) şeddesiz (okunmuştur)” dedi. Kuteybe bize tahdis etti, el-Mugire bize tahdis etti; Ebu’z-Zinad’dan. (Mugire): “el-Kaddûm (şeddeli)” dedi. Burası (Şam’da) bir yer ismidir (şeddeli okunur).

6299. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ، أَخْبَرَنَا عَبَّادُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ سُئِلَ ابْنُ عَبَّاسٍ مِثْلُ مَنْ أَنْتَ حِينَ قُبِضَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ أَنَا يَوْمَئِذٍ مَخْتُونٌ‏.‏ قَالَ وَكَانُوا لاَ يَخْتِنُونَ الرَّجُلَ حَتَّى يُدْرِكَ‏.‏

Muhammed b. Abdürrahim bize tahdis etti, Abbad b. Musa bize haber verdi, İsmail b. Cafer bize tahdis etti; İsrail’den; Ebu İshak’tan; Said b. Cübeyr’den [naklederek]. Dedi ki: İbn Abbas’a: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem vefat ettiğinde sen ne durumdaydın?” diye soruldu. (İbn Abbas): “Ben o gün sünnetli idim” dedi. (Said b. Cübeyr) dedi ki: Onlar (o dönemde) kişiyi ergenliğe ermeden sünnet etmezlerdi.

6300. Hadis

وَقَالَ ابْنُ إِدْرِيسَ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قُبِضَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا خَتِينٌ‏.‏

İbn İdris babasından; Ebu İshak’tan; Said b. Cübeyr’den; İbn Abbas’tan [naklederek] dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem vefat ettiğinde ben sünnetli idim.”

6301. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ حَلَفَ مِنْكُمْ فَقَالَ فِي حَلِفِهِ بِاللاَّتِ وَالْعُزَّى‏.‏ فَلْيَقُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ‏.‏ وَمَنْ قَالَ لِصَاحِبِهِ تَعَالَ أُقَامِرْكَ‏.‏ فَلْيَتَصَدَّقْ ‏"‏‏.‏

Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Ukil’den; İbn Şihab’dan. Dedi ki Humeyd b. Abdurrahman bana haber verdi ki Ebu Hureyre radıyallahu anh şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden kim yemin eder de yemininde Lat ve Uzza’ya (yemin olsun) derse hemen ‘La ilahe illallah’ desin. Kim de arkadaşına ‘Gel seninle kumar oynayalım’ derse (keffaret olarak) sadaka versin.”

6302. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ ـ هُوَ ابْنُ سَعِيدٍ ـ عَنْ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ رَأَيْتُنِي مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بَنَيْتُ بِيَدِي بَيْتًا، يُكِنُّنِي مِنَ الْمَطَرِ، وَيُظِلُّنِي مِنَ الشَّمْسِ، مَا أَعَانَنِي عَلَيْهِ أَحَدٌ مِنْ خَلْقِ اللَّهِ‏.‏

Ebu Nuaym bize tahdis etti, İshak b. Said bize tahdis etti; Said’den; İbn Ömer —radıyallahu anhuma—’dan [naklederek]. Dedi ki: Kendimi Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberken (hatırlıyorum); ellerimle beni yağmurdan koruyan ve güneşten gölgeleyen bir barınak (beyt) inşa etmiştim. Allah’ın yaratıklarından hiç kimse bu konuda bana yardım etmemişti.

6303. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ عَمْرٌو قَالَ ابْنُ عُمَرَ وَاللَّهِ مَا وَضَعْتُ لَبِنَةً عَلَى لَبِنَةٍ، وَلاَ غَرَسْتُ نَخْلَةً، مُنْذُ قُبِضَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ قَالَ سُفْيَانُ فَذَكَرْتُهُ لِبَعْضِ أَهْلِهِ قَالَ وَاللَّهِ لَقَدْ بَنَى بَيْتًا‏.‏ قَالَ سُفْيَانُ قُلْتُ فَلَعَلَّهُ قَالَ قَبْلَ أَنْ يَبْنِيَ‏.‏

Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti. Amr (b. Dinar) dedi ki İbn Ömer [şöyle] dedi: “Vallahi Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem vefat ettiğinden beri ne bir tuğla (kerpiç) üzerine tuğla koydum, ne de bir hurma fidanı diktim.” Süfyan (b. Uyeyne) dedi ki: Ben bunu (İbn Ömer’in) ailesinden bazılarına zikrettim. (Onlar): “Vallahi o, bir ev inşa etti” dediler. Süfyan dedi ki: “(Kendi kendime) herhalde o, bunu evi inşa etmeden önce söylemiştir dedim.”