6333. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَرِيرًا، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَلاَ تُرِيحُنِي مِنْ ذِي الْخَلَصَةِ ". وَهْوَ نُصُبٌ كَانُوا يَعْبُدُونَهُ يُسَمَّى الْكَعْبَةَ الْيَمَانِيَةَ. قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي رَجُلٌ لاَ أَثْبُتُ عَلَى الْخَيْلِ، فَصَكَّ فِي صَدْرِي فَقَالَ " اللَّهُمَّ ثَبِّتْهُ وَاجْعَلْهُ هَادِيًا مَهْدِيًّا ". قَالَ فَخَرَجْتُ فِي خَمْسِينَ مِنْ أَحْمَسَ مِنْ قَوْمِي ـ وَرُبَّمَا قَالَ سُفْيَانُ فَانْطَلَقْتُ فِي عُصْبَةٍ مِنْ قَوْمِي ـ فَأَتَيْتُهَا فَأَحْرَقْتُهَا، ثُمَّ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَاللَّهِ مَا أَتَيْتُكَ حَتَّى تَرَكْتُهَا مِثْلَ الْجَمَلِ الأَجْرَبِ. فَدَعَا لأَحْمَسَ وَخَيْلِهَا.
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; İsmail’den; Kays’tan [naklederek]. Dedi ki Cerir’i [şöyle derken] işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: “Beni Zü’l-Halasa’dan kurtarmaz (rahatlatmaz) mı-sın?” buyurdu. (Zü’l-Halasa), Cahiliye döneminde insanların ibadet ettiği bir put eviydi (dikili taştı) ve ona ‘Yemen Kâbe’si’ denilirdi. Ben: “Ey Allah’ın Resulü! Ben at üzerinde (sabit) duramayan (düşen) bir adamım” dedim. Bunun üzerine (Resulullah) göğsüme vurdu ve: “Allah’ım! Onu (at üzerinde) sabit kıl; onu hidayet veren ve hidayete eren (bir lider) eyle” buyurdu. Cerir devamla şöyle dedi: Kavmimden Ahmes (kabilesinden) elli süvari ile beraber yola çıktım. —Süfyan bazen: “Kavmimden bir toplulukla [gittim]” derdi— Oraya vardım ve orayı yaktım. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim ve: “Ey Allah’ın Resulü! Vallahi orayı uyuz bir deve gibi (kapkara/harap olmuş halde) bırakmadan Sana gelmedim” dedim. Bunun üzerine (Resulullah), Ahmes kabilesi ve süvarileri için dua etti.