6366. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ دَخَلَتْ عَلَىَّ عَجُوزَانِ مِنْ عُجُزِ يَهُودِ الْمَدِينَةِ فَقَالَتَا لِي إِنَّ أَهْلَ الْقُبُورِ يُعَذَّبُونَ فِي قُبُورِهِمْ، فَكَذَّبْتُهُمَا، وَلَمْ أُنْعِمْ أَنْ أُصَدِّقَهُمَا، فَخَرَجَتَا وَدَخَلَ عَلَىَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ لَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ عَجُوزَيْنِ وَذَكَرْتُ لَهُ، فَقَالَ " صَدَقَتَا، إِنَّهُمْ يُعَذَّبُونَ عَذَابًا تَسْمَعُهُ الْبَهَائِمُ كُلُّهَا ". فَمَا رَأَيْتُهُ بَعْدُ فِي صَلاَةٍ إِلاَّ تَعَوَّذَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ.
Osman b. Ebi Şeybe bize tahdis etti, Cerir bize tahdis etti; Mansur’dan; Ebu Vail’den; Mesruk’tan; Aişe radıyallahu anha’dan [naklederek]. Dedi ki: Medine Yahudilerinden iki ihtiyar kadın yanıma girdi ve bana: “Şüphesiz kabir ehli, kabirlerinde azap olunurlar!” dediler. Ben onları (başta) yalanladım ve kendilerini doğrulamayı (doğru söylemiş olabileceklerini) pek uygun görmedim. Onlar çıkıp gittiler. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yanıma girdi. Ben kendisine: “Ey Allah’ın Resulü! İki ihtiyar kadın [geldi]…” (diyerek olanları) anlattım. Bunun üzerine (Efendimiz): “Doğru söylemişler! Şüphesiz onlar (kabirlerinde), bütün hayvanların [bile] işiteceği (şiddetli) bir azapla azap olunurlar” buyurdu. Bundan sonra (Efendimiz’i) her ne zaman namaz kılarken gördüysem, mutlaka kabir azabından (Allah’a) sığındığını (dua ettiğini) gördüm.