189_2. Hadis
قَالَ وَحَدَّثَنِي بِشْرُ بْنُ الْحَكَمِ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا مُطَرِّفٌ، وَابْنُ، أَبْجَرَ سَمِعَا الشَّعْبِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ، يُخْبِرُ بِهِ النَّاسَ عَلَى الْمِنْبَرِ قَالَ سُفْيَانُ رَفَعَهُ أَحَدُهُمَا - أُرَاهُ ابْنَ أَبْجَرَ - قَالَ " سَأَلَ مُوسَى رَبَّهُ مَا أَدْنَى أَهْلِ الْجَنَّةِ مَنْزِلَةً قَالَ هُوَ رَجُلٌ يَجِيءُ بَعْدَ مَا أُدْخِلَ أَهْلُ الْجَنَّةِ الْجَنَّةَ فَيُقَالُ لَهُ ادْخُلِ الْجَنَّةَ . فَيَقُولُ أَىْ رَبِّ كَيْفَ وَقَدْ نَزَلَ النَّاسُ مَنَازِلَهُمْ وَأَخَذُوا أَخَذَاتِهِمْ فَيُقَالُ لَهُ أَتَرْضَى أَنْ يَكُونَ لَكَ مِثْلُ مُلْكِ مَلِكٍ مِنْ مُلُوكِ الدُّنْيَا فَيَقُولُ رَضِيتُ رَبِّ . فَيَقُولُ لَكَ ذَلِكَ وَمِثْلُهُ وَمِثْلُهُ وَمِثْلُهُ وَمِثْلُهُ . فَقَالَ فِي الْخَامِسَةِ رَضِيتُ رَبِّ . فَيَقُولُ هَذَا لَكَ وَعَشَرَةُ أَمْثَالِهِ وَلَكَ مَا اشْتَهَتْ نَفْسُكَ وَلَذَّتْ عَيْنُكَ . فَيَقُولُ رَضِيتُ رَبِّ . قَالَ رَبِّ فَأَعْلاَهُمْ مَنْزِلَةً قَالَ أُولَئِكَ الَّذِينَ أَرَدْتُ غَرَسْتُ كَرَامَتَهُمْ بِيَدِي وَخَتَمْتُ عَلَيْهَا فَلَمْ تَرَ عَيْنٌ وَلَمْ تَسْمَعْ أُذُنٌ وَلَمْ يَخْطُرْ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ " . قَالَ وَمِصْدَاقُهُ فِي كِتَابِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ { فَلاَ تَعْلَمُ نَفْسٌ مَا أُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ أَعْيُنٍ} الآيَةَ .
[Ravi] dedi ki: Ve Bişr b. el-Hakem —lafız ona aittir— bize tahdis etti. Süfyan b. Uyeyne bize tahdis etti. Mutarrif ve İbn Ebcer bize tahdis etti. İkisi de Şa'bi’yi; Muğire b. Şu'be’den, o minberde insanlara haber verirken işitmişler. Süfyan: “Onlardan biri —zannediyorum İbn Ebcer’di— bunu ref' etti [Peygambere dayandırdı],” dedi. [Muğire] şöyle dedi: “Musa Rabbine: ‘Cennet ehlinin makam bakımından en düşüğü hangisidir?’ diye sordu. [Allah] buyurdu ki: ‘O, Cennet ehli Cennet’e girdikten sonra gelen bir adamdır. Ona: “Cennet’e gir!” denilir. O: “Ey Rabbim! Nasıl girerim? İnsanlar makamlarına yerleşmişler ve alacaklarını [nimetlerini] almışlar,” der. Ona: “Dünya meliklerinden bir melikin mülkü kadar bir mülke sahip olman seni razı eder mi?” denilir. O: “Razı oldum ey Rabbim!” der. [Allah]: “Bu senindir; bir o kadar, bir o kadar, bir o kadar ve bir o kadar daha senindir,” buyurur. [Adam] beşincisinde: “Razı oldum ey Rabbim!” der. [Allah]: “İşte bu senindir ve bunun on misli daha senindir. Ayrıca canının çektiği ve gözünün lezzet aldığı her şey de senindir,” buyurur. O da: “Razı oldum ey Rabbim!” der.’ [Musa]: ‘Ey Rabbim! Ya makamı en yüksek olanlar?’ dedi. [Allah] buyurdu ki: ‘Onlar benim seçtiklerimdir [irade ettiklerimdir]. Onların ikramlarını [kerametlerini] Kendi Elimle diktim [hazırladım] ve üzerine mühür vurdum. [Onlara hazırladığım nimetleri] ne bir göz görmüş, ne bir kulak işitmiş, ne de bir insanın kalbinden geçmiştir.’” [Muğire] dedi ki: “Bunun tasdiki Allah Azze ve Celle’nin Kitabındadır: { فَلاَ تَعْلَمُ نَفْسٌ مَا أُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ أَعْيُنٍ } ‘Yaptıklarına karşılık olarak onlar için ne mutluluklar [göz aydınlığı] saklandığını hiç kimse bilemez.’”