208_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ { وَأَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الأَقْرَبِينَ} وَرَهْطَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ . خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى صَعِدَ الصَّفَا فَهَتَفَ " يَا صَبَاحَاهْ " . فَقَالُوا مَنْ هَذَا الَّذِي يَهْتِفُ قَالُوا مُحَمَّدٌ . فَاجْتَمَعُوا إِلَيْهِ فَقَالَ " يَا بَنِي فُلاَنٍ يَا بَنِي فُلاَنٍ يَا بَنِي فُلاَنٍ يَا بَنِي عَبْدِ مَنَافٍ يَا بَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ " فَاجْتَمَعُوا إِلَيْهِ فَقَالَ " أَرَأَيْتَكُمْ لَوْ أَخْبَرْتُكُمْ أَنَّ خَيْلاً تَخْرُجُ بِسَفْحِ هَذَا الْجَبَلِ أَكُنْتُمْ مُصَدِّقِيَّ " . قَالُوا مَا جَرَّبْنَا عَلَيْكَ كَذِبًا . قَالَ " فَإِنِّي نَذِيرٌ لَكُمْ بَيْنَ يَدَىْ عَذَابٍ شَدِيدٍ " . قَالَ فَقَالَ أَبُو لَهَبٍ تَبًّا لَكَ أَمَا جَمَعْتَنَا إِلاَّ لِهَذَا ثُمَّ قَامَ فَنَزَلَتْ هَذِهِ السُّورَةُ تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَقَدْ تَبَّ . كَذَا قَرَأَ الأَعْمَشُ إِلَى آخِرِ السُّورَةِ .
Ebu Küreyb Muhammed b. el-Ala bize tahdis etti. Ebu Üsame bize tahdis etti. A'meş'ten; [o] Amr b. Mürre'den; [o] Said b. Cübeyr'den; [o da] İbn Abbas'tan [nakletti]. O dedi ki: Bu ayet indiği zaman: { وَأَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الأَقْرَبِينَ } “En yakın akrabalarını uyar” —ve onlardan ihlaslı [muhlasîn] grubunu [uyar]—; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem dışarı çıkıp Safa [tepesi] üzerine yükseldi ve: “Ey ahali, baskın var! [Ya sabahâh]” diye haykırdı. [İnsanlar]: “Kim bu haykıran?” dediler. “Muhammed’dir,” dediler. Yanına toplandılar. [Peygamber]: “Ey filan oğulları! Ey falan oğulları! Ey filan oğulları! Ey Abdümenaf oğulları! Ey Abdülmuttalib oğulları!” diyerek [kabileleri] çağırdı. Yanına toplandıklarında: “Ne dersiniz; şayet size şu dağın eteğinden bir süvari birliğinin çıkacağını haber versem, beni tasdik eder misiniz?” buyurdu. “Biz sende hiçbir yalana rastlamadık,” dediler. Bunun üzerine: “Muhakkak ki ben, şiddetli bir azabın öncesinde sizin için bir uyarıcıyım,” buyurdu. [Bu söz üzerine] Ebu Leheb: “Yazıklar olsun sana [tebben leke]! Bizi sadece bunun için mi topladın?” dedi ve kalkıp gitti. Bunun üzerine şu sure indi: { تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ } “Ebu Leheb'in iki eli kurusun; kurudu da.” A'meş surenin sonuna kadar bu şekilde okudu.