8_5. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي حَيَّانَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ بْنِ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا بَارِزًا لِلنَّاسِ فَأَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا الإِيمَانُ قَالَ " أَنْ تُؤْمِنَ بِاللَّهِ وَمَلاَئِكَتِهِ وَكِتَابِهِ وَلِقَائِهِ وَرُسُلِهِ وَتُؤْمِنَ بِالْبَعْثِ الآخِرِ " . قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا الإِسْلاَمُ قَالَ " الإِسْلاَمُ أَنْ تَعْبُدَ اللَّهَ وَلاَ تُشْرِكَ بِهِ شَيْئًا وَتُقِيمَ الصَّلاَةَ الْمَكْتُوبَةَ وَتُؤَدِّيَ الزَّكَاةَ الْمَفْرُوضَةَ وَتَصُومَ رَمَضَانَ " . قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا الإِحْسَانُ قَالَ " أَنْ تَعْبُدَ اللَّهَ كَأَنَّكَ تَرَاهُ فَإِنَّكَ إِنْ لاَ تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرَاكَ " . قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَتَى السَّاعَةُ قَالَ " مَا الْمَسْئُولُ عَنْهَا بِأَعْلَمَ مِنَ السَّائِلِ وَلَكِنْ سَأُحَدِّثُكَ عَنْ أَشْرَاطِهَا إِذَا وَلَدَتِ الأَمَةُ رَبَّهَا فَذَاكَ مِنْ أَشْرَاطِهَا وَإِذَا كَانَتِ الْعُرَاةُ الْحُفَاةُ رُءُوسَ النَّاسِ فَذَاكَ مِنْ أَشْرَاطِهَا وَإِذَا تَطَاوَلَ رِعَاءُ الْبَهْمِ فِي الْبُنْيَانِ فَذَاكَ مِنْ أَشْرَاطِهَا فِي خَمْسٍ لاَ يَعْلَمُهُنَّ إِلاَّ اللَّهُ " . ثُمَّ تَلاَ صلى الله عليه وسلم { إِنَّ اللَّهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الأَرْحَامِ وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَدًا وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ بِأَىِّ أَرْضٍ تَمُوتُ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ} " . قَالَ ثُمَّ أَدْبَرَ الرَّجُلُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " رُدُّوا عَلَىَّ الرَّجُلَ " . فَأَخَذُوا لِيَرُدُّوهُ فَلَمْ يَرَوْا شَيْئًا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَذَا جِبْرِيلُ جَاءَ لِيُعَلِّمَ النَّاسَ دِينَهُمْ " .
Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Züheyr b. Harb bize tahdis ettiler; hepsi İbn Uleyye'den (naklettiler). Züheyr dedi ki: İsmail b. İbrahim bize tahdis etti. Ebu Hayyan'dan; [o] Ebu Zür'a b. Amr b. Cerir'den; [o] Ebu Hureyre'den [nakletti]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün insanların huzuruna çıkmış oturuyordu. O'na bir adam geldi ve: “Ey Allah'ın Resulü! İman nedir?” dedi. (Resulullah): “Allah'a, meleklerine, kitabına, O'na kavuşmaya, peygamberlerine iman etmen ve son dirilişe iman etmendir,” buyurdu. (Adam): “Ey Allah'ın Resulü! İslam nedir?” dedi. (Resulullah): “İslam; Allah'a ibadet edip O'na hiçbir şeyi ortak koşmaman, farz namazı kılman, farz zekatı vermen ve Ramazan orucunu tutmandır,” buyurdu. (Adam): “Ey Allah'ın Resulü! İhsan nedir?” dedi. (Resulullah): “Allah'a O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Zira eğer sen O'nu görmüyorsan (da) şüphesiz O seni görmektedir,” buyurdu. (Adam): “Ey Allah'ın Resulü! (Kıyamet) Saati ne zamandır (ne zaman kopacak)?” dedi. (Resulullah): “Bu konuda kendisine soru sorulan (sorulan kişi), sorandan daha bilgili değildir. Lakin sana onun alametlerini haber vereceğim: Cariyenin efendisini doğurduğu zaman; işte bu onun alametlerindendir. Çıplak, yalın ayak (takımının) insanların başları (reisleri) olduğu zaman; işte bu onun alametlerindendir. Koyun çobanlarının bina yapmakta birbirleriyle yarıştığı zaman; işte bu onun alametlerindendir. (Kıyamet vakti) Allah'tan başka kimsenin bilmediği beş (bilinmeyen) içindedir,” buyurdu. Sonra (Resulullah) sallallâhu aleyhi ve sellem (şu ayeti) okudu: { إِنَّ اللَّهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الأَرْحَامِ... } “Kıyamet saatinin bilgisi şüphesiz Allah katındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) haberdardır.” (Lokman, 34). (Ebu Hureyre) dedi ki: Sonra adam arkasını dönüp gitti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Adamı bana geri getirin/çağırın,” buyurdu. (Sahabiler) onu geri çevirmek için (peşinden) yakaladılar (gittiler) fakat hiçbir şey göremediler. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bu Cebrail'di. İnsanlara dinlerini öğretmek için geldi,” buyurdu.