1018_1. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ مَعِينٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنِيهِ بِشْرُ بْنُ خَالِدٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدٌ، - يَعْنِي ابْنَ جَعْفَرٍ - عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، قَالَ أُمِرْنَا بِالصَّدَقَةِ . قَالَ كُنَّا نُحَامِلُ - قَالَ - فَتَصَدَّقَ أَبُو عَقِيلٍ بِنِصْفِ صَاعٍ - قَالَ - وَجَاءَ إِنْسَانٌ بِشَىْءٍ أَكْثَرَ مِنْهُ فَقَالَ الْمُنَافِقُونَ إِنَّ اللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنْ صَدَقَةِ هَذَا وَمَا فَعَلَ هَذَا الآخَرُ إِلاَّ رِيَاءً فَنَزَلَتْ { الَّذِينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّعِينَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ فِي الصَّدَقَاتِ وَالَّذِينَ لاَ يَجِدُونَ إِلاَّ جُهْدَهُمْ} وَلَمْ يَلْفِظْ بِشْرٌ بِالْمُطَّوِّعِينَ .
Bana Yahya b. Main anlattı; Bize Gunder anlattı; Bize Şu'be anlattı. (H) Ve bunu bana Bişr b. Halid -ki lafız ona aittir- anlattı; Bize Muhammed -yani İbn Cafer- haber verdi; Şu'be'den; Süleyman'dan; Ebu Vail'den; Ebu Mesud'dan; dedi ki: Bize sadaka vermemiz emredildi. Dedi ki: Biz yük taşıyorduk (hamallık yapıyorduk). Dedi ki: Ebu Akil yarım sa' sadaka verdi. Dedi ki: Bir başkası da ondan daha fazlasını getirdi. Bunun üzerine münafıklar: "Şüphesiz Allah bunun sadakasına muhtaç değildir. Şu diğeri de ancak gösteriş olsun diye yapmıştır" dediler. Bunun üzerine şu ayet indi: { Sadakalar hususunda, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirenler... } (Tevbe Suresi, 79. Ayet). (Ravi) Bişr (rivayetinde) "el-muttavviîn" (gönüllü verenler) kelimesini telaffuz etmedi.