1162_2. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ غَيْلاَنَ بْنِ جَرِيرٍ، سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَعْبَدٍ الزِّمَّانِيَّ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ الأَنْصَارِيِّ، رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ عَنْ صَوْمِهِ قَالَ فَغَضِبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ عُمَرُ رضى الله عنه رَضِينَا بِاللَّهِ رَبًّا وَبِالإِسْلاَمِ دِينًا وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولاً وَبِبَيْعَتِنَا بَيْعَةً . قَالَ فَسُئِلَ عَنْ صِيَامِ الدَّهْرِ فَقَالَ " لاَ صَامَ وَلاَ أَفْطَرَ " . أَوْ " مَا صَامَ وَمَا أَفْطَرَ " . قَالَ فَسُئِلَ عَنْ صَوْمِ يَوْمَيْنِ وَإِفْطَارِ يَوْمٍ قَالَ " وَمَنْ يُطِيقُ ذَلِكَ " . قَالَ وَسُئِلَ عَنْ صَوْمِ يَوْمٍ وَإِفْطَارِ يَوْمَيْنِ قَالَ " لَيْتَ أَنَّ اللَّهَ قَوَّانَا لِذَلِكَ " . قَالَ وَسُئِلَ عَنْ صَوْمِ يَوْمٍ وَإِفْطَارِ يَوْمٍ قَالَ " ذَاكَ صَوْمُ أَخِي دَاوُدَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ " . قَالَ وَسُئِلَ عَنْ صَوْمِ يَوْمِ الاِثْنَيْنِ قَالَ " ذَاكَ يَوْمٌ وُلِدْتُ فِيهِ وَيَوْمٌ بُعِثْتُ أَوْ أُنْزِلَ عَلَىَّ فِيهِ " . قَالَ فَقَالَ " صَوْمُ ثَلاَثَةٍ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ وَرَمَضَانَ إِلَى رَمَضَانَ صَوْمُ الدَّهْرِ " . قَالَ وَسُئِلَ عَنْ صَوْمِ يَوْمِ عَرَفَةَ فَقَالَ " يُكَفِّرُ السَّنَةَ الْمَاضِيَةَ وَالْبَاقِيَةَ " . قَالَ وَسُئِلَ عَنْ صَوْمِ يَوْمِ عَاشُورَاءَ فَقَالَ " يُكَفِّرُ السَّنَةَ الْمَاضِيَةَ " . وَفِي هَذَا الْحَدِيثِ مِنْ رِوَايَةِ شُعْبَةَ قَالَ وَسُئِلَ عَنْ صَوْمِ يَوْمِ الاِثْنَيْنِ وَالْخَمِيسِ فَسَكَتْنَا عَنْ ذِكْرِ الْخَمِيسِ لَمَّا نَرَاهُ وَهْمًا .
Ve bize Muhammed b. el-Müsenna ve Muhammed b. Beşşar anlattı; -lafız İbn el-Müsenna'ya aittir- dediler ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı; Bize Şu'be anlattı; Gıylan b. Cerir'den; o Abdullah b. Ma'bed ez-Zimmânî'yi işitmiş; o da Ebu Katade el-Ensari radıyallahu anh'dan [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e [kendi] orucu soruldu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem öfkelendi. Bunun üzerine Ömer radıyallahu anh: “Rab olarak Allah'tan, din olarak İslam'dan, resul olarak Muhammed'den ve beyatımız olarak [şu anki] beyatımızdan razı olduk” dedi. [Sonra Resulullah'a] seneyi [hiç ara vermeden] oruçlu geçirmek soruldu. Şöyle buyurdu: “O ne oruç tutmuştur ne de iftar etmiştir.” İki gün oruç tutup bir gün tutmamak soruldu. “Buna kim güç yetirebilir?” buyurdu. Bir gün oruç tutup iki gün tutmamak soruldu. “Keşke Allah buna [devam etmeye] bizi güçlü kılsaydı” buyurdu. Bir gün oruç tutup bir gün tutmamak soruldu. “Bu kardeşim Davud [aleyhisselâm]'ın orucudur” buyurdu. Pazartesi günü oruç tutmak soruldu. “O, benim doğduğum gün, peygamber olarak gönderildiğim -veya bana [Kur'an'ın] indirildiği- gündür” buyurdu. Sonra şöyle buyurdu: “Her aydan üç gün [oruç tutmak] ve Ramazan'dan Ramazan'a [oruç tutmak], bütün seneyi oruçlu geçirmek gibidir.” Arefe günü orucu soruldu. “Geçmiş senenin ve gelecek senenin [günahlarına] keffaret olur” buyurdu. Aşura günü orucu soruldu. “Geçmiş senenin [günahlarına] keffaret olur” buyurdu. Şu'be'nin bu rivayetinde: “Pazartesi ve Perşembe günü orucu soruldu” dedi; fakat biz [Şu'be'nin talebeleri], Perşembe gününün zikredilmesini bir vehim olarak gördüğümüz için onu [metinde] zikretmedik.