Oruç Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1079_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالُوا حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - عَنْ أَبِي سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا جَاءَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ النَّارِ وَصُفِّدَتِ الشَّيَاطِينُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Eyyûb, Kuteybe ve İbn Hucr anlattılar; dediler ki: Bize İsmail -ki o İbn Cafer'dir- anlattı; o, Ebu Süheyl'den; babasından; Ebu Hureyre (r.a.)'dan (naklen) rivayet etti ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Ramazan geldiği vakit, cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapatılır ve şeytanlar zincire vurulur,' buyurdu.

1079_2. Hadis

وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَنَسٍ، أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا كَانَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الرَّحْمَةِ وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ جَهَنَّمَ وَسُلْسِلَتِ الشَّيَاطِينُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Harmale b. Yahya anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Yunus, İbn Şihâb'dan haber verdi; o, İbn Ebi Enes'ten; onun babası ise Ebu Hureyre (r.a.)'ı şöyle derken işittiğini ona rivayet etmiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Ramazan olduğu vakit, rahmet kapıları açılır, cehennem kapıları kapatılır ve şeytanlar zincire vurulur (bağlanır),' buyurdu.

1079_3. Hadis

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، وَالْحُلْوَانِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي نَافِعُ بْنُ أَبِي أَنَسٍ، أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا دَخَلَ رَمَضَانُ ‏"‏ ‏.‏ بِمِثْلِهِ ‏.‏

Ve bana Muhammed b. Hatim ile Hulvânî anlattılar; dediler ki: Bize Yakub anlattı; bize babam, Salih'ten; İbn Şihâb'dan (naklen) anlattı. Bana Nafi' b. Ebi Enes anlattı ki; babası Ebu Hureyre (r.a.)'ı şöyle derken işittiğini ona rivayet etmiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Ramazan girdiği vakit...' buyurdu ve (önceki hadisin) benzerini (zikretti).

1080_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ ذَكَرَ رَمَضَانَ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ تَصُومُوا حَتَّى تَرَوُا الْهِلاَلَ وَلاَ تُفْطِرُوا حَتَّى تَرَوْهُ فَإِنْ أُغْمِيَ عَلَيْكُمْ فَاقْدِرُوا لَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya anlattı; dedi ki: Malik'e; Nafi'den; İbn Ömer (r.anhümâ)'dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellemden (naklen) okudum ki: O, Ramazan'ı zikrederek şöyle buyurdu: 'Hilâli görünceye kadar oruç tutmayın, yine onu görünceye kadar iftar etmeyin. Eğer üzerinize bulutlanıp (görülmesine engel) olunursa, onun (ayın günlerinin) hesabını yapın (otuz güne tamamlayın).'

1080_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، رضى الله عنهما أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَكَرَ رَمَضَانَ فَضَرَبَ بِيَدَيْهِ فَقَالَ ‏ "‏ الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا - ثُمَّ عَقَدَ إِبْهَامَهُ فِي الثَّالِثَةِ - فَصُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ أُغْمِيَ عَلَيْكُمْ فَاقْدِرُوا لَهُ ثَلاَثِينَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe anlattı; bize Ebu Üsâme anlattı; bize Ubeydullah, Nafi'den; İbn Ömer (r.anhümâ)'dan (naklen) anlattı: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ramazan'ı zikretti, elleriyle işaret ederek: 'Ay; şöyle, şöyle ve şöyledir (diyerek iki elinin parmaklarını üç defa gösterdi) -sonra (üçüncüsünde) baş parmağını büktü (yirmi dokuz dedi)-. O halde (hilâli) görünce oruç tutun, yine onu görünce iftar edin. Eğer üzerinize bulutlanıp (görülmesine engel) olunursa, onun (ayın günlerinin) hesabını otuz (gün) olarak yapın,' buyurdu.

1080_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ ‏ "‏ فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدِرُوا ثَلاَثِينَ ‏"‏ ‏.‏ نَحْوَ حَدِيثِ أَبِي أُسَامَةَ ‏.‏

Ve bize İbn Nümeyr anlattı; bize babam anlattı; bize Ubeydullah bu isnadla rivayet etti. Ve: 'Eğer üzerinize bulutlanırsa (günleri) otuz olarak takdir edin (sayın),' buyurdu. (Bu rivayet) Ebu Üsâme'nin hadisi gibidir.

1080_4. Hadis

وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ ذَكَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَمَضَانَ فَقَالَ ‏"‏ الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ ‏"‏ فَاقْدِرُوا لَهُ ‏"‏ ‏.‏ وَلَمْ يَقُلْ ‏"‏ ثَلاَثِينَ ‏"‏ ‏.‏

Ve bize Ubeydullah b. Saîd anlattı; bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah'tan; bu isnadla rivayet etti. Ve (hadisinde): Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ramazan'ı zikretti ve: 'Ay yirmi dokuzdur; ay şöyledir, şöyledir ve şöyledir (diyerek iki elinin parmaklarını gösterdi),' buyurdu. Ve: 'Onun hesabını yapın (takdir edin),' buyurdu; 'otuz' (gün demedi).

1080_5. Hadis

وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّمَا الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ فَلاَ تَصُومُوا حَتَّى تَرَوْهُ وَلاَ تُفْطِرُوا حَتَّى تَرَوْهُ فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدِرُوا لَهُ ‏"‏ ‏.‏

Ve bana Züheyr b. Harb anlattı; bize İsmail, Eyyûb'dan; Nafi'den; İbn Ömer (r.anhümâ)'dan (naklen) anlattı: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Ay ancak yirmi dokuzdur. O halde onu (hilâli) görünceye kadar oruç tutmayın ve yine onu görünceye kadar iftar etmeyin. Eğer üzerinize bulutlanırsa, onun hesabını yapın,' buyurdu.

1080_6. Hadis

وَحَدَّثَنِي حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا سَلَمَةُ، - وَهُوَ ابْنُ عَلْقَمَةَ - عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ فَإِذَا رَأَيْتُمُ الْهِلاَلَ فَصُومُوا وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدِرُوا لَهُ ‏"‏ ‏.‏

Ve bana Humeyd b. Mes'ade el-Bâhilî anlattı; bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı; bize Seleme -ki o İbn Alkame'dir- Nafi'den; Abdullah b. Ömer (r.anhümâ)'dan (naklen) anlattı: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Ay yirmi dokuzdur. Hilâli gördüğünüzde oruç tutun, yine onu gördüğünüzde iftar edin. Eğer üzerinize bulutlanırsa, onun hesabını yapın,' buyurdu.

1080_7. Hadis

حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَصُومُوا وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدِرُوا لَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Harmale b. Yahya anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Yunus, İbn Şihâb'dan haber verdi; dedi ki: Bana Sâlim b. Abdullah anlattı ki; Abdullah b. Ömer (r.anhümâ) şöyle demiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellemi şöyle buyururken işittim: 'Onu (hilâli) gördüğünüzde oruç tutun, yine onu gördüğünüzde iftar edin. Eğer üzerinize bulutlanırsa, onun hesabını yapın.'

1080_8. Hadis

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالَ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ، دِينَارٍ أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ لَيْلَةً لاَ تَصُومُوا حَتَّى تَرَوْهُ وَلاَ تُفْطِرُوا حَتَّى تَرَوْهُ إِلاَّ أَنْ يُغَمَّ عَلَيْكُمْ فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدِرُوا لَهُ ‏"‏‏.‏

Ve bize Yahya b. Yahya, Yahya b. Eyyûb, Kuteybe b. Saîd ve İbn Hucr anlattılar. Yahya b. Yahya: 'Bize (Huşeym) haber verdi' dedi; diğerleri ise şunu söylediler: Bize İsmail -ki o İbn Cafer'dir- anlattı; o, Abdullah b. Dînâr'dan; o da İbn Ömer (r.anhümâ)'yı şöyle derken işittiğini söylemiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Ay yirmi dokuz gecedir. Onu (hilâli) görünceye kadar oruç tutmayın, yine onu görünceye kadar iftar etmeyin; ancak üzerinize bulutlanırsa başka (o zaman oruç tutun). Eğer üzerinize bulutlanırsa, onun hesabını yapın,' buyurdu.

1080_9. Hadis

حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - يَقُولُ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ وَقَبَضَ إِبْهَامَهُ فِي الثَّالِثَةِ ‏.‏

Bize Harun b. Abdullah anlattı; bize Ravh b. Ubâde anlattı; bize Zekeriya b. İshak anlattı; bize Amr b. Dînâr anlattı ki; İbn Ömer (r.anhümâ)'yı şöyle derken işitmiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellemi şöyle buyururken işittim: 'Ay (bazen) şöyledir, şöyledir ve şöyledir (diyerek iki elinin parmaklarını gösterdi).' Ve üçüncüsünde baş parmağını büktü (kapattı).

1080_10. Hadis

وَحَدَّثَنِي حَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، حَدَّثَنَا حَسَنٌ الأَشْيَبُ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، قَالَ وَأَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ ‏"‏ ‏.‏

Ve bana Haccâc b. eş-Şâir anlattı; bize Hasan el-Eşyeb anlattı; bize Şeybân, Yahya'dan; o da Ebu Seleme'nin kendisine şöyle haber verdiğini (anlattı): Ebu Seleme İbn Ömer (r.anhümâ)'yı şöyle derken işitmiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellemi: 'Ay yirmi dokuzdur,' buyururken işittim.

1080_11. Hadis

وَحَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْبَكَّائِيُّ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا عَشْرًا وَعَشْرًا وَتِسْعًا ‏"‏ ‏.‏

Ve bize Sehl b. Osmân anlattı; bize Ziyâd b. Abdullah el-Bekkâî, Abdülmelik b. Umeyr'den; o, Musa b. Talha'dan; o da Abdullah b. Ömer (r.anhümâ)'dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellemden (naklen) rivayet etti. Efendimiz: 'Ay şöyledir, şöyledir ve şöyledir; yani on (gün), on (gün) ve dokuz (gündür),' buyurdu.

1080_12. Hadis

وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ جَبَلَةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ، عُمَرَ - رضى الله عنهما - يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الشَّهْرُ كَذَا وَكَذَا وَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ وَصَفَّقَ بِيَدَيْهِ مَرَّتَيْنِ بِكُلِّ أَصَابِعِهِمَا وَنَقَصَ فِي الصَّفْقَةِ الثَّالِثَةِ إِبْهَامَ الْيُمْنَى أَوِ الْيُسْرَى ‏.‏

Ve bize Ubeydullah b. Muâz anlattı; bize babam anlattı; bize Şu'be, Cebele'den; (o da) İbn Ömer (r.anhümâ)'yı şöyle derken işittiğini (anlattı): Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Ay (bazen) şöyledir, şöyledir ve şöyledir,' buyurdu ve her iki elinin bütün parmaklarıyla iki defa (ellerini birbirine) vurdu; üçüncü vuruşta ise sağ veya sol elinin baş parmağını eksik bıraktı (büktü).

1080_13. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عُقْبَةَ، - وَهُوَ ابْنُ حُرَيْثٍ - قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ ‏"‏ ‏.‏ وَطَبَّقَ شُعْبَةُ يَدَيْهِ ثَلاَثَ مِرَارٍ وَكَسَرَ الإِبْهَامَ فِي الثَّالِثَةِ ‏.‏ قَالَ عُقْبَةُ وَأَحْسِبُهُ قَالَ ‏"‏ الشَّهْرُ ثَلاَثُونَ ‏"‏ وَطَبَّقَ كَفَّيْهِ ثَلاَثَ مِرَارٍ ‏.‏

Ve bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şu'be, Ukbe'den -ki o İbn Hurayth'tir- (naklen) anlattı; (Ukbe) dedi ki: İbn Ömer (r.anhümâ)'yı şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Ay yirmi dokuzdur,' buyurdu. (Bunu rivayet ederken) Şu'be iki elini üç defa (birbirine) vurdu; üçüncüsünde ise baş parmağını büktü. Ukbe: 'Sanıyorum o (Resulullah): Ay otuzdur, buyurarak avuçlarını üç defa birbirine vurdu, demeyi de kastetti,' demiştir.

1080_14. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ عَمْرِو بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - يُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّا أُمَّةٌ أُمِّيَّةٌ لاَ نَكْتُبُ وَلاَ نَحْسُبُ الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا - وَعَقَدَ الإِبْهَامَ فِي الثَّالِثَةِ - وَالشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي تَمَامَ ثَلاَثِينَ ‏.‏

Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe anlattı; bize Gunder, Şu'be'den (naklen) anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattılar. İbn el-Müsennâ dedi ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şu'be, Esved b. Kays'tan anlattı; (Esved) demiştir ki: Said b. Amr b. Said'i işittim; o, İbn Ömer (r.anhümâ)'yı Nebi sallallâhu aleyhi ve sellemden şöyle rivayet ederken işitmiştir: 'Biz okuması yazması olmayan (ümmî) bir ümmetiz; ne yazarız ne de hesap yaparız. Ay şöyledir, şöyledir ve şöyledir -üçüncüsünde baş parmağını büktü (yani yirmi dokuzdur)-; ay şöyledir, şöyledir ve şöyledir (yani tam otuzdur),' buyurdu.

1080_15. Hadis

وَحَدَّثَنِيهِ مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَلَمْ يَذْكُرْ لِلشَّهْرِ الثَّانِي ثَلاَثِينَ ‏.‏

Ve bu hadisi bana Muhammed b. Hatim de anlattı; bize İbn Mehdî, Süfyan'dan; Esved b. Kays'tan; bu isnadla rivayet etti. Ancak (bu rivayette) ikinci ay için 'otuz' (gün) ifadesini zikretmedi.

1080_16. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عُبَيْدِ، اللَّهِ عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، قَالَ سَمِعَ ابْنُ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - رَجُلاً يَقُولُ اللَّيْلَةَ لَيْلَةُ النِّصْفِ فَقَالَ لَهُ مَا يُدْرِيكَ أَنَّ اللَّيْلَةَ النِّصْفُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ وَأَشَارَ بِأَصَابِعِهِ الْعَشْرِ مَرَّتَيْنِ ‏"‏ وَهَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ فِي الثَّالِثَةِ وَأَشَارَ بِأَصَابِعِهِ كُلِّهَا وَحَبَسَ أَوْ خَنَسَ إِبْهَامَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Kâmil el-Cahderî anlattı; bize Abdülvâhid b. Ziyâd anlattı; bize Hasan b. Ubeydullah, Sa'd b. Ubeyde'den anlattı; demiştir ki: İbn Ömer (r.anhümâ), bir adamın: 'Bu gece, (ayın) yarısı olan (on beşinci) gecedir,' dediğini işitti. Bunun üzerine ona: 'Bu gecenin, gecenin yarısı olduğunu nereden biliyorsun? Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellemi şöyle buyururken işittim: Ay şöyledir ve şöyledir (buyurdu ve on parmağıyla iki defa işaret etti); ve şöyledir (buyurdu)' dedi. Üçüncüsünde yine parmaklarının tamamıyla işaret etti ancak baş parmağını kapattı (büktü).

1081_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ، الْمُسَيَّبِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا رَأَيْتُمُ الْهِلاَلَ فَصُومُوا وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَصُومُوا ثَلاَثِينَ يَوْمًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya anlattı; bize İbrahim b. Sa'd, İbn Şihâb'dan haber verdi; o, Saîd b. el-Müseyyeb'den; o da Ebu Hureyre (r.a.)'dan (naklen) rivayet etti ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Hilâli gördüğünüz vakit oruç tutun, yine onu gördüğünüz vakit iftar edin. Eğer üzerinize bulutlanırsa, otuz gün oruç tutun,' buyurdu.

1081_2. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَلاَّمٍ الْجُمَحِيُّ، حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ، - يَعْنِي ابْنَ مُسْلِمٍ - عَنْ مُحَمَّدٍ، - وَهُوَ ابْنُ زِيَادٍ - عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ غُمِّيَ عَلَيْكُمْ فَأَكْمِلُوا الْعَدَدَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdurrahman b. Selâm el-Cumahî anlattı; bize Rebî' -yani İbn Müslim- Muhammed'den -ki o İbn Ziyâd'dır-; Ebu Hureyre (r.a.)'dan (naklen) rivayet etti ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: '(Hilâli) gördüğünüzde oruç tutun, yine onu gördüğünüzde iftar edin. Eğer üzerinize bulutlanırsa, sayıyı tamamlayın (otuz gün yapın),' buyurdu.

1081_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زِيَادٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ غُمِّيَ عَلَيْكُمُ الشَّهْرُ فَعُدُّوا ثَلاَثِينَ ‏"‏ ‏.‏

Ve bize Ubeydullah b. Muâz anlattı; bize babam anlattı; bize Şu'be, Muhammed b. Ziyâd'dan (naklen) anlattı; (Muhammed) dedi ki: Ebu Hureyre (r.a.)'ı şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: '(Hilâli) gördüğünüzde oruç tutun, yine onu gördüğünüzde iftar edin. Eğer size (hilâli görme hususunda) ay bulutlanırsa, otuz (gün) sayın,' buyurdu.

1081_4. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ الْعَبْدِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ، عُمَرَ عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - قَالَ ذَكَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْهِلاَلَ فَقَالَ ‏ "‏ إِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَصُومُوا وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا فَإِنْ أُغْمِيَ عَلَيْكُمْ فَعُدُّوا ثَلاَثِينَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe anlattı; bize Muhammed b. Bişr el-Abdî anlattı; bize Ubeydullah b. Ömer, Ebu'z-Zinâd'dan; o, el-A'rec'den; o da Ebu Hureyre (r.a.)'dan (naklen) anlattı; (Ebu Hureyre) demiştir ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hilâli zikrederek şöyle buyurdu: 'Onu (hilâli) gördüğünüz vakit oruç tutun, yine onu gördüğünüz vakit iftar edin. Eğer size (hilâli görme hususunda) bulutlanıp (görülmesi) imkansız kılınırsa, otuz (gün) sayın.'

1082_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالَ أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ عَلِيِّ، بْنِ مُبَارَكٍ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَقَدَّمُوا رَمَضَانَ بِصَوْمِ يَوْمٍ وَلاَ يَوْمَيْنِ إِلاَّ رَجُلٌ كَانَ يَصُومُ صَوْمًا فَلْيَصُمْهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ve Ebu Küreyb anlattılar. Ebu Bekr dedi ki: Bize Vekî', Ali b. Mübarek'ten; o, Yahya b. Ebi Kesîr'den; o, Ebu Seleme'den; o da Ebu Hureyre (r.a.)'dan (naklen) anlattı. (Ebu Hureyre) demiştir ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Sizden biriniz, bir veya iki gün önceden oruç tutarak Ramazan'ı karşılamasın. Ancak bir kimse (mutat olarak) bir oruç tutuyorsa, o orucunu tutsun,' buyurdu.

1082_2. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ يَحْيَى بْنُ بِشْرٍ الْحَرِيرِيُّ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، - يَعْنِي ابْنَ سَلاَّمٍ ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ، مُحَمَّدٍ حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، كُلُّهُمْ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏

Ve bu hadisi bize Yahya b. Bişr el-Harîrî de anlattı; bize Muâviye -yani İbn Selâm- anlattı. (H) Ve bize İbnü'l-Müsennâ anlattı; bize Ebu Âmir anlattı; bize Hişâm anlattı. (H) Ve bize İbnü'l-Müsennâ ve İbn Ebi Ömer anlattılar; dediler ki: Bize Abdülvehhâb b. Abdilmecîd anlattı; bize Eyyûb anlattı. (H) Ve bana Züheyr b. Harb anlattı; bize Hüseyin b. Muhammed anlattı; bize Şeybân anlattı. Bunların hepsi Yahya b. Ebi Kesîr'den bu isnadla benzerini rivayet etmişlerdir.

1083. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَقْسَمَ أَنْ لاَ يَدْخُلَ عَلَى أَزْوَاجِهِ شَهْرًا - قَالَ الزُّهْرِيُّ - فَأَخْبَرَنِي عُرْوَةُ عَنْ عَائِشَةَ - رضى الله عنها - قَالَتْ لَمَّا مَضَتْ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ لَيْلَةً أَعُدُّهُنَّ دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - قَالَتْ بَدَأَ بِي - فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّكَ أَقْسَمْتَ أَنْ لاَ تَدْخُلَ عَلَيْنَا شَهْرًا وَإِنَّكَ دَخَلْتَ مِنْ تِسْعٍ وَعِشْرِينَ أَعُدُّهُنَّ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّ الشَّهْرَ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abd b. Humeyd anlattı; bize Abdürrezzâk haber verdi; bize Ma'mer, Zührî'den haber verdi. (Zührî demiştir ki:) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem eşlerinin yanına bir ay girmeyeceğine yemin etmişti. –Zührî dedi ki: Bana Urve, Âişe (r.anhâ)'dan haber verdi (Âişe) demiştir ki:– (Yemininden sonra) ben günleri sayarken yirmi dokuz gece geçtiğinde Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem benim yanıma girdi. (Âişe; Nebi'nin girerken) benden başladığını söyledi. Bunun üzerine: 'Ya Resulullah! Sen bizim yanımıza bir ay girmeyeceğine yemin etmiştin. Halbuki ben saydığım üzere sen yirmi dokuzuncu (gecenin sonunda) girdin,' dedim. Buyurdu ki: 'Kuşkusuz ay yirmi dokuzdur (da olur).'

1084_1. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، - رضى الله عنه - أَنَّهُ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اعْتَزَلَ نِسَاءَهُ شَهْرًا فَخَرَجَ إِلَيْنَا فِي تِسْعٍ وَعِشْرِينَ فَقُلْنَا إِنَّمَا الْيَوْمُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا الشَّهْرُ ‏"‏ ‏.‏ وَصَفَّقَ بِيَدَيْهِ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ وَحَبَسَ إِصْبَعًا وَاحِدَةً فِي الآخِرَةِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Rumh anlattı; bize Leyss haber verdi. (H) Ve bize -lafız ona ait olmak üzere- Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Leyss, Ebu'z-Zübeyr'den; o da Câbir (r.a.)'dan (naklen) anlattı ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem eşlerinden bir ay süreyle uzak durmuştu (îlâ yapmıştı). Nihayet yirmi dokuzuncu (günün sonunda) yanımıza çıktı. Biz: '(Ya Resulullah!) Bugün daha yirmi dokuzdur,' dedik. Bunun üzerine: 'Ay ancak şudur,' buyurdu ve ellerini birbirine üç defa vurdu; üçüncüsünde ise bir parmağını içeride tuttu (yirmi dokuz olduğunu işaret etti).

1084_2. Hadis

حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، وَحَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، - رضى الله عنهما - يَقُولُ اعْتَزَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم نِسَاءَهُ شَهْرًا فَخَرَجَ إِلَيْنَا صَبَاحَ تِسْعٍ وَعِشْرِينَ فَقَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّمَا أَصْبَحْنَا لِتِسْعٍ وَعِشْرِينَ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ الشَّهْرَ يَكُونُ تِسْعًا وَعِشْرِينَ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ طَبَّقَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِيَدَيْهِ ثَلاَثًا مَرَّتَيْنِ بِأَصَابِعِ يَدَيْهِ كُلِّهَا وَالثَّالِثَةَ بِتِسْعٍ مِنْهَا ‏.‏

Bana Harun b. Abdullah ve Haccâc b. eş-Şâir anlattılar; dediler ki: Bize Haccâc b. Muhammed anlattı. İbn Cüreyc dedi ki: Bana Ebu'z-Zübeyr haber verdi; o, Câbir b. Abdillâh (r.anhümâ)'yı şöyle derken işitmiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hanımlarından bir ay süreyle uzak durmuştu. Nihayet yirmi dokuzuncu (günün) sabahında yanımıza çıktı. Cemaatten bazıları: 'Ya Resulullah! Biz henüz yirmi dokuzuncu sabahındayız,' dediler. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Ay bazen yirmi dokuz (gün) olur,' buyurdu. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem elleriyle üç defa işaret yaptı; ilk ikisinde iki elinin tüm parmaklarıyla, üçüncüsünde ise (parmaklarından) dokuz tanesiyle işaret etti.

1085_1. Hadis

حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ صَيْفِيٍّ، أَنَّ عِكْرِمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ - رضى الله عنها - أَخْبَرَتْهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حَلَفَ أَنْ لاَ يَدْخُلَ عَلَى بَعْضِ أَهْلِهِ شَهْرًا فَلَمَّا مَضَى تِسْعَةٌ وَعِشْرُونَ يَوْمًا غَدَا عَلَيْهِمْ - أَوْ رَاحَ - فَقِيلَ لَهُ حَلَفْتَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَنْ لاَ تَدْخُلَ عَلَيْنَا شَهْرًا ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ إِنَّ الشَّهْرَ يَكُونُ تِسْعَةً وَعِشْرِينَ يَوْمًا ‏"‏ ‏.‏

Bana Harun b. Abdullah anlattı; bize Haccâc b. Muhammed anlattı. İbn Cüreyc dedi ki: Bana Yahya b. Abdillâh b. Muhammed b. Sayfî haber verdi; ona da İkrime b. Abdirrahman b. el-Hâris haber vermiş ki: Ümmü Seleme (r.anhâ) ona şöyle haber vermiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, eşlerinden bazısının yanına bir ay girmeyeceğine dair yemin etmişti. Yirmi dokuz gün geçince, sabahleyin -veya akşamleyin- onların yanına geldi. Kendisine: 'Ey Allah'ın Nebisi! Sen bizim yanımıza bir ay girmeyeceğine yemin etmiştin,' denildi. Buyurdu ki: 'Kuşkusuz ay yirmi dokuz gün (de) olur.'

1085_2. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا رَوْحٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ، - يَعْنِي أَبَا عَاصِمٍ - جَمِيعًا عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim anlattı; bize Ravh haber verdi. (H) Ve bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize Dahhâk -yani Ebu Âsim- anlattı. Bunların hepsi İbn Cüreyc'den bu isnadla bir benzerini rivayet etmişlerdir.

1086_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، - رضى الله عنه - قَالَ ضَرَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ عَلَى الأُخْرَى فَقَالَ ‏ "‏ الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ نَقَصَ فِي الثَّالِثَةِ إِصْبَعًا ‏.‏

Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe anlattı; bize Muhammed b. Bişr anlattı; bize İsmail b. Ebi Hâlid anlattı; bana Muhammed b. Sa'd, Sa'd b. Ebi Vakkâs (r.a.)'dan (naklen) anlattı; (Sa'd) demiştir ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir elini diğerinin üzerine vurdu ve: 'Ay şöyledir ve şöyledir,' buyurdu. Sonra üçüncüsünde bir parmağını eksik bıraktı (büktü).

1086_2. Hadis

وَحَدَّثَنِي الْقَاسِمُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، - رضى الله عنه - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ عَشْرًا وَعَشْرًا وَتِسْعًا مَرَّةً ‏.‏

Ve bana el-Kāsım b. Zekeriyyâ anlattı; bize Hüseyin b. Ali, Zâide'den; o, İsmail'den; o, Muhammed b. Sa'd'dan; o da babası (Sa'd r.a.)'dan (naklen) rivayet etti ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Ay şöyledir, şöyledir ve şöyledir (buyurdu);' (bu şekilde) bir seferinde (on, on ve dokuz parmağıyla işaret ederek yirmi dokuza delalet etti).

1086_3. Hadis

وَحَدَّثَنِيهِ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قُهْزَاذَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحَسَنِ بْنِ شَقِيقٍ، وَسَلَمَةُ، بْنُ سُلَيْمَانَ قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، - يَعْنِي ابْنَ الْمُبَارَكِ - أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ بِمَعْنَى حَدِيثِهِمَا ‏.‏

Ve bu hadisi bana Muhammed b. Abdillâh b. Kuhzâd da anlattı; bize Ali b. el-Hasan b. Şakîk ve Seleme b. Süleyman anlattılar; dediler ki: Bize Abdullah -yani İbnü'l-Mübarek- haber verdi; bize İsmail b. Ebi Hâlid bu isnadla onların (diğerlerinin) hadisi manasında haber verdi.

1087. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالَ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - عَنْ مُحَمَّدٍ، - وَهُوَ ابْنُ أَبِي حَرْمَلَةَ - عَنْ كُرَيْبٍ، أَنَّ أُمَّ الْفَضْلِ بِنْتَ الْحَارِثِ، بَعَثَتْهُ إِلَى مُعَاوِيَةَ بِالشَّامِ قَالَ فَقَدِمْتُ الشَّامَ فَقَضَيْتُ حَاجَتَهَا وَاسْتُهِلَّ عَلَىَّ رَمَضَانُ وَأَنَا بِالشَّامِ فَرَأَيْتُ الْهِلاَلَ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ ثُمَّ قَدِمْتُ الْمَدِينَةَ فِي آخِرِ الشَّهْرِ فَسَأَلَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ - رضى الله عنهما - ثُمَّ ذَكَرَ الْهِلاَلَ فَقَالَ مَتَى رَأَيْتُمُ الْهِلاَلَ فَقُلْتُ رَأَيْنَاهُ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ ‏.‏ فَقَالَ أَنْتَ رَأَيْتَهُ فَقُلْتُ نَعَمْ وَرَآهُ النَّاسُ وَصَامُوا وَصَامَ مُعَاوِيَةُ ‏.‏ فَقَالَ لَكِنَّا رَأَيْنَاهُ لَيْلَةَ السَّبْتِ فَلاَ نَزَالُ نَصُومُ حَتَّى نُكْمِلَ ثَلاَثِينَ أَوْ نَرَاهُ ‏.‏ فَقُلْتُ أَوَلاَ تَكْتَفِي بِرُؤْيَةِ مُعَاوِيَةَ وَصِيَامِهِ فَقَالَ لاَ هَكَذَا أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَشَكَّ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى فِي نَكْتَفِي أَوْ تَكْتَفِي ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya, Yahya b. Eyyûb, Kuteybe ve İbn Hücr anlattılar. Yahya b. Yahya: 'Bize haber verdi,' dedi; diğerleri ise: 'Bize İsmail -ki o İbn Cafer'dir- Muhammed'den -ki o İbn Ebi Harmele'dir- o da Küreyb'den (naklen) anlattı,' dediler. (Küreyb'in anlattığına göre) Ümmü'l-Fadl bint el-Hâris, kendisini Şam'daki Muâviye'ye göndermişti. (Küreyb) dedi ki: 'Şam'a geldim ve onun ihtiyacını gördüm. Ben Şam'dayken Ramazan hilâli göründü; hilâli Cuma gecesi gördüm. Sonra ayın sonunda Medine'ye döndüm. Abdullah b. Abbas (r.anhümâ) bana (durumu) sordu, sonra hilâli zikrederek: 'Hilâli ne zaman gördünüz?' dedi. Ben de: 'Cuma gecesi gördük,' dedim. 'Sen de gördün mü?' deyince: 'Evet, insanlar da gördü, oruç tuttular, Muâviye de oruç tuttu,' cevabını verdim. Bunun üzerine (İbn Abbas): 'Lakin biz onu Cumartesi gecesi gördük. Dolayısıyla (sayıyı) otuza tamamlayana veya hilâli (yeniden) görene kadar oruç tutmaya devam edeceğiz,' dedi. Ben: 'Muâviye'nin görmesi ve oruç tutması senin için yeterli değil mi?' diye sorunca: 'Hayır, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize böyle emretti,' dedi. (Ravi dedi ki:) Yahya b. Yahya (İbn Abbas'ın sözünde) 'tektefî' (yeterli görüyor musun) mu yoksa 'nektefî' (yeterli görüyor muyuz) mi dediği hususunda şüphe etmiştir.

1088_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ، مُرَّةَ عَنْ أَبِي الْبَخْتَرِيِّ، قَالَ خَرَجْنَا لِلْعُمْرَةِ فَلَمَّا نَزَلْنَا بِبَطْنِ نَخْلَةَ - قَالَ - تَرَاءَيْنَا الْهِلاَلَ فَقَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ هُوَ ابْنُ ثَلاَثٍ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ هُوَ ابْنُ لَيْلَتَيْنِ قَالَ فَلَقِينَا ابْنَ عَبَّاسٍ فَقُلْنَا إِنَّا رَأَيْنَا الْهِلاَلَ فَقَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ هُوَ ابْنُ ثَلاَثٍ وَقَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ هُوَ ابْنُ لَيْلَتَيْنِ ‏.‏ فَقَالَ أَىَّ لَيْلَةٍ رَأَيْتُمُوهُ قَالَ فَقُلْنَا لَيْلَةَ كَذَا وَكَذَا ‏.‏ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ مَدَّهُ لِلرُّؤْيَةِ فَهُوَ لِلَيْلَةِ رَأَيْتُمُوهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe anlattı; bize Muhammed b. Fudayl, Husayn'dan; o, Amr b. Mürre'den; o da Ebu'l-Bahtirî'den (naklen) anlattı; (Ebu'l-Bahtirî) demiştir ki: Umre için yola çıktık. Batn-ı Nahle denilen yere indiğimizde hilâli görmeye çalıştık. Cemaatten bazıları: 'Bu (hilâl) üç geceliktir,' dediler. Bazıları da: 'İki geceliktir,' dediler. Derken İbn Abbas ile karşılaştık ve ona: 'Biz hilâli gördük; ancak cemaatten bazıları onun üç gecelik, bazıları da iki gecelik olduğunu söyledi,' dedik. (İbn Abbas): 'Siz onu hangi gece gördünüz?' diye sordu. Biz de: 'Falan ve falan gece,' dedik. Bunun üzerine (İbn Abbas): 'Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Kuşkusuz Allah, onu (daha iyi) görülsün diye (ufukta daha uzun süre kalacak şekilde) uzatmıştır. O, sizin onu gördüğünüz geceye aittir,' buyurdu,' dedi.

1088_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا الْبَخْتَرِيِّ، قَالَ أَهْلَلْنَا رَمَضَانَ وَنَحْنُ بِذَاتِ عِرْقٍ فَأَرْسَلْنَا رَجُلاً إِلَى ابْنِ عَبَّاسٍ - رضى الله عنهما - يَسْأَلُهُ فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ - رضى الله عنهما - قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ قَدْ أَمَدَّهُ لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ أُغْمِيَ عَلَيْكُمْ فَأَكْمِلُوا الْعِدَّةَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe anlattı; bize Gunder, Şu'be'den (naklen) anlattı. (H) Ve bize İbnü'l-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şu'be, Amr b. Mürre'den haber verdi. (Amr) demiştir ki: Ebu'l-Bahtirî'yi şöyle derken işittim: 'Biz Zât-ı Irk denilen yerde iken Ramazan hilâline girdik (hilâli gördük). Bunun üzerine sorması için İbn Abbas (r.anhümâ)'ya bir adam gönderdik. İbn Abbas (r.anhümâ) (şöyle) dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Kuşkusuz Allah, onu görülmesi için (ufukta kalma süresini) uzatmıştır. Eğer size (hilâli görme hususunda) bulutlanırsa, sayıyı (otuz gün olarak) tamamlayın,' buyurdu.

1089_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، بْنِ أَبِي بَكْرَةَ عَنْ أَبِيهِ، - رضى الله عنه - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ شَهْرَا عِيدٍ لاَ يَنْقُصَانِ رَمَضَانُ وَذُو الْحِجَّةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya anlattı; bize Yezîd b. Zürey' haber verdi; o, Hâlid'den; o, Abdurrahman b. Ebî Bekre'den; o da babası (Ebû Bekre r.a.)'dan; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellemden (naklen) rivayet etti ki: 'İki bayram ayı eksilmezler: (Bunlar) Ramazan ve Zilhicce'dir,' buyurdu.

1089_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ سُوَيْدٍ، وَخَالِدٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ شَهْرَا عِيدٍ لاَ يَنْقُصَانِ ‏"‏ ‏.‏ فِي حَدِيثِ خَالِدٍ ‏"‏ شَهْرَا عِيدٍ رَمَضَانُ وَذُو الْحِجَّةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe anlattı; bize Mu'temir b. Süleyman, İshak b. Süveyd ve Hâlid'den; onlar Abdurrahman b. Ebî Bekre'den; o da Ebû Bekre (r.a.)'dan (naklen) anlattı ki: Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem: 'İki bayram ayı eksilmezler,' buyurdu. Hâlid'in hadisinde: 'İki bayram ayı Ramazan ve Zilhicce'dir,' ifadesi yer almaktadır.

1090. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، - رضى الله عنه - قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ ‏{‏ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ‏}‏ قَالَ لَهُ عَدِيُّ بْنُ حَاتِمٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَجْعَلُ تَحْتَ وِسَادَتِي عِقَالَيْنِ عِقَالاً أَبْيَضَ وَعِقَالاً أَسْوَدَ أَعْرِفُ اللَّيْلَ مِنَ النَّهَارِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ وِسَادَتَكَ لَعَرِيضٌ إِنَّمَا هُوَ سَوَادُ اللَّيْلِ وَبَيَاضُ النَّهَارِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe anlattı; bize Abdullah b. İdrîs, Husayn'dan; o, Şa'bî'den; o da Adiy b. Hâtim (r.a.)'dan (naklen) anlattı; (Adiy) demiştir ki: 'Fecirden yana beyaz iplik siyah iplikten sizin için ayırt edilecek hale gelinceye kadar (yiyin, için)' [Bakara, 187] ayeti nazil olduğunda Adiy b. Hâtim: 'Ya Resulullah! Ben yastığımın altına biri beyaz, diğeri siyah iki bağ (ip) koyuyorum; (bu sayede) geceyi gündüzden ayırt ediyorum,' dedi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Öyleyse senin yastığın genişmiş! O (ayetin kastettiği) ancak gecenin siyahlığı ile gündüzün beyazlığıdır,' buyurdu.

1091_1. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْقَوَارِيرِيُّ، حَدَّثَنَا فُضَيْلُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا أَبُو حَازِمٍ، حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ سَعْدٍ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ‏}‏ قَالَ كَانَ الرَّجُلُ يَأْخُذُ خَيْطًا أَبْيَضَ وَخَيْطًا أَسْوَدَ فَيَأْكُلُ حَتَّى يَسْتَبِينَهُمَا حَتَّى أَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ مِنَ الْفَجْرِ‏}‏ فَبَيَّنَ ذَلِكَ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Ömer el-Kavârîrî anlattı; bize Fudayl b. Süleyman anlattı; bize Ebu Hâzim anlattı; bize Sehl b. Sa'd (r.a.) anlattı. (Sehl) demiştir ki: 'Beyaz iplik siyah iplikten sizin için ayırt edilecek hale gelinceye kadar yiyin, için' [Bakara, 187] ayeti nazil olduğunda, (henüz 'fecirden yana' kısmı yokken) bir adam beyaz bir iplikle siyah bir ipliği (yanına) alıyor ve onları ayırt edene kadar yemeğe devam ediyordu. Nihayet Aziz ve Celil olan Allah: 'fecirden yana' kısmını indirerek (ayetin kastettiği manayı) açıkladı.

1091_2. Hadis

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَهْلٍ التَّمِيمِيُّ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا أَبُو غَسَّانَ، حَدَّثَنِي أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، - رضى الله عنه - قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ‏}‏ قَالَ فَكَانَ الرَّجُلُ إِذَا أَرَادَ الصَّوْمَ رَبَطَ أَحَدُهُمْ فِي رِجْلَيْهِ الْخَيْطَ الأَسْوَدَ وَالْخَيْطَ الأَبْيَضَ فَلاَ يَزَالُ يَأْكُلُ وَيَشْرَبُ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَهُ رِئْيُهُمَا فَأَنْزَلَ اللَّهُ بَعْدَ ذَلِكَ ‏{‏ مِنَ الْفَجْرِ‏}‏ فَعَلِمُوا أَنَّمَا يَعْنِي بِذَلِكَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ ‏.‏

Bana Muhammed b. Sehl et-Temîmî ve Ebu Bekr b. İshak anlattılar; dediler ki: Bize İbn Ebi Meryem anlattı; bize Ebu Gassân haber verdi; bana Ebu Hâzim, Sehl b. Sa'd (r.a.)'dan (naklen) anlattı. (Sehl) demiştir ki: 'Beyaz iplik siyah iplikten sizin için ayırt edilecek hale gelinceye kadar yiyin, için' [Bakara, 187] ayeti nazil olduğunda, içlerinden oruç tutmak isteyen bir adam (birer adet) siyah iplik ve beyaz iplik alarak ayaklarına bağlardı. Bunların görüntülerini (birbirinden) ayırt edinceye kadar yemeğe ve içmeye devam ederdi. Bundan sonra Allah: 'fecirden yana' kısmını indirdi. (Böylece) bununla ancak gece (karanlığı) ile gündüz (aydınlığının) kastedildiğini anladılar.

1092_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَمُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ، سَعِيدٍ حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، - رضى الله عنه - عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ إِنَّ بِلاَلاً يُؤَذِّنُ بِلَيْلٍ فَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى تَسْمَعُوا تَأْذِينَ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya ve Muhammed b. Rumh anlattılar; dediler ki: Bize Leyss haber verdi. (H) Ve bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Leyss, İbn Şihâb'dan; o, Sâlim b. Abdillâh'tan; o da Abdullah (b. Ömer r.a.)'dan; o da Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellemden (naklen) rivayet etti ki: 'Bilal geceleyin ezan okur. Bu sebeple İbn Ümmü Mektum'un ezanını işitinceye kadar yiyin ve için,' buyurdu.

1092_2. Hadis

حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ بِلاَلاً يُؤَذِّنُ بِلَيْلٍ فَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى تَسْمَعُوا أَذَانَ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ ‏"‏ ‏.‏

Bana Harmele b. Yahya anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Yunus, İbn Şihâb'dan; o, Sâlim b. Abdillâh'tan; o da Abdullah b. Ömer (r.anhümâ)'dan (naklen) haber verdi; (Abdullah) demiştir ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellemi şöyle buyururken işittim: 'Bilal geceleyin ezan okur. Bu sebeple İbn Ümmü Mektum'un ezanını işitinceye kadar yiyin ve için.'

1092_3. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - قَالَ كَانَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُؤَذِّنَانِ بِلاَلٌ وَابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ الأَعْمَى فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ بِلاَلاً يُؤَذِّنُ بِلَيْلٍ فَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يُؤَذِّنَ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَلَمْ يَكُنْ بَيْنَهُمَا إِلاَّ أَنْ يَنْزِلَ هَذَا وَيَرْقَى هَذَا ‏.‏

Bize İbn Nümeyr anlattı; bize babam anlattı; bize Ubeydullah, Nâfi'den; o da İbn Ömer (r.anhümâ)'dan (naklen) rivayet etti ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellemin Bilal ve İbn Ümmü Mektum el-A'mâ (kör olan) adında iki müezzini vardı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Bilal geceleyin ezan okur. Bu sebeple İbn Ümmü Mektum ezan okuyuncaya kadar yiyin ve için,' buyurdu. (Ravi) dedi ki: İkisinin (ezanları) arasında sadece şunun (muezzinlik yerinden) inmesi ve bunun (oraya) çıkması kadar bir zaman vardı.

1092_4. Hadis

وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bize İbn Numeyr rivayet etti, bize babam rivayet etti, bize Ubeydullah rivayet etti, bize el-Kasım rivayet etti, o da Âişe radıyallâhu anhâ'dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun bir benzerini rivayet etti.

1092_5. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ مَسْعَدَةَ، كُلُّهُمْ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، بِالإِسْنَادَيْنِ كِلَيْهِمَا ‏.‏ نَحْوَ حَدِيثِ ابْنِ نُمَيْرٍ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti, bize Ebû Üsâme rivayet etti. (H) Bize İshak rivayet etti, bize Abde haber verdi. (H) Bize İbnü'l-Müsennâ rivayet etti, bize Hammâd b. Mes'ade rivayet etti. Hepsi Ubeydullah'tan, her iki isnadla da İbn Numeyr'in hadisinin bir benzerini rivayet ettiler.

1093_1. Hadis

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي، عُثْمَانَ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ يَمْنَعَنَّ أَحَدًا مِنْكُمْ أَذَانُ بِلاَلٍ - أَوْ قَالَ نِدَاءُ بِلاَلٍ - مِنْ سَحُورِهِ فَإِنَّهُ يُؤَذِّنُ - أَوْ قَالَ يُنَادِي - بِلَيْلٍ لِيَرْجِعَ قَائِمَكُمْ وَيُوقِظَ نَائِمَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ ‏"‏ لَيْسَ أَنْ يَقُولَ هَكَذَا وَهَكَذَا - وَصَوَّبَ يَدَهُ وَرَفَعَهَا - حَتَّى يَقُولَ هَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ وَفَرَّجَ بَيْنَ إِصْبَعَيْهِ ‏.‏

Bize Züheyr b. Harb rivayet etti, bize İsmâil b. İbrâhim rivayet etti, Süleyman et-Teymî'den, o Ebû Osman'dan, o da İbn Mes'ûd radıyallâhu anh'dan naklettiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bilâl'in ezanı —veya Bilâl'in nidası dedi— hiçbirinizi sahurundan alıkoymasın. Çünkü o, geceleyin (ezan) okur —veya nida eder dedi— ki (ibadet) edip ayakta olanınız (dinlenmek için) dönsün ve uyuyanınız uyansın." Ve (devamla) şöyle buyurdu: "(Fecrin) şöyle ve şöyle —ellerini aşağı doğru sarkıtıp sonra kaldırarak— (görülmesi) değildir, tâ ki şöyle —parmaklarının arasını açarak— (görülene) kadar."

1093_2. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ، - يَعْنِي الأَحْمَرَ - عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ إِنَّ الْفَجْرَ لَيْسَ الَّذِي يَقُولُ هَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ وَجَمَعَ أَصَابِعَهُ ثُمَّ نَكَسَهَا إِلَى الأَرْضِ ‏"‏ وَلَكِنِ الَّذِي يَقُولُ هَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ وَوَضَعَ الْمُسَبِّحَةَ عَلَى الْمُسَبِّحَةِ وَمَدَّ يَدَيْهِ ‏.‏

Bize İbn Numeyr rivayet etti, bize Ebû Hâlid —yani el-Ahmer— nakletti, Süleyman et-Teymî'den bu isnadla rivayet etti; ancak o şöyle dedi: "Şüphesiz fecir (sabahın aydınlığı), şöyle —parmaklarını bir araya getirip sonra onları yere doğru indirerek— (görülmesi) değildir. Fakat o şöyle —işaret parmağını diğer işaret parmağının üzerine koyup ellerini (yana doğru) uzatarak— (görülendir)."

1093_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ، إِبْرَاهِيمَ أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، وَالْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، كِلاَهُمَا عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ وَانْتَهَى حَدِيثُ الْمُعْتَمِرِ عِنْدَ قَوْلِهِ ‏"‏ يُنَبِّهُ نَائِمَكُمْ وَيَرْجِعُ قَائِمَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ إِسْحَاقُ قَالَ جَرِيرٌ فِي حَدِيثِهِ ‏"‏ وَلَيْسَ أَنْ يَقُولَ هَكَذَا وَلَكِنْ يَقُولُ هَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي الْفَجْرَ هُوَ الْمُعْتَرِضُ وَلَيْسَ بِالْمُسْتَطِيلِ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti, bize Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. (H) Bize İshak b. İbrâhim rivayet etti, bize Cerîr ve Mu'temir b. Süleyman haber verdi. Her ikisi de Süleyman et-Teymî'den bu isnadla rivayet ettiler. Mu'temir'in hadisi, onun: "Uyuyanınızı uyandırsın ve (ibadet) edip ayakta olanınız (dinlenmek için) dönsün." sözünde biter. İshak dedi ki: Cerîr kendi hadisinde şöyle demiştir: "O (fecir), şöyle (görülmesi) değildir, lakin şöyle (görülendir)." Yani fecir; (enlemesine) yayılan olandır (fecr-i sâdık), (yukarı doğru) uzayan (fecr-i kâzib) değildir.

1094_1. Hadis

حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَوَادَةَ الْقُشَيْرِيِّ، حَدَّثَنِي وَالِدِي، أَنَّهُ سَمِعَ سَمُرَةَ بْنَ جُنْدُبٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ مُحَمَّدًا، صلى الله عليه وسلم يَقُولُ

Bize Şeybân b. Ferrûh rivayet etti, bize Abdülvâris rivayet etti, Abdullah b. Sevâde el-Kuşeyrî'den, o babasından naklettiğine göre Semura b. Cündeb'i şöyle derken işitmiştir: Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim:

1094_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَوَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ، - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَغُرَّنَّكُمْ أَذَانُ بِلاَلٍ وَلاَ هَذَا الْبَيَاضُ - لِعَمُودِ الصُّبْحِ - حَتَّى يَسْتَطِيرَ هَكَذَا ‏"‏‏.‏

Bize Züheyr b. Harb rivayet etti, bize İsmâil b. Uleyye rivayet etti, bize Abdullah b. Sevâde nakletti, o babasından, o da Semura b. Cündeb radıyallâhu anh'dan naklettiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bilâl'in ezanı da —sabahın ilk aydınlığı olan— şu beyazlık da (fecr-i kâzib), o (aydınlık) şöyle (enlemesine) yayılana (fecr-i sâdık) kadar sizi sakın aldatmasın."

1094_3. Hadis

وَحَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، بْنُ سَوَادَةَ الْقُشَيْرِيُّ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ، - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَغُرَّنَّكُمْ مِنْ سَحُورِكُمْ أَذَانُ بِلاَلٍ وَلاَ بَيَاضُ الأُفُقِ الْمُسْتَطِيلُ هَكَذَا حَتَّى يَسْتَطِيرَ هَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ وَحَكَاهُ حَمَّادٌ بِيَدَيْهِ قَالَ يَعْنِي مُعْتَرِضًا ‏.‏

Bize Ebür-Rabî' ez-Zehrânî rivayet etti, bize Hammâd —yani İbn Zeyd— rivayet etti, bize Abdullah b. Sevâde el-Kuşeyrî nakletti, o babasından, o da Semura b. Cündeb radıyallâhu anh'dan naklettiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bilâl'in ezanı da ufukta şöyle (yukarı doğru) uzayan beyazlık da sahurunuzdan sizi sakın aldatmasın, tâ ki o (aydınlık) şöyle (enlemesine) yayılana kadar." Hammâd bunu elleriyle tarif etti; (ravi) dedi ki: Yani (enlemesine) yayılmayı kastetti.

1094_4. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَوَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ سَمُرَةَ، بْنَ جُنْدَبٍ - رضى الله عنه - وَهُوَ يَخْطُبُ يُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ لاَ يَغُرَّنَّكُمْ نِدَاءُ بِلاَلٍ وَلاَ هَذَا الْبَيَاضُ حَتَّى يَبْدُوَ الْفَجْرُ - أَوْ قَالَ - حَتَّى يَنْفَجِرَ الْفَجْرُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti, bize babam rivayet etti, bize Şu'be rivayet etti, Sevâde'den naklettiğine göre Semura b. Cündeb radıyallâhu anh'ı hutbe verirken ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den şunu rivayet ederken işitmiştir: Resûlullah şöyle buyurdu: "Bilâl'in nidası da şu beyazlık da fecir (şafak) sökene kadar —veya fecir ortaya çıkana kadar dedi— sizi sakın aldatmasın."

1094_5. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنِي سَوَادَةُ بْنُ حَنْظَلَةَ، الْقُشَيْرِيُّ قَالَ سَمِعْتُ سَمُرَةَ بْنَ جُنْدَبٍ، - رضى الله عنه - يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَذَكَرَ هَذَا ‏.‏

Bize bu hadisi İbnü'l-Müsennâ da rivayet etti, bize Ebû Dâvud rivayet etti, bize Şu'be haber verdi, Sevâde b. Hanzala el-Kuşeyrî bana haber verdi; şöyle dedi: Semura b. Cündeb radıyallâhu anh'ı işittim şöyle diyordu: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki... (Ravi) bundan sonrasını yukarısı gibi aktardı.

1095. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسٍ، ح . وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ، رضى الله عنه ح . وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، وَعَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسٍ، - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تَسَحَّرُوا فَإِنَّ فِي السُّحُورِ بَرَكَةً ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ rivayet etti, bize Huşeym, Abdülazîz b. Suhayb'dan, o da Enes'ten (naklen) haber verdi. (H) Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Züheyr b. Harb, İbn Uleyye'den, o Abdülazîz'den, o da Enes radıyallâhu anh'dan (naklen) rivayet ettiler. (H) Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti, bize Ebû Avâne, Katâde ve Abdülazîz b. Suhayb'dan, onlar da Enes radıyallâhu anh'dan naklettiler; şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sahur yapın, zira sahurda bereket vardır."

1096_1. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُلَىٍّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي قَيْسٍ، مَوْلَى عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ عَنْ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ فَصْلُ مَا بَيْنَ صِيَامِنَا وَصِيَامِ أَهْلِ الْكِتَابِ أَكْلَةُ السَّحَرِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti, bize Leys nakletti, Mûsâ b. Aliyy'den, o babasından, o da Amr b. el-Âs'ın azatlısı Ebû Kays'tan, o da Amr b. el-Âs'tan naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bizim orucumuz ile Kitap Ehli'nin orucu arasındaki fark, sahur yemeğidir."

1096_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ جَمِيعًا عَنْ وَكِيعٍ، ح وَحَدَّثَنِيهِ أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، كِلاَهُمَا عَنْ مُوسَى بْنِ عُلَىٍّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ .‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ ve Ebû Bekir b. Ebî Şeybe hepsi birden Vekî'den rivayet ettiler. (H) Bana bu hadisi Ebüt-Tâhir de rivayet etti, bize İbn Vehb haber verdi. Her ikisi de Mûsâ b. Aliyy'den bu isnadla rivayet ettiler.

1097_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، - رضى الله عنه - قَالَ تَسَحَّرْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قُمْنَا إِلَى الصَّلاَةِ ‏.‏ قُلْتُ كَمْ كَانَ قَدْرُ مَا بَيْنَهُمَا قَالَ خَمْسِينَ آيَةً ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti, bize Vekî', Hişâm'dan, o Katâde'den, o Enes'den, o da Zeyd b. Sâbit radıyallâhu anh'dan (naklen) rivayet etti; şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte sahur yaptık, sonra namaza kalktık. Ben: "İkisi (sahur ile namaz) arasındaki süre ne kadardı?" diye sordum. (Zeyd): "Elli ayet (okuyacak kadar) idi." dedi.

1097_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا هَمَّامٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا سَالِمُ بْنُ نُوحٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَامِرٍ، كِلاَهُمَا عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏

Bize Amr en-Nâkid rivayet etti, bize Yezîd b. Hârûn rivayet etti, bize Hemmâm haber verdi. (H) Bize İbnü'l-Müsennâ da rivayet etti, bize Sâlim b. Nûh rivayet etti, bize Ömer b. Âmir rivayet etti. Her ikisi de Katâde'den bu isnadla rivayet ettiler.

1098_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَهْلِ، بْنِ سَعْدٍ - رضى الله عنه - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَزَالُ النَّاسُ بِخَيْرٍ مَا عَجَّلُوا الْفِطْرَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ rivayet etti, bize Abdülazîz b. Ebî Hâzim haber verdi, babasından, o da Sehl b. Sa'd radıyallâhu anh'dan naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlar iftarda acele ettikleri sürece hayır üzere olmaya devam ederler."

1098_2. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، بْنُ مَهْدِيٍّ عَنْ سُفْيَانَ، كِلاَهُمَا عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، - رضى الله عنه - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bize bu hadisi Kuteybe rivayet etti, bize Ya'kub rivayet etti. (H) Bana Züheyr b. Harb de rivayet etti, bize Abdurrahman b. Mehdî, Süfyan'dan (naklen) rivayet etti. Her ikisi de Ebû Hâzim'den, o Sehl b. Sa'd radıyallâhu anh'dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun bir benzerini rivayet ettiler.

1099_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو كُرَيْبٍ مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ قَالاَ أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي عَطِيَّةَ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَمَسْرُوقٌ، عَلَى عَائِشَةَ فَقُلْنَا يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ رَجُلاَنِ مِنْ أَصْحَابِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم أَحَدُهُمَا يُعَجِّلُ الإِفْطَارَ وَيُعَجِّلُ الصَّلاَةَ وَالآخَرُ يُؤَخِّرُ الإِفْطَارَ وَيُؤَخِّرُ الصَّلاَةَ ‏.‏ قَالَتْ أَيُّهُمَا الَّذِي يُعَجِّلُ الإِفْطَارَ وَيُعَجِّلُ الصَّلاَةَ قَالَ قُلْنَا عَبْدُ اللَّهِ يَعْنِي ابْنَ مَسْعُودٍ ‏.‏ قَالَتْ كَذَلِكَ كَانَ يَصْنَعُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ زَادَ أَبُو كُرَيْبٍ وَالآخَرُ أَبُو مُوسَى ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ ve Ebû Küreyb Muhammed b. el-Alâ rivayet ettiler, (onlar): Bize Ebû Muâviye, el-A'meş'ten, o Umâre b. Umeyr'den, o da Ebû Atıyye'den (naklen) haber verdi; şöyle demiştir: Ben ve Mesrûk, Âişe'nin yanına girdik ve: "Ey Müminlerin Annesi! Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashâbından iki adam var; onlardan biri iftarda acele ediyor ve namazı (akşam namazını) erken kılıyor, diğeri ise iftarı geciktiriyor ve namazı da (geç) kılıyor." dedik. (Âişe): "Hangi birisi iftarda acele ediyor ve namazı erken kılıyor?" diye sordu. (Ravi): Abdullah'ı —yani İbn Mes'ûd'u— (kastettiğimizi) söyledik. Bunun üzerine (Âişe): "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de böyle yapardı." dedi. Ebû Küreyb şunu ekledi: (Diğeri ise) Ebû Mûsâ (el-Eş'arî) idi.

1099_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي عَطِيَّةَ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَمَسْرُوقٌ، عَلَى عَائِشَةَ - رضى الله عنها - فَقَالَ لَهَا مَسْرُوقٌ رَجُلاَنِ مِنْ أَصْحَابِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم كِلاَهُمَا لاَ يَأْلُو عَنِ الْخَيْرِ أَحَدُهُمَا يُعَجِّلُ الْمَغْرِبَ وَالإِفْطَارَ وَالآخَرُ يُؤَخِّرُ الْمَغْرِبَ وَالإِفْطَارَ ‏.‏ فَقَالَتْ مَنْ يُعَجِّلُ الْمَغْرِبَ وَالإِفْطَارَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ ‏. فَقَالَتْ هَكَذَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb rivayet etti, bize İbn Ebî Zâide, el-A'meş'ten, o Umâre'den, o da Ebû Atıyye'den (naklen) haber verdi; şöyle demiştir: Ben ve Mesrûk, Âişe radıyallâhu anhâ'nın yanına girdik. Mesrûk ona: "Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashâbından iki adam var ki her ikisi de hayırda kusur etmiyorlar (elinden geleni yapıyorlar). Onlardan biri akşam namazını ve iftarı erkene alıyor, diğeri ise akşam namazını da iftarı da geciktiriyorlar." dedi. Bunun üzerine (Âişe): "Kim akşamı ve iftarı erkene alıyor?" diye sordu. (Mesrûk): "Abdullah (b. Mes'ûd)." dedi. Âişe de: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de böyle yapardı." dedi.

1100. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو كُرَيْبٍ وَابْنُ نُمَيْرٍ - وَاتَّفَقُوا فِي اللَّفْظِ - قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَقَالَ ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي وَقَالَ أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، جَمِيعًا عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِذَا أَقْبَلَ اللَّيْلُ وَأَدْبَرَ النَّهَارُ وَغَابَتِ الشَّمْسُ فَقَدْ أَفْطَرَ الصَّائِمُ ‏"‏ ‏.‏ لَمْ يَذْكُرِ ابْنُ نُمَيْرٍ ‏"‏ فَقَدْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ, Ebû Küreyb ve İbn Numeyr rivayet ettiler —lafızda ittifak ettiler—; Yahyâ: Bize Ebû Muâviye haber verdi, dedi. İbn Numeyr: Bize babam rivayet etti, dedi. Ebû Küreyb ise: Bize Ebû Üsâme rivayet etti, dedi. Hepsi Hişâm b. Urve'den, o babasından, o Âsım b. Ömer'den, o da Ömer radıyallâhu anh'dan naklettiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Gece (doğudan) yöneldiğinde, gündüz (batıdan) arkasını dönüp gittiğinde ve güneş de battığında oruçlu iftar etmiş olur." İbn Numeyr (lafızda) "fe-kad (gerçekten)" kelimesini zikretmedi.

1101_1. Hadis

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، بْنِ أَبِي أَوْفَى - رضى الله عنه - قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فِي شَهْرِ رَمَضَانَ فَلَمَّا غَابَتِ الشَّمْسُ قَالَ ‏"‏ يَا فُلاَنُ انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ عَلَيْكَ نَهَارًا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَنَزَلَ فَجَدَحَ فَأَتَاهُ بِهِ فَشَرِبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ بِيَدِهِ ‏"‏ إِذَا غَابَتِ الشَّمْسُ مِنْ هَا هُنَا وَجَاءَ اللَّيْلُ مِنْ هَا هُنَا فَقَدْ أَفْطَرَ الصَّائِمُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ rivayet etti, bize Huşeym, Ebû İshak eş-Şeybânî'den haber verdi, Abdullah b. Ebî Evfâ radıyallâhu anh'dan naklettiğine göre şöyle demiştir: Ramazan ayında bir yolculukta Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikteydik. Güneş batınca (Nebi): "Ey filan! İndir de bizim için (sevîk/kavut) karıştır." buyurdu. O zat: "Ey Resûlullah! Hâlâ üzerinizde gündüz aydınlığı var (vakit erkendir)." dedi. (Nebi): "İndir de bizim için (kavut) karıştır." buyurdu. (Ravi) dedi ki: Bunun üzerine o zat indi ve karıştırıp (hazırlayıp) getirdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu içti, sonra da eliyle işaret ederek şöyle buyurdu: "Güneş şuradan (batıdan) battığında ve gece buradan (doğudan) geldiğinde oruçlu iftar etmiş olur."

1101_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، وَعَبَّادُ بْنُ الْعَوَّامِ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى، - رضى الله عنه - قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فَلَمَّا غَابَتِ الشَّمْسُ قَالَ لِرَجُلٍ ‏"‏ انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوْ أَمْسَيْتَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ إِنَّ عَلَيْنَا نَهَارًا ‏.‏ فَنَزَلَ فَجَدَحَ لَهُ فَشَرِبَ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ إِذَا رَأَيْتُمُ اللَّيْلَ قَدْ أَقْبَلَ مِنْ هَا هُنَا - وَأَشَارَ بِيَدِهِ نَحْوَ الْمَشْرِقِ - فَقَدْ أَفْطَرَ الصَّائِمُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti, bize Alî b. Müshir ve Abbâd b. el-Avvâm, eş-Şeybânî'den, o İbn Ebî Evfâ radıyallâhu anh'dan (naklen) rivayet ettiler; şöyle demiştir: Bir yolculukta Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikteydik. Güneş batınca bir adama: "İndir de bizim için (kavut) karıştır." buyurdu. O zat: "Ey Resûlullah! Akşama girseydiniz (biraz daha bekleseydiniz)." dedi. (Nebi): "İndir de bizim için (kavut) karıştır." buyurdu. O zat: "Daha üzerimizde gündüz (aydınlığı) var." dedi. (Nihayet) o zat indi ve (kavut) karıştırdı, (Nebi) de onu içti; sonra şöyle buyurdu: "Gecenin şuradan —eliyle doğu tarafını işaret ederek— yöneldiğini gördüğünüzde oruçlu iftar etmiş olur."

1101_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ الشَّيْبَانِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ، اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى - رضى الله عنه - يَقُولُ سِرْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ صَائِمٌ فَلَمَّا غَرَبَتِ الشَّمْسُ قَالَ ‏ "‏ يَا فُلاَنُ انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا ‏"‏ ‏.‏ مِثْلَ حَدِيثِ ابْنِ مُسْهِرٍ وَعَبَّادِ بْنِ الْعَوَّامِ ‏.‏

Bize Ebû Kâmil rivayet etti, bize Abdülvâhid rivayet etti, bize Süleyman eş-Şeybânî rivayet etti; şöyle demiştir: Abdullah b. Ebî Evfâ radıyallâhu anh'ı şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oruçlu iken beraberce yolculuk yaptık. Güneş batınca: "Ey filan! İndir de bizim için (kavut) karıştır." buyurdu. (Hadisin devamı) İbn Müshir ve Abbâd b. el-Avvâm'ın hadisi gibidir.

1101_4. Hadis

وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، كِلاَهُمَا عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى، ح . وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي ح، وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ، جَعْفَرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى، - رضى الله عنه - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِ ابْنِ مُسْهِرٍ وَعَبَّادٍ وَعَبْدِ الْوَاحِدِ وَلَيْسَ فِي حَدِيثِ أَحَدٍ مِنْهُمْ فِي شَهْرِ رَمَضَانَ وَلاَ قَوْلُهُ ‏ "‏ وَجَاءَ اللَّيْلُ مِنْ هَا هُنَا ‏"‏ ‏.‏ إِلاَّ فِي رِوَايَةِ هُشَيْمٍ وَحْدَهُ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer rivayet etti, bize Süfyan haber verdi. (H) Bize İshak rivayet etti, bize Cerîr haber verdi. Her ikisi de eş-Şeybânî'den, o İbn Ebî Evfâ'dan (naklen rivayet ettiler). (H) Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti, bize babam rivayet etti. (H) Bize İbnü'l-Müsennâ da rivayet etti, bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. Her ikisi de: Bize Şu'be, eş-Şeybânî'den, o da İbn Ebî Evfâ radıyallâhu anh'dan (naklen) rivayet etti dediler. (Bu hadisler) İbn Müshir, Abbâd ve Abdülvâhid'in hadisi manasındadır. Ancak Huşeym'in rivayeti hariç, diğerlerinden hiçbirinin hadisinde "Ramazan ayında" ifadesi ve "gece buradan (doğudan) geldiğinde" sözü yoktur.

1102_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْوِصَالِ قَالُوا إِنَّكَ تُوَاصِلُ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ إِنِّي لَسْتُ كَهَيْئَتِكُمْ إِنِّي أُطْعَمُ وَأُسْقَى ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ rivayet etti; dedi ki: Mâlik'e, Nâfi'den, o İbn Ömer radıyallâhu anhumâ'dan (naklen) okudum ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem visal orucunu yasakladı. (Sahabeler): "Ama siz visal yapıyorsunuz!" dediler. (Nebi): "Şüphesiz ben sizin gibi değilim; ben yedirilir ve içirilirim (Rabbim beni doyurur ve susuzluğumu giderir)." buyurdu.

1102_2. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاصَلَ فِي رَمَضَانَ فَوَاصَلَ النَّاسُ فَنَهَاهُمْ ‏.‏ قِيلَ لَهُ أَنْتَ تُوَاصِلُ قَالَ ‏ "‏ إِنِّي لَسْتُ مِثْلَكُمْ إِنِّي أُطْعَمُ وَأُسْقَى ‏"‏ ‏.‏

Bize bu hadisi Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti, bize Abdullah b. Numeyr nakletti. (H) Bize İbn Numeyr rivayet etti, bize babam rivayet etti, bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da İbn Ömer radıyallâhu anhumâ'dan (naklen) rivayet etti ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ramazan'da visal orucu tuttu. Bunun üzerine insanlar da visal orucu tuttu. (Nebi) onlara (bunu) yasakladı. Kendisine: "Ama siz visal yapıyorsunuz!" denilince: "Şüphesiz ben sizin gibi değilim; ben yedirilir ve içirilirim." buyurdu.

1102_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ عَبْدِ الصَّمَدِ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ وَلَمْ يَقُلْ فِي رَمَضَانَ ‏.‏

Bize Abdülvâris b. Abdüssamed rivayet etti, bana babam, dedemden, o Eyyûb'dan, o Nâfi'den, o da İbn Ömer radıyallâhu anhumâ'dan (naklen) rivayet etti ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun bir benzerini rivayet etti; ancak (bu rivayette) "Ramazan'da" ifadesini kullanmadı.

1103_1. Hadis

حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْوِصَالِ فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ فَإِنَّكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ تُوَاصِلُ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَأَيُّكُمْ مِثْلِي إِنِّي أَبِيتُ يُطْعِمُنِي رَبِّي وَيَسْقِينِي ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا أَبَوْا أَنْ يَنْتَهُوا عَنِ الْوِصَالِ وَاصَلَ بِهِمْ يَوْمًا ثُمَّ يَوْمًا ثُمَّ رَأَوُا الْهِلاَلَ فَقَالَ ‏"‏ لَوْ تَأَخَّرَ الْهِلاَلُ لَزِدْتُكُمْ ‏"‏ ‏.‏ كَالْمُنَكِّلِ لَهُمْ حِينَ أَبَوْا أَنْ يَنْتَهُوا ‏.‏

Bana Harmele b. Yahyâ rivayet etti, bize İbn Vehb haber verdi, bana Yûnus haber verdi, İbn Şihâb'dan, bana Ebû Seleme b. Abdurrahman nakletti ki, Ebû Hüreyre radıyallâhu anh şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem visal orucunu yasakladı. Müslümanlardan bir adam: "Fakat ey Resûlullah! Siz visal yapıyorsunuz!" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Sizin hanginiz benim gibidir? Şüphesiz ben geceyi geçirirken Rabbim beni doyurur ve susuzluğumu giderir." buyurdu. Onlar visal orucundan vazgeçmeye yanaşmayınca, (Nebi) onlarla beraber bir gün, sonra bir gün daha visal yaptı; sonra hilâli gördüler. Bunun üzerine (Nebi): "Eğer hilâl gecikseydi size (visali) daha da artırırdım." buyurdu. (Nebi), onlar vazgeçmeye yanaşmadıkları zaman bunu onlara bir ders (veya bir nevi ceza/uyarı) olsun diye (söylemişti).

1103_2. Hadis

وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَإِسْحَاقُ، قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي، زُرْعَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِيَّاكُمْ وَالْوِصَالَ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا فَإِنَّكَ تُوَاصِلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِنَّكُمْ لَسْتُمْ فِي ذَلِكَ مِثْلِي إِنِّي أَبِيتُ يُطْعِمُنِي رَبِّي وَيَسْقِينِي فَاكْلَفُوا مِنَ الأَعْمَالِ مَا تُطِيقُونَ ‏"‏ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb ve İshak rivayet ettiler; Züheyr: Bize Cerîr, Umâre'den rivayet etti, dedi; o Ebû Zür'a'dan, o da Ebû Hüreyre radıyallâhu anh'dan naklettiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Visal yapmaktan sakının!" buyurdu. (Sahabeler): "Fakat ey Resûlullah, siz visal yapıyorsunuz!" dediler. (Resûlullah): "Şüphesiz bu konuda ben sizin gibi değilim; ben geceyi geçirirken Rabbim beni doyurur ve susuzluğumu giderir. Siz ancak güç yetirebileceğiniz işleri yüklenin." buyurdu.

1103_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي، هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ فَاكْلَفُوا مَا لَكُمْ بِهِ طَاقَةٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti, bize Mugîre, Ebüz-Zinâd'dan, o el-A'rec'den, o da Ebû Hüreyre radıyallâhu anh'dan (naklen) rivayet etti ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun bir benzerini rivayet etti; ancak o: "(Siz) ancak güç yetirebileceğiniz (amelleri) yüklenin." buyurdu.

1103_4. Hadis

وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى عَنِ الْوِصَالِ ‏.‏ بِمِثْلِ حَدِيثِ عُمَارَةَ عَنْ أَبِي زُرْعَةَ ‏.‏

Bize İbn Numeyr rivayet etti, bize babam rivayet etti, bize el-A'meş, Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hüreyre radıyallâhu anh'dan (naklen) rivayet etti ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem visal orucunu yasakladı. (Bu rivayet) Umâre'nin Ebû Zür'a'dan gelen hadisi gibidir.

1104_1. Hadis

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو النَّضْرِ، هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، - رضى الله عنه - قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي فِي رَمَضَانَ فَجِئْتُ فَقُمْتُ إِلَى جَنْبِهِ وَجَاءَ رَجُلٌ آخَرُ فَقَامَ أَيْضًا حَتَّى كُنَّا رَهْطًا فَلَمَّا حَسَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنَّا خَلْفَهُ جَعَلَ يَتَجَوَّزُ فِي الصَّلاَةِ ثُمَّ دَخَلَ رَحْلَهُ فَصَلَّى صَلاَةً لاَ يُصَلِّيهَا عِنْدَنَا ‏.‏ قَالَ قُلْنَا لَهُ حِينَ أَصْبَحْنَا أَفَطِنْتَ لَنَا اللَّيْلَةَ قَالَ فَقَالَ ‏"‏ نَعَمْ ذَاكَ الَّذِي حَمَلَنِي عَلَى الَّذِي صَنَعْتُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَخَذَ يُوَاصِلُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَذَاكَ فِي آخِرِ الشَّهْرِ فَأَخَذَ رِجَالٌ مِنْ أَصْحَابِهِ يُوَاصِلُونَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا بَالُ رِجَالٍ يُواصِلُونَ إِنَّكُمْ لَسْتُمْ مِثْلِي أَمَا وَاللَّهِ لَوْ تَمَادَّ لِيَ الشَّهْرُ لَوَاصَلْتُ وِصَالاً يَدَعُ الْمُتَعَمِّقُونَ تَعَمُّقَهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb rivayet etti, bize Ebün-Nadr Hâşim b. el-Kâsım rivayet etti, bize Süleyman, Sâbit'ten, o da Enes radıyallâhu anh'dan naklettiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ramazan'da (nafile) namaz kılıyordu. Ben de gelip yanına durdum (cemaat oldum). Sonra başka bir adam daha gelip durdu. Derken bir grup olduk. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem arkasında olduğumuzu hissedince namazı hafifletmeye (kısaltmaya) başladı. Sonra evine girip bizim yanımızda kılmadığı (kadar uzun) bir namaz kıldı. Sabah olunca kendisine: "Bu gece bizi fark ettiniz mi?" dedik. "Evet, yaptığım şeyi yapmama sebep olan da buydu." buyurdu. Ravi dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem —ayın sonu olduğu halde— visal yapmaya başladı. Ashâbından bazı kimseler de visal yapmaya koyuldular. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Visal yapan şu kimselere ne oluyor? Şüphesiz siz benim gibi değilsiniz. Allah'a yemin olsun ki, eğer ay benim için daha da uzasaydı, öyle bir visal yapardım ki, işi derinleştirenler (veya haddi aşanlar), o tutumlarını bırakırlardı."

1104_2. Hadis

حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ النَّضْرِ التَّيْمِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ - حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، - رضى الله عنه - قَالَ وَاصَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي أَوَّلِ شَهْرِ رَمَضَانَ فَوَاصَلَ نَاسٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ فَبَلَغَهُ ذَلِكَ فَقَالَ ‏ "‏ لَوْ مُدَّ لَنَا الشَّهْرُ لَوَاصَلْنَا وِصَالاً يَدَعُ الْمُتَعَمِّقُونَ تَعَمُّقَهُمْ إِنَّكُمْ لَسْتُمْ مِثْلِي - أَوْ قَالَ - إِنِّي لَسْتُ مِثْلَكُمْ إِنِّي أَظَلُّ يُطْعِمُنِي رَبِّي وَيَسْقِينِي ‏"‏ ‏.‏

Bize Âsım b. en-Nadr et-Teymî rivayet etti, bize Hâlid —yani İbnü'l-Hâris— rivayet etti, bize Humeyd, Sâbit'ten, o da Enes radıyallâhu anh'dan naklettiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ramazan ayının başında visal orucu tuttu. Müslümanlardan bazı kimseler de visal yaptılar. Bu durum (Nebi'ye) ulaşınca şöyle buyurdu: "Eğer ay bizim için uzatılsaydı, öyle bir visal yapardık ki, işi derinleştirenler (veya haddi aşanlar) o tutumlarını bırakırlardı. Şüphesiz siz benim gibi değilsiniz —veya şöyle buyurdu— Şüphesiz ben sizin gibi değilim; ben Rabbimin beni doyurduğu ve susuzluğumu giderdiği bir halde sabahlarım (geceyi böyle geçiririm)."

1105. Hadis

وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، جَمِيعًا عَنْ عَبْدَةَ، - قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، - عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ نَهَاهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْوِصَالِ رَحْمَةً لَهُمْ ‏.‏ فَقَالُوا إِنَّكَ تُوَاصِلُ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ إِنِّي لَسْتُ كَهَيْئَتِكُمْ إِنِّي يُطْعِمُنِي رَبِّي وَيَسْقِينِي ‏"‏ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim ve Osman b. Ebî Şeybe rivayet ettiler; her ikisi de Abde'den naklettiler. İshak dedi ki: Bize Abde b. Süleyman, Hişâm b. Urve'den, o babasından, o da Âişe radıyallâhu anhâ'dan (naklen) rivayet etti ki; şöyle haber vermiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onlara (ashâbına) acıdığı için onları visal yapmaktan yasakladı. Onlar: "Ama siz visal yapıyorsunuz!" dediler. (Nebi): "Şüphesiz ben sizin gibi değilim; Rabbim beni doyurur ve susuzluğumu giderir." buyurdu.

1106_1. Hadis

حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَبِّلُ إِحْدَى نِسَائِهِ وَهُوَ صَائِمٌ ‏.‏ ثُمَّ تَضْحَكُ ‏.‏

Bana Alî b. Hucr rivayet etti, bize Süfyan, Hişâm b. Urve'den rivayet etti, o babasından, o da Âişe radıyallâhu anhâ'dan naklettiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oruçlu iken hanımlarından birini öperdi. Sonra (Âişe bunu anlatırken) gülerdi.

1106_2. Hadis

حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ السَّعْدِيُّ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ قُلْتُ لِعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ أَسَمِعْتَ أَبَاكَ يُحَدِّثُ عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُقَبِّلُهَا وَهُوَ صَائِمٌ فَسَكَتَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ نَعَمْ ‏.‏

Bana Alî b. Hucr es-Sa'dî ve İbn Ebî Ömer rivayet ettiler; (onlar): Bize Süfyan rivayet etti, dediler. (Süfyan) dedi ki: Abdurrahman b. el-Kâsım'a: "Babanın, Âişe radıyallâhu anhâ'dan naklen; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in oruçlu iken onu öptüğünü rivayet ettiğini işittin mi?" diye sordum. (Abdurrahman) bir süre sustu, sonra: "Evet." dedi.

1106_3. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَبِّلُنِي وَهُوَ صَائِمٌ وَأَيُّكُمْ يَمْلِكُ إِرْبَهُ كَمَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمْلِكُ إِرْبَهُ

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti, bize Alî b. Müshir, Ubeydullah b. Ömer'den rivayet etti, o el-Kâsım'dan, o da Âişe radıyallâhu anhâ'dan naklettiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oruçlu iken beni öperdi. Aranızda şehvetine (nefsine/isteğine), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kadar sahip olan (veya oruçlunun kendine hakim olma iradesine sahip olan) kim vardır?

1106_4. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، وَعَلْقَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها ح . وَحَدَّثَنَا شُجَاعُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي زَائِدَةَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ مُسْلِمٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَبِّلُ وَهُوَ صَائِمٌ وَيُبَاشِرُ وَهُوَ صَائِمٌ وَلَكِنَّهُ أَمْلَكُكُمْ لإِرْبِهِ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ, Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ebû Küreyb rivayet ettiler; Yahyâ: "Bize haber verdi" dedi, diğer ikisi ise: Bize Ebû Muâviye, el-A'meş'ten, o İbrahim'den, o Esved ve Alkame'den, onlar da Âişe radıyallâhu anhâ'dan naklettiler, dediler. (H) Bize Şücâ' b. Mahled de rivayet etti, bize Yahyâ b. Ebî Zâide rivayet etti, bize el-A'meş, Müslim'den, o Mesrûk'tan, o da Âişe radıyallâhu anhâ'den (naklen) rivayet etti ki; şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oruçlu iken (eşini) öperdi ve oruçlu iken mübaşeret ederdi (elleşirdi/sarılırdı); fakat o, şehvetine (nefsine) en fazla hâkim olanınızdı.

1106_5. Hadis

حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُقَبِّلُ وَهُوَ صَائِمٌ وَكَانَ أَمْلَكَكُمْ لإِرْبِهِ ‏.‏

Bana Alî b. Hucr ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler; (onlar): Bize Süfyan, Mansûr'dan, o İbrahim'den, o Alkame'den, o da Âişe radıyallâhu anhâ'dan naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oruçlu iken öperdi; fakat o, şehvetine (nefsine) en fazla hâkim olanınızdı.

1106_6. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُبَاشِرُ وَهُوَ صَائِمٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr rivayet ettiler; (onlar): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti, bize Şu'be, Mansûr'dan, o İbrahim'den, o Alkame'den, o da Âişe radıyallâhu anhâ'dan naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oruçlu iken mübaşeret ederdi (hanımına sarılırdı).

1106_7. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَوْنٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، قَالَ انْطَلَقْتُ أَنَا وَمَسْرُوقٌ، إِلَى عَائِشَةَ - رضى الله عنها - فَقُلْنَا لَهَا أَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُبَاشِرُ وَهُوَ صَائِمٌ قَالَتْ نَعَمْ وَلَكِنَّهُ كَانَ أَمْلَكَكُمْ لإِرْبِهِ أَوْ مِنْ أَمْلَكِكُمْ لإِرْبِهِ ‏.‏ شَكَّ أَبُو عَاصِمٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ rivayet etti, bize Ebû Âsım rivayet etti; dedi ki: İbn Avn'dan işittim, o İbrahim'den, o el-Esved'den (naklen) dedi ki: Ben ve Mesrûk, Âişe radıyallâhu anhâ'nın yanına gittik ve ona: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oruçlu iken mübaşeret eder (eşine sarılır/elleşir) miydi?" diye sorduk. O da: "Evet, fakat o, şehvetine (nefsine) en fazla hâkim olanınızdı —veya şehvetine en fazla hâkim olanlardan idi—." dedi. (Bu son kısım için) Ebû Âsım şüphe etti.

1106_8. Hadis

وَحَدَّثَنِيهِ يَعْقُوبُ الدَّوْرَقِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، وَمَسْرُوقٍ أَنَّهُمَا دَخَلاَ عَلَى أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ يَسْأَلاَنِهَا ‏.‏ فَذَكَرَ نَحْوَهُ ‏.‏

Bize bu hadisi Ya'kub ed-Devrakî de rivayet etti, bize İsmail rivayet etti, İbn Avn'dan, o İbrahim'den, o da el-Esved ve Mesrûk'tan (naklettiğine göre); her ikisi de (bilgi) sormak üzere Müminlerin Annesi (Âişe)'nin yanına girmişlerdir. (Ravi) bunun bir benzerini zikretti.

1106_9. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، بْنِ أَبِي كَثِيرٍ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ أَخْبَرَهُ أَنَّ عَائِشَةَ أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ - رضى الله عنها - أَخْبَرَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُقَبِّلُهَا وَهُوَ صَائِمٌ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti, bize el-Hasan b. Mûsâ rivayet etti, bize Şeybân, Yahyâ b. Ebî Kesîr'den rivayet etti; o Ebû Seleme'den (naklettiğine göre), Ömer b. Abdülaziz ona haber vermiş; ona da Urve b. ez-Zübeyr haber vermiş; ona da Müminlerin Annesi Âişe radıyallâhu anhâ haber vermiştir ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kendisini (Âişe'yi) oruçlu iken öperdi.

1106_10. Hadis

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بِشْرٍ الْحَرِيرِيُّ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، - يَعْنِي ابْنَ سَلاَّمٍ - عَنْ يَحْيَى، بْنِ أَبِي كَثِيرٍ بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Bişr el-Harîrî rivayet etti, bize Muâviye —yani İbn Selâm— rivayet etti, Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, bu isnad ile bunun bir benzerini (nakletti).

1106_11. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَبِّلُ فِي شَهْرِ الصَّوْمِ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ, Kuteybe b. Saîd ve Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet ettiler; Yahyâ: "Bize haber verdi" dedi, diğer ikisi ise: Bize Ebû'l-Ahvas rivayet etti, dediler. O Ziyâd b. Alâka'dan, o Amr b. Meymûn'dan, o da Âişe radıyallâhu anhâ'dan naklettiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oruç ayında (hanımını) öperdi.

1106_12. Hadis

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا بَهْزُ بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ النَّهْشَلِيُّ، حَدَّثَنَا زِيَادُ، بْنُ عِلاَقَةَ عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَبِّلُ فِي رَمَضَانَ وَهُوَ صَائِمٌ ‏.‏

Bana Muhammed b. Hâtim rivayet etti, bize BehZ b. Esed rivayet etti, bize Ebû Bekir en-Nahşelî rivayet etti, bize Ziyâd b. Alâka rivayet etti, Amr b. Meymûn'dan, o da Âişe radıyallâhu anhâ'dan naklettiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ramazan'da oruçlu iken (hanımını) öperdi.

1106_13. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُقَبِّلُ وَهُوَ صَائِمٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti, bize Abdurrahman rivayet etti, bize Süfyan, Ebü'z-Zinâd'dan, o Alî b. el-Hüseyn'den, o da Âişe radıyallâhu anhâ'dan naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oruçlu iken (hanımını) öperdi.

1107_1. Hadis

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُسْلِمٍ، عَنْ شُتَيْرِ بْنِ شَكَلٍ، عَنْ حَفْصَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَبِّلُ وَهُوَ صَائِمٌ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ, Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ebû Küreyb rivayet ettiler; Yahyâ: "Bize haber verdi" dedi, diğer ikisi ise: Bize Ebû Muâviye, el-A'meş'ten, o Müslim'den, o Şüteyr b. Şekel'den, o da Hafsa radıyallâhu anhâ'dan (naklen) rivayet etti, dediler. (Hafsa) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oruçlu iken (hanımını) öperdi.

1107_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ عَنْ جَرِيرٍ، كِلاَهُمَا عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُسْلِمٍ، عَنْ شُتَيْرِ بْنِ شَكَلٍ، عَنْ حَفْصَةَ، - رضى الله عنها - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bize Ebû'r-Rebî' ez-Zehrânî rivayet etti, bize Ebû Avâne rivayet etti. (H) Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve İshak b. İbrahim de Cerîr'den rivayet ettiler. Her ikisi de Mansûr'dan, o Müslim'den, o Şüteyr b. Şekel'den, o da Hafsa radıyallâhu anhâ'dan (naklen) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun bir benzerini (rivayet ettiler).

1108. Hadis

حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، - وَهُوَ ابْنُ الْحَارِثِ - عَنْ عَبْدِ رَبِّهِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبٍ الْحِمْيَرِيِّ، عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، أَنَّهُ سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَيُقَبِّلُ الصَّائِمُ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ سَلْ هَذِهِ ‏"‏ ‏.‏ لأُمِّ سَلَمَةَ فَأَخْبَرَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ ذَلِكَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ غَفَرَ اللَّهُ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَمَا وَاللَّهِ إِنِّي لأَتْقَاكُمْ لِلَّهِ وَأَخْشَاكُمْ لَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Hârun b. Saîd el-Eylî rivayet etti, bize İbn Vehb rivayet etti, bana Amr —o İbnü'l-Hâris'tir— Abdü Rabbih b. Saîd'den haber verdi, o Abdullah b. Ka'b el-Himyerî'den, o da Ömer b. Ebî Seleme'den (naklen rivayet etti) ki; o (Ömer), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e: "Oruçlu (eşini) öpebilir mi?" diye sordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (hanımı) Ümmü Seleme'yi kastederek: "Şuna sor!" buyurdu. Ümmü Seleme de ona Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bunu yaptığını haber verdi. Bunun üzerine (Ömer b. Ebî Seleme): "Ey Resûlullah! Şüphesiz Allah Teâlâ sizin geçmiş ve gelecek günahlarınızı bağışlamıştır (size ruhsat olması normaldir)." dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu: "Allah'a yemin olsun ki, şüphesiz ben sizin aranızda Allah'tan en çok sakınanınız ve O'ndan en çok korkanınızım."

1109_1. Hadis

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ، بْنُ رَافِعٍ - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ بْنُ هَمَّامٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ الْمَلِكِ، بْنُ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي بَكْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - يَقُصُّ يَقُولُ فِي قَصَصِهِ مَنْ أَدْرَكَهُ الْفَجْرُ جُنُبًا فَلاَ يَصُمْ ‏.‏ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ - لأَبِيهِ - فَأَنْكَرَ ذَلِكَ ‏.‏ فَانْطَلَقَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ وَانْطَلَقْتُ مَعَهُ حَتَّى دَخَلْنَا عَلَى عَائِشَةَ وَأُمِّ سَلَمَةَ - رضى الله عنهما - فَسَأَلَهُمَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ عَنْ ذَلِكَ - قَالَ - فَكِلْتَاهُمَا قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصْبِحُ جُنُبًا مِنْ غَيْرِ حُلُمٍ ثُمَّ يَصُومُ - قَالَ - فَانْطَلَقْنَا حَتَّى دَخَلْنَا عَلَى مَرْوَانَ فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ ‏.‏ فَقَالَ مَرْوَانُ عَزَمْتُ عَلَيْكَ إِلاَّ مَا ذَهَبْتَ إِلَى أَبِي هُرَيْرَةَ فَرَدَدْتَ عَلَيْهِ مَا يَقُولُ - قَالَ - فَجِئْنَا أَبَا هُرَيْرَةَ وَأَبُو بَكْرٍ حَاضِرُ ذَلِكَ كُلِّهِ - قَالَ - فَذَكَرَ لَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ أَهُمَا قَالَتَاهُ لَكَ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ هُمَا أَعْلَمُ ‏.‏ ثُمَّ رَدَّ أَبُو هُرَيْرَةَ مَا كَانَ يَقُولُ فِي ذَلِكَ إِلَى الْفَضْلِ بْنِ الْعَبَّاسِ فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ سَمِعْتُ ذَلِكَ مِنَ الْفَضْلِ وَلَمْ أَسْمَعْهُ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ فَرَجَعَ أَبُو هُرَيْرَةَ عَمَّا كَانَ يَقُولُ فِي ذَلِكَ ‏.‏ قُلْتُ لِعَبْدِ الْمَلِكِ أَقَالَتَا فِي رَمَضَانَ قَالَ كَذَلِكَ كَانَ يُصْبِحُ جُنُبًا مِنْ غَيْرِ حُلُمٍ ثُمَّ يَصُومُ ‏.‏

Bana Muhammed b. Hâtim rivayet etti, bize Yahyâ b. Saîd, İbn Cüreyc'den rivayet etti. (H) Bana Muhammed b. Râfi' de rivayet etti —lafız ona aittir— bize Abdürrezzâk b. Hemmâm rivayet etti, bize İbn Cüreyc haber verdi, bana Abdülmelik b. Ebî Bekir b. Abdurrahman, Ebû Bekir'den naklen haber verdi ki şöyle demiştir: Ebû Hüreyre radıyallâhu anh'ı kıssa anlatırken (şöyle) derken işittim: "Cünüp olarak fecir vaktine giren kimse oruç tutmasın!" Ben bunu Abdurrahman b. el-Hâris'e —babasına— zikrettim, o da bunu reddetti (inkâr etti). Bunun üzerine Abdurrahman gitti, ben de onunla beraber gittim; nihayet Âişe ve Ümmü Seleme radıyallâhu anhümâ'nın huzuruna girdik. Abdurrahman onlara bunu sordu. (Ravi) dedi ki: Onların her ikisi de (şöyle) dediler: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ihtilam (rüyalanma) olmaksızın cünüp olarak sabahlardı, sonra da oruç tutardı." (Ebû Bekir) dedi ki: Sonra çıktık ve Mervân'ın yanına girdik; Abdurrahman bu durumu ona zikretti. Mervân: "Ebû Hüreyre'ye gidip söylediklerini ona reddetmeni/geri çevirmeni senden kesinlikle istiyorum (emrediyorum)." dedi. (Ebû Bekir) dedi ki: Ebû Hüreyre'ye geldik — Ebû Bekir (el-Eşed b. Abdurrahman) tüm bu olanlara şahitti — Abdurrahman durumu ona anlattı. Ebû Hüreyre: "Bunu sana o ikisi (Âişe ve Ümmü Seleme) mi söyledi?" diye sordu. O da: "Evet." dedi. (Ebû Hüreyre): "Onlar daha iyi bilirler." dedi. Sonra Ebû Hüreyre bu konudaki sözünü el-Fazl b. el-Abbas'a dayandırdı ve: "Ben bunu el-Fazl'dan işitmiştim, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den işitmedim." dedi. (Ravi) dedi ki: Böylece Ebû Hüreyre bu konuda söylediklerinden rücu etti (vazgeçti). Ben (Abdurrahman b. el-Hâris) Abdülmelik'e: "O ikisi (Âişe ve Ümmü Seleme) bunu Ramazan için mi söylediler?" diye sordum. O da: "Böylece (Ramazan'da) ihtilam olmaksızın cünüp olarak sabahlardı, sonra da oruç tutardı." cevabını verdi.

1109_2. Hadis

وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، وَأَبِي، بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ قَدْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُدْرِكُهُ الْفَجْرُ فِي رَمَضَانَ وَهُوَ جُنُبٌ مِنْ غَيْرِ حُلُمٍ فَيَغْتَسِلُ وَيَصُومُ ‏.‏

Bana Harmele b. Yahyâ rivayet etti, bize İbn Vehb haber verdi, bana Yûnus, İbn Şihâb'dan haber verdi, o Urve b. ez-Zübeyr ve Ebû Bekir b. Abdurrahman'dan (naklen) rivayet etti ki; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşi Âişe şöyle demiştir: Ramazan'da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ihtilam (rüyalanma) olmaksızın cünüp olarak fecir vaktine ulaşırdı da (yıkanır) ve orucunu tutardı.

1109_3. Hadis

حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، - وَهُوَ ابْنُ الْحَارِثِ - عَنْ عَبْدِ رَبِّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبٍ الْحِمْيَرِيِّ، أَنَّ أَبَا بَكْرٍ، حَدَّثَهُ أَنَّ مَرْوَانَ أَرْسَلَهُ إِلَى أُمِّ سَلَمَةَ - رضى الله عنها - يَسْأَلُ عَنِ الرَّجُلِ يُصْبِحُ جُنُبًا أَيَصُومُ فَقَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصْبِحُ جُنُبًا مِنْ جِمَاعٍ لاَ مِنْ حُلُمٍ ثُمَّ لاَ يُفْطِرُ وَلاَ يَقْضِي ‏.‏

Bana Hârun b. Saîd el-Eylî rivayet etti, bize İbn Vehb rivayet etti, bana Amr —o İbnü'l-Hâris'tir— Abdü Rabbih'ten haber verdi, o Abdullah b. Ka'b el-Himyerî'den (naklen rivayet etti) ki; Ebû Bekir ona (Abdullah'a) şunu rivayet etmiştir: Mervân onu (Ebû Bekir'i), cünüp olarak sabahlayan kişinin oruç tutup tutamayacağını sormak üzere Ümmü Seleme radıyallâhu anhâ'ya gönderdi. (Ümmü Seleme) şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ihtilamdan (rüyalanmadan) değil, cimadan (cinsel ilişkiden) dolayı cünüp olarak sabahlardı, sonra ne orucunu bozardı ne de (o günü) kaza ederdi."

1109_4. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ عَبْدِ رَبِّهِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي، بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ عَنْ عَائِشَةَ، وَأُمِّ سَلَمَةَ زَوْجَىِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمَا قَالَتَا إِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيُصْبِحُ جُنُبًا مِنْ جِمَاعٍ غَيْرِ احْتِلاَمٍ فِي رَمَضَانَ ثُمَّ يَصُومُ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ rivayet etti, dedi ki: Mâlik'e; Abdü Rabbih b. Saîd'den, o Ebû Bekir b. Abdurrahman b. el-Hâris b. Hişâm'dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşleri Âişe ve Ümmü Seleme radıyallâhu anhümâ'dan (naklen) okudum ki; her ikisi de (şöyle) demişlerdir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ihtilam (rüyalanma) olmaksızın Ramazan'da cünüp olarak sabahlardı, sonra da oruç tutardı.

1110. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالَ ابْنُ أَيُّوبَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ، جَعْفَرٍ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، - وَهُوَ ابْنُ مَعْمَرِ بْنِ حَزْمٍ الأَنْصَارِيُّ أَبُو طُوَالَةَ - أَنَّ أَبَا يُونُسَ، مَوْلَى عَائِشَةَ أَخْبَرَهُ عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - أَنَّ رَجُلاً، جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَسْتَفْتِيهِ وَهِيَ تَسْمَعُ مِنْ وَرَاءِ الْبَابِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ تُدْرِكُنِي الصَّلاَةُ وَأَنَا جُنُبٌ أَفَأَصُومُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَأَنَا تُدْرِكُنِي الصَّلاَةُ وَأَنَا جُنُبٌ فَأَصُومُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ لَسْتَ مِثْلَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ غَفَرَ اللَّهُ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ وَاللَّهِ إِنِّي لأَرْجُو أَنْ أَكُونَ أَخْشَاكُمْ لِلَّهِ وَأَعْلَمَكُمْ بِمَا أَتَّقِي ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Eyyûb, Kuteybe ve İbn Hucr rivayet ettiler. İbn Eyyûb: Bize İsmail b. Ca'fer rivayet etti, dedi. (O da): Bana Abdullah b. Abdurrahman —ki o İbn Ma'mer b. Hazm el-Ensârî Ebû Tuvale'dir— haber verdi ki; Âişe'nin azatlısı Ebû Yûnus ona Âişe radıyallâhu anhâ'dan naklen (şöyle) haber vermiştir: Bir adam, —Âişe kapı arkasından dinlerken— Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e fetva sormaya geldi ve: "Ey Resûlullah! Ben cünüp iken namaz vakti bana ulaşıyor. (Bu durumda) oruç tutabilir miyim?" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (şöyle) buyurdu: "Bana da cünüp iken namaz vakti ulaşıyor da ben oruç tutuyorum." Bunun üzerine adam: "Ey Resûlullah! Siz bizim gibi değilsiniz; şüphesiz Allah Teâlâ sizin geçmiş ve gelecek günahlarınızı bağışlamıştır." dedi. (Nebi) şöyle buyurdu: "Vallâhi, şüphesiz ben Allah'tan en çok sakınanınız ve (O'na karşı) sakınacağım şeyleri en iyi bileniniz olmayı umuyorum."

1109_5. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ النَّوْفَلِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، أَنَّهُ سَأَلَ أُمَّ سَلَمَةَ - رضى الله عنها - عَنِ الرَّجُلِ يُصْبِحُ جُنُبًا أَيَصُومُ قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصْبِحُ جُنُبًا مِنْ غَيْرِ احْتِلاَمٍ ثُمَّ يَصُومُ ‏.‏

Bize Ahmed b. Osman en-Nevfelî rivayet etti, bize Ebû Âsım rivayet etti, bize İbn Cüreyc rivayet etti, bana Muhammed b. Yûsuf, Süleyman b. Yesâr'dan (naklen) haber verdi ki; o (Süleyman), Ümmü Seleme radıyallâhu anhâ'ya cünüp olarak sabahlayan kişinin oruç tutup tutamayacağını sormuş. (Ümmü Seleme) şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ihtilam (rüyalanma) olmaksızın cünüp olarak sabahlardı, sonra da oruç tutardı."

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.