1211_13. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَفْلَحَ بْنِ حُمَيْدٍ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُهِلِّينَ بِالْحَجِّ فِي أَشْهُرِ الْحَجِّ وَفِي حُرُمِ الْحَجِّ وَلَيَالِي الْحَجِّ حَتَّى نَزَلْنَا بِسَرِفَ فَخَرَجَ إِلَى أَصْحَابِهِ فَقَالَ " مَنْ لَمْ يَكُنْ مَعَهُ مِنْكُمْ هَدْىٌ فَأَحَبَّ أَنْ يَجْعَلَهَا عُمْرَةً فَلْيَفْعَلْ وَمَنْ كَانَ مَعَهُ هَدْىٌ فَلاَ " . فَمِنْهُمُ الآخِذُ بِهَا وَالتَّارِكُ لَهَا مِمَّنْ لَمْ يَكُنْ مَعَهُ هَدْىٌ فَأَمَّا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكَانَ مَعَهُ الْهَدْىُ وَمَعَ رِجَالٍ مِنْ أَصْحَابِهِ لَهُمْ قُوَّةٌ فَدَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا أَبْكِي فَقَالَ " مَا يُبْكِيكِ " . قُلْتُ سَمِعْتُ كَلاَمَكَ مَعَ أَصْحَابِكَ فَسَمِعْتُ بِالْعُمْرَةِ فَمُنِعْتُ الْعُمْرَةَ . قَالَ " وَمَا لَكِ " . قُلْتُ لاَ أُصَلِّي . قَالَ " فَلاَ يَضُرُّكِ فَكُونِي فِي حَجِّكِ فَعَسَى اللَّهُ أَنْ يَرْزُقَكِيهَا وَإِنَّمَا أَنْتِ مِنْ بَنَاتِ آدَمَ كَتَبَ اللَّهُ عَلَيْكِ مَا كَتَبَ عَلَيْهِنَّ " . قَالَتْ فَخَرَجْتُ فِي حَجَّتِي حَتَّى نَزَلْنَا مِنًى فَتَطَهَّرْتُ ثُمَّ طُفْنَا بِالْبَيْتِ وَنَزَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمُحَصَّبَ فَدَعَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَبِي بَكْرٍ فَقَالَ " اخْرُجْ بِأُخْتِكَ مِنَ الْحَرَمِ فَلْتُهِلَّ بِعُمْرَةٍ ثُمَّ لْتَطُفْ بِالْبَيْتِ فَإِنِّي أَنْتَظِرُكُمَا هَا هُنَا " . قَالَتْ فَخَرَجْنَا فَأَهْلَلْتُ ثُمَّ طُفْتُ بِالْبَيْتِ وَبِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ فَجِئْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ فِي مَنْزِلِهِ مِنْ جَوْفِ اللَّيْلِ فَقَالَ " هَلْ فَرَغْتِ " . قُلْتُ نَعَمْ . فَآذَنَ فِي أَصْحَابِهِ بِالرَّحِيلِ فَخَرَجَ فَمَرَّ بِالْبَيْتِ فَطَافَ بِهِ قَبْلَ صَلاَةِ الصُّبْحِ ثُمَّ خَرَجَ إِلَى الْمَدِينَةِ .
Bize Muhammed b. Abdillâh b. Nümeyr anlattı; bize İshak b. Süleyman anlattı. (İshak) Eflah b. Humeyd'den; (O) el-Kāsım'dan; (O da) Âişe radıyallâhu anhâ'dan (nakletmiştir). (Âişe) dedi ki: Hac aylarında, haccın hürmetinde (haram günlerinde) ve haccın gecelerinde Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte hacca niyet ederek yola çıktık. Nihayet Serif'e vardığımızda ashabının yanına çıkarak: 'İçinizden yanında kurbanlığı olmayan kimse, eğer niyetini umreye çevirmek isterse öyle yapsın! Yanında kurbanlığı olan ise (böyle yapmasın)!' buyurdu. Yanında kurbanlığı olmayanlardan kimisi buna uydu, kimisi uymadı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile ashabının zengin ricalinden bazılarının yanında ise kurbanlık vardı. Bir vakit Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ben ağlarken yanıma girdi ve: 'Seni ağlatan nedir?' diye sordu. Ben de: 'Ashabınla olan konuşmanı duydum, umre [vazifesini] işittim ama ben ondan mahrum kaldım (yapamıyorum).' deyince; 'Nen var?' diye sordu. 'Namaz kılamıyorum (hayızlıyım).' dedim. 'Bunun sana bir zararı olmaz; haccına devam et. Umulur ki Allah [sonradan] o umreyi sana nasip eder. Zira sen Âdem'in kızlarındansın; Allah onlara ne takdir ettiyse sana da onu takdir etmiştir.' buyurdu. Haccım için [Mekke dışına] çıktım. Nihayet Mina'ya geldiğimizde temizlendim ve Beyt'i tavaf ettik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [Mina dönüşü] Muhassab denilen mevkiye inince, Abdurrahman b. Ebî Bekir'i çağırdı ve: 'Kız kardeşini Harem bölgesinin dışına çıkar; orada umre için telbiye getirsin, sonra Beyt'i tavaf etsin. Ben de sizi burada bekliyorum.' buyurdu. Beraberce çıktık ve ben telbiye getirip Beyt'i, Safâ ve Merve'yi tavaf ettim. Gecenin bir vaktinde [konakladığı yere dönüp] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına vardık. (Nebi): 'Bitirdin mi?' diye sordu. 'Evet.' dedim. Bunun üzerine ashabına yola çıkma izni verdi; yola koyuldu; Beyt'e gelip sabah namazından evvel (veda) tavafını yaptı ve sonra Medine'ye hareket etti.