Hac Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1211_20. Hadis

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا وَقَالَ، إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلاَ نَرَى إِلاَّ أَنَّهُ الْحَجُّ فَلَمَّا قَدِمْنَا مَكَّةَ تَطَوَّفْنَا بِالْبَيْتِ فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَنْ لَمْ يَكُنْ سَاقَ الْهَدْىَ أَنْ يَحِلَّ - قَالَتْ - فَحَلَّ مَنْ لَمْ يَكُنْ سَاقَ الْهَدْىَ وَنِسَاؤُهُ لَمْ يَسُقْنَ الْهَدْىَ فَأَحْلَلْنَ ‏.‏ قَالَتْ عَائِشَةُ فَحِضْتُ فَلَمْ أَطُفْ بِالْبَيْتِ فَلَمَّا كَانَتْ لَيْلَةُ الْحَصْبَةِ - قَالَتْ - قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ يَرْجِعُ النَّاسُ بِعُمْرَةٍ وَحَجَّةٍ وَأَرْجِعُ أَنَا بِحَجَّةٍ قَالَ ‏"‏ أَوَمَا كُنْتِ طُفْتِ لَيَالِيَ قَدِمْنَا مَكَّةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ قُلْتُ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَاذْهَبِي مَعَ أَخِيكِ إِلَى التَّنْعِيمِ فَأَهِلِّي بِعُمْرَةٍ ثُمَّ مَوْعِدُكِ مَكَانَ كَذَا وَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ صَفِيَّةُ مَا أُرَانِي إِلاَّ حَابِسَتَكُمْ قَالَ ‏"‏ عَقْرَى حَلْقَى أَوَمَا كُنْتِ طُفْتِ يَوْمَ النَّحْرِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ بَلَى ‏.‏ قَالَ ‏"‏ لاَ بَأْسَ انْفِرِي ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ عَائِشَةُ فَلَقِيَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مُصْعِدٌ مِنْ مَكَّةَ وَأَنَا مُنْهَبِطَةٌ عَلَيْهَا أَوْ أَنَا مُصْعِدَةٌ وَهُوَ مُنْهَبِطٌ مِنْهَا ‏.‏ وَقَالَ إِسْحَاقُ مُتَهَبِّطَةٌ وَمُتَهَبِّطٌ ‏.‏

Bize Züheyr b. Harb ve İshak b. İbrahim anlattılar. Züheyr 'anlattı', İshak ise 'haber verdi' diyerek; Cerîr'in, Mansûr'dan; onun İbrahim'den; onun el-Esved'den; onun da Âişe radıyallâhu anhâ'dan naklettiğini bildirdiler. (Âişe) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yola çıktığımızda sadece haccı [niyet etmeyi] düşünüyorduk. Mekke'ye vardığımızda Beyt'i tavaf ettik. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanında kurbanlık getirmeyenlere ihramdan çıkmalarını emretti. Yanında kurbanlığı olmayanlar ihramdan çıktı; Nebi'nin eşleri de beraberlerinde kurbanlık getirmemişlerdi, onlar da ihramdan çıktılar. Âişe şöyle devam etti: 'Ancak ben hayız olduğum için [vakti gelince kudüm dışındaki] tavafı yapamadım. Hasbe gecesi girdiğinde: "Ey Allah'ın Resûlü! Millet hem umre hem hac sevabıyla dönüyor, bense sadece tek bir hac ile mi döneceğim?" dedim. (Nebi): "Mekke'ye ulaştığımız ilk gecelerde tavaf etmemiş miydin?" diye sorunca; "Hayır!" dedim. Bunun üzerine: "Öyleyse kardeşinle birlikte Ten'îm'e git ve umre için telbiye getir; sonra seninle filan mevkide buluşuruz!" buyurdu. [Bu esnada] Safiyye: "Kendimi, sizi [yolunuzdan] alıkoyacak bir halde görüyorum (çünkü hayız oldum)." deyince; (Nebi ona): "Vah nasipsiz! Nahr günü tavaf yapmamış mıydın?" dedi. Safiyye: "Evet, yapmıştım." deyince; "O halde sorun yok; haydi yola çık!" buyurdu. Âişe dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke'den yukarı doğru çıkarken, ben de [umremi tamamlayıp] oraya inerken karşılaştık. —İshak (rivayetinde iniş halini bildiren) mütehebbitah ve mütehebbit lafızlarını kullanmıştır—.'