1211_22. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ جَمِيعًا عَنْ غُنْدَرٍ، - قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، - حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ، عَنْ ذَكْوَانَ، مَوْلَى عَائِشَةَ عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - أَنَّهَا قَالَتْ قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَرْبَعٍ مَضَيْنَ مِنْ ذِي الْحِجَّةِ أَوْ خَمْسٍ فَدَخَلَ عَلَىَّ وَهُوَ غَضْبَانُ فَقُلْتُ مَنْ أَغْضَبَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَدْخَلَهُ اللَّهُ النَّارَ . قَالَ " أَوَمَا شَعَرْتِ أَنِّي أَمَرْتُ النَّاسَ بِأَمْرٍ فَإِذَا هُمْ يَتَرَدَّدُونَ قَالَ الْحَكَمُ كَأَنَّهُمْ يَتَرَدَّدُونَ أَحْسِبُ - وَلَوْ أَنِّي اسْتَقْبَلْتُ مِنْ أَمْرِي مَا اسْتَدْبَرْتُ مَا سُقْتُ الْهَدْىَ مَعِي حَتَّى أَشْتَرِيَهُ ثُمَّ أَحِلُّ كَمَا حَلُّوا " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe, Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattılar. Hepsi Gunder'den (naklettiler). İbn el-Müsennâ: 'Bize Muhammed b. Cafer, Şu'be'den anlattı.' dedi. (Şu'be) el-Hakem'den; o Ali b. el-Hüseyin'den; o Âişe'nin azatlısı Zekvân'dan; o da Âişe radıyallâhu anhâ'dan (nakletmiştir). (Âişe) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Zilhicce'nin dördüncü veya beşinci günü [Mekke'ye] ulaştı. [Bir ara] yanıma girdi; öfkeli görünüyordu. 'Ey Allah'ın Resûlü! Seni kim öfkelendirdi? Allah onu ateşe atsın!' dedim. (Nebi): 'İnsanlara bir emir verdiğim halde onların bu hususta duraksadıklarını (tereddüt ettiklerini) görmüyor musun?' buyurdu. —Ravi Hakem, 'duraksadıklarını' [yetereddüdûn] kelimesini kullandığını sanmaktadır—. [Nebi devamla]: 'Eğer şimdiki düşüncem olsaydı yanımda kurbanlık getirmez, ihtiyaç duyunca satın alırdım. Böylece onların ihramdan çıktığı gibi ben de çıkardım.' buyurdu.