1406_11. Hadis
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، قَالَ ابْنُ شِهَابٍ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الزُّبَيْرِ، قَامَ بِمَكَّةَ فَقَالَ إِنَّ نَاسًا - أَعْمَى اللَّهُ قُلُوبَهُمْ كَمَا أَعْمَى أَبْصَارَهُمْ - يُفْتُونَ بِالْمُتْعَةِ - يُعَرِّضُ بِرَجُلٍ - فَنَادَاهُ فَقَالَ إِنَّكَ لَجِلْفٌ جَافٍ فَلَعَمْرِي لَقَدْ كَانَتِ الْمُتْعَةُ تُفْعَلُ عَلَى عَهْدِ إِمَامِ الْمُتَّقِينَ - يُرِيدُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - فَقَالَ لَهُ ابْنُ الزُّبَيْرِ فَجَرِّبْ بِنَفْسِكَ فَوَاللَّهِ لَئِنْ فَعَلْتَهَا لأَرْجُمَنَّكَ بِأَحْجَارِكَ . قَالَ ابْنُ شِهَابٍ فَأَخْبَرَنِي خَالِدُ بْنُ الْمُهَاجِرِ بْنِ سَيْفِ اللَّهِ أَنَّهُ بَيْنَا هُوَ جَالِسٌ عِنْدَ رَجُلٍ جَاءَهُ رَجُلٌ فَاسْتَفْتَاهُ فِي الْمُتْعَةِ فَأَمَرَهُ بِهَا فَقَالَ لَهُ ابْنُ أَبِي عَمْرَةَ الأَنْصَارِيُّ مَهْلاً . قَالَ مَا هِيَ وَاللَّهِ لَقَدْ فُعِلَتْ فِي عَهْدِ إِمَامِ الْمُتَّقِينَ . قَالَ ابْنُ أَبِي عَمْرَةَ إِنَّهَا كَانَتْ رُخْصَةً فِي أَوَّلِ الإِسْلاَمِ لِمَنِ اضْطُرَّ إِلَيْهَا كَالْمَيْتَةِ وَالدَّمِ وَلَحْمِ الْخِنْزِيرِ ثُمَّ أَحْكَمَ اللَّهُ الدِّينَ وَنَهَى عَنْهَا . قَالَ ابْنُ شِهَابٍ وَأَخْبَرَنِي رَبِيعُ بْنُ سَبْرَةَ الْجُهَنِيُّ أَنَّ أَبَاهُ قَالَ قَدْ كُنْتُ اسْتَمْتَعْتُ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم امْرَأَةً مِنْ بَنِي عَامِرٍ بِبُرْدَيْنِ أَحْمَرَيْنِ ثُمَّ نَهَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمُتْعَةِ . قَالَ ابْنُ شِهَابٍ وَسَمِعْتُ رَبِيعَ بْنَ سَبْرَةَ يُحَدِّثُ ذَلِكَ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ وَأَنَا جَالِسٌ .
Bana Harmele b. Yahya da anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; Yunus bana haber verdi; İbn Şihab dedi ki: Urve b. ez-Zübeyr bana şöyle haber verdi: Abdullah b. ez-Zübeyr Mekke'de ayağa kalkarak şöyle dedi: “Şüphesiz bazı insanlar var ki —Allah, gözlerini kör ettiği gibi kalplerini de kör etmiştir— mut'a hakkında [caizdir diye] fetva veriyorlar.” —Bunu söyleyerek bir adamı kastediyordu—. O adam ona seslenerek şöyle dedi: “Şüphesiz sen kaba ve anlayışsız [Cilfün câf] birisin. Ömrüme yemin olsun ki; mut'a, Muttakilerin Önderi —Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i kastediyor— döneminde uygulanmaktaydı.” İbnü'l-Zübeyr ona: “Öyleyse bir de kendin dene bakalım! Vallahi eğer bunu yaparsan, seni taşlarla (recm ederek) cezalandırırım!” dedi. İbn Şihab dedi ki: Halid b. el-Muhâcir b. Seyfullah bana şöyle haber verdi: O, bir adamın yanında otururken yanına bir kimse gelerek mut'a hakkında fetva sordu; o adam da ona mut'anın [caiz olduğunu] söyledi. Bunun üzerine İbn Ebi Amre el-Ensârî ona: “Acele etme!” dedi. Adam: “Neden? Vallahi mut'a, Muttakilerin Önderi döneminde uygulandı,” dedi. İbn Ebi Amre ise: “Şüphesiz o, İslam'ın başında, mecburiyet [Iztırâr] hali içinde kalan kimseler için; tıpkı ölü eti [Meyte], kan ve domuz eti gibi [geçici] bir ruhsattı. Daha sonra Allah dini kâmil hale getirdi ve onu nehyetti,” dedi. İbn Şihab dedi ki: Rebi' b. Sebre el-Cühenî bana şöyle haber verdi: Babası [Sebre] şöyle demiştir: “Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde, iki kırmızı Bürd (çizgili kumaş) karşılığında Benî Âmir'den bir kadınla mut'a yapmıştım. Daha sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizi mut'adan nehyetti.” İbn Şihab dedi ki: Ben de Rebi' b. Sebre'yi, bunları Ömer b. Abdülaziz'e anlatırken bizzat yanında oturup işittim.