1440_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ، أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كُنَّا نَعْزِلُ وَالْقُرْآنُ يَنْزِلُ . زَادَ إِسْحَاقُ قَالَ سُفْيَانُ لَوْ كَانَ شَيْئًا يُنْهَى عَنْهُ لَنَهَانَا عَنْهُ الْقُرْآنُ
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ve İshak b. İbrahim anlattılar. İshak: “Bize haber verdi” dedi; Ebu Bekir ise: “Bize anlattı” dedi. [Dediler ki]: Bize Süfyân, Amr’dan, o Atâ’dan, o da Câbir’den [naklen] anlattı; dedi ki: “Kur’an inmeye devam ederken biz azil yapıyorduk.” İshak [kendi rivayetinde şu fazlalığı] ekledi: Süfyân dedi ki: “Eğer o (azil), kendisinden nehyedilecek (yasaklanacak) bir şey olsaydı, Kur’an bizi ondan kesinlikle nehyederdi (yasaklardı).”