938_5. Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ حَفْصَةَ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، قَالَتْ كُنَّا نُنْهَى أَنْ نُحِدَّ عَلَى مَيِّتٍ فَوْقَ ثَلاَثٍ إِلاَّ عَلَى زَوْجٍ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا وَلاَ نَكْتَحِلُ وَلاَ نَتَطَيَّبُ وَلاَ نَلْبَسُ ثَوْبًا مَصْبُوغًا وَقَدْ رُخِّصَ لِلْمَرْأَةِ فِي طُهْرِهَا إِذَا اغْتَسَلَتْ إِحْدَانَا مِنْ مَحِيضِهَا فِي نُبْذَةٍ مِنْ قُسْطٍ وَأَظْفَارٍ .
Bana Ebü'r-Rebî' ez-Zehrânî anlattı, bize Hammâd anlattı, bize Eyyûb, Hafsa'dan, [o da] Ümmü Atiyye'den [naklen] şöyle dedi: Bize, kocası dışındaki bir ölü için üç günden fazla yas tutmamız yasaklanırdı. Kocası için ise dört ay on gün yas tutardık. (Bu yas süresince) sürme çekmez, koku sürünmez ve boyanmış elbise giymezdik. Birimiz hayızdan temizlendiği (yıkandığı) vakit, bir parça kist ve azfâr (kullanmamıza) izin verilmişti.