241_3. Hadis
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، وَأَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ جَمِيعًا عَنْ أَبِي عَوَانَةَ، - قَالَ أَبُو كَامِلٍ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، - عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ يُوسُفَ بْنِ مَاهَكَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ تَخَلَّفَ عَنَّا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ سَافَرْنَاهُ فَأَدْرَكَنَا وَقَدْ حَضَرَتْ صَلاَةُ الْعَصْرِ فَجَعَلْنَا نَمْسَحُ عَلَى أَرْجُلِنَا فَنَادَى " وَيْلٌ لِلأَعْقَابِ مِنَ النَّارِ " .
Şeyban b. Ferrûh ve Ebu Kamil el-Cahderi bize tahdis etti. Ebu Kamil: “Ebu Avane bize tahdis etti,” dedi. Ebu Bişr’den; [o] Yusuf b. Mâhek’ten; [o da] Abdullah b. Amr’dan [nakletti]. O dedi ki: Çıktığımız bir seferde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bizden geride kalmıştı. İkindi namazı vakti girdiğinde bize yetişti. Biz [aceleden] ayaklarımızın üzerine [sadece] mesh etmeye başlamıştık. Bunun üzerine: “Ateşten dolayı topukların vay haline!” diye nida etti.