1617_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ الْمُقَدَّمِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ مَعْدَانَ بْنِ، أَبِي طَلْحَةَ أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، خَطَبَ يَوْمَ جُمُعَةٍ فَذَكَرَ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَذَكَرَ أَبَا بَكْرٍ ثُمَّ قَالَ إِنِّي لاَ أَدَعُ بَعْدِي شَيْئًا أَهَمَّ عِنْدِي مِنَ الْكَلاَلَةِ مَا رَاجَعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي شَىْءٍ مَا رَاجَعْتُهُ فِي الْكَلاَلَةِ وَمَا أَغْلَظَ لِي فِي شَىْءٍ مَا أَغْلَظَ لِي فِيهِ حَتَّى طَعَنَ بِإِصْبَعِهِ فِي صَدْرِي وَقَالَ " يَا عُمَرُ أَلاَ تَكْفِيكَ آيَةُ الصَّيْفِ الَّتِي فِي آخِرِ سُورَةِ النِّسَاءِ " . وَإِنِّي إِنْ أَعِشْ أَقْضِ فِيهَا بِقَضِيَّةٍ يَقْضِي بِهَا مَنْ يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَمَنْ لاَ يَقْرَأُ الْقُرْآنَ .
Bize Muhammed b. Ebî Bekir el-Mukaddemî ve Muhammed b. el-Müsennâ anlattılar; lafız İbnü'l-Müsennâ'nındır. Dediler ki: Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; bize Hişâm anlattı; bize Katâde, Sâlim b. Ebî'l-Ca'd'dan; o da Ma'dân b. Ebî Talha'dan [naklen] anlattı ki: Ömer b. el-Hattâb bir cuma günü hutbe verdi. Allah'ın Nebîsi sallallâhu aleyhi ve sellem'i ve Ebû Bekir'i zikrettikten sonra şöyle dedi: “Ben ardımda benim için kelâle (babasız ve çocuksuz ölenin mirası) meselesinden daha önemli hiçbir şey bırakmıyorum. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e hiçbir konuda, kelâle konusunda müracaat ettiğim (tekrar tekrar sorduğum) kadar müracaat etmedim. O da bana hiçbir konuda, bu konuda davrandığı kadar sert davranmadı; hatta parmağıyla göğsüme vurarak: ‘Ey Ömer! Nisâ suresinin sonundaki sayf (yaz mevsiminde inen) ayeti sana yetmiyor mu?’ buyurdu. Eğer yaşarsam, o (kelâle) hakkında öyle bir hüküm vereceğim ki, Kur'an okuyan da okumayan da onunla hükmedecektir.”