Hibeler Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1625_11. Hadis

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ رَافِعٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ أَعْمَرَتِ امْرَأَةٌ بِالْمَدِينَةِ حَائِطًا لَهَا ابْنًا لَهَا ثُمَّ تُوُفِّيَ وَتُوُفِّيَتْ بَعْدَهُ وَتَرَكَتْ وَلَدًا وَلَهُ إِخْوَةٌ بَنُونَ لِلْمُعْمِرَةِ فَقَالَ وَلَدُ الْمُعْمِرَةِ رَجَعَ الْحَائِطُ إِلَيْنَا وَقَالَ بَنُو الْمُعْمَرِ بَلْ كَانَ لأَبِينَا حَيَاتَهُ وَمَوْتَهُ ‏.‏ فَاخْتَصَمُوا إِلَى طَارِقٍ مَوْلَى عُثْمَانَ فَدَعَا جَابِرًا فَشَهِدَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْعُمْرَى لِصَاحِبِهَا فَقَضَى بِذَلِكَ طَارِقٌ ثُمَّ كَتَبَ إِلَى عَبْدِ الْمَلِكِ فَأَخْبَرَهُ ذَلِكَ وَأَخْبَرَهُ بِشَهَادَةِ جَابِرٍ فَقَالَ عَبْدُ الْمَلِكِ صَدَقَ جَابِرٌ ‏.‏ فَأَمْضَى ذَلِكَ طَارِقٌ ‏.‏ فَإِنَّ ذَلِكَ الْحَائِطَ لِبَنِي الْمُعْمَرِ حَتَّى الْيَوْمِ ‏.‏

Bana Muhammed b. Râfi' ve İshâk b. Mansûr anlattılar. —Lafız İbn Râfi'ye aittir.— Her ikisi de şöyle dediler: Bize Abdurrezzâk anlattı; bize İbn Cüreyc haber verdi; bana Ebû'z-Zübeyr, Câbir'den [şunları] haber verdi: [Câbir] dedi ki: Medine'de bir kadın, kendine ait bir bahçeyi oğluna umrâ (hayat boyu hibe) olarak verdi. Sonra [oğlu] vefat etti; [kadın da] ondan sonra vefat etti. [Adam arkasında] bir çocuk bıraktı; mu'mire'nin (hibe eden kadının) de [başka] erkek çocukları vardı. Mu'mire'nin çocukları: “Bahçe bize geri döndü” dediler. Mu'mer'in (kendisine hibe edilenin) çocukları ise: “Hayır, o babamızın sağlığında da vefatından sonra da ona aitti” dediler. [Bunun üzerine] Osmân'ın azatlısı Târık'a başvurup davalaştılar. [Târık], Câbir'i çağırdı. [Câbir], Resulullah [sallallâhu aleyhi ve sellem]'in umrâ'nın [kendisine hibe edilen] kişiye ait olduğuna [hükmettiğine] dair şahitlik etti. Târık da buna göre hükmetti. Sonra Abdülmelik'e [durumu] yazdı; ona hem bunu hem de Câbir'in şahitliğini bildirdi. Abdülmelik: “Câbir doğru söylemiş” dedi. [Bunun üzerine] Târık bu [hükmü] kesinleştirip uyguladı. İşte o bahçe bugün dahi mu'mer'in çocuklarına aittir.