Kasâme, Muharipler (Yol Kesenler), Kısas ve Diyetler Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1669_2. Hadis

وَحَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْقَوَارِيرِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، وَرَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، أَنَّ مُحَيِّصَةَ بْنَ مَسْعُودٍ، وَعَبْدَ، اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ انْطَلَقَا قِبَلَ خَيْبَرَ فَتَفَرَّقَا فِي النَّخْلِ فَقُتِلَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَهْلٍ فَاتَّهَمُوا الْيَهُودَ فَجَاءَ أَخُوهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ وَابْنَا عَمِّهِ حُوَيِّصَةُ وَمُحَيِّصَةُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَتَكَلَّمَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ فِي أَمْرِ أَخِيهِ وَهُوَ أَصْغَرُ مِنْهُمْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَبِّرِ الْكُبْرَ - أَوْ قَالَ - لِيَبْدَإِ الأَكْبَرُ ‏"‏ ‏.‏ فَتَكَلَّمَا فِي أَمْرِ صَاحِبِهِمَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يُقْسِمُ خَمْسُونَ مِنْكُمْ عَلَى رَجُلٍ مِنْهُمْ فَيُدْفَعُ بِرُمَّتِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا أَمْرٌ لَمْ نَشْهَدْهُ كَيْفَ نَحْلِفُ قَالَ ‏"‏ فَتُبْرِئُكُمْ يَهُودُ بِأَيْمَانِ خَمْسِينَ مِنْهُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَوْمٌ كُفَّارٌ قَالَ فَوَدَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ قِبَلِهِ ‏.‏ قَالَ سَهْلٌ فَدَخَلْتُ مِرْبَدًا لَهُمْ يَوْمًا فَرَكَضَتْنِي نَاقَةٌ مِنْ تِلْكَ الإِبِلِ رَكْضَةً بِرِجْلِهَا ‏.‏ قَالَ حَمَّادٌ هَذَا أَوْ نَحْوَهُ ‏.‏

Bana Ubeydullah b. Ömer el-Kavârîrî de anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; bize Yahyâ b. Saîd, Buşeyr b. Yesâr’dan; o da Sehl b. Ebî Hasme ve Râfi' b. Hadîc’den [naklederek şunları] anlattı: Muhayyisa b. Mes’ûd ile Abdullah b. Sehl, Hayber tarafına gitmişlerdi. Hurmalıklar arasında birbirlerinden ayrıldılar. Sonra Abdullah b. Sehl öldürüldü. [Müslümanlar katil olarak] Yahudileri itham ettiler. Bunun üzerine [Abdullah’ın] kardeşi Abdurrahman ile amcasının oğulları Huveyyisa ve Muhayyisa, Peygamber [sallallâhu aleyhi ve sellem]’e geldiler. Abdurrahman —ki onlardan daha gençti— kardeşinin davası hakkında konuşmaya başladı. Resulullah [sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Yaşça büyük olanı öne al (kebbir el-kübra) —yahut— konuşmaya büyük olan başlasın!” buyurdu. Bunun üzerine o iki arkadaşı, dostlarının davası hakkında konuştular. Resulullah [sallallâhu aleyhi ve sellem]: “İçinizden elli kişi, onlardan [şüpheli] bir adam aleyhine yemin ederse, o kişi [kendisine kısas uygulanmak üzere] size tamamen (bi-rummetihî) teslim edilir” buyurdu. Onlar: “Şahit olmadığımız bir iş için nasıl yemin ederiz?” dediler. [Resulullah]: “O halde Yahudiler, içlerinden elli kişinin edeceği yeminle sizi [iddianızdan] kurtarsınlar?” buyurdu. Onlar: “Ey Allah'ın Elçisi! [Onlar] kâfir bir topluluktur [yeminlerine nasıl güvenilir]?” dediler. Bunun üzerine Resulullah [sallallâhu aleyhi ve sellem] o maktulün diyetini (vedehu) bizzat kendisi ödedi. Sehl [b. Ebî Hasme] dedi ki: “Bir gün onlara ait bir deve yatağına (mirbed) girmiştim de o deveden (diyet develerinden) bir dişi deve ayağıyla beni bir kez tekmeledi.” Hammâd: “Bu şekilde ya da buna benzer [bir rivayet nakletti]” dedi.