1840_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ - وَتَقَارَبُوا فِي اللَّفْظِ - قَالُوا حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَرِيَّةً وَاسْتَعْمَلَ عَلَيْهِمْ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ وَأَمَرَهُمْ أَنْ يَسْمَعُوا لَهُ وَيُطِيعُوا فَأَغْضَبُوهُ فِي شَىْءٍ فَقَالَ اجْمَعُوا لِي حَطَبًا . فَجَمَعُوا لَهُ ثُمَّ قَالَ أَوْقِدُوا نَارًا . فَأَوْقَدُوا ثُمَّ قَالَ أَلَمْ يَأْمُرْكُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ تَسْمَعُوا لِي وَتُطِيعُوا قَالُوا بَلَى . قَالَ فَادْخُلُوهَا . قَالَ فَنَظَرَ بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ فَقَالُوا إِنَّمَا فَرَرْنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ النَّارِ . فَكَانُوا كَذَلِكَ وَسَكَنَ غَضَبُهُ وَطُفِئَتِ النَّارُ فَلَمَّا رَجَعُوا ذَكَرُوا ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " لَوْ دَخَلُوهَا مَا خَرَجُوا مِنْهَا إِنَّمَا الطَّاعَةُ فِي الْمَعْرُوفِ " .
Ve bize Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr, Züheyr b. Harb ve Ebu Saîd el-Eşecc anlattı -lafızları birbirine yakındır-. Dediler ki: Bize Vekî' anlattı; bize A'meş anlattı; Saîd b. Ubeyde'den; Ebu Abdurrahman'dan; Ali'den [naklen]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir seriyye gönderdi ve başlarına Ansâr'dan bir adamı memur tayin etti. Onlara onu dinleyip itaat etmelerini emretti. Askerler bir konuda onu öfkelendirdiler. Bunun üzerine komutan: “Benim için odun toplayın!” dedi. Topladılar. Sonra: “Ateş yakın!” dedi. Yaktılar. Sonra: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni dinleyip bana itaat etmenizi emretmedi mi?” dedi. “Evet” dediler. Komutan: “Öyleyse ateşe girin!” dedi. Dedi ki: Askerler birbirlerine baktılar ve: “Biz zaten ateşten kurtulmak için Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sığındık!” dediler. Onlar bu hal üzerindeyken komutanın öfkesi dindi ve ateş söndü. Döndüklerinde durumu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e zikrettiler. [Nebi]: “Eğer ona girselerdi, ondan asla çıkamazlardı. İtaat ancak maruf olan işlerdedir” buyurdu.