1818_1. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ، - يَعْنِيَانِ الْحِزَامِيَّ ح وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، كِلاَهُمَا عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَفِي حَدِيثِ زُهَيْرٍ يَبْلُغُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم . وَقَالَ عَمْرٌو رِوَايَةً " النَّاسُ تَبَعٌ لِقُرَيْشٍ فِي هَذَا الشَّأْنِ مُسْلِمُهُمْ لِمُسْلِمِهِمْ وَكَافِرُهُمْ لِكَافِرِهِمْ " .
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb ve Kuteybe b. Saîd anlattı. Dediler ki: Bize el-Mugîre -yani el-Hizâmî- anlattı. Ve bize Züheyr b. Harb ve Amr en-Nâkıd anlattı. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. Her ikisi de Ebu'z-Zinâd'dan; el-A'rec'den; Ebu Hureyre'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki -Züheyr'in hadisinde Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e ulaşan bir rivayet olarak, Amr'ın hadisinde ise doğrudan rivayet olarak geçmektedir-: “İnsanlar şu iş [hilafet] konusunda Kureyş'e tabidirler; Müslümanları onların Müslümanlarına, kâfirleri de onların kâfirlerine tabidir.”
1818_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " النَّاسُ تَبَعٌ لِقُرَيْشٍ فِي هَذَا الشَّأْنِ مُسْلِمُهُمْ تَبَعٌ لِمُسْلِمِهِمْ وَكَافِرُهُمْ تَبَعٌ لِكَافِرِهِمْ " .
Bize Muhammed b. Râfi anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; bize Ma'mer haber verdi; Hemmâm b. Münebbih'ten; dedi ki: Bu, Ebu Hureyre'nin bize Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den anlattığıdır. [Ravi] bazı hadisler zikretti, onlardan biri de şudur: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “İnsanlar şu iş konusunda Kureyş'e tabidirler; Müslümanları Müslümanlarına, kâfirleri de kâfirlerine tabidir.”
1819. Hadis
وَحَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ الْحَارِثِيُّ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، حَدَّثَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " النَّاسُ تَبَعٌ لِقُرَيْشٍ فِي الْخَيْرِ وَالشَّرِّ " .
Ve bana Yahyâ b. Habîb el-Hârisî anlattı; bize Ravh anlattı; bize İbn Cüreyc anlattı; bana Ebu'z-Zübeyr haber verdi; o Câbir b. Abdullah'ı şöyle derken işitmiş: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “İnsanlar hayırda da şerde de Kureyş'e tabidirler.”
1820. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يُونُسَ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَزَالُ هَذَا الأَمْرُ فِي قُرَيْشٍ مَا بَقِيَ مِنَ النَّاسِ اثْنَانِ " .
Ve bize Ahmed b. Abdullah b. Yûnus anlattı; bize Âsım b. Muhammed b. Zeyd anlattı; babasından; Abdullah'ın şöyle dediğini nakletti: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “İnsanlardan iki kişi kaldığı sürece, bu iş Kureyş'te kalmaya devam edecektir.”
1821_1. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ح وَحَدَّثَنَا رِفَاعَةُ بْنُ الْهَيْثَمِ الْوَاسِطِيُّ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ اللَّهِ الطَّحَّانَ - عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ دَخَلْتُ مَعَ أَبِي عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " إِنَّ هَذَا الأَمْرَ لاَ يَنْقَضِي حَتَّى يَمْضِيَ فِيهِمُ اثْنَا عَشَرَ خَلِيفَةً " . قَالَ ثُمَّ تَكَلَّمَ بِكَلاَمٍ خَفِيَ عَلَىَّ - قَالَ - فَقُلْتُ لأَبِي مَا قَالَ قَالَ " كُلُّهُمْ مِنْ قُرَيْشٍ " .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Cerîr anlattı; Husayn'dan; Câbir b. Semure'den; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim... Ve bize Rifâa b. el-Heysem el-Vâsıtî anlattı -lafız ona aittir-; bize Hâlid -yani İbn Abdullah et-Tahhân- anlattı; Husayn'dan; Câbir b. Semure'den; dedi ki: Babamla beraber Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına girdim. O'nu şöyle buyururken işittim: “Aralarında on iki halife gelip geçmedikçe, bu iş sona ermeyecektir.” Câbir dedi ki: Sonra Nebi benden gizli kalan bir söz söyledi. Babama: “Ne dedi?” diye sordum. Babam: “‘Hepsi Kureyş'tendir’ dedi” cevabını verdi.
1821_2. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يَزَالُ أَمْرُ النَّاسِ مَاضِيًا مَا وَلِيَهُمُ اثْنَا عَشَرَ رَجُلاً " . ثُمَّ تَكَلَّمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِكَلِمَةٍ خَفِيَتْ عَلَىَّ فَسَأَلْتُ أَبِي مَاذَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " كُلُّهُمْ مِنْ قُرَيْشٍ " .
Bize İbn Ebî Ömer anlattı; bize Süfyân anlattı; Abdülmelik b. Umeyr'den; Câbir b. Semure'den; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “Başlarında on iki adam bulunduğu sürece insanların işi yürümeye devam edecektir.” Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem benden gizli kalan bir kelime söyledi. Babama: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ne dedi?” diye sordum. Babam: “‘Hepsi Kureyş'tendir’ dedi” cevabını verdi.
1821_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْحَدِيثِ وَلَمْ يَذْكُرْ " لاَ يَزَالُ أَمْرُ النَّاسِ مَاضِيًا " .
Ve bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Ebu Avâne anlattı; Simâk'tan; Câbir b. Semure'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; bu hadisi [nakletti]. Ancak bu rivayette: “İnsanların işi yürümeye devam edecektir” ifadesini zikretmedi.
1821_4. Hadis
حَدَّثَنَا هَدَّابُ بْنُ خَالِدٍ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ سَمُرَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يَزَالُ الإِسْلاَمُ عَزِيزًا إِلَى اثْنَىْ عَشَرَ خَلِيفَةً " . ثُمَّ قَالَ كَلِمَةً لَمْ أَفْهَمْهَا فَقُلْتُ لأَبِي مَا قَالَ فَقَالَ " كُلُّهُمْ مِنْ قُرَيْشٍ " .
Bize Heddâb b. Hâlid el-Ezdî anlattı; bize Hammâd b. Seleme anlattı; Simâk b. Harb'den; dedi ki: Câbir b. Semure'yi şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “On iki halife gelinceye kadar İslam aziz kalmaya devam edecektir.” Sonra anlayamadığım bir kelime söyledi. Babama: “Ne dedi?” diye sordum. Babam: “‘Hepsi Kureyş'tendir’ dedi” cevabını verdi.
1821_5. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ دَاوُدَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَابِرِ، بْنِ سَمُرَةَ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَزَالُ هَذَا الأَمْرُ عَزِيزًا إِلَى اثْنَىْ عَشَرَ خَلِيفَةً " . قَالَ ثُمَّ تَكَلَّمَ بِشَىْءٍ لَمْ أَفْهَمْهُ فَقُلْتُ لأَبِي مَا قَالَ فَقَالَ " كُلُّهُمْ مِنْ قُرَيْشٍ " .
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ebu Muâviye anlattı; Dâvud'dan; Şa'bî'den; Câbir b. Semure'den; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “On iki halife gelinceye kadar bu iş aziz kalmaya devam edecektir.” Dedi ki: Sonra anlayamadığım bir şey söyledi. Babama: “Ne dedi?” diye sordum. Babam: “‘Hepsi Kureyş'tendir’ dedi” cevabını verdi.
1821_6. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ النَّوْفَلِيُّ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَزْهَرُ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ انْطَلَقْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَعِي أَبِي فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " لاَ يَزَالُ هَذَا الدِّينُ عَزِيزًا مَنِيعًا إِلَى اثْنَىْ عَشَرَ خَلِيفَةً " . فَقَالَ كَلِمَةً صَمَّنِيهَا النَّاسُ فَقُلْتُ لأَبِي مَا قَالَ قَالَ " كُلُّهُمْ مِنْ قُرَيْشٍ " .
Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı; bize Yezîd b. Zürey' anlattı; bize İbn Avn anlattı. Ve bize Ahmed b. Osmân en-Nevfelî anlattı -lafız ona aittir-; bize Ezher anlattı; bize İbn Avn anlattı; Şa'bî'den; Câbir b. Semure'den; dedi ki: Yanımda babam olduğu halde Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gittim. O'nu şöyle buyururken işittim: “On iki halife gelinceye kadar bu din aziz ve güçlü kalmaya devam edecektir.” Sonra insanların gürültüsünden dolayı duyamadığım bir kelime söyledi. Babama: “Ne dedi?” diye sordum. Babam: “‘Hepsi Kureyş'tendir’ dedi” cevabını verdi.
1822_1. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ قَالاَ حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، - وَهُوَ ابْنُ إِسْمَاعِيلَ - عَنِ الْمُهَاجِرِ بْنِ مِسْمَارٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، قَالَ كَتَبْتُ إِلَى جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ مَعَ غُلاَمِي نَافِعٍ أَنْ أَخْبِرْنِي بِشَىْءٍ، سَمِعْتَهُ مِنْ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَكَتَبَ إِلَىَّ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ جُمُعَةٍ عَشِيَّةَ رُجِمَ الأَسْلَمِيُّ يَقُولُ " لاَ يَزَالُ الدِّينُ قَائِمًا حَتَّى تَقُومَ السَّاعَةُ أَوْ يَكُونَ عَلَيْكُمُ اثْنَا عَشَرَ خَلِيفَةً كُلُّهُمْ مِنْ قُرَيْشٍ " . وَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " عُصَيْبَةٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ يَفْتَتِحُونَ الْبَيْتَ الأَبْيَضَ بَيْتَ كِسْرَى أَوْ آلِ كِسْرَى " . وَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " إِنَّ بَيْنَ يَدَىِ السَّاعَةِ كَذَّابِينَ فَاحْذَرُوهُمْ " . وَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " إِذَا أَعْطَى اللَّهُ أَحَدَكُمْ خَيْرًا فَلْيَبْدَأْ بِنَفْسِهِ وَأَهْلِ بَيْتِهِ " . وَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " أَنَا الْفَرَطُ عَلَى الْحَوْضِ " .
Bize Kuteybe b. Saîd ve Ebu Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Dediler ki: Bize Hâtim -yani İbn İsmâîl- anlattı; el-Mühâcir b. Mismâr'dan; Âmir b. Sa'd b. Ebî Vakkâs'tan; dedi ki: Kölem Nâfi' ile Câbir b. Semure'ye, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittiği bir şeyi bana haber vermesi için yazdım. Câbir bana şöyle yazdı: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i bir Cuma günü, Eslem'li adamın recmedildiği akşamda şöyle buyururken işittim: “Kıyamet kopana kadar -veya başınızda hepsi Kureyş'ten olan on iki halife bulunana kadar- bu din ayakta kalmaya devam edecektir.” Yine O'nu şöyle buyururken işittim: “Müslümanlardan küçük bir topluluk, Kisrâ'nın sarayı olan Beyaz Saray'ı fethedecektir.” Yine O'nu şöyle buyururken işittim: “Şüphesiz kıyametten önce pek çok yalancılar çıkacaktır; onlardan sakının!” Yine O'nu şöyle buyururken işittim: “Allah birinize bir hayır verdiğinde, harcamaya önce kendisinden ve ev halkından başlasın.” Ve O'nu şöyle buyururken işittim: “Ben havuz başında sizi bekleyen öncüyüm.”
1822_2. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ مُهَاجِرِ، بْنِ مِسْمَارٍ عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّهُ أَرْسَلَ إِلَى ابْنِ سَمُرَةَ الْعَدَوِيِّ حَدِّثْنَا مَا، سَمِعْتَ مِنْ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ . فَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ حَاتِمٍ .
Bize Muhammed b. Râfi anlattı; bize İbn Ebî Füdeyk anlattı; bize İbn Ebî Zi'b anlattı; el-Mühâcir b. Mismâr'dan; Âmir b. Sa'd'dan [naklen]. O, İbn Semure el-Adevî'ye: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittiklerini bize anlat” diye haber gönderdi. [Câbir]: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim” dedi... [Ravi] Hâtim'in hadisi gibi nakletti.
1823_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ حَضَرْتُ أَبِي حِينَ أُصِيبَ فَأَثْنَوْا عَلَيْهِ وَقَالُوا جَزَاكَ اللَّهُ خَيْرًا . فَقَالَ رَاغِبٌ وَرَاهِبٌ قَالُوا اسْتَخْلِفْ فَقَالَ أَتَحَمَّلُ أَمْرَكُمْ حَيًّا وَمَيِّتًا لَوَدِدْتُ أَنَّ حَظِّي مِنْهَا الْكَفَافُ لاَ عَلَىَّ وَلاَ لِي فَإِنْ أَسْتَخْلِفْ فَقَدِ اسْتَخْلَفَ مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنِّي - يَعْنِي أَبَا بَكْرٍ - وَإِنْ أَتْرُكْكُمْ فَقَدْ تَرَكَكُمْ مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنِّي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ فَعَرَفْتُ أَنَّهُ حِينَ ذَكَرَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَيْرُ مُسْتَخْلِفٍ .
Bize Ebu Küreyb Muhammed b. el-Alâ anlattı; bize Ebu Üsâme anlattı; Hişâm b. Urve'den; babasından; İbn Ömer'den [naklen]; dedi ki: Babam Ömer yaralandığı sırada yanındaydım. İnsanlar onu övüyor ve: “Allah seni hayırla mükafatlandırsın” diyorlardı. [Ömer]: “Bunları söyleyenler ya bir şey umanlar ya da bir şeyden korkanlardır” dedi. Ona: “Birini yerine halife ata” dediler. [Ömer] şöyle dedi: “Sizin işinizin sorumluluğunu hem hayatta iken hem de öldükten sonra mı taşıyacağım? Ben hilafetten düşen payımın; ne lehime ne de aleyhime olmak üzere başa baş gelmesini ne kadar çok isterdim! Eğer birini yerime halife atarsam, benden daha hayırlı olan Ebu Bekr birini yerine atamıştı. Eğer sizi böylece bırakırsam, benden daha hayırlı olan Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem de sizi birini atamadan bırakmıştı.” Abdullah b. Ömer dedi ki: Babam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i zikredince, onun birini halife atamayacağını anladım.
1823_2. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، وَأَلْفَاظُهُمْ، مُتَقَارِبَةٌ قَالَ إِسْحَاقُ وَعَبْدٌ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، - أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي سَالِمٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى حَفْصَةَ فَقَالَتْ أَعَلِمْتَ أَنَّ أَبَاكَ غَيْرُ مُسْتَخْلِفٍ قَالَ قُلْتُ مَا كَانَ لِيَفْعَلَ . قَالَتْ إِنَّهُ فَاعِلٌ . قَالَ فَحَلَفْتُ أَنِّي أُكَلِّمُهُ فِي ذَلِكَ فَسَكَتُّ حَتَّى غَدَوْتُ وَلَمْ أُكَلِّمْهُ - قَالَ - فَكُنْتُ كَأَنَّمَا أَحْمِلُ بِيَمِينِي جَبَلاً حَتَّى رَجَعْتُ فَدَخَلْتُ عَلَيْهِ فَسَأَلَنِي عَنْ حَالِ النَّاسِ وَأَنَا أُخْبِرُهُ - قَالَ - ثُمَّ قُلْتُ لَهُ إِنِّي سَمِعْتُ النَّاسَ يَقُولُونَ مَقَالَةً فَآلَيْتُ أَنْ أَقُولَهَا لَكَ زَعَمُوا أَنَّكَ غَيْرُ مُسْتَخْلِفٍ وَإِنَّهُ لَوْ كَانَ لَكَ رَاعِي إِبِلٍ أَوْ رَاعِي غَنَمٍ ثُمَّ جَاءَكَ وَتَرَكَهَا رَأَيْتَ أَنْ قَدْ ضَيَّعَ فَرِعَايَةُ النَّاسِ أَشَدُّ قَالَ فَوَافَقَهُ قَوْلِي فَوَضَعَ رَأْسَهُ سَاعَةً ثُمَّ رَفَعَهُ إِلَىَّ فَقَالَ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَحْفَظُ دِينَهُ وَإِنِّي لَئِنْ لاَ أَسْتَخْلِفْ فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَسْتَخْلِفْ وَإِنْ أَسْتَخْلِفْ فَإِنَّ أَبَا بَكْرٍ قَدِ اسْتَخْلَفَ . قَالَ فَوَاللَّهِ مَا هُوَ إِلاَّ أَنْ ذَكَرَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبَا بَكْرٍ فَعَلِمْتُ أَنَّهُ لَمْ يَكُنْ لِيَعْدِلَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَحَدًا وَأَنَّهُ غَيْرُ مُسْتَخْلِفٍ .
Bize İshâk b. İbrâhîm, İbn Ebî Ömer, Muhammed b. Râfi ve Abd b. Humeyd anlattı -lafızları birbirine yakındır-. İshâk ve Abd: “Bize haber verdi”; diğer ikisi: “Bize Abdürrezzâk anlattı” dediler; bize Ma'mer haber verdi; Zührî'den; Sâlim'in bana haber verdiğine göre; İbn Ömer şöyle demiştir: Hafsa'nın yanına girdim. Bana: “Babanın yerine birini halife atamayacağını öğrendin mi?” dedi. “O bunu yapmaz” dedim. [Hafsa]: “O [atamamayı] yapacaktır” dedi. Dedi ki: Onunla bu konuda konuşacağıma dair yemin ettim. Sabaha kadar sustum, konuşmadım. Konuşamadığım için kendimi sanki sağ elimde bir dağ taşıyormuşum gibi ağırlaşmış hissediyordum. Nihayet geri dönüp yanına girdim. Bana insanların durumunu sordu, ben de ona haber veriyordum. Sonra ona: “Ben insanların bir şeyler söylediğini işittim; onları sana söylemeye yemin ettim. Senin yerine kimseyi halife atamayacağını iddia ediyorlar. Halbuki senin bir deve veya koyun çobanın olsa da sonra o hayvanları bırakıp yanına gelse, onun görevini zayi ettiğini düşünürsün. İnsanların yönetimi ise daha zordur!” dedim. Dedi ki: Benim sözüm onun o anki düşüncesine uygun düştü. Başını bir süre aşağı eğdi, sonra bana kaldırarak şöyle dedi: “Şüphesiz Allah azze ve celle Kendi dinini korur. Eğer ben birini halife atamazsam, şüphesiz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem de yerine kimseyi atamamıştı. Eğer atarsam, şüphesiz Ebu Bekr de yerine birini atamıştı.” [İbn Ömer] dedi ki: Vallahi, o hem Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i hem de Ebu Bekr'i zikredince anladım ki; o hiç kimseyi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile bir tutmayacak ve yerine kimseyi halife atamayacaktır.”
1652_3. Hadis
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، بْنُ سَمُرَةَ قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ لاَ تَسْأَلِ الإِمَارَةَ فَإِنَّكَ إِنْ أُعْطِيتَهَا عَنْ مَسْأَلَةٍ أُكِلْتَ إِلَيْهَا وَإِنْ أُعْطِيتَهَا عَنْ غَيْرِ مَسْأَلَةٍ أُعِنْتَ عَلَيْهَا " .
Bize Şeybân b. Ferrûh anlattı; bize Cerîr b. Hâzim anlattı; bize Hasan anlattı; Abdurrahman b. Semüre'den [naklen]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: “Ey Abdurrahman! İdareciliği isteme. Zira eğer o sana isteğin üzerine verilirse, onunla baş başa bırakılırsın. Eğer istemediğin halde sana verilirse, o konuda yardım olunursun.”
1652_4. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ، ح وَحَدَّثَنِي عَلِيُّ، بْنُ حُجْرٍ السَّعْدِيُّ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ يُونُسَ، وَمَنْصُورٍ، وَحُمَيْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ عَطِيَّةَ، وَيُونُسَ بْنِ عُبَيْدٍ، وَهِشَامِ بْنِ حَسَّانَ، كُلُّهُمْ عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ جَرِيرٍ .
Ve bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Hâlid b. Abdullah anlattı; Yûnus'tan. Ve bana Ali b. Hucr es-Sa'dî anlattı; bize Hüşeym anlattı; Yûnus, Mansûr ve Humeyd'den. Ve bize Ebu Kâmil el-Cahderî anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Simâk b. Atıyye, Yûnus b. Ubeyd ve Hişâm b. Hassân'dan. Bunların hepsi Hasan'dan; o da Abdurrahman b. Semüre'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; Cerîr'in hadisinin benzerini [naklettiler].
1733_3. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدِ، بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَا وَرَجُلاَنِ مِنْ بَنِي عَمِّي فَقَالَ أَحَدُ الرَّجُلَيْنِ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَمِّرْنَا عَلَى بَعْضِ مَا وَلاَّكَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ . وَقَالَ الآخَرُ مِثْلَ ذَلِكَ فَقَالَ " إِنَّا وَاللَّهِ لاَ نُوَلِّي عَلَى هَذَا الْعَمَلِ أَحَدًا سَأَلَهُ وَلاَ أَحَدًا حَرَصَ عَلَيْهِ " .
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe ve Muhammed b. el-Alâ anlattı. Dediler ki: Bize Ebu Üsâme anlattı; Büreyd b. Abdullah'tan; Ebu Bürde'den; Ebu Mûsâ'dan [naklen]; dedi ki: Ben ve amcamın oğullarından iki adamla beraber Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına girdim. O iki adamdan biri: “Ey Allah'ın Resulü! Allah azze ve celle'nin sana verdiği şu idareciliklerden bazılarına bizi yönetici tayin et” dedi. Diğeri de buna benzer şeyler söyledi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Vallahi, biz şu idareciliğin başına; onu bizzat isteyeni de, ona karşı hırslı olanı da asla getirmeyiz!”
1733_4. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ حَاتِمٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ، حَدَّثَنَا قُرَّةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ هِلاَلٍ، حَدَّثَنِي أَبُو بُرْدَةَ، قَالَ قَالَ أَبُو مُوسَى أَقْبَلْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَعِي رَجُلاَنِ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ أَحَدُهُمَا عَنْ يَمِينِي وَالآخَرُ عَنْ يَسَارِي فَكِلاَهُمَا سَأَلَ الْعَمَلَ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَسْتَاكُ فَقَالَ " مَا تَقُولُ يَا أَبَا مُوسَى أَوْ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسٍ " . قَالَ فَقُلْتُ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا أَطْلَعَانِي عَلَى مَا فِي أَنْفُسِهِمَا وَمَا شَعَرْتُ أَنَّهُمَا يَطْلُبَانِ الْعَمَلَ . قَالَ وَكَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى سِوَاكِهِ تَحْتَ شَفَتِهِ وَقَدْ قَلَصَتْ فَقَالَ " لَنْ أَوْ لاَ نَسْتَعْمِلُ عَلَى عَمَلِنَا مَنْ أَرَادَهُ وَلَكِنِ اذْهَبْ أَنْتَ يَا أَبَا مُوسَى أَوْ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسِ " . فَبَعَثَهُ عَلَى الْيَمَنِ ثُمَّ أَتْبَعَهُ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ فَلَمَّا قَدِمَ عَلَيْهِ قَالَ انْزِلْ وَأَلْقَى لَهُ وِسَادَةً وَإِذَا رَجُلٌ عِنْدَهُ مُوثَقٌ قَالَ مَا هَذَا قَالَ هَذَا كَانَ يَهُودِيًّا فَأَسْلَمَ ثُمَّ رَاجَعَ دِينَهُ دِينَ السَّوْءِ فَتَهَوَّدَ قَالَ لاَ أَجْلِسُ حَتَّى يُقْتَلَ قَضَاءُ اللَّهِ وَرَسُولِهِ فَقَالَ اجْلِسْ نَعَمْ . قَالَ لاَ أَجْلِسُ حَتَّى يُقْتَلَ قَضَاءُ اللَّهِ وَرَسُولِهِ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ . فَأَمَرَ بِهِ فَقُتِلَ ثُمَّ تَذَاكَرَا الْقِيَامَ مِنَ اللَّيْلِ فَقَالَ أَحَدُهُمَا مُعَاذٌ أَمَّا أَنَا فَأَنَامُ وَأَقُومُ وَأَرْجُو فِي نَوْمَتِي مَا أَرْجُو فِي قَوْمَتِي .
Bize Ubeydullah b. Saîd ve Muhammed b. Hâtim anlattı -lafız İbn Hâtim'indir-. Dediler ki: Bize Yahyâ b. Saîd el-Kattân anlattı; bize Kurra b. Hâlid anlattı; bize Humeyd b. Hilâl anlattı; bana Ebu Bürde anlattı; dedi ki: Ebu Mûsâ şöyle dedi: Yanımda Eş'arîlerden iki adam olduğu halde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim. Biri sağımda, diğeri solumdaydı. İkisi de idarecilik istediler. O sırada Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem misvaklanıyordu. Buyurdu ki: “Sen ne dersin ey Ebu Mûsâ?” [Ebu Mûsâ]: “Seni hak ile gönderen Allah'a yemin olsun ki; onlar içlerindekini bana açmadılar ve görev istediklerini de hissetmedim!” dedi. Ebu Mûsâ dedi ki: Sanki şu an Nebi'nin dudağının altındaki misvağına bakıyor gibiyim; dudağı yukarı kalkmıştı. Buyurdu ki: “Biz şu işimizin başına, onu bizzat isteyeni getirmeyiz. Lakin sen git ey Ebu Mûsâ.” [Resulullah] onu Yemen'e vali olarak gönderdi, sonra peşinden de Muâz b. Cebel'i gönderdi. Muâz, Ebu Mûsâ'nın yanına varınca, [Ebu Mûsâ]: “İn” dedi ve önüne bir minder koydu. Bir de baktı ki yanında bağlı bir adam var! Muâz: “Bu nedir?” dedi. [Ebu Mûsâ]: “Bu önceden Yahudiydi, Müslüman oldu; sonra yine o kötü dinine, Yahudiliğe geri döndü” dedi. Muâz: “Allah ve Resulü'nün hükmü yerine getirilip o kişi öldürülene kadar oturmam!” dedi. Ebu Mûsâ: “Otur, peki yapılacak” dediyse de Muâz üç kez: “Allah ve Resulü'nün hükmü yerine getirilip o kişi öldürülene kadar oturmam!” dedi. Bunun üzerine Ebu Mûsâ emretti ve o kişi öldürüldü. Sonra gece namazını müzakere ettiler. Muâz şöyle dedi: “Bana gelince; ben gecenin bir kısmında uyurum, bir kısmında kalkarım. Uykumdan da, namazımdan umduğum gibi sevap umarım.”
1825. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، حَدَّثَنِي أَبِي شُعَيْبُ بْنُ اللَّيْثِ، حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، بْنُ سَعْدٍ حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ بَكْرِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ يَزِيدَ الْحَضْرَمِيِّ، عَنِ ابْنِ حُجَيْرَةَ الأَكْبَرِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ تَسْتَعْمِلُنِي قَالَ فَضَرَبَ بِيَدِهِ عَلَى مَنْكِبِي ثُمَّ قَالَ " يَا أَبَا ذَرٍّ إِنَّكَ ضَعِيفٌ وَإِنَّهَا أَمَانَةٌ وَإِنَّهَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ خِزْىٌ وَنَدَامَةٌ إِلاَّ مَنْ أَخَذَهَا بِحَقِّهَا وَأَدَّى الَّذِي عَلَيْهِ فِيهَا " .
Bize Abdülmelik b. Şuayb b. el-Leys anlattı; bana babam Şuayb b. el-Leys anlattı; bana el-Leys b. Sa'd anlattı; bana Yezîd b. Ebî Habîb anlattı; Bekr b. Amr'dan; el-Hâris b. Yezîd el-Hadramî'den; İbn Huceyra el-Ekber'den; Ebu Zer'den [naklen]; dedi ki: “Ey Allah'ın Resulü! Beni bir göreve tayin etmez misin?” dedim. Ebu Zer dedi ki: Eliyle omuzuma vurdu, sonra şöyle buyurdu: “Ey Ebu Zer! Şüphesiz sen zayıfsın. İdarecilik ise bir emanettir. O, kıyamet gününde -onu hakkıyla alan ve üzerindeki sorumluluğu yerine getirenler hariç- ancak bir rezillik ve pişmanlıktır!”
1826. Hadis
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، كِلاَهُمَا عَنِ الْمُقْرِئِ، قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ الْقُرَشِيِّ، عَنْ سَالِمِ، بْنِ أَبِي سَالِمٍ الْجَيْشَانِيِّ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَا أَبَا ذَرٍّ إِنِّي أَرَاكَ ضَعِيفًا وَإِنِّي أُحِبُّ لَكَ مَا أُحِبُّ لِنَفْسِي لاَ تَأَمَّرَنَّ عَلَى اثْنَيْنِ وَلاَ تَوَلَّيَنَّ مَالَ يَتِيمٍ " .
Bize Züheyr b. Harb ve İshâk b. İbrâhîm anlattı. Her ikisi de el-Mukri'den. Züheyr: “Bize Abdullah b. Yezîd anlattı” dedi; bize Saîd b. Ebî Eyyûb anlattı; Ubeydullah b. Ebî Ca'fer el-Kureşî'den; Sâlim b. Ebî Sâlim el-Ceyşânî'den; babasından; Ebu Zer'den [naklen]; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğuna dair: “Ey Ebu Zer! Ben seni zayıf görüyorum ve kendim için istediğimi senin için de istiyorum. Sakın iki kişi üzerine bile emir olma ve sakın bir yetimin malının velayetini üzerine alma!”
1827. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، بْنُ عُيَيْنَةَ عَنْ عَمْرٍو، - يَعْنِي ابْنَ دِينَارٍ - عَنْ عَمْرِو بْنِ أَوْسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ ابْنُ نُمَيْرٍ وَأَبُو بَكْرٍ يَبْلُغُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَفِي حَدِيثِ زُهَيْرٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الْمُقْسِطِينَ عِنْدَ اللَّهِ عَلَى مَنَابِرَ مِنْ نُورٍ عَنْ يَمِينِ الرَّحْمَنِ عَزَّ وَجَلَّ وَكِلْتَا يَدَيْهِ يَمِينٌ الَّذِينَ يَعْدِلُونَ فِي حُكْمِهِمْ وَأَهْلِيهِمْ وَمَا وَلُوا " .
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe, Züheyr b. Harb ve İbn Nümeyr anlattı. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Amr b. Dînâr'dan; Amr b. Evs'den; Abdullah b. Amr'dan [naklen]. İbn Nümeyr ve Ebu Bekr bu rivayeti Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e ulaştırdılar. Züheyr'in hadisinde ise Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz adaletli olanlar, Allah katında, Rahman azze ve celle'nin sağında nurdan minberler üzerindedirler. O'nun her iki eli de sağdır. Onlar; hükümlerinde, aileleri hakkında ve yönettikleri her şeyde adaletle davrananlardır.”
1828_1. Hadis
حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، بْنِ شُمَاسَةَ قَالَ أَتَيْتُ عَائِشَةَ أَسْأَلُهَا عَنْ شَىْءٍ، فَقَالَتْ مِمَّنْ أَنْتَ فَقُلْتُ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ مِصْرَ . فَقَالَتْ كَيْفَ كَانَ صَاحِبُكُمْ لَكُمْ فِي غَزَاتِكُمْ هَذِهِ فَقَالَ مَا نَقَمْنَا مِنْهُ شَيْئًا إِنْ كَانَ لَيَمُوتُ لِلرَّجُلِ مِنَّا الْبَعِيرُ فَيُعْطِيهِ الْبَعِيرَ وَالْعَبْدُ فَيُعْطِيهِ الْعَبْدَ وَيَحْتَاجُ إِلَى النَّفَقَةِ فَيُعْطِيهِ النَّفَقَةَ فَقَالَتْ أَمَا إِنَّهُ لاَ يَمْنَعُنِي الَّذِي فَعَلَ فِي مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ أَخِي أَنْ أُخْبِرَكَ مَا سَمِعْتُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِي بَيْتِي هَذَا " اللَّهُمَّ مَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ أُمَّتِي شَيْئًا فَشَقَّ عَلَيْهِمْ فَاشْقُقْ عَلَيْهِ وَمَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ أُمَّتِي شَيْئًا فَرَفَقَ بِهِمْ فَارْفُقْ بِهِ " .
Bana Hârûn b. Saîd el-Eylî anlattı; bize İbn Vehb anlattı; bana Harmele anlattı; Abdurrahman b. Şumâse'den [naklen]; dedi ki: Âişe'ye bir şeyler sormak üzere geldim. Bana: “Sen nerelisin?” dedi. “Mısır halkından biriyim” dedim. Bunun üzerine: “Şu son gazvenizde yöneticiniz size karşı nasıldı?” dedi. Ben de: “Ondan memnuniyetsizliğimizi gerektiren hiçbir şey görmedik. Bizden birinin devesi ölse hemen ona bir deve verir, kölesi ölse hemen bir köle verir, harçlığa ihtiyaç duysa hemen harçlığını verirdi” dedim. Bunun üzerine Âişe şöyle dedi: “Bakın, kardeşim Muhammed b. Ebî Bekr'e yaptığı şeyler, şu evimde Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittiğimi sana haber vermeme engel olamaz: ‘Allah'ım! Kim ümmetimin yönetiminden bir şey üstlenir de onlara zorluk çıkarırsa, Sen de ona zorluk çıkar! Kim de ümmetimin yönetiminden bir şey üstlenir de onlara yumuşak davranırsa, Sen de ona yumuşak davran!’”
1828_2. Hadis
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، عَنْ حَرْمَلَةَ، الْمِصْرِيِّ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ شُمَاسَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ
Ve bana Muhammed b. Hâtim anlattı; bize İbn Mehdî anlattı; bize Cerîr b. Hâzim anlattı; Harmele el-Mısrî'den; Abdurrahman b. Şumâse'den; Âişe'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; önceki hadisin benzerini [naklettiler].
1829_1. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " أَلاَ كُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ فَالأَمِيرُ الَّذِي عَلَى النَّاسِ رَاعٍ وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ وَالرَّجُلُ رَاعٍ عَلَى أَهْلِ بَيْتِهِ وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْهُمْ وَالْمَرْأَةُ رَاعِيَةٌ عَلَى بَيْتِ بَعْلِهَا وَوَلَدِهِ وَهِيَ مَسْئُولَةٌ عَنْهُمْ وَالْعَبْدُ رَاعٍ عَلَى مَالِ سَيِّدِهِ وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْهُ أَلاَ فَكُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ " .
Bize Kuteybe b. Saîd ve Muhammed b. Rumh anlattı. Bize Leys anlattı; Nâfi'den; İbn Ömer'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğuna dair: “Dikkat edin! Hepiniz birer çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz. İnsanların başındaki yönetici bir çobandır ve tebaasından sorumludur. Erkek, ev halkı üzerinde bir çobandır ve onlardan sorumludur. Kadın, kocasının evi ve çocuğu üzerinde bir çobandır ve onlardan sorumludur. Köle, efendisinin malı üzerinde bir çobandır ve ondan sorumludur. Dikkat edin! Hepiniz birer çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz.”
1829_4. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَابْنُ، حُجْرٍ كُلُّهُمْ عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ح. وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ . بِمَعْنَى حَدِيثِ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَزَادَ فِي حَدِيثِ الزُّهْرِيِّ قَالَ وَحَسِبْتُ أَنَّهُ قَدْ قَالَ " الرَّجُلُ رَاعٍ فِي مَالِ أَبِيهِ وَمَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ " .
Ve bize Yahyâ b. Yahyâ, Yahyâ b. Eyyûb, Kuteybe b. Saîd ve İbn Hucr anlattı. Hepsi İsmâîl b. Ca'fer'den; Abdullah b. Dînâr'dan; İbn Ömer'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki... Ve bana Harmele b. Yahyâ anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Yûnus haber verdi; İbn Şihâb'dan; Sâlim b. Abdullah'tan; babasından; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim... Nâfi'nin İbn Ömer'den naklettiği hadis anlamındadır. Ancak Zührî'den gelen rivayette şunu da ekledi: Ravi dedi ki: Nebi'nin şöyle buyurduğunu da sandım: “Erkek, babasının malı üzerinde de bir çobandır ve o tebaasından sorumludur.”
1829_5. Hadis
وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمِّي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي رَجُلٌ، سَمَّاهُ وَعَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ عَنْ بُكَيْرٍ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، حَدَّثَهُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْمَعْنَى .
Ve bana Ahmed b. Abdurrahman b. Vehb anlattı; amcam Abdullah b. Vehb bana haber verdi; ismini zikrettiği bir adam ve Amr b. el-Hâris bana haber verdi; Bükeyr'den; Busr b. Saîd'den; o Abdullah b. Ömer'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; bu anlamda bir hadis nakletti.
142_5. Hadis
وَحَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَشْهَبِ، عَنِ الْحَسَنِ، قَالَ عَادَ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ زِيَادٍ مَعْقِلَ بْنَ يَسَارٍ الْمُزَنِيَّ فِي مَرَضِهِ الَّذِي مَاتَ فِيهِ فَقَالَ مَعْقِلٌ إِنِّي مُحَدِّثُكَ حَدِيثًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَوْ عَلِمْتُ أَنَّ لِي حَيَاةً مَا حَدَّثْتُكَ إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَا مِنْ عَبْدٍ يَسْتَرْعِيهِ اللَّهُ رَعِيَّةً يَمُوتُ يَوْمَ يَمُوتُ وَهُوَ غَاشٌّ لِرَعِيَّتِهِ إِلاَّ حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ " .
Bize Şeybân b. Ferrûh anlattı; bize Ebu'l-Eşheb anlattı; Hasan'dan; dedi ki: Ubeydullah b. Ziyâd, vefatıyla sonuçlanan hastalığı sırasında Ma'kıl b. Yesâr el-Müzenî'yi ziyarete gitti. Ma'kıl ona şöyle dedi: “Ben sana Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittiğim bir hadis anlatacağım. Eğer yaşayacağımı bilseydim onu sana anlatmazdım. Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: ‘Allah'ın bir topluluk üzerinde yönetici kıldığı hiçbir kul yoktur ki; öldüğü gün tebaasını aldatmış olarak ölürse, Allah ona cenneti mutlaka haram kılar!’”
142_6. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الْحَسَنِ، قَالَ دَخَلَ ابْنُ زِيَادٍ عَلَى مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ وَهُوَ وَجِعٌ . بِمِثْلِ حَدِيثِ أَبِي الأَشْهَبِ وَزَادَ قَالَ أَلاَّ كُنْتَ حَدَّثْتَنِي هَذَا، قَبْلَ الْيَوْمِ قَالَ مَا حَدَّثْتُكَ أَوْ، لَمْ أَكُنْ لأُحَدِّثَكَ .
Bunu bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Yezîd b. Zürey' haber verdi; Yûnus'tan; Hasan'dan; dedi ki: İbn Ziyâd, Ma'kıl b. Yesâr'ın hasta olduğu sırada yanına girdi... Ebu'l-Eşheb'in hadisi gibidir. Şu kısmı ekledi: [İbn Ziyâd]: “Keşke bunu bana bugünden önce anlatsaydın!” dedi. [Ma'kıl]: “Sana anlatmazdım [veya: anlatacak değildim]” cevabını verdi.
142_7. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ الْمِسْمَعِيُّ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْمَلِيحِ، أَنَّإِنِّي مُحَدِّثُكَ بِحَدِيثٍ لَوْلاَ أَنِّي فِي الْمَوْتِ لَمْ أُحَدِّثْكَ بِهِ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَا مِنْ أَمِيرٍ يَلِي أَمْرَ الْمُسْلِمِينَ ثُمَّ لاَ يَجْهَدُ لَهُمْ وَيَنْصَحُ إِلاَّ لَمْ يَدْخُلْ مَعَهُمُ الْجَنَّةَ " .
Ve bize Ebu Gassân el-Mismâî, İshâk b. İbrâhîm ve Muhammed b. el-Müsennâ anlattı. İshâk: “Bize haber verdi”; diğer ikisi: “Bize Muâz b. Hişâm anlattı” dediler; bana babam anlattı; Katâde'den; Ebu'l-Melîh'ten [naklen]. Ubeydullah b. Ziyâd, Ma'kıl b. Yesâr'ın yanına girdi. Ma'kıl ona şöyle dedi: “Ben sana bir hadis anlatacağım; eğer ölüm döşeğinde olmasaydım onu sana anlatmazdım. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: ‘Müslümanların yönetimini üstlenip de sonra onlar için çaba sarf etmeyen ve onlara samimi davranmayan hiçbir yönetici yoktur ki; onlarla beraber cennete giremesin!’”
142_8. Hadis
وَحَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ مُكْرَمٍ الْعَمِّيُّ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِسْحَاقَ، أَخْبَرَنِي سَوَادَةُ بْنُ أَبِي، الأَسْوَدِ حَدَّثَنِي أَبِي أَنَّ مَعْقِلَ بْنَ يَسَارٍ، مَرِضَ فَأَتَاهُ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ زِيَادٍ يَعُودُهُ . نَحْوَ حَدِيثِ الْحَسَنِ عَنْ مَعْقِلٍ، .
Ve bize Ukbe b. Mükrem el-Ammî anlattı; bize Yakub b. İshâk anlattı; bana Sevâde b. Ebî'l-Esved haber verdi; bana babam anlattı; Ma'kıl b. Yesâr hastalandı da Ubeydullah b. Ziyâd onu ziyarete geldi... [Ravi] Hasan'ın Ma'kıl'dan naklettiği hadisi gibi nakletti.
1830. Hadis
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ، أَنَّ عَائِذَ بْنَ عَمْرٍو، - وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - دَخَلَ عَلَى عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ زِيَادٍ فَقَالَ أَىْ بُنَىَّ إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ شَرَّ الرِّعَاءِ الْحُطَمَةُ فَإِيَّاكَ أَنْ تَكُونَ مِنْهُمْ " . فَقَالَ لَهُ اجْلِسْ فَإِنَّمَا أَنْتَ مِنْ نُخَالَةِ أَصْحَابِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم . فَقَالَ وَهَلْ كَانَتْ لَهُمْ نُخَالَةٌ إِنَّمَا كَانَتِ النُّخَالَةُ بَعْدَهُمْ وَفِي غَيْرِهِمْ .
Bize Şeybân b. Ferrûh anlattı; bize Cerîr b. Hâzim anlattı; Hasan'dan; [şöyle ki]: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından olan Âiz b. Amr, Ubeydullah b. Ziyâd'ın yanına girdi ve: “Ey oğulcağızım! Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: ‘Çobanların en kötüsü, merhametsiz ve sert olanıdır. Sakın sen onlardan olma!’” dedi. [İbn Ziyâd] ona: “Otur! Sen ancak Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabının döküntülerindensin!” dedi. [Âiz] şöyle cevap verdi: “Onların arasında hiç döküntü var mıydı ki? Döküntü ancak onlardan sonra ve başkaları arasında olmuştur!”
1831_1. Hadis
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي حَيَّانَ، عَنْ أَبِي، زُرْعَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَامَ فِينَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ فَذَكَرَ الْغُلُولَ فَعَظَّمَهُ وَعَظَّمَ أَمْرَهُ ثُمَّ قَالَ " لاَ أُلْفِيَنَّ أَحَدَكُمْ يَجِيءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى رَقَبَتِهِ بَعِيرٌ لَهُ رُغَاءٌ يَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَغِثْنِي . فَأَقُولُ لاَ أَمْلِكُ لَكَ شَيْئًا قَدْ أَبْلَغْتُكَ . لاَ أُلْفِيَنَّ أَحَدَكُمْ يَجِيءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى رَقَبَتِهِ فَرَسٌ لَهُ حَمْحَمَةٌ فَيَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَغِثْنِي . فَأَقُولُ لاَ أَمْلِكُ لَكَ شَيْئًا قَدْ أَبْلَغْتُكَ . لاَ أُلْفِيَنَّ أَحَدَكُمْ يَجِيءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى رَقَبَتِهِ شَاةٌ لَهَا ثُغَاءٌ يَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَغِثْنِي . فَأَقُولُ لاَ أَمْلِكُ لَكَ شَيْئًا قَدْ أَبْلَغْتُكَ . لاَ أُلْفِيَنَّ أَحَدَكُمْ يَجِيءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى رَقَبَتِهِ نَفْسٌ لَهَا صِيَاحٌ فَيَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَغِثْنِي . فَأَقُولُ لاَ أَمْلِكُ لَكَ شَيْئًا قَدْ أَبْلَغْتُكَ . لاَ أُلْفِيَنَّ أَحَدَكُمْ يَجِيءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى رَقَبَتِهِ رِقَاعٌ تَخْفِقُ فَيَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَغِثْنِي . فَأَقُولُ لاَ أَمْلِكُ لَكَ شَيْئًا قَدْ أَبْلَغْتُكَ . لاَ أُلْفِيَنَّ أَحَدَكُمْ يَجِيءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى رَقَبَتِهِ صَامِتٌ فَيَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَغِثْنِي فَأَقُولُ لاَ أَمْلِكُ لَكَ شَيْئًا قَدْ أَبْلَغْتُكَ " .
Ve bana Züheyr b. Harb anlattı; bize İsmâîl b. İbrâhîm anlattı; Ebu Hayyân'dan; Ebu Zür'a'dan; Ebu Hureyre'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün içimizde ayağa kalktı; gulûlü zikretti, onun günahını ve bu işin vebalini büyüterek anlattı. Sonra şöyle buyurdu: “Sakın sizden birinizi kıyamet gününde boynunda böğüren bir deve ile gelmiş bir halde bulmayayım! O kişi: ‘Ey Allah'ın Resulü! Bana yardım et!’ der. Ben de: ‘Senin için hiçbir şeye gücüm yetmez; ben sana tebliğ etmiştim’ derim. Sakın sizden birinizi kıyamet gününde boynunda kişneyen bir at ile gelmiş bir halde bulmayayım! O kişi: ‘Ey Allah'ın Resulü! Bana yardım et!’ der. Ben de: ‘Senin için hiçbir şeye gücüm yetmez; ben sana tebliğ etmiştim’ derim. Sakın sizden birinizi kıyamet gününde boynunda meleyen bir koyun ile gelmiş bir halde bulmayayım! O kişi: ‘Ey Allah'ın Resulü! Bana yardım et!’ der. Ben de: ‘Senin için hiçbir şeye gücüm yetmez; ben sana tebliğ etmiştim’ derim. Sakın sizden birinizi kıyamet gününde boynunda feryat eden bir insan ile gelmiş bir halde bulmayayım! O kişi: ‘Ey Allah'ın Resulü! Bana yardım et!’ der. Ben de: ‘Senin için hiçbir şeye gücüm yetmez; ben sana tebliğ etmiştim’ derim. Sakın sizden birinizi kıyamet gününde boynunda hışırdayan kumaşlar ile gelmiş bir halde bulmayayım! O kişi: ‘Ey Allah'ın Resulü! Bana yardım et!’ der. Ben de: ‘Senin için hiçbir şeye gücüm yetmez; ben sana tebliğ etmiştim’ derim. Sakın sizden birinizi kıyamet gününde boynunda suskun mallar [altın-gümüş] ile gelmiş bir halde bulmayayım! O kişi: ‘Ey Allah'ın Resulü! Bana yardım et!’ der. Ben de: ‘Senin için hiçbir şeye gücüm yetmez; ben sana tebliğ etmiştim’ derim.”
1831_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِي حَيَّانَ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ أَبِي حَيَّانَ، وَعُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، جَمِيعًا عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، بِمِثْلِ حَدِيثِ إِسْمَاعِيلَ عَنْ أَبِي حَيَّانَ، .
Ve bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abdürrahîm b. Süleyman anlattı; Ebu Hayyân'dan. Ve bana Züheyr b. Harb anlattı; bize Cerîr anlattı; Ebu Hayyân ve Umâre b. el-Ka'kâ'dan. Her ikisi de Ebu Zür'a'dan; Ebu Hureyre'den [naklen]; İsmâîl'in Ebu Hayyân'dan naklettiği hadis gibi [naklettiler].
1831_3. Hadis
وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ صَخْرٍ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ بْنِ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ ذَكَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْغُلُولَ فَعَظَّمَهُ . وَاقْتَصَّ الْحَدِيثَ قَالَ حَمَّادٌ ثُمَّ سَمِعْتُ يَحْيَى بَعْدَ ذَلِكَ يُحَدِّثُهُ فَحَدَّثَنَا بِنَحْوِ مَا حَدَّثَنَا عَنْهُ أَيُّوبُ .
Ve bana Ahmed b. Saîd b. Sahr ed-Dârimî anlattı; bize Süleyman b. Harb anlattı; bize Hammâd -yani İbn Zeyd- anlattı; Eyyûb'dan; Yahyâ b. Saîd'den; Ebu Zür'a b. Amr b. Cerîr'den; Ebu Hureyre'den [naklen]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem gulûlü zikretti ve onun vebalini büyüterek anlattı... [Ravi] hadisi uzunca anlattı. Hammâd dedi ki: Sonra Yahyâ'yı bundan sonra bu hadisi anlatırken işittim; o da bize Eyyûb'un ondan naklettiği hadisin benzerini anlattı.
1831_4. Hadis
وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ الْحَسَنِ بْنِ خِرَاشٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدِ بْنِ حَيَّانَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . بِنَحْوِ حَدِيثِهِمْ .
Ve bana Ahmed b. el-Hasan b. Hırâş anlattı; bize Ebu Ma'mer anlattı; bize Abdülvâris anlattı; bize Eyyûb anlattı; Yahyâ b. Saîd b. Hayyân'dan; Ebu Zür'a'dan; Ebu Hureyre'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; onların hadislerinin benzerini [nakletti].
1832_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ - قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ اسْتَعْمَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً مِنَ الأَسْدِ يُقَالُ لَهُ ابْنُ اللُّتْبِيَّةِ - قَالَ عَمْرٌو وَابْنُ أَبِي عُمَرَ عَلَى الصَّدَقَةِ - فَلَمَّا قَدِمَ قَالَ هَذَا لَكُمْ وَهَذَا لِي أُهْدِيَ لِي قَالَ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمِنْبَرِ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ وَقَالَ " مَا بَالُ عَامِلٍ أَبْعَثُهُ فَيَقُولُ هَذَا لَكُمْ وَهَذَا أُهْدِيَ لِي . أَفَلاَ قَعَدَ فِي بَيْتِ أَبِيهِ أَوْ فِي بَيْتِ أُمِّهِ حَتَّى يَنْظُرَ أَيُهْدَى إِلَيْهِ أَمْ لاَ وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لاَ يَنَالُ أَحَدٌ مِنْكُمْ مِنْهَا شَيْئًا إِلاَّ جَاءَ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَحْمِلُهُ عَلَى عُنُقِهِ بَعِيرٌ لَهُ رُغَاءٌ أَوْ بَقَرَةٌ لَهَا خُوَارٌ أَوْ شَاةٌ تَيْعِرُ " . ثُمَّ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى رَأَيْنَا عُفْرَتَىْ إِبْطَيْهِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ هَلْ بَلَّغْتُ " . مَرَّتَيْنِ .
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe, Amr en-Nâkıd ve İbn Ebî Ömer anlattı -lafız Ebu Bekr'inkidir-. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Zührî'den; Urve'den; Ebu Humeyd es-Sâidî'den [naklen]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ezd kabilesinden İbnü'l-Lütbiyye denilen bir adamı zekat toplamak üzere memur tayin etti. Adam görevden dönünce: “Bu sizin, bu da bana hediye edildi” dedi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem minbere çıkıp Allah'a hamd ve senâda bulunduktan sonra şöyle buyurdu: “Gönderdiğim bir memura ne oluyor ki; gelip de: ‘Bu sizin, bu da bana hediye edildi’ diyor! Eğer o babasının veya anasının evinde otursaydı, kendisine bir şey hediye edilecek miydi edilmeyecek miydi bir baksaydı ya! Muhammed'in canı elinde olan Allah'a yemin olsun ki; sizden kim o zekat mallarından bir şey alırsa, mutlaka kıyamet gününde onu boynunda taşıyarak gelecektir. Eğer o bir deve ise böğürecek, bir sığır ise möyleyecek, bir koyun ise meleyecektir!” Sonra ellerini, koltuk altlarının beyazlığını göreceğimiz kadar kaldırdı ve: “Allah'ım! Tebliğ ettim mi?” buyurdu -bunu iki kez tekrarladı-.
1832_2. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ اسْتَعْمَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ابْنَ اللُّتْبِيَّةِ - رَجُلاً مِنَ الأَزْدِ - عَلَى الصَّدَقَةِ فَجَاءَ بِالْمَالِ فَدَفَعَهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ هَذَا مَالُكُمْ وَهَذِهِ هَدِيَّةٌ أُهْدِيَتْ لِي . فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَفَلاَ قَعَدْتَ فِي بَيْتِ أَبِيكَ وَأُمِّكَ فَتَنْظُرَ أَيُهْدَى إِلَيْكَ أَمْ لاَ " . ثُمَّ قَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَطِيبًا . ثُمَّ ذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ سُفْيَانَ .
Bize İshâk b. İbrâhîm ve Abd b. Humeyd anlattı. Dediler ki: Bize Abdürrezzâk haber verdi; bize Ma'mer haber verdi; Zührî'den; Urve'den; Ebu Humeyd es-Sâidî'den [naklen]; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Ezd kabilesinden bir adam olan İbnü'l-Lütbiyye'yi zekat toplamak üzere memur tayin etti. Adam malları getirip onları Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e teslim etti ve: “Bu sizin malınız, bu da bana verilen hediyedir” dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Sen babanın ve ananın evinde otursaydın da, sana bir şey hediye edilecek miydi edilmeyecek miydi bir baksaydın ya!” buyurdu. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe okumak üzere ayağa kalktı... [Ravi] sonra Süfyân'ın hadisi gibi zikretti.
1832_3. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ اسْتَعْمَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً مِنَ الأَزْدِ عَلَى صَدَقَاتِ بَنِي سُلَيْمٍ يُدْعَى ابْنَ الأُتْبِيَّةِ فَلَمَّا جَاءَ حَاسَبَهُ قَالَ هَذَا مَالُكُمْ وَهَذَا هَدِيَّةٌ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَهَلاَّ جَلَسْتَ فِي بَيْتِ أَبِيكَ وَأُمِّكَ حَتَّى تَأْتِيَكَ هَدِيَّتُكَ إِنْ كُنْتَ صَادِقًا " . ثُمَّ خَطَبَنَا فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ " أَمَّا بَعْدُ فَإِنِّي أَسْتَعْمِلُ الرَّجُلَ مِنْكُمْ عَلَى الْعَمَلِ مِمَّا وَلاَّنِي اللَّهُ فَيَأْتِي فَيَقُولُ هَذَا مَالُكُمْ وَهَذَا هَدِيَّةٌ أُهْدِيَتْ لِي . أَفَلاَ جَلَسَ فِي بَيْتِ أَبِيهِ وَأُمِّهِ حَتَّى تَأْتِيَهُ هَدِيَّتُهُ إِنْ كَانَ صَادِقًا وَاللَّهِ لاَ يَأْخُذُ أَحَدٌ مِنْكُمْ مِنْهَا شَيْئًا بِغَيْرِ حَقِّهِ إِلاَّ لَقِيَ اللَّهَ تَعَالَى يَحْمِلُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَلأَعْرِفَنَّ أَحَدًا مِنْكُمْ لَقِيَ اللَّهَ يَحْمِلُ بَعِيرًا لَهُ رُغَاءٌ أَوْ بَقَرَةً لَهَا خُوَارٌ أَوْ شَاةً تَيْعِرُ " . ثُمَّ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى رُئِيَ بَيَاضُ إِبْطَيْهِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ هَلْ بَلَّغْتُ " . بَصُرَ عَيْنِي وَسَمِعَ أُذُنِي .
Bize Ebu Küreyb Muhammed b. el-Alâ anlattı; bize Ebu Üsâme anlattı; bize Hişâm anlattı; babasından; Ebu Humeyd es-Sâidî'den [naklen]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ezd kabilesinden, kendisine İbnü'l-Ütbiyye denilen bir adamı Benî Süleym'in zekatlarını toplamak üzere memur tayin etti. Adam görevden gelince Resulullah onun hesabını gördü. Adam: “Bu sizin malınız, bu da bana verilen hediyedir” dedi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Eğer doğru söylüyorsan, babanın ve ananın evinde otursaydın da hediyen sana gelseydi ya!” buyurdu. Sonra bize hutbe okudu; Allah'a hamd ve senâda bulunduktan sonra şöyle buyurdu: “Bundan sonra; şüphesiz ben, Allah'ın benim üzerime verdiği görevlerden birinin başına sizden bir adamı memur tayin ediyorum. O ise gelip: ‘Bu sizin malınız, bu da bana verilmiş bir hediyedir’ diyor. Eğer doğru söylüyorsa, babasının ve anasının evinde otursaydı da hediyesi ona gelseydi ya! Vallahi, sizden kim o mallardan haksız yere bir şey alırsa, kıyamet gününde onu boynunda taşıyarak Allah Teâlâ'ya kavuşacaktır. Sakın sizden birinizi kıyamet gününde; boynunda böğüren bir deve, möyleyen bir sığır veya meleyen bir koyun taşıyarak Allah'a kavuşurken görmeyeyim!” Sonra ellerini, koltuk altlarının beyazlığı görünecek kadar kaldırdı ve: “Allah'ım! Tebliğ ettim mi?” buyurdu. Ebu Humeyd dedi ki: Bunu gözüm gördü, kulağım işitti.
1832_4. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ وَأَبُو مُعَاوِيَةَ ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ، أَبِي شَيْبَةَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ سُلَيْمَانَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، كُلُّهُمْ عَنْ هِشَامٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . وَفِي حَدِيثِ عَبْدَةَ وَابْنِ نُمَيْرٍ فَلَمَّا جَاءَ حَاسَبَهُ . كَمَا قَالَ أَبُو أُسَامَةَ . وَفِي حَدِيثِ ابْنِ نُمَيْرٍ " تَعْلَمُنَّ وَاللَّهِ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لاَ يَأْخُذُ أَحَدُكُمْ مِنْهَا شَيْئًا " . وَزَادَ فِي حَدِيثِ سُفْيَانَ قَالَ بَصُرَ عَيْنِي وَسَمِعَ أُذُنَاىَ . وَسَلُوا زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ فَإِنَّهُ كَانَ حَاضِرًا مَعِي .
Ve bize Ebu Küreyb anlattı; bize Abde, İbn Nümeyr ve Ebu Muâviye anlattı. Ve bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abdürrahîm b. Süleyman anlattı. Ve bize İbn Ebî Ömer anlattı; bize Süfyân anlattı. Hepsi Hişâm'dan; bu isnad ile [naklettiler]. Abde ve İbn Nümeyr'in hadisinde: “Adam görevden gelince Nebi onun hesabını gördü” ifadesi geçer; tıpkı Ebu Üsâme'nin söylediği gibi. İbn Nümeyr'in hadisinde ise: “Vallahi, canım elinde olana yemin olsun ki; sizden birinizin ondan bir şey almayacağını mutlaka göreceksiniz!” ifadesi yer almaktadır. Süfyân'ın hadisinde ise şu ziyade vardır: “Bunu gözüm gördü, iki kulağım işitti. İsterseniz Zeyd b. Sâbit'e de sorun; zira o da benimle beraber oradaydı.”
1832_5. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ ذَكْوَانَ، - وَهُوَ أَبُو الزِّنَادِ - عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اسْتَعْمَلَ رَجُلاً عَلَى الصَّدَقَةِ فَجَاءَ بِسَوَادٍ كَثِيرٍ فَجَعَلَ يَقُولُ هَذَا لَكُمْ وَهَذَا أُهْدِيَ إِلَىَّ . فَذَكَرَ نَحْوَهُ قَالَ عُرْوَةُ فَقُلْتُ لأَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ أَسَمِعْتَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ مِنْ فِيهِ إِلَى أُذُنِي .
Bunu bize İshâk b. İbrâhîm anlattı; bize Cerîr haber verdi; eş-Şeybânî'den; Abdullah b. Zekvân'dan -ki o Ebu'z-Zinâd'dır-; Urve b. ez-Zübeyr'den [naklen]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zekat toplamak üzere bir adamı memur tayin etti. Adam görevden pek çok malla döndü ve: “Bu sizin mallarınız, bu da bana hediye edildi” demeye başladı... [Ravi] hadisin benzerini zikretti. Urve dedi ki: Ebu Humeyd es-Sâidî'ye: “Bunu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den bizzat mı işittin?” dedim. Ebu Humeyd: “O'nun ağzından doğrudan kulağıma geldi” cevabını verdi.
1833_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعُ بْنُ الْجَرَّاحِ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي، خَالِدٍ عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ عَمِيرَةَ الْكِنْدِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنِ اسْتَعْمَلْنَاهُ مِنْكُمْ عَلَى عَمَلٍ فَكَتَمَنَا مِخْيَطًا فَمَا فَوْقَهُ كَانَ غُلُولاً يَأْتِي بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " . قَالَ فَقَامَ إِلَيْهِ رَجُلٌ أَسْوَدُ مِنَ الأَنْصَارِ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَيْهِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ اقْبَلْ عَنِّي عَمَلَكَ قَالَ " وَمَا لَكَ " . قَالَ سَمِعْتُكَ تَقُولُ كَذَا وَكَذَا . قَالَ " وَأَنَا أَقُولُهُ الآنَ مَنِ اسْتَعْمَلْنَاهُ مِنْكُمْ عَلَى عَمَلٍ فَلْيَجِئْ بِقَلِيلِهِ وَكَثِيرِهِ فَمَا أُوتِيَ مِنْهُ أَخَذَ وَمَا نُهِيَ عَنْهُ انْتَهَى " .
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Vekî' b. el-Cerrâh anlattı; bize İsmâîl b. Ebî Hâlid anlattı; Kays b. Ebî Hâzim'den; Adî b. Amîre el-Kindî'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “Sizden kimi bir işin başına memur tayin edersek, o da bizden bir iğneyi veya ondan daha büyük bir şeyi gizlerse, bu gulûl olur; kıyamet gününde onu boynunda getirir.” Adî dedi ki: Ansâr'dan siyah bir adam -sanki şu an ona bakıyor gibiyim- ayağa kalktı ve: “Ey Allah'ın Resulü! Görevini benden geri al” dedi. [Resulullah]: “Sana ne oldu?” buyurdu. Adam: “Senin şöyle şöyle buyurduğunu işittim” dedi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Onu şimdi tekrar söylüyorum: Sizden kimi bir işin başına memur tayin edersek, o topladığı malın azını da çoğunu da getirsin. Kendisine ondan ne verilirse onu alsın, ne yasaklanırsa ondan da geri dursun.”
1833_2. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي وَمُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ، بْنُ رَافِعٍ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالُوا حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ بِمِثْلِهِ .
Bunu bize Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr anlattı; bize babam ve Muhammed b. Bişr anlattı. Ve bana Muhammed b. Râfi anlattı; bize Ebu Üsâme anlattı. Hepsi: Bize İsmâîl anlattı; bu isnad ile [önceki hadisin] benzerini [naklettiler].
1833_3. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، بْنُ أَبِي خَالِدٍ أَخْبَرَنَا قَيْسُ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَدِيَّ بْنَ عَمِيرَةَ الْكِنْدِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ بِمِثْلِ حَدِيثِهِمْ .
Bunu bize İshâk b. İbrâhîm el-Hanzalî anlattı; bize el-Fadl b. Mûsâ haber verdi; bize İsmâîl b. Ebî Hâlid anlattı; bize Kays b. Ebî Hâzim haber verdi; dedi ki: Adî b. Amîre el-Kindî'yi şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim... [Ravi] onların hadisi gibi [nakletti].
1834. Hadis
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَهَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ نَزَلَ { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُولِي الأَمْرِ مِنْكُمْ} فِي عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُذَافَةَ بْنِ قَيْسِ بْنِ عَدِيٍّ السَّهْمِيِّ بَعَثَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي سَرِيَّةٍ . أَخْبَرَنِيهِ يَعْلَى بْنُ مُسْلِمٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ .
Bana Züheyr b. Harb ve Hârûn b. Abdullah anlattı. Dediler ki: Bize Haccâc b. Muhammed anlattı; dedi ki: İbn Cüreyc şöyle dedi: { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُولِي الأَمْرِ مِنْكُمْ } “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Resul’e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de...” ayeti, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in bir seriyye başında gönderdiği Abdullah b. Huzâfe b. Kays b. Adî es-Sehmî hakkında nazil olmuştur. Bunu bana Ya'lâ b. Müslim, Saîd b. Cubeyr'den, o da İbn Abbâs'tan naklen haber verdi.
1835_3. Hadis
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَهُ قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " مَنْ أَطَاعَنِي فَقَدْ أَطَاعَ اللَّهَ وَمَنْ عَصَانِي فَقَدْ عَصَى اللَّهَ وَمَنْ أَطَاعَ أَمِيرِي فَقَدْ أَطَاعَنِي وَمَنْ عَصَى أَمِيرِي فَقَدْ عَصَانِي " .
Ve bana Harmele b. Yahyâ anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Yûnus haber verdi; İbn Şihâb'dan; Ebu Seleme b. Abdurrahman'ın ona haber verdiğine göre; Ebu Hureyre'den; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğuna dair: “Kim bana itaat ederse, şüphesiz Allah'a itaat etmiş olur. Kim bana isyan ederse, şüphesiz Allah'a isyan etmiş olur. Kim benim atadığım yöneticiye itaat ederse, şüphesiz bana itaat etmiş olur. Kim de benim yöneticime isyan ederse, şüphesiz bana isyan etmiş olur.”
1835_4. Hadis
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا مَكِّيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ زِيَادٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ أَبَا سَلَمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ سَوَاءً
Bana Muhammed b. Hâtim anlattı; bize Mekkî b. İbrâhîm anlattı; bize İbn Cüreyc anlattı; Ziyâd'dan; İbn Şihâb'dan; Ebu Seleme b. Abdurrahman'ın ona haber verdiğine göre; Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bunun tıpatıp aynısını buyurdu.
1835_5. Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ يَعْلَى بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي عَلْقَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ، مِنْ فِيهِ إِلَى فِيَّ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ح. وَحَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي ح، وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ، بْنُ جَعْفَرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَعْلَى بْنِ عَطَاءٍ، سَمِعَ أَبَا عَلْقَمَةَ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ حَدِيثِهِمْ
Bana Ebu Kâmil el-Cahderî anlattı; bize Ebu Avâne anlattı; Ya'lâ b. Atâ'dan; Ebu Alkame'den; dedi ki: Ebu Hureyre bana bizzat şöyle anlattı: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim... Ve bize Ubeydullah b. Muâz anlattı; bize babam anlattı. Ve bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. Her ikisi de: Bize Şu'be anlattı; Ya'lâ b. Atâ'dan; o Ebu Alkame'yi işitmiş; o Ebu Hureyre'yi işitmiş; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; onların hadislerinin benzerini [naklettiler].
1835_6. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِهِمْ .
Bize Muhammed b. Râfi anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; bize Ma'mer haber verdi; Hemmâm b. Münebbih'ten; Ebu Hureyre'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; onların hadislerinin benzerini [naklettiler].
1835_7. Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ حَيْوَةَ، أَنَّ أَبَا يُونُسَ، مَوْلَى أَبِي هُرَيْرَةَ حَدَّثَهُ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِذَلِكَ وَقَالَ " مَنْ أَطَاعَ الأَمِيرَ " . وَلَمْ يَقُلْ أَمِيرِي وَكَذَلِكَ فِي حَدِيثِ هَمَّامٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ .
Ve bana Ebu't-Tâhir anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; Hayve'den; Ebu Hureyre'nin azatlısı Ebu Yûnus'un ona naklettiğine göre; Ebu Hureyre'yi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunu naklederken işitmiş. Ancak bu rivayette: “Kim yöneticiye itaat ederse...” dedi; “benim yöneticime” demedi. Aynı şekilde Hemmâm'ın Ebu Hureyre'den olan hadisinde de böyledir.
1836. Hadis
وَحَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، كِلاَهُمَا عَنْ يَعْقُوبَ، قَالَ سَعِيدٌ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ السَّمَّانِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " عَلَيْكَ السَّمْعَ وَالطَّاعَةَ فِي عُسْرِكَ وَيُسْرِكَ وَمَنْشَطِكَ وَمَكْرَهِكَ وَأَثَرَةٍ عَلَيْكَ " .
Bize Saîd b. Mansûr ve Kuteybe b. Saîd anlattı. Her ikisi de Yakub'dan. Saîd: “Bize Yakub b. Abdurrahman anlattı” dedi; Ebu Hâzim'den; Ebu Sâlih es-Semmân'den; Ebu Hureyre'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zorluğunda ve kolaylığında, istekli ve isteksiz olduğunda, hatta yöneticiler seni başkalarına tercih etseler bile dinlemek ve itaat etmek senin üzerine borçtur.”
1837_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ بَرَّادٍ الأَشْعَرِيُّ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالُوا حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الصَّامِتِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ إِنَّ خَلِيلِي أَوْصَانِي أَنْ أَسْمَعَ وَأُطِيعَ وَإِنْ كَانَ عَبْدًا مُجَدَّعَ الأَطْرَافِ .
Ve bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe, Abdullah b. Berrâd el-Eş'arî ve Ebu Küreyb anlattı. Dediler ki: Bize İbn İdrîs anlattı; Şu'be'den; Ebu İmrân'dan; Abdullah b. es-Sâmit'ten; Ebu Zer'den [naklen]; dedi ki: “Dostum Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem, burnu kulağı kesilmiş bir köle bile olsa yöneticimi dinlememi ve ona itaat etmemi bana vasiyet etti.”
1837_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا النَّضْرُ، بْنُ شُمَيْلٍ جَمِيعًا عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالاَ فِي الْحَدِيثِ عَبْدًا حَبَشِيًّا مُجَدَّعَ الأَطْرَافِ .
Ve bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. Ve bize İshâk anlattı; bize Nadr b. Şümeyl haber verdi. Hepsi Şu'be'den; Ebu İmrân'dan; bu isnad ile [naklettiler]. Her ikisi de hadiste: “Azaları kesilmiş Habeşli bir köle bile olsa...” ifadesini kullandılar.
1837_3. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ كَمَا قَالَ ابْنُ إِدْرِيسَ عَبْدًا مُجَدَّعَ الأَطْرَافِ .
Bunu bize Ubeydullah b. Muâz anlattı; bize babam anlattı; bize Şu'be anlattı; Ebu İmrân'dan; bu isnad ile [nakletti]. İbn İdrîs'in dediği gibi: “Azaları kesilmiş bir köle bile olsa...” dedi.
1838_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَدَّتِي، تُحَدِّثُ أَنَّهَا سَمِعَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ وَهُوَ يَقُولُ " وَلَوِ اسْتُعْمِلَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ يَقُودُكُمْ بِكِتَابِ اللَّهِ فَاسْمَعُوا لَهُ وَأَطِيعُوا " .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu'be anlattı; Yahyâ b. Husayn'dan; dedi ki: Ninemi anlatırken işittim; o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i Veda Haccı'nda hutbe okurken şöyle buyururken işitmiş: “Başınıza sizi Allah'ın Kitabı ile yöneten bir köle bile tayin edilse, onu dinleyin ve ona itaat edin!”
1838_2. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ ابْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ عَبْدًا حَبَشِيًّا .
Bunu bize İbn Beşşâr anlattı; bize Muhammed b. Ca'fer ve Abdurrahman b. Mehdî anlattı; Şu'be'den; bu isnad ile [naklettiler]. Bu rivayette: “Habeşli bir köle bile olsa...” ifadesini kullandı.
1838_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعُ بْنُ الْجَرَّاحِ، عَنْ شُعْبَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ عَبْدًا حَبَشِيًّا مُجَدَّعًا .
Ve bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Vekî' b. el-Cerrâh anlattı; Şu'be'den; bu isnad ile [nakletti]. Bu rivayette: “Azaları kesilmiş Habeşli bir köle bile olsa...” ifadesini kullandı.
1838_4. Hadis
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا بَهْزٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَلَمْ يَذْكُرْ حَبَشِيًّا مُجَدَّعًا وَزَادَ أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِنًى أَوْ بِعَرَفَاتٍ
Ve bize Abdurrahman b. Bişr anlattı; bize Behz anlattı; bize Şu'be anlattı; bu isnad ile [nakletti]. Bu rivayette: “Azaları kesilmiş Habeşli” ifadesini zikretmedi. Ancak ninesinin Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i Mina'da veya Arafat'ta şöyle buyururken işittiğine dair bir ilave yaptı.
1838_5. Hadis
وَحَدَّثَنِي سَلَمَةُ بْنُ شَبِيبٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَعْيَنَ، حَدَّثَنَا مَعْقِلٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَبِي، أُنَيْسَةَ عَنْ يَحْيَى بْنِ حُصَيْنٍ، عَنْ جَدَّتِهِ أُمِّ الْحُصَيْنِ، قَالَ سَمِعْتُهَا تَقُولُ، حَجَجْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَجَّةَ الْوَدَاعِ - قَالَتْ - فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَوْلاً كَثِيرًا ثُمَّ سَمِعْتُهُ يَقُولُ " إِنْ أُمِّرَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ مُجَدَّعٌ - حَسِبْتُهَا قَالَتْ - أَسْوَدُ يَقُودُكُمْ بِكِتَابِ اللَّهِ فَاسْمَعُوا لَهُ وَأَطِيعُوا " .
Ve bana Seleme b. Şebîb anlattı; bize Hasan b. A'yen anlattı; bize Ma'kıl anlattı; Zeyd b. Ebî Üneyse'den; Yahyâ b. Husayn'dan; ninesi Ümmü'l-Husayn'dan [naklen]; dedi ki: Onu şöyle derken işittim: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber Veda Haccı'na katıldım. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem orada pek çok şey söyledi. Sonra O'nu şöyle buyururken işittim: ‘Eğer başınıza; azaları kesilmiş -ve öyle sanıyorum ki siyah dedi- bir köle tayin edilse ve o sizi Allah'ın Kitabı ile yönetse, onu dinleyin ve ona itaat edin!’”
1839_1. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " عَلَى الْمَرْءِ الْمُسْلِمِ السَّمْعُ وَالطَّاعَةُ فِيمَا أَحَبَّ وَكَرِهَ إِلاَّ أَنْ يُؤْمَرَ بِمَعْصِيَةٍ فَإِنْ أُمِرَ بِمَعْصِيَةٍ فَلاَ سَمْعَ وَلاَ طَاعَةَ " .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Leys anlattı; Ubeydullah'tan; Nâfi'den; İbn Ömer'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğuna dair: “Müslüman bir kimse üzerine; bir günahla emredilmediği sürece, hoşuna giden veya gitmeyen her konuda yöneticisini dinlemek ve ona itaat etmek borçtur. Eğer günah olan bir şeyle emredilirse, o zaman dinlemek ve itaat etmek yoktur.”
1839_2. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، وَهُوَ الْقَطَّانُ ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي كِلاَهُمَا، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bunu bize Züheyr b. Harb ve Muhammed b. el-Müsennâ anlattı. Dediler ki: Bize Yahyâ -ki o el-Kattân'dır- anlattı. Ve bize İbn Nümeyr anlattı; bize babam anlattı. Her ikisi de Ubeydullah'tan; bu isnad ile [önceki hadisin] benzerini [naklettiler].
1840_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ، بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ زُبَيْدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّعليه وسلم بَعَثَ جَيْشًا وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ رَجُلاً فَأَوْقَدَ نَارًا وَقَالَ ادْخُلُوهَا . فَأَرَادَ نَاسٌ أَنْ يَدْخُلُوهَا وَقَالَ الآخَرُونَ إِنَّا قَدْ فَرَرْنَا مِنْهَا . فَذُكِرَ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لِلَّذِينَ أَرَادُوا أَنْ يَدْخُلُوهَا " لَوْ دَخَلْتُمُوهَا لَمْ تَزَالُوا فِيهَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ " . وَقَالَ لِلآخَرِينَ قَوْلاً حَسَنًا وَقَالَ " لاَ طَاعَةَ فِي مَعْصِيَةِ اللَّهِ إِنَّمَا الطَّاعَةُ فِي الْمَعْرُوفِ " .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattı -lafız İbn el-Müsennâ'ya aittir-. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu'be anlattı; Zübeyd'den; Sa'd b. Ubeyde'den; Ebu Abdurrahman'dan; Ali'den [naklen]: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir ordu gönderdi ve başlarına bir adamı komutan atadı. O komutan bir ateş yaktı ve: “Ona girin!” dedi. Bazı insanlar ona girmek istediler, diğerleri ise: “Biz zaten ateşten kaçtık!” dediler. Bu durum Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e zikredilince, ateşe girmek isteyenlere: “Eğer ona girseydiniz, kıyamet gününe kadar ondan çıkamazdınız!” buyurdu. Diğerlerine ise güzel sözler söyledi ve şöyle buyurdu: “Allah'a isyan olan konuda itaat yoktur. İtaat ancak maruf olan işlerdedir.”
1840_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ - وَتَقَارَبُوا فِي اللَّفْظِ - قَالُوا حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَرِيَّةً وَاسْتَعْمَلَ عَلَيْهِمْ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ وَأَمَرَهُمْ أَنْ يَسْمَعُوا لَهُ وَيُطِيعُوا فَأَغْضَبُوهُ فِي شَىْءٍ فَقَالَ اجْمَعُوا لِي حَطَبًا . فَجَمَعُوا لَهُ ثُمَّ قَالَ أَوْقِدُوا نَارًا . فَأَوْقَدُوا ثُمَّ قَالَ أَلَمْ يَأْمُرْكُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ تَسْمَعُوا لِي وَتُطِيعُوا قَالُوا بَلَى . قَالَ فَادْخُلُوهَا . قَالَ فَنَظَرَ بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ فَقَالُوا إِنَّمَا فَرَرْنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ النَّارِ . فَكَانُوا كَذَلِكَ وَسَكَنَ غَضَبُهُ وَطُفِئَتِ النَّارُ فَلَمَّا رَجَعُوا ذَكَرُوا ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " لَوْ دَخَلُوهَا مَا خَرَجُوا مِنْهَا إِنَّمَا الطَّاعَةُ فِي الْمَعْرُوفِ " .
Ve bize Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr, Züheyr b. Harb ve Ebu Saîd el-Eşecc anlattı -lafızları birbirine yakındır-. Dediler ki: Bize Vekî' anlattı; bize A'meş anlattı; Saîd b. Ubeyde'den; Ebu Abdurrahman'dan; Ali'den [naklen]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir seriyye gönderdi ve başlarına Ansâr'dan bir adamı memur tayin etti. Onlara onu dinleyip itaat etmelerini emretti. Askerler bir konuda onu öfkelendirdiler. Bunun üzerine komutan: “Benim için odun toplayın!” dedi. Topladılar. Sonra: “Ateş yakın!” dedi. Yaktılar. Sonra: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni dinleyip bana itaat etmenizi emretmedi mi?” dedi. “Evet” dediler. Komutan: “Öyleyse ateşe girin!” dedi. Dedi ki: Askerler birbirlerine baktılar ve: “Biz zaten ateşten kurtulmak için Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sığındık!” dediler. Onlar bu hal üzerindeyken komutanın öfkesi dindi ve ateş söndü. Döndüklerinde durumu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e zikrettiler. [Nebi]: “Eğer ona girselerdi, ondan asla çıkamazlardı. İtaat ancak maruf olan işlerdedir” buyurdu.
1840_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ .
Ve bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Vekî' ve Ebu Muâviye anlattı; A'meş'den; bu isnad ile [önceki hadisin] benzerini [naklettiler].
1709_5. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، وَعُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي الْعُسْرِ وَالْيُسْرِ وَالْمَنْشَطِ وَالْمَكْرَهِ وَعَلَى أَثَرَةٍ عَلَيْنَا وَعَلَى أَنْ لاَ نُنَازِعَ الأَمْرَ أَهْلَهُ وَعَلَى أَنْ نَقُولَ بِالْحَقِّ أَيْنَمَا كُنَّا لاَ نَخَافُ فِي اللَّهِ لَوْمَةَ لاَئِمٍ .
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abdullah b. İdrîs anlattı; Yahyâ b. Saîd ve Ubeydullah b. Ömer'den; Ubâde b. el-Velîd b. Ubâde'den; babasından; dedesinden [Ubâde b. es-Sâmit]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e; zorlukta ve kolaylıkta, istekli ve isteksiz olduğumuzda, hatta yöneticiler bizi başkalarına tercih etseler bile onları dinlemek ve itaat etmek üzere bey'at ettik. Ayrıca; yönetimi ehlinden çekip almamak ve nerede olursak olalım, Allah yolunda hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan hakkı söylemek üzere de bey'at ettik.
1709_6. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، - يَعْنِي ابْنَ إِدْرِيسَ - حَدَّثَنَا ابْنُ عَجْلاَنَ، وَعُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ وَيَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الْوَلِيدِ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bunu bize İbn Nümeyr anlattı; bize Abdullah -yani İbn İdrîs- anlattı; bize İbn Aclân, Ubeydullah b. Ömer ve Yahyâ b. Saîd anlattı; Ubâde b. el-Velîd'den; bu isnad ile [önceki hadisin] benzerini [naklettiler].
1709_7. Hadis
وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي الدَّرَاوَرْدِيَّ - عَنْ يَزِيدَ، - وَهُوَ ابْنُ الْهَادِ - عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنْ أَبِيهِ، حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ إِدْرِيسَ .
Ve bize İbn Ebî Ömer anlattı; bize Abdülaziz -yani Derâverdî- anlattı; Yezîd'den -ki o İbnü'l-Hâd'dır-; Ubâde b. el-Velîd b. Ubâde b. es-Sâmit'ten; babasından; bana babam [Ubâde b. es-Sâmit] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e, İbn İdrîs'in hadisinin benzeriyle bey'at ettik.
1709_8. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ وَهْبِ بْنِ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَمِّي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنِي بُكَيْرٌ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ جُنَادَةَ بْنِ أَبِي أُمَيَّةَ، قَالَ دَخَلْنَا عَلَى عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ وَهُوَ مَرِيضٌ فَقُلْنَا حَدِّثْنَا أَصْلَحَكَ اللَّهُ، بِحَدِيثٍ يَنْفَعُ اللَّهُ بِهِ سَمِعْتَهُ مِنْ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَقَالَ دَعَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبَايَعْنَاهُ فَكَانَ فِيمَا أَخَذَ عَلَيْنَا أَنْ بَايَعَنَا عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي مَنْشَطِنَا وَمَكْرَهِنَا وَعُسْرِنَا وَيُسْرِنَا وَأَثَرَةٍ عَلَيْنَا وَأَنْ لاَ نُنَازِعَ الأَمْرَ أَهْلَهُ قَالَ " إِلاَّ أَنْ تَرَوْا كُفْرًا بَوَاحًا عِنْدَكُمْ مِنَ اللَّهِ فِيهِ بُرْهَانٌ " .
Bize Ahmed b. Abdurrahman b. Vehb b. Müslim anlattı; bize amcam Abdullah b. Vehb anlattı; bize Amr b. el-Hâris anlattı; bana Bükeyr anlattı; Busr b. Saîd'den; Cünâde b. Ebî Ümeyye'den; dedi ki: Ubâde b. es-Sâmit hasta olduğu sırada yanına girdik ve: “Allah sana şifa versin; bize Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittiğin, Allah'ın bizleri faydalandıracağı bir hadis anlat” dedik. Şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizi çağırdı, biz de O'na bey'at ettik. Bizden aldığı sözler arasında şunlar vardı: İstekli ve isteksiz olduğumuzda, zorlukta ve kolaylıkta, hatta yöneticiler bizi başkalarına tercih etseler bile dinlemek ve itaat etmek üzere bey'at ettik. Ayrıca yönetimi ehlinden çekip almamak üzere de söz verdik. [Nebi]: “Ancak Allah katından bir deliliniz olduğu halde, yöneticilerde apaçık bir küfür görmeniz hali müstesna” buyurdu.
1841. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، عَنْ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنِي وَرْقَاءُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّمَا الإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ فَإِنْ أَمَرَ بِتَقْوَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَعَدَلَ كَانَ لَهُ بِذَلِكَ أَجْرٌ وَإِنْ يَأْمُرْ بِغَيْرِهِ كَانَ عَلَيْهِ مِنْهُ " .
Bize İbrâhîm, Müslim'den naklen anlattı; bana Züheyr b. Harb anlattı; bize Şebâbe anlattı; bana Verkâ anlattı; Ebu'z-Zinâd'dan; el-A'rec'den; Ebu Hureyre'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: “İmam ancak bir kalkandır. Onun arkasında savaşılır ve onunla düşmana karşı korunulur. Eğer o Allah azze ve celle'den korkmayı emreder ve adaletle davranırsa, bundan dolayı ona ecir vardır. Eğer bunun dışındaki şeylerle emrederse, bunun vebali onun üzerinedir.”
1842_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ فُرَاتٍ الْقَزَّازِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ قَاعَدْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ خَمْسَ سِنِينَ فَسَمِعْتُهُ يُحَدِّثُ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كَانَتْ بَنُو إِسْرَائِيلَ تَسُوسُهُمُ الأَنْبِيَاءُ كُلَّمَا هَلَكَ نَبِيٌّ خَلَفَهُ نَبِيٌّ وَإِنَّهُ لاَ نَبِيَّ بَعْدِي وَسَتَكُونُ خُلَفَاءُ فَتَكْثُرُ " . قَالُوا فَمَا تَأْمُرُنَا قَالَ " فُوا بِبَيْعَةِ الأَوَّلِ فَالأَوَّلِ وَأَعْطُوهُمْ حَقَّهُمْ فَإِنَّ اللَّهَ سَائِلُهُمْ عَمَّا اسْتَرْعَاهُمْ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu'be anlattı; Fürât el-Kazzâz'dan; Ebu Hâzim'den; dedi ki: Ebu Hureyre'nin meclisinde beş yıl oturdum. Onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen şöyle buyururken işittim: “İsrailoğulları'nı peygamberler yönetirdi. Ne zaman bir peygamber vefat etse, onun yerine başka bir peygamber gelirdi. Şüphesiz benden sonra peygamber yoktur; ancak halifeler olacaktır ve onlar çoğalacaktır.” Ashab: “Bize ne emredersin?” dediler. [Nebi]: “İlk önce kime bey'at edilmişse onun bey'atına vefa gösterin ve onlara haklarını verin. Zira Allah, yönettikleri kimseler hakkında onlara hesap soracaktır.”
1842_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ بَرَّادٍ الأَشْعَرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، بْنُ إِدْرِيسَ عَنِ الْحَسَنِ بْنِ فُرَاتٍ، عَنْ أَبِيهِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Ve bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe ve Abdullah b. Berrâd el-Eş'arî anlattı. Dediler ki: Bize Abdullah b. İdrîs anlattı; el-Hasan b. Fürât'tan; babasından; bu isnad ile [önceki hadisin] benzerini [naklettiler].
1843. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، وَوَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو سَعِيدٍ، الأَشَجُّ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، كُلُّهُمْ عَنِ الأَعْمَشِ، ح وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ، وَهْبٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّهَا سَتَكُونُ بَعْدِي أَثَرَةٌ وَأُمُورٌ تُنْكِرُونَهَا " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ تَأْمُرُ مَنْ أَدْرَكَ مِنَّا ذَلِكَ قَالَ " تُؤَدُّونَ الْحَقَّ الَّذِي عَلَيْكُمْ وَتَسْأَلُونَ اللَّهَ الَّذِي لَكُمْ " .
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ebu'l-Ahvas ve Vekî' anlattı. Ve bana Ebu Saîd el-Eşecc anlattı; bize Vekî' anlattı. Ve bize Ebu Küreyb ve İbn Nümeyr anlattı; bize Ebu Muâviye anlattı. Ve bize İshâk b. İbrâhîm ve Ali b. Haşrem anlattı; bize Îsâ b. Yûnus haber verdi. Hepsi A'meş'den. Ve bize Osmân b. Ebî Şeybe anlattı -lafız onundur-; bize Cerîr anlattı; A'meş'den; Zeyd b. Vehb'den; Abdullah'tan [İbn Mes'ûd]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz benden sonra bencillik ve hoş görmeyeceğiniz bazı işler olacaktır.” Ashab: “Ey Allah'ın Resulü! Bizden o güne yetişenlere ne emredersin?” dediler. [Nebi]: “Üzerinizdeki sorumlulukları yerine getirir, size ait olan haklarınızı ise Allah'tan istersiniz” buyurdu.
1844_1. Hadis
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ، زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ رَبِّ الْكَعْبَةِ، قَالَ دَخَلْتُ الْمَسْجِدَ فَإِذَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ جَالِسٌ فِي ظِلِّ الْكَعْبَةِ وَالنَّاسُ مُجْتَمِعُونَ عَلَيْهِ فَأَتَيْتُهُمْ فَجَلَسْتُ إِلَيْهِ فَقَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فَنَزَلْنَا مَنْزِلاً فَمِنَّا مَنْ يُصْلِحُ خِبَاءَهُ وَمِنَّا مَنْ يَنْتَضِلُ وَمِنَّا مَنْ هُوَ فِي جَشَرِهِ إِذْ نَادَى مُنَادِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الصَّلاَةَ جَامِعَةً . فَاجْتَمَعْنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " إِنَّهُ لَمْ يَكُنْ نَبِيٌّ قَبْلِي إِلاَّ كَانَ حَقًّا عَلَيْهِ أَنْ يَدُلَّ أُمَّتَهُ عَلَى خَيْرِ مَا يَعْلَمُهُ لَهُمْ وَيُنْذِرَهُمْ شَرَّ مَا يَعْلَمُهُ لَهُمْ وَإِنَّ أُمَّتَكُمْ هَذِهِ جُعِلَ عَافِيَتُهَا فِي أَوَّلِهَا وَسَيُصِيبُ آخِرَهَا بَلاَءٌ وَأُمُورٌ تُنْكِرُونَهَا وَتَجِيءُ فِتْنَةٌ فَيُرَقِّقُ بَعْضُهَا بَعْضًا وَتَجِيءُ الْفِتْنَةُ فَيَقُولُ الْمُؤْمِنُ هَذِهِ مُهْلِكَتِي . ثُمَّ تَنْكَشِفُ وَتَجِيءُ الْفِتْنَةُ فَيَقُولُ الْمُؤْمِنُ هَذِهِ هَذِهِ . فَمَنْ أَحَبَّ أَنْ يُزَحْزَحَ عَنِ النَّارِ وَيَدْخُلَ الْجَنَّةَ فَلْتَأْتِهِ مَنِيَّتُهُ وَهُوَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَلْيَأْتِ إِلَى النَّاسِ الَّذِي يُحِبُّ أَنْ يُؤْتَى إِلَيْهِ وَمَنْ بَايَعَ إِمَامًا فَأَعْطَاهُ صَفْقَةَ يَدِهِ وَثَمَرَةَ قَلْبِهِ فَلْيُطِعْهُ إِنِ اسْتَطَاعَ فَإِنْ جَاءَ آخَرُ يُنَازِعُهُ فَاضْرِبُوا عُنُقَ الآخَرِ " . فَدَنَوْتُ مِنْهُ فَقُلْتُ لَهُ أَنْشُدُكَ اللَّهَ آنْتَ سَمِعْتَ هَذَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَهْوَى إِلَى أُذُنَيْهِ وَقَلْبِهِ بِيَدَيْهِ وَقَالَ سَمِعَتْهُ أُذُنَاىَ وَوَعَاهُ قَلْبِي . فَقُلْتُ لَهُ هَذَا ابْنُ عَمِّكَ مُعَاوِيَةُ يَأْمُرُنَا أَنْ نَأْكُلَ أَمْوَالَنَا بَيْنَنَا بِالْبَاطِلِ وَنَقْتُلَ أَنْفُسَنَا وَاللَّهُ يَقُولُ { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَأْكُلُوا أَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ إِلاَّ أَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَلاَ تَقْتُلُوا أَنْفُسَكُمْ إِنَّ اللَّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا} قَالَ فَسَكَتَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ أَطِعْهُ فِي طَاعَةِ اللَّهِ وَاعْصِهِ فِي مَعْصِيَةِ اللَّهِ .
Bize Züheyr b. Harb ve İshâk b. İbrâhîm anlattı. İshâk: “Bize haber verdi”; Züheyr: “Bize Cerîr anlattı” dediler; A'meş'den; Zeyd b. Vehb'den; Abdurrahman b. Abdi Rabbi'l-Kabe'den; dedi ki: Mescide girdim; bir de baktım ki Abdullah b. Amr b. el-Âs, Kabe'nin gölgesinde oturmuş, insanlar da etrafında toplanmışlar. Yanlarına gelip yanına oturdum. Şöyle diyordu: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile bir yolculukta beraberdik. Bir yerde konakladık. Kimimiz çadırını düzeltiyor, kimimiz ok atma yarışı yapıyor, kimimiz de hayvanlarıyla ilgileniyordu. Derken Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in münadisi: ‘Haydi toplanın!’ diye seslendi. Hemen Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına toplandık. Şöyle buyurdu: ‘Benden önceki her peygamberin üzerine; ümmeti için bildiği hayırlı şeyi onlara göstermesi ve bildiği şerli şeyden de onları sakındırması bir borç idi. Şüphesiz sizin şu ümmetinizin selameti ilk nesillerindedir. Son kısmında ise başlarına belalar ve yadırgayacağınız işler gelecektir. Öyle fitneler gelecek ki, birbirini unutturacaktır. Bir fitne geldiğinde mümin: «İşte bu beni helak edecektir!» der. Sonra o fitne geçer, arkasından başka bir fitne gelir; mümin: «Asıl tehlike budur, budur!» der. Kim cehennem ateşinden uzaklaştırılıp cennete girmeyi isterse, ölümü kendisi Allah'a ve ahiret gününe iman eder bir haldeyken ona gelsin. Ve insanlara karşı, kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa öyle davransın. Kim bir yöneticiye bey'at eder de elini sıkıp kalbiyle ona bağlanırsa, gücü yettiğince ona itaat etsin. Eğer bir başkası gelip onunla çekişmeye kalkarsa, o sonradan gelenin boynunu vurun!’” Abdurrahman dedi ki: Abdullah b. Amr'a yaklaştım ve: “Allah aşkına söyle! Bunu bizzat Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den mi işittim?” dedim. Eliyle kulaklarını ve kalbini işaret ederek: “Bunu iki kulağım işitti, kalbim de kavradı!” dedi. Ben ona: “Şu senin amcanın oğlu Muâviye, mallarımızı aramızda haksızlıkla yememizi ve birbirimizi öldürmemizi emrediyor! Halbuki Allah: { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَأْكُلُوا أَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ إِلاَّ أَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَلاَ تَقْتُلُوا أَنْفُسَكُمْ إِنَّ اللَّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا } ‘Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin; ancak karşılıklı rızaya dayanan bir ticaret olması müstesnadır. Kendinizi öldürmeyin; şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.’ buyuruyor” dedim. Dedi ki: Abdullah bir süre sustu, sonra: “Allah'a itaat olan konularda ona itaat et, Allah'a isyan olan konularda ise ona karşı gel!” dedi.
1844_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ وَأَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ قَالُوا حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، كِلاَهُمَا عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ .
Ve bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe, İbn Nümeyr ve Ebu Saîd el-Eşecc anlattı. Dediler ki: Bize Vekî' anlattı. Ve bize Ebu Küreyb anlattı; bize Ebu Muâviye anlattı. Her ikisi de A'meş'den; bu isnad ile [önceki hadisin] benzerini [naklettiler].
1844_3. Hadis
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الْمُنْذِرِ، إِسْمَاعِيلُ بْنُ عُمَرَ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ، أَبِي إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيُّ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي السَّفَرِ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ، رَبِّ الْكَعْبَةِ الصَّائِدِيِّ قَالَ رَأَيْتُ جَمَاعَةً عِنْدَ الْكَعْبَةِ . فَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ الأَعْمَشِ .
Ve bana Muhammed b. Râfi anlattı; bize Ebu'l-Münzir İsmâîl b. Ömer anlattı; bize Yûnus b. Ebî İshâk el-Hemedânî anlattı; bize Abdullah b. Ebî's-Sefer anlattı; Âmir'den; Abdurrahman b. Abdi Rabbi'l-Kabe es-Sâidî'den [naklen]; dedi ki: Kabe'nin yanında bir topluluk gördüm... [Ravi] sonra A'meş'in hadisi gibi zikretti.
1845_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ قَتَادَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أُسَيْدِ بْنِ حُضَيْرٍ، أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الأَنْصَارِ خَلاَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَلاَ تَسْتَعْمِلُنِي كَمَا اسْتَعْمَلْتَ فُلاَنًا فَقَالَ " إِنَّكُمْ سَتَلْقَوْنَ بَعْدِي أَثَرَةً فَاصْبِرُوا حَتَّى تَلْقَوْنِي عَلَى الْحَوْضِ " .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve Muhammed b. Beşşâr anlattı. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu'be anlattı; dedi ki: Katâde'yi işittim; Enes b. Mâlik'ten; o da Üseyd b. Hudayr'dan [naklen]: Ansâr'dan bir adam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile baş başa kaldı ve: “Falanı görevlendirdiğin gibi beni de görevlendirmez misin?” dedi. Bunun üzerine [Resulullah]: “Şüphesiz siz benden sonra kayırmacılıkla karşılaşacaksınız. Havuz başında bana kavuşana kadar sabredin!” buyurdu.
1846_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ الْحَضْرَمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَأَلَ سَلَمَةُ بْنُ يَزِيدَ الْجُعْفِيُّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَرَأَيْتَ إِنْ قَامَتْ عَلَيْنَا أُمَرَاءُ يَسْأَلُونَا حَقَّهُمْ وَيَمْنَعُونَا حَقَّنَا فَمَا تَأْمُرُنَا فَأَعْرَضَ عَنْهُ ثُمَّ سَأَلَهُ فَأَعْرَضَ عَنْهُ ثُمَّ سَأَلَهُ فِي الثَّانِيَةِ أَوْ فِي الثَّالِثَةِ فَجَذَبَهُ الأَشْعَثُ بْنُ قَيْسٍ وَقَالَ " اسْمَعُوا وَأَطِيعُوا فَإِنَّمَا عَلَيْهِمْ مَا حُمِّلُوا وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْ " .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve Muhammed b. Beşşâr anlattı. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu'be anlattı; Simâk b. Harb'den; Alkame b. Vâil el-Hadramî'den; babasından [naklen]; dedi ki: Seleme b. Yezîd el-Cu'fî, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e şöyle sordu: “Ey Allah'ın Nebisi! Eğer başımıza; bizden kendi haklarını isteyen ancak bizim haklarımızı bize vermeyen yöneticiler gelirse bize ne emredersin?” Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ondan yüz çevirdi. Sonra tekrar sordu, yine yüz çevirdi. İkinci veya üçüncü kez sorunca, el-Eş'as b. Kays onu çekti. [Resulullah] şöyle buyurdu: “Dinleyin ve itaat edin! Zira onların üzerine yüklenen sorumluluk onlara, sizin üzerinize yüklenen sorumluluk ise sizedir.”
1846_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ وَقَالَ فَجَذَبَهُ الأَشْعَثُ بْنُ قَيْسٍ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اسْمَعُوا وَأَطِيعُوا فَإِنَّمَا عَلَيْهِمْ مَا حُمِّلُوا وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْ " .
Ve bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Şebâbe anlattı; bize Şu'be anlattı; Simâk'tan; bu isnad ile [önceki hadisin] benzerini [nakletti]. Ve şöyle dedi: “el-Eş'as b. Kays onu çekti; bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Dinleyin ve itaat edin! Zira onların üzerine yüklenen sorumluluk onlara, sizin üzerinize yüklenen sorumluluk ise sizedir’ buyurdu.”
1847_1. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ يَزِيدَ بْنِ، جَابِرٍ حَدَّثَنِي بُسْرُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ الْحَضْرَمِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ حُذَيْفَةَ بْنَ الْيَمَانِ، يَقُولُ كَانَ النَّاسُ يَسْأَلُونَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْخَيْرِ وَكُنْتُ أَسْأَلُهُ عَنِ الشَّرِّ مَخَافَةَ أَنْ يُدْرِكَنِي فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا فِي جَاهِلِيَّةٍ وَشَرٍّ فَجَاءَنَا اللَّهُ بِهَذَا الْخَيْرِ فَهَلْ بَعْدَ هَذَا الْخَيْرِ شَرٌّ قَالَ " نَعَمْ " فَقُلْتُ هَلْ بَعْدَ ذَلِكَ الشَّرِّ مِنْ خَيْرٍ قَالَ " نَعَمْ وَفِيهِ دَخَنٌ " . قُلْتُ وَمَا دَخَنُهُ قَالَ " قَوْمٌ يَسْتَنُّونَ بِغَيْرِ سُنَّتِي وَيَهْدُونَ بِغَيْرِ هَدْيِي تَعْرِفُ مِنْهُمْ وَتُنْكِرُ " . فَقُلْتُ هَلْ بَعْدَ ذَلِكَ الْخَيْرِ مِنْ شَرٍّ قَالَ " نَعَمْ دُعَاةٌ عَلَى أَبْوَابِ جَهَنَّمَ مَنْ أَجَابَهُمْ إِلَيْهَا قَذَفُوهُ فِيهَا " . فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ صِفْهُمْ لَنَا . قَالَ " نَعَمْ قَوْمٌ مِنْ جِلْدَتِنَا وَيَتَكَلَّمُونَ بِأَلْسِنَتِنَا " . قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَمَا تَرَى إِنْ أَدْرَكَنِي ذَلِكَ قَالَ " تَلْزَمُ جَمَاعَةَ الْمُسْلِمِينَ وَإِمَامَهُمْ " . فَقُلْتُ فَإِنْ لَمْ تَكُنْ لَهُمْ جَمَاعَةٌ وَلاَ إِمَامٌ قَالَ " فَاعْتَزِلْ تِلْكَ الْفِرَقَ كُلَّهَا وَلَوْ أَنْ تَعَضَّ عَلَى أَصْلِ شَجَرَةٍ حَتَّى يُدْرِكَكَ الْمَوْتُ وَأَنْتَ عَلَى ذَلِكَ " .
Bana Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize Velîd b. Müslim anlattı; bize Abdurrahman b. Yezîd b. Câbir anlattı; bana Busr b. Ubeydullah el-Hadramî anlattı; o Ebu İdrîs el-Havlânî'yi işitmiş: Huzeyfe b. el-Yemân'ı şöyle derken işittim: “İnsanlar Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e hayır hakkında soruyorlardı; ben ise başıma gelmesinden korktuğum için O'na şer hakkında soruyordum. ‘Ey Allah'ın Resulü! Biz bir cahiliye ve şer içindeydik; sonra Allah bize şu hayrı getirdi. Peki, şu hayırdan sonra tekrar bir şer olacak mı?’ dedim. [Resulullah]: ‘Evet’ buyurdu. ‘Peki, o şerden sonra bir hayır olacak mı?’ dedim. ‘Evet, olacak ancak içinde bir bulanıklık bulunacaktır’ buyurdu. ‘O bulanıklık nedir?’ dedim. ‘Benim sünnetimden başkasını yol edinen ve benim hidayetimden başkasına yönlendiren bir topluluktur. Onların bazı işlerini maruf bulur, bazılarını ise yadırgarsın’ buyurdu. ‘Peki, o hayırdan sonra bir şer olacak mı?’ dedim. ‘Evet; cehennem kapılarında durup oraya çağıran davetçiler olacaktır. Kim onların bu çağrısına icabet ederse, onu cehenneme atarlar’ buyurdu. ‘Ey Allah'ın Resulü! Onları bize tarif et’ dedim. ‘Evet; onlar bizim soyumuzdan olan ve bizim dilimizle konuşan kimselerdir’ buyurdu. ‘Ey Allah'ın Resulü! Eğer ben o güne yetişirsem bana ne emredersin?’ dedim. ‘Müslümanların cemaatine ve yöneticilerine sımsıkı bağlanırsın’ buyurdu. ‘Eğer onların bir cemaati ve yöneticisi yoksa?’ dedim. ‘O zaman ölüm sana gelene kadar, bir ağaç kökünü dişlerinle sıkman pahasına bile olsa şu fırkaların tamamından uzak dur!’ buyurdu.”
1847_2. Hadis
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَهْلِ بْنِ عَسْكَرٍ التَّمِيمِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى، - وَهُوَ ابْنُ حَسَّانَ - حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، - يَعْنِي ابْنَ سَلاَّمٍ - حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ سَلاَّمٍ، عَنْ أَبِي سَلاَّمٍ، قَالَ قَالَ حُذَيْفَةُ بْنُ الْيَمَانِ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا بِشَرٍّ فَجَاءَ اللَّهُ بِخَيْرٍ فَنَحْنُ فِيهِ فَهَلْ مِنْ وَرَاءِ هَذَا الْخَيْرِ شَرٌّ قَالَ نَعَمْ . قُلْتُ هَلْ وَرَاءَ ذَلِكَ الشَّرِّ خَيْرٌ قَالَ " نَعَمْ " . قُلْتُ فَهَلْ وَرَاءَ ذَلِكَ الْخَيْرِ شَرٌّ قَالَ " نَعَمْ " . قُلْتُ كَيْفَ قَالَ " يَكُونُ بَعْدِي أَئِمَّةٌ لاَ يَهْتَدُونَ بِهُدَاىَ وَلاَ يَسْتَنُّونَ بِسُنَّتِي وَسَيَقُومُ فِيهِمْ رِجَالٌ قُلُوبُهُمْ قُلُوبُ الشَّيَاطِينِ فِي جُثْمَانِ إِنْسٍ " . قَالَ قُلْتُ كَيْفَ أَصْنَعُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنْ أَدْرَكْتُ ذَلِكَ قَالَ " تَسْمَعُ وَتُطِيعُ لِلأَمِيرِ وَإِنْ ضُرِبَ ظَهْرُكَ وَأُخِذَ مَالُكَ فَاسْمَعْ وَأَطِعْ " .
Bana Muhammed b. Sehl b. Asker et-Temîmî anlattı; bize Yahyâ b. Hassân anlattı. Ve bize Abdullah b. Abdurrahman ed-Dârimî anlattı; bize Yahyâ -ki o İbn Hassân'dır- haber verdi; bize Muâviye -yani İbn Sellâm- anlattı; bize Zeyd b. Sellâm anlattı; Ebu Sellâm'dan; dedi ki: Huzeyfe b. el-Yemân şöyle demiştir: “Dedim ki: ‘Ey Allah'ın Resulü! Biz eskiden bir şer içindeydik; sonra Allah bize bir hayır getirdi ve biz şimdi o hayrın içindeyiz. Peki, şu hayrın ardından tekrar bir şer gelecek mi?’ [Resulullah]: ‘Evet’ buyurdu. ‘Peki, o şerden sonra bir hayır gelecek mi?’ dedim. ‘Evet’ buyurdu. ‘O hayırdan sonra bir şer gelecek mi?’ dedim. ‘Evet’ buyurdu. ‘Nasıl olacak?’ dedim. Şöyle buyurdu: ‘Benden sonra; benim hidayetimle hidayete ermeyen ve benim sünnetimi yol edinmeyen birtakım önderler olacaktır. Onların içinde, kalpleri insan bedenindeki şeytan kalbi gibi olan birtakım adamlar türeyecektir.’ Dedim ki: ‘Ey Allah'ın Resulü! Eğer o güne yetişirsem ne yapayım?’ Buyurdu ki: ‘Yöneticiyi dinle ve ona itaat et! Sırtın dövülse, malın alınsa bile yine dinle ve itaat et!’”
1848_1. Hadis
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، - يَعْنِي ابْنَ حَازِمٍ - حَدَّثَنَا غَيْلاَنُ بْنُ، جَرِيرٍ عَنْ أَبِي قَيْسِ بْنِ رِيَاحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " مَنْ خَرَجَ مِنَ الطَّاعَةِ وَفَارَقَ الْجَمَاعَةَ فَمَاتَ مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً وَمَنْ قَاتَلَ تَحْتَ رَايَةٍ عُمِّيَّةٍ يَغْضَبُ لِعَصَبَةٍ أَوْ يَدْعُو إِلَى عَصَبَةٍ أَوْ يَنْصُرُ عَصَبَةً فَقُتِلَ فَقِتْلَةٌ جَاهِلِيَّةٌ وَمَنْ خَرَجَ عَلَى أُمَّتِي يَضْرِبُ بَرَّهَا وَفَاجِرَهَا وَلاَ يَتَحَاشَ مِنْ مُؤْمِنِهَا وَلاَ يَفِي لِذِي عَهْدٍ عَهْدَهُ فَلَيْسَ مِنِّي وَلَسْتُ مِنْهُ " .
Bize Şeybân b. Ferrûh anlattı; bize Cerîr -yani İbn Hâzim- anlattı; bize Gaylân b. Cerîr anlattı; Ebu Kays b. Riyâh'tan; Ebu Hureyre'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: “Kim itaatten çıkar ve cemaatten ayrılırsa, cahiliye ölümü ile ölür. Kim, bulanık bir sancak altında; sadece bir gruba kızarak veya bir grubu savunmaya çağırarak yahut bir gruba yardım ederek savaşır da öldürülürse, onun ölümü de cahiliye ölümüdür. Kim de ümmetimin üzerine çıkar; onların iyisini kötüsünü ayırmadan vurur, müminlerinden çekinmez ve ahit sahibinin ahdine vefa göstermezse, o benden değildir, ben de ondan değilim!”
1848_2. Hadis
وَحَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْقَوَارِيرِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ غَيْلاَنَ، بْنِ جَرِيرٍ عَنْ زِيَادِ بْنِ رِيَاحٍ الْقَيْسِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِنَحْوِ حَدِيثِ جَرِيرٍ وَقَالَ " لاَ يَتَحَاشَى مِنْ مُؤْمِنِهَا " .
Ve bana Ubeydullah b. Ömer el-Kavârîrî anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; bize Eyyûb anlattı; Gaylân b. Cerîr'den; Ziyâd b. Riyâh el-Kaysî'den; Ebu Hureyre'den [naklen]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Cerîr'in hadisi gibi buyurdu. Ancak bu rivayette: “Ümmetin mümininden çekinmez” ifadesi geçmektedir.
1848_3. Hadis
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا مَهْدِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ، عَنْ غَيْلاَنَ بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ زِيَادِ بْنِ رِيَاحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ خَرَجَ مِنَ الطَّاعَةِ وَفَارَقَ الْجَمَاعَةَ ثُمَّ مَاتَ مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً وَمَنْ قُتِلَ تَحْتَ رَايَةٍ عُمِّيَّةٍ يَغْضَبُ لِلْعَصَبَةِ وَيُقَاتِلُ لِلْعَصَبَةِ فَلَيْسَ مِنْ أُمَّتِي وَمَنْ خَرَجَ مِنْ أُمَّتِي عَلَى أُمَّتِي يَضْرِبُ بَرَّهَا وَفَاجِرَهَا لاَ يَتَحَاشَ مِنْ مُؤْمِنِهَا وَلاَ يَفِي بِذِي عَهْدِهَا فَلَيْسَ مِنِّي " .
Ve bana Züheyr b. Harb anlattı; bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; bize Mehdî b. Meymûn anlattı; Gaylân b. Cerîr'den; Ziyâd b. Riyâh'tan; Ebu Hureyre'den; o da Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: “Kim itaatten çıkar ve cemaatten ayrılır da sonra ölürse, cahiliye ölümü ile ölür. Kim, bulanık bir sancak altında; sadece bir grup için kızarak ve o grup için savaşarak öldürülürse, o benim ümmetimden değildir. Kim de ümmetim içinden çıkıp ümmetime karşı yürür; onların iyisini kötüsünü ayırmadan vurur, mümininden çekinmez ve ahit sahibine vefa göstermezse, o benden değildir!”
1848_4. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ غَيْلاَنَ بْنِ جَرِيرٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . أَمَّا ابْنُ الْمُثَنَّى فَلَمْ يَذْكُرِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي الْحَدِيثِ وَأَمَّا ابْنُ بَشَّارٍ فَقَالَ فِي رِوَايَتِهِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِنَحْوِ حَدِيثِهِمْ .
Ve bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattı. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu'be anlattı; Gaylân b. Cerîr'den; bu isnad ile [naklettiler]. İbn el-Müsennâ'ya gelince; o hadiste Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i zikretmedi. İbn Beşşâr ise rivayetinde: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onların hadisi gibi buyurdu” dedi.
1849_1. Hadis
حَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنِ الْجَعْدِ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي، رَجَاءٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، يَرْوِيهِ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ رَأَى مِنْ أَمِيرِهِ شَيْئًا يَكْرَهُهُ فَلْيَصْبِرْ فَإِنَّهُ مَنْ فَارَقَ الْجَمَاعَةَ شِبْرًا فَمَاتَ فَمِيتَةٌ جَاهِلِيَّةٌ " .
Bize Hasan b. er-Rebî' anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; el-Ca'd Ebu Osmân'dan; Ebu Recâ'dan; İbn Abbâs'tan; o bunu rivayet ediyor; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim yöneticisinden hoşlanmadığı bir şey görürse sabretsin. Zira kim cemaatten bir karış ayrılır da ölürse, ölümü cahiliye ölümüdür.”
1849_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا الْجَعْدُ، حَدَّثَنَا أَبُو رَجَاءٍ، الْعُطَارِدِيُّ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ كَرِهَ مِنْ أَمِيرِهِ شَيْئًا فَلْيَصْبِرْ عَلَيْهِ فَإِنَّهُ لَيْسَ أَحَدٌ مِنَ النَّاسِ خَرَجَ مِنَ السُّلْطَانِ شِبْرًا فَمَاتَ عَلَيْهِ إِلاَّ مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً " .
Ve bize Şeybân b. Ferrûh anlattı; bize Abdülvâris anlattı; bize el-Ca'd anlattı; bize Ebu Recâ el-Utâridî anlattı; İbn Abbâs'tan; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: “Kim yöneticisinden bir şeyi hoş görmezse ona sabretsin. Zira insanlardan kim meşru otoriteden bir karış dışarı çıkar da o hal üzere ölürse, mutlaka cahiliye ölümü ile ölür.”
1850. Hadis
حَدَّثَنَا هُرَيْمُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنْ أَبِي، مِجْلَزٍ عَنْ جُنْدَبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْبَجَلِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ قُتِلَ تَحْتَ رَايَةٍ عُمِّيَّةٍ يَدْعُو عَصَبِيَّةً أَوْ يَنْصُرُ عَصَبِيَّةً فَقِتْلَةٌ جَاهِلِيَّةٌ " .
Bize Hureym b. Abdül'a'lâ anlattı; bize Mu'temir anlattı; dedi ki: Babamı anlatırken işittim: Ebu Miclez'den; Cündüb b. Abdullah el-Becelî'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim, asabiyete çağırarak veya asabiyete yardım ederek, bulanık bir sancak altında öldürülürse, onun ölümü cahiliye ölümüdür.”
1851_1. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، - وَهُوَ ابْنُ مُحَمَّدِ بْنِ زَيْدٍ - عَنْ زَيْدِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ نَافِعٍ، قَالَ جَاءَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُطِيعٍ حِينَ كَانَ مِنْ أَمْرِ الْحَرَّةِ مَا كَانَ زَمَنَ يَزِيدَ بْنِ مُعَاوِيَةَ فَقَالَ اطْرَحُوا لأَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ وِسَادَةً فَقَالَ إِنِّي لَمْ آتِكَ لأَجْلِسَ أَتَيْتُكَ لأُحَدِّثَكَ حَدِيثًا سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُهُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ خَلَعَ يَدًا مِنْ طَاعَةٍ لَقِيَ اللَّهَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ لاَ حُجَّةَ لَهُ وَمَنْ مَاتَ وَلَيْسَ فِي عُنُقِهِ بَيْعَةٌ مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً " .
Bize Ubeydullah b. Muâz el-Anberî anlattı; bize babam anlattı; bize Âsım -ki o İbn Muhammed b. Zeyd'dir- anlattı; Zeyd b. Muhammed'den; Nâfi'den; dedi ki: Abdullah b. Ömer, Yezîd b. Muâviye döneminde Harre Vakası vuku bulduğu sırada Abdullah b. Mutî'nin yanına geldi. İbn Mutî': “Ebu Abdurrahman'a oturması için bir minder koyun” dedi. İbn Ömer şöyle dedi: “Ben senin yanına oturmak için gelmedim; sana Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittiğim bir hadisi anlatmak için geldim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: ‘Kim itaatten elini çekerse, kıyamet gününde Allah'ın huzuruna lehine hiçbir delili olmadığı halde çıkar. Kim de boynunda bir bey'at olmadan ölürse, cahiliye ölümü ile ölür.’”
1851_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ أَتَى ابْنَ مُطِيعٍ . فَذَكَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ .
Ve bize İbn Nümeyr anlattı; bize Yahyâ b. Abdullah b. Bükeyr anlattı; bize Leys anlattı; Ubeydullah b. Ebî Ca'fer'den; Bükeyr b. Abdullah b. el-Eşecc'den; Nâfi'den; İbn Ömer'den [naklen]. İbn Ömer, İbn Mutî'nin yanına geldi... [Ravi] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen önceki hadisin benzerini zikretti.
1851_3. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا ابْنُ مَهْدِيٍّ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ جَبَلَةَ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ عُمَرَ، قَالاَ جَمِيعًا حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ .
Ve bize Amr b. Ali anlattı; bize İbn Mehdî anlattı. Ve bize Muhammed b. Amr b. Cebele anlattı; bize Bişr b. Ömer anlattı. Her ikisi de: Bize Hişâm b. Sa'd anlattı; Zeyd b. Eslem'den; babasından; İbn Ömer'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; Nâfi'nin İbn Ömer'den naklettiği hadis anlamında bir hadis naklettiler.
1852_1. Hadis
حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ ، قَالَ ابْنُ نَافِعٍ : حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ ، وقَالَ ابْنُ بَشَّارٍ : حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلَاقَةَ ، قَالَ : سَمِعْتُ عَرْفَجَةَ ، قَالَ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، يَقُولُ : " إِنَّهُ سَتَكُونُ هَنَاتٌ وَهَنَاتٌ ، فَمَنْ أَرَادَ أَنْ يُفَرِّقَ أَمْرَ هَذِهِ الْأُمَّةِ وَهِيَ جَمِيعٌ ، فَاضْرِبُوهُ بِالسَّيْفِ كَائِنًا مَنْ كَانَ
Bana Ebu Bekr b. Nâfi' ve Muhammed b. Beşşâr anlattı. İbn Nâfi': “Bize Gunder anlattı” dedi; İbn Beşşâr: “Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu'be anlattı” dediler; Ziyâd b. Alâka'dan; dedi ki: Arface'yi işittim; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “Şüphesiz ileride birtakım kötülükler ve fitneler olacaktır. Kim şu ümmet birlik halindeyken onların birliğini parçalamak isterse, kim olursa olsun onu kılıçla vurun!”
1852_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ خِرَاشٍ، حَدَّثَنَا حَبَّانُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، ح وَحَدَّثَنِي الْقَاسِمُ بْنُ، زَكَرِيَّاءَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ شَيْبَانَ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا الْمُصْعَبُ بْنُ الْمِقْدَامِ الْخَثْعَمِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، ح وَحَدَّثَنِي حَجَّاجٌ، حَدَّثَنَا عَارِمُ بْنُ الْفَضْلِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُخْتَارِ، وَرَجُلٌ، سَمَّاهُ كُلُّهُمْ عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ، عَنْ عَرْفَجَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّ فِي حَدِيثِهِمْ جَمِيعًا " فَاقْتُلُوهُ "
Ve bize Ahmed b. Hırâş anlattı; bize Hibbân anlattı; bize Ebu Avâne anlattı. Ve bana el-Kâsım b. Zekeriyyâ anlattı; bize Ubeydullah b. Mûsâ anlattı; Şeybân'dan. Ve bize İshâk b. İbrâhîm anlattı; bize el-Mus'ab b. el-Mikdâm el-Has'amî haber verdi; bize İsrâîl anlattı. Ve bana Haccâc anlattı; bize Ârim b. el-Fadl anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; bize Abdullah b. el-Muhtâr ve ismini zikrettiği bir adam anlattı. Hepsi Ziyâd b. Alâka'dan; Arface'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; önceki hadisin benzerini [naklettiler]. Ancak onların rivayetlerinin tamamında: “Onu öldürün!” ifadesi yer almaktadır.
1852_3. Hadis
وَحَدَّثَنِي عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي يَعْفُورٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَرْفَجَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ أَتَاكُمْ وَأَمْرُكُمْ جَمِيعٌ عَلَى رَجُلٍ وَاحِدٍ يُرِيدُ أَنْ يَشُقَّ عَصَاكُمْ أَوْ يُفَرِّقَ جَمَاعَتَكُمْ فَاقْتُلُوهُ " .
Ve bana Osmân b. Ebî Şeybe anlattı; bize Yûnus b. Ebî Ya'fûr anlattı; babasından; Arface'den [naklen]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “Siz tek bir yöneticinin başkanlığı altında birleşmişken, kim size gelip de birliğinizi bozmak veya cemaatinizi parçalamak isterse, onu öldürün!”
1853. Hadis
وَحَدَّثَنِي وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي، نَضْرَةَ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا بُويِعَ لِخَلِيفَتَيْنِ فَاقْتُلُوا الآخَرَ مِنْهُمَا " .
Ve bana Vehb b. Bakıyye el-Vâsıtî anlattı; bize Hâlid b. Abdullah anlattı; el-Cüreyrî'den; Ebu Nadra'den; Ebu Saîd el-Hudrî'den [naklen]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer iki halifeye bey'at edilirse, onlardan sonradan olanı öldürün!”
1854_1. Hadis
حَدَّثَنَا هَدَّابُ بْنُ خَالِدٍ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا هَمَّامُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ ضَبَّةَ بْنِ مِحْصَنٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " سَتَكُونُ أُمَرَاءُ فَتَعْرِفُونَ وَتُنْكِرُونَ فَمَنْ عَرَفَ بَرِئَ وَمَنْ أَنْكَرَ سَلِمَ وَلَكِنْ مَنْ رَضِيَ وَتَابَعَ " . قَالُوا أَفَلاَ نُقَاتِلُهُمْ قَالَ " لاَ مَا صَلَّوْا " .
Bize Heddâb b. Hâlid el-Ezdî anlattı; bize Hemmâm b. Yahyâ anlattı; bize Katâde anlattı; Hasan'dan; Dabba b. Mihsan'dan; Ümmü Seleme'den [naklen]: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İleride birtakım yöneticiler olacaktır; onların bazı işlerini maruf bulacak, bazılarını ise yadırgayacaksınız. Kim onların kötülüğünü kalbiyle ayırt ederse günahtan beri olur. Kim de onları yadırgayıp reddederse selamete erer. Lakin kim onların kötülüğüne razı olur ve onlara tabi olursa sorumlu olur.” Ashab: “Peki, onlarla savaşmayalım mı?” dediler. [Nebi]: “Hayır, namaz kıldıkları sürece savaşmayın!” buyurdu.
1854_2. Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو غَسَّانَ الْمِسْمَعِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، جَمِيعًا عَنْ مُعَاذٍ، - وَاللَّفْظُ لأَبِي غَسَّانَ - حَدَّثَنَا مُعَاذٌ، - وَهُوَ ابْنُ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيُّ - حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ، عَنْ ضَبَّةَ بْنِ مِحْصَنٍ الْعَنَزِيِّ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " إِنَّهُ يُسْتَعْمَلُ عَلَيْكُمْ أُمَرَاءُ فَتَعْرِفُونَ وَتُنْكِرُونَ فَمَنْ كَرِهَ فَقَدْ بَرِئَ وَمَنْ أَنْكَرَ فَقَدْ سَلِمَ وَلَكِنْ مَنْ رَضِيَ وَتَابَعَ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ نُقَاتِلُهُمْ قَالَ " لاَ مَا صَلَّوْا " . أَىْ مَنْ كَرِهَ بِقَلْبِهِ وَأَنْكَرَ بِقَلْبِهِ .
Ve bana Ebu Gassân el-Mismâî ve Muhammed b. Beşşâr anlattı -lafız Ebu Gassân'ındır-. Dediler ki: Bize Muâz -ki o İbn Hişâm ed-Destevâî'dir- anlattı; bana babam anlattı; Katâde'den; bize Hasan anlattı; Dabba b. Mihsan el-Anezî'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in zevcesi Ümmü Seleme'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; şöyle buyurduğuna dair: “Şüphesiz başınıza birtakım yöneticiler tayin edilecektir; onlardan bazılarını maruf bulacak, bazılarını ise yadırgayacaksınız. Kim o kötülüğü kalbiyle çirkin görürse günahtan beri olur. Kim de onları yadırgayıp reddederse selamete erer. Lakin kim razı olur ve onlara tabi olursa sorumlu olur.” Dediler ki: “Ey Allah'ın Resulü! Onlarla savaşmayalım mı?” [Nebi]: “Hayır, namaz kıldıkları sürece savaşmayın!” buyurdu. Yani: Kim kalbiyle çirkin görür ve kalbiyle reddederse kurtulur.
1854_3. Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ الْعَتَكِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - حَدَّثَنَا الْمُعَلَّى بْنُ، زِيَادٍ وَهِشَامٌ عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ ضَبَّةَ بْنِ مِحْصَنٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . بِنَحْوِ ذَلِكَ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " فَمَنْ أَنْكَرَ فَقَدْ بَرِئَ وَمَنْ كَرِهَ فَقَدْ سَلِمَ " .
Bana Ebu'r-Rebî el-Atekî anlattı; bize Hammâd -yani İbn Zeyd- anlattı; bize el-Muallâ b. Ziyâd ve Hişâm anlattı; Hasan'dan; Dabba b. Mihsan'dan; Ümmü Seleme'den [naklen]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu... Önceki hadise benzer şekilde. Ancak bu rivayette: “Kim reddederse beri olur, kim de çirkin görürse selamete erer” ifadesini kullandı.
1854_4. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ حَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ الْبَجَلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ هِشَامٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ ضَبَّةَ بْنِ مِحْصَنٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَذَكَرَ مِثْلَهُ إِلاَّ قَوْلَهُ " وَلَكِنْ مَنْ رَضِيَ وَتَابَعَ " . لَمْ يَذْكُرْهُ .
Bunu bize Hasan b. er-Rebî' el-Becelî anlattı; bize İbn el-Mübârek anlattı; Hişâm'dan; Hasan'dan; Dabba b. Mihsan'dan; Ümmü Seleme'den [naklen]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu... Benzerini zikretti. Ancak: “Lakin kim razı olur ve tabi olursa sorumlu olur” sözünü zikretmedi.
1855_1. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ، عَنْ رُزَيْقِ بْنِ حَيَّانَ، عَنْ مُسْلِمِ بْنِ قَرَظَةَ، عَنْ عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " خِيَارُ أَئِمَّتِكُمُ الَّذِينَ تُحِبُّونَهُمْ وَيُحِبُّونَكُمْ وَيُصَلُّونَ عَلَيْكُمْ وَتُصَلُّونَ عَلَيْهِمْ وَشِرَارُ أَئِمَّتِكُمُ الَّذِينَ تُبْغِضُونَهُمْ وَيُبْغِضُونَكُمْ وَتَلْعَنُونَهُمْ وَيَلْعَنُونَكُمْ " . قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفَلاَ نُنَابِذُهُمْ بِالسَّيْفِ فَقَالَ " لاَ مَا أَقَامُوا فِيكُمُ الصَّلاَةَ وَإِذَا رَأَيْتُمْ مِنْ وُلاَتِكُمْ شَيْئًا تَكْرَهُونَهُ فَاكْرَهُوا عَمَلَهُ وَلاَ تَنْزِعُوا يَدًا مِنْ طَاعَةٍ " .
Bize İshâk b. İbrâhîm el-Hanzalî anlattı; bize Îsâ b. Yûnus haber verdi; bize Evzâî anlattı; Yezîd b. Yezîd b. Câbir'den; Ruzayk b. Hayyân'dan; Müslim b. Karaza'dan; Avf b. Mâlik'ten; o da Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: “Yöneticilerinizin en hayırlıları; sizin kendilerini sevdiğiniz, onların da sizi sevdiği; sizin onlara dua ettiğiniz, onların da size dua ettiği kimselerdir. Yöneticilerinizin en kötüleri ise; sizin kendilerine buğz ettiğiniz, onların da size buğz ettiği; sizin onlara lanet ettiğiniz, onların da size lanet ettiği kimselerdir.” Denildi ki: “Ey Allah'ın Resulü! Peki onlara kılıçla karşı koymayalım mı?” Buyurdu ki: “Hayır, aranızda namazı kıldırdıkları sürece hayır! Eğer yöneticilerinizden hoşlanmadığınız bir şey görürseniz, onun o işini çirkin görün; ancak itaatten elinizi çekmeyin!”
1855_2. Hadis
حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ مُسْلِمٍ - حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ، يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ أَخْبَرَنِي مَوْلَى بَنِي فَزَارَةَ، - وَهُوَ رُزَيْقُ بْنُ حَيَّانَ - أَنَّهُ سَمِعَ مُسْلِمَ بْنَ، قَرَظَةَ ابْنَ عَمِّ عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ الأَشْجَعِيِّ يَقُولُ سَمِعْتُ عَوْفَ بْنَ مَالِكٍ الأَشْجَعِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " خِيَارُ أَئِمَّتِكُمُ الَّذِينَ تُحِبُّونَهُمْ وَيُحِبُّونَكُمْ وَتُصَلُّونَ عَلَيْهِمْ وَيُصَلُّونَ عَلَيْكُمْ وَشِرَارُ أَئِمَّتِكُمُ الَّذِينَ تُبْغِضُونَهُمْ وَيُبْغِضُونَكُمْ وَتَلْعَنُونَهُمْ وَيَلْعَنُونَكُمْ " . قَالُوا قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفَلاَ نُنَابِذُهُمْ عِنْدَ ذَلِكَ قَالَ " لاَ مَا أَقَامُوا فِيكُمُ الصَّلاَةَ لاَ مَا أَقَامُوا فِيكُمُ الصَّلاَةَ أَلاَ مَنْ وَلِيَ عَلَيْهِ وَالٍ فَرَآهُ يَأْتِي شَيْئًا مِنْ مَعْصِيَةِ اللَّهِ فَلْيَكْرَهْ مَا يَأْتِي مِنْ مَعْصِيَةِ اللَّهِ وَلاَ يَنْزِعَنَّ يَدًا مِنْ طَاعَةٍ " . قَالَ ابْنُ جَابِرٍ فَقُلْتُ - يَعْنِي لِرُزَيْقٍ - حِينَ حَدَّثَنِي بِهَذَا الْحَدِيثِ آللَّهِ يَا أَبَا الْمِقْدَامِ لَحَدَّثَكَ بِهَذَا أَوْ سَمِعْتَ هَذَا مِنْ مُسْلِمِ بْنِ قَرَظَةَ يَقُولُ سَمِعْتُ عَوْفًا يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَجَثَا عَلَى رُكْبَتَيْهِ وَاسْتَقْبَلَ الْقِبْلَةَ فَقَالَ إِي وَاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ لَسَمِعْتُهُ مِنْ مُسْلِمِ بْنِ قَرَظَةَ يَقُولُ سَمِعْتُ عَوْفَ بْنَ مَالِكٍ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Dâvud b. Ruşeyd anlattı; bize Velîd -yani İbn Müslim- anlattı; bize Abdurrahman b. Yezîd b. Câbir anlattı; Ruzayk b. Hayyân bana haber verdi; o Avf b. Mâlik el-Eşcaî'nin amcasının oğlu Müslim b. Karaza'yı şöyle derken işitmiş: Avf b. Mâlik el-Eşcaî'yi şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “Yöneticilerinizin en hayırlıları; sizin kendilerini sevdiğiniz, onların da sizi sevdiği; sizin onlara dua ettiğiniz, onların da size dua ettiği kimselerdir. Yöneticilerinizin en kötüleri ise; sizin kendilerine buğz ettiğiniz, onların da size buğz ettiği; sizin onlara lanet ettiğiniz, onların da size lanet ettiği kimselerdir.” Ashab dediler ki: Biz de: “Ey Allah'ın Resulü! O durumda onlara kılıçla karşı koymayalım mı?” dedik. [Nebi]: “Hayır, aranızda namazı kıldırdıkları sürece hayır! Hayır, aranızda namazı kıldırdıkları sürece hayır! Dikkat edin! Kimin üzerine bir vali tayin edilir de onun Allah'a isyan olan bir iş yaptığını görürse, onun bu isyanını çirkin görsün; ancak sakın ha itaatten elini çekmesin!” buyurdu. İbn Câbir dedi ki: Ruzayk bu hadisi bana anlatınca ona: “Allah aşkına ey Ebu'l-Mikdâm! Bunu sana Müslim b. Karaza'nın; ‘Avf'ın şöyle dediğini işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim’ dediğini gerçekten işittin mi?” dedim. Bunun üzerine Ruzayk dizleri üzerine çöktü, kıbleye döndü ve: “Evet, Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin olsun ki; ben bunu Müslim b. Karaza'nın; ‘Avf b. Mâlik'in şöyle dediğini işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim’ dediğini bizzat işittim” cevabını verdi.
1855_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جَابِرٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ رُزَيْقٌ مَوْلَى بَنِي فَزَارَةَ . قَالَ مُسْلِمٌ وَرَوَاهُ مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ مُسْلِمِ بْنِ قَرَظَةَ، عَنْ عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Ve bize İshâk b. Mûsâ el-Ensârî anlattı; bize Velîd b. Müslim anlattı; bize İbn Câbir anlattı; bu isnad ile [nakletti]. Bu rivayette: “Benî Fezâre'nin azatlısı Ruzayk” dedi. Müslim dedi ki: Bunu Muâviye b. Sâlih; Rabîa b. Yezîd'den, o Müslim b. Karaza'dan, o da Avf b. Mâlik'ten, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen önceki hadisin benzeri gibi rivayet etmiştir.