Amirlik (Yöneticilik) Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1823_2. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، وَأَلْفَاظُهُمْ، مُتَقَارِبَةٌ قَالَ إِسْحَاقُ وَعَبْدٌ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، - أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي سَالِمٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى حَفْصَةَ فَقَالَتْ أَعَلِمْتَ أَنَّ أَبَاكَ غَيْرُ مُسْتَخْلِفٍ قَالَ قُلْتُ مَا كَانَ لِيَفْعَلَ ‏.‏ قَالَتْ إِنَّهُ فَاعِلٌ ‏.‏ قَالَ فَحَلَفْتُ أَنِّي أُكَلِّمُهُ فِي ذَلِكَ فَسَكَتُّ حَتَّى غَدَوْتُ وَلَمْ أُكَلِّمْهُ - قَالَ - فَكُنْتُ كَأَنَّمَا أَحْمِلُ بِيَمِينِي جَبَلاً حَتَّى رَجَعْتُ فَدَخَلْتُ عَلَيْهِ فَسَأَلَنِي عَنْ حَالِ النَّاسِ وَأَنَا أُخْبِرُهُ - قَالَ - ثُمَّ قُلْتُ لَهُ إِنِّي سَمِعْتُ النَّاسَ يَقُولُونَ مَقَالَةً فَآلَيْتُ أَنْ أَقُولَهَا لَكَ زَعَمُوا أَنَّكَ غَيْرُ مُسْتَخْلِفٍ وَإِنَّهُ لَوْ كَانَ لَكَ رَاعِي إِبِلٍ أَوْ رَاعِي غَنَمٍ ثُمَّ جَاءَكَ وَتَرَكَهَا رَأَيْتَ أَنْ قَدْ ضَيَّعَ فَرِعَايَةُ النَّاسِ أَشَدُّ قَالَ فَوَافَقَهُ قَوْلِي فَوَضَعَ رَأْسَهُ سَاعَةً ثُمَّ رَفَعَهُ إِلَىَّ فَقَالَ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَحْفَظُ دِينَهُ وَإِنِّي لَئِنْ لاَ أَسْتَخْلِفْ فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَسْتَخْلِفْ وَإِنْ أَسْتَخْلِفْ فَإِنَّ أَبَا بَكْرٍ قَدِ اسْتَخْلَفَ ‏.‏ قَالَ فَوَاللَّهِ مَا هُوَ إِلاَّ أَنْ ذَكَرَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبَا بَكْرٍ فَعَلِمْتُ أَنَّهُ لَمْ يَكُنْ لِيَعْدِلَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَحَدًا وَأَنَّهُ غَيْرُ مُسْتَخْلِفٍ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm, İbn Ebî Ömer, Muhammed b. Râfi ve Abd b. Humeyd anlattı -lafızları birbirine yakındır-. İshâk ve Abd: “Bize haber verdi”; diğer ikisi: “Bize Abdürrezzâk anlattı” dediler; bize Ma'mer haber verdi; Zührî'den; Sâlim'in bana haber verdiğine göre; İbn Ömer şöyle demiştir: Hafsa'nın yanına girdim. Bana: “Babanın yerine birini halife atamayacağını öğrendin mi?” dedi. “O bunu yapmaz” dedim. [Hafsa]: “O [atamamayı] yapacaktır” dedi. Dedi ki: Onunla bu konuda konuşacağıma dair yemin ettim. Sabaha kadar sustum, konuşmadım. Konuşamadığım için kendimi sanki sağ elimde bir dağ taşıyormuşum gibi ağırlaşmış hissediyordum. Nihayet geri dönüp yanına girdim. Bana insanların durumunu sordu, ben de ona haber veriyordum. Sonra ona: “Ben insanların bir şeyler söylediğini işittim; onları sana söylemeye yemin ettim. Senin yerine kimseyi halife atamayacağını iddia ediyorlar. Halbuki senin bir deve veya koyun çobanın olsa da sonra o hayvanları bırakıp yanına gelse, onun görevini zayi ettiğini düşünürsün. İnsanların yönetimi ise daha zordur!” dedim. Dedi ki: Benim sözüm onun o anki düşüncesine uygun düştü. Başını bir süre aşağı eğdi, sonra bana kaldırarak şöyle dedi: “Şüphesiz Allah azze ve celle Kendi dinini korur. Eğer ben birini halife atamazsam, şüphesiz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem de yerine kimseyi atamamıştı. Eğer atarsam, şüphesiz Ebu Bekr de yerine birini atamıştı.” [İbn Ömer] dedi ki: Vallahi, o hem Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i hem de Ebu Bekr'i zikredince anladım ki; o hiç kimseyi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile bir tutmayacak ve yerine kimseyi halife atamayacaktır.”