1856_7. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، ح وَحَدَّثَنَا رِفَاعَةُ بْنُ الْهَيْثَمِ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي الطَّحَّانَ - كِلاَهُمَا يَقُولُ عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ لَوْ كُنَّا مِائَةَ أَلْفٍ لَكَفَانَا كُنَّا خَمْسَ عَشْرَةَ مِائَةً .
Ve bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe ve İbn Nümeyr anlattı. Dediler ki: Bize Abdullah b. İdrîs anlattı. Ve bize Rifâa b. el-Heysem anlattı; bize Hâlid -yani et-Tahhân- anlattı. Her ikisi de: Husayn'dan; Sâlim b. Ebî'l-Ca'd'dan; Câbir'den [naklen]; dedi ki: “Eğer yüz bin kişi olsaydık o su bize yine yeterdi. Biz o gün bin beş yüz kişiydik.”