İçecekler Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1979_3. Hadis

وَحَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ كَثِيرِ بْنِ عُفَيْرٍ أَبُو عُثْمَانَ الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عَلِيُّ بْنُ حُسَيْنِ، بْنِ عَلِيٍّ أَنَّ حُسَيْنَ بْنَ عَلِيٍّ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَلِيًّا قَالَ كَانَتْ لِي شَارِفٌ مِنْ نَصِيبِي مِنَ الْمَغْنَمِ يَوْمَ بَدْرٍ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْطَانِي شَارِفًا مِنَ الْخُمُسِ يَوْمَئِذٍ فَلَمَّا أَرَدْتُ أَنْ أَبْتَنِيَ بِفَاطِمَةَ بِنْتِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاعَدْتُ رَجُلاً صَوَّاغًا مِنْ بَنِي قَيْنُقَاعَ يَرْتَحِلُ مَعِيَ فَنَأْتِي بِإِذْخِرٍ أَرَدْتُ أَنْ أَبِيعَهُ مِنَ الصَّوَّاغِينَ فَأَسْتَعِينَ بِهِ فِي وَلِيمَةِ عُرْسِي فَبَيْنَا أَنَا أَجْمَعُ لِشَارِفَىَّ مَتَاعًا مِنَ الأَقْتَابِ وَالْغَرَائِرِ وَالْحِبَالِ وَشَارِفَاىَ مُنَاخَانِ إِلَى جَنْبِ حُجْرَةِ رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ وَجَمَعْتُ حِينَ جَمَعْتُ مَا جَمَعْتُ فَإِذَا شَارِفَاىَ قَدِ اجْتُبَّتْ أَسْنِمَتُهُمَا وَبُقِرَتْ خَوَاصِرُهُمَا وَأُخِذَ مِنْ أَكْبَادِهِمَا فَلَمْ أَمْلِكْ عَيْنَىَّ حِينَ رَأَيْتُ ذَلِكَ الْمَنْظَرَ مِنْهُمَا قُلْتُ مَنْ فَعَلَ هَذَا قَالُوا فَعَلَهُ حَمْزَةُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ وَهُوَ فِي هَذَا الْبَيْتِ فِي شَرْبٍ مِنَ الأَنْصَارِ غَنَّتْهُ قَيْنَةٌ وَأَصْحَابَهُ فَقَالَتْ فِي غِنَائِهَا أَلاَ يَا حَمْزَ لِلشُّرُفِ النِّوَاءِ فَقَامَ حَمْزَةُ بِالسَّيْفِ فَاجْتَبَّ أَسْنِمَتَهُمَا وَبَقَرَ خَوَاصِرَهُمَا فَأَخَذَ مِنْ أَكْبَادِهِمَا قَالَ عَلِيٌّ فَانْطَلَقْتُ حَتَّى أَدْخُلَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ زَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ - قَالَ - فَعَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي وَجْهِيَ الَّذِي لَقِيتُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا لَكَ ‏"‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاللَّهِ مَا رَأَيْتُ كَالْيَوْمِ قَطُّ عَدَا حَمْزَةُ عَلَى نَاقَتَىَّ فَاجْتَبَّ أَسْنِمَتَهُمَا وَبَقَرَ خَوَاصِرَهُمَا وَهَا هُوَ ذَا فِي بَيْتٍ مَعَهُ شَرْبٌ - قَالَ - فَدَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِرِدَائِهِ فَارْتَدَاهُ ثُمَّ انْطَلَقَ يَمْشِي وَاتَّبَعْتُهُ أَنَا وَزَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ حَتَّى جَاءَ الْبَابَ الَّذِي فِيهِ حَمْزَةُ فَاسْتَأْذَنَ فَأَذِنُوا لَهُ فَإِذَا هُمْ شَرْبٌ فَطَفِقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَلُومُ حَمْزَةَ فِيمَا فَعَلَ فَإِذَا حَمْزَةُ مُحْمَرَّةٌ عَيْنَاهُ فَنَظَرَ حَمْزَةُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَعَّدَ النَّظَرَ إِلَى رُكْبَتَيْهِ ثُمَّ صَعَّدَ النَّظَرَ فَنَظَرَ إِلَى سُرَّتِهِ ثُمَّ صَعَّدَ النَّظَرَ فَنَظَرَ إِلَى وَجْهِهِ فَقَالَ حَمْزَةُ وَهَلْ أَنْتُمْ إِلاَّ عَبِيدٌ لأَبِي فَعَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ ثَمِلٌ فَنَكَصَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى عَقِبَيْهِ الْقَهْقَرَى وَخَرَجَ وَخَرَجْنَا مَعَهُ ‏.‏

Ebû Bekr b. İshak bize rivayet etti, Saîd b. Kesîr b. Ufeyr Ebû Osmân el-Mısrî bize haber verdi, Abdullah b. Vehb bize rivayet etti, Yûnus b. Yezid beni İbn Şihâb'dan naklen bilgilendirdi. Ali b. Hüseyin b. Ali'nin kendisine haber verdiğine göre; Hüseyin b. Ali ona Ali'nin (radıyallahu anh) şöyle dediğini bildirmiş: Bedir günü ganimet hissemden bana yaşlı bir deve (şârif) düşmüştü. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de o gün bana humustan yaşlı bir deve daha vermişti. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in kızı Fâtıma ile evlenmek istediğim zaman, develerin üzerine izhir otu yükleyip kuyumculara satmayı ve düğün yemeğinde elde edeceğim paradan yararlanmayı planlayarak Benî Kaynukâ'dan bir kuyumcu ile benimle birlikte gelmesi için sözleştim. Develerim için semer, çuval ve urgan toplarken develerim bir Ensârînin odasının kapısının önünde çöktürülmüş haldeydi. Gerekenleri toplayıp develerimin yanına geldiğimde, bir de baktım ki hörgüçleri kesilmiş, böğürleri yarılmış ve ciğerlerinden bir parça alınmış! Bu manzarayı görünce gözyaşlarıma hakim olamadım. "Bunu kim yaptı?" dedim. "Bunu Hamza b. Abdülmuttalib yaptı, o şu evde Ensar'dan bir grupla içki içiyor. Bir şarkıcı kadın ona ve arkadaşlarına şarkı söylerken 'Hey Hamza! Kes şu semiz develeri!' dedi" dediler. Ali dedi ki: "Bunun üzerine hemen Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in yanına gittim, yanında Zeyd b. Hârise vardı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yüzümden başıma geleni anladı ve 'Sana ne oldu?' diye sordu. Ben de: 'Ey Allah'ın Resûlü! Vallahi bugün gördüğüm gibisini hiç görmedim! Hamza develerime saldırmış, hörgüçlerini kesmiş, böğürlerini yarmış; işte o şu evde içki içenlerle beraberdir' dedim." Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ridasını istedi ve onu giyip yola koyuldu. Ben ve Zeyd b. Hârise de onu takip ettik. Hamza'nın bulunduğu evin kapısına geldiğinde izin istedi, ona izin verdiler. Bir de baktık ki onlar içki içiyorlar. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Hamza'yı yaptığı işten dolayı kınamaya başladı. Hamza'nın gözleri kan çanağına dönmüştü. Hamza, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e baktı, bakışlarını dizlerine, sonra göbeğine, sonra da yüzüne doğru yükseltti ve: "Siz ancak babamın kölelerisiniz!" dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun sarhoş olduğunu anlayınca arkasını dönüp geri geri çıktı, biz de onunla beraber çıktık.