İçecekler Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

977_3. Hadis

-

977_4. Hadis

-

1979_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، أَخْبَرَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ أَبِيهِ، حُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ أَصَبْتُ شَارِفًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مَغْنَمٍ يَوْمَ بَدْرٍ وَأَعْطَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَارِفًا أُخْرَى فَأَنَخْتُهُمَا يَوْمًا عِنْدَ بَابِ رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ وَأَنَا أُرِيدُ أَنْ أَحْمِلَ عَلَيْهِمَا إِذْخِرًا لأَبِيعَهُ وَمَعِيَ صَائِغٌ مِنْ بَنِي قَيْنُقَاعَ فَأَسْتَعِينَ بِهِ عَلَى وَلِيمَةِ فَاطِمَةَ وَحَمْزَةُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ يَشْرَبُ فِي ذَلِكَ الْبَيْتِ مَعَهُ قَيْنَةٌ تُغَنِّيهِ فَقَالَتْ أَلاَ يَا حَمْزَ لِلشُّرُفِ النِّوَاءِ فَثَارَ إِلَيْهِمَا حَمْزَةُ بِالسَّيْفِ فَجَبَّ أَسْنِمَتَهُمَا وَبَقَرَ خَوَاصِرَهُمَا ثُمَّ أَخَذَ مِنْ أَكْبَادِهِمَا ‏.‏ قُلْتُ لاِبْنِ شِهَابٍ وَمِنَ السَّنَامِ قَالَ قَدْ جَبَّ أَسْنِمَتَهُمَا فَذَهَبَ بِهَا ‏.‏ قَالَ ابْنُ شِهَابٍ قَالَ عَلِيٌّ فَنَظَرْتُ إِلَى مَنْظَرٍ أَفْظَعَنِي فَأَتَيْتُ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ زَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ فَأَخْبَرْتُهُ الْخَبَرَ فَخَرَجَ وَمَعَهُ زَيْدٌ وَانْطَلَقْتُ مَعَهُ فَدَخَلَ عَلَى حَمْزَةَ فَتَغَيَّظَ عَلَيْهِ فَرَفَعَ حَمْزَةُ بَصَرَهُ فَقَالَ هَلْ أَنْتُمْ إِلاَّ عَبِيدٌ لآبَائِي فَرَجَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَهْقِرُ حَتَّى خَرَجَ عَنْهُمْ ‏.‏

Yahyâ b. Yahyâ et-Temîmî bize rivayet etti, Haccâc b. Muhammed bize İbn Cüreyc'den haber verdi. İbn Şihâb bana rivayet etti, Ali b. Hüseyin b. Ali'den, o babası Hüseyin b. Ali'den, o da Ali b. Ebû Tâlib'den (radıyallahu anh) naklederek şöyle dedi: Bedir günü ganimet hissemden bana yaşlı bir deve (šârif) düşmüştü. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de o gün bana humustan (ganimetin beşte birinden) yaşlı bir deve daha vermişti. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in kızı Fâtıma ile evlenmek istediğim zaman, yanımda benimle birlikte gelecek Benî Kaynukâ'dan bir kuyumcu ile sözleştim. O develerin üzerine izhir otu yükleyip kuyumculara satmayı ve düğün yemeğinde elde edeceğim paradan yararlanmayı planlıyordum. Develerimi bir Ensârînin kapısının önüne çöktürmüştüm. Develere yüklemek için çul, urgan ve semerleri toplarken, bir de baktım ki develerimin hörgüçleri kesilmiş, böğürleri yarılmış ve ciğerlerinden bir parça alınmış! Bu manzarayı görünce gözyaşlarıma hakim olamadım. "Bunu kim yaptı?" dedim. "Bunu Hamza b. Abdülmuttalib yaptı, o şu evde Ensar'dan bir grupla içki içiyor. Bir şarkıcı kadın ona şarkı söylerken 'Hey Hamza! Kes şu semiz develeri!' dedi" dediler. Ali dedi ki: "Bunun üzerine hemen Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in yanına gittim, yanında Zeyd b. Hârise vardı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yüzümden başıma geleni anladı ve 'Sana ne oldu?' diye sordu. Ben de: 'Ey Allah'ın Resûlü! Vallahi bugün gördüğüm gibisini hiç görmedim! Hamza develerime saldırmış, hörgüçlerini kesmiş, böğürlerini yarmış; işte o şu evde içki içenlerle beraberdir' dedim." Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ridasını istedi ve onu giyip yola koyuldu. Ben ve Zeyd b. Hârise de onu takip ettik. Hamza'nın bulunduğu evin kapısına geldiğinde izin istedi, ona izin verdiler. Bir de baktık ki onlar içki içiyorlar. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Hamza'yı yaptığı işten dolayı kınamaya başladı. Hamza'nın gözleri kan çanağına dönmüştü. Hamza, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e baktı, bakışlarını dizlerine, sonra göbeğine, sonra da yüzüne doğru yükseltti ve: "Siz ancak babalarımın kölelerisiniz!" dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun sarhoş olduğunu anlayınca arkasını dönüp geri geri çıktı, biz de onunla beraber çıktık.

1979_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنِي ابْنُ جُرَيْجٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

Abd b. Humeyd bize rivayet etti, Abdürrazzâk bana haber verdi, İbn Cüreyc bana haber verdi; bu isnâd ile bu (hadis)in bir benzerini nakletti.

1979_3. Hadis

وَحَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ كَثِيرِ بْنِ عُفَيْرٍ أَبُو عُثْمَانَ الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عَلِيُّ بْنُ حُسَيْنِ، بْنِ عَلِيٍّ أَنَّ حُسَيْنَ بْنَ عَلِيٍّ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَلِيًّا قَالَ كَانَتْ لِي شَارِفٌ مِنْ نَصِيبِي مِنَ الْمَغْنَمِ يَوْمَ بَدْرٍ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْطَانِي شَارِفًا مِنَ الْخُمُسِ يَوْمَئِذٍ فَلَمَّا أَرَدْتُ أَنْ أَبْتَنِيَ بِفَاطِمَةَ بِنْتِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاعَدْتُ رَجُلاً صَوَّاغًا مِنْ بَنِي قَيْنُقَاعَ يَرْتَحِلُ مَعِيَ فَنَأْتِي بِإِذْخِرٍ أَرَدْتُ أَنْ أَبِيعَهُ مِنَ الصَّوَّاغِينَ فَأَسْتَعِينَ بِهِ فِي وَلِيمَةِ عُرْسِي فَبَيْنَا أَنَا أَجْمَعُ لِشَارِفَىَّ مَتَاعًا مِنَ الأَقْتَابِ وَالْغَرَائِرِ وَالْحِبَالِ وَشَارِفَاىَ مُنَاخَانِ إِلَى جَنْبِ حُجْرَةِ رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ وَجَمَعْتُ حِينَ جَمَعْتُ مَا جَمَعْتُ فَإِذَا شَارِفَاىَ قَدِ اجْتُبَّتْ أَسْنِمَتُهُمَا وَبُقِرَتْ خَوَاصِرُهُمَا وَأُخِذَ مِنْ أَكْبَادِهِمَا فَلَمْ أَمْلِكْ عَيْنَىَّ حِينَ رَأَيْتُ ذَلِكَ الْمَنْظَرَ مِنْهُمَا قُلْتُ مَنْ فَعَلَ هَذَا قَالُوا فَعَلَهُ حَمْزَةُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ وَهُوَ فِي هَذَا الْبَيْتِ فِي شَرْبٍ مِنَ الأَنْصَارِ غَنَّتْهُ قَيْنَةٌ وَأَصْحَابَهُ فَقَالَتْ فِي غِنَائِهَا أَلاَ يَا حَمْزَ لِلشُّرُفِ النِّوَاءِ فَقَامَ حَمْزَةُ بِالسَّيْفِ فَاجْتَبَّ أَسْنِمَتَهُمَا وَبَقَرَ خَوَاصِرَهُمَا فَأَخَذَ مِنْ أَكْبَادِهِمَا قَالَ عَلِيٌّ فَانْطَلَقْتُ حَتَّى أَدْخُلَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ زَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ - قَالَ - فَعَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي وَجْهِيَ الَّذِي لَقِيتُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا لَكَ ‏"‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاللَّهِ مَا رَأَيْتُ كَالْيَوْمِ قَطُّ عَدَا حَمْزَةُ عَلَى نَاقَتَىَّ فَاجْتَبَّ أَسْنِمَتَهُمَا وَبَقَرَ خَوَاصِرَهُمَا وَهَا هُوَ ذَا فِي بَيْتٍ مَعَهُ شَرْبٌ - قَالَ - فَدَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِرِدَائِهِ فَارْتَدَاهُ ثُمَّ انْطَلَقَ يَمْشِي وَاتَّبَعْتُهُ أَنَا وَزَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ حَتَّى جَاءَ الْبَابَ الَّذِي فِيهِ حَمْزَةُ فَاسْتَأْذَنَ فَأَذِنُوا لَهُ فَإِذَا هُمْ شَرْبٌ فَطَفِقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَلُومُ حَمْزَةَ فِيمَا فَعَلَ فَإِذَا حَمْزَةُ مُحْمَرَّةٌ عَيْنَاهُ فَنَظَرَ حَمْزَةُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَعَّدَ النَّظَرَ إِلَى رُكْبَتَيْهِ ثُمَّ صَعَّدَ النَّظَرَ فَنَظَرَ إِلَى سُرَّتِهِ ثُمَّ صَعَّدَ النَّظَرَ فَنَظَرَ إِلَى وَجْهِهِ فَقَالَ حَمْزَةُ وَهَلْ أَنْتُمْ إِلاَّ عَبِيدٌ لأَبِي فَعَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ ثَمِلٌ فَنَكَصَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى عَقِبَيْهِ الْقَهْقَرَى وَخَرَجَ وَخَرَجْنَا مَعَهُ ‏.‏

Ebû Bekr b. İshak bize rivayet etti, Saîd b. Kesîr b. Ufeyr Ebû Osmân el-Mısrî bize haber verdi, Abdullah b. Vehb bize rivayet etti, Yûnus b. Yezid beni İbn Şihâb'dan naklen bilgilendirdi. Ali b. Hüseyin b. Ali'nin kendisine haber verdiğine göre; Hüseyin b. Ali ona Ali'nin (radıyallahu anh) şöyle dediğini bildirmiş: Bedir günü ganimet hissemden bana yaşlı bir deve (şârif) düşmüştü. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de o gün bana humustan yaşlı bir deve daha vermişti. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in kızı Fâtıma ile evlenmek istediğim zaman, develerin üzerine izhir otu yükleyip kuyumculara satmayı ve düğün yemeğinde elde edeceğim paradan yararlanmayı planlayarak Benî Kaynukâ'dan bir kuyumcu ile benimle birlikte gelmesi için sözleştim. Develerim için semer, çuval ve urgan toplarken develerim bir Ensârînin odasının kapısının önünde çöktürülmüş haldeydi. Gerekenleri toplayıp develerimin yanına geldiğimde, bir de baktım ki hörgüçleri kesilmiş, böğürleri yarılmış ve ciğerlerinden bir parça alınmış! Bu manzarayı görünce gözyaşlarıma hakim olamadım. "Bunu kim yaptı?" dedim. "Bunu Hamza b. Abdülmuttalib yaptı, o şu evde Ensar'dan bir grupla içki içiyor. Bir şarkıcı kadın ona ve arkadaşlarına şarkı söylerken 'Hey Hamza! Kes şu semiz develeri!' dedi" dediler. Ali dedi ki: "Bunun üzerine hemen Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in yanına gittim, yanında Zeyd b. Hârise vardı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yüzümden başıma geleni anladı ve 'Sana ne oldu?' diye sordu. Ben de: 'Ey Allah'ın Resûlü! Vallahi bugün gördüğüm gibisini hiç görmedim! Hamza develerime saldırmış, hörgüçlerini kesmiş, böğürlerini yarmış; işte o şu evde içki içenlerle beraberdir' dedim." Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ridasını istedi ve onu giyip yola koyuldu. Ben ve Zeyd b. Hârise de onu takip ettik. Hamza'nın bulunduğu evin kapısına geldiğinde izin istedi, ona izin verdiler. Bir de baktık ki onlar içki içiyorlar. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Hamza'yı yaptığı işten dolayı kınamaya başladı. Hamza'nın gözleri kan çanağına dönmüştü. Hamza, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e baktı, bakışlarını dizlerine, sonra göbeğine, sonra da yüzüne doğru yükseltti ve: "Siz ancak babamın kölelerisiniz!" dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun sarhoş olduğunu anlayınca arkasını dönüp geri geri çıktı, biz de onunla beraber çıktık.

1979_4. Hadis

وَحَدَّثَنِيهِ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قُهْزَاذَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُثْمَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، بْنِ الْمُبَارَكِ عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

Muhammed b. Abdillah b. Kuhzâd bana rivayet etti, Abdullah b. Osmân bana haber verdi, Abdullah b. Mübarek'ten, o da Yûnus'tan, o da Zührî'den naklen bu isnâad ile bu (hadis)in bir benzerini rivayet etti.

1980_1. Hadis

حَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ، سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ الْعَتَكِيُّ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - أَخْبَرَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كُنْتُ سَاقِيَ الْقَوْمِ يَوْمَ حُرِّمَتِ الْخَمْرُ فِي بَيْتِ أَبِي طَلْحَةَ وَمَا شَرَابُهُمْ إِلاَّ الْفَضِيخُ الْبُسْرُ وَالتَّمْرُ ‏.‏ فَإِذَا مُنَادٍ يُنَادِي فَقَالَ اخْرُجْ فَانْظُرْ فَخَرَجْتُ فَإِذَا مُنَادٍ يُنَادِي أَلاَ إِنَّ الْخَمْرَ قَدْ حُرِّمَتْ - قَالَ - فَجَرَتْ فِي سِكَكِ الْمَدِينَةِ فَقَالَ لِي أَبُو طَلْحَةَ اخْرُجْ فَاهْرِقْهَا ‏.‏ فَهَرَقْتُهَا فَقَالُوا أَوْ قَالَ بَعْضُهُمْ قُتِلَ فُلاَنٌ قُتِلَ فُلاَنٌ وَهِيَ فِي بُطُونِهِمْ - قَالَ فَلاَ أَدْرِي هُوَ مِنْ حَدِيثِ أَنَسٍ - فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ لَيْسَ عَلَى الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُوا إِذَا مَا اتَّقَوْا وَآمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ‏}‏

Ebû'r-Rabî' Süleyman b. Dâvûd el-Atekî bana rivayet etti, Hammâd (yani İbn Zeyd) bize rivayet etti, Sâbit bize Enes b. Mâlik'ten (radıyallahu anh) haber verdi. Enes şöyle dedi: İçkinin haram kılındığı gün Ebû Talha'nın evinde halka içki dağıtıyordum. O zamanlar içkileri "fadîh" denilen koruk ve hurma (şerbeti) idi. Derken bir münadi nida etmeye başladı. Ebû Talha: "Çık da bir bak!" dedi. Çıkıp baktım; meğer bir münadi: "Dikkat edin, içki artık haram kılınmıştır!" diye bağırıyor. (Mevzu bahis içkiler) Medine sokaklarında aktı. Ebû Talha bana: "Çık da onu dök!" dedi; ben de döktüm. Bazıları (veya içlerinden biri): "Falanca öldürüldü, filanca öldürüldü; oysa içki hâlâ karınlarındaydı!" dediler (Ravi: Bunun Enes'in hadisinden olup olmadığını bilmiyorum dedi). Bunun üzerine Azîz ve Celîl olan Allah: "İman edip salih ameller işleyenlere, (haram kılınmadan önce) tattıkları şeylerden dolayı bir sorumluluk yoktur; yeter ki (bundan böyle haramlardan) sakınsınlar, iman etsinler ve salih ameller işlesinler..." (Mâide, 93) ayetini indirdi.

1980_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ صُهَيْبٍ، قَالَ سَأَلُوا أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ عَنِ الْفَضِيخِ، فَقَالَ مَا كَانَتْ لَنَا خَمْرٌ غَيْرَ فَضِيخِكُمْ هَذَا الَّذِي تُسَمُّونَهُ الْفَضِيخَ إِنِّي لَقَائِمٌ أَسْقِيهَا أَبَا طَلْحَةَ وَأَبَا أَيُّوبَ وَرِجَالاً مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَيْتِنَا إِذْ جَاءَ رَجُلٌ فَقَالَ هَلْ بَلَغَكُمُ الْخَبَرُ قُلْنَا لاَ قَالَ فَإِنَّ الْخَمْرَ قَدْ حُرِّمَتْ فَقَالَ يَا أَنَسُ أَرِقْ هَذِهِ الْقِلاَلَ قَالَ فَمَا رَاجَعُوهَا وَلاَ سَأَلُوا عَنْهَا بَعْدَ خَبَرِ الرَّجُلِ ‏.‏

Yahyâ b. Eyyûb bize rivayet etti, İbn Uleyye bize rivayet etti, Abdülaziz b. Suheyb bize haber verdi, şöyle dedi: Enes b. Mâlik'e fadîh (hakkında) sordular. Enes şöyle dedi: "Bizim 'fadîh' dediğiniz şu içecekten başka içkimiz yoktu. Ben evimizde Ebû Talha, Ebû Eyyûb ve Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in ashabından bazı adamlara onu ikram edip dağıtıyordum. Derken bir adam gelip: 'Haber size ulaştı mı?' diye sordu. 'Hayır' dedik. 'İçki artık haram kılındı' dedi. Bunun üzerine (Ebû Talha): 'Ey Enes! Şu testileri (içindekileri) dök!' dedi." Enes dedi ki: "O adamın haberinden sonra bir daha ne o içkiye döndüler ne de (helalliği hakkında) bir şey sordular."

1980_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، قَالَ وَأَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ التَّيْمِيُّ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، قَالَ إِنِّي لَقَائِمٌ عَلَى الْحَىِّ عَلَى عُمُومَتِي أَسْقِيهِمْ مِنْ فَضِيخٍ لَهُمْ وَأَنَا أَصْغَرُهُمْ سِنًّا فَجَاءَ رَجُلٌ فَقَالَ إِنَّهَا قَدْ حُرِّمَتِ الْخَمْرُ فَقَالُوا اكْفَأْهَا يَا أَنَسُ ‏.‏ فَكَفَأْتُهَا ‏.‏ قَالَ قُلْتُ لأَنَسٍ مَا هُوَ قَالَ بُسْرٌ وَرُطَبٌ ‏.‏ قَالَ فَقَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَنَسٍ كَانَتْ خَمْرَهُمْ يَوْمَئِذٍ ‏.‏ قَالَ سُلَيْمَانُ وَحَدَّثَنِي رَجُلٌ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ أَنَّهُ قَالَ ذَلِكَ أَيْضًا ‏.‏

Yahyâ b. Eyyûb bize rivayet etti, İbn Uleyye bize rivayet etti; dedi ki: Süleyman et-Teymî bize haber verdi, Enes b. Mâlik bize rivayet etti, şöyle dedi: Ben mahallede amcalarıma (insanlara) fadîh'lerini (içkilerini) ikram edip dağıtıyordum ve yaş bakımından onların en küçüğüydüm. Derken bir adam gelip: "İçki artık haram kılındı!" dedi. Bunun üzerine onlar: "Ey Enes, onu dök!" dediler; ben de döktüm. (Ravi dedi ki:) Enes'e: "(O içtikleri) neydi?" diye sordum. "Koruk ve taze hurmaydı" dedi. Ebû Bekr b. Enes: "O günkü içkileri buydu" dedi. Süleyman dedi ki: Bir adam da bana Enes b. Mâlik'ten naklen onun da böyle dediğini rivayet etti.

1980_4. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ أَنَسٌ كُنْتُ قَائِمًا عَلَى الْحَىِّ أَسْقِيهِمْ ‏.‏ بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ عُلَيَّةَ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ فَقَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَنَسٍ كَانَ خَمْرَهُمْ يَوْمَئِذٍ ‏.‏ وَأَنَسٌ شَاهِدٌ فَلَمْ يُنْكِرْ أَنَسٌ ذَاكَ ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ عَبْدِ الأَعْلَى حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ عَنْ أَبِيهِ قَالَ حَدَّثَنِي بَعْضُ مَنْ كَانَ مَعِي أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسًا يَقُولُ كَانَ خَمْرَهُمْ يَوْمَئِذٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdü'l-A'lâ anlattı; bize Mu'temir anlattı; babasından; dedi ki: Enes dedi ki: “Ben mahalle halkına içki dağıtıyordum.” İbn Uleyye’nin hadisinin benzeri gibidir; ancak o [şöyle] dedi: Bunun üzerine Ebû Bekr b. Enes: “O günkü içkileri [buydu]” dedi. Enes de orada hazır bulunuyordu; Enes bunu reddetmedi. İbn Abdü'l-A'lâ dedi ki: Mu'temir’den; babasından; dedi ki: Benimle beraber olanlardan bazıları, Enes’i: “O günkü içkileri [buydu]” derken işittiğini bana anlattı.

1980_5. Hadis

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، قَالَ وَأَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كُنْتُ أَسْقِي أَبَا طَلْحَةَ وَأَبَا دُجَانَةَ وَمُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ فِي رَهْطٍ مِنَ الأَنْصَارِ فَدَخَلَ عَلَيْنَا دَاخِلٌ فَقَالَ حَدَثَ خَبَرٌ نَزَلَ تَحْرِيمُ الْخَمْرِ ‏.‏ فَكَفَأْنَاهَا يَوْمَئِذٍ وَإِنَّهَا لَخَلِيطُ الْبُسْرِ وَالتَّمْرِ ‏.‏ قَالَ قَتَادَةُ وَقَالَ أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ لَقَدْ حُرِّمَتِ الْخَمْرُ وَكَانَتْ عَامَّةُ خُمُورِهِمْ يَوْمَئِذٍ خَلِيطَ الْبُسْرِ وَالتَّمْرِ ‏.‏

Yahyâ b. Eyyûb bize rivayet etti; İbn Uleyye bize rivayet etti; dedi ki: Saîd b. Ebû Arûbe bize haber verdi; Katâde’den; Enes b. Mâlik’ten; dedi ki: “Ben Ensâr’dan bir topluluk içinde Ebû Talha, Ebû Dücâne ve Muâz b. Cebel’e içki ikram edip dağıtıyordum. Derken yanımıza biri girdi ve: ‘Yeni bir haber var; içki haram kılındı!’ dedi. Bunun üzerine biz de o gün o [içkiyi] döktük. Oysa o, koruk ve hurma karışımıydı.” Katâde dedi ki: Enes b. Mâlik [şöyle] dedi: “İçki haram kılındı; o gün onların içkilerinin genelini koruk ve hurma karışımı [oluşturuyordu].”

1980_6. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ الْمِسْمَعِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالُوا أَخْبَرَنَا مُعَاذُ، بْنُ هِشَامٍ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ إِنِّي لأَسْقِي أَبَا طَلْحَةَ وَأَبَا دُجَانَةَ وَسُهَيْلَ ابْنَ بَيْضَاءَ مِنْ مَزَادَةٍ فِيهَا خَلِيطُ بُسْرٍ وَتَمْرٍ ‏.‏ بِنَحْوِ حَدِيثِ سَعِيدٍ ‏.‏

Ebû Gassân el-Mismari, Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr bize rivayet ettiler; dediler ki: Muâz b. Hişâm bize haber verdi; dedi ki: Babam bana bildirdi; Katâde’den; Enes b. Mâlik’ten; dedi ki: “Ben Ebû Talha, Ebû Dücâne ve Süheyl b. Beyzâ’ya, içinde koruk ve hurma karışımı bulunan bir mezâdeden (büyük su tulumu) [içki] dağıtıyordum.” Saîd’in hadisi benzeri gibidir.

1981. Hadis

وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ سَرْحٍ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، أَنَّ قَتَادَةَ بْنَ دِعَامَةَ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يُخْلَطَ التَّمْرُ وَالزَّهْوُ ثُمَّ يُشْرَبَ وَإِنَّ ذَلِكَ كَانَ عَامَّةَ خُمُورِهِمْ يَوْمَ حُرِّمَتِ الْخَمْرُ ‏.‏

Ebü’t-Tâhir Ahmed b. Amr b. Serh bana rivayet etti; Abdullah b. Vehb bize haber verdi; Amr b. el-Hâris bana bildirdi; Katâde b. Diâme ona bildirdi; o Enes b. Mâlik’i [şöyle] derken işitmiş: “Resûlullah [sallallâhu aleyhi ve sellem] hurma ile zehvin (olgunlaşmaya başlamış hurma) karıştırılıp [sonra] içilmesini yasakladı. İçkinin haram kılındığı gün onların içkilerinin geneli [işte] buydu.”

1980_7. Hadis

وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ، عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ قَالَ كُنْتُ أَسْقِي أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ وَأَبَا طَلْحَةَ وَأُبَىَّ بْنَ كَعْبٍ شَرَابًا مِنْ فَضِيخٍ وَتَمْرٍ فَأَتَاهُمْ آتٍ فَقَالَ إِنَّ الْخَمْرَ قَدْ حُرِّمَتْ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو طَلْحَةَ يَا أَنَسُ قُمْ إِلَى هَذِهِ الْجَرَّةِ فَاكْسِرْهَا ‏.‏ فَقُمْتُ إِلَى مِهْرَاسٍ لَنَا فَضَرَبْتُهَا بِأَسْفَلِهِ حَتَّى تَكَسَّرَتْ ‏.‏

Ebü’t-Tâhir bana rivayet etti; İbn Vehb bize haber verdi; Mâlik b. Enes bana bildirdi; İshak b. Abdullah b. Ebû Talha’dan; Enes b. Mâlik’ten; dedi ki: “Ben Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh, Ebû Talha ve Übey b. Ka'b’a koruk ve hurmadan [yapılmış] içki ikram edip dağıtıyordum. Derken onlara biri geldi ve: ‘İçki artık haram kılındı!’ dedi. Bunun üzerine Ebû Talha: ‘Ey Enes! Kalk şu küpe ve onu kır!’ dedi. Ben de mihrâsımıza (taş havan) doğru kalktım; küpün altına [onunla] vurdum ve onu paramparça ettim.”

1982. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، - يَعْنِي الْحَنَفِيَّ - حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ، بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنِي أَبِي أَنَّهُ، سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ لَقَدْ أَنْزَلَ اللَّهُ الآيَةَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ فِيهَا الْخَمْرَ وَمَا بِالْمَدِينَةِ شَرَابٌ يُشْرَبُ إِلاَّ مِنْ تَمْرٍ ‏.‏

Muhammed b. el-Müsennâ bize anlattı; Ebû Bekr (yani el-Hanefî) bize anlattı; Abdülhamîd b. Ca'fer bize anlattı; babam bana bildirdi; o Enes b. Mâlik’i [şöyle] derken işitmiş: “Allah içkiyi haram kıldığı ayeti indirdiğinde, Medine’de hurmadan [yapılandan] başka içilen [alkollü] bir içecek yoktu.”

1983. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، ح وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ السُّدِّيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبَّادٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ عَنِ الْخَمْرِ تُتَّخَذُ خَلاًّ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ ‏"‏ ‏.‏

Yahyâ b. Yahyâ bize rivayet etti; Abdurrahman b. Mehdî bize haber verdi. (H) Zuhayr b. Harb bize rivayet etti; Abdurrahman bize haber verdi; Süfyân’dan; Süddî’den; Yahyâ b. Abbâd’dan; Enes’ten [naklederek]; Peygamber [sallallâhu aleyhi ve sellem]’e, sirke yapılan içki hakkında soruldu; O: “Hayır.” buyurdu.

1984. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، وَائِلٍ الْحَضْرَمِيِّ، أَنَّ طَارِقَ بْنَ سُوَيْدٍ الْجُعْفِيَّ، سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْخَمْرِ فَنَهَا أَوْ كَرِهَ أَنْ يَصْنَعَهَا فَقَالَ إِنَّمَا أَصْنَعُهَا لِلدَّوَاءِ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّهُ لَيْسَ بِدَوَاءٍ وَلَكِنَّهُ دَاءٌ ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. el-Müsennâ ve Muhammed b. Beşşâr bize rivayet ettiler (lafız İbnü’l-Müsennâ’nındır); dediler ki: Muhammed b. Ca'fer bize rivayet etti; Şu'be bize rivayet etti; Simâk b. Harb’den; Alkame b. Vâil’den; babası Vâil el-Hadramî’den [naklederek]; Târık b. Süveyd el-Cu'fî Peygamber [sallallâhu aleyhi ve sellem]’e içki hakkında sordu; O da onu [içkiyi] yapmasını yasakladı veya yapmasından hoşlanmadı. Bunun üzerine [Târık]: “Ben onu sadece ilaç olarak yapıyorum.” dedi. Peygamber [de]: “O bir ilaç değildir; aksine bir hastalıktır!” buyurdu.

1985_1. Hadis

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا الْحَجَّاجُ بْنُ أَبِي، عُثْمَانَ حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، أَنَّ أَبَا كَثِيرٍ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْخَمْرُ مِنْ هَاتَيْنِ الشَّجَرَتَيْنِ النَّخْلَةِ وَالْعِنَبَةِ ‏"‏ ‏.‏

Zuhayr b. Harb bana rivayet etti; İsmâil b. İbrahim bize anlattı; Haccâc b. Ebû Osmân bize haber verdi; Yahyâ b. Ebû Kesîr bana bildirdi; Ebû Kesîr ona bildirdi; o Ebû Hureyre’den [naklederek]; dedi ki: Resûlullah [sallallâhu aleyhi ve sellem] şöyle buyurdu: “İçki şu iki ağaçtan [elde edilir]: Hurma ağacı ve üzüm asması.”

1985_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو كَثِيرٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ الْخَمْرُ مِنْ هَاتَيْنِ الشَّجَرَتَيْنِ النَّخْلَةِ وَالْعِنَبَةِ ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. Abdullah b. Numeyr bize rivayet etti; babam bize anlattı; el-Evzâî bize anlattı; Ebû Kesîr bize anlattı; dedi ki: Ebû Hureyre’yi [şöyle] derken işittim: Resûlullah [sallallâhu aleyhi ve sellem]’i [şöyle] buyururken işittim: “İçki şu iki ağaçtan [elde edilir]: Hurma ağacı ve üzüm asması.”

1985_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، وَعِكْرِمَةَ، بْنِ عَمَّارٍ وَعُقْبَةَ بْنِ التَّوْأَمِ عَنْ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ الْخَمْرُ مِنْ هَاتَيْنِ الشَّجَرَتَيْنِ الْكَرْمَةِ وَالنَّخْلَةِ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي رِوَايَةِ أَبِي كُرَيْبٍ ‏"‏ الْكَرْمِ وَالنَّخْلِ ‏"‏ ‏.‏

İbn Ebû Ömer bize rivayet etti; Süfyân bize anlattı; Ömer b. Saîd b. Mesrûk’tan; babasından; Ebû Basra’dan; Ebû Hureyre’den; Peygamber [sallallâhu aleyhi ve sellem]’den naklen. (H) Katâde’den işiten biri de bana, o [Katâde] Enes b. Mâlik’ten, o da Peygamber [sallallâhu aleyhi ve sellem]’den [naklederek] şu kimselerin hadisi gibi [şöyle] rivayet etti: “İçki şu iki ağaçtan [elde edilir]: Hurma ağacı ve üzüm asması.”

1986_1. Hadis

حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، سَمِعْتُ عَطَاءَ بْنَ أَبِي رَبَاحٍ، حَدَّثَنَا جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيُّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يُخْلَطَ الزَّبِيبُ وَالتَّمْرُ وَالْبُسْرُ وَالتَّمْرُ ‏.‏

Ebû Bekr b. Ebû Şeybe ve Ebû Küreyb bize rivayet ettiler; dediler ki: Vekî' bize rivayet etti; İkrime b. Ammâr’dan; İyâs b. Seleme’den; babasından; dedi ki: “Resûlullah [sallallâhu aleyhi ve sellem] su tulumlarındaki nebîz (hurma şırası) hakkında ruhsat verdi.”

1986_2. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ، اللَّهِ الأَنْصَارِيِّ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى أَنْ يُنْبَذَ التَّمْرُ وَالزَّبِيبُ جَمِيعًا وَنَهَى أَنْ يُنْبَذَ الرُّطَبُ وَالْبُسْرُ جَمِيعًا ‏.‏

Kuteybe b. Saîd bize rivayet etti; Hâtim (yani İbn İsmâil) bize anlattı; Yezîd b. Ebû Ubeyd’den; Seleme b. el-Ekva'dan [naklederek]; Resûlullah [sallallâhu aleyhi ve sellem] su tulumlarındaki nebîz (hurma şırası) hakkında ruhsat verdi.

1986_3. Hadis

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، بْنُ إِبْرَاهِيمَ وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ رَافِعٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ، جُرَيْجٍ قَالَ قَالَ لِي عَطَاءٌ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَجْمَعُوا بَيْنَ الرُّطَبِ وَالْبُسْرِ وَبَيْنَ الزَّبِيبِ وَالتَّمْرِ نَبِيذًا ‏"‏ ‏.‏

Ebû Bekr b. Ebû Şeybe bize rivayet etti; Hüşeym bize anlattı; Akram’dan; Seleme b. el-Ekva'dan [naklederek]; Resûlullah [sallallâhu aleyhi ve sellem] su tulumlarındaki nebîz (hurma şırası) hakkında ruhsat verdi.

1986_4. Hadis

وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ الْمَكِّيِّ، مَوْلَى حَكِيمِ بْنِ حِزَامٍ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى أَنْ يُنْبَذَ الزَّبِيبُ وَالتَّمْرُ جَمِيعًا وَنَهَى أَنْ يُنْبَذَ الْبُسْرُ وَالرُّطَبُ جَمِيعًا ‏.‏

Ebû Bekr b. Ebû Şeybe bize rivayet etti; Vekî' bize anlattı. (H) Ubeydullah b. Saîd bize rivayet etti; Ebû Âsım bize anlattı; her ikisi de İbn Cüreyc’den; Ebû'z-Zübeyr’den; Câbir’den [naklederek]; dedi ki: “Resûlullah [sallallâhu aleyhi ve sellem] su tulumlarındaki nebîz (hurma şırası) hakkında ruhsat verdi.”

1987_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنِ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ التَّمْرِ وَالزَّبِيبِ أَنْ يُخْلَطَ بَيْنَهُمَا وَعَنِ التَّمْرِ وَالْبُسْرِ أَنْ يُخْلَطَ بَيْنَهُمَا ‏.‏

Ebû Bekr b. Ebû Şeybe bize rivayet etti; Vekî' bize anlattı; Hişâm’dan; Katâde’den; Saîd b. el-Müseyyeb’den; Ebû Sa'lebe’den; Peygamber [sallallâhu aleyhi ve sellem]’in, her azı dişi olan yırtıcı hayvanı [yemeyi] yasakladığı [nakledilerek].

1987_2. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ يَزِيدَ أَبُو مَسْلَمَةَ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ نَهَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَخْلِطَ بَيْنَ الزَّبِيبِ وَالتَّمْرِ وَأَنْ نَخْلِطَ الْبُسْرَ وَالتَّمْرَ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Eyyûb anlattı; bize İbn Uleyye anlattı; bize Saîd b. Yezîd Ebû Mesleme anlattı; Ebû Nadra'dan; Ebû Saîd'den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kuru üzüm ile hurmayı karıştırmamızı ve koruk ile hurmayı karıştırmamızı yasakladı.”

1987_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا بِشْرٌ، - يَعْنِي ابْنَ مُفَضَّلٍ - عَنْ أَبِي، مَسْلَمَةَ بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı; bize Bişr (yani İbn Mufaddal) anlattı; Ebû Mesleme'den; bu isnâd ile bu [hadis]in bir benzerini [rivayet etti].

1987_4. Hadis

وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُسْلِمٍ الْعَبْدِيِّ، عَنْ أَبِي، الْمُتَوَكِّلِ النَّاجِيِّ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ شَرِبَ النَّبِيذَ مِنْكُمْ فَلْيَشْرَبْهُ زَبِيبًا فَرْدًا أَوْ تَمْرًا فَرْدًا أَوْ بُسْرًا فَرْدًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Vekî' anlattı; İsmâil b. Müslim el-Abdi'den; Ebü'l-Mütevekkil en-Nâcî'den; Ebû Saîd el-Hudrî'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden kim nebîz içerse onu ya sadece kuru üzümden, ya sadece hurmadan, ya da sadece koruktan [hazırlayıp] içsin.”

1987_5. Hadis

وَحَدَّثَنِيهِ أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مُسْلِمٍ، الْعَبْدِيُّ بِهَذَا الإِسْنَادِ قَالَ نَهَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَخْلِطَ بُسْرًا بِتَمْرٍ أَوْ زَبِيبًا بِتَمْرٍ أَوْ زَبِيبًا بِبُسْرٍ ‏.‏ وَقَالَ ‏ "‏ مَنْ شَرِبَهُ مِنْكُمْ ‏"‏ ‏.‏ فَذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِ وَكِيعٍ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. İshak rivayet etti; bize Ravh b. Ubâde anlattı; bize İsmâil b. Müslim el-Abdi bu isnâd ile anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem koruk ile hurmayı, kuru üzüm ile hurmayı veya kuru üzüm ile koruğu karıştırmamızı yasakladı; ve: “Sizden kim onu içerse...” buyurdu ve Vekî'in hadisi gibi zikretti.

1988_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ الدَّسْتَوَائِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ، أَبِي كَثِيرٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَنْتَبِذُوا الزَّهْوَ وَالرُّطَبَ جَمِيعًا وَلاَ تَنْتَبِذُوا الزَّبِيبَ وَالتَّمْرَ جَمِيعًا وَانْتَبِذُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا عَلَى حِدَتِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Eyyûb anlattı; bize İbn Uleyye anlattı; Hişâm ad-Destevâî bize haber verdi; Yahyâ b. Ebû Kesîr'den; Abdullah b. Ebû Katâde'den; o babasından [naklederek]; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Olgunlaşmaya başlamış hurma (zehv) ile taze hurmayı bir arada ıslatıp [nebîz yapmayın]; kuru üzüm ile hurmayı da bir arada ıslatıp [nebîz yapmayın]. Bunların her birini tek başına ıslatın.”

1988_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ الْعَبْدِيُّ، عَنْ حَجَّاجِ بْنِ أَبِي، عُثْمَانَ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe anlattı; bize Muhammed b. Bişr el-Abdi anlattı; Haccâc b. Ebû Osmân'dan; Yahyâ b. Ebû Kesîr'den; bu isnâd ile bunun bir benzerini [rivayet etti].

1988_3. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، أَخْبَرَنَا عَلِيٌّ، - وَهُوَ ابْنُ الْمُبَارَكِ - عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَنْتَبِذُوا الزَّهْوَ وَالرُّطَبَ جَمِيعًا وَلاَ تَنْتَبِذُوا الرُّطَبَ وَالزَّبِيبَ جَمِيعًا وَلَكِنِ انْتَبِذُوا كُلَّ وَاحِدٍ عَلَى حِدَتِهِ ‏"‏ ‏.‏ وَزَعَمَ يَحْيَى أَنَّهُ لَقِيَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي قَتَادَةَ فَحَدَّثَهُ عَنْ أَبِيهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ هَذَا ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize Osmân b. Ömer anlattı; Ali (yani İbnü'l-Mübarek) bize haber verdi; Yahyâ'dan; Ebû Seleme'den; Ebû Katâde'den [naklederek]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Olgunlaşmaya başlamış hurma (zehv) ile taze hurmayı bir arada ıslatıp [nebîz yapmayın]; taze hurma ile kuru üzümü de bir arada ıslatıp [nebîz yapmayın]. Lakin bunların her birini tek başına ıslatın.” Yahyâ, Abdullah b. Ebû Katâde ile karşılaştığını ve onun da kendisine babasından, o da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen bunun bir benzerini anlattığını ifade etti.

1988_4. Hadis

وَحَدَّثَنِيهِ أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْمُعَلِّمُ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، بِهَذَيْنِ الإِسْنَادَيْنِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ الرُّطَبَ وَالزَّهْوَ وَالتَّمْرَ وَالزَّبِيبَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. İshak rivayet etti; bize Ravh b. Ubâde anlattı; bize Hüseyn el-Muallim anlattı; bize Yahyâ b. Ebû Kesîr bu iki isnâd ile anlattı; ancak o [şöyle] dedi: “Taze hurma ile olgunlaşmaya başlamış hurmayı (zehv); hurma ile kuru üzümü.”

1988_5. Hadis

وَحَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا أَبَانٌ الْعَطَّارُ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ خَلِيطِ التَّمْرِ وَالْبُسْرِ وَعَنْ خَلِيطِ الزَّبِيبِ وَالتَّمْرِ وَعَنْ خَلِيطِ الزَّهْوِ وَالرُّطَبِ وَقَالَ ‏ "‏ انْتَبِذُوا كُلَّ وَاحِدٍ عَلَى حِدَتِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. İshak rivayet etti; bize Affân b. Müslim anlattı; bize Ebân el-Attâr anlattı; bize Yahyâ b. Ebû Kesîr anlattı; Abdullah b. Ebû Katâde bana bildirdi; babasından [naklederek]; Allah’ın Nebî’si sallallâhu aleyhi ve sellem hurma ile koruk karışımını, kuru üzüm ile hurma karışımını ve olgunlaşmaya başlamış hurma (zehv) ile taze hurma karışımını [ıslatıp nebîz yapmayı] yasakladı; ve: “Bunların her birini tek başına ıslatın.” buyurdu.

1988_6. Hadis

وَحَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ هَذَا الْحَدِيثِ ‏.‏

Ebû Seleme b. Abdurrahman bana Ebû Katâde'den, o da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu hadisin bir benzerini nakletti.

1989_1. Hadis

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو كُرَيْبٍ - وَاللَّفْظُ لِزُهَيْرٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ عِكْرِمَةَ، بْنِ عَمَّارٍ عَنْ أَبِي كَثِيرٍ الْحَنَفِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الزَّبِيبِ وَالتَّمْرِ وَالْبُسْرِ وَالتَّمْرِ وَقَالَ ‏ "‏ يُنْبَذُ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا عَلَى حِدَتِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Züheyr b. Harb ve Ebû Küreyb anlattı -lafız Züheyr’indir-; dediler ki: Bize Vekî' anlattı; İkrime b. Ammâr'dan; Ebû Kesîr el-Hanefî'den; Ebû Hüreyre'den [naklederek]; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kuru üzüm ile hurmayı ve koruk ile hurmayı bir arada [ıslatmaktan] yasakladı; ve: ‘Bunların her biri tek başına ıslatılmalıdır.’ buyurdu.”

1989_2. Hadis

وَحَدَّثَنِيهِ زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أُذَيْنَةَ، - وَهُوَ أَبُو كَثِيرٍ الْغُبَرِيُّ - حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe rivayet etti; bize Yahyâ b. Âdem anlattı; bize Cerîr b. Hâzm anlattı; Ya'lâ b. Hakîm'den; Saîd b. Cübeyr'den; İbn Abbas'tan [naklederek]; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem koruk ile hurmayı [karıştırıp ıslatmayı] ve kuru üzüm ile hurmayı [karıştırıp ıslatmayı] yasakladı; ve: ‘Bunların her birini tek başına ıslatın.’ buyurdu.”

1990_1. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ حَبِيبٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُخْلَطَ التَّمْرُ وَالزَّبِيبُ جَمِيعًا وَأَنْ يُخْلَطَ الْبُسْرُ وَالتَّمْرُ جَمِيعًا وَكَتَبَ إِلَى أَهْلِ جُرَشَ يَنْهَاهُمْ عَنْ خَلِيطِ التَّمْرِ وَالزَّبِيبِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe anlattı; bize Ali b. Müshir anlattı; eş-Şeybânî'den; Habîb'den; Saîd b. Cübeyr'den; İbn Abbas'tan [naklederek]; dedi ki: “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem hurma ile kuru üzümün ve koruk ile hurmanın bir arada karıştırılmasını yasakladı. Cüreş halkına da hurma ve kuru üzüm karışımını yasakladığına dair mektup yazdı.”

1990_2. Hadis

وَحَدَّثَنِيهِ وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ، أَخْبَرَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي الطَّحَّانَ - عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ فِي التَّمْرِ وَالزَّبِيبِ وَلَمْ يَذْكُرِ الْبُسْرَ وَالتَّمْرَ ‏.‏

Bize Vehb b. Bakiyye de rivayet etti; bize Hâlid (yani et-Tahhân) haber verdi; eş-Şeybânî'den; bu isnâd ile hurma ve kuru üzüm hakkında [rivayet etti]; ancak koruk ve hurmayı zikretmedi.

1991_1. Hadis

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي مُوسَى، بْنُ عُقْبَةَ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ قَدْ نُهِيَ أَنْ يُنْبَذَ الْبُسْرُ وَالرُّطَبُ جَمِيعًا وَالتَّمْرُ وَالزَّبِيبُ جَمِيعًا ‏.‏

Bana Muhammed b. Râfi' anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; İbn Cüreyc bize haber verdi; Mûsâ b. Ukbe bana bildirdi; Nâfi'den; İbn Ömer'den [naklederek]; o şöyle derdi: “Koruk ile taze hurmanın bir arada, hurma ile kuru üzümün [de] bir arada ıslatılıp [nebîz yapılması] yasaklanmıştır.”

1991_2. Hadis

وَحَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي مُوسَى بْنُ، عُقْبَةَ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ قَدْ نُهِيَ أَنْ يُنْبَذَ الْبُسْرُ وَالرُّطَبُ جَمِيعًا وَالتَّمْرُ وَالزَّبِيبُ جَمِيعًا ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. İshak da rivayet etti; bize Ravh anlattı; bize İbn Cüreyc anlattı; Mûsâ b. Ukbe bana bildirdi; Nâfi'den; İbn Ömer'den [naklederek]; dedi ki: “Koruk ile taze hurmanın bir arada, hurma ile kuru üzümün [de] bir arada ıslatılıp [nebîz yapılması] yasaklanmıştır.”

1992_1. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ أَنْ يُنْبَذَ فِيهِ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Leys anlattı; İbn Şihâb'dan; Enes b. Mâlik'in bildirdiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem dubbâ (su kabağı) ve müzeffet (ziftli kap) içerisinde [nebîz] ıslatılmasını yasakladı.

1992_2. Hadis

وَحَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ أَنْ يُنْتَبَذَ فِيهِ ‏.‏

Bana Amr en-Nâkid de rivayet etti; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; ez-Zührî'den; Enes b. Mâlik'ten [naklederek]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem dubbâ (su kabağı) ve müzeffet (ziftli kap) içerisinde [nebîz] ıslatılmasını yasakladı.

1993_1. Hadis

قَالَ وَأَخْبَرَهُ أَبُو سَلَمَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَنْتَبِذُوا فِي الدُّبَّاءِ وَلاَ فِي الْمُزَفَّتِ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ يَقُولُ أَبُو هُرَيْرَةَ وَاجْتَنِبُوا الْحَنَاتِمَ ‏.‏

[İbn Şihâb] dedi ki: Ebû Seleme ona haber verdi ki Ebû Hüreyre'yi şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dubbâ (su kabağı) ve müzeffet (ziftli kap) içerisinde [nebîz] ıslatmayın.” Sonra Ebû Hüreyre [şöyle] derdi: “Hantemlerden (yeşil/sırlı küplerden) de sakının.”

1993_2. Hadis

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا بَهْزٌ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي، هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى عَنِ الْمُزَفَّتِ وَالْحَنْتَمِ وَالنَّقِيرِ ‏.‏ قَالَ قِيلَ لأَبِي هُرَيْرَةَ مَا الْحَنْتَمُ قَالَ الْجِرَارُ الْخُضْرُ ‏.‏

Bana Muhammed b. Hâtim anlattı; bize Behz anlattı; bize Wuheyb anlattı; Süheyl'den; babasından; Ebû Hüreyre'den [naklederek]; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in müzeffet (ziftli kap), hantem (yeşil küp) ve nakîr'den (oyulmuş kütük) yasakladığı [nakledildi]. [Süheyl] dedi ki: Ebû Hüreyre'ye: “Hantem nedir?” diye soruldu. O da: “Yeşil testilerdir.” dedi.

1993_3. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، أَخْبَرَنَا نُوحُ بْنُ قَيْسٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِوَفْدِ عَبْدِ الْقَيْسِ ‏ "‏ أَنْهَاكُمْ عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالنَّقِيرِ وَالْمُقَيَّرِ - وَالْحَنْتَمُ الْمَزَادَةُ الْمَجْبُوبَةُ - وَلَكِنِ اشْرَبْ فِي سِقَائِكَ وَأَوْكِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı; bize Nûh b. Kays haber verdi; bize İbn Avn anlattı; Muhammed'den; Ebû Hüreyre'den [naklederek]; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem, Abdü'l-Kays heyetine şöyle buyurdu: “Sizi dubbâ (su kabağı), hantem (yeşil küp), nakîr (oyulmuş kütük) ve mukayyer'den (ziftli kap) yasaklıyorum. -Hantem, ağzı kesilmiş büyük su tulumudur.- Lakin su tulumundan iç ve [tulumun] ağzını bağla.”

1994. Hadis

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَمْرٍو الأَشْعَثِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْثَرٌ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، ح وَحَدَّثَنِي بِشْرُ بْنُ خَالِدٍ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدٌ، - يَعْنِي ابْنَ جَعْفَرٍ - عَنْ شُعْبَةَ، كُلُّهُمْ عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ سُوَيْدٍ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُنْتَبَذَ فِي الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ ‏.‏ هَذَا حَدِيثُ جَرِيرٍ ‏.‏ وَفِي حَدِيثِ عَبْثَرٍ وَشُعْبَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ ‏.‏

Bize Saîd b. Amr el-Eş'asî anlattı; bize Abser haber verdi. (H) Bana Züheyr b. Harb [de] rivayet etti; bize Cerîr anlattı. (H) Bana Bişr b. Hâlid [de] rivayet etti; bize Muhammed (yani İbn Cafer) haber verdi; Şu'be'den; hepsi el-A'meş'ten; İbrâhim et-Teymî'den; el-Hâris b. Süveyd'den; Ali'den [naklederek]; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem dubbâ (su kabağı) ve müzeffet (ziftli kap) içerisinde [nebîz] ıslatılmasını yasakladı.” Bu Cerîr’in hadisidir. Abser ve Şu'be'nin hadisinde [ise]: “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem dubbâ (su kabağı) ve müzeffet (ziftli kap)ten yasakladı.” [denilmiştir].

1995_1. Hadis

وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، كِلاَهُمَا عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ قُلْتُ لِلأَسْوَدِ هَلْ سَأَلْتَ أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ عَمَّا يُكْرَهُ أَنْ يُنْتَبَذَ فِيهِ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قُلْتُ يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ أَخْبِرِينِي عَمَّا نَهَى عَنْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُنْتَبَذَ فِيهِ ‏.‏ قَالَتْ نَهَانَا أَهْلَ الْبَيْتِ أَنْ نَنْتَبِذَ فِي الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ لَهُ أَمَا ذَكَرَتِ الْحَنْتَمَ وَالْجَرَّ قَالَ إِنَّمَا أُحَدِّثُكَ بِمَا سَمِعْتُ أَأُحَدِّثُكَ مَا لَمْ أَسْمَعْ

Bize Züheyr b. Harb ve İshâk b. İbrâhim anlattı; her ikisi de Cerîr’den [naklederek]; Züheyr dedi ki: Bize Cerîr anlattı; Mansûr’dan; İbrâhim’den; dedi ki: Esved’e, ‘Müminlerin annesine hangi kapların içinde [nebîz] ıslatılmasının hoş görülmediğini sordun mu?’ dedim. O da: ‘Evet.’ dedi. [Esved devam ederek şöyle anlattı:] Müminlerin annesine [Aişe'ye]: ‘Ey müminlerin annesi! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in hangi kapların içinde [nebîz] ıslatılmasını yasakladığını bana bildir.’ dedim. O da: ‘O, biz ehlibeyti dubbâ (su kabağı) ve müzeffet (ziftli kap) içerisinde [nebîz] ıslatmaktan yasakladı.’ dedi. [İbrahim] dedi ki: [Esved’e], ‘Peki hantem (yeşil küp) ve testiyi [cerr] zikretmedi mi?’ dedim. O da: ‘Ben sana ancak işittiğimi anlatıyorum; işitmediğim şeyi mi sana anlatayım?’ dedi.

1995_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَمْرٍو الأَشْعَثِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْثَرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ ‏.‏

Bize Saîd b. Amr el-Eş'asî anlattı; bize Abser haber verdi; el-A'meş’ten; İbrâhim’den; Esved’den; Aişe’den [naklederek]; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in dubbâ (su kabağı) ve müzeffet (ziftli kap)ten yasakladığı [nakledildi].

1995_3. Hadis

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، - وَهُوَ الْقَطَّانُ - حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، وَشُعْبَةُ، قَالاَ حَدَّثَنَا مَنْصُورٌ، وَسُلَيْمَانُ، وَحَمَّادٌ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bana Muhammed b. Hâtim de rivayet etti; bize Yahyâ (yani el-Kattân) anlattı; bize Süfyân ve Şu'be anlattı; dediler ki: Bize Mansûr, Süleyman ve Hammâd anlattı; İbrâhim’den; Esved’den; Aişe’den [naklederek]; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’den bunun bir benzerini [anlattılar].

1995_4. Hadis

حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ، - يَعْنِي ابْنَ الْفَضْلِ - حَدَّثَنَا ثُمَامَةُ بْنُ، حَزْنٍ الْقُشَيْرِيُّ قَالَ لَقِيتُ عَائِشَةَ فَسَأَلْتُهَا عَنِ النَّبِيذِ، فَحَدَّثَتْنِي أَنَّ وَفْدَ عَبْدِ الْقَيْسِ قَدِمُوا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلُوا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّبِيذِ فَنَهَاهُمْ أَنْ يَنْتَبِذُوا فِي الدُّبَّاءِ وَالنَّقِيرِ وَالْمُزَفَّتِ وَالْحَنْتَمِ ‏.‏

Bize Şeybân b. Ferrûh anlattı; bize Kâsım (yani İbnü'l-Fazl) anlattı; bize Sümâme b. Hazn el-Kuşeyrî anlattı; dedi ki: Aişe ile karşılaştım ve ona nebîz (hurma şırası) hakkında sordum. Bana şöyle anlattı: Abdü'l-Kays heyeti Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldiler ve Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e nebîz hakkında sordular. O da onları dubbâ (su kabağı), nakîr (oyulmuş kütük), müzeffet (ziftli kap) ve hantem (yeşil küp) içerisinde [nebîz] ıslatmaktan yasakladı.

1995_5. Hadis

وَحَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُوَيْدٍ، عَنْ مُعَاذَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالنَّقِيرِ وَالْمُزَفَّتِ ‏.‏

Bize Ya'kûb b. İbrâhim anlattı; bize İbn Uleyye anlattı; bize İshâk b. Süveyd anlattı; Muâze'den; Aişe'den [naklederek]; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem dubbâ (su kabağı), hantem (yeşil küp), nakîr (oyulmuş kütük) ve müzeffet (ziftli kap)ten yasakladı.

1995_6. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ، سُوَيْدٍ بِهَذَا الإِسْنَادِ إِلاَّ أَنَّهُ جَعَلَ مَكَانَ الْمُزَفَّتِ الْمُقَيَّرِ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhim de rivayet etti; bize Abdülvehhâb es-Sekafî haber verdi; bize İshâk b. Süveyd bu isnâd ile anlattı; ancak o, müzeffet (ziftli kap) yerine mukayyer (ziftlenmiş kap) kelimesini kullandı.

17_4. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا عَبَّادُ بْنُ عَبَّادٍ، عَنْ أَبِي جَمْرَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، ح وَحَدَّثَنَا خَلَفُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي جَمْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ قَدِمَ وَفْدُ عَبْدِ الْقَيْسِ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَنْهَاكُمْ عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالنَّقِيرِ وَالْمُقَيَّرِ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي حَدِيثِ حَمَّادٍ جَعَلَ - مَكَانَ الْمُقَيَّرِ - الْمُزَفَّتِ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Abbâd b. Abbâd haber verdi; Ebû Cemre'den; İbn Abbas'tan. (H) Bize Halef b. Hişâm da rivayet etti; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Ebû Cemre'den; dedi ki: İbn Abbas'ı şöyle derken işittim: Abdü'l-Kays heyeti Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldiler. Bunun üzerine Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizi dubbâ (su kabağı), hantem (yeşil küp), nakîr (oyulmuş kütük) ve mukayyer'den (ziftlenmiş kap) yasaklıyorum.” Hammâd’ın hadisinde mukayyer yerine müzeffet (ziftli kap) kelimesi kullanılmıştır.

17_5. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ حَبِيبٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالْمُزَفَّتِ وَالنَّقِيرِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe anlattı; bize Ali b. Müshir anlattı; eş-Şeybânî'den; Habîb'den; Saîd b. Cübeyr'den; İbn Abbas'tan [naklederek]; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem dubbâ (su kabağı), hantem (yeşil küp), müzeffet (ziftli kap) ve nakîr’den (oyulmuş kütük) yasakladı.

17_6. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي عَمْرَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالْمُزَفَّتِ وَالنَّقِيرِ وَأَنْ يُخْلَطَ الْبَلَحُ بِالزَّهْوِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe anlattı; bize Muhammed b. Fudayl anlattı; Habîb b. Ebî Amra'dan; Saîd b. Cübeyr'den; İbn Abbas'tan [naklederek]; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem dubbâ (su kabağı), hantem (yeşil küp), müzeffet (ziftli kap) ve nakîr’den (oyulmuş kütük); bir de ham hurma [beleh] ile olgunlaşmaya başlamış hurmanın [zehv] bir arada karıştırılmasından yasakladı.

17_7. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ يَحْيَى الْبَهْرَانِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي، عُمَرَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الدُّبَّاءِ وَالنَّقِيرِ وَالْمُزَفَّتِ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; Şu'be’den; Yahyâ el-Behrânî’den; dedi ki: İbn Abbas’ı işittim. (H) Bize Muhammed b. Beşşâr da rivayet etti; bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şu'be anlattı; Yahyâ b. Ebî Ömer’den; İbn Abbas'tan [naklederek]; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem dubbâ (su kabağı), nakîr (oyulmuş kütük) ve müzeffet (ziftli kap)ten yasakladı.

1996_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنِ التَّيْمِيِّ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ، أَيُّوبَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ التَّيْمِيُّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْجَرِّ أَنْ يُنْبَذَ فِيهِ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Yezîd b. Züre' haber verdi; et-Teymî’den. (H) Bize Yahyâ b. Eyyûb da rivayet etti; bize İbn Uleyye anlattı; bize Süleyman et-Teymî haber verdi; Ebû Nadra'dan; Ebû Saîd'den [naklederek]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem testi [cerr] içerisinde [nebîz] ıslatılmasını yasakladı.

1996_2. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالنَّقِيرِ وَالْمُزَفَّتِ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Eyyûb anlattı; bize İbn Uleyye anlattı; bize Saîd b. Ebî Arûbe haber verdi; Katâde'den; Ebû Nadra'dan; Ebû Saîd el-Hudrî'den [naklederek]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem dubbâ (su kabağı), hantem (yeşil küp), nakîr (oyulmuş kütük) ve müzeffet (ziftli kap)ten yasakladı.

1996_3. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يُنْتَبَذَ ‏.‏ فَذَكَرَ مِثْلَهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ da rivayet etti; bize Muâz b. Hişâm anlattı; babam bana Katâde'den bu isnâd ile bildirdi ki: Allah'ın Nebîsi sallallâhu aleyhi ve sellem [bu kaplarda nebîz] ıslatılmasını yasakladı. Sonra bunun bir benzerini zikretti.

1996_4. Hadis

وَحَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا الْمُثَنَّى، - يَعْنِي ابْنَ سَعِيدٍ - عَنْ أَبِي الْمُتَوَكِّلِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الشُّرْبِ فِي الْحَنْتَمَةِ وَالدُّبَّاءِ وَالنَّقِيرِ ‏.‏

Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı; babam bana bildirdi; bize el-Müsennâ (yani İbn Saîd) anlattı; Ebû'l-Mütevekkil'den; Ebû Saîd'den [naklederek]; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hanteme (yeşil küp), dubbâ (su kabağı) ve nakîr (oyulmuş kütük) içerisinde [bir şeyler] içilmesini yasakladı.

1997_1. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَسُرَيْجُ بْنُ يُونُسَ، - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، عَنْ مَنْصُورِ بْنِ حَيَّانَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ أَشْهَدُ عَلَى ابْنِ عُمَرَ وَابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّهُمَا شَهِدَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالْمُزَفَّتِ وَالنَّقِيرِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe ve Süreyc b. Yûnus anlattı -lafız Ebû Bekr’indir-; dediler ki: Bize Mervân b. Muâviye anlattı; Mansûr b. Hayyân’dan; Saîd b. Cübeyr’den; dedi ki: İbn Ömer ve İbn Abbas’a şahitlik ederim ki her ikisi de Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in dubbâ (su kabağı), hantem (yeşil küp), müzeffet (ziftli kap) ve nakîr'den (oyulmuş kütük) yasakladığına şahitlik ettiler.

1997_2. Hadis

حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، - يَعْنِي ابْنَ حَازِمٍ - حَدَّثَنَا يَعْلَى بْنُ حَكِيمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ سَأَلْتُ ابْنَ عُمَرَ عَنْ نَبِيذِ الْجَرِّ، فَقَالَ حَرَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَبِيذَ الْجَرِّ ‏.‏ فَأَتَيْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ فَقُلْتُ أَلاَ تَسْمَعُ مَا يَقُولُ ابْنُ عُمَرَ قَالَ وَمَا يَقُولُ قُلْتُ قَالَ حَرَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَبِيذَ الْجَرِّ ‏.‏ فَقَالَ صَدَقَ ابْنُ عُمَرَ حَرَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَبِيذَ الْجَرِّ ‏.‏ فَقُلْتُ وَأَىُّ شَىْءٍ نَبِيذُ الْجَرِّ فَقَالَ كُلُّ شَىْءٍ يُصْنَعُ مِنَ الْمَدَرِ ‏.‏

Bize Şeybân b. Ferrûh anlattı; bize Cerîr (yani İbn Hâzim) anlattı; bize Ya'lâ b. Hakîm anlattı; Saîd b. Cübeyr'den; dedi ki: İbn Ömer’e testi [cerr] nebîzini sordum. Dedi ki: ‘Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem testi nebîzini haram kıldı.’ Bunun üzerine İbn Abbas’a geldim ve: ‘İbn Ömer’in ne dediğini işitmiyor musun?’ dedim. O: ‘Ne diyor?’ dedi. Ben: ‘Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in testi nebîzini haram kıldığını söylüyor.’ dedim. O da: ‘İbn Ömer doğru söylemiş; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem testi nebîzini haram kıldı.’ dedi. Ben de: ‘Testi nebîzi nedir?’ dedim. [İbn Abbas]: ‘Çamurdan/topraktan [meder] yapılan her şeydir.’ dedi.

1997_3. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَطَبَ النَّاسَ فِي بَعْضِ مَغَازِيهِ قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَأَقْبَلْتُ نَحْوَهُ فَانْصَرَفَ قَبْلَ أَنْ أَبْلُغَهُ فَسَأَلْتُ مَاذَا قَالَ قَالُوا نَهَى أَنْ يُنْتَبَذَ فِي الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Mâlik’e, Nâfi’den [naklen] okudum; İbn Ömer’den [naklederek]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem gazvelerinden birinde insanlara hitap etti. İbn Ömer dedi ki: “Ona doğru yaklaştım; ancak ben ona ulaşmadan önce [hitabını bitirip] ayrıldı. Ben de: ‘Ne dedi?’ diye sordum. Onlar [da]: ‘Dubbâ (su kabağı) ve müzeffet (ziftli kap) içerisinde [nebîz] ıslatılmasını yasakladı.’ dediler.”

1997_4. Hadis

وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، وَابْنُ، رُمْحٍ عَنِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ، وَأَبُو كَامِلٍ قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، جَمِيعًا عَنْ أَيُّوبَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، عَنِ الثَّقَفِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، أَخْبَرَنَا الضَّحَّاكُ يَعْنِي، ابْنَ عُثْمَانَ ح وَحَدَّثَنِي هَارُونُ الأَيْلِيُّ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي أُسَامَةُ، كُلُّ هَؤُلاَءِ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، ‏.‏ بِمِثْلِ حَدِيثِ مَالِكٍ وَلَمْ يَذْكُرُوا فِي بَعْضِ مَغَازِيهِ ‏.‏ إِلاَّ مَالِكٌ وَأُسَامَةُ ‏.‏

Bize Kuteybe ve İbn Rumh, Leys b. Sa'd'dan [naklen] anlattılar. (H) Bize Ebû'r-Rabî' ve Ebû Kâmil de rivayet ettiler; dediler ki: Bize Hammâd anlattı. (H) Bana Züheyr b. Harb de rivayet etti; bize İsmail anlattı; hepsi Eyyûb'dan. (H) Bize İbn Nümeyr de rivayet etti; bize babam anlattı; bize Ubeydullah anlattı. (H) Bize İbnü'l-Müsennâ ve İbn Ebî Ömer de es-Sekafî'den; Yahyâ b. Saîd'den [naklen] rivayet ettiler. (H) Bize Muhammed b. Râfi' de rivayet etti; bize İbn Ebî Füdeyk anlattı; Dahhâk (yani İbn Osman) bize haber verdi. (H) Bana Hârûn el-Eylî de rivayet etti; bize İbn Vehb haber verdi; Usâme bana bildirdi; bunların hepsi Nâfi'den; İbn Ömer'den [naklederek]; Mâlik'in hadisinin bir benzerini [anlattılar]. Ancak Mâlik ve Usâme hariç diğerleri '[hitap ettiği hitabını Peygamber'in] gazvelerinden birinde' [ifadesini] zikretmediler.

1997_5. Hadis

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، قَالَ قُلْتُ لاِبْنِ عُمَرَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ نَبِيذِ الْجَرِّ قَالَ فَقَالَ قَدْ زَعَمُوا ذَاكَ ‏.‏ قُلْتُ أَنَهَى عَنْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ قَدْ زَعَمُوا ذَاكَ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Hammâd b. Zeyd haber verdi; Sâbit'ten; dedi ki: İbn Ömer'e: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem testi [cerr] nebîzini yasakladı mı?” dedim. [Sâbit] dedi ki: [İbn Ömer]: “Öyle iddia ettiler.” dedi. [Tekrar]: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ondan yasakladı mı?” dedim. “Öyle iddia ettiler.” dedi.

1997_6. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ التَّيْمِيُّ، عَنْ طَاوُسٍ، قَالَ قَالَ رَجُلٌ لاِبْنِ عُمَرَ أَنَهَى نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ نَبِيذِ الْجَرِّ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ طَاوُسٌ وَاللَّهِ إِنِّي سَمِعْتُهُ مِنْهُ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Eyyûb anlattı; bize İbn Uleyye anlattı; bize Süleyman et-Teymî haber verdi; Tâvûs'tan; dedi ki: Bir adam İbn Ömer'e: “Allah’ın Nebîsi sallallâhu aleyhi ve sellem testi [cerr] nebîzinden yasakladı mı?” diye sordu. O da: “Evet!” dedi. Sonra Tâvûs: “Vallahi ben [de] bunu ondan işittim.” dedi.

1997_7. Hadis

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَجُلاً، جَاءَهُ فَقَالَ أَنَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُنْبَذَ فِي الْجَرِّ وَالدُّبَّاءِ قَالَ نَعَمْ ‏.‏

Bana Muhammed b. Râfi' de rivayet etti; bize Abdürrezzâk anlattı; bize İbn Cüreyc haber verdi; İbn Tâvûs bana bildirdi; babasından; İbn Ömer’den [naklederek]; bir adam ona gelip: “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem testi [cerr] ve dubbâ (su kabağı) içerisinde [nebîz] ıslatılmasını yasakladı mı?” diye sordu. O [da]: “Evet!” dedi.

1997_8. Hadis

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا بَهْزٌ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْجَرِّ وَالدُّبَّاءِ ‏.‏

Bana Muhammed b. Hâtim de rivayet etti; bize Behz anlattı; bize Wuheyb anlattı; bize Abdullah b. Tâvûs anlattı; babasından; İbn Ömer’den [naklederek]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem testi [cerr] ve dubbâdan (su kabağı) yasakladı.

1997_9. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مَيْسَرَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ طَاوُسًا، يَقُولُ كُنْتُ جَالِسًا عِنْدَ ابْنِ عُمَرَ فَجَاءَهُ رَجُلٌ فَقَالَ أَنَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ نَبِيذِ الْجَرِّ وَالدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ قَالَ نَعَمْ

Bana Amr en-Nâkid anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; İbrâhim b. Meysere'den; o Tâvûs'u şöyle derken işitmiş: İbn Ömer'in yanında oturuyordum; bir adam ona gelip: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem testi [cerr], dubbâ (su kabağı) ve müzeffet (ziftli kap) içerisinde [nebîz] ıslatılmasını yasakladı mı?” diye sordu. O [da]: “Evet!” dedi.

1997_10. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْحَنْتَمِ وَالدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ ‏.‏ قَالَ سَمِعْتُهُ غَيْرَ مَرَّةٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattı; dediler ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şu'be anlattı; Muhârib b. Disâr'dan; dedi ki: İbn Ömer'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hantem (yeşil küp), dubbâ (su kabağı) ve müzeffet (ziftli kap)ten yasakladı. [Muhârib] dedi ki: Bunu [ondan] bir kereden fazla işittim.

1997_11. Hadis

وَحَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَمْرٍو الأَشْعَثِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْثَرٌ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ، دِثَارٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ بِمِثْلِهِ ‏.‏ قَالَ وَأُرَاهُ قَالَ وَالنَّقِيرِ ‏.‏

Bize Saîd b. Amr el-Eş'asî anlattı; bize Abser haber verdi; eş-Şeybânî'den; Muhârib b. Disâr'dan; İbn Ömer'den; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den [naklederek]; bunun bir benzerini [anlattı]. [Râvi] dedi ki: “Öyle sanıyorum ki ‘nakîr’i (oyulmuş kütüğü) de [zikretti] dedi.”

1997_12. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ حُرَيْثٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْجَرِّ وَالدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ وَقَالَ ‏ "‏ انْتَبِذُوا فِي الأَسْقِيَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattı; dediler ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şu'be anlattı; Ukbe b. Hureys'ten; dedi ki: İbn Ömer'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem testi [cerr], dubbâ (su kabağı) ve müzeffet (ziftli kap)ten yasakladı. Ve: “Tulumlar [eskiye] içerisinde [nebîz] ıslatın/hazırlayın.” buyurdu.

1997_13. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ جَبَلَةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، يُحَدِّثُ قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْحَنْتَمَةِ ‏.‏ فَقُلْتُ مَا الْحَنْتَمَةُ قَالَ الْجَرَّةُ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şu'be anlattı; Cebele'den; dedi ki: İbn Ömer’i [şöyle] anlatırken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hantemeden (yeşil küpten) yasakladı. Ben: “Hanteme nedir?” dedim. O: “Testidir [jerretü].” dedi.

1997_14. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، حَدَّثَنِي زَاذَانُ، قَالَ قُلْتُ لاِبْنِ عُمَرَ حَدِّثْنِي بِمَا، نَهَى عَنْهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنَ الأَشْرِبَةِ بِلُغَتِكَ وَفَسِّرْهُ لِي بِلُغَتِنَا فَإِنَّ لَكُمْ لُغَةً سِوَى لُغَتِنَا ‏.‏ فَقَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْحَنْتَمِ وَهِيَ الْجَرَّةُ وَعَنِ الدُّبَّاءِ وَهِيَ الْقَرْعَةُ وَعَنِ الْمُزَفَّتِ وَهُوَ الْمُقَيَّرُ وَعَنِ النَّقِيرِ وَهْىَ النَّخْلَةُ تُنْسَحُ نَسْحًا وَتُنْقَرُ نَقْرًا وَأَمَرَ أَنْ يُنْتَبَذَ فِي الأَسْقِيَةِ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muâz anlattı; bize babam anlattı; bize Şu'be anlattı; Amr b. Mürre’den; Zâzân bana anlattı; dedi ki: İbn Ömer’e: “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in içeceklerden yasakladığı şeyleri bana kendi lisanınla anlat ve onları bana bizim lisanımızla açıkla. Zira sizin bizimkinden farklı bir lisanınız var.” dedim. Bunun üzerine o şöyle dedi: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hantemeden —ki o testidir—, dubbâdan —ki o su kabağıdır—, müzeffetten —ki o ziftlenmiş kaptır— ve nakîrden —ki o [içi] iyice oyulup oyuntu haline getirilen hurma kütüğüdür— yasakladı. Ve tulumlar [eskiye] içerisinde [nebîz] ıslatılmasını emretti.”

1997_15. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏

Bize bunu Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr da rivayet ettiler; dediler ki: Bize Ebû Dâvud anlattı; bize Şu'be bu isnadla rivayet etti.

1997_16. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْخَالِقِ بْنُ، سَلَمَةَ قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، يَقُولُ عِنْدَ هَذَا الْمِنْبَرِ - وَأَشَارَ إِلَى مِنْبَرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - قَدِمَ وَفْدُ عَبْدِ الْقَيْسِ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلُوهُ عَنِ الأَشْرِبَةِ فَنَهَاهُمْ عَنِ الدُّبَّاءِ وَالنَّقِيرِ وَالْحَنْتَمِ ‏.‏ فَقُلْتُ لَهُ يَا أَبَا مُحَمَّدٍ وَالْمُزَفَّتِ وَظَنَنَّا أَنَّهُ نَسِيَهُ فَقَالَ لَمْ أَسْمَعْهُ يَوْمَئِذٍ مِنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ وَقَدْ كَانَ يَكْرَهُ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe anlattı; bize Yezîd b. Hârûn anlattı; Abdülhâlık b. Seleme bize haber verdi; dedi ki: Saîd b. el-Müseyyeb’i şöyle derken işittim: Abdullah b. Ömer’i şu minberin yanında —ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in minberine işaret etti— şöyle derken işittim: “Abdülkays heyeti Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiler ve ona içeceklerden sordular; o da onlara dubbâ (su kabağı), nakîr (oyulmuş kütük) ve hantemeden (yeşil küp) yasakladı.” Ben [Abdülhâlık] ona [Saîd b. el-Müseyyeb’e]: “Ey Ebû Muhammed! Ya müzeffet (ziftli kap)?” dedim. Onun bunu unuttuğunu zannetmiştik. [Saîd] şöyle dedi: “O gün bunu Abdullah b. Ömer’den işitmedim; ancak o [zaten ziftli kaptan] hoşlanmazdı.”

1998_1. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ، يَحْيَى أَخْبَرَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، وَابْنِ، عُمَرَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ النَّقِيرِ وَالْمُزَفَّتِ وَالدُّبَّاءِ ‏.‏

Bize Ahmed b. Yûnus anlattı; bize Züheyr anlattı; bize Ebû’z-Zübeyr anlattı. (H) Bize Yahyâ b. Yahyâ da rivayet etti; Ebû Hayseme bize haber verdi; Ebû’z-Zübeyr’den; Câbir ve İbn Ömer’den [naklederek]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem nakîr (oyulmuş kütük), müzeffet (ziftli kap) ve dubbâdan (su kabağı) yasakladı.

1998_2. Hadis

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْهَى عَنِ الْجَرِّ وَالدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ ‏.‏

Bana Muhammed b. Râfi' de rivayet etti; bize Abdürrezzâk anlattı; bize İbn Cüreyc haber verdi; Ebû'z-Zübeyr bana bildirdi; o İbn Ömer’i şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i testi [cerr], dubbâ (su kabağı) ve müzeffetten (ziftli kap) yasaklarken işittim.

1999_2. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُنْبَذُ لَهُ فِي تَوْرٍ مِنْ حِجَارَةٍ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Ebû Avâne haber verdi; Ebû'z-Zübeyr'den; Câbir b. Abdullah’tan [naklederek]; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem için taştan bir kapta [tevr] [nebîz] ıslatılırdı.

1999_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ، يَحْيَى أَخْبَرَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كَانَ يُنْتَبَذُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سِقَاءٍ فَإِذَا لَمْ يَجِدُوا سِقَاءً نُبِذَ لَهُ فِي تَوْرٍ مِنْ حِجَارَةٍ فَقَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ وَأَنَا أَسْمَعُ لأَبِي الزُّبَيْرِ مِنْ بِرَامٍ قَالَ مِنْ بِرَامٍ ‏.‏

Bize Ahmed b. Yûnus anlattı; bize Züheyr anlattı; bize Ebû’z-Zübeyr anlattı. (H) Bize Yahyâ b. Yahyâ da rivayet etti; Ebû Hayseme bize haber verdi; Ebû’z-Zübeyr’den; Câbir’den [naklederek]; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için bir tulum içerisinde [nebîz] ıslatılırdı. Şayet bir tulum bulamazlarsa onun için taştan bir kapta [tevr] ıslatılırdı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işitirken cemaatten bazıları Ebû’z-Zübeyr’e: “[Yani] taş tencerelerden [birâm] mi?” dedi. O da: “Taş tencerelerden.” dedi.

977_7. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مُعَرِّفِ بْنِ وَاصِلٍ، عَنْ مُحَارِبِ، بْنِ دِثَارٍ عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ كُنْتُ نَهَيْتُكُمْ عَنِ الأَشْرِبَةِ فِي ظُرُوفِ الأَدَمِ فَاشْرَبُوا فِي كُلِّ وِعَاءٍ غَيْرَ أَنْ لاَ تَشْرَبُوا مُسْكِرًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe anlattı; bize Vekî' anlattı; Muarrif b. Vâsıl'dan; Muhârib b. Disâr'dan; İbn Büreyde'den; babasından; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Size içecekleri [sadece] deri tulumlar içerisinde [hazırlamanız gerektiğini söyleyip diğer kapları] yasaklamıştım. [Artık] her türlü kapta içebilirsiniz; ancak sarhoş eden [şeyler] içmeyin!” buyurdu.

2000. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ أَبِي عُمَرَ - قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سُلَيْمَانَ الأَحْوَلِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ أَبِي عِيَاضٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ لَمَّا نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّبِيذِ فِي الأَوْعِيَةِ قَالُوا لَيْسَ كُلُّ النَّاسِ يَجِدُ فَأَرْخَصَ لَهُمْ فِي الْجَرِّ غَيْرِ الْمُزَفَّتِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe ve İbn Ebî Ömer anlattı —lafız İbn Ebî Ömer’indir—; dediler ki: Bize Süfyân anlattı; Süleyman el-Ahvel’den; Mücâhid’den; Ebû Iyâz’dan; Abdullah b. Amr’dan [naklederek]; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kaplarda [nebîz] ıslatılmasını yasakladığı zaman: “İnsanların hepsi [deri tulum] bulamıyor.” dediler. Bunun üzerine [Resûlullah] ziftlenmemiş [olması kaydıyla] testi [cerr] için onlara ruhsat verdi.

2001_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ، عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْبِتْعِ فَقَالَ ‏ "‏ كُلُّ شَرَابٍ أَسْكَرَ فَهُوَ حَرَامٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Mâlik’e, İbn Şihâb’dan [naklen] okudum; Ebû Seleme b. Abdurrahman’dan; Âişe’den [naklederek]; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bit’ (bal şerbeti)den soruldu. O da: “Sarhoş eden her içki haramdır.” buyurdu.

2001_2. Hadis

وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى التُّجِيبِيُّ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ، شِهَابٍ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ سَمِعَ عَائِشَةَ، تَقُولُ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْبِتْعِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ كُلُّ شَرَابٍ أَسْكَرَ فَهُوَ حَرَامٌ ‏"‏ ‏.‏

Bana Harmale b. Yahyâ et-Tücîbî de rivayet etti; bize İbn Vehb haber verdi; Yûnus bana bildirdi; İbn Şihâb'dan; Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan; o Âişe'yi şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e bit’ (bal şerbeti)den soruldu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Sarhoş eden her içki haramdır.” buyurdu.

2001_3. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَسَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَعَمْرٌو النَّاقِدُ وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ كُلُّهُمْ عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، ح وَحَدَّثَنَا حَسَنٌ الْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ يَعْقُوبَ، بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، كُلُّهُمْ عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَلَيْسَ فِي حَدِيثِ سُفْيَانَ وَصَالِحٍ سُئِلَ عَنِ الْبِتْعِ وَهُوَ فِي حَدِيثِ مَعْمَرٍ وَفِي حَدِيثِ صَالِحٍ أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ كُلُّ شَرَابٍ مُسْكِرٍ حَرَامٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ, Saîd b. Mansûr, Ebû Bekr b. Ebû Şeybe, Amr en-Nâkid ve Züheyr b. Harb anlattı; hepsi İbn Uyeyne’den. (H) Bize Hasan el-Hulvânî ve Abd b. Humeyd de Yakup b. İbrâhim b. Sa'd’dan; bize babam anlattı; Sâlih’ten. (H) Bize İshak b. İbrâhim ve Abd b. Humeyd de haber verdiler; dediler ki: Abdürrezzâk bize haber verdi; Ma'mer bize haber verdi; hepsi ez-Zührî’den; bu isnadla [naklederek]. Ancak Süfyân ve Sâlih’in hadisinde “bit’ (bal şerbeti)den soruldu” [ifadesi] yoktur; bu [ifade] Ma'mer’in hadisinde [geçmektedir]. Sâlih’in hadisinde ise onun [Âişe’nin] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i: “Her sarhoş edici içki haramdır.” buyururken işittiği [zikredilir].

1733_6. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، سَمِعَهُ مِنْ، سَعِيدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بَعَثَهُ وَمُعَاذًا إِلَى الْيَمَنِ فَقَالَ لَهُمَا ‏"‏ بَشِّرَا وَيَسِّرَا وَعَلِّمَا وَلاَ تُنَفِّرَا ‏"‏ ‏.‏ وَأُرَاهُ قَالَ ‏"‏ وَتَطَاوَعَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَلَمَّا وَلَّى رَجَعَ أَبُو مُوسَى فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ لَهُمْ شَرَابًا مِنَ الْعَسَلِ يُطْبَخُ حَتَّى يَعْقِدَ وَالْمِزْرُ يُصْنَعُ مِنَ الشَّعِيرِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كُلُّ مَا أَسْكَرَ عَنِ الصَّلاَةِ فَهُوَ حَرَامٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abbâd anlattı; bize Süfyân anlattı; Amr’dan; o Saîd b. Ebî Bürde’den işitmiş; babasından; dedesinden [naklederek]; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem onu [Ebû Mûsâ’yı] ve Muâz’ı Yemen’e gönderdi ve onlara: “Müjdeleyin, kolaylaştırın, öğretin ve nefret ettirmeyin!” buyurdu. [Amr] dedi ki: “Sanıyorum ki [ayrıca] ‘Birbirinizle uyumlu olun’ [tetâvaâ] da dedi.” [Ebû Mûsâ] dedi ki: [Resûlullah’ın yanından] ayrılıp giderken Ebû Mûsâ geri dönüp: “Ey Allah’ın Resûlü! Onların baldan yapılan ve katılaşana kadar pişirilen [bit’] bir içkileri var; bir de arpadan yapılan mizr [adlı içkileri] var.” dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Namazdan alıkoyacak kadar sarhoş eden her şey haramdır.” buyurdu.

1733_7. Hadis

وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ أَبِي خَلَفٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ أَبِي خَلَفٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ بْنُ عَدِيٍّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، - وَهُوَ ابْنُ عَمْرٍو - عَنْ زَيْدِ بْنِ، أَبِي أُنَيْسَةَ عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ بَعَثَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمُعَاذًا إِلَى الْيَمَنِ فَقَالَ ‏"‏ ادْعُوَا النَّاسَ وَبَشِّرَا وَلاَ تُنَفِّرَا وَيَسِّرَا وَلاَ تُعَسِّرَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفْتِنَا فِي شَرَابَيْنِ كُنَّا نَصْنَعُهُمَا بِالْيَمَنِ الْبِتْعُ وَهُوَ مِنَ الْعَسَلِ يُنْبَذُ حَتَّى يَشْتَدَّ وَالْمِزْرُ وَهُوَ مِنَ الذُّرَةِ وَالشَّعِيرِ يُنْبَذُ حَتَّى يَشْتَدَّ قَالَ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ أُعْطِيَ جَوَامِعَ الْكَلِمِ بِخَوَاتِمِهِ فَقَالَ ‏"‏ أَنْهَى عَنْ كُلِّ مُسْكِرٍ أَسْكَرَ عَنِ الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshak b. İbrâhim ve Muhammed b. Ahmed b. Ebî Halef anlattı —lafız İbn Ebî Halef’indir—; dediler ki: Bize Zekeriyyâ b. Adî anlattı; bize Ubeydullah —ki o İbn Amr’dır— anlattı; Zeyd b. Ebî Üneyse’den; Saîd b. Ebî Bürde’den; bize Ebû Bürde anlattı; babasından [Ebû Mûsâ’dan]; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni ve Muâz’ı Yemen’e gönderdi ve: “İnsanları [İslam’a] davet edin, müjdeleyin ve nefret ettirmeyin; kolaylaştırın ve zorlaştırmayın!” buyurdu. [Ebû Mûsâ] dedi ki: Ben: “Ey Allah’ın Resûlü! Yemen’de yaptığımız iki içki hakkında bize fetva ver: Biri bit’ ki o baldan yapılıp sertleşene kadar bekletilen [bir içkidir]; diğeri ise mizr ki o da darı [zura] ve arpadan yapılıp sertleşene kadar bekletilen [bir içkidir].” dedim. [Râvi] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e veciz sözler [cevâmiu’l-kelim] ve onların en mükemmeli verilmişti. Buyurdu ki: “Namazdan alıkoyacak [kadar sarhoş eden] her şeyi yasaklıyorum.”

2002. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي الدَّرَاوَرْدِيَّ - عَنْ عُمَارَةَ بْنِ، غَزِيَّةَ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ رَجُلاً، قَدِمَ مِنْ جَيْشَانَ - وَجَيْشَانُ مِنَ الْيَمَنِ - فَسَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنْ شَرَابٍ يَشْرَبُونَهُ بِأَرْضِهِمْ مِنَ الذُّرَةِ يُقَالُ لَهُ الْمِزْرُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَوَمُسْكِرٌ هُوَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ إِنَّ عَلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ عَهْدًا لِمَنْ يَشْرَبُ الْمُسْكِرَ أَنْ يَسْقِيَهُ مِنْ طِينَةِ الْخَبَالِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا طِينَةُ الْخَبَالِ قَالَ ‏"‏ عَرَقُ أَهْلِ النَّارِ أَوْ عُصَارَةُ أَهْلِ النَّارِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Abdülaziz —yani ed-Derâverdî— anlattı; Umâre b. Gaziyye’den; Ebû’z-Zübeyr’den; Câbir’den [naklederek]; Ceyşân’dan —Ceyşân Yemen’in [bir bölgesidir]— bir adamın gelip Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e kendi topraklarında darıdan yaptıkları ve kendisine mizr denilen bir içkiyi sorduğunu [haber verdi]. Bunun üzerine Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem: “O [içki] sarhoş ediyor mu?” buyurdu. Adam: “Evet!” dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de: “Her sarhoş edici haramdır. Şüphesiz Allah Azze ve Celle’nin, sarhoş edici içen kimseye tînetü’l-habâl içireceğine dair sözü [ahdi] vardır.” buyurdu. Onlar: “Ey Allah’ın Resûlü! Tînetü’l-habâl nedir?” diye sordular. O [da]: “Cehennemliklerin teri veya cehennemliklerin [vücutlarından çıkan] özsuyudur.” buyurdu.

2003_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ الْعَتَكِيُّ، وَأَبُو كَامِلٍ قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ كُلُّ مُسْكِرٍ خَمْرٌ وَكُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ وَمَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ فِي الدُّنْيَا فَمَاتَ وَهُوَ يُدْمِنُهَا لَمْ يَتُبْ لَمْ يَشْرَبْهَا فِي الآخِرَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû’r-Rabî’ el-Atekî ve Ebû Kâmil anlattı; dediler ki: Bize Hammâd b. Zeyd anlattı; bize Eyyûb anlattı; Nâfi’den; İbn Ömer’den [naklederek]; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Her sarhoş edici hamrdır [içkidir] ve her sarhoş edici haramdır. Kim dünyada hamr içer de ona devam ederken tövbe etmeden ölürse, ahirette onu içemez.” buyurdu.

2003_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ كِلاَهُمَا عَنْ رَوْحِ بْنِ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ كُلُّ مُسْكِرٍ خَمْرٌ وَكُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhim ve Ebû Bekr b. İshâk anlattı; her ikisi de Ravh b. Ubâde’den [naklen]. Bize İbn Cüreyc anlattı; Mûsâ b. Ukbe bana bildirdi; Nâfi’den; İbn Ömer’den [naklederek]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Her sarhoş edici hamrdır [içkidir] ve her sarhoş edici haramdır.” buyurdu.

2003_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا صَالِحُ بْنُ مِسْمَارٍ السُّلَمِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُطَّلِبِ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

Bize Sâlih b. Mismâr es-Sülemî anlattı; bize Ma'n anlattı; bize Abdülaziz b. el-Muttalib anlattı; Mûsâ b. Ukbe’den; bu isnadla bunun bir benzerini [anlattı].

2003_4. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، - وَهُوَ الْقَطَّانُ - عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ وَلاَ أَعْلَمُهُ إِلاَّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ كُلُّ مُسْكِرٍ خَمْرٌ وَكُلُّ خَمْرٍ حَرَامٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve Muhammed b. Hâtim anlattı; dediler ki: Bize Yahyâ —ki o el-Kattân’dır— anlattı; Ubeydullah’tan; Nâfi’ bize haber verdi; İbn Ömer’den [naklederek]; dedi ki —ve ben bunu ancak Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’den [rivayet ettiğini] biliyorum—: “Her sarhoş edici hamrdır [içkidir] ve her hamr haramdır.”

2003_5. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ فِي الدُّنْيَا حُرِمَهَا فِي الآخِرَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Mâlik’e; Nâfi’den; İbn Ömer’den [naklederek]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in: “Kim dünyada hamr [içki] içerse, ahirette ondan mahrum bırakılır.” buyurduğunu okudum [arz ettim].

2003_6. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ ‏ "‏ مَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ فِي الدُّنْيَا فَلَمْ يَتُبْ مِنْهَا حُرِمَهَا فِي الآخِرَةِ فَلَمْ يُسْقَهَا ‏"‏ ‏.‏ قِيلَ لِمَالِكٍ رَفَعَهُ قَالَ نَعَمْ ‏.‏

Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka’neb anlattı; bize Mâlik anlattı; Nâfi’den; İbn Ömer’den [naklederek]; dedi ki: “Kim dünyada hamr [içki] içer de ondan tövbe etmezse, ahirette ondan mahrum bırakılır ve kendisine [o içecek] içirilmez.” Mâlik’e: “[İbn Ömer] bunu merfû olarak mı [rivayet etti]?” diye soruldu; [Mâlik]: “Evet.” dedi.

2003_7. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ فِي الدُّنْيَا لَمْ يَشْرَبْهَا فِي الآخِرَةِ إِلاَّ أَنْ يَتُوبَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abdullah b. Numeyr anlattı. (H) Bize İbn Numeyr de anlattı; bize babası anlattı; bize Ubeydullah anlattı; Nâfi’den; İbn Ömer’den [naklederek]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Kim dünyada hamr [içki] içerse, tövbe etmesi müstesna, ahirette onu içemez.” buyurdu.

2003_8. Hadis

وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، - يَعْنِي ابْنَ سُلَيْمَانَ الْمَخْزُومِيَّ - عَنِ ابْنِ، جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ عُبَيْدِ اللَّهِ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı; bize Hişâm —yani İbn Süleyman el-Mahzûmî— anlattı; İbn Cüreyc’den; Mûsâ b. Ukbe bana bildirdi; Nâfi’den; İbn Ömer’den; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek], Ubeydullah’ın hadisinin bir benzerini [rivayet etti].

2004_1. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عُبَيْدٍ، أَبِي عُمَرَ الْبَهْرَانِيِّ قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُنْتَبَذُ لَهُ أَوَّلَ اللَّيْلِ فَيَشْرَبُهُ إِذَا أَصْبَحَ يَوْمَهُ ذَلِكَ وَاللَّيْلَةَ الَّتِي تَجِيءُ وَالْغَدَ وَاللَّيْلَةَ الأُخْرَى وَالْغَدَ إِلَى الْعَصْرِ فَإِنْ بَقِيَ شَىْءٌ سَقَاهُ الْخَادِمَ أَوْ أَمَرَ بِهِ فَصُبَّ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muâz el-Anberî anlattı; bize babası anlattı; bize Şu’be anlattı; Yahyâ b. Ubeyd Ebû Ömer el-Bahrânî’den; dedi ki: İbn Abbâs’ı şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için gecenin başında nebiz [şerbet] kurulurdu; o [da] bunu sabah olunca o gününde, gelecek gecesinde, ertesi gününde, ondan sonraki gecesinde ve diğer gün ikindi vaktine kadar içerdi. Eğer bir şey kalırsa onu hizmetçiye içirir veya onun [dökülmesini] emrederdi de dökülürdü.

2004_2. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَحْيَى الْبَهْرَانِيِّ، قَالَ ذَكَرُوا النَّبِيذَ عِنْدَ ابْنِ عَبَّاسٍ فَقَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُنْتَبَذُ لَهُ فِي سِقَاءٍ - قَالَ شُعْبَةُ مِنْ لَيْلَةِ الاِثْنَيْنِ - فَيَشْرَبُهُ يَوْمَ الاِثْنَيْنِ وَالثَّلاَثَاءِ إِلَى الْعَصْرِ فَإِنْ فَضَلَ مِنْهُ شَىْءٌ سَقَاهُ الْخَادِمَ أَوْ صَبَّهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Muhammed b. Ca’fer anlattı; bize Şu’be anlattı; Yahyâ el-Bahrânî’den; dedi ki: İbn Abbâs’ın yanında nebizden bahsettiler de [İbn Abbâs] şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için su tulumunda nebiz [şerbet] kurulurdu —Şu’be: “Pazartesi gecesinden [itibaren]” dedi—; o [da] bunu Pazartesi ve Salı günleri, ikindi vaktine kadar içerdi. Eğer ondan bir şey artarsa onu hizmetçiye içirir veya onu dökerdi.

2004_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ وَأَبِي كُرَيْبٍ - قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي عُمَرَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُنْقَعُ لَهُ الزَّبِيبُ فَيَشْرَبُهُ الْيَوْمَ وَالْغَدَ وَبَعْدَ الْغَدِ إِلَى مَسَاءِ الثَّالِثَةِ ثُمَّ يَأْمُرُ بِهِ فَيُسْقَى أَوْ يُهَرَاقُ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, Ebû Küreyb ve İshâk b. İbrâhim anlattı —lafız Ebû Bekr ve Ebû Küreyb’indir—; İshâk: “Bize bildirdi.” dedi, diğer ikisi ise: “Bize Ebû Muâviye anlattı.” dediler; el-A’meş’ten; Ebû Ömer’den; İbn Abbâs’tan [naklederek]; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için kuru üzüm ıslatılırdı; o [da] bunu o gün, ertesi gün ve ondan sonraki gün, üçüncü günün akşamına kadar içerdi. Sonra [üçüncü günün akşamı gelince] onun [hizmetçilere] içirilmesini veya dökülmesini emrederdi.

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.