2107_1. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ سَعِيدِ، بْنِ يَسَارٍ أَبِي الْحُبَابِ مَوْلَى بَنِي النَّجَّارِ عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ، عَنْ أَبِي طَلْحَةَ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ تَدْخُلُ الْمَلاَئِكَةُ بَيْتًا فِيهِ كَلْبٌ وَلاَ تَمَاثِيلُ " . قَالَ فَأَتَيْتُ عَائِشَةَ فَقُلْتُ إِنَّ هَذَا يُخْبِرُنِي أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَدْخُلُ الْمَلاَئِكَةُ بَيْتًا فِيهِ كَلْبٌ وَلاَ تَمَاثِيلُ " . فَهَلْ سَمِعْتِ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَكَرَ ذَلِكَ فَقَالَتْ لاَ وَلَكِنْ سَأُحَدِّثُكُمْ مَا رَأَيْتُهُ فَعَلَ رَأَيْتُهُ خَرَجَ فِي غَزَاتِهِ فَأَخَذْتُ نَمَطًا فَسَتَرْتُهُ عَلَى الْبَابِ فَلَمَّا قَدِمَ فَرَأَى النَّمَطَ عَرَفْتُ الْكَرَاهِيَةَ فِي وَجْهِهِ فَجَذَبَهُ حَتَّى هَتَكَهُ أَوْ قَطَعَهُ وَقَالَ " إِنَّ اللَّهَ لَمْ يَأْمُرْنَا أَنْ نَكْسُوَ الْحِجَارَةَ وَالطِّينَ " . قَالَتْ فَقَطَعْنَا مِنْهُ وِسَادَتَيْنِ وَحَشَوْتُهُمَا لِيفًا فَلَمْ يَعِبْ ذَلِكَ عَلَىَّ .
Bize İshâk b. İbrâhîm anlattı; bize Cerîr, Süheyl b. Ebû Sâlih’den haber verdi; o da Benî Neccâr’ın azatlısı Saîd b. Yesâr Ebü’l-Hubâb’dan; o da Zeyd b. Hâlid el-Cühenî’den; o da Ebû Talha el-Ensârî’den [naklettiğine göre]; şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Melekler, içinde köpek ve heykeller [tamâsîl] bulunan hiçbir eve girmezler.” [Süheyl] dedi ki: Bunun üzerine Âişe’ye geldim ve: “Şu [Zeyd b. Hâlid] bana Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in ‘Melekler, içinde köpek ve heykeller bulunan hiçbir eve girmezler’ buyurduğunu haber veriyor. Sen Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in bunu zikrettiğini işittin mi?” dedim. [Âişe]: “Hayır, lakin onun ne yaptığını gördüysem size onu anlatayım” dedi [ve şöyle devam etti]: “Onun bir gazveye çıktığını gördüm. [O yokken] ben renkli yün bir yaygı [namat] aldım ve onu kapıya perde yaptım. [Resûlullah] seferden dönüp de o yaygıyı görünce, yüzündeki hoşnutsuzluğu hemen anladım. Onu çekip kopardı —veya kesti— ve: ‘Şüphesiz Allah bize taşları ve çamurları [duvarları] giydirmemizi emretmedi’ buyurdu.” [Âişe] dedi ki: “Bunun üzerine biz o yaygıdan iki yastık [visâde] yaptık ve içlerini hurma lifi [lîf] ile doldurduk. [Resûlullah] bu yaptığımdan dolayı beni ayıplamadı.”