2344_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ سِمَاكٍ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ سَمُرَةَ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ شَمِطَ مُقَدَّمُ رَأْسِهِ وَلِحْيَتِهِ وَكَانَ إِذَا ادَّهَنَ لَمْ يَتَبَيَّنْ وَإِذَا شَعِثَ رَأْسُهُ تَبَيَّنَ وَكَانَ كَثِيرَ شَعْرِ اللِّحْيَةِ فَقَالَ رَجُلٌ وَجْهُهُ مِثْلُ السَّيْفِ قَالَ لاَ بَلْ كَانَ مِثْلَ الشَّمْسِ وَالْقَمَرِ وَكَانَ مُسْتَدِيرًا وَرَأَيْتُ الْخَاتَمَ عِنْدَ كَتِفِهِ مِثْلَ بَيْضَةِ الْحَمَامَةِ يُشْبِهُ جَسَدَهُ .
Bize Ebû Bekir b. Ebû Şeybe anlattı; bize Ubeydullâh, İsrâîl’den nakletti; o Simâk’ten [nakletti]. (Simâk) Câbir b. Semura’yı [şöyle derken] işitmiş: ‘Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in başının ön tarafı ve sakalı ağarmıştı. Yağlandığı vakit (bu beyazlar) belli olmazdı; saçı (yağsızlıktan) dağıldığı vakit ise belli olurdu. Sakalı gür idi.’ Bir adam: «Onun yüzü (parlaklık ve uzunluk bakımından) kılıç gibi miydi?» diye sordu. (Câbir): «Hayır, bilakis güneş ve ay gibi (parlak) ve yuvarlak idi. Onun omuzunun yanında güvercin yumurtası büyüklüğünde olan ve (rengi) kendi tenine benzeyen (peygamberlik) mührünü de gördüm.’