Sahabenin Faziletleri Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2404_4. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، - وَتَقَارَبَا فِي اللَّفْظِ - قَالاَ حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، - وَهُوَ ابْنُ إِسْمَاعِيلَ - عَنْ بُكَيْرِ بْنِ مِسْمَارٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَمَرَ مُعَاوِيَةُ بْنُ أَبِي سُفْيَانَ سَعْدًا فَقَالَ مَا مَنَعَكَ أَنْ تَسُبَّ أَبَا التُّرَابِ فَقَالَ أَمَّا مَا ذَكَرْتُ ثَلاَثًا قَالَهُنَّ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَنْ أَسُبَّهُ لأَنْ تَكُونَ لِي وَاحِدَةٌ مِنْهُنَّ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ حُمْرِ النَّعَمِ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ لَهُ خَلَّفَهُ فِي بَعْضِ مَغَازِيهِ فَقَالَ لَهُ عَلِيٌّ يَا رَسُولَ اللَّهِ خَلَّفْتَنِي مَعَ النِّسَاءِ وَالصِّبْيَانِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَمَا تَرْضَى أَنْ تَكُونَ مِنِّي بِمَنْزِلَةِ هَارُونَ مِنْ مُوسَى إِلاَّ أَنَّهُ لاَ نُبُوَّةَ بَعْدِي ‏"‏ ‏.‏ وَسَمِعْتُهُ يَقُولُ يَوْمَ خَيْبَرَ ‏"‏ لأُعْطِيَنَّ الرَّايَةَ رَجُلاً يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَتَطَاوَلْنَا لَهَا فَقَالَ ‏"‏ ادْعُوا لِي عَلِيًّا ‏"‏ ‏.‏ فَأُتِيَ بِهِ أَرْمَدَ فَبَصَقَ فِي عَيْنِهِ وَدَفَعَ الرَّايَةَ إِلَيْهِ فَفَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَلَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏ فَقُلْ تَعَالَوْا نَدْعُ أَبْنَاءَنَا وَأَبْنَاءَكُمْ‏}‏ دَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلِيًّا وَفَاطِمَةَ وَحَسَنًا وَحُسَيْنًا فَقَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ هَؤُلاَءِ أَهْلِي ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd ve Muhammed b. Abbâd anlattılar -lafızları birbirine yakındır-. Dediler ki: Bize Hâtim -ki o İbn İsmâil’dir- anlattı; Bükeyr b. Mismâr’dan; Âmir b. Sa’d b. Ebî Vakkâs’tan; babasından; dedi ki: Muâviye b. Ebî Süfyân, Sa’d’a [bazı işler] emretti ve: “Ebû’t-Turâb’a sövmene engel olan nedir?” diye sordu. Sa’d: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in onun hakkında söylediği üç şey aklıma geldikçe ona asla sövmem. O özelliklerden birinin bende olması, benim için kızıl develere sahip olmaktan daha sevimlidir. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in onu bir gazvesinde [Tebük] geride bıraktığında ona şöyle dediğini işittim: Ali: ‘Ey Allah’ın Resulü! Beni kadınların ve çocukların başında mı bıraktın?’ deyince, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: ‘Senin bana olan konumunun, Harun’un Musa’ya olan konumu gibi olmasına razı değil misin? Ancak benden sonra peygamberlik yoktur.’ buyurdu. Hayber günü de onun: ‘Sancağı mutlaka Allah’ı ve Resulünü seven, Allah ve Resulünün de kendisini sevdiği bir adama vereceğim.’ buyurduğunu işittim. Hepimiz sancak bize verilsin diye can attık; fakat o: ‘Bana Ali’yi çağırın!’ buyurdu. Ali, gözleri ağrımış bir halde getirildi. Resulullah onun gözüne tükürdü ve sancağı ona teslim etti; Allah da onun eliyle fethi müyesser kıldı. { فَقُلْ تَعَالَوْا نَدْعُ أَبْنَاءَنَا وَأَبْنَاءَكُمْ } ‘De ki: Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı çağıralım...’ ayeti nazil olunca da Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’i çağırdı ve: ‘Allah’ım! İşte bunlar benim ailemdir.’ buyurdu.”