Sahabenin Faziletleri Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2381. Hadis

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، قَالَ عَبْدُ اللَّهِ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا حَبَّانُ بْنُ هِلاَلٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ، حَدَّثَهُ قَالَ نَظَرْتُ إِلَى أَقْدَامِ الْمُشْرِكِينَ عَلَى رُءُوسِنَا وَنَحْنُ فِي الْغَارِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوْ أَنَّ أَحَدَهُمْ نَظَرَ إِلَى قَدَمَيْهِ أَبْصَرَنَا تَحْتَ قَدَمَيْهِ فَقَالَ ‏ "‏ يَا أَبَا بَكْرٍ مَا ظَنُّكَ بِاثْنَيْنِ اللَّهُ ثَالِثُهُمَا ‏"‏ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb, Abd b. Humeyd ve Abdullah b. Abdurrahman ed-Dârimî anlattılar; Abdullah: “Bize haber verdi.”, diğer ikisi ise: “Bize anlattı.” dediler. [Haber veren ve anlatan] Habbân b. Hilâl’dir; bize Hemmâm anlattı; bize Sâbit anlattı; bize Enes b. Mâlik anlattı; Ebû Bekir es-Sıddîk ona anlatmış, dedi ki: “Mağaradayken [baş ucumuzdaki] müşriklerin ayaklarına baktım ve: ‘Ey Allah’ın Resulü! Eğer onlardan biri ayaklarının dibine bakacak olsa, bizi ayaklarının altında görecektir.’ dedim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Ey Ebû Bekir! Üçüncüleri Allah olan iki kişi hakkında ne düşünüyorsun?’ buyurdu.”

2382_1. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ يَحْيَى بْنِ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي، النَّضْرِ عَنْ عُبَيْدِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَلَسَ عَلَى الْمِنْبَرِ فَقَالَ ‏"‏ عَبْدٌ خَيَّرَهُ اللَّهُ بَيْنَ أَنْ يُؤْتِيَهُ زَهْرَةَ الدُّنْيَا وَبَيْنَ مَا عِنْدَهُ فَاخْتَارَ مَا عِنْدَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَبَكَى أَبُو بَكْرٍ وَبَكَى فَقَالَ فَدَيْنَاكَ بِآبَائِنَا وَأُمَّهَاتِنَا ‏.‏ قَالَ فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هُوَ الْمُخَيَّرُ وَكَانَ أَبُو بَكْرٍ أَعْلَمَنَا بِهِ ‏.‏ وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ أَمَنَّ النَّاسِ عَلَىَّ فِي مَالِهِ وَصُحْبَتِهِ أَبُو بَكْرٍ وَلَوْ كُنْتُ مُتَّخِذًا خَلِيلاً لاَتَّخَذْتُ أَبَا بَكْرٍ خَلِيلاً وَلَكِنْ أُخُوَّةُ الإِسْلاَمِ لاَ تُبْقَيَنَّ فِي الْمَسْجِدِ خَوْخَةٌ إِلاَّ خَوْخَةَ أَبِي بَكْرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdullah b. Ca'fer b. Yahyâ b. Hâlid anlattı; bize Ma'n anlattı; bize Mâlik anlattı; Ebû'n-Nadr'dan; Ubeyd b. Huneyn'den; Ebû Saîd'den; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem minbere çıktı ve şöyle buyurdu: “Allah, bir kulu dünya hayatının süsü ile kendi katındaki [nimetler] arasında muhayyer bıraktı; o kul da Allah’ın katındakini seçti.” Bunun üzerine Ebû Bekir ağlamaya başladı ve: “Analarımız babalarımız sana feda olsun!” dedi. [Ebû Saîd] der ki: Meğer seçme hakkı verilen o kul Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem imiş; Ebû Bekir ise bunu bizden en iyi anlayandı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem [devamla] şöyle buyurdu: “Şüphesiz arkadaşlığı ve malıyla bana karşı insanların en cömerdi Ebû Bekir’dir. Eğer ben bir dost edinecek olsaydım, mutlaka Ebû Bekir’i dost edinirdim; lakin [aramızdaki bağ] İslam kardeşliğidir. Mescitte Ebû Bekir’in kapısından başka, [mescide açılan] hiçbir hovha (küçük kapı) açık bırakılmasın.”

2382_2. Hadis

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا فُلَيْحُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ سَالِمٍ أَبِي النَّضْرِ، عَنْ عُبَيْدِ، بْنِ حُنَيْنٍ وَبُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ خَطَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم النَّاسَ يَوْمًا ‏.‏ بِمِثْلِ حَدِيثِ مَالِكٍ ‏.‏

Bize Saîd b. Mansûr anlattı; bize Füleyh b. Süleyman anlattı; Sâlim Ebû'n-Nadr'dan; Ubeyd b. Huneyn ve Büsr b. Saîd'den; Ebû Saîd el-Hudrî'den; dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün insanlara hitap etti...” [Hadis] Mâlik’in hadisinin benzeridir.

2383_1. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ الْعَبْدِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، بْنِ رَجَاءٍ قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي الْهُذَيْلِ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ، اللَّهِ بْنَ مَسْعُودٍ يُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ لَوْ كُنْتُ مُتَّخِذًا خَلِيلاً لاَتَّخَذْتُ أَبَا بَكْرٍ خَلِيلاً وَلَكِنَّهُ أَخِي وَصَاحِبِي وَقَدِ اتَّخَذَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ صَاحِبَكُمْ خَلِيلاً ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr el-Abdî anlattı; bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu'be anlattı; İsmâil b. Recâ'dan; Abdullah b. Ebî'l-Hüzeyl'i anlatırken işittim; Ebû'l-Ahvas'tan; Abdullah b. Mes’ûd’u anlatırken işittim; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer ben [Rabbimden başka] bir dost edinecek olsaydım, mutlaka Ebû Bekir’i dost edinirdim. Lakin o benim kardeşim ve arkadaşımdır. Kuşkusuz Allah Azze ve Celle, arkadaşınızı [beni] dost edinmiştir.”

2383_2. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ، بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ لَوْ كُنْتُ مُتَّخِذًا مِنْ أُمَّتِي أَحَدًا خَلِيلاً لاَتَّخَذْتُ أَبَا بَكْرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattılar -lafız İbnü’l-Müsennâ’nındır-; dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu'be anlattı; Ebû İshâk'tan; Ebû'l-Ahvas'tan; Abdullah'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer ümmetimden birini dost edinecek olsaydım, mutlaka Ebû Bekir’i edinirdim.”

2383_3. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنِي سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو عُمَيْسٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي، مُلَيْكَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوْ كُنْتُ مُتَّخِذًا خَلِيلاً لاَتَّخَذْتُ ابْنَ أَبِي قُحَافَةَ خَلِيلاً ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattılar; dediler ki: Bize Abdurrahman anlattı; bana Süfyân anlattı; Ebû İshâk'tan; Ebû'l-Ahvas'tan; Abdullah'tan; (H) Bize Abd b. Humeyd anlattı; bize Ca'fer b. Avn haber verdi; bize Ebû Umays haber verdi; İbn Ebî Müleyke'den; Abdullah'tan; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer ben bir dost edinecek olsaydım, mutlaka İbn Ebî Kuhâfe’yi dost edinirdim.”

2383_4. Hadis

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ وَاصِلِ بْنِ حَيَّانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي، الْهُذَيْلِ عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَوْ كُنْتُ مُتَّخِذًا مِنْ أَهْلِ الأَرْضِ خَلِيلاً لاَتَّخَذْتُ ابْنَ أَبِي قُحَافَةَ خَلِيلاً وَلَكِنْ صَاحِبُكُمْ خَلِيلُ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Osman b. Ebî Şeybe, Züheyr b. Harb ve İshâk b. İbrahim anlattılar; İshâk: “Bize haber verdi.”, diğer ikisi ise: “Bize anlattı.” dediler. [Haber veren ve anlatan] Cerîr’dir; Mugîre’den; Vâsıl b. Hayyân’dan; Abdullah b. Ebî'l-Hüzeyl’den; Ebû'l-Ahvas'tan; Abdullah’tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer ben yeryüzü halkından birini dost edinecek olsaydım, mutlaka İbn Ebî Kuhâfe’yi dost edinirdim. Lakin arkadaşınız, Allah’ın dostudur.”

2383_5. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَوَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ، إِبْرَاهِيمَ أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، كُلُّهُمْ عَنِ الأَعْمَشِ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، وَأَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ - وَاللَّفْظُ لَهُمَا - قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَلاَ إِنِّي أَبْرَأُ إِلَى كُلِّ خِلٍّ مِنْ خِلِّهِ وَلَوْ كُنْتُ مُتَّخِذًا خَلِيلاً لاَتَّخَذْتُ أَبَا بَكْرٍ خَلِيلاً إِنَّ صَاحِبَكُمْ خَلِيلُ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ebû Muâviye ve Vekî' anlattılar; (H) bize İshâk b. İbrahim anlattı; bize Cerîr haber verdi; (H) bize İbn Ebî Ömer anlattı; bize Süfyân anlattı; hepsi el-A’meş’ten rivayet ettiler; (H) bize Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr ve Ebû Saîd el-Eşec anlattılar -lafız her ikisinindir-; dediler ki: Bize Vekî' anlattı; bize el-A’meş anlattı; Abdullah b. Mürre’den; Ebû'l-Ahvas’tan; Abdullah’tan; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dikkat edin! Ben her dostun dostluğundan [Allah huzurunda] beri olduğumu beyan ederim. Eğer ben bir dost edinecek olsaydım, mutlaka Ebû Bekir’i dost edinirdim. Şüphesiz arkadaşınız, Allah’ın dostudur.”

2384. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْعَاصِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَهُ عَلَى جَيْشِ ذَاتِ السَّلاَسِلِ فَأَتَيْتُهُ فَقُلْتُ أَىُّ النَّاسِ أَحَبُّ إِلَيْكَ قَالَ ‏"‏ عَائِشَةُ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ مِنَ الرِّجَالِ قَالَ ‏"‏ أَبُوهَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ثُمَّ مَنْ قَالَ ‏"‏ عُمَرُ ‏"‏ ‏.‏ فَعَدَّ رِجَالاً ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Hâlid b. Abdullah haber verdi; Hâlid’den; Ebû Osman’dan; Amr b. el-Âs bana haber verdi; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem kendisini Zâtü’s-Selâsil ordusuna komutan tayin etmişti. Bunun üzerine yanına giderek: “İnsanların sana en sevimlisi kimdir?” diye sordum. Resulullah: “Âişe’dir.” buyurdu. “Erkeklerden kimdir?” diye sordum; “Babasıdır.” buyurdu. “Sonra kimdir?” dedim; “Ömer’dir.” buyurdu. Sonra birtakım adamları [daha] saydı.

2385. Hadis

وَحَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، عَنْ أَبِي عُمَيْسٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - أَخْبَرَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو عُمَيْسٍ، عَنِ ابْنِ، أَبِي مُلَيْكَةَ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، وَسُئِلَتْ، مَنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُسْتَخْلِفًا لَوِ اسْتَخْلَفَهُ قَالَتْ أَبُو بَكْرٍ ‏.‏ فَقِيلَ لَهَا ثُمَّ مَنْ بَعْدَ أَبِي بَكْرٍ قَالَتْ عُمَرُ ‏.‏ ثُمَّ قِيلَ لَهَا مَنْ بَعْدَ عُمَرَ قَالَتْ أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ ‏.‏ ثُمَّ انْتَهَتْ إِلَى هَذَا ‏.‏

Bana el-Hasen b. Ali el-Hulvânî anlattı; bize Ca'fer b. Avn anlattı; Ebû Umays'tan; (H) Bize Abd b. Humeyd anlattı -lafız onundur-; bize Ca'fer b. Avn haber verdi; bize Ebû Umays haber verdi; İbn Ebî Müleyke'den; Âişe’yi işittim; ona: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yerine birini halife bırakacak olsaydı kimi bırakırdı?” diye soruldu. Âişe: “Ebû Bekir’i.” dedi. Ona: “Peki Ebû Bekir’den sonra kimi?” denildi. “Ömer’i.” dedi. Sonra: “Ömer’den sonra kimi?” diye soruldu. “Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh’ı.” dedi. Sonra [Âişe] burada durdu.

2387. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا صَالِحُ بْنُ كَيْسَانَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مَرَضِهِ ‏ "‏ ادْعِي لِي أَبَا بَكْرٍ وَأَخَاكِ حَتَّى أَكْتُبَ كِتَابًا فَإِنِّي أَخَافُ أَنْ يَتَمَنَّى مُتَمَنٍّ وَيَقُولَ قَائِلٌ أَنَا أَوْلَى ‏.‏ وَيَأْبَى اللَّهُ وَالْمُؤْمِنُونَ إِلاَّ أَبَا بَكْرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Saîd anlattı; bize Yezîd b. Hârûn anlattı; bize İbrahim b. Sa'd haber verdi; bize Sâlih b. Keysân anlattı; ez-Zührî'den; Urve’den; Âişe’den; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hastalığı sırasında bana şöyle buyurdu: “Bana Ebû Bekir’i ve kardeşini çağır da bir yazı yazdırayım. Zira ben, bir temennide bulunanın [hilafeti] arzulamasından ve birinin: ‘Ben [buna] daha layığım!’ demesinden çekinirim. Oysa Allah ve müminler, Ebû Bekir’den başkasını [asla] kabul etmezler.”

1028_2. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ الْمَكِّيُّ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْفَزَارِيُّ، عَنْ يَزِيدَ، - وَهُوَ ابْنُ كَيْسَانَ - عَنْ أَبِي حَازِمٍ الأَشْجَعِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ أَصْبَحَ مِنْكُمُ الْيَوْمَ صَائِمًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ أَنَا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَمَنْ تَبِعَ مِنْكُمُ الْيَوْمَ جَنَازَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ أَنَا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَمَنْ أَطْعَمَ مِنْكُمُ الْيَوْمَ مِسْكِينًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ أَنَا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَمَنْ عَادَ مِنْكُمُ الْيَوْمَ مَرِيضًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ أَنَا ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا اجْتَمَعْنَ فِي امْرِئٍ إِلاَّ دَخَلَ الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ebî Ömer el-Mekkî anlattı; bize Mervân b. Muâviye el-Fezârî anlattı; Yezîd’den -ki o İbn Keysân’dır-; Ebû Hâzim el-Eşcaî’den; Ebu Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bugün aranızda kim oruçlu olarak sabahladı?” diye sordu. Ebû Bekir: “Ben.” dedi. Resulullah: “Peki bugün aranızda kim bir cenazenin peşinden gitti?” buyurdu. Ebû Bekir: “Ben.” dedi. Resulullah: “Peki bugün aranızda kim bir yoksulu doyurdu?” buyurdu. Ebû Bekir: “Ben.” dedi. Resulullah: “Peki bugün aranızda kim bir hastayı ziyaret etti?” buyurdu. Ebû Bekir: “Ben.” dedi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bu [hasletler] bir kimsede toplandı mı, o kişi mutlaka cennete girer.” buyurdu.

2388_1. Hadis

حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ سَرْحٍ وَحَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، وَأَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّهُمَا سَمِعَا أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ بَيْنَمَا رَجُلٌ يَسُوقُ بَقَرَةً لَهُ قَدْ حَمَلَ عَلَيْهَا الْتَفَتَتْ إِلَيْهِ الْبَقَرَةُ فَقَالَتْ إِنِّي لَمْ أُخْلَقْ لِهَذَا وَلَكِنِّي إِنَّمَا خُلِقْتُ لِلْحَرْثِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ النَّاسُ سُبْحَانَ اللَّهِ ‏.‏ تَعَجُّبًا وَفَزَعًا ‏.‏ أَبَقَرَةٌ تَكَلَّمُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَإِنِّي أُومِنُ بِهِ وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ بَيْنَا رَاعٍ فِي غَنَمِهِ عَدَا عَلَيْهِ الذِّئْبُ فَأَخَذَ مِنْهَا شَاةً فَطَلَبَهُ الرَّاعِي حَتَّى اسْتَنْقَذَهَا مِنْهُ فَالْتَفَتَ إِلَيْهِ الذِّئْبُ فَقَالَ لَهُ مَنْ لَهَا يَوْمَ السَّبُعِ يَوْمَ لَيْسَ لَهَا رَاعٍ غَيْرِي ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ النَّاسُ سُبْحَانَ اللَّهِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَإِنِّي أُومِنُ بِذَلِكَ أَنَا وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ebu’t-Tâhir Ahmed b. Amr b. Serh ve Harmele b. Yahyâ anlattılar; dediler ki: Bize İbn Vehb haber verdi; bana Yûnus haber verdi; İbn Şihâb'tan; Saîd b. el-Müseyyeb ve Ebû Seleme b. Abdurrahman bana anlattılar; ikisi de Ebû Hureyre’yi şöyle derken işitmişler: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir adam kendi ineğini, üzerine yük yüklemiş bir halde sürerken inek ona döndü ve: ‘Ben bunun için yaratılmadım; ben ancak çift sürmek için yaratıldım.’ dedi.” [Bunu duyan] insanlar hayret ve dehşet içinde: “Sübhânallâh! Bir inek konuşur mu?” dediler. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Kuşkusuz ben buna inanıyorum; Ebû Bekir ve Ömer de [inanıyorlar].” buyurdu. Ebû Hureyre [devamla] der ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir çoban koyunlarının arasındayken bir kurt saldırdı ve onlardan bir koyun kapıp kaçtı. Çoban onu takip ederek nihayet koyunu ondan kurtardı. Bunun üzerine kurt çobana dönerek: ‘Yırtıcı hayvanlar gününde, benden başka çobanının olmadığı o günde, ona kim bakacak?’ dedi.” İnsanlar [yine]: “Sübhânallâh!” dediler. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ben buna inanıyorum; Ebû Bekir ve Ömer de [inanıyorlar].” buyurdu.

2388_2. Hadis

وَحَدَّثَنِي عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، حَدَّثَنِي عُقَيْلُ بْنُ، خَالِدٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ قِصَّةَ الشَّاةِ وَالذِّئْبِ وَلَمْ يَذْكُرْ قِصَّةَ الْبَقَرَةِ ‏.‏

Bana Abdülmelik b. Şuayb b. el-Leys anlattı; bana babam anlattı; dedemden; bana Ukayl b. Hâlid anlattı; İbn Şihâb’tan; bu isnadla koyun ve kurt kıssasını rivayet etti; ancak inek kıssasını zikretmedi.

2388_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الْحَفَرِيُّ، عَنْ سُفْيَانَ، كِلاَهُمَا عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي، هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ بِمَعْنَى حَدِيثِ يُونُسَ عَنِ الزُّهْرِيِّ وَفِي حَدِيثِهِمَا ذِكْرُ الْبَقَرَةِ وَالشَّاةِ مَعًا وَقَالاَ فِي حَدِيثِهِمَا ‏ "‏ فَإِنِّي أُومِنُ بِهِ أَنَا وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ ‏"‏ ‏.‏ وَمَا هُمَا ثَمَّ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abbâd anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; (H) bana Muhammed b. Râfi' anlattı; bize Ebû Dâvûd el-Haferî anlattı; Süfyân’dan; her ikisi de Ebû'z-Zinâd'dan; el-A'rec'den; Ebû Seleme'den; Ebu Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Yûnus’un ez-Zührî’den olan hadisi mânâsında [bir hadis rivayet ettiler]. Her iki ravînin hadisinde hem inek hem de koyun kıssası birlikte zikredilmiştir ve hadiste: “Ben buna inanıyorum; Ebû Bekir ve Ömer de [inanıyorlar].” buyurulmuştur. Oysa [o esnada] Ebû Bekir ve Ömer orada değillerdi.

2388_4. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مِسْعَرٍ، كِلاَهُمَا عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bunu bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr da anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu'be anlattı; (H) bize Muhammed b. Abbâd anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Mis’ar’dan; her ikisi de Sa’d b. İbrahim’den; Ebû Seleme’den; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [aynı hadisi rivayet etmişlerdir].

2389_1. Hadis

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَمْرٍو الأَشْعَثِيُّ، وَأَبُو الرَّبِيعِ الْعَتَكِيُّ، وَأَبُو كُرَيْبٍ مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ - وَاللَّفْظُ لأَبِي كُرَيْبٍ - قَالَ أَبُو الرَّبِيعِ حَدَّثَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ أَبِي حُسَيْنٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ وُضِعَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ عَلَى سَرِيرِهِ فَتَكَنَّفَهُ النَّاسُ يَدْعُونَ وَيُثْنُونَ وَيُصَلُّونَ عَلَيْهِ قَبْلَ أَنْ يُرْفَعَ وَأَنَا فِيهِمْ - قَالَ - فَلَمْ يَرُعْنِي إِلاَّ بِرَجُلٍ قَدْ أَخَذَ بِمَنْكِبِي مِنْ وَرَائِي فَالْتَفَتُّ إِلَيْهِ فَإِذَا هُوَ عَلِيُّ فَتَرَحَّمَ عَلَى عُمَرَ وَقَالَ مَا خَلَّفْتَ أَحَدًا أَحَبَّ إِلَىَّ أَنْ أَلْقَى اللَّهَ بِمِثْلِ عَمَلِهِ مِنْكَ وَايْمُ اللَّهِ إِنْ كُنْتُ لأَظُنُّ أَنْ يَجْعَلَكَ اللَّهُ مَعَ صَاحِبَيْكَ وَذَاكَ أَنِّي كُنْتُ أُكَثِّرُ أَسْمَعُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ جِئْتُ أَنَا وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَدَخَلْتُ أَنَا وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَخَرَجْتُ أَنَا وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ ‏"‏ ‏.‏ فَإِنْ كُنْتُ لأَرْجُو أَوْ لأَظُنُّ أَنْ يَجْعَلَكَ اللَّهُ مَعَهُمَا ‏.‏

Bize Saîd b. Amr el-Eş’asî, Ebû’r-Rebî’ el-Atekî ve Ebû Küreyb Muhammed b. el-Alâ anlattılar -lafız Ebû Küreyb’indir-. Ebû’r-Rebî’: “Bize anlattı.”, diğer ikisi ise: “Bize İbnü’l-Mübârek haber verdi.” dediler. Ömer b. Saîd b. Ebî Hüseyn’den; İbn Ebî Müleyke’den; dedi ki: İbn Abbas’ı şöyle derken işittim: “Ömer b. el-Hattâb [vefat edince] teneşirine konulmuştu. İnsanlar onun etrafını sarmış, [cenazesi] kaldırılmadan önce ona dua ediyor, onu sena ediyor ve ona rahmet diliyorlardı. Ben de aralarındaydım. Derken aniden arkamdan birinin omzumu tuttuğunu fark ettim; dönüp baktığımda onun Ali olduğunu gördüm. [Ali], Ömer’e rahmet diledi ve şöyle dedi: ‘Geride, ameli gibi bir amelle Allah’ın huzuruna çıkmayı senden daha çok istediğim hiç kimse bırakmadın. Vallahi, Allah’ın seni mutlaka iki arkadaşınla beraber kılacağını düşünürdüm. Çünkü ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in çok kereler: “Ben, Ebû Bekir ve Ömer geldik; ben, Ebû Bekir ve Ömer girdik; ben, Ebû Bekir ve Ömer çıktık.” buyurduğunu duyardım. İşte bu sebeple Allah’ın seni onlarla beraber kılacağını umuyor -veya düşünüyordum-.’”

2389_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ سَعِيدٍ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrahim anlattı; bize Îsâ b. Yûnus haber verdi; Ömer b. Saîd’den; bu isnadla [hadisin] benzerini [rivayet etti].

2390. Hadis

حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ أَبِي مُزَاحِمٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، ح وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُمْ - قَالُوا حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي أَبُو أُمَامَةَ، بْنُ سَهْلٍ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ رَأَيْتُ النَّاسَ يُعْرَضُونَ وَعَلَيْهِمْ قُمُصٌ مِنْهَا مَا يَبْلُغُ الثُّدِيَّ وَمِنْهَا مَا يَبْلُغُ دُونَ ذَلِكَ وَمَرَّ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَعَلَيْهِ قَمِيصٌ يَجُرُّهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا مَاذَا أَوَّلْتَ ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ الدِّينَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Mansûr b. Ebî Müzâhim anlattı; bize İbrahim b. Sa'd anlattı; Sâlih b. Keysân'dan; (H) bize Züheyr b. Harb, el-Hasen b. Ali el-Hulvânî ve Abd b. Humeyd anlattılar -lafız onlara aittir-; dediler ki: Bize Ya’kūb b. İbrahim anlattı; bize babam anlattı; Sâlih’ten; İbn Şihâb’tan; bana Ebû Ümâme b. Sehl anlattı; o da Ebû Saîd el-Hudrî’yi şöyle derken işitmiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ben uykudayken insanların bana arz edildiğini gördüm; üzerlerinde gömlekler vardı. Kiminin gömleği memelerine kadar geliyor, kimininki ise bundan daha kısa kalıyordu. Ömer b. el-Hattâb da yanıma uğradı; onun üzerinde [yerde] sürüklediği [uzun] bir gömlek vardı.” [Sahabeler]: “Ey Allah’ın Resulü! Bunu neye yordun?” diye sordular. Resulullah: “Dine.” buyurdu.

2391_1. Hadis

حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، أَنَّ ابْنَ شِهَابٍ، أَخْبَرَهُ عَنْ حَمْزَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ إِذْ رَأَيْتُ قَدَحًا أُتِيتُ بِهِ فِيهِ لَبَنٌ فَشَرِبْتُ مِنْهُ حَتَّى إِنِّي لأَرَى الرِّيَّ يَجْرِي فِي أَظْفَارِي ثُمَّ أَعْطَيْتُ فَضْلِي عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا فَمَا أَوَّلْتَ ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ الْعِلْمَ ‏"‏ ‏.‏

Bana Harmele b. Yahyâ anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Yûnus haber verdi; İbn Şihâb’ın ona haber verdiğine göre; Hamza b. Abdullah b. Ömer b. el-Hattâb’dan; babasından; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ben uykudayken bana içinde süt olan bir kadeh getirildi. Ondan içtim; öyle ki sütün kanıklığının tırnaklarımdan süzülüp çıktığını gördüm. Sonra [kadehte] artan kısmını Ömer b. el-Hattâb’a verdim.” [Sahabeler]: “Ey Allah’ın Resulü! Bunu neye yordun?” dediler. Resulullah: “İlme.” buyurdu.

2391_2. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ عُقَيْلٍ، ح وَحَدَّثَنَا الْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ، حُمَيْدٍ كِلاَهُمَا عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، بِإِسْنَادِ يُونُسَ نَحْوَ حَدِيثِهِ ‏.‏

Bunu bize Kuteybe b. Saîd de anlattı; bize Leys anlattı; Ukayl’den; (H) bize el-Hulvânî ve Abd b. Humeyd anlattılar; her ikisi de Ya’kūb b. İbrahim b. Sa’d’dan; bize babam anlattı; Sâlih’ten; Yûnus’un isnadıyla, onun [hadisinin] benzerini [rivayet ettiler].

2392_1. Hadis

حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ سَعِيدَ بْنَ، الْمُسَيَّبِ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ رَأَيْتُنِي عَلَى قَلِيبٍ عَلَيْهَا دَلْوٌ فَنَزَعْتُ مِنْهَا مَا شَاءَ اللَّهُ ثُمَّ أَخَذَهَا ابْنُ أَبِي قُحَافَةَ فَنَزَعَ بِهَا ذَنُوبًا أَوْ ذَنُوبَيْنِ وَفِي نَزْعِهِ وَاللَّهُ يَغْفِرُ لَهُ ضَعْفٌ ثُمَّ اسْتَحَالَتْ غَرْبًا فَأَخَذَهَا ابْنُ الْخَطَّابِ فَلَمْ أَرَ عَبْقَرِيًّا مِنَ النَّاسِ يَنْزِعُ نَزْعَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ حَتَّى ضَرَبَ النَّاسُ بِعَطَنٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Harmele anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Yûnus haber verdi; İbn Şihâb’tan; Saîd b. el-Müseyyeb’in ona haber verdiğine göre; o da Ebû Hureyre’yi şöyle derken işitmiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ben uykudayken kendimi, üzerinde bir kova bulunan bir kuyunun başında gördüm. Ondan Allah’ın dilediği kadar su çektim. Sonra kovayı İbn Ebî Kuhâfe aldı; o da bir veya iki kova su çekti; ancak onun çekişinde bir zayıflık vardı -Allah onu bağışlasın-. Sonra o kova kocaman bir kovaya dönüştü ve onu İbnü’l-Hattâb aldı. İnsanlar arasında Ömer b. el-Hattâb kadar güçlü bir şekilde su çeken eşsiz bir yiğit görmedim; nihayet insanlar develerini suya doyurup dinlendirdiler.”

2392_2. Hadis

وَحَدَّثَنِي عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، حَدَّثَنِي عُقَيْلُ بْنُ، خَالِدٍ ح وَحَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَالْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، بِإِسْنَادِ يُونُسَ نَحْوَ حَدِيثِهِ ‏.‏

Bana Abdülmelik b. Şuayb b. el-Leys anlattı; bana babam anlattı; dedemden; bana Ukayl b. Hâlid anlattı; (H) bize Amr en-Nâkid, el-Hulvânî ve Abd b. Humeyd anlattılar; Ya’kūb b. İbrahim b. Sa’d’dan; bize babam anlattı; Sâlih’ten; Yûnus’un isnadıyla, onun [hadisinin] benzerini [rivayet ettiler].

2392_3. Hadis

حَدَّثَنَا الْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، قَالَ قَالَ الأَعْرَجُ وَغَيْرُهُ إِنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ رَأَيْتُ ابْنَ أَبِي قُحَافَةَ يَنْزِعُ ‏"‏ ‏.‏ بِنَحْوِ حَدِيثِ الزُّهْرِيِّ ‏.‏

Bize el-Hulvânî ve Abd b. Humeyd anlattılar; dediler ki: Bize Ya’kūb anlattı; bize babam anlattı; Sâlih’ten; el-A’rec ve başkaları Ebû Hureyre’nin şöyle dediğini nakletmişlerdir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “İbn Ebî Kuhâfe’nin [kuyudan su] çektiğini gördüm...” buyurdu. [Hadis] ez-Zührî’nin hadisi benzerindedir.

2392_4. Hadis

حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ وَهْبٍ، حَدَّثَنَا عَمِّي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، أَنَّ أَبَا يُونُسَ، مَوْلَى أَبِي هُرَيْرَةَ حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ أُرِيتُ أَنِّي أَنْزِعُ عَلَى حَوْضِي أَسْقِي النَّاسَ فَجَاءَنِي أَبُو بَكْرٍ فَأَخَذَ الدَّلْوَ مِنْ يَدِي لِيُرَوِّحَنِي فَنَزَعَ دَلْوَيْنِ وَفِي نَزْعِهِ ضُعْفٌ وَاللَّهُ يَغْفِرُ لَهُ فَجَاءَ ابْنُ الْخَطَّابِ فَأَخَذَ مِنْهُ فَلَمْ أَرَ نَزْعَ رَجُلٍ قَطُّ أَقْوَى مِنْهُ حَتَّى تَوَلَّى النَّاسُ وَالْحَوْضُ مَلآنُ يَتَفَجَّرُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ahmed b. Abdurrahman b. Vehb anlattı; bize amcam Abdullah b. Vehb anlattı; bana Amr b. el-Hâris haber verdi; Ebu Hureyre’nin azatlısı Ebû Yûnus’un ona anlattığına göre; Ebu Hureyre’den; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ben uykudayken rüyamda, havuzumun başında insanlara su içirmek için su çektiğimi gördüm. Derken yanıma Ebû Bekir geldi ve beni dinlendirmek için kovayı elimden aldı. İki kova su çekti; ancak onun çekişinde bir zayıflık vardı -Allah onu bağışlasın-. Sonra İbnü’l-Hattâb geldi ve kovayı ondan aldı. Hiçbir adamın onun kadar güçlü bir şekilde su çektiğini görmedim; nihayet insanlar [suya doyup] ayrıldılar; havuz ise ağzına kadar dolu ve suları taşar vaziyetteydi.”

2393_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ سَالِمٍ، عَنْ سَالِمِ، بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أُرِيتُ كَأَنِّي أَنْزِعُ بِدَلْوِ بَكْرَةٍ عَلَى قَلِيبٍ فَجَاءَ أَبُو بَكْرٍ فَنَزَعَ ذَنُوبًا أَوْ ذَنُوبَيْنِ فَنَزَعَ نَزْعًا ضَعِيفًا وَاللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى يَغْفِرُ لَهُ ثُمَّ جَاءَ عُمَرُ فَاسْتَقَى فَاسْتَحَالَتْ غَرْبًا فَلَمْ أَرَ عَبْقَرِيًّا مِنَ النَّاسِ يَفْرِي فَرْيَهُ حَتَّى رَوِيَ النَّاسُ وَضَرَبُوا الْعَطَنَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr anlattılar -lafız Ebû Bekir’indir-. Dediler ki: Bize Muhammed b. Bişr anlattı; bize Ubeydullah b. Ömer anlattı; bana Ebû Bekir b. Sâlim anlattı; Sâlim b. Abdullah’tan; Abdullah b. Ömer’den; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Rüyamda bir kuyunun başında çıkrıklı bir kovayla su çekiyormuşum gibi gördüm. Derken Ebû Bekir geldi; bir veya iki kova su çekti; ancak bunu zayıf bir şekilde gerçekleştirdi -Allah Tebâreke ve Teâlâ onu bağışlasın-. Sonra Ömer geldi ve su çekmeye başladı; kova birden kocaman bir kovaya dönüştü. İnsanlar arasında onun gibi işini mükemmel bir şekilde yapan eşsiz bir yiğit görmedim; nihayet insanlar [suya] kandılar ve develerini [su yataklarında] dinlendirdiler.”

2393_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنِي مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ رُؤْيَا، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي أَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رضى الله عنهما بِنَحْوِ حَدِيثِهِمْ ‏.‏

Bize Ahmed b. Abdullah b. Yûnus anlattı; bize Züheyr anlattı; bana Musa b. Ukbe anlattı; Sâlim b. Abdullah’tan; babasından; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in Ebû Bekir ve Ömer b. el-Hattâb radıyallahu anhümâ hakkındaki rüyasına dair onların hadisi benzerinde [bir rivayette bulunmuştur].

2394_1. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، وَابْنِ الْمُنْكَدِرِ، سَمِعَا جَابِرًا، يُخْبِرُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ الْمُنْكَدِرِ، وَعَمْرٍو، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ دَخَلْتُ الْجَنَّةَ فَرَأَيْتُ فِيهَا دَارًا أَوْ قَصْرًا فَقُلْتُ لِمَنْ هَذَا فَقَالُوا لِعُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ ‏.‏ فَأَرَدْتُ أَنْ أَدْخُلَ ‏.‏ فَذَكَرْتُ غَيْرَتَكَ ‏"‏ ‏.‏ فَبَكَى عُمَرُ وَقَالَ أَىْ رَسُولَ اللَّهِ أَوَعَلَيْكَ يُغَارُ

Bize Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr anlattı; bize Süfyân anlattı; Amr ve İbnü’l-Münkedir’den; ikisi de Câbir’i Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den haber verirken işitmişler; (H) bize Züheyr b. Harb anlattı -lafız onundur-; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; İbnü’l-Münkedir ve Amr’dan; Câbir’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cennete girdim; orada bir ev -veya saray- gördüm. ‘Bu kimindir?’ diye sordum; ‘Ömer b. el-Hattâb’ındır.’ dediler. İçeri girmek istedim fakat senin kıskançlığını hatırladım.” Bunun üzerine Ömer ağladı ve: “Ey Allah’ın Resulü! Sana karşı mı kıskançlık duyacağım?” dedi.

2394_2. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، وَابْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، سَمِعَ جَابِرًا، ح وَحَدَّثَنَاهُ عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ الْمُنْكَدِرِ، سَمِعْتُ جَابِرًا، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ نُمَيْرٍ وَزُهَيْرٍ ‏.‏

Bunu bize İshâk b. İbrahim de anlattı; bize Süfyân haber verdi; Amr ve İbnü’l-Münkedir’den; Câbir’den; (H) bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Süfyân anlattı; Amr’dan; Câbir’i işitmiş; (H) bunu bize Amr en-Nâkid de anlattı; bize Süfyân anlattı; İbnü’l-Münkedir’den; Câbir’i işittim demiş; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; İbn Nümeyr ve Züheyr’in hadisi benzerinde [bir rivayette bulunmuşlardır].

2396. Hadis

حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ أَبِي مُزَاحِمٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا حَسَنٌ، الْحُلْوَانِيُّ وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ قَالَ عَبْدٌ أَخْبَرَنِي وَقَالَ، حَسَنٌ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - وَهُوَ ابْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ - حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، بْنِ زَيْدٍ أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَاهُ سَعْدًا قَالَ اسْتَأْذَنَ عُمَرُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ نِسَاءٌ مِنْ قُرَيْشٍ يُكَلِّمْنَهُ وَيَسْتَكْثِرْنَهُ عَالِيَةً أَصْوَاتُهُنَّ فَلَمَّا اسْتَأْذَنَ عُمَرُ قُمْنَ يَبْتَدِرْنَ الْحِجَابَ فَأَذِنَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَضْحَكُ فَقَالَ عُمَرُ أَضْحَكَ اللَّهُ سِنَّكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ عَجِبْتُ مِنْ هَؤُلاَءِ اللاَّتِي كُنَّ عِنْدِي فَلَمَّا سَمِعْنَ صَوْتَكَ ابْتَدَرْنَ الْحِجَابَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عُمَرُ فَأَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَحَقُّ أَنْ يَهَبْنَ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ عُمَرُ أَىْ عَدُوَّاتِ أَنْفُسِهِنَّ أَتَهَبْنَنِي وَلاَ تَهَبْنَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْنَ نَعَمْ أَنْتَ أَغْلَظُ وَأَفَظُّ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ مَا لَقِيَكَ الشَّيْطَانُ قَطُّ سَالِكًا فَجًّا إِلاَّ سَلَكَ فَجًّا غَيْرَ فَجِّكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Mansûr b. Ebî Müzâhim anlattı; bize İbrahim -yani İbn Sa'd- anlattı; (H) bize el-Hasen el-Hulvânî ve Abd b. Humeyd anlattılar; Abd: “Bana haber verdi.”, el-Hasen ise: “Bize Ya’kūb anlattı.” dediler. Ya’kūb -ki o İbrahim b. Sa’d’ın oğludur-; bize babam anlattı; Sâlih’ten; İbn Şihâb’tan; bana Abdülhamîd b. Abdurrahman b. Zeyd haber verdi; Muhammed b. Sa’d b. Ebî Vakkâs’ın ona haber verdiğine göre babası Sa’d şöyle demiştir: Ömer, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına girmek için izin istedi. O sırada yanındaki Kureyşli kadınlar, seslerini yükselterek ondan [dünyalık] bir şeyler istiyorlardı. Ömer izin isteyince, kadınlar hemen kalkıp perde arkasına koşuştular. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem gülümseyerek ona izin verdi. Ömer içeri girince: “Ey Allah’ın Resulü! Allah seni daima güldürsün!” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Şu yanımda olan kadınların haline şaşırdım; senin sesini duyunca hemen perde arkasına saklandılar.” buyurdu. Ömer: “Ey Allah’ın Resulü! Asıl senden çekinmeleri gerekirdi.” dedi. Sonra da kadınlara hitaben: “Ey nefislerinin düşmanları! Benden çekiniyorsunuz da Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den çekinmiyor musunuz?” diye seslendi. Kadınlar: “Evet! Sen Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den daha sert ve daha katısın.” dediler. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Canım elinde olan Allah’a yemin olsun ki, şeytan ne zaman seni bir yolda yürürken görse, mutlaka senin yolundan başka bir yola sapar.” buyurdu.

2397. Hadis

حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ مَعْرُوفٍ، حَدَّثَنَا بِهِ عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنِي سُهَيْلٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، جَاءَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ نِسْوَةٌ قَدْ رَفَعْنَ أَصْوَاتَهُنَّ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا اسْتَأْذَنَ عُمَرُ ابْتَدَرْنَ الْحِجَابَ ‏.‏ فَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ الزُّهْرِيِّ ‏.‏

Bize Hârûn b. Ma’rûf anlattı; bize bunu Abdülaziz b. Muhammed anlattı; bana Süheyl haber verdi; babasından; Ebu Hureyre’den; Ömer b. el-Hattâb, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına geldiğinde, yanındaki kadınlar seslerini Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e karşı yükseltmişlerdi. Ömer izin isteyince kadınlar hemen perde arkasına koşuştular. [Ravi] ez-Zührî’nin hadisi benzerinde bir rivayette bulundu.

2398_1. Hadis

حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ سَرْحٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، بْنِ سَعْدٍ عَنْ أَبِيهِ، سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ ‏ "‏ قَدْ كَانَ يَكُونُ فِي الأُمَمِ قَبْلَكُمْ مُحَدَّثُونَ فَإِنْ يَكُنْ فِي أُمَّتِي مِنْهُمْ أَحَدٌ فَإِنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ مِنْهُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ وَهْبٍ تَفْسِيرُ مُحَدَّثُونَ مُلْهَمُونَ ‏.‏

Bana Ebu’t-Tâhir Ahmed b. Amr b. Serh anlattı; bize Abdullah b. Vehb anlattı; İbrahim b. Sa’d’dan; babası Sa’d b. İbrahim’den; Ebû Seleme’den; Âişe’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururdu: “Sizden önceki ümmetler içinde muhaddesûn [kendilerine ilham olunan kişiler] bulunurdu. Eğer benim ümmetim içinde de onlardan biri varsa, şüphesiz Ömer b. el-Hattâb onlardandır.” İbn Vehb: “Muhaddesûn’un anlamı, mülhemûn [kendilerine ilham olunanlar] demektir.” dedi.

2398_2. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، كِلاَهُمَا عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Leys anlattı; (H) bize Amr en-Nâkid ve Züheyr b. Harb anlattılar; dediler ki: Bize İbn Uyeyne anlattı; her ikisi de İbn Aclân’dan; Sa’d b. İbrahim’den; bu isnadla [hadisin] mislini [rivayet ettiler].

2399. Hadis

حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ مُكْرَمٍ الْعَمِّيُّ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ، قَالَ جُوَيْرِيَةُ بْنُ أَسْمَاءَ أَخْبَرَنَا عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ عُمَرُ وَافَقْتُ رَبِّي فِي ثَلاَثٍ فِي مَقَامِ إِبْرَاهِيمَ وَفِي الْحِجَابِ وَفِي أُسَارَى بَدْرٍ ‏.‏

Bize Ukbe b. Mükrem el-Ammî anlattı; bize Saîd b. Âmir anlattı; dedi ki: Cüveyriye b. Esmâ bize haber verdi; Nâfi’den; İbn Ömer’den; Ömer şöyle demiştir: “Rabbime üç hususta muvafakat ettim: Makâm-ı İbrahim hakkında, hicab [örtünme] hakkında ve Bedir esirleri hakkında.”

2400_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ لَمَّا تُوُفِّيَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ ابْنُ سَلُولَ جَاءَ ابْنُهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ أَنْ يُعْطِيَهُ قَمِيصَهُ أَنْ يُكَفِّنَ فِيهِ أَبَاهُ فَأَعْطَاهُ ثُمَّ سَأَلَهُ أَنْ يُصَلِّيَ عَلَيْهِ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِيُصَلِّيَ عَلَيْهِ فَقَامَ عُمَرُ فَأَخَذَ بِثَوْبِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتُصَلِّي عَلَيْهِ وَقَدْ نَهَاكَ اللَّهُ أَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّمَا خَيَّرَنِيَ اللَّهُ فَقَالَ ‏{‏ اسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لاَ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ إِنْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً‏}‏ وَسَأَزِيدُ عَلَى سَبْعِينَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ إِنَّهُ مُنَافِقٌ ‏.‏ فَصَلَّى عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ وَلاَ تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِنْهُمْ مَاتَ أَبَدًا وَلاَ تَقُمْ عَلَى قَبْرِهِ‏}‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ebû Üsâme anlattı; bize Ubeydullah anlattı; Nâfi’den; İbn Ömer’den; Abdullah b. Übey b. Selül vefat edince, oğlu Abdullah b. Abdullah, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelerek babasını kefenlemek için gömleğini vermesini istedi. Resulullah gömleğini ona verdi. Sonra [cenaze] namazını kıldırmasını istedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazı kıldırmak için ayağa kalkınca Ömer de kalktı ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in elbisesini tutarak: “Ey Allah’ın Resulü! Allah seni onlara namaz kılmaktan men etmişken, onun namazını mı kıldırıyorsun?” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Allah beni muhayyer bırakarak: { اسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لاَ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ إِنْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً } ‘Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmiş defa af dilesen de...’ buyurdu. Ben ise yetmişten daha fazla af dileyeceğim.” buyurdu. Ömer: “Ama o bir münafıktır!” dedi. Nihayet Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun cenaze namazını kıldırdı. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle şu ayeti indirdi: { وَلاَ تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِنْهُمْ مَاتَ أَبَدًا وَلاَ تَقُمْ عَلَى قَبْرِهِ } “Onlardan ölen hiçbir kimsenin namazını asla kılma, kabrinin başında da durma.”

2400_2. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَعُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، - وَهُوَ الْقَطَّانُ - عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ فِي مَعْنَى حَدِيثِ أَبِي أُسَامَةَ وَزَادَ قَالَ فَتَرَكَ الصَّلاَةَ عَلَيْهِمْ ‏.‏

Bunu bize Muhammed b. el-Müsennâ ve Ubeydullah b. Saîd de anlattılar; dediler ki: Bize Yahyâ -ki o el-Kattân’dır- anlattı; Ubeydullah’tan; bu isnadla Ebû Üsâme’nin hadisi mânâsında [bir rivayette bulundular]. [Yahyâ rivayetine şu ifadeyi] ilave etti: “[Resulullah artık] onların [münafıkların] cenaze namazını kılmayı bıraktı.”

2401. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالَ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنُونَ ابْنَ جَعْفَرٍ - عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي حَرْمَلَةَ، عَنْ عَطَاءٍ، وَسُلَيْمَانَ، ابْنَىْ يَسَارٍ وَأَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُضْطَجِعًا فِي بَيْتِي كَاشِفًا عَنْ فَخِذَيْهِ أَوْ سَاقَيْهِ فَاسْتَأْذَنَ أَبُو بَكْرٍ فَأَذِنَ لَهُ وَهُوَ عَلَى تِلْكَ الْحَالِ فَتَحَدَّثَ ثُمَّ اسْتَأْذَنَ عُمَرُ فَأَذِنَ لَهُ وَهُوَ كَذَلِكَ فَتَحَدَّثَ ثُمَّ اسْتَأْذَنَ عُثْمَانُ فَجَلَسَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَسَوَّى ثِيَابَهُ - قَالَ مُحَمَّدٌ وَلاَ أَقُولُ ذَلِكَ فِي يَوْمٍ وَاحِدٍ - فَدَخَلَ فَتَحَدَّثَ فَلَمَّا خَرَجَ قَالَتْ عَائِشَةُ دَخَلَ أَبُو بَكْرٍ فَلَمْ تَهْتَشَّ لَهُ وَلَمْ تُبَالِهِ ثُمَّ دَخَلَ عُمَرُ فَلَمْ تَهْتَشَّ لَهُ وَلَمْ تُبَالِهِ ثُمَّ دَخَلَ عُثْمَانُ فَجَلَسْتَ وَسَوَّيْتَ ثِيَابَكَ فَقَالَ ‏ "‏ أَلاَ أَسْتَحِي مِنْ رَجُلٍ تَسْتَحِي مِنْهُ الْمَلاَئِكَةُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ, Yahyâ b. Eyyûb, Kuteybe ve İbn Hucr anlattılar; Yahyâ b. Yahyâ: “Bize haber verdi.”, diğerleri ise: “Bize İsmâil -yani İbn Ca’fer- anlattı.” dediler. Muhammed b. Ebî Harmele’den; Atâ ve Süleyman [Yesâr’ın oğulları] ile Ebû Seleme b. Abdurrahman’dan; Âişe’den; dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem benim evimde, uyluklarını -veya bacaklarını- açmış bir halde uzanmıştı. Ebû Bekir yanına girmek için izin istedi; Resulullah o haldeyken izin verdi ve [bir süre] konuştular. Sonra Ömer izin istedi; ona da o haldeyken izin verdi ve yine konuştular. Daha sonra Osman izin istedi; [bunun üzerine] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem doğrulup oturdu ve elbiselerini düzeltti. -Muhammed b. Ebî Harmele: ‘Bunların aynı günde cereyan ettiğini söylemiyorum.’ demiştir.- Osman içeri girdi ve konuştular. O çıkınca Âişe: ‘Ebû Bekir girdi, [istifini bozmadın] toparlanmadın ve pek aldırış etmedin. Sonra Ömer girdi, ona da toparlanmadın ve aldırış etmedin. Sonra Osman girince doğrulup oturdun ve elbiselerini düzelttin.’ dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Meleklerin bile kendisinden hayâ ettiği bir kimseden ben hayâ etmeyeyim mi?’ buyurdu.”

2402_1. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، حَدَّثَنِي عُقَيْلُ، بْنُ خَالِدٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدِ بْنِ الْعَاصِ، أَنَّ سَعِيدَ بْنَ الْعَاصِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَائِشَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَعُثْمَانَ حَدَّثَاهُ أَنَّ أَبَا بَكْرٍ اسْتَأْذَنَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مُضْطَجِعٌ عَلَى فِرَاشِهِ لاَبِسٌ مِرْطَ عَائِشَةَ فَأَذِنَ لأَبِي بَكْرٍ وَهُوَ كَذَلِكَ فَقَضَى إِلَيْهِ حَاجَتَهُ ثُمَّ انْصَرَفَ ثُمَّ اسْتَأْذَنَ عُمَرُ فَأَذِنَ لَهُ وَهُوَ عَلَى تِلْكَ الْحَالِ فَقَضَى إِلَيْهِ حَاجَتَهُ ثُمَّ انْصَرَفَ ‏.‏ قَالَ عُثْمَانُ ثُمَّ اسْتَأْذَنْتُ عَلَيْهِ فَجَلَسَ وَقَالَ لِعَائِشَةَ ‏"‏ اجْمَعِي عَلَيْكِ ثِيَابَكِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَضَيْتُ إِلَيْهِ حَاجَتِي ثُمَّ انْصَرَفْتُ فَقَالَتْ عَائِشَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا لِي لَمْ أَرَكَ فَزِعْتَ لأَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا كَمَا فَزِعْتَ لِعُثْمَانَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ عُثْمَانَ رَجُلٌ حَيِيٌّ وَإِنِّي خَشِيتُ إِنْ أَذِنْتُ لَهُ عَلَى تِلْكَ الْحَالِ أَنْ لاَ يَبْلُغَ إِلَىَّ فِي حَاجَتِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdülmelik b. Şuayb b. el-Leys b. Sa’d anlattı; bana babam anlattı; dedemden; bana Ukayl b. Hâlid anlattı; İbn Şihâb’tan; Yahyâ b. Saîd b. el-Âs’tan; Saîd b. el-Âs’ın ona haber verdiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in zevcesi Âişe ile Osman ona şöyle anlatmışlardır: Ebû Bekir, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına girmek için izin istedi. Resulullah o sırada yatağına uzanmış, üzerinde Âişe’nin mırtı [dış örtüsü] vardı. Resulullah o haldeyken Ebû Bekir’e izin verdi; Ebû Bekir ihtiyacını arz edip gitti. Sonra Ömer izin istedi; o haldeyken ona da izin verdi; Ömer de ihtiyacını arz edip gitti. Osman der ki: “Sonra ben izin istedim; [bunun üzerine] Resulullah doğrulup oturdu ve Âişe’ye: ‘Üstünü başını topla.’ buyurdu. Ben de ihtiyacımı arz edip çıktım.” Âişe: “Ey Allah’ın Resulü! Ebû Bekir ve Ömer radıyallahu anhümâ için toparlanmadığın halde neden Osman için toparlandın?” diye sordu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Şüphesiz Osman çok hayâ sahibi bir kimsedir. Eğer o haldeyken ona izin verseydim, [hayâsından dolayı] ihtiyacını bana [tam olarak] arz edemeyeceğinden çekindim.” buyurdu.

2402_2. Hadis

حَدَّثَنَاهُ عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، كُلُّهُمْ عَنْ يَعْقُوبَ، بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يَحْيَى، بْنُ سَعِيدِ بْنِ الْعَاصِ أَنَّ سَعِيدَ بْنَ الْعَاصِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عُثْمَانَ وَعَائِشَةَ حَدَّثَاهُ أَنَّ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ اسْتَأْذَنَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِ عُقَيْلٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ ‏.‏

Bunu bize Amr en-Nâkid, el-Hulvânî ve Abd b. Humeyd de anlattılar; hepsi Ya’kūb b. İbrahim b. Sa’d’dan; bize babam anlattı; Sâlih b. Keysân’dan; İbn Şihâb’tan; bana Yahyâ b. Saîd b. el-Âs haber verdi; Saîd b. el-Âs’ın ona haber verdiğine göre; Osman ve Âişe ona, Ebû Bekir es-Sıddîk’ın Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına girmek için izin istediğini anlatmışlardır. [Ravi], Ukayl’in ez-Zührî’den olan hadisi benzerinde bir rivayette bulundu.

2403_1. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى الْعَنَزِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ غِيَاثٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ بَيْنَمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي حَائِطٍ مِنْ حَائِطِ الْمَدِينَةِ وَهُوَ مُتَّكِئٌ يَرْكُزُ بِعُودٍ مَعَهُ بَيْنَ الْمَاءِ وَالطِّينِ إِذَا اسْتَفْتَحَ رَجُلٌ فَقَالَ ‏"‏ افْتَحْ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَإِذَا أَبُو بَكْرٍ فَفَتَحْتُ لَهُ وَبَشَّرْتُهُ بِالْجَنَّةِ - قَالَ - ثُمَّ اسْتَفْتَحَ رَجُلٌ آخَرُ فَقَالَ ‏"‏ افْتَحْ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَذَهَبْتُ فَإِذَا هُوَ عُمَرُ فَفَتَحْتُ لَهُ وَبَشَّرْتُهُ بِالْجَنَّةِ ثُمَّ اسْتَفْتَحَ رَجُلٌ آخَرُ - قَالَ - فَجَلَسَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ افْتَحْ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ عَلَى بَلْوَى تَكُونُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَذَهَبْتُ فَإِذَا هُوَ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ - قَالَ - فَفَتَحْتُ وَبَشَّرْتُهُ بِالْجَنَّةِ - قَالَ - وَقُلْتُ الَّذِي قَالَ فَقَالَ اللَّهُمَّ صَبْرًا أَوِ اللَّهُ الْمُسْتَعَانُ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ el-Anazî anlattı; bize İbn Ebî Adî anlattı; Osman b. Gıyâs’tan; Ebû Osman en-Nehdî’den; Ebû Musa el-Eş’arî’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Medine bahçelerinden birindeydi. Bir yere yaslanmış, elindeki bir çubuğu su ile çamur arasına saplıyordu. O sırada bir adam kapıyı çalarak izin istedi. Resulullah: “Kapıyı aç ve onu cennetle müjdele.” buyurdu. Baktım ki gelen Ebû Bekir’miş; kapıyı açtım ve onu cennetle müjdeledim. Sonra başka bir adam izin istedi. Resulullah: “Kapıyı aç ve onu da cennetle müjdele.” buyurdu. Gittim, baktım ki o da Ömer’miş; kapıyı açtım ve onu cennetle müjdeledim. Sonra bir adam daha izin istedi. Bu sefer Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem doğrulup oturdu ve: “Kapıyı aç ve başına gelecek bir bela üzerine onu cennetle müjdele.” buyurdu. Gittim, baktım ki gelen Osman b. Affân’mış. Kapıyı açtım, onu cennetle müjdeledim ve Resulullah’ın söylediklerini ona haber verdim. Bunun üzerine Osman: “Allah’ım sabır ver!” -veya “Allah yardımcımızdır!”- dedi.

2403_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ الْعَتَكِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ حَائِطًا وَأَمَرَنِي أَنْ أَحْفَظَ الْبَابَ ‏.‏ بِمَعْنَى حَدِيثِ عُثْمَانَ بْنِ غِيَاثٍ ‏.‏

Bize Ebû’r-Rebî’ el-Atekî anlattı; bize Hammâd anlattı; Eyyûb’dan; Ebû Osman en-Nehdî’den; Ebû Musa el-Eş’arî’den; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir bahçeye girdi ve bana kapıda beklememi emretti. [Ravi], Osman b. Gıyâs’ın hadisi mânâsında bir rivayette bulundu.

2403_3. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِسْكِينٍ الْيَمَامِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، - وَهُوَ ابْنُ بِلاَلٍ - عَنْ شَرِيكِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَخْبَرَنِي أَبُو مُوسَى الأَشْعَرِيُّ، أَنَّهُ تَوَضَّأَ فِي بَيْتِهِ ثُمَّ خَرَجَ فَقَالَ لأَلْزَمَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلأَكُونَنَّ مَعَهُ يَوْمِي هَذَا ‏.‏ قَالَ فَجَاءَ الْمَسْجِدَ فَسَأَلَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا خَرَجَ ‏.‏ وَجَّهَ هَا هُنَا - قَالَ - فَخَرَجْتُ عَلَى أَثَرِهِ أَسْأَلُ عَنْهُ حَتَّى دَخَلَ بِئْرَ أَرِيسٍ - قَالَ - فَجَلَسْتُ عِنْدَ الْبَابِ وَبَابُهَا مِنْ جَرِيدٍ حَتَّى قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَاجَتَهُ وَتَوَضَّأَ فَقُمْتُ إِلَيْهِ فَإِذَا هُوَ قَدْ جَلَسَ عَلَى بِئْرِ أَرِيسٍ وَتَوَسَّطَ قُفَّهَا وَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ وَدَلاَّهُمَا فِي الْبِئْرِ - قَالَ - فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ ثُمَّ انْصَرَفْتُ فَجَلَسْتُ عِنْدَ الْبَابِ فَقُلْتُ لأَكُونَنَّ بَوَّابَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْيَوْمَ ‏.‏ فَجَاءَ أَبُو بَكْرٍ فَدَفَعَ الْبَابَ فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ ‏.‏ فَقُلْتُ عَلَى رِسْلِكَ - قَالَ - ثُمَّ ذَهَبْتُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا أَبُو بَكْرٍ يَسْتَأْذِنُ فَقَالَ ‏"‏ ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَقْبَلْتُ حَتَّى قُلْتُ لأَبِي بَكْرٍ ادْخُلْ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُبَشِّرُكَ بِالْجَنَّةِ - قَالَ - فَدَخَلَ أَبُو بَكْرٍ فَجَلَسَ عَنْ يَمِينِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَهُ فِي الْقُفِّ وَدَلَّى رِجْلَيْهِ فِي الْبِئْرِ كَمَا صَنَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ ثُمَّ رَجَعْتُ فَجَلَسْتُ وَقَدْ تَرَكْتُ أَخِي يَتَوَضَّأُ وَيَلْحَقُنِي فَقُلْتُ إِنْ يُرِدِ اللَّهُ بِفُلاَنٍ - يُرِيدُ أَخَاهُ - خَيْرًا يَأْتِ بِهِ ‏.‏ فَإِذَا إِنْسَانٌ يُحَرِّكُ الْبَابَ فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ ‏.‏ فَقُلْتُ عَلَى رِسْلِكَ ‏.‏ ثُمَّ جِئْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ وَقُلْتُ هَذَا عُمَرُ يَسْتَأْذِنُ فَقَالَ ‏"‏ ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ فَجِئْتُ عُمَرَ فَقُلْتُ أَذِنَ وَيُبَشِّرُكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْجَنَّةِ - قَالَ - فَدَخَلَ فَجَلَسَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْقُفِّ عَنْ يَسَارِهِ وَدَلَّى رِجْلَيْهِ فِي الْبِئْرِ ثُمَّ رَجَعْتُ فَجَلَسْتُ فَقُلْتُ إِنْ يُرِدِ اللَّهُ بِفُلاَنٍ خَيْرًا - يَعْنِي أَخَاهُ - يَأْتِ بِهِ فَجَاءَ إِنْسَانٌ فَحَرَّكَ الْبَابَ فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ ‏.‏ فَقُلْتُ عَلَى رِسْلِكَ - قَالَ - وَجِئْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ فَقَالَ ‏"‏ ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ مَعَ بَلْوَى تُصِيبُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَجِئْتُ فَقُلْتُ ادْخُلْ وَيُبَشِّرُكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْجَنَّةِ مَعَ بَلْوَى تُصِيبُكَ - قَالَ - فَدَخَلَ فَوَجَدَ الْقُفَّ قَدْ مُلِئَ فَجَلَسَ وُجَاهَهُمْ مِنَ الشِّقِّ الآخَرِ ‏.‏ قَالَ شَرِيكٌ فَقَالَ سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ فَأَوَّلْتُهَا قُبُورَهُمْ ‏.‏

Bize Muhammed b. Miskîn el-Yemâmî anlattı; bize Yahyâ b. Hassân anlattı; bize Süleyman -ki o İbn Bilâl’dir- anlattı; Şerîk b. Ebî Nemir’den; Saîd b. el-Müseyyeb’den; Ebû Musa el-Eş’arî bana haber verdi; dedi ki: Evimde abdest alıp dışarı çıktım ve: “Bugün Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den hiç ayrılmayacağım ve gün boyu onunla beraber olacağım.” dedim. Mescide gelip Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i sordum. “Dışarı çıktı, şu tarafa doğru gitti.” dediler. Onun peşinden gittim, sora sora nihayet Erîs Kuyusu’nun [bulunduğu bahçeye] girdiğini öğrendim. Bahçenin hurma dallarından yapılmış kapısının önünde oturdum. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ihtiyacını giderip abdest alıncaya kadar bekledim. Yanına gittiğimde onu Erîs Kuyusu’nun bileziğine oturmuş, bacaklarını açmış ve ayaklarını kuyuya sarkıtmış bir halde buldum. Ona selam verdim ve tekrar kapının yanına gidip oturdum. Kendi kendime: “Bugün Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in kapıcısı olacağım.” dedim. Derken Ebû Bekir gelip kapıyı itti. “Kim o?” dedim. “Ebû Bekir.” dedi. “Biraz bekle.” dedim ve içeri gidip: “Ey Allah’ın Resulü! Ebû Bekir gelmiş, izin istiyor.” dedim. Resulullah: “İzin ver ve onu cennetle müjdele.” buyurdu. Ebû Bekir’e: “İçeri gir, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem seni cennetle müjdeliyor.” dedim. Ebû Bekir içeri girdi; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sağ yanına kuyu bileziğine oturdu ve o da ayaklarını kuyuya sarkıttı. Ben tekrar kapıya döndüm. Kardeşimi [evde] abdest alırken bırakmıştım. İçimden: “Eğer Allah kardeşim hakkında hayır murat ederse onu buraya getirir.” dedim. Birisi kapıyı çaldı. “Kim o?” dedim. “Ömer b. el-Hattâb.” dedi. “Biraz bekle.” dedim ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına gidip: “Ömer izin istiyor.” dedim. Resulullah: “İzin ver ve onu cennetle müjdele.” buyurdu. Ömer’e: “Resulullah izin verdi ve seni cennetle müjdeliyor.” dedim. Ömer içeri girdi ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sol yanına oturup ayaklarını kuyuya sarkıttı. Yine kapıya dönüp: “Eğer Allah kardeşim hakkında hayır murat ederse onu getirir.” dedim. Birisi gelip kapıyı çaldı. “Kim o?” dedim. “Osman b. Affân.” dedi. “Biraz bekle.” dedim ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e haber verdim. Resulullah: “İzin ver ve başına gelecek bir bela ile birlikte onu cennetle müjdele.” buyurdu. Osman’a: “İçeri gir; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem başına gelecek bir bela ile birlikte seni cennetle müjdeliyor.” dedim. Osman içeri girdi; kuyu bileziğinin dolduğunu görünce onların karşısına, diğer tarafa oturdu. Şerîk der ki: Saîd b. el-Müseyyeb: “Ben bu [oturuş şeklini] onların kabirleri olarak tabir ettim.” dedi.

2403_4. Hadis

حَدَّثَنِيهِ أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، حَدَّثَنِي شَرِيكُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، يَقُولُ حَدَّثَنِي أَبُو مُوسَى الأَشْعَرِيُّ، هَا هُنَا - وَأَشَارَ لِي سُلَيْمَانُ إِلَى مَجْلِسِ سَعِيدٍ نَاحِيَةَ الْمَقْصُورَةِ - قَالَ أَبُو مُوسَى خَرَجْتُ أُرِيدُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَوَجَدْتُهُ قَدْ سَلَكَ فِي الأَمْوَالِ فَتَبِعْتُهُ فَوَجَدْتُهُ قَدْ دَخَلَ مَالاً فَجَلَسَ فِي الْقُفِّ وَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ وَدَلاَّهُمَا فِي الْبِئْرِ ‏.‏ وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِمَعْنَى حَدِيثِ يَحْيَى بْنِ حَسَّانَ وَلَمْ يَذْكُرْ قَوْلَ سَعِيدٍ فَأَوَّلْتُهَا قُبُورَهُمْ ‏.‏

Bunu bana Ebû Bekir b. İshâk anlattı; bize Saîd b. Ufeyr anlattı; bana Süleyman b. Bilâl anlattı; bana Şerîk b. Abdullah b. Ebî Nemir anlattı; Saîd b. el-Müseyyeb’i şöyle derken işittim: “Ebû Musa el-Eş’arî bana tam şurada -Süleyman, Saîd’in maksûre tarafındaki meclisini işaret ederek gösterdi- anlatmıştı.” Ebû Musa: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına gitmek üzere dışarı çıktım; onun bahçelerin arasına daldığını gördüm ve onu takip ettim. Onu bahçelerden birine girmiş, kuyu bileziğine oturmuş, bacaklarını açmış ve ayaklarını kuyuya sarkıtmış bir halde buldum.” dedi. [Ravi] hadisi Yahyâ b. Hassân’ın hadisi mânâsında anlattı; ancak Saîd’in: “Ben bunu onların kabirleri olarak tabir ettim.” sözünü zikretmedi.

2403_5. Hadis

حَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ قَالاَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي، مَرْيَمَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، أَخْبَرَنِي شَرِيكُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، عَنْ سَعِيدِ، بْنِ الْمُسَيَّبِ عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا إِلَى حَائِطٍ بِالْمَدِينَةِ لِحَاجَتِهِ فَخَرَجْتُ فِي إِثْرِهِ ‏.‏ وَاقْتَصَّ الْحَدِيثَ بِمَعْنَى حَدِيثِ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ وَذَكَرَ فِي الْحَدِيثِ قَالَ ابْنُ الْمُسَيَّبِ ‏.‏ فَتَأَوَّلْتُ ذَلِكَ قُبُورَهُمُ اجْتَمَعَتْ هَا هُنَا وَانْفَرَدَ عُثْمَانُ ‏.‏

Bize el-Hasen b. Ali el-Hulvânî ve Ebû Bekir b. İshâk anlattılar; dediler ki: Bize Saîd b. Ebî Meryem anlattı; bize Muhammed b. Ca’fer b. Ebî Kesîr anlattı; bana Şerîk b. Abdullah b. Ebî Nemir haber verdi; Saîd b. el-Müseyyeb’den; Ebû Musa el-Eş’arî’den; dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün ihtiyacını gidermek için Medine’deki bahçelerden birine çıktı; ben de onun peşinden gittim.” [Ravi] hadisi Süleyman b. Bilâl’in hadisi mânâsında nakletti ve hadiste şunu da zikretti: İbnü’l-Müseyyeb: “Ben bu durumu, [Nebi, Ebû Bekir ve Ömer’in] kabirlerinin bir arada olacağı, Osman’ın ise onlardan ayrı kalacağı şeklinde tabir ettim.” demiştir.

2404_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، وَأَبُو جَعْفَرٍ مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ وَعُبَيْدُ اللَّهِ الْقَوَارِيرِيُّ وَسُرَيْجُ بْنُ يُونُسَ كُلُّهُمْ عَنْ يُوسُفَ الْمَاجِشُونِ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الصَّبَّاحِ - حَدَّثَنَا يُوسُفُ، أَبُو سَلَمَةَ الْمَاجِشُونُ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدِ، بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِعَلِيٍّ ‏ "‏ أَنْتَ مِنِّي بِمَنْزِلَةِ هَارُونَ مِنْ مُوسَى إِلاَّ أَنَّهُ لاَ نَبِيَّ بَعْدِي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ سَعِيدٌ فَأَحْبَبْتُ أَنْ أُشَافِهَ بِهَا سَعْدًا فَلَقِيتُ سَعْدًا فَحَدَّثْتُهُ بِمَا حَدَّثَنِي عَامِرٌ فَقَالَ أَنَا سَمِعْتُهُ ‏.‏ فَقُلْتُ آنْتَ سَمِعْتَهُ فَوَضَعَ إِصْبَعَيْهِ عَلَى أُذُنَيْهِ فَقَالَ نَعَمْ وَإِلاَّ فَاسْتَكَّتَا ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ et-Temîmî, Ebû Ca'fer Muhammed b. es-Sabbâh, Ubeydullah el-Kavârîrî ve Süreyc b. Yûnus anlattılar; hepsi Yûsuf el-Mâcishûn'dan rivayet ettiler -lafız İbnü’s-Sabbâh’ındır-. Bize Yûsuf Ebû Seleme el-Mâcishûn anlattı; bize Muhammed b. el-Münkedir anlattı; Saîd b. el-Müseyyeb’den; Âmir b. Sa’d b. Ebî Vakkâs’tan; babasından; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ali’ye: “Senin bana olan konumun, Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir. Şu kadar var ki benden sonra peygamber yoktur.” buyurdu. Saîd dedi ki: “Bunu bizzat Sa’d’ın ağzından işitmek istedim. Sa’d ile karşılaştığımda Âmir’in bana anlattığını ona söyledim. Sa’d: ‘Bunu ben bizzat işittim.’ dedi. Ben: ‘Gerçekten sen mi işittin?’ diye üsteleyince, iki parmağını kulaklarına koyarak: ‘Evet, yoksa sağır olsunlar!’ dedi.”

2404_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدِ بْنِ، أَبِي وَقَّاصٍ عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، قَالَ خَلَّفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ تُخَلِّفُنِي فِي النِّسَاءِ وَالْصِّبْيَانِ فَقَالَ ‏ "‏ أَمَا تَرْضَى أَنْ تَكُونَ مِنِّي بِمَنْزِلَةِ هَارُونَ مِنْ مُوسَى غَيْرَ أَنَّهُ لاَ نَبِيَّ بَعْدِي ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Gunder anlattı; Şu’be’den; (H) bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Ca’fer anlattı; bize Şu’be anlattı; el-Hakem’den; Mus’ab b. Sa’d b. Ebî Vakkâs’tan; Sa’d b. Ebî Vakkâs’tan; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Tebük Gazvesi’nde Ali b. Ebî Tâlib’i geride [vekil olarak] bıraktı. Ali: “Ey Allah’ın Resulü! Beni kadınların ve çocukların arasında mı bırakıyorsun?” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Senin bana olan konumunun, Harun’un Musa’ya olan konumu gibi olmasına razı olmaz mısın? Ancak benden sonra peygamber yoktur.” buyurdu.

2404_3. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muâz anlattı; bize babam anlattı; bize Şu’be bu isnadla [aynı hadisi] rivayet etti.

2404_4. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، - وَتَقَارَبَا فِي اللَّفْظِ - قَالاَ حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، - وَهُوَ ابْنُ إِسْمَاعِيلَ - عَنْ بُكَيْرِ بْنِ مِسْمَارٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَمَرَ مُعَاوِيَةُ بْنُ أَبِي سُفْيَانَ سَعْدًا فَقَالَ مَا مَنَعَكَ أَنْ تَسُبَّ أَبَا التُّرَابِ فَقَالَ أَمَّا مَا ذَكَرْتُ ثَلاَثًا قَالَهُنَّ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَنْ أَسُبَّهُ لأَنْ تَكُونَ لِي وَاحِدَةٌ مِنْهُنَّ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ حُمْرِ النَّعَمِ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ لَهُ خَلَّفَهُ فِي بَعْضِ مَغَازِيهِ فَقَالَ لَهُ عَلِيٌّ يَا رَسُولَ اللَّهِ خَلَّفْتَنِي مَعَ النِّسَاءِ وَالصِّبْيَانِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَمَا تَرْضَى أَنْ تَكُونَ مِنِّي بِمَنْزِلَةِ هَارُونَ مِنْ مُوسَى إِلاَّ أَنَّهُ لاَ نُبُوَّةَ بَعْدِي ‏"‏ ‏.‏ وَسَمِعْتُهُ يَقُولُ يَوْمَ خَيْبَرَ ‏"‏ لأُعْطِيَنَّ الرَّايَةَ رَجُلاً يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَتَطَاوَلْنَا لَهَا فَقَالَ ‏"‏ ادْعُوا لِي عَلِيًّا ‏"‏ ‏.‏ فَأُتِيَ بِهِ أَرْمَدَ فَبَصَقَ فِي عَيْنِهِ وَدَفَعَ الرَّايَةَ إِلَيْهِ فَفَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَلَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏ فَقُلْ تَعَالَوْا نَدْعُ أَبْنَاءَنَا وَأَبْنَاءَكُمْ‏}‏ دَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلِيًّا وَفَاطِمَةَ وَحَسَنًا وَحُسَيْنًا فَقَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ هَؤُلاَءِ أَهْلِي ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd ve Muhammed b. Abbâd anlattılar -lafızları birbirine yakındır-. Dediler ki: Bize Hâtim -ki o İbn İsmâil’dir- anlattı; Bükeyr b. Mismâr’dan; Âmir b. Sa’d b. Ebî Vakkâs’tan; babasından; dedi ki: Muâviye b. Ebî Süfyân, Sa’d’a [bazı işler] emretti ve: “Ebû’t-Turâb’a sövmene engel olan nedir?” diye sordu. Sa’d: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in onun hakkında söylediği üç şey aklıma geldikçe ona asla sövmem. O özelliklerden birinin bende olması, benim için kızıl develere sahip olmaktan daha sevimlidir. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in onu bir gazvesinde [Tebük] geride bıraktığında ona şöyle dediğini işittim: Ali: ‘Ey Allah’ın Resulü! Beni kadınların ve çocukların başında mı bıraktın?’ deyince, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: ‘Senin bana olan konumunun, Harun’un Musa’ya olan konumu gibi olmasına razı değil misin? Ancak benden sonra peygamberlik yoktur.’ buyurdu. Hayber günü de onun: ‘Sancağı mutlaka Allah’ı ve Resulünü seven, Allah ve Resulünün de kendisini sevdiği bir adama vereceğim.’ buyurduğunu işittim. Hepimiz sancak bize verilsin diye can attık; fakat o: ‘Bana Ali’yi çağırın!’ buyurdu. Ali, gözleri ağrımış bir halde getirildi. Resulullah onun gözüne tükürdü ve sancağı ona teslim etti; Allah da onun eliyle fethi müyesser kıldı. { فَقُلْ تَعَالَوْا نَدْعُ أَبْنَاءَنَا وَأَبْنَاءَكُمْ } ‘De ki: Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı çağıralım...’ ayeti nazil olunca da Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’i çağırdı ve: ‘Allah’ım! İşte bunlar benim ailemdir.’ buyurdu.”

2404_5. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، سَمِعْتُ إِبْرَاهِيمَ، بْنَ سَعْدٍ عَنْ سَعْدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ لِعَلِيٍّ ‏ "‏ أَمَا تَرْضَى أَنْ تَكُونَ مِنِّي بِمَنْزِلَةِ هَارُونَ مِنْ مُوسَى ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Gunder anlattı; Şu’be’den; (H) bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Ca’fer anlattı; bize Şu’be anlattı; Sa’d b. İbrahim’den; İbrahim b. Sa’d’ı, Sa’d’dan işittim; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Ali’ye: “Senin bana olan konumunun, Harun’un Musa’ya olan konumu gibi olmasına razı olmaz mısın?” buyurdu.

2405. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْقَارِيَّ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ خَيْبَرَ ‏"‏ لأُعْطِيَنَّ هَذِهِ الرَّايَةَ رَجُلاً يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ يَفْتَحُ اللَّهُ عَلَى يَدَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ مَا أَحْبَبْتُ الإِمَارَةَ إِلاَّ يَوْمَئِذٍ - قَالَ - فَتَسَاوَرْتُ لَهَا رَجَاءَ أَنْ أُدْعَى لَهَا - قَالَ - فَدَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ فَأَعْطَاهُ إِيَّاهَا وَقَالَ ‏"‏ امْشِ وَلاَ تَلْتَفِتْ حَتَّى يَفْتَحَ اللَّهُ عَلَيْكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَسَارَ عَلِيٌّ شَيْئًا ثُمَّ وَقَفَ وَلَمْ يَلْتَفِتْ فَصَرَخَ يَا رَسُولَ اللَّهِ عَلَى مَاذَا أُقَاتِلُ النَّاسَ قَالَ ‏"‏ قَاتِلْهُمْ حَتَّى يَشْهَدُوا أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ فَإِذَا فَعَلُوا ذَلِكَ فَقَدْ مَنَعُوا مِنْكَ دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Ya’kūb -yani İbn Abdurrahman el-Kārî- anlattı; Süheyl’den; babasından; Ebu Hureyre’den; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hayber günü şöyle buyurdu: “Bu sancağı mutlaka Allah’ı ve Resulünü seven bir adama vereceğim; Allah onun elleriyle fethi müyesser kılacaktır.” Ömer b. el-Hattâb: “Komutanlığı ancak o gün arzuladım; beni çağırması ümidiyle [Resulullah’a] kendimi göstermeye çalıştım.” demiştir. Ancak Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ali b. Ebî Tâlib’i çağırdı ve sancağı ona vererek: “Yürü, Allah sana fethi müyesser kılıncaya kadar arkana bakma!” buyurdu. Ali bir süre yürüdü, sonra arkasına bakmadan durdu ve: “Ey Allah’ın Resulü! İnsanlarla ne üzerine savaşayım?” diye seslendi. Resulullah: “Onlarla, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şehadet edinceye kadar savaş! Bunu yaptıkları takdirde -haklı bir sebep müstesna- kanlarını ve mallarını senden korumuş olurlar; hesapları ise Allah’a aittir.” buyurdu.

2406. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي حَازِمٍ - عَنْ أَبِي، حَازِمٍ عَنْ سَهْلٍ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، - وَاللَّفْظُ هَذَا - حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - عَنْ أَبِي حَازِمٍ، أَخْبَرَنِي سَهْلُ بْنُ سَعْدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ خَيْبَرَ ‏"‏ لأُعْطِيَنَّ هَذِهِ الرَّايَةَ رَجُلاً يَفْتَحُ اللَّهُ عَلَى يَدَيْهِ يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَبَاتَ النَّاسُ يَدُوكُونَ لَيْلَتَهُمْ أَيُّهُمْ يُعْطَاهَا - قَالَ - فَلَمَّا أَصْبَحَ النَّاسُ غَدَوْا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كُلُّهُمْ يَرْجُونَ أَنْ يُعْطَاهَا فَقَالَ ‏"‏ أَيْنَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالُوا هُوَ يَا رَسُولَ اللَّهِ يَشْتَكِي عَيْنَيْهِ - قَالَ - فَأَرْسَلُوا إِلَيْهِ فَأُتِيَ بِهِ فَبَصَقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي عَيْنَيْهِ وَدَعَا لَهُ فَبَرَأَ حَتَّى كَأَنْ لَمْ يَكُنْ بِهِ وَجَعٌ فَأَعْطَاهُ الرَّايَةَ فَقَالَ عَلِيٌّ يَا رَسُولَ اللَّهِ أُقَاتِلُهُمْ حَتَّى يَكُونُوا مِثْلَنَا ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ انْفُذْ عَلَى رِسْلِكَ حَتَّى تَنْزِلَ بِسَاحَتِهِمْ ثُمَّ ادْعُهُمْ إِلَى الإِسْلاَمِ وَأَخْبِرْهُمْ بِمَا يَجِبُ عَلَيْهِمْ مِنْ حَقِّ اللَّهِ فِيهِ فَوَاللَّهِ لأَنْ يَهْدِيَ اللَّهُ بِكَ رَجُلاً وَاحِدًا خَيْرٌ لَكَ مِنْ أَنْ يَكُونَ لَكَ حُمْرُ النَّعَمِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Abdülaziz -yani İbn Ebî Hâzim- anlattı; Ebû Hâzim’den; Sehl’den; (H) bize Kuteybe b. Saîd anlattı -lafız onundur-; bize Ya’kūb -yani İbn Abdurrahman- anlattı; Ebû Hâzim’den; Sehl b. Sa’d bana haber verdi; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hayber günü şöyle buyurdu: “Bu sancağı mutlaka, Allah’ın elleriyle fethi müyesser kılacağı, Allah’ı ve Resulünü seven, Allah ve Resulünün de kendisini sevdiği bir adama vereceğim.” Bunun üzerine insanlar, sancağın kime verileceğini merak ederek o geceyi konuşup durarak geçirdiler. Sabah olunca her biri sancağın kendisine verileceği ümidiyle Resulullah sallallâhu aleyhive sellem’in yanına koştular. Resulullah: “Ali b. Ebî Tâlib nerede?” diye sordu. “Gözlerinden rahatsızdır ey Allah’ın Resulü!” dediler. [Haber] gönderip onu getirttiler. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun gözlerine tükürdü ve dua etti; Ali o anda sanki hiçbir ağrısı yokmuş gibi iyileşti. Resulullah sancağı ona teslim etti. Ali: “Ey Allah’ın Resulü! Onlarla bizim gibi [Müslüman] oluncaya kadar mı savaşayım?” diye sordu. Resulullah: “Acele etmeden ağır ağır ilerleyip onların yanına var. Sonra onları İslam’a davet et ve İslam’da üzerlerine düşen Allah’ın haklarını onlara haber ver. Vallahi, Allah’ın senin vasıtanla bir tek kişiye hidayet vermesi, senin için kızıl develere sahip olmaktan çok daha hayırlıdır.” buyurdu.

2407. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، - يَعْنِي ابْنَ إِسْمَاعِيلَ - عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي، عُبَيْدٍ عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، قَالَ كَانَ عَلِيٌّ قَدْ تَخَلَّفَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي خَيْبَرَ وَكَانَ رَمِدًا فَقَالَ أَنَا أَتَخَلَّفُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَخَرَجَ عَلِيٌّ فَلَحِقَ بِالنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا كَانَ مَسَاءُ اللَّيْلَةِ الَّتِي فَتَحَهَا اللَّهُ فِي صَبَاحِهَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لأُعْطِيَنَّ الرَّايَةَ - أَوْ لَيَأْخُذَنَّ بِالرَّايَةِ - غَدًا رَجُلٌ يُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَوْ قَالَ يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ يَفْتَحُ اللَّهُ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ فَإِذَا نَحْنُ بِعَلِيٍّ وَمَا نَرْجُوهُ فَقَالُوا هَذَا عَلِيٌّ ‏.‏ فَأَعْطَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الرَّايَةَ فَفَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Hâtim -yani İbn İsmâil- anlattı; Yezîd b. Ebî Ubeyd’den; Seleme b. el-Ekva’dan; dedi ki: Ali, gözlerinden rahatsız olduğu için Hayber seferinde başlangıçta Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den geri kalmıştı. Fakat: “Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den nasıl geri kalırım?” diyerek yola çıktı ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e yetişti. Allah’ın, sabahında fethi nasip ettiği gecenin akşamında Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yarın sancağı mutlaka öyle bir adama vereceğim ki -veya sancağı yarın öyle bir adam alacak ki-; o Allah’ı ve Resulünü sever, Allah ve Resulü de onu sever; Allah fethi onun elleriyle gerçekleştirecektir.” Hiç beklemediğimiz bir anda Ali yanımızda beliriverdi. Oradakiler: “İşte Ali geldi!” dediler. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem sancağı ona verdi ve Allah onun eliyle fethi nasip etti.

2408_1. Hadis

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَشُجَاعُ بْنُ مَخْلَدٍ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنِي أَبُو حَيَّانَ، حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ حَيَّانَ، قَالَ انْطَلَقْتُ أَنَا وَحُصَيْنُ، بْنُ سَبْرَةَ وَعُمَرُ بْنُ مُسْلِمٍ إِلَى زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ فَلَمَّا جَلَسْنَا إِلَيْهِ قَالَ لَهُ حُصَيْنٌ لَقَدْ لَقِيتَ يَا زَيْدُ خَيْرًا كَثِيرًا رَأَيْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَسَمِعْتَ حَدِيثَهُ وَغَزَوْتَ مَعَهُ وَصَلَّيْتَ خَلْفَهُ لَقَدْ لَقِيتَ يَا زَيْدُ خَيْرًا كَثِيرًا حَدِّثْنَا يَا زَيْدُ مَا سَمِعْتَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - قَالَ - يَا ابْنَ أَخِي وَاللَّهِ لَقَدْ كَبِرَتْ سِنِّي وَقَدُمَ عَهْدِي وَنَسِيتُ بَعْضَ الَّذِي كُنْتُ أَعِي مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَمَا حَدَّثْتُكُمْ فَاقْبَلُوا وَمَا لاَ فَلاَ تُكَلِّفُونِيهِ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا فِينَا خَطِيبًا بِمَاءٍ يُدْعَى خُمًّا بَيْنَ مَكَّةَ وَالْمَدِينَةِ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ وَوَعَظَ وَذَكَّرَ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَمَّا بَعْدُ أَلاَ أَيُّهَا النَّاسُ فَإِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ يُوشِكُ أَنْ يَأْتِيَ رَسُولُ رَبِّي فَأُجِيبَ وَأَنَا تَارِكٌ فِيكُمْ ثَقَلَيْنِ أَوَّلُهُمَا كِتَابُ اللَّهِ فِيهِ الْهُدَى وَالنُّورُ فَخُذُوا بِكِتَابِ اللَّهِ وَاسْتَمْسِكُوا بِهِ ‏"‏ ‏.‏ فَحَثَّ عَلَى كِتَابِ اللَّهِ وَرَغَّبَ فِيهِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ وَأَهْلُ بَيْتِي أُذَكِّرُكُمُ اللَّهَ فِي أَهْلِ بَيْتِي أُذَكِّرُكُمُ اللَّهَ فِي أَهْلِ بَيْتِي أُذَكِّرُكُمُ اللَّهَ فِي أَهْلِ بَيْتِي ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ حُصَيْنٌ وَمَنْ أَهْلُ بَيْتِهِ يَا زَيْدُ أَلَيْسَ نِسَاؤُهُ مِنْ أَهْلِ بَيْتِهِ قَالَ نِسَاؤُهُ مِنْ أَهْلِ بَيْتِهِ وَلَكِنْ أَهْلُ بَيْتِهِ مَنْ حُرِمَ الصَّدَقَةَ بَعْدَهُ ‏.‏ قَالَ وَمَنْ هُمْ قَالَ هُمْ آلُ عَلِيٍّ وَآلُ عَقِيلٍ وَآلُ جَعْفَرٍ وَآلُ عَبَّاسٍ ‏.‏ قَالَ كُلُّ هَؤُلاَءِ حُرِمَ الصَّدَقَةَ قَالَ نَعَمْ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb ve Şücâ' b. Mahled anlattılar; her ikisi de İbn Ulayya’dan rivayet ettiler. Züheyr: “Bize İsmâil b. İbrahim anlattı.” dedi. Bana Ebû Hayyân anlattı; bana Yezîd b. Hayyân anlattı; dedi ki: Ben, Husayn b. Sebre ve Ömer b. Müslim ile birlikte Zeyd b. Erkam’ın yanına gittik. Yanına oturduğumuzda Husayn ona: “Ey Zeyd! Sen gerçekten çok büyük hayırlara erdin; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i gördün, sözlerini işittin, onunla gazvelere katıldın ve arkasında namaz kıldın. Gerçekten çok büyük hayırlara erdin ey Zeyd! Bize Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittiklerini anlat.” dedi. Zeyd şöyle cevap verdi: “Ey kardeşimin oğlu! Vallahi yaşım ilerledi, o günler üzerinden çok zaman geçti ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den ezberlediklerimin bir kısmını unuttum. Bu sebeple size anlattıklarımı kabul edin; anlatmadıklarım hususunda ise beni zorlamayın.” Sonra devam etti: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün Mekke ile Medine arasında Hum denilen bir suyun başında bize hitap etmek üzere ayağa kalktı. Allah’a hamd ve sena etti, vaaz ve nasihatte bulundu. Sonra şöyle buyurdu: ‘Bundan sonra; ey insanlar! Şunu bilin ki ben ancak bir insanım; Rabbimin elçisinin gelmesi ve benim ona icabet etmem yakındır. Ben size iki ağır emanet bırakıyorum. Bunların birincisi Allah’ın Kitabı’dır; onda hidayet ve nur vardır. Öyleyse Allah’ın Kitabı’na sarılın ve ona sımsıkı tutunun!’ Böylece Allah’ın Kitabı’na teşvik etti ve ona rağbeti artırdı. Sonra: ‘Diğeri de Ehl-i Beytimdir. Ehl-i Beytim hakkında size Allah’ı hatırlatırım! Ehl-i Beytim hakkında size Allah’ı hatırlatırım! Ehl-i Beytim hakkında size Allah’ı hatırlatırım!’ buyurdu.” Husayn: “Ey Zeyd! Onun Ehl-i Beyti kimlerdir? Hanımları da Ehl-i Beytinden değil midir?” diye sordu. Zeyd: “Hanımları da ev halkındandır; lakin [hadisteki] Ehl-i Beyti, kendisinden sonra sadaka almaları haram kılınan kimselerdir.” dedi. Husayn: “Onlar kimlerdir?” diye sorunca; Zeyd: “Onlar Ali’nin ailesi, Akîl’in ailesi, Ca’fer’in ailesi ve Abbas’ın ailesidir.” dedi. Husayn: “Bunların hepsine sadaka haram mıdır?” dedi. Zeyd: “Evet.” cevabını verdi.

2408_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكَّارِ بْنِ الرَّيَّانِ، حَدَّثَنَا حَسَّانُ، - يَعْنِي ابْنَ إِبْرَاهِيمَ - عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ حَيَّانَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِنَحْوِهِ بِمَعْنَى حَدِيثِ زُهَيْرٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Bekkâr b. er-Reyyân anlattı; bize Hassân -yani İbn İbrahim- anlattı; Saîd b. Mesrûk’tan; Yezîd b. Hayyân’dan; Zeyd b. Erkam’dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; [Ravi] hadisi Züheyr’in hadisi mânâsında bir rivayette bulundu.

2408_3. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، كِلاَهُمَا عَنْ أَبِي حَيَّانَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ نَحْوَ حَدِيثِ إِسْمَاعِيلَ وَزَادَ فِي حَدِيثِ جَرِيرٍ ‏ "‏ كِتَابُ اللَّهِ فِيهِ الْهُدَى وَالنُّورُ مَنِ اسْتَمْسَكَ بِهِ وَأَخَذَ بِهِ كَانَ عَلَى الْهُدَى وَمَنْ أَخْطَأَهُ ضَلَّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Muhammed b. Fudayl anlattı; (H) bize İshâk b. İbrahim anlattı; bize Cerîr haber verdi; her ikisi de Ebû Hayyân’dan bu isnadla, İsmâil’in hadisi benzerinde [bir rivayette bulundular]. Cerîr’in hadisinde şu ziyade yer almaktadır: “Allah’ın Kitabı; onda hidayet ve nur vardır. Kim ona sımsıkı sarılır ve onu rehber edinirse hidayet üzere olur; kim de ondan ayrılırsa sapıklığa düşer.”

2408_4. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكَّارِ بْنِ الرَّيَّانِ، حَدَّثَنَا حَسَّانُ، - يَعْنِي ابْنَ إِبْرَاهِيمَ - عَنْ سَعِيدٍ، - وَهُوَ ابْنُ مَسْرُوقٍ - عَنْ يَزِيدَ بْنِ حَيَّانَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، قَالَ دَخَلْنَا عَلَيْهِ فَقُلْنَا لَهُ لَقَدْ رَأَيْتَ خَيْرًا ‏.‏ لَقَدْ صَاحَبْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَصَلَّيْتَ خَلْفَهُ ‏.‏ وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِنَحْوِ حَدِيثِ أَبِي حَيَّانَ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ أَلاَ وَإِنِّي تَارِكٌ فِيكُمْ ثَقَلَيْنِ أَحَدُهُمَا كِتَابُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ هُوَ حَبْلُ اللَّهِ مَنِ اتَّبَعَهُ كَانَ عَلَى الْهُدَى وَمَنْ تَرَكَهُ كَانَ عَلَى ضَلاَلَةٍ ‏"‏ ‏.‏ وَفِيهِ فَقُلْنَا مَنْ أَهْلُ بَيْتِهِ نِسَاؤُهُ قَالَ لاَ وَايْمُ اللَّهِ إِنَّ الْمَرْأَةَ تَكُونُ مَعَ الرَّجُلِ الْعَصْرَ مِنَ الدَّهْرِ ثُمَّ يُطَلِّقُهَا فَتَرْجِعُ إِلَى أَبِيهَا وَقَوْمِهَا أَهْلُ بَيْتِهِ أَصْلُهُ وَعَصَبَتُهُ الَّذِينَ حُرِمُوا الصَّدَقَةَ بَعْدَهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Bekkâr b. er-Reyyân anlattı; bize Hassân -yani İbn İbrahim- anlattı; Saîd’den -ki o İbn Mesrûk’tur-; Yezîd b. Hayyân’dan; Zeyd b. Erkam’dan; dedi ki: Onun yanına girdik ve: “Sen gerçekten büyük hayırlara erdin; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e arkadaşlık ettin ve arkasında namaz kıldın.” dedik. [Ravi] hadisi Ebû Hayyân’ın rivayeti benzerinde nakletti; şu kadar var ki [bu rivayette Resulullah] şöyle buyurdu: “Dikkat edin! Ben size iki ağır emanet bırakıyorum. Bunlardan biri Allah Azze ve Celle’nin Kitabı’dır; o Allah’ın ipidir. Kim ona uyarsa hidayet üzere olur, kim de onu terk ederse sapıklık üzere olur.” Hadiste [Zeyd’e]: “Ehl-i Beyti kimlerdir? Hanımları mıdır?” diye sorduk. Zeyd şöyle cevap verdi: “Hayır, vallahi! Zira kadın, kocasının yanında bir süre beraber olur; sonra kocası onu boşar ve o, babasına ve kavmine geri döner. [Hadisteki manada] Ehl-i Beyti ise; onun aslı ve kendisinden sonra sadaka almaları haram kılınan akrabalarıdır.”

2409. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي حَازِمٍ - عَنْ أَبِي، حَازِمٍ عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ اسْتُعْمِلَ عَلَى الْمَدِينَةِ رَجُلٌ مِنْ آلِ مَرْوَانَ - قَالَ - فَدَعَا سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ فَأَمَرَهُ أَنْ يَشْتِمَ عَلِيًّا - قَالَ - فَأَبَى سَهْلٌ فَقَالَ لَهُ أَمَّا إِذْ أَبَيْتَ فَقُلْ لَعَنَ اللَّهُ أَبَا التُّرَابِ ‏.‏ فَقَالَ سَهْلٌ مَا كَانَ لِعَلِيٍّ اسْمٌ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ أَبِي التُّرَابِ وَإِنْ كَانَ لَيَفْرَحُ إِذَا دُعِيَ بِهَا ‏.‏ فَقَالَ لَهُ أَخْبِرْنَا عَنْ قِصَّتِهِ لِمَ سُمِّيَ أَبَا تُرَابٍ قَالَ جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْتَ فَاطِمَةَ فَلَمْ يَجِدْ عَلِيًّا فِي الْبَيْتِ فَقَالَ ‏"‏ أَيْنَ ابْنُ عَمِّكِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ كَانَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ شَىْءٌ فَغَاضَبَنِي فَخَرَجَ فَلَمْ يَقِلْ عِنْدِي فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لإِنْسَانٍ ‏"‏ انْظُرْ أَيْنَ هُوَ ‏"‏ ‏.‏ فَجَاءَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هُوَ فِي الْمَسْجِدِ رَاقِدٌ ‏.‏ فَجَاءَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مُضْطَجِعٌ قَدْ سَقَطَ رِدَاؤُهُ عَنْ شِقِّهِ فَأَصَابَهُ تُرَابٌ فَجَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمْسَحُهُ عَنْهُ وَيَقُولُ ‏"‏ قُمْ أَبَا التُّرَابِ قُمْ أَبَا التُّرَابِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Abdülaziz -yani İbn Ebî Hâzim- anlattı; Ebû Hâzim’den; Sehl b. Sa’d’dan; dedi ki: Mervân ailesinden bir adam Medine’ye vali tayin edilmişti. Sehl b. Sa’d’ı çağırarak Ali’ye sövmesini emretti. Sehl bunu reddedince vali: “Madem sövmeyi reddediyorsun, o halde: ‘Allah Ebû’t-Turâb’a lanet etsin!’ de.” dedi. Sehl şöyle karşılık verdi: “Ali’nin kendisine Ebû’t-Turâb denilmesinden daha çok sevdiği başka bir ismi yoktu; bu isimle çağrıldığında gerçekten çok sevinirdi.” Vali ona: “Bize onun hikâyesini anlat; ona niçin Ebû’t-Turâb ismi verildi?” diye sordu. Sehl şöyle anlattı: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Fatıma’nın evine geldi ve Ali’yi evde bulamadı. ‘Amcanın oğlu nerede?’ diye sordu. Fatıma: ‘Aramızda bir şey geçti, bana kızdı ve dışarı çıktı; yanımda öğle uykusuna yatmadı.’ dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem birine: ‘Bak bakalım nerede?’ buyurdu. O kişi gelip: ‘Ey Allah’ın Resulü! Mescitte uyuyor.’ dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ali’nin yanına geldi. Ali yan üstü uzanmıştı; ridası yanından sıyrılmış ve üzerine toprak bulaşmıştı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun üzerindeki toprağı eliyle siliyor ve bir yandan da: ‘Kalk Ebû’t-Turâb! Kalk Ebû’t-Turâb!’ diyordu.”

2410_1. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ أَرِقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ فَقَالَ لَيْتَ رَجُلاً صَالِحًا مِنْ أَصْحَابِي يَحْرُسُنِي اللَّيْلَةَ ‏.‏ قَالَتْ وَسَمِعْنَا صَوْتَ السِّلاَحِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ سَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ جِئْتُ أَحْرُسُكَ ‏.‏ قَالَتْ عَائِشَةُ فَنَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى سَمِعْتُ غَطِيطَهُ ‏.‏

Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb anlattı; bize Süleyman b. Bilâl anlattı; Yahyâ b. Saîd’den; Abdullah b. Âmir b. Rebîa’dan; Âişe’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gece uyuyamadı ve: “Keşke ashabımdan salih bir adam bu gece beni beklese!” buyurdu. Derken bir silah sesi işittik. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Kim o?” diye sordu. Gelen: “Sa’d b. Ebî Vakkâs’tır ey Allah’ın Resulü! Seni korumak için geldim.” dedi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem uyudu; öyle ki horultusunu işittim.

2410_2. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَهِرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَقْدَمَهُ الْمَدِينَةَ لَيْلَةً فَقَالَ ‏"‏ لَيْتَ رَجُلاً صَالِحًا مِنْ أَصْحَابِي يَحْرُسُنِي اللَّيْلَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَبَيْنَا نَحْنُ كَذَلِكَ سَمِعْنَا خَشْخَشَةَ سِلاَحٍ فَقَالَ ‏"‏ مَنْ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ سَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا جَاءَ بِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَقَعَ فِي نَفْسِي خَوْفٌ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجِئْتُ أَحْرُسُهُ ‏.‏ فَدَعَا لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ نَامَ ‏.‏ وَفِي رِوَايَةِ ابْنِ رُمْحٍ فَقُلْنَا مَنْ هَذَا

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Leys anlattı; (H) bize Muhammed b. Rumh anlattı; bize el-Leys haber verdi; Yahyâ b. Saîd’den; Abdullah b. Âmir b. Rebîa’dan; Âişe’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Medine’ye ilk gelişinde bir gece uykusuz kaldı ve: “Keşke ashabımdan salih bir adam bu gece beni beklese!” buyurdu. Biz bu haldeyken bir silah hışırtısı işittik. Resulullah: “Kim o?” diye sordu. Gelen: “Sa’d b. Ebî Vakkâs’tır.” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Seni buraya getiren nedir?” diye sordu. Sa’d: “İçime Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem için bir korku düştü de onu korumaya geldim.” dedi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona dua etti, sonra da uyudu. İbn Rumh’un rivayetinde: “Biz: ‘Kim o?’ dedik.” ifadesi yer alır.

2410_3. Hadis

حَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، يَقُولُ قَالَتْ عَائِشَةُ أَرِقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ ‏.‏ بِمِثْلِ حَدِيثِ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ ‏.‏

Bunu bize Muhammed b. el-Müsennâ da anlattı; bize Abdülvehhâb anlattı; dedi ki: Yahyâ b. Saîd’i şöyle derken işittim: Abdullah b. Âmir b. Rebîa’yı şöyle derken işittim: Âişe: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gece uyuyamadı...” dedi. [Hadis] Süleyman b. Bilâl’in hadisi mislindedir.

2411_1. Hadis

حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ أَبِي مُزَاحِمٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، - يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ - عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَدَّادٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَلِيًّا، يَقُولُ مَا جَمَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَبَوَيْهِ لأَحَدٍ غَيْرَ سَعْدِ بْنِ مَالِكٍ فَإِنَّهُ جَعَلَ يَقُولُ لَهُ يَوْمَ أُحُدٍ ‏ "‏ ارْمِ فِدَاكَ أَبِي وَأُمِّي ‏"‏ ‏.‏

Bize Mansûr b. Ebî Müzâhim anlattı; bize İbrahim -yani İbn Sa’d- anlattı; babasından; Abdullah b. Şeddâd’dan; dedi ki: Ali’yi şöyle derken işittim: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Sa’d b. Mâlik’ten başka hiç kimse için anne ve babasını bir arada zikretmemiştir. Uhud günü ona: ‘At [ey Sa’d]! Anam babam sana feda olsun!’ buyuruyordu.”

2411_2. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، ح حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَإِسْحَاقُ الْحَنْظَلِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ بِشْرٍ، عَنْ مِسْعَرٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مِسْعَرٍ، كُلُّهُمْ عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَدَّادٍ، عَنْ عَلِيٍّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Ca’fer anlattı; bize Şu’be anlattı; (H) bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Vekî’ anlattı; (H) bize Ebû Küreyb ve İshâk el-Hanzalî, Muhammed b. Bişr’den, o da Mis’ar’dan; (H) bize İbn Ebî Ömer anlattı; bize Süfyân, Mis’ar’dan; hepsi Sa’d b. İbrahim’den, o Abdullah b. Şeddâd’dan, o da Ali’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; bunun benzerini [rivayet ettiler].

2412_1. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، - يَعْنِي ابْنَ بِلاَلٍ - عَنْ يَحْيَى، - وَهُوَ ابْنُ سَعِيدٍ - عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، قَالَ لَقَدْ جَمَعَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَبَوَيْهِ يَوْمَ أُحُدٍ ‏.‏

Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka’neb anlattı; bize Süleyman -yani İbn Bilâl- anlattı; Yahyâ’dan -ki o İbn Saîd’dir-; Saîd’den; Sa’d b. Ebî Vakkâs’tan; dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Uhud günü anamı babamı benim için bir arada zikretti.”

2412_2. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَابْنُ، رُمْحٍ عَنِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، كِلاَهُمَا عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd ve İbn Rumh, el-Leys b. Sa’d’dan anlattılar; (H) bize İbnü’l-Müsennâ anlattı; bize Abdülvehhâb anlattı; her ikisi de Yahyâ b. Saîd’den bu isnadla [aynı hadisi rivayet ettiler].

2412_3. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، - يَعْنِي ابْنَ إِسْمَاعِيلَ - عَنْ بُكَيْرِ بْنِ مِسْمَارٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم جَمَعَ لَهُ أَبَوَيْهِ يَوْمَ أُحُدٍ ‏.‏ قَالَ كَانَ رَجُلٌ مِنَ الْمُشْرِكِينَ قَدْ أَحْرَقَ الْمُسْلِمِينَ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ ارْمِ فِدَاكَ أَبِي وَأُمِّي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَنَزَعْتُ لَهُ بِسَهْمٍ لَيْسَ فِيهِ نَصْلٌ فَأَصَبْتُ جَنْبَهُ فَسَقَطَ فَانْكَشَفَتْ عَوْرَتُهُ فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى نَظَرْتُ إِلَى نَوَاجِذِهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abbâd anlattı; bize Hâtim -yani İbn İsmâil- anlattı; Bükeyr b. Mismâr’dan; Âmir b. Sa’d’dan; babasından; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Uhud günü anne ve babasını onun için bir arada zikretmiştir. Sa’d şöyle anlatmıştır: “Müşriklerden bir adam Müslümanlara çok ağır zayiat verdiriyordu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘At ey Sa’d! Anam babam sana feda olsun!’ buyurdu. Ben de ona temreni [ucu] olmayan bir ok fırlattım; tam böğrüne isabet etti ve adam yere düştü; o sırada avret yeri açıldı. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem güldü; öyle ki azı dişlerini gördüm.”

1748_3. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا سِمَاكُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنِي مُصْعَبُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ نَزَلَتْ فِيهِ آيَاتٌ مِنَ الْقُرْآنِ - قَالَ - حَلَفَتْ أُمُّ سَعْدٍ أَنْ لاَ تُكَلِّمَهُ أَبَدًا حَتَّى يَكْفُرَ بِدِينِهِ وَلاَ تَأْكُلَ وَلاَ تَشْرَبَ ‏.‏ قَالَتْ زَعَمْتَ أَنَّ اللَّهَ وَصَّاكَ بِوَالِدَيْكَ وَأَنَا أُمُّكَ وَأَنَا آمُرُكَ بِهَذَا ‏.‏ قَالَ مَكَثَتْ ثَلاَثًا حَتَّى غُشِيَ عَلَيْهَا مِنَ الْجَهْدِ فَقَامَ ابْنٌ لَهَا يُقَالُ لَهُ عُمَارَةُ فَسَقَاهَا فَجَعَلَتْ تَدْعُو عَلَى سَعْدٍ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي الْقُرْآنِ هَذِهِ الآيَةَ ‏{‏ وَوَصَّيْنَا الإِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْنًا‏}‏ ‏{‏ وَإِنْ جَاهَدَاكَ عَلَى أَنْ تُشْرِكَ بِي‏}‏ وَفِيهَا ‏{‏ وَصَاحِبْهُمَا فِي الدُّنْيَا مَعْرُوفًا‏}‏ قَالَ وَأَصَابَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَنِيمَةً عَظِيمَةً فَإِذَا فِيهَا سَيْفٌ فَأَخَذْتُهُ فَأَتَيْتُ بِهِ الرَّسُولَ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ نَفِّلْنِي هَذَا السَّيْفَ فَأَنَا مَنْ قَدْ عَلِمْتَ حَالَهُ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ رُدُّهُ مِنْ حَيْثُ أَخَذْتَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَانْطَلَقْتُ حَتَّى إِذَا أَرَدْتُ أَنْ أُلْقِيَهُ فِي الْقَبَضِ لاَمَتْنِي نَفْسِي فَرَجَعْتُ إِلَيْهِ فَقُلْتُ أَعْطِنِيهِ ‏.‏ قَالَ فَشَدَّ لِي صَوْتَهُ ‏"‏ رُدُّهُ مِنْ حَيْثُ أَخَذْتَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ يَسْأَلُونَكَ عَنِ الأَنْفَالِ‏}‏ قَالَ وَمَرِضْتُ فَأَرْسَلْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَتَانِي فَقُلْتُ دَعْنِي أَقْسِمْ مَالِي حَيْثُ شِئْتُ ‏.‏ قَالَ فَأَبَى ‏.‏ قُلْتُ فَالنِّصْفَ ‏.‏ قَالَ فَأَبَى ‏.‏ قُلْتُ فَالثُّلُثَ ‏.‏ قَالَ فَسَكَتَ فَكَانَ بَعْدُ الثُّلُثُ جَائِزًا ‏.‏ قَالَ وَأَتَيْتُ عَلَى نَفَرٍ مِنَ الأَنْصَارِ وَالْمُهَاجِرِينَ فَقَالُوا تَعَالَ نُطْعِمْكَ وَنَسْقِيكَ خَمْرًا ‏.‏ وَذَلِكَ قَبْلَ أَنْ تُحَرَّمَ الْخَمْرُ - قَالَ - فَأَتَيْتُهُمْ فِي حَشٍّ - وَالْحَشُّ الْبُسْتَانُ - فَإِذَا رَأْسُ جَزُورٍ مَشْوِيٌّ عِنْدَهُمْ وَزِقٌّ مِنْ خَمْرٍ - قَالَ - فَأَكَلْتُ وَشَرِبْتُ مَعَهُمْ - قَالَ - فَذُكِرَتِ الأَنْصَارُ وَالْمُهَاجِرُونَ عِنْدَهُمْ فَقُلْتُ الْمُهَاجِرُونَ خَيْرٌ مِنَ الأَنْصَارِ - قَالَ - فَأَخَذَ رَجُلٌ أَحَدَ لَحْيَىِ الرَّأْسِ فَضَرَبَنِي بِهِ فَجَرَحَ بِأَنْفِي فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِيَّ - يَعْنِي نَفْسَهُ - شَأْنَ الْخَمْرِ ‏{‏ إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنْصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ‏}‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Züheyr b. Harb anlattılar; dediler ki: Bize el-Hasen b. Musa anlattı; bize Züheyr anlattı; bize Simâk b. Harb anlattı; bana Mus’ab b. Sa’d anlattı; babasından; Kur’an’dan birtakım ayetler onun [Sa’d] hakkında nazil olmuştur. Sa’d şöyle anlatmıştır: “Annem, ben dinimi terk edinceye kadar benimle asla konuşmamaya, yiyip içmemeye yemin etti ve: ‘Allah’ın sana anne babana iyi davranmanı vasiyet ettiğini söylüyorsun; ben senin annenim ve sana bunu emrediyorum!’ dedi. Üç gün boyunca böylece durdu, sonunda bitkinlikten bayılıp düştü. Umâre adındaki oğlu kalkıp ona su içirdi. [Annem ayılınca] bana beddua etmeye başladı. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle Kur’an’da şu ayeti indirdi: { وَوَصَّيْنَا الإِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْنًا } ‘Biz insana, ana babasına iyilik etmesini vasiyet ettik...’, { وَإِنْ جَاهَدَاكَ عَلَى أَنْ تُشْرِكَ بِي } ‘Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa...’ ve aynı ayetlerde: { وَصَاحِبْهُمَا فِي الدُّنْيَا مَعْرُوفًا } ‘Onlarla dünyada iyi geçin.’ buyurdu. Bir defasında Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem büyük bir ganimet elde etmişti. İçinde bir kılıç vardı; onu alıp Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirdim ve: ‘Benim durumumu biliyorsun, bu kılıcı bana ganimet olarak ver.’ dedim. Resulullah: ‘Onu aldığın yere geri koy!’ buyurdu. Gittim, tam onu ganimetlerin arasına bırakacakken nefsim beni kınadı; geri dönüp: ‘Onu bana ver!’ dedim. Resulullah sesini yükselterek: ‘Onu aldığın yere geri koy!’ buyurdu. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle: { يَسْأَلُونَكَ عَنِ الأَنْفَالِ } ‘Sana ganimetleri soruyorlar...’ ayetini indirdi. Yine bir gün hastalanmıştım; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e haber gönderdim, yanıma geldi. ‘Malımı dilediğim gibi dağıtmama izin ver.’ dedim; kabul etmedi. ‘Yarısını [dağıtayım]?’ dedim; kabul etmedi. ‘Üçte birini?’ dedim; sustu. Bundan sonra [vasiyette] üçte bir caiz oldu. Bir keresinde de Ensar ve Muhacirlerden bir grubun yanına geldim. ‘Gel sana yemek yedirelim ve içki içirelim.’ dediler. Bu, içki henüz haram kılınmadan önceydi. Onlarla bir bahçeye gittim; yanlarında kızarmış bir deve kafası ve bir tulum içki vardı. Onlarla beraber yedim ve içtim. Orada Ensar ve Muhacirlerden söz açıldı; ben: ‘Muhacirler Ensar’dan daha hayırlıdır!’ dedim. Bunun üzerine [Ensar’dan] bir adam deve kafasının çene kemiklerinden birini alıp bana vurdu ve burnumu yaraladı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gidip durumu anlattım. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle benim hakkımda içki ile ilgili şu ayeti indirdi: { إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنْصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ } ‘Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar, fal okları ancak şeytan ameli birer pisliktir...’”

1748_4. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ أُنْزِلَتْ فِيَّ أَرْبَعُ آيَاتٍ ‏.‏ وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِمَعْنَى حَدِيثِ زُهَيْرٍ عَنْ سِمَاكٍ وَزَادَ فِي حَدِيثِ شُعْبَةَ قَالَ فَكَانُوا إِذَا أَرَادُوا أَنْ يُطْعِمُوهَا شَجَرُوا فَاهَا بِعَصًا ثُمَّ أَوْجَرُوهَا ‏.‏ وَفِي حَدِيثِهِ أَيْضًا فَضَرَبَ بِهِ أَنْفَ سَعْدٍ فَفَزَرَهُ وَكَانَ أَنْفُ سَعْدٍ مَفْزُورًا ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve Muhammed b. Beşşâr anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu’be anlattı; Simâk b. Harb’den; Mus’ab b. Sa’d’dan; babasından; Sa’d: “Benim hakkımda dört ayet nazil oldu.” demiştir. [Ravi] hadisi Züheyr’in Simâk’tan olan hadisi mânâsında nakletti. Şu’be’nin hadisinde şu ziyade yer almaktadır: “[Sa’d’ın annesi açlık grevi yaparken] ona yemek yedirmek istediklerinde, ağzını bir çubukla zorla ayırıyor, sonra da yemeği boğazından içeri akıtıyorlardı.” Yine onun rivayetinde şu ifade de vardır: “[O adam çene kemiğiyle] Sa’d’ın burnuna vurdu ve onu yardı; bu yüzden Sa’d’ın burnu yarık kalmıştı.”

2413_1. Hadis

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ شُرَيْحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَعْدٍ، فِيَّ نَزَلَتْ ‏{‏ وَلاَ تَطْرُدِ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ‏}‏ قَالَ نَزَلَتْ فِي سِتَّةٍ أَنَا وَابْنُ مَسْعُودٍ مِنْهُمْ وَكَانَ الْمُشْرِكُونَ قَالُوا لَهُ تُدْنِي هَؤُلاَءِ ‏.‏

Bize Züheyr b. Harb anlattı; bize Abdurrahman anlattı; Süfyân’dan; el-Mikdâm b. Şüreyh’ten; babasından; Sa’d’dan; dedi ki: “{ وَلاَ تَطْرُدِ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ } ‘Sabah akşam Rablerine dua edenleri kovma!’ ayeti benim hakkımda nazil oldu. Bu ayet altı kişi hakkında inmiştir; ben ve İbn Mes’ûd da onlardandık. Müşrikler Resulullah’a: ‘Şunları mı kendine yaklaştırıyorsun?’ demişlerdi.”

2413_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأَسَدِيُّ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ شُرَيْحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَعْدٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم سِتَّةَ نَفَرٍ فَقَالَ الْمُشْرِكُونَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم اطْرُدْ هَؤُلاَءِ لاَ يَجْتَرِئُونَ عَلَيْنَا ‏.‏ قَالَ وَكُنْتُ أَنَا وَابْنُ مَسْعُودٍ وَرَجُلٌ مِنْ هُذَيْلٍ وَبِلاَلٌ وَرَجُلاَنِ لَسْتُ أُسَمِّيهِمَا فَوَقَعَ فِي نَفْسِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَقَعَ فَحَدَّثَ نَفْسَهُ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ وَلاَ تَطْرُدِ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ‏}‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Muhammed b. Abdullah el-Esedî anlattı; İsrâil’den; el-Mikdâm b. Şüreyh’ten; babasından; Sa’d’dan; dedi ki: “Biz Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber altı kişiydik. Müşrikler Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e: ‘Şunları yanından kov; bize karşı cüretkâr davranmasınlar!’ dediler. O sırada ben, İbn Mes’ûd, Hüzeyl kabilesinden bir adam, Bilâl ve ismini açıklamayacağım iki kişi daha vardık. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in gönlünden Allah’ın dilediği bazı düşünceler geçti. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle: { وَلاَ تَطْرُدِ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ } ‘Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na dua edenleri kovma!’ ayetini indirdi.”

2414. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ الْمُقَدَّمِيُّ، وَحَامِدُ بْنُ عُمَرَ الْبَكْرَاوِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالُوا حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، - وَهُوَ ابْنُ سُلَيْمَانَ - قَالَ سَمِعْتُ أَبِي، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، قَالَ لَمْ يَبْقَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ تِلْكَ الأَيَّامِ الَّتِي قَاتَلَ فِيهِنَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَيْرُ طَلْحَةَ وَسَعْدٍ ‏.‏ عَنْ حَدِيثِهِمَا ‏.‏

Bize Muhammed b. Ebî Bekir el-Mukaddemî, Hâmid b. Ömer el-Bekrâvî ve Muhammed b. Abdülalâ anlattılar; dediler ki: Bize Mu’temir -ki o İbn Süleyman’dır- anlattı; babamı işittim; Ebû Osman’dan; dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in bizzat çarpıştığı o günlerin bir kısmında, yanında Talha ve Sa’d’dan başka kimse kalmamıştı.” [Ravi bunu] her ikisinin rivayetinden nakletmiştir.

2415_1. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ، بْنِ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ سَمِعْتُهُ يَقُولُ نَدَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم النَّاسَ يَوْمَ الْخَنْدَقِ فَانْتَدَبَ الزُّبَيْرُ ثُمَّ نَدَبَهُمْ فَانْتَدَبَ الزُّبَيْرُ ثُمَّ نَدَبَهُمْ فَانْتَدَبَ الزُّبَيْرُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لِكُلِّ نَبِيٍّ حَوَارِيٌّ وَحَوَارِيَّ الزُّبَيْرُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Amr en-Nâkid anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Muhammed b. el-Münkedir’den; Câbir b. Abdullah’ı şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hendek günü insanları [görev almak üzere] davet etti; Zübeyr hemen öne atıldı. Sonra onları tekrar davet etti; yine Zübeyr öne atıldı. Sonra bir kez daha davet etti; yine Zübeyr öne atıldı. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Her peygamberin bir havarisi vardır; benim havarim de Zübeyr’dir.” buyurdu.

2415_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ جَمِيعًا عَنْ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، كِلاَهُمَا عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِ ابْنِ عُيَيْنَةَ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb anlattı; bize Ebû Üsâme anlattı; Hişâm b. Urve’den; (H) bize Ebû Küreyb ve İshâk b. İbrahim hep birlikte Vekî’den anlattılar; bize Süfyân anlattı; her ikisi de Muhammed b. el-Münkedir’den; Câbir’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; İbn Uyeyne’nin hadisi mânâsında [bir rivayette bulunmuşlardır].

2416_1. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ الْخَلِيلِ، وَسُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، كِلاَهُمَا عَنِ ابْنِ مُسْهِرٍ، قَالَ إِسْمَاعِيلُ أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ كُنْتُ أَنَا وَعُمَرُ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، يَوْمَ الْخَنْدَقِ مَعَ النِّسْوَةِ فِي أُطُمِ حَسَّانٍ فَكَانَ يُطَأْطِئُ لِي مَرَّةً فَأَنْظُرُ وَأُطَأْطِئُ لَهُ مَرَّةً فَيَنْظُرُ فَكُنْتُ أَعْرِفُ أَبِي إِذَا مَرَّ عَلَى فَرَسِهِ فِي السِّلاَحِ إِلَى بَنِي قُرَيْظَةَ ‏.‏ قَالَ وَأَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُرْوَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ قَالَ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لأَبِي فَقَالَ وَرَأَيْتَنِي يَا بُنَىَّ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ أَمَا وَاللَّهِ لَقَدْ جَمَعَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَئِذٍ أَبَوَيْهِ فَقَالَ ‏ "‏ فِدَاكَ أَبِي وَأُمِّي ‏"‏ ‏.‏

Bize İsmâil b. el-Halîl ve Süveyd b. Saîd anlattılar; her ikisi de İbn Müshir’den rivayet ettiler. İsmâil: “Bize Ali b. Müshir haber verdi.” dedi. Hişâm b. Urve’den; babasından; Abdullah b. ez-Zübeyr’den; dedi ki: “Hendek günü ben ve Ömer b. Ebî Seleme, Hassân’ın kalesinde kadınlarla beraber bulunuyorduk. [Dışarıyı görebilmek için] bazen o benim için eğilir ben bakardım, bazen de ben onun için eğilir o bakardı. Babam Zübeyr, atı üzerinde silahlı bir halde Benî Kureyza’ya doğru giderken onu tanırdım.” Abdullah b. Urve, Abdullah b. ez-Zübeyr’den naklederek şöyle dedi: “Ben bu durumu babama söyledim. Babam: ‘Evladım, beni gerçekten gördün mü?’ dedi. Ben de: ‘Evet.’ dedim. Bunun üzerine babam: ‘Vallahi, o gün Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem anne ve babasını benim için bir arada zikrederek: “Anam babam sana feda olsun!” buyurmuştu.’ dedi.”

2416_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ الْخَنْدَقِ كُنْتُ أَنَا وَعُمَرُ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ فِي الأُطُمِ الَّذِي فِيهِ النِّسْوَةُ يَعْنِي نِسْوَةَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِمَعْنَى حَدِيثِ ابْنِ مُسْهِرٍ فِي هَذَا الإِسْنَادِ وَلَمْ يَذْكُرْ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُرْوَةَ فِي الْحَدِيثِ وَلَكِنْ أَدْرَجَ الْقِصَّةَ فِي حَدِيثِ هِشَامٍ عَنْ أَبِيهِ عَنِ ابْنِ الزُّبَيْرِ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb anlattı; bize Ebû Üsâme anlattı; Hişâm’dan; babasından; Abdullah b. ez-Zübeyr’den; dedi ki: “Hendek günü ben ve Ömer b. Ebî Seleme, [Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in hanımları olan] kadınların bulunduğu kaledeydik.” [Ravi] hadisi İbn Müshir’in rivayeti mânâsında nakletti; ancak Abdullah b. Urve’yi zikretmeyip hikâyeyi doğrudan Hişâm’ın babası aracılığıyla İbnü’l-Zübeyr’den gelen rivayete dercetmiştir.

2417_1. Hadis

وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي ابْنَ مُحَمَّدٍ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ عَلَى حِرَاءٍ هُوَ وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَعُثْمَانُ وَعَلِيٌّ وَطَلْحَةُ وَالزُّبَيْرُ فَتَحَرَّكَتِ الصَّخْرَةُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اهْدَأْ فَمَا عَلَيْكَ إِلاَّ نَبِيٌّ أَوْ صِدِّيقٌ أَوْ شَهِيدٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Abdülaziz -yani İbn Muhammed- anlattı; Süheyl’den; babasından; Ebu Hureyre’den; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yanında Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talha ve Zübeyr olduğu halde Hira Dağı’ndayken dağ sarsıldı. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Sakin ol! Zira senin üzerinde ya bir peygamber ya bir sıddîk ya da bir şehit vardır.” buyurdu.

2417_2. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ خُنَيْسٍ، وَأَحْمَدُ بْنُ يُوسُفَ الأَزْدِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سُهَيْلِ، بْنِ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ عَلَى جَبَلِ حِرَاءٍ فَتَحَرَّكَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اسْكُنْ حِرَاءُ فَمَا عَلَيْكَ إِلاَّ نَبِيٌّ أَوْ صِدِّيقٌ أَوْ شَهِيدٌ ‏"‏ ‏.‏ وَعَلَيْهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَعُثْمَانُ وَعَلِيٌّ وَطَلْحَةُ وَالزُّبَيْرُ وَسَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ رضى الله عنهم ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muhammed b. Yezîd b. Hunays ve Ahmed b. Yûsuf el-Ezdî anlattılar; dediler ki: Bize İsmâil b. Ebî Üveys anlattı; bana Süleyman b. Bilâl anlattı; Yahyâ b. Saîd’den; Süheyl b. Ebî Sâlih’ten; babasından; Ebu Hureyre’den; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hira Dağı’ndayken dağ sarsıldı. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Sakin ol ey Hira! Zira senin üzerinde ya bir peygamber ya bir sıddîk ya da bir şehit vardır.” buyurdu. O sırada dağın üzerinde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talha, Zübeyr ve Sa’d b. Ebî Vakkâs radıyallahu anhüm bulunuyorlardı.

2418_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، وَعَبْدَةُ، قَالاَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَتْ لِي عَائِشَةُ أَبَوَاكَ وَاللَّهِ مِنَ الَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِلَّهِ وَالرَّسُولِ مِنْ بَعْدِ مَا أَصَابَهُمُ الْقَرْحُ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize İbn Nümeyr ve Abde anlattılar; dediler ki: Bize Hişâm anlattı; babasından; dedi ki: “Âişe bana: ‘Vallahi, senin baban ve deden [Zübeyr ve Ebû Bekir], { الَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِلَّهِ وَالرَّسُولِ مِنْ بَعْدِ مَا أَصَابَهُمُ الْقَرْحُ } “kendilerine yara isabet ettikten sonra Allah ve Resulünün çağrısına icabet edenler” zümresindendir.’ dedi.”

2418_2. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَزَادَ تَعْنِي أَبَا بَكْرٍ وَالزُّبَيْرَ ‏.‏

Bunu bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de anlattı; bize Ebû Üsâme anlattı; bize Hişâm bu isnadla [aynı hadisi] rivayet etti ve şu açıklamayı ekledi: “[Âişe bununla] Ebû Bekir ve Zübeyr’i kastediyordu.”

2418_3. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنِ الْبَهِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، قَالَ قَالَتْ لِي عَائِشَةُ كَانَ أَبَوَاكَ مِنَ الَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِلَّهِ وَالرَّسُولِ مِنْ بَعْدِ مَا أَصَابَهُمُ الْقَرْحُ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb Muhammed b. el-Alâ anlattı; bize Vekî’ anlattı; bize İsmâil anlattı; el-Behî’den; Urve’den; dedi ki: “Âişe bana: ‘Senin baban ve deden [Zübeyr ve Ebû Bekir], { الَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِلَّهِ وَالرَّسُولِ مِنْ بَعْدِ مَا أَصَابَهُمُ الْقَرْحُ } “kendilerine yara isabet ettikten sonra Allah ve Resulünün çağrısına icabet edenler” zümresindendi.’ dedi.”

2419_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ خَالِدٍ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، أَخْبَرَنَا خَالِدٌ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، قَالَ قَالَ أَنَسٌ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ لِكُلِّ أُمَّةٍ أَمِينًا وَإِنَّ أَمِينَنَا أَيَّتُهَا الأُمَّةُ أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize İsmail b. Uleyye anlattı; Halid’den; (h) Bana Züheyr b. Harb anlattı; bize İsmail b. Uleyye anlattı; bize Halid haber verdi; Ebu Kılâbe’den; Enes’ten; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz her ümmetin bir emini (güveniliri) vardır. Ey bu ümmet! Bizim eminimiz de Ebu Ubeyde b. Cerrah’tır.”

2419_2. Hadis

حَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - وَهُوَ ابْنُ سَلَمَةَ - عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ أَهْلَ الْيَمَنِ، قَدِمُوا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا ابْعَثْ مَعَنَا رَجُلاً يُعَلِّمْنَا السُّنَّةَ وَالإِسْلاَمَ ‏.‏ قَالَ فَأَخَذَ بِيَدِ أَبِي عُبَيْدَةَ فَقَالَ ‏ "‏ هَذَا أَمِينُ هَذِهِ الأُمَّةِ ‏"‏ ‏.‏

Bana Amr en-Nâkıd anlattı; bize Affân anlattı; bize Hammâd [b. Seleme] anlattı; Sâbit’ten; Enes’ten; Yemen halkı Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiler; “Bize Sünnet’i ve İslam’ı öğretecek bir adam gönder” dediler; [Enes] dedi ki: [Resulullah] Ebu Ubeyde’nin elinden tuttu; buyurdu ki: “Bu, bu ümmetin emini (güveniliri)dir.”

2420_1. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ، بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا إِسْحَاقَ، يُحَدِّثُ عَنْ صِلَةَ بْنِ زُفَرَ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ جَاءَ أَهْلُ نَجْرَانَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ ابْعَثْ إِلَيْنَا رَجُلاً أَمِينًا ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ لأَبْعَثَنَّ إِلَيْكُمْ رَجُلاً أَمِينًا حَقَّ أَمِينٍ حَقَّ أَمِينٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَاسْتَشْرَفَ لَهَا النَّاسُ - قَالَ - فَبَعَثَ أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattılar -lafız İbnü’l-Müsennâ’nındır-; dediler ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şu’be anlattı; dedi ki: Ebu İshak’ı, Sıla b. Züfer’den [naklederken] dinledim; Huzeyfe’den; dedi ki: Necran halkı Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip; “Ey Allah’ın Resulü! Bize emin bir adam gönder” dediler; buyurdu ki: “Size mutlaka öyle bir adam göndereceğim ki [o], tam bir emindir, tam bir emindir.” [Huzeyfe] dedi ki: İnsanlar o [göreve talip olmak] için boyunlarını uzattılar; [Resulullah] Ebu Ubeyde b. el-Cerrah’ı gönderdi.

2420_2. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ الْحَفَرِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim anlattı; bize Ebu Davud el-Haferî haber verdi; bize Süfyan anlattı; Ebu İshak’tan; bu isnad ile [yukarıdaki hadisin] bir benzerini [anlattı].

2421_1. Hadis

حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي يَزِيدَ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ لِحَسَنٍ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أُحِبُّهُ فَأَحِبَّهُ وَأَحْبِبْ مَنْ يُحِبُّهُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ahmed b. Hanbel anlattı; bize Süfyan b. Uyeyne anlattı; bana Ubeydullah b. Ebi Yezid anlattı; Nafi’ b. Cübeyr’den; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; o [Hasan] için şöyle buyurdu: “Allah’ım! Şüphesiz ben onu seviyorum, Sen de onu sev ve onu seveni de sev!”

2421_2. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي يَزِيدَ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرِ، بْنِ مُطْعِمٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَرَجْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي طَائِفَةٍ مِنَ النَّهَارِ لاَ يُكَلِّمُنِي وَلاَ أُكَلِّمُهُ حَتَّى جَاءَ سُوقَ بَنِي قَيْنُقَاعَ ثُمَّ انْصَرَفَ حَتَّى أَتَى خِبَاءَ فَاطِمَةَ فَقَالَ ‏"‏ أَثَمَّ لُكَعُ أَثَمَّ لُكَعُ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي حَسَنًا فَظَنَنَّا أَنَّهُ إِنَّمَا تَحْبِسُهُ أُمُّهُ لأَنْ تُغَسِّلَهُ وَتُلْبِسَهُ سِخَابًا فَلَمْ يَلْبَثْ أَنْ جَاءَ يَسْعَى حَتَّى اعْتَنَقَ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا صَاحِبَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أُحِبُّهُ فَأَحِبَّهُ وَأَحْبِبْ مَنْ يُحِبُّهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize İbn Ebi Ömer anlattı; bize Süfyan anlattı; Ubeydullah b. Ebi Yezid’den; Nafi’ b. Cübeyr b. Mut’im’den; Ebu Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber günün bir vaktinde dışarı çıktım; [O] benimle konuşmuyor, ben de [Onunla] konuşmuyordum; nihayet Beni Kaynuka’ pazarına geldi; sonra [oradan] ayrılıp Fatıma’nın hıbâ (çadır/ev) sına geldi ve şöyle buyurdu: “Küçük adam orada mı? Küçük adam orada mı?” —[Bununla] Hasan’ı kastediyordu— Biz, annesinin [o sırada] onu yıkamak ve [boynuna] bir sihâb (güzel kokulu boncuk kolye) takmak için alıkoyduğunu sandık. Çok geçmeden [Hasan] koşarak geldi; nihayet her biri [diğerine] sarıldı. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah’ım! Şüphesiz ben onu seviyorum, Sen de onu sev ve onu seveni de sev!”

2422_1. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَدِيٍّ، - وَهُوَ ابْنُ ثَابِتٍ - حَدَّثَنَا الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ، قَالَ رَأَيْتُ الْحَسَنَ بْنَ عَلِيٍّ عَلَى عَاتِقِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أُحِبُّهُ فَأَحِبَّهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muâz anlattı; bize babam anlattı; bize Şu’be anlattı; Adî’den -ki o [Adî] İbn Sabit’tir-; bize el-Berâ b. Âzib anlattı; dedi ki: Hasan b. Ali’yi Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in omzunda gördüm; o [Resulullah] şöyle buyuruyordu: “Allah’ım! Şüphesiz ben onu seviyorum, Sen de onu sev!”

2422_2. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ قَالَ ابْنُ نَافِعٍ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَدِيٍّ، - وَهُوَ ابْنُ ثَابِتٍ - عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاضِعًا الْحَسَنَ بْنَ عَلِيٍّ عَلَى عَاتِقِهِ وَهُوَ يَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أُحِبُّهُ فَأَحِبَّهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr ve Ebu Bekir b. Nâfi’ anlattılar; İbn Nafi’ dedi ki: Bize Gunder anlattı; bize Şu’be anlattı; Adî’den -ki o [Adî] İbn Sabit’tir-; el-Berâ’dan; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i, Hasan b. Ali’yi omzuna koymuş vaziyette gördüm; [O] şöyle buyuruyordu: “Allah’ım! Şüphesiz ben onu seviyorum, Sen de onu sev!”

2423. Hadis

حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الرُّومِيِّ الْيَمَامِيُّ، وَعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ الْعَنْبَرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا النَّضْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ، - وَهُوَ ابْنُ عَمَّارٍ - حَدَّثَنَا إِيَاسٌ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ لَقَدْ قُدْتُ بِنَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالْحَسَنِ وَالْحُسَيْنِ بَغْلَتَهُ الشَّهْبَاءَ حَتَّى أَدْخَلْتُهُمْ حُجْرَةَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم هَذَا قُدَّامَهُ وَهَذَا خَلْفَهُ ‏.‏

Bana Abdullah b. er-Rûmî el-Yemâmî ve Abbas b. Abdilazim el-Anberî anlattılar; dediler ki: Bize en-Nadr b. Muhammed anlattı; bize İkrime -ki o [İkrime] İbn Ammâr’dır- anlattı; bize İyâs anlattı; babasından; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Hasan ve Hüseyin [üzerinde iken], [Onun] boz katırının yularından tutup [Onları] sevk ettim; nihayet Onları Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in hücresine (odasına) soktum; bu [çocuklardan biri] Onun önünde, şu [diğeri de] arkasındaydı.

2424. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، عَنْ زَكَرِيَّاءَ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ شَيْبَةَ، عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ شَيْبَةَ، قَالَتْ قَالَتْ عَائِشَةُ خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم غَدَاةً وَعَلَيْهِ مِرْطٌ مُرَحَّلٌ مِنْ شَعْرٍ أَسْوَدَ فَجَاءَ الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ فَأَدْخَلَهُ ثُمَّ جَاءَ الْحُسَيْنُ فَدَخَلَ مَعَهُ ثُمَّ جَاءَتْ فَاطِمَةُ فَأَدْخَلَهَا ثُمَّ جَاءَ عَلِيٌّ فَأَدْخَلَهُ ثُمَّ قَالَ ‏{‏ إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا‏}‏

Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr anlattılar -lafız Ebu Bekir’indir-; dediler ki: Bize Muhammed b. Bişr anlattı; Zekeriyyâ’dan; Mus’ab b. Şeybe’den; Safiyye bint Şeybe’den; dedi ki: Âişe şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir sabah, üzerinde siyah kıldan yapılmış, mürehhal (desenli/resimli) bir mirt (elbise/örtü) olduğu halde dışarı çıktı. Hasan b. Ali geldi; [Nebi] onu [elbisenin altına] aldı. Sonra Hüseyin geldi; o da onunla beraber girdi. Sonra Fatıma geldi; [Nebi] onu da [içeri] aldı. Sonra Ali geldi; [Nebi] onu da [içeri] aldı. Sonra şöyle buyurdu: { إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا } “Ey Ehl-i Beyt! Allah, sizden ancak kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak diler.”

2425_1. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْقَارِيُّ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ مَا كُنَّا نَدْعُو زَيْدَ بْنَ حَارِثَةَ إِلاَّ زَيْدَ بْنَ مُحَمَّدٍ حَتَّى نَزَلَ الْقُرْآنُ ‏{‏ ادْعُوهُمْ لآبَائِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِنْدَ اللَّهِ‏}‏ قَالَ الشَّيْخُ أَبُو أَحْمَدَ مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى أَخْبَرَنَا أَبُو الْعَبَّاسِ السَّرَّاجُ وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يُوسُفَ الدُّوَيْرِيُّ قَالاَ حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ بِهَذَا الْحَدِيثِ ‏.‏

Bize Kutaibe b. Said anlattı; bize Yakup b. Abdirrahman el-Karî anlattı; Musa b. Ukbe’den; Salim b. Abdillah’tan; babasından; o şöyle derdi: Kur’an’daki; { ادْعُوهُمْ لآبَائِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِنْدَ اللَّهِ } “Onları babalarına nispet ederek çağırın; bu Allah katında daha adildir.” [ayeti] inene kadar biz, Zeyd b. Harise’yi ancak “Zeyd b. Muhammed” diye çağırırdık. Şeyh Ebu Ahmed Muhammed b. İsa dedi ki: Bize Ebu’l-Abbas es-Serrâc ve Muhammed b. Abdillah b. Yusuf ed-Düveyrî haber verdiler; dediler ki: Bize Kutaibe b. Said bu hadis ile haber verdi.

2425_2. Hadis

حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا حَبَّانُ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، حَدَّثَنِي سَالِمٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bana Ahmed b. Said ed-Dârimî anlattı; bize Hibbân anlattı; bize Vüheyb anlattı; bize Musa b. Ukbe anlattı; bana Salim anlattı; Abdullah’tan; bir benzerini [anlattı].

2426_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالَ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا - إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنُونَ ابْنَ جَعْفَرٍ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْثًا وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ فَطَعَنَ النَّاسُ فِي إِمْرَتِهِ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ إِنْ تَطْعَنُوا فِي إِمْرَتِهِ فَقَدْ كُنْتُمْ تَطْعَنُونَ فِي إِمْرَةِ أَبِيهِ مِنْ قَبْلُ وَايْمُ اللَّهِ إِنْ كَانَ لَخَلِيقًا لِلإِمْرَةِ وَإِنْ كَانَ لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ وَإِنَّ هَذَا لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ بَعْدَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya, Yahya b. Eyyub, Kutaibe ve İbn Hucr anlattılar; Yahya b. Yahya “Haber verdi” dedi; diğerleri ise “Anlattı” dediler; İsmail b. Cafer’den; o [İsmail], Abdullah b. Dinar’ı [şöyle derken] işitmiş: İbn Ömer dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir askerî birlik gönderdi ve başlarına Üsame b. Zeyd’i komutan tayin etti. İnsanlar onun komutanlığı hakkında ileri geri konuştular. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ayağa kalkıp şöyle buyurdu: “Siz onun komutanlığı hakkında ileri geri konuşuyorsanız, daha önce babasının komutanlığı hakkında da ileri geri konuşmuştunuz. Allah’a yemin olsun ki o [Zeyd], komutanlığa gerçekten layıktı ve o, insanların bana en sevimli olanlarındandı. Şüphe yok ki bu [Üsame] de ondan sonra bana insanların en sevimli olanlarındandır.”

2426_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ عُمَرَ، - يَعْنِي ابْنَ حَمْزَةَ - عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ وَهُوَ عَلَى الْمِنْبَرِ ‏ "‏ إِنْ تَطْعَنُوا فِي إِمَارَتِهِ - يُرِيدُ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ - فَقَدْ طَعَنْتُمْ فِي إِمَارَةِ أَبِيهِ مِنْ قَبْلِهِ وَايْمُ اللَّهِ إِنْ كَانَ لَخَلِيقًا لَهَا ‏.‏ وَايْمُ اللَّهِ إِنْ كَانَ لأَحَبَّ النَّاسِ إِلَىَّ ‏.‏ وَايْمُ اللَّهِ إِنَّ هَذَا لَهَا لَخَلِيقٌ - يُرِيدُ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ - وَايْمُ اللَّهِ إِنْ كَانَ لأَحَبَّهُمْ إِلَىَّ مِنْ بَعْدِهِ فَأُوصِيكُمْ بِهِ فَإِنَّهُ مِنْ صَالِحِيكُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Küreyb Muhammed b. el-Alâ anlattı; bize Ebu Üsame anlattı; Ömer’den -ki o [Ömer] İbn Hamza’dır-; Salim’den; babasından; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem minber üzerinde iken şöyle buyurdu: “Siz onun -Üsame b. Zeyd’i kastediyor- komutanlığı hakkında ileri geri konuşuyorsanız, daha önce babasının komutanlığı hakkında da ileri geri konuşmuştunuz. Allah’a yemin olsun ki o [babası], buna gerçekten layıktı. Allah’a yemin olsun ki o, insanların bana en sevimli olanlarındandı. Allah’a yemin olsun ki bu [Üsame] de buna gerçekten layıktır -Üsame b. Zeyd’i kastediyor-. Allah’a yemin olsun ki o [Üsame], ondan [babasından] sonra bana [insanların] en sevimli olanlarındandır. Ben size onun hakkında [iyiliği] vasiyet ediyorum; çünkü o sizin [en] salihlerinizdendir.”

2427_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ الشَّهِيدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُلَيْكَةَ، قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرٍ لاِبْنِ الزُّبَيْرِ أَتَذْكُرُ إِذْ تَلَقَّيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَا وَأَنْتَ وَابْنُ عَبَّاسٍ قَالَ نَعَمْ فَحَمَلَنَا وَتَرَكَكَ ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize İsmail b. Uleyye anlattı; Habib b. eş-Şehîd’den; Abdullah b. Müleyke’den; dedi ki: Abdullah b. Cafer, İbnü’z-Zübeyr’e; “Ben, sen ve İbn Abbas, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i karşıladığımız [zamanı] hatırlıyor musun?” dedi. [O da]; “Evet; [O] bizi [bineğine] bindirdi, seni ise bıraktı” dedi.

2427_2. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ الشَّهِيدِ، بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ عُلَيَّةَ وَإِسْنَادِهِ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim anlattı; bize Ebu Üsame haber verdi; Habib b. eş-Şehîd’den; İbn Uleyye’nin hadisi ve isnadının bir benzerini [anlattı].

2428_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ - وَاللَّفْظُ لِيَحْيَى - قَالَ أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا وَقَالَ، يَحْيَى أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ مُوَرِّقٍ الْعِجْلِيِّ، عَنْ عَبْدِ، اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَدِمَ مِنْ سَفَرٍ تُلُقِّيَ بِصِبْيَانِ أَهْلِ بَيْتِهِ - قَالَ - وَإِنَّهُ قَدِمَ مِنْ سَفَرٍ فَسُبِقَ بِي إِلَيْهِ فَحَمَلَنِي بَيْنَ يَدَيْهِ ثُمَّ جِيءَ بِأَحَدِ ابْنَىْ فَاطِمَةَ فَأَرْدَفَهُ خَلْفَهُ - قَالَ - فَأُدْخِلْنَا الْمَدِينَةَ ثَلاَثَةً عَلَى دَابَّةٍ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya ve Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattılar -lafız Yahya’nındır-; Ebu Bekir “Anlattı”, Yahya ise “Haber verdi” dedi; Ebu Muaviye’den; Asım el-Ahvel’den; Muvarrık el-İclî’den; Abdullah b. Cafer’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir seferden (yolculuktan) geldiğinde kendi Ehl-i Beyti’nin çocukları tarafından karşılanırdı. [İbn Cafer] dedi ki: [Bir keresinde] bir seferden dönmüştü; [Ona] ilk ulaştırılan ben oldum; [O da] beni önüne bindirdi. Sonra Fatıma’nın iki oğlundan biri getirildi; [Resulullah] onu [da] arkasına bindirdi. [İbn Cafer] dedi ki: Böylece biz üçümüz, bir binek üzerinde Medine’ye girdik.

2428_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَاصِمٍ، حَدَّثَنِي مُوَرِّقٌ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَدِمَ مِنْ سَفَرٍ تُلُقِّيَ بِنَا - قَالَ - فَتُلُقِّيَ بِي وَبِالْحَسَنِ أَوْ بِالْحُسَيْنِ - قَالَ - فَحَمَلَ أَحَدَنَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَالآخَرَ خَلْفَهُ حَتَّى دَخَلْنَا الْمَدِينَةَ ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Abdurrahim b. Süleyman anlattı; Asım’dan; bana Muvarrık anlattı; bana Abdullah b. Cafer anlattı; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir seferden (yolculuktan) döndüğünde biz [Ehl-i Beyt’in çocukları] tarafından karşılanırdı. [İbn Cafer] dedi ki: [Bir keresinde] ben ve Hasan –veya Hüseyin– ile beraber [Onu] karşıladık. [İbn Cafer] dedi ki: [Resulullah] birimizi önüne, diğerini ise arkasına bindirdi; nihayet Medine’ye girdik.

2429. Hadis

حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا مَهْدِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ، أَبِي يَعْقُوبَ عَنِ الْحَسَنِ بْنِ سَعْدٍ، مَوْلَى الْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، قَالَ أَرْدَفَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ خَلْفَهُ فَأَسَرَّ إِلَىَّ حَدِيثًا لاَ أُحَدِّثُ بِهِ أَحَدًا مِنَ النَّاسِ ‏.‏

Bize Şeyban b. Ferrûh anlattı; bize Mehdî b. Meymûn anlattı; bize Muhammed b. Abdillah b. Ebi Yakup anlattı; Hasan b. Ali’nin mevlâ (azatlısı) Hasan b. Sa’d’dan; Abdullah b. Cafer’den; dedi ki: Bir gün Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni arkasına bindirdi. Sonra bana gizli bir söz (sır) söyledi; ben onu insanlardan hiçbir kimseye anlatmam.

2430. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، وَأَبُو أُسَامَةَ ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ وَوَكِيعٌ وَأَبُو مُعَاوِيَةَ ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، كُلُّهُمْ عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، وَاللَّفْظُ، حَدِيثُ أَبِي أُسَامَةَ ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ جَعْفَرٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَلِيًّا، بِالْكُوفَةِ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ خَيْرُ نِسَائِهَا مَرْيَمُ بِنْتُ عِمْرَانَ وَخَيْرُ نِسَائِهَا خَدِيجَةُ بِنْتُ خُوَيْلِدٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو كُرَيْبٍ وَأَشَارَ وَكِيعٌ إِلَى السَّمَاءِ وَالأَرْضِ ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Abdullah b. Nümeyr ve Ebu Üsame anlattılar. (h) Bize Ebu Küreyb anlattı; bize Ebu Üsame, İbn Nümeyr, Veki’ ve Ebu Muaviye anlattılar. (h) Bize İshak b. İbrahim anlattı; bize Abde b. Süleyman haber verdi; hepsi Hişam b. Urve’den [naklettiler]. -Lafız Ebu Üsame’nindir.- (h) Bize Ebu Küreyb anlattı; bize Ebu Üsame anlattı; Hişam’dan; babasından; dedi ki: Abdullah b. Cafer’i [şöyle derken] işittim: Ali’yi Kûfe’de [şöyle derken] işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Kendi [zamanındaki] kadınların en hayırlısı İmran kızı Meryem’dir; kendi [zamanındaki] kadınların en hayırlısı da Huveylid kızı Hatice’dir.” Ebu Küreyb dedi ki: Veki’ [kadınların en hayırlısı sözünü söylerken] göğe ve yere işaret etti.

2431. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ، بْنُ الْمُثَنَّى وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، جَمِيعًا عَنْ شُعْبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مُرَّةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ كَمَلَ مِنَ الرِّجَالِ كَثِيرٌ وَلَمْ يَكْمُلْ مِنَ النِّسَاءِ غَيْرُ مَرْيَمَ بِنْتِ عِمْرَانَ وَآسِيَةَ امْرَأَةِ فِرْعَوْنَ وَإِنَّ فَضْلَ عَائِشَةَ عَلَى النِّسَاءِ كَفَضْلِ الثَّرِيدِ عَلَى سَائِرِ الطَّعَامِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Ebu Küreyb anlattılar; dediler ki: Bize Veki’ anlattı. (h) Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı; [onların] hepsi Şu’be’den [naklettiler]. (h) Bize Ubeydullah b. Muâz el-Anberî anlattı -lafız onundur-; bize babam anlattı; bize Şu’be anlattı; Amr b. Mürre’den; Mürre’den; Ebu Musa’dan; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Erkeklerden pek çok kimse kemâle erdi. Kadınlardan ise İmran kızı Meryem ve Firavun’un karısı Âsiye’den başkası kemâle ermedi. Âişe’nin [diğer] kadınlara olan üstünlüğü ise, sarîd (tirit) in diğer bütün yemeklere olan üstünlüğü gibidir.”

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.