2403_3. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِسْكِينٍ الْيَمَامِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، - وَهُوَ ابْنُ بِلاَلٍ - عَنْ شَرِيكِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَخْبَرَنِي أَبُو مُوسَى الأَشْعَرِيُّ، أَنَّهُ تَوَضَّأَ فِي بَيْتِهِ ثُمَّ خَرَجَ فَقَالَ لأَلْزَمَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلأَكُونَنَّ مَعَهُ يَوْمِي هَذَا . قَالَ فَجَاءَ الْمَسْجِدَ فَسَأَلَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا خَرَجَ . وَجَّهَ هَا هُنَا - قَالَ - فَخَرَجْتُ عَلَى أَثَرِهِ أَسْأَلُ عَنْهُ حَتَّى دَخَلَ بِئْرَ أَرِيسٍ - قَالَ - فَجَلَسْتُ عِنْدَ الْبَابِ وَبَابُهَا مِنْ جَرِيدٍ حَتَّى قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَاجَتَهُ وَتَوَضَّأَ فَقُمْتُ إِلَيْهِ فَإِذَا هُوَ قَدْ جَلَسَ عَلَى بِئْرِ أَرِيسٍ وَتَوَسَّطَ قُفَّهَا وَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ وَدَلاَّهُمَا فِي الْبِئْرِ - قَالَ - فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ ثُمَّ انْصَرَفْتُ فَجَلَسْتُ عِنْدَ الْبَابِ فَقُلْتُ لأَكُونَنَّ بَوَّابَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْيَوْمَ . فَجَاءَ أَبُو بَكْرٍ فَدَفَعَ الْبَابَ فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ . فَقُلْتُ عَلَى رِسْلِكَ - قَالَ - ثُمَّ ذَهَبْتُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا أَبُو بَكْرٍ يَسْتَأْذِنُ فَقَالَ " ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ " . قَالَ فَأَقْبَلْتُ حَتَّى قُلْتُ لأَبِي بَكْرٍ ادْخُلْ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُبَشِّرُكَ بِالْجَنَّةِ - قَالَ - فَدَخَلَ أَبُو بَكْرٍ فَجَلَسَ عَنْ يَمِينِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَهُ فِي الْقُفِّ وَدَلَّى رِجْلَيْهِ فِي الْبِئْرِ كَمَا صَنَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ ثُمَّ رَجَعْتُ فَجَلَسْتُ وَقَدْ تَرَكْتُ أَخِي يَتَوَضَّأُ وَيَلْحَقُنِي فَقُلْتُ إِنْ يُرِدِ اللَّهُ بِفُلاَنٍ - يُرِيدُ أَخَاهُ - خَيْرًا يَأْتِ بِهِ . فَإِذَا إِنْسَانٌ يُحَرِّكُ الْبَابَ فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ . فَقُلْتُ عَلَى رِسْلِكَ . ثُمَّ جِئْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ وَقُلْتُ هَذَا عُمَرُ يَسْتَأْذِنُ فَقَالَ " ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ " . فَجِئْتُ عُمَرَ فَقُلْتُ أَذِنَ وَيُبَشِّرُكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْجَنَّةِ - قَالَ - فَدَخَلَ فَجَلَسَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْقُفِّ عَنْ يَسَارِهِ وَدَلَّى رِجْلَيْهِ فِي الْبِئْرِ ثُمَّ رَجَعْتُ فَجَلَسْتُ فَقُلْتُ إِنْ يُرِدِ اللَّهُ بِفُلاَنٍ خَيْرًا - يَعْنِي أَخَاهُ - يَأْتِ بِهِ فَجَاءَ إِنْسَانٌ فَحَرَّكَ الْبَابَ فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ . فَقُلْتُ عَلَى رِسْلِكَ - قَالَ - وَجِئْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ فَقَالَ " ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ مَعَ بَلْوَى تُصِيبُهُ " . قَالَ فَجِئْتُ فَقُلْتُ ادْخُلْ وَيُبَشِّرُكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْجَنَّةِ مَعَ بَلْوَى تُصِيبُكَ - قَالَ - فَدَخَلَ فَوَجَدَ الْقُفَّ قَدْ مُلِئَ فَجَلَسَ وُجَاهَهُمْ مِنَ الشِّقِّ الآخَرِ . قَالَ شَرِيكٌ فَقَالَ سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ فَأَوَّلْتُهَا قُبُورَهُمْ .
Bize Muhammed b. Miskîn el-Yemâmî anlattı; bize Yahyâ b. Hassân anlattı; bize Süleyman -ki o İbn Bilâl’dir- anlattı; Şerîk b. Ebî Nemir’den; Saîd b. el-Müseyyeb’den; Ebû Musa el-Eş’arî bana haber verdi; dedi ki: Evimde abdest alıp dışarı çıktım ve: “Bugün Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den hiç ayrılmayacağım ve gün boyu onunla beraber olacağım.” dedim. Mescide gelip Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i sordum. “Dışarı çıktı, şu tarafa doğru gitti.” dediler. Onun peşinden gittim, sora sora nihayet Erîs Kuyusu’nun [bulunduğu bahçeye] girdiğini öğrendim. Bahçenin hurma dallarından yapılmış kapısının önünde oturdum. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ihtiyacını giderip abdest alıncaya kadar bekledim. Yanına gittiğimde onu Erîs Kuyusu’nun bileziğine oturmuş, bacaklarını açmış ve ayaklarını kuyuya sarkıtmış bir halde buldum. Ona selam verdim ve tekrar kapının yanına gidip oturdum. Kendi kendime: “Bugün Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in kapıcısı olacağım.” dedim. Derken Ebû Bekir gelip kapıyı itti. “Kim o?” dedim. “Ebû Bekir.” dedi. “Biraz bekle.” dedim ve içeri gidip: “Ey Allah’ın Resulü! Ebû Bekir gelmiş, izin istiyor.” dedim. Resulullah: “İzin ver ve onu cennetle müjdele.” buyurdu. Ebû Bekir’e: “İçeri gir, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem seni cennetle müjdeliyor.” dedim. Ebû Bekir içeri girdi; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sağ yanına kuyu bileziğine oturdu ve o da ayaklarını kuyuya sarkıttı. Ben tekrar kapıya döndüm. Kardeşimi [evde] abdest alırken bırakmıştım. İçimden: “Eğer Allah kardeşim hakkında hayır murat ederse onu buraya getirir.” dedim. Birisi kapıyı çaldı. “Kim o?” dedim. “Ömer b. el-Hattâb.” dedi. “Biraz bekle.” dedim ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına gidip: “Ömer izin istiyor.” dedim. Resulullah: “İzin ver ve onu cennetle müjdele.” buyurdu. Ömer’e: “Resulullah izin verdi ve seni cennetle müjdeliyor.” dedim. Ömer içeri girdi ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sol yanına oturup ayaklarını kuyuya sarkıttı. Yine kapıya dönüp: “Eğer Allah kardeşim hakkında hayır murat ederse onu getirir.” dedim. Birisi gelip kapıyı çaldı. “Kim o?” dedim. “Osman b. Affân.” dedi. “Biraz bekle.” dedim ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e haber verdim. Resulullah: “İzin ver ve başına gelecek bir bela ile birlikte onu cennetle müjdele.” buyurdu. Osman’a: “İçeri gir; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem başına gelecek bir bela ile birlikte seni cennetle müjdeliyor.” dedim. Osman içeri girdi; kuyu bileziğinin dolduğunu görünce onların karşısına, diğer tarafa oturdu. Şerîk der ki: Saîd b. el-Müseyyeb: “Ben bu [oturuş şeklini] onların kabirleri olarak tabir ettim.” dedi.