Sahabenin Faziletleri Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2409. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي حَازِمٍ - عَنْ أَبِي، حَازِمٍ عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ اسْتُعْمِلَ عَلَى الْمَدِينَةِ رَجُلٌ مِنْ آلِ مَرْوَانَ - قَالَ - فَدَعَا سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ فَأَمَرَهُ أَنْ يَشْتِمَ عَلِيًّا - قَالَ - فَأَبَى سَهْلٌ فَقَالَ لَهُ أَمَّا إِذْ أَبَيْتَ فَقُلْ لَعَنَ اللَّهُ أَبَا التُّرَابِ ‏.‏ فَقَالَ سَهْلٌ مَا كَانَ لِعَلِيٍّ اسْمٌ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ أَبِي التُّرَابِ وَإِنْ كَانَ لَيَفْرَحُ إِذَا دُعِيَ بِهَا ‏.‏ فَقَالَ لَهُ أَخْبِرْنَا عَنْ قِصَّتِهِ لِمَ سُمِّيَ أَبَا تُرَابٍ قَالَ جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْتَ فَاطِمَةَ فَلَمْ يَجِدْ عَلِيًّا فِي الْبَيْتِ فَقَالَ ‏"‏ أَيْنَ ابْنُ عَمِّكِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ كَانَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ شَىْءٌ فَغَاضَبَنِي فَخَرَجَ فَلَمْ يَقِلْ عِنْدِي فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لإِنْسَانٍ ‏"‏ انْظُرْ أَيْنَ هُوَ ‏"‏ ‏.‏ فَجَاءَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هُوَ فِي الْمَسْجِدِ رَاقِدٌ ‏.‏ فَجَاءَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مُضْطَجِعٌ قَدْ سَقَطَ رِدَاؤُهُ عَنْ شِقِّهِ فَأَصَابَهُ تُرَابٌ فَجَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمْسَحُهُ عَنْهُ وَيَقُولُ ‏"‏ قُمْ أَبَا التُّرَابِ قُمْ أَبَا التُّرَابِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Abdülaziz -yani İbn Ebî Hâzim- anlattı; Ebû Hâzim’den; Sehl b. Sa’d’dan; dedi ki: Mervân ailesinden bir adam Medine’ye vali tayin edilmişti. Sehl b. Sa’d’ı çağırarak Ali’ye sövmesini emretti. Sehl bunu reddedince vali: “Madem sövmeyi reddediyorsun, o halde: ‘Allah Ebû’t-Turâb’a lanet etsin!’ de.” dedi. Sehl şöyle karşılık verdi: “Ali’nin kendisine Ebû’t-Turâb denilmesinden daha çok sevdiği başka bir ismi yoktu; bu isimle çağrıldığında gerçekten çok sevinirdi.” Vali ona: “Bize onun hikâyesini anlat; ona niçin Ebû’t-Turâb ismi verildi?” diye sordu. Sehl şöyle anlattı: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Fatıma’nın evine geldi ve Ali’yi evde bulamadı. ‘Amcanın oğlu nerede?’ diye sordu. Fatıma: ‘Aramızda bir şey geçti, bana kızdı ve dışarı çıktı; yanımda öğle uykusuna yatmadı.’ dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem birine: ‘Bak bakalım nerede?’ buyurdu. O kişi gelip: ‘Ey Allah’ın Resulü! Mescitte uyuyor.’ dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ali’nin yanına geldi. Ali yan üstü uzanmıştı; ridası yanından sıyrılmış ve üzerine toprak bulaşmıştı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun üzerindeki toprağı eliyle siliyor ve bir yandan da: ‘Kalk Ebû’t-Turâb! Kalk Ebû’t-Turâb!’ diyordu.”