İyilik, Akrabalık Bağlarının Gözetilmesi ve Edep Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2603. Hadis

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو مَعْنٍ الرَّقَاشِيُّ - وَاللَّفْظُ لِزُهَيْرٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا عُمَرُ، بْنُ يُونُسَ حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ أَبِي طَلْحَةَ، حَدَّثَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، قَالَ كَانَتْ عِنْدَ أُمِّ سُلَيْمٍ يَتِيمَةٌ وَهِيَ أُمُّ أَنَسٍ فَرَأَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْيَتِيمَةَ فَقَالَ ‏"‏ آنْتِ هِيَهْ لَقَدْ كَبِرْتِ لاَ كَبِرَ سِنُّكِ ‏"‏ ‏.‏ فَرَجَعَتِ الْيَتِيمَةُ إِلَى أُمِّ سُلَيْمٍ تَبْكِي فَقَالَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ مَا لَكِ يَا بُنَيَّةُ قَالَتِ الْجَارِيَةُ دَعَا عَلَىَّ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ لاَ يَكْبَرَ سِنِّي فَالآنَ لاَ يَكْبَرُ سِنِّي أَبَدًا - أَوْ قَالَتْ قَرْنِي - فَخَرَجَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ مُسْتَعْجِلَةً تَلُوثُ خِمَارَهَا حَتَّى لَقِيَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا لَكِ يَا أُمَّ سُلَيْمٍ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَدَعَوْتَ عَلَى يَتِيمَتِي قَالَ ‏"‏ وَمَا ذَاكِ يَا أُمَّ سُلَيْمٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ زَعَمَتْ أَنَّكَ دَعَوْتَ أَنْ لاَ يَكْبَرَ سِنُّهَا وَلاَ يَكْبَرَ قَرْنُهَا - قَالَ - فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا أُمَّ سُلَيْمٍ أَمَا تَعْلَمِينَ أَنَّ شَرْطِي عَلَى رَبِّي أَنِّي اشْتَرَطْتُ عَلَى رَبِّي فَقُلْتُ إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ أَرْضَى كَمَا يَرْضَى الْبَشَرُ وَأَغْضَبُ كَمَا يَغْضَبُ الْبَشَرُ فَأَيُّمَا أَحَدٍ دَعَوْتُ عَلَيْهِ مِنْ أُمَّتِي بِدَعْوَةٍ لَيْسَ لَهَا بِأَهْلٍ أَنْ تَجْعَلَهَا لَهُ طَهُورًا وَزَكَاةً وَقُرْبَةً يُقَرِّبُهُ بِهَا مِنْهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ أَبُو مَعْنٍ يُتَيِّمَةٌ ‏.‏ بِالتَّصْغِيرِ فِي الْمَوَاضِعِ الثَّلاَثَةِ مِنَ الْحَدِيثِ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb ve Ebu Ma’n er-Rakaşî anlattı —ki lafız Züheyr’e aittir—; dediler ki: Bize Ömer b. Yunus anlattı; dedi ki: Bize İkrime b. Ammar anlattı; dedi ki: Bize İshak b. Ebi Talha anlattı; dedi ki: Bana Enes b. Malik anlattı; dedi ki: Ümmü Süleym’in yanında bir yetim kız vardı —ki o [Ümmü Süleym] Enes’in annesidir—. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yetim kızı gördü ve: “Sen o musun? Büyümüşsün! Yaşın büyümesin!” dedi. Yetim kız ağlayarak Ümmü Süleym’e döndü. Ümmü Süleym: “Neyin var ey kızcağızım?” dedi. Kız: “Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem aleyhime dua etti; yaşım büyümesin diye. Artık benim yaşım asla büyümeyecek —veya: ömrüm—,” dedi. Bunun üzerine Ümmü Süleym aceleyle başörtüsünü sararak çıktı ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile karşılaştı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Neyin var ey Ümmü Süleym?” dedi. Dedi ki: “Ey Allah’ın Nebisi! Yetimime beddua mı ettin?” [Resulullah] buyurdu ki: “O nedir ey Ümmü Süleym?” Dedi ki: “[Kız] senin; onun yaşı büyümesin ve ömrü uzamasın diye dua ettiğini zannediyor.” [Enes] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem güldü, sonra şöyle buyurdu: “Ey Ümmü Süleym! Rabbimle olan şartımı bilmiyor musun? Ben Rabbime şart koştum ve dedim ki: Ben ancak bir beşerim. Beşerin hoşlandığı gibi hoşlanırım, beşerin öfkelendiği gibi öfkelenirim. Ümmetimden hak etmediği halde kime beddua edersem, [Rabbimden] bunu onun için temizlik, zekât ve kıyamet gününde onu kendisine yaklaştıracak bir yakınlık kılmasını [istedim].” Ebu Ma’n dedi ki: Hadisin üç yerinde de “Yüteyyime” [küçük yetim kızcağız] şeklinde ism-i tasgir ile [rivayet etti].