Kader Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2650. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَزْرَةُ بْنُ، ثَابِتٍ عَنْ يَحْيَى بْنِ عُقَيْلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ يَعْمُرَ، عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ الدِّئَلِيِّ، قَالَ قَالَ لِي عِمْرَانُ بْنُ الْحُصَيْنِ أَرَأَيْتَ مَا يَعْمَلُ النَّاسُ الْيَوْمَ وَيَكْدَحُونَ فِيهِ أَشَىْءٌ قُضِيَ عَلَيْهِمْ وَمَضَى عَلَيْهِمْ مِنْ قَدَرِ مَا سَبَقَ أَوْ فِيمَا يُسْتَقْبَلُونَ بِهِ مِمَّا أَتَاهُمْ بِهِ نَبِيُّهُمْ وَثَبَتَتِ الْحُجَّةُ عَلَيْهِمْ فَقُلْتُ بَلْ شَىْءٌ قُضِيَ عَلَيْهِمْ وَمَضَى عَلَيْهِمْ قَالَ فَقَالَ أَفَلاَ يَكُونُ ظُلْمًا قَالَ فَفَزِعْتُ مِنْ ذَلِكَ فَزَعًا شَدِيدًا وَقُلْتُ كُلُّ شَىْءٍ خَلْقُ اللَّهِ وَمِلْكُ يَدِهِ فَلاَ يُسْأَلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْأَلُونَ ‏.‏ فَقَالَ لِي يَرْحَمُكَ اللَّهُ إِنِّي لَمْ أُرِدْ بِمَا سَأَلْتُكَ إِلاَّ لأَحْزُرَ عَقْلَكَ إِنَّ رَجُلَيْنِ مِنْ مُزَيْنَةَ أَتَيَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالاَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ مَا يَعْمَلُ النَّاسُ الْيَوْمَ وَيَكْدَحُونَ فِيهِ أَشَىْءٌ قُضِيَ عَلَيْهِمْ وَمَضَى فِيهِمْ مِنْ قَدَرٍ قَدْ سَبَقَ أَوْ فِيمَا يُسْتَقْبَلُونَ بِهِ مِمَّا أَتَاهُمْ بِهِ نَبِيُّهُمْ وَثَبَتَتِ الْحُجَّةُ عَلَيْهِمْ فَقَالَ ‏"‏ لاَ بَلْ شَىْءٌ قُضِيَ عَلَيْهِمْ وَمَضَى فِيهِمْ وَتَصْدِيقُ ذَلِكَ فِي كِتَابِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا * فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا‏}‏ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm el-Hanzalî anlattı; bize Osmân b. Ömer anlattı; bize Azra b. Sâbit, Yahyâ b. Ukayl'den; o, Yahyâ b. Ya'mer'den; o da Ebû'l-Esved ed-Düelî'den [naklederek] anlattı; dedi ki: İmrân b. el-Husayn bana şöyle dedi: "İnsanların bugün yaptığı ve çabaladığı işler hakkında ne dersin? Bunlar kendileri hakkında önceden takdir edilmiş ve kesinleşmiş bir kader midir, yoksa peygamberlerinin kendilerine getirdiği ve aleyhlerine hüccetin sabit olduğu hususlar arasından gelecekte yönelecekleri şeyler midir?" Ben: "Aksine bunlar kendileri hakkında önceden takdir edilmiş ve kesinleşmiş şeylerdir" dedim. İmrân: "Öyleyse bu zulüm olmaz mı?" diye sordu. Ebû'l-Esved dedi ki: Bu sual karşısında şiddetli bir korkuya kapıldım ve: "Her şey Allah'ın yaratması ve mülküdür. O, yaptığından sorumlu tutulmaz, onlar ise sorguya çekileceklerdir" dedim. Bunun üzerine İmrân bana: "Allah sana rahmet etsin! Ben sana bunu ancak aklını ölçmek için sordum. Müzeyne kabilesinden iki adam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelerek: 'Ya Resulullah! İnsanların bugün yaptığı ve çabaladığı işler hakkında ne dersin? Bunlar kendileri hakkında önceden takdir edilmiş ve kesinleşmiş bir kader midir, yoksa peygamberlerinin kendilerine getirdiği ve aleyhlerine hüccetin sabit olduğu hususlar arasından gelecekte yönelecekleri şeyler midir?' diye sordular. [Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem]: 'Hayır! Aksine bunlar kendileri hakkında önceden takdir edilmiş ve kesinleşmiş şeylerdir; bunun doğruluğu da Azîz ve Celîl olan Allah'ın kitabındaki şu ayetlerdedir: "Nefse ve onu şekillendirip düzenleyene; ona fücurunu da takvasını da ilham edene yemin olsun ki..." [eş-Şems, 91/7-8]' buyurdu."