Kader Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2643_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَوَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ، اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ الْهَمْدَانِيُّ - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَبِي وَأَبُو مُعَاوِيَةَ وَوَكِيعٌ قَالُوا حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ الصَّادِقُ الْمَصْدُوقُ ‏ "‏ إِنَّ أَحَدَكُمْ يُجْمَعُ خَلْقُهُ فِي بَطْنِ أُمِّهِ أَرْبَعِينَ يَوْمًا ثُمَّ يَكُونُ فِي ذَلِكَ عَلَقَةً مِثْلَ ذَلِكَ ثُمَّ يَكُونُ فِي ذَلِكَ مُضْغَةً مِثْلَ ذَلِكَ ثُمَّ يُرْسَلُ الْمَلَكُ فَيَنْفُخُ فِيهِ الرُّوحَ وَيُؤْمَرُ بِأَرْبَعِ كَلِمَاتٍ بِكَتْبِ رِزْقِهِ وَأَجَلِهِ وَعَمَلِهِ وَشَقِيٌّ أَوْ سَعِيدٌ فَوَالَّذِي لاَ إِلَهَ غَيْرُهُ إِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ الْجَنَّةِ حَتَّى مَا يَكُونَ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا إِلاَّ ذِرَاعٌ فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الْكِتَابُ فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ فَيَدْخُلُهَا وَإِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ حَتَّى مَا يَكُونَ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا إِلاَّ ذِرَاعٌ فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الْكِتَابُ فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ الْجَنَّةِ فَيَدْخُلُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe anlattı; bize Ebû Muâviye ve Vekî' anlattılar. (Tahvil) Bize Muhammed b. Abdullâh b. Nümeyr el-Hemdânî de anlattı —lafız onundur—; bize babam, Ebû Muâviye ve Vekî' anlattılar; dediler ki: Bize el-A'meş, Zeyd b. Vehb'den; o da Abdullâh'tan [naklederek] anlattı; [Abdullah] şöyle dedi: Doğru söyleyen ve doğruluğu [Allah tarafından] tasdik edilmiş olan [as-Sâdıku'l-Masdûk] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize şöyle anlattı: "Sizden her birinizin yaratılışı, annesinin karnında kırk gün [nutfe olarak] bir araya getirilir. Sonra o kadar süre [kırk gün] 'aleka' [embriyo] olur. Sonra o kadar süre 'muda' [bir çiğnem et parçası] olur. Daha sonra [ona] bir melek gönderilir de ona ruhu üfler ve [bu meleğe] dört kelime [husus] emredilir: Rızkını, ecelini, amelini ve şakî [bedbaht/cehennemlik] mi yoksa saîd [mutlu/cennetlik] mi olacağını yazması! Kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah'a yemin ederim ki; şüphesiz sizden biriniz cennet ehlinin amelini işler de sonunda kendisiyle cennet arasında sadece bir arşın [mesafe] kalır; derken [hakkındaki] yazı [kader] onun önüne geçer de cehennem ehlinin amelini işleyerek oraya girer. Yine sizden biriniz cehennem ehlinin amelini işler de sonunda kendisiyle cehennem arasında sadece bir arşın [mesafe] kalır; derken yazı onun önüne geçer de cennet ehlinin amelini işleyerek oraya girer."

2643_2. Hadis

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، كِلاَهُمَا عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ، الْحَمِيدِ ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو سَعِيدٍ، الأَشَجُّ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَاهُ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ بْنُ الْحَجَّاجِ، كُلُّهُمْ عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ قَالَ فِي حَدِيثِ وَكِيعٍ ‏"‏ إِنَّ خَلْقَ أَحَدِكُمْ يُجْمَعُ فِي بَطْنِ أُمِّهِ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ فِي حَدِيثِ مُعَاذٍ عَنْ شُعْبَةَ ‏"‏ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً أَرْبَعِينَ يَوْمًا ‏"‏ ‏.‏ وَأَمَّا فِي حَدِيثِ جَرِيرٍ وَعِيسَى ‏"‏ أَرْبَعِينَ يَوْمًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Osmân b. Ebû Şeybe ve İshâk b. İbrâhîm anlattılar; her ikisi de Cerîr b. Abdülhamîd'den [nakletmişlerdir]. (Tahvil) Bize İshâk b. İbrâhîm [ayrıca] anlattı; bize Îsâ b. Yûnus haber verdi. (Tahvil) Bana Ebû Saîd el-Eşecc de anlattı; bize Vekî' anlattı. (Tahvil) Bize bunu Ubeydullâh b. Muâz da anlattı; bize babam anlattı; bize Şu'be b. el-Haccâc anlattı; bunların hepsi el-A'meş'ten; bu isnad ile [yukarıdaki hadisi rivayet etmişlerdir]. Vekî'nin hadisinde: "Sizden birinin yaratılışı annesinin karnında kırk gece [nutfe olarak] bir araya getirilir" [ifadesi yer almaktadır]. Muâz'ın Şu'be'den [naklettiği] hadiste [ravi]: "Kırk gece, kırk gün" demiştir. Cerîr ve Îsâ'nın hadislerinde ise "Kırk gün" [ifadesi geçmektedir].

2644. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ نُمَيْرٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ، عَنْ حُذَيْفَةَ بْنِ أَسِيدٍ، يَبْلُغُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَدْخُلُ الْمَلَكُ عَلَى النُّطْفَةِ بَعْدَ مَا تَسْتَقِرُّ فِي الرَّحِمِ بِأَرْبَعِينَ أَوْ خَمْسَةٍ وَأَرْبَعِينَ لَيْلَةً فَيَقُولُ يَا رَبِّ أَشَقِيٌّ أَوْ سَعِيدٌ فَيُكْتَبَانِ فَيَقُولُ أَىْ رَبِّ أَذَكَرٌ أَوْ أُنْثَى فَيُكْتَبَانِ وَيُكْتَبُ عَمَلُهُ وَأَثَرُهُ وَأَجَلُهُ وَرِزْقُهُ ثُمَّ تُطْوَى الصُّحُفُ فَلاَ يُزَادُ فِيهَا وَلاَ يُنْقَصُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullâh b. Nümeyr ve Züheyr b. Harb anlattılar —lafız İbn Nümeyr'indir—; dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Amr b. Dînâr'dan; o, Ebû't-Tufeyl'den; o da Huzeyfe b. Esîd'den [naklederek] anlattı. [Huzeyfe], bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e ulaştırmıştır [merfu olarak rivayet etmiştir]: "Melek, nutfe rahme yerleştikten kırk veya kırk beş gece sonra onun yanına girer ve: 'Ey Rabbim! [Bu] şakî [bedbaht/cehennemlik] mi yoksa saîd [mutlu/cennetlik] mi?' diye sorar. Her ikisi de [karara göre] yazılır. Sonra: 'Ey Rabbim! Erkek mi yoksa dişi mi?' diye sorar. [Bunlar da] yazılır. Yine onun ameli, eseri [dünyada bırakacağı izler], eceli ve rızkı da yazılır. Sonra sayfalar dürülüp kaldırılır; artık onlara hiçbir şey eklenmez ve onlardan hiçbir şey eksiltilmez."

2645_1. Hadis

حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ سَرْحٍ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو، بْنُ الْحَارِثِ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ الْمَكِّيِّ، أَنَّ عَامِرَ بْنَ وَاثِلَةَ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَسْعُودٍ، يَقُولُ الشَّقِيُّ مَنْ شَقِيَ فِي بَطْنِ أُمِّهِ وَالسَّعِيدُ مَنْ وُعِظَ بِغَيْرِهِ ‏.‏ فَأَتَى رَجُلاً مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَالُ لَهُ حُذَيْفَةُ بْنُ أَسِيدٍ الْغِفَارِيُّ فَحَدَّثَهُ بِذَلِكَ مِنْ قَوْلِ ابْنِ مَسْعُودٍ فَقَالَ وَكَيْفَ يَشْقَى رَجُلٌ بِغَيْرِ عَمَلٍ فَقَالَ لَهُ الرَّجُلُ أَتَعْجَبُ مِنْ ذَلِكَ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا مَرَّ بِالنُّطْفَةِ ثِنْتَانِ وَأَرْبَعُونَ لَيْلَةً بَعَثَ اللَّهُ إِلَيْهَا مَلَكًا فَصَوَّرَهَا وَخَلَقَ سَمْعَهَا وَبَصَرَهَا وَجِلْدَهَا وَلَحْمَهَا وَعِظَامَهَا ثُمَّ ‏.‏ قَالَ يَا رَبِّ أَذَكَرٌ أَمْ أُنْثَى فَيَقْضِي رَبُّكَ مَا شَاءَ وَيَكْتُبُ الْمَلَكُ ثُمَّ يَقُولُ يَا رَبِّ أَجَلُهُ ‏.‏ فَيَقُولُ رَبُّكَ مَا شَاءَ وَيَكْتُبُ الْمَلَكُ ثُمَّ يَقُولُ يَا رَبِّ رِزْقُهُ ‏.‏ فَيَقْضِي رَبُّكَ مَا شَاءَ وَيَكْتُبُ الْمَلَكُ ثُمَّ يَخْرُجُ الْمَلَكُ بِالصَّحِيفَةِ فِي يَدِهِ فَلاَ يَزِيدُ عَلَى مَا أُمِرَ وَلاَ يَنْقُصُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ebû't-Tâhir, Ahmed b. Amr b. Serh anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Amr b. el-Hâris, Ebû'z-Zübeyr el-Mekkî'den; o da Âmir b. Vâsile'nin kendisine [şunları] anlattığını bildirdi. [Âmir], Abdullâh b. Mes'ûd'u şöyle derken işitmiştir: "Bedbaht [şakî] olan, daha annesinin karnındayken şakî olandır; mutlu [saîd] olan ise başkasından öğüt alandır." [Âmir devamla şunları anlattı]: Daha sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından, kendisine Huzeyfe b. Esîd el-Gıfârî denilen bir zâtın yanına gelerek ona İbn Mes'ûd'un bu sözünü anlattım. Bunun üzerine [Huzeyfe]: "Bir adam, herhangi bir amel işlemeden nasıl şakî olabilir?" diye [hayretle] sordu. [Âmir] de ona: "Buna şaşırıyor musun? Zira ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim" cevabını verdi: "Nutfenin üzerinden kırk iki gece geçtiğinde, Allah ona bir melek gönderir; [melek] ona şekil verir; kulağını, gözünü, derisini, etini ve kemiklerini yaratır [şekillendirir]. Sonra melek: 'Ey Rabbim! [Bu] erkek mi yoksa dişi mi?' diye sorar. Rabbin dilediği hükmü verir, melek de yazmaya devam eder. Sonra melek: 'Ey Rabbim! Bunun eceli ne?' diye sorar. Rabbin dilediğini söyler ve melek [onu] yazar. Sonra: 'Ey Rabbim! Bunun rızkı ne?' diye sorar. Rabbin dilediği hükmü verir ve melek yine yazar. Daha sonra melek elinde [yazılanların bulunduğu] sahife ile çıkar; artık emredilenlere ne bir şey eklenir ne de onlardan bir şey eksiltilir."

2645_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ النَّوْفَلِيُّ، أَخْبَرَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّ أَبَا الطُّفَيْلِ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَسْعُودٍ، يَقُولُ ‏.‏ وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِمِثْلِ حَدِيثِ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ ‏.‏

Bize Ahmed b. Osmân en-Nevfelî anlattı; bize Ebû Âsım haber verdi; bize İbn Cüreyc anlattı; bana Ebû'z-Zübeyr, Ebû't-Tufeyl'in kendisine [şunları] haber verdiğini bildirdi. [Ebû't-Tufeyl], Abdullâh b. Mes'ûd'u şöyle derken işitmiştir: [Ravi] hadisi Amr b. el-Hâris'in hadisinin [2645_1] benzeri olarak nakletti.

2645_3. Hadis

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ أَبِي خَلَفٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ أَبُو خَيْثَمَةَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَطَاءٍ، أَنَّ عِكْرِمَةَ بْنَ خَالِدٍ، حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَا الطُّفَيْلِ حَدَّثَهُ قَالَ دَخَلْتُ عَلَى أَبِي سَرِيحَةَ حُذَيْفَةَ بْنِ أَسِيدٍ الْغِفَارِيِّ فَقَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِأُذُنَىَّ هَاتَيْنِ يَقُولُ ‏"‏ إِنَّ النُّطْفَةَ تَقَعُ فِي الرَّحِمِ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً ثُمَّ يَتَصَوَّرُ عَلَيْهَا الْمَلَكُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ زُهَيْرٌ حَسِبْتُهُ قَالَ الَّذِي يَخْلُقُهَا ‏"‏ فَيَقُولُ يَا رَبِّ أَذَكَرٌ أَوْ أُنْثَى فَيَجْعَلُهُ اللَّهُ ذَكَرًا أَوْ أُنْثَى ثُمَّ يَقُولُ يَا رَبِّ أَسَوِيٌّ أَوْ غَيْرُ سَوِيٍّ فَيَجْعَلُهُ اللَّهُ سَوِيًّا أَوْ غَيْرَ سَوِيٍّ ثُمَّ يَقُولُ يَا رَبِّ مَا رِزْقُهُ مَا أَجَلُهُ مَا خُلُقُهُ ثُمَّ يَجْعَلُهُ اللَّهُ شَقِيًّا أَوْ سَعِيدًا ‏"‏ ‏.‏

Bana Muhammed b. Ahmed b. Ebû Halef anlattı; bize Yahyâ b. Ebû Bükeyr anlattı; bize Züheyr Ebû Hayseme anlattı; bana Abdullâh b. Atâ, İkrime b. Hâlid'in kendisine [şunları] anlattığını bildirdi. [İkrime] de Ebû't-Tufeyl'in kendisine şöyle anlattığını söyledi: Ebû Serîha Huzeyfe b. Esîd el-Gıfârî'nin yanına girdim. [Ebû Serîha] şöyle dedi: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şu iki kulağımla [şöyle] buyururken işittim: 'Nutfe, rahme düştüğünde [orada] kırk gece [kalır], sonra melek ona şekil verir.'" Züheyr [Ebû Hayseme] dedi ki: "Sanırım [hadisin bu kısmında ravi] 'onu yaratan [şekillendiren melek]' dedi." [Huzeyfe hadise şöyle devam etti]: "[O melek] der ki: 'Ey Rabbim! [Bu] erkek mi yoksa dişi mi?' Allah da [dilediğine göre] onu erkek veya dişi yapar. Sonra [melek]: 'Ey Rabbim! [Azaları] tam [düzgün] mü yoksa kusurlu mu?' der. Allah da [dilediği şekilde] onu düzgün [sağlıklı] veya kusurlu yapar. Daha sonra [melek]: 'Ey Rabbim! Bunun rızkı nedir? Eceli nedir? Karakteri [ahlakı] nedir?' diye sorar. Sonunda Allah onu şakî [bedbaht/cehennemlik] veya saîd [mutlu/cennetlik biri] yapar."

2645_4. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ عَبْدِ الصَّمَدِ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا رَبِيعَةُ بْنُ كُلْثُومٍ، حَدَّثَنِي أَبِي كُلْثُومٌ، عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ، عَنْ حُذَيْفَةَ بْنِ أَسِيدٍ الْغِفَارِيِّ، صَاحِبِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَفَعَ الْحَدِيثَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَنَّ مَلَكًا مُوَكَّلاً بِالرَّحِمِ إِذَا أَرَادَ اللَّهُ أَنْ يَخْلُقَ شَيْئًا بِإِذْنِ اللَّهِ لِبِضْعٍ وَأَرْبَعِينَ لَيْلَةً ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ ذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِهِمْ ‏.‏

Bize Abdülvâris b. Abdüssamed anlattı; bana babam anlattı; bize Rebîa b. Gülsûm anlattı; bana babam Gülsûm, Ebû't-Tufeyl'den; o da Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabı Huzeyfe b. Esîd el-Gıfârî'den [naklederek] anlattı. [Huzeyfe] bu hadisi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e ulaştırmıştır [merfu olarak rivayet etmiştir]: "Rahim ile görevli bir melek vardır. Allah, bir şeyi yaratmak istediğinde —kırk küsur gece sonra— Allah'ın izniyle [o melek yanına] girer..." Sonra [ravi], onların [önceki ravilerin] hadisinin benzerini zikretti.

2646. Hadis

حَدَّثَنِي أَبُو كَامِلٍ، فُضَيْلُ بْنُ حُسَيْنٍ الْجَحْدَرِيُّ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ، اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، وَرَفَعَ الْحَدِيثَ، أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ قَدْ وَكَّلَ بِالرَّحِمِ مَلَكًا فَيَقُولُ أَىْ رَبِّ نُطْفَةٌ أَىْ رَبِّ عَلَقَةٌ أَىْ رَبِّ مُضْغَةٌ ‏.‏ فَإِذَا أَرَادَ اللَّهُ أَنْ يَقْضِيَ خَلْقًا - قَالَ - قَالَ الْمَلَكُ أَىْ رَبِّ ذَكَرٌ أَوْ أُنْثَى شَقِيٌّ أَوْ سَعِيدٌ فَمَا الرِّزْقُ فَمَا الأَجَلُ فَيُكْتَبُ كَذَلِكَ فِي بَطْنِ أُمِّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyn el-Cahderî anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; bize Ubeydullâh b. Ebû Bekr, Enes b. Mâlik'ten [naklederek] anlattı. [Ravi], bu hadisi [Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e] ulaştırmıştır [merfu olarak rivayet etmiştir]; buyurdu ki: "Şüphesiz Azîz ve Celîl olan Allah, rahim ile [görevli] bir melek tayin etmiştir. [Melek] der ki: 'Ey Rabbim! [Bu şu an] nutfedir. Ey Rabbim! [Şimdi] alekadır. Ey Rabbim! [Şimdi] mudadır.' Allah [ona] bir yaratılış [can] vermeyi dilediğinde melek: 'Ey Rabbim! Erkek mi yoksa dişi mi? Şakî mi yoksa saîd mi? Rızkı ne? Eceli ne?' der. [Bunlar] annesinin karnındayken işte böylece yazılır."

2647_1. Hadis

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، - وَاللَّفْظُ لِزُهَيْرٍ - قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ كُنَّا فِي جَنَازَةٍ فِي بَقِيعِ الْغَرْقَدِ فَأَتَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَعَدَ وَقَعَدْنَا حَوْلَهُ وَمَعَهُ مِخْصَرَةٌ فَنَكَّسَ فَجَعَلَ يَنْكُتُ بِمِخْصَرَتِهِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ مَا مِنْكُمْ مِنْ أَحَدٍ مَا مِنْ نَفْسٍ مَنْفُوسَةٍ إِلاَّ وَقَدْ كَتَبَ اللَّهُ مَكَانَهَا مِنَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ وَإِلاَّ وَقَدْ كُتِبَتْ شَقِيَّةً أَوْ سَعِيدَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفَلاَ نَمْكُثُ عَلَى كِتَابِنَا وَنَدَعُ الْعَمَلَ فَقَالَ ‏"‏ مَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ السَّعَادَةِ فَسَيَصِيرُ إِلَى عَمَلِ أَهْلِ السَّعَادَةِ وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الشَّقَاوَةِ فَسَيَصِيرُ إِلَى عَمَلِ أَهْلِ الشَّقَاوَةِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ اعْمَلُوا فَكُلٌّ مُيَسَّرٌ أَمَّا أَهْلُ السَّعَادَةِ فَيُيَسَّرُونَ لِعَمَلِ أَهْلِ السَّعَادَةِ وَأَمَّا أَهْلُ الشَّقَاوَةِ فَيُيَسَّرُونَ لِعَمَلِ أَهْلِ الشَّقَاوَةِ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَرَأَ ‏{‏ فَأَمَّا مَنْ أَعْطَى وَاتَّقَى * وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَى * فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرَى * وَأَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنَى * وَكَذَّبَ بِالْحُسْنَى * فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرَى‏}‏

Bize Osmân b. Ebû Şeybe, Züheyr b. Harb ve İshâk b. İbrâhîm anlattılar —lafız Züheyr'indir—; İshâk "bize haber verdi", diğer ikisi ise "bize anlattı" dedi; [onlara da] Cerîr, Mansûr'dan; o, Sa'd b. Ubeyde'den; o, Ebû Abdurrahmân'dan; o da Ali'den [naklederek] anlattı; dedi ki: Bakîü'l-Garkad'da bir cenazede bulunuyorduk. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza gelip oturdu, biz de onun etrafına oturduk. Yanında bir asâ [mihsara] vardı. Başını öne eğip elindeki asâ ile yere bir şeyler çizmeye [toprağı dürtmeye] başladı. Sonra şöyle buyurdu: "Aranızda, yaratılmış hiçbir nefis yoktur ki, Allah onun cennetteki ve cehennemdeki yerini yazmış olmasın ve [o nefis] şakî [bedbaht] mi yoksa saîd [mutlu] mü olarak yazılmış olmasın!" [Ali] dedi ki: Bunun üzerine bir adam: "Ya Resulullah! Öyleyse biz ameli bırakıp hakkımızdaki yazıya [kadere] güvenip dayanmayalım mı?" diye sordu. [Resulullah]: "Saadet ehlinden olanlar, saadet ehlinin ameline yönelecektir; şekavet ehlinden olanlar ise şekavet ehlinin ameline yönelecektir" buyurdu. Sonra [devamla]: "Siz amel edin! Çünkü herkese [yaratıldığı şeye giden yol] kolaylaştırılmıştır. Saadet ehli olanlara, saadet ehlinin ameli kolaylaştırılır; şekavet ehli olanlara ise şekavet ehlinin ameli kolaylaştırılır" buyurdu ve şu ayetleri okudu: "Kim verir ve korunursa ve en güzeli tasdik ederse, biz ona en kolay olanı kolaylaştırırız. Kim de cimrilik eder ve kendini müstağni görürse ve en güzeli yalanlarsa, biz ona en zor olanı kolaylaştırırız." [el-Leyl, 92/5-10]

2647_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ مَنْصُورٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ فِي مَعْنَاهُ وَقَالَ فَأَخَذَ عُودًا ‏.‏ وَلَمْ يَقُلْ مِخْصَرَةً ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ أَبِي شَيْبَةَ فِي حَدِيثِهِ عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ ثُمَّ قَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe ve Hennâd b. es-Serî anlattılar; dediler ki: Bize Ebû'l-Ahvas, Mansûr'dan [naklederek]; bu isnad ile bu [hadisin] manasında anlattı. [Ravi bu rivayette]: "[Resulullah] bir çöp [veya küçük bir dal/çubuk] aldı" dedi; fakat "asâ [mihsara]" demedi. İbn Ebû Şeybe, Ebû'l-Ahvas'tan naklettiği hadisde: "Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem [ayetleri] okudu" ifadesini kullandı.

2647_3. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ قَالُوا حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ جَالِسًا وَفِي يَدِهِ عُودٌ يَنْكُتُ بِهِ فَرَفَعَ رَأْسَهُ فَقَالَ ‏"‏ مَا مِنْكُمْ مِنْ نَفْسٍ إِلاَّ وَقَدْ عُلِمَ مَنْزِلُهَا مِنَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ فَلِمَ نَعْمَلُ أَفَلاَ نَتَّكِلُ قَالَ ‏"‏ لاَ ‏.‏ اعْمَلُوا فَكُلٌّ مُيَسَّرٌ لِمَا خُلِقَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَرَأَ ‏{‏ فَأَمَّا مَنْ أَعْطَى وَاتَّقَى * وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَى‏}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏ فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرَى‏}‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe, Züheyr b. Harb ve Ebû Saîd el-Eşecc anlattılar; dediler ki: Bize Vekî' anlattı. (Tahvil) Bize İbn Nümeyr de anlattı; bize babam anlattı; [onunla birlikte] bize el-A'meş anlattı. (Tahvil) Bize Ebû Küreyb de anlattı —lafız onundur—; bize Ebû Muâviye anlattı; [o da] el-A'meş'ten; o, Sa'd b. Ubeyde'den; o, Ebû Abdurrahmân es-Sülemî'den; o da Ali'den [naklederek] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün oturuyordu. Elinde yere bir şeyler çizdiği [toprağı dürttüğü] bir çöp [çubuk] vardı. Başını kaldırıp şöyle buyurdu: "Sizden, cennet veya cehennemdeki yeri bilinmeyen hiçbir kimse yoktur." [Sahabeler]: "Ya Resulullah! Öyleyse biz ameli bırakıp [hakkımızdaki yazıya] güvenip dayanmayalım mı?" diye sordular. [Resulullah]: "Hayır! Siz amel edin; çünkü herkes ne için yaratıldıysa ona [giden yol] kendisine kolaylaştırılmıştır" buyurdu ve sonra: "Kim verir ve korunursa ve en güzeli tasdik ederse..." ayetinden "...biz ona en zor olanı kolaylaştırırız" [el-Leyl, 92/5-10] kavline kadar okudu.

2647_4. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، وَالأَعْمَشِ، أَنَّهُمَا سَمِعَا سَعْدَ بْنَ عُبَيْدَةَ، يُحَدِّثُهُ عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنْ عَلِيٍّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِنَحْوِهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu'be, Mansûr ve el-A'meş'ten; her ikisi de Sa'd b. Ubeyde'den [naklederek] anlattılar. [Sa'd] bunu Ebû Abdurrahmân es-Sülemî'den; o da Ali'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [yukarıdaki hadisin] benzerini [rivayet etmiştir].

2648_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ جَاءَ سُرَاقَةُ بْنُ مَالِكِ بْنِ جُعْشُمٍ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَيِّنْ لَنَا دِينَنَا كَأَنَّا خُلِقْنَا الآنَ فِيمَا الْعَمَلُ الْيَوْمَ أَفِيمَا جَفَّتْ بِهِ الأَقْلاَمُ وَجَرَتْ بِهِ الْمَقَادِيرُ أَمْ فِيمَا نَسْتَقْبِلُ قَالَ ‏"‏ لاَ ‏.‏ بَلْ فِيمَا جَفَّتْ بِهِ الأَقْلاَمُ وَجَرَتْ بِهِ الْمَقَادِيرُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَفِيمَ الْعَمَلُ قَالَ زُهَيْرٌ ثُمَّ تَكَلَّمَ أَبُو الزُّبَيْرِ بِشَىْءٍ لَمْ أَفْهَمْهُ فَسَأَلْتُ مَا قَالَ فَقَالَ ‏"‏ اعْمَلُوا فَكُلٌّ مُيَسَّرٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Yûnus anlattı; bize Züheyr anlattı; bize Ebû'z-Zübeyr anlattı. (Tahvil) Bize Yahyâ b. Yahyâ da anlattı; bize Ebû Hayseme, Ebû'z-Zübeyr'den; o da Câbir'den [naklederek] haber verdi. [Câbir] dedi ki: Sürâka b. Mâlik b. Cu'şum gelerek: "Ya Resulullah! Bize dinimizi, sanki şu an yaratılmışız gibi açıkla! Bugün [yapılan] amel nedir? Kalemlerin [yazıp] kuruduğu ve takdirlerin [hükmünün] yürürlükte olduğu bir şey hakkında mıdır, yoksa gelecekte [yeni] karşılaşacağımız bir şey hakkında mıdır?" diye sordu. [Resulullah]: "Hayır! Aksine kalemlerin kuruduğu ve takdirlerin yürürlükte olduğu bir şey hakkındadır" buyurdu. [Sürâka]: "Öyleyse amel [etmek] ne içindir?" diye sordu. Züheyr dedi ki: Sonra Ebû'z-Zübeyr anlamadığım bir şey konuştu. [Yanındakilere] ne dediğini sordum; o da [Resulullah'ın]: "Siz amel edin; çünkü herkese [yollar] kolaylaştırılmıştır" buyurduğunu söyledi.

2648_2. Hadis

حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْمَعْنَى وَفِيهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ كُلُّ عَامِلٍ مُيَسَّرٌ لِعَمَلِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ebû't-Tâhir anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Amr b. el-Hâris, Ebû'z-Zübeyr'den; o da Câbir b. Abdullâh'tan; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu manada [naklederek] anlattı. Bu [hadis] içerisinde Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Her çalışan [amel eden] kimse, yapacağı iş için [kendisine yollar] kolaylaştırılmıştır."

2649_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ يَزِيدَ الضُّبَعِيِّ، حَدَّثَنَا مُطَرِّفٌ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَعُلِمَ أَهْلُ الْجَنَّةِ مِنْ أَهْلِ النَّارِ قَالَ فَقَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قِيلَ فَفِيمَ يَعْمَلُ الْعَامِلُونَ قَالَ ‏"‏ كُلٌّ مُيَسَّرٌ لِمَا خُلِقَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Hammâd b. Zeyd, Yezîd ed-Dubayî'den [naklederek] haber verdi; bize Mutarrif, İmrân b. Husayn'dan [naklederek] anlattı; dedi ki: "Ya Resulullah! Cennet ehli, cehennem ehlinden [ayrılıp] bilinmiş midir?" diye soruldu. [Resulullah]: "Evet" buyurdu. [Soran kişi]: "Öyleyse amel edenler ne için amel ediyorlar?" dedi. [Resulullah]: "Herkes ne için yaratıldıysa ona [giden yol] kendisine kolaylaştırılmıştır" buyurdu.

2649_2. Hadis

حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ وَابْنُ نُمَيْرٍ عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، كُلُّهُمْ عَنْ يَزِيدَ الرِّشْكِ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ بِمَعْنَى حَدِيثِ حَمَّادٍ وَفِي حَدِيثِ عَبْدِ الْوَارِثِ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏

Bize Şeybân b. Ferrûh anlattı; bize Abdülvâris anlattı. (Tahvil) Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe, Züheyr b. Harb, İshâk b. İbrâhîm ve İbn Nümeyr de İbn Uleyye'den [naklederek] anlattılar. (Tahvil) Bize Yahyâ b. Yahyâ da haber verdi; bize Ca'fer b. Süleymân bildirdi. (Tahvil) Bize İbnü'l-Müsennâ da anlattı; bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu'be anlattı. [Yukarıdaki ravilerin] hepsi Yezîd er-Rişk'ten; bu isnad ile Hammâd'ın hadisi [2649_1] manasında [rivayet etmişlerdir]. Abdülvâris'in hadisinde [İmran b. Husayn]: "Ben: Ya Resulullah! dedim" ifadesi yer almaktadır.

2650. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَزْرَةُ بْنُ، ثَابِتٍ عَنْ يَحْيَى بْنِ عُقَيْلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ يَعْمُرَ، عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ الدِّئَلِيِّ، قَالَ قَالَ لِي عِمْرَانُ بْنُ الْحُصَيْنِ أَرَأَيْتَ مَا يَعْمَلُ النَّاسُ الْيَوْمَ وَيَكْدَحُونَ فِيهِ أَشَىْءٌ قُضِيَ عَلَيْهِمْ وَمَضَى عَلَيْهِمْ مِنْ قَدَرِ مَا سَبَقَ أَوْ فِيمَا يُسْتَقْبَلُونَ بِهِ مِمَّا أَتَاهُمْ بِهِ نَبِيُّهُمْ وَثَبَتَتِ الْحُجَّةُ عَلَيْهِمْ فَقُلْتُ بَلْ شَىْءٌ قُضِيَ عَلَيْهِمْ وَمَضَى عَلَيْهِمْ قَالَ فَقَالَ أَفَلاَ يَكُونُ ظُلْمًا قَالَ فَفَزِعْتُ مِنْ ذَلِكَ فَزَعًا شَدِيدًا وَقُلْتُ كُلُّ شَىْءٍ خَلْقُ اللَّهِ وَمِلْكُ يَدِهِ فَلاَ يُسْأَلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْأَلُونَ ‏.‏ فَقَالَ لِي يَرْحَمُكَ اللَّهُ إِنِّي لَمْ أُرِدْ بِمَا سَأَلْتُكَ إِلاَّ لأَحْزُرَ عَقْلَكَ إِنَّ رَجُلَيْنِ مِنْ مُزَيْنَةَ أَتَيَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالاَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ مَا يَعْمَلُ النَّاسُ الْيَوْمَ وَيَكْدَحُونَ فِيهِ أَشَىْءٌ قُضِيَ عَلَيْهِمْ وَمَضَى فِيهِمْ مِنْ قَدَرٍ قَدْ سَبَقَ أَوْ فِيمَا يُسْتَقْبَلُونَ بِهِ مِمَّا أَتَاهُمْ بِهِ نَبِيُّهُمْ وَثَبَتَتِ الْحُجَّةُ عَلَيْهِمْ فَقَالَ ‏"‏ لاَ بَلْ شَىْءٌ قُضِيَ عَلَيْهِمْ وَمَضَى فِيهِمْ وَتَصْدِيقُ ذَلِكَ فِي كِتَابِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا * فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا‏}‏ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm el-Hanzalî anlattı; bize Osmân b. Ömer anlattı; bize Azra b. Sâbit, Yahyâ b. Ukayl'den; o, Yahyâ b. Ya'mer'den; o da Ebû'l-Esved ed-Düelî'den [naklederek] anlattı; dedi ki: İmrân b. el-Husayn bana şöyle dedi: "İnsanların bugün yaptığı ve çabaladığı işler hakkında ne dersin? Bunlar kendileri hakkında önceden takdir edilmiş ve kesinleşmiş bir kader midir, yoksa peygamberlerinin kendilerine getirdiği ve aleyhlerine hüccetin sabit olduğu hususlar arasından gelecekte yönelecekleri şeyler midir?" Ben: "Aksine bunlar kendileri hakkında önceden takdir edilmiş ve kesinleşmiş şeylerdir" dedim. İmrân: "Öyleyse bu zulüm olmaz mı?" diye sordu. Ebû'l-Esved dedi ki: Bu sual karşısında şiddetli bir korkuya kapıldım ve: "Her şey Allah'ın yaratması ve mülküdür. O, yaptığından sorumlu tutulmaz, onlar ise sorguya çekileceklerdir" dedim. Bunun üzerine İmrân bana: "Allah sana rahmet etsin! Ben sana bunu ancak aklını ölçmek için sordum. Müzeyne kabilesinden iki adam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelerek: 'Ya Resulullah! İnsanların bugün yaptığı ve çabaladığı işler hakkında ne dersin? Bunlar kendileri hakkında önceden takdir edilmiş ve kesinleşmiş bir kader midir, yoksa peygamberlerinin kendilerine getirdiği ve aleyhlerine hüccetin sabit olduğu hususlar arasından gelecekte yönelecekleri şeyler midir?' diye sordular. [Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem]: 'Hayır! Aksine bunlar kendileri hakkında önceden takdir edilmiş ve kesinleşmiş şeylerdir; bunun doğruluğu da Azîz ve Celîl olan Allah'ın kitabındaki şu ayetlerdedir: "Nefse ve onu şekillendirip düzenleyene; ona fücurunu da takvasını da ilham edene yemin olsun ki..." [eş-Şems, 91/7-8]' buyurdu."

2651. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي ابْنَ مُحَمَّدٍ - عَنِ الْعَلاَءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ الزَّمَنَ الطَّوِيلَ بِعَمَلِ أَهْلِ الْجَنَّةِ ثُمَّ يُخْتَمُ لَهُ عَمَلُهُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ الزَّمَنَ الطَّوِيلَ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ ثُمَّ يُخْتَمُ لَهُ عَمَلُهُ بِعَمَلِ أَهْلِ الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Abdülaziz —yani İbn Muhammed—, el-Alâ'dan; o, babasından; o da Ebû Hüreyre'den [naklederek] anlattı; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz bir adam uzun zaman cennet ehlinin amelini işler de sonra ameli cehennem ehlinin ameli ile mühürlenir [sonuçlanır]. Yine bir adam uzun zaman cehennem ehlinin amelini işler de sonra ameli cennet ehlinin ameli ile mühürlenir."

112_2. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْقَارِيَّ - عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ عَمَلَ أَهْلِ الْجَنَّةِ فِيمَا يَبْدُو لِلنَّاسِ وَهُوَ مِنْ أَهْلِ النَّارِ ‏.‏ وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ عَمَلَ أَهْلِ النَّارِ فِيمَا يَبْدُو لِلنَّاسِ وَهُوَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Ya'kūb —yani İbn Abdurrahmân el-Kārî—, Ebû Hâzim'den; o da Sehl b. Sa'd es-Sâidî'den [naklederek] anlattı; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz bir adam insanlara görünen haliyle [fîmâ yebdû li'n-nâs] cennet ehlinin amelini işler; halbuki o cehennem ehlindendir. Yine bir adam insanlara görünen haliyle cehennem ehlinin amelini işler; halbuki o cennet ehlindendir."

2652_1. Hadis

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ دِينَارِ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ الْمَكِّيُّ، وَأَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، الضَّبِّيُّ جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ حَاتِمٍ وَابْنِ دِينَارٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ، عُيَيْنَةَ عَنْ عَمْرٍو، عَنْ طَاوُسٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ احْتَجَّ آدَمُ وَمُوسَى فَقَالَ مُوسَى يَا آدَمُ أَنْتَ أَبُونَا خَيَّبْتَنَا وَأَخْرَجْتَنَا مِنَ الْجَنَّةِ فَقَالَ لَهُ آدَمُ أَنْتَ مُوسَى اصْطَفَاكَ اللَّهُ بِكَلاَمِهِ وَخَطَّ لَكَ بِيَدِهِ أَتَلُومُنِي عَلَى أَمْرٍ قَدَّرَهُ اللَّهُ عَلَىَّ قَبْلَ أَنْ يَخْلُقَنِي بِأَرْبَعِينَ سَنَةً ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَحَجَّ آدَمُ مُوسَى فَحَجَّ آدَمُ مُوسَى ‏"‏ ‏.‏ وَفِي حَدِيثِ ابْنِ أَبِي عُمَرَ وَابْنِ عَبْدَةَ قَالَ أَحَدُهُمَا خَطَّ ‏.‏ وَقَالَ الآخَرُ كَتَبَ لَكَ التَّوْرَاةَ بِيَدِهِ ‏.‏

Bana Muhammed b. Hâtim, İbrâhîm b. Dînâr, İbn Ebû Ömer el-Mekkî ve Ahmed b. Abde ed-Dabbî hep birden İbn Uyeyne'den —lafız İbn Hâtim ve İbn Dînâr'ındır—; dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Amr'dan; o, Tâvûs'tan [naklederek] anlattı; [Tâvûs] dedi ki: Ebû Hüreyre'yi şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Âdem ile Mûsâ [birbirlerine karşı] delil getirdiler [tartıştılar]. Mûsâ: 'Ey Âdem! Sen babamızsın; bizi hüsrana uğrattın ve bizi cennetten çıkardın!' dedi. Âdem ona: 'Sen Mûsâ'sın; Allah seni konuşmasıyla seçip üstün kıldı ve [Tevrat'ı] eliyle senin için bizzat yazdı [çizdi/hatattı]. Buna rağmen sen, Allah'ın beni yaratmadan kırk yıl önce üzerime takdir ettiği bir işten dolayı mı beni kınıyorsun?' dedi." Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem [devamla]: "Böylece Âdem Mûsâ'yı susturdu [deliliyle ona baskın geldi]; Âdem Mûsâ'yı susturdu" buyurdu. İbn Ebû Ömer ve İbn Abde'nin hadislerinde ise [ravilerden] biri "çizdi/yazdı [hatta]", diğeri ise "Senin için Tevrat'ı bizzat [eliyle] yazdı" dedi.

2652_2. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، فِيمَا قُرِئَ عَلَيْهِ عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تَحَاجَّ آدَمُ وَمُوسَى فَحَجَّ آدَمُ مُوسَى فَقَالَ لَهُ مُوسَى أَنْتَ آدَمُ الَّذِي أَغْوَيْتَ النَّاسَ وَأَخْرَجْتَهُمْ مِنَ الْجَنَّةِ فَقَالَ آدَمُ أَنْتَ الَّذِي أَعْطَاهُ اللَّهُ عِلْمَ كُلِّ شَىْءٍ وَاصْطَفَاهُ عَلَى النَّاسِ بِرِسَالَتِهِ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ فَتَلُومُنِي عَلَى أَمْرٍ قُدِّرَ عَلَىَّ قَبْلَ أَنْ أُخْلَقَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd, Mâlik b. Enes'ten; [o da] kendisine okunanlar arasından Ebû'z-Zinâd'dan; o, el-A'rec'den; o da Ebû Hüreyre'den [naklederek] anlattı; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Âdem ile Mûsâ [birbirlerine karşı] delil getirdiler; [sonunda] Âdem Mûsâ'yı susturdu [deliliyle ona baskın geldi]. Mûsâ ona: 'Sen, insanları saptıran [ve yoldan çıkaran] ve onları cennetten çıkaran Âdem'sin!' dedi. Âdem de: 'Sen, Allah'ın kendisine her şeyin ilmini verdiği ve risaletiyle insanlar arasından seçip üstün kıldığı kimsesin!' dedi. [Mûsâ]: 'Evet' dedi. [Âdem]: 'Öyleyse, ben yaratılmadan [kırk yıl] önce üzerime takdir edilen bir işten dolayı mı beni kınıyorsun?' dedi."

2652_3. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُوسَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ عِيَاضٍ، حَدَّثَنِي الْحَارِثُ بْنُ أَبِي ذُبَابٍ، عَنْ يَزِيدَ، - وَهُوَ ابْنُ هُرْمُزَ - وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ قَالاَ سَمِعْنَا أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ احْتَجَّ آدَمُ وَمُوسَى عَلَيْهِمَا السَّلاَمُ عِنْدَ رَبِّهِمَا فَحَجَّ آدَمُ مُوسَى قَالَ مُوسَى أَنْتَ آدَمُ الَّذِي خَلَقَكَ اللَّهُ بِيَدِهِ وَنَفَخَ فِيكَ مِنْ رُوحِهِ وَأَسْجَدَ لَكَ مَلاَئِكَتَهُ وَأَسْكَنَكَ فِي جَنَّتِهِ ثُمَّ أَهْبَطْتَ النَّاسَ بِخَطِيئَتِكَ إِلَى الأَرْضِ فَقَالَ آدَمُ أَنْتَ مُوسَى الَّذِي اصْطَفَاكَ اللَّهُ بِرِسَالَتِهِ وَبِكَلاَمِهِ وَأَعْطَاكَ الأَلْوَاحَ فِيهَا تِبْيَانُ كُلِّ شَىْءٍ وَقَرَّبَكَ نَجِيًّا فَبِكَمْ وَجَدْتَ اللَّهَ كَتَبَ التَّوْرَاةَ قَبْلَ أَنْ أُخْلَقَ قَالَ مُوسَى بِأَرْبَعِينَ عَامًا ‏.‏ قَالَ آدَمُ فَهَلْ وَجَدْتَ فِيهَا ‏{‏ وَعَصَى آدَمُ رَبَّهُ فَغَوَى‏}‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ أَفَتَلُومُنِي عَلَى أَنْ عَمِلْتُ عَمَلاً كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَىَّ أَنْ أَعْمَلَهُ قَبْلَ أَنْ يَخْلُقَنِي بِأَرْبَعِينَ سَنَةً قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَحَجَّ آدَمُ مُوسَى ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. Mûsâ b. Abdullâh b. Mûsâ b. Abdullâh b. Yezîd el-Ensârî anlattı; bize Enes b. İyâz anlattı; bana el-Hâris b. Ebû Zubâb, Yezîd'den —ki o İbn Hürmüz'dür— ve Abdurrahmân el-A'rec'den [naklederek] anlattı; dediler ki: Ebû Hüreyre'yi şöyle derken işittik: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Âdem ile Mûsâ (aleyhimesselâm) Rablerinin katında [birbirlerine karşı] delil getirdiler; Âdem Mûsâ'yı susturdu [deliliyle ona baskın geldi]. Mûsâ: 'Sen, Allah'ın bizzat yarattığı, ruhundan sana üflediği, meleklerini sana secde ettirdiği ve seni cennetine yerleştirdiği, sonra da hatan sebebiyle insanları yeryüzüne indiren Âdem'sin!' dedi. Âdem de: 'Sen, Allah'ın risaletiyle ve konuşmasıyla seçip üstün kıldığı, içinde her şeyin açıklaması bulunan levhaları verdiği ve seni münacat için [kendisine] yaklaştırdığı Mûsâ'sın! Allah'ın, Tevrat'ı ben yaratılmadan kaç yıl önce yazdığını gördün?' diye sordu. Mûsâ: 'Kırk yıl önce' cevabını verdi. Âdem: 'Peki orada: "Âdem Rabbine asi oldu da yoldan saptı" [Tâhâ, 20/121] ayetini buldun mu?' dedi. Mûsâ: 'Evet' dedi. Âdem: 'Öyleyse, ben yaratılmadan kırk yıl önce Allah'ın üzerime [yapmamı] takdir edip yazdığı bir işi yapmamdan dolayı mı beni kınıyorsun?' dedi." Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Böylece Âdem Mûsâ'yı susturdu" buyurdu.

2652_4. Hadis

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَابْنُ، حَاتِمٍ قَالاَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ احْتَجَّ آدَمُ وَمُوسَى فَقَالَ لَهُ مُوسَى أَنْتَ آدَمُ الَّذِي أَخْرَجَتْكَ خَطِيئَتُكَ مِنَ الْجَنَّةِ فَقَالَ لَهُ آدَمُ أَنْتَ مُوسَى الَّذِي اصْطَفَاكَ اللَّهُ بِرِسَالَتِهِ وَبِكَلاَمِهِ ثُمَّ تَلُومُنِي عَلَى أَمْرٍ قَدْ قُدِّرَ عَلَىَّ قَبْلَ أَنْ أُخْلَقَ فَحَجَّ آدَمُ مُوسَى ‏"‏ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb ve İbn Hâtim anlattılar; dediler ki: Bize Ya'kūb b. İbrâhîm anlattı; bize babam, İbn Şihâb'dan; o, Humeyd b. Abdurrahmân'dan; o da Ebû Hüreyre'den [naklederek] anlattı; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Âdem ile Mûsâ [birbirlerine karşı] delil getirdiler. Mûsâ ona: 'Sen, hatan sebebiyle seni cennetten çıkaran Âdem'sin!' dedi. Âdem de ona: 'Sen, Allah'ın risaletiyle ve konuşmasıyla seçip üstün kıldığı Mûsâ'sın! Buna rağmen sen, ben yaratılmadan önce üzerime takdir edilmiş bir işten dolayı mı beni kınıyorsun?' dedi. [Böylece] Âdem Mûsâ'yı susturdu."

2652_5. Hadis

حَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ النَّجَّارِ الْيَمَامِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح

Bana Amr en-Nâkıd anlattı; bize Eyyûb b. en-Neccâr el-Yemâmî anlattı; bize Yahyâ b. Ebû Kesîr, Ebû Seleme'den; o da Ebû Hüreyre'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [yukarıdaki hadisin bir benzerini nakletti]. (Tahvil)

2652_6. Hadis

وَحَدَّثَنَا ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي، هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِهِمْ ‏.‏

Bize İbn Râfi' anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; bize Ma'mer haber verdi; [onlar da] Hemmâm b. Münebbih'ten; o, Ebû Hüreyre'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [yukarıdaki hadislerin] manasında [nakletmiştir].

2652_7. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِنْهَالٍ الضَّرِيرُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ حَدِيثِهِمْ ‏.‏

Bize Muhammed b. Minhâl ed-Darîr anlattı; bize Yezîd b. Züreay' anlattı; bize Hişâm b. Hassân, Muhammed b. Sîrîn'den; o, Ebû Hüreyre'den; o da Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den [yukarıdaki hadislerin] bir benzerini [nakletmiştir].

2653_1. Hadis

حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ سَرْحٍ حَدَّثَنَا ابْنُ، وَهْبٍ أَخْبَرَنِي أَبُو هَانِئٍ الْخَوْلاَنِيُّ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو، بْنِ الْعَاصِ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ كَتَبَ اللَّهُ مَقَادِيرَ الْخَلاَئِقِ قَبْلَ أَنْ يَخْلُقَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ بِخَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ - قَالَ - وَعَرْشُهُ عَلَى الْمَاءِ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ebû't-Tâhir, Ahmed b. Amr b. Abdullâh b. Amr b. Serh anlattı; bize İbn Vehb anlattı; bana Ebû Hânî el-Havlânî, Ebû Abdurrahmân el-Hubulî'den; o da Abdullâh b. Amr b. el-Âs'tan [naklederek] haber verdi; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Allah, mahlukatın kaderlerini [takdirlerini], gökleri ve yeri yaratmadan elli bin yıl önce yazmıştır." —[Ravi] dedi ki [Resulullah devamla şöyle buyurdu]—: "O zaman O'nun Arş'ı su üzerindeydi."

2653_2. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا الْمُقْرِئُ، حَدَّثَنَا حَيْوَةُ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَهْلٍ التَّمِيمِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا نَافِعٌ، - يَعْنِي ابْنَ يَزِيدَ - كِلاَهُمَا عَنْ أَبِي هَانِئٍ، ‏.‏ بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ غَيْرَ أَنَّهُمَا لَمْ يَذْكُرَا وَعَرْشُهُ عَلَى الْمَاءِ ‏.‏

Bize İbn Ebû Ömer anlattı; bize el-Mukri' anlattı; bize Hayve anlattı. (Tahvil) Bana Muhammed b. Sehl et-Temîmî de anlattı; bize İbn Ebû Meryem anlattı; bize Nâfi' —yani İbn Yezîd— haber verdi. Her ikisi de Ebû Hânî'den; bu isnad ile [yukarıdaki hadisin] bir benzerini [naklettiler]. Ancak bu iki [ravi], "O zaman O'nun Arş'ı su üzerindeydi" ifadesini zikretmediler.

2654. Hadis

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ كِلاَهُمَا عَنِ الْمُقْرِئِ، قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا عَبْدُ، اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ قَالَ حَدَّثَنَا حَيْوَةُ، أَخْبَرَنِي أَبُو هَانِئٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيَّ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، يَقُولُ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ إِنَّ قُلُوبَ بَنِي آدَمَ كُلَّهَا بَيْنَ إِصْبَعَيْنِ مِنْ أَصَابِعِ الرَّحْمَنِ كَقَلْبٍ وَاحِدٍ يُصَرِّفُهُ حَيْثُ يَشَاءُ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اللَّهُمَّ مُصَرِّفَ الْقُلُوبِ صَرِّفْ قُلُوبَنَا عَلَى طَاعَتِكَ ‏"‏ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb ve İbn Nümeyr anlattılar; her ikisi de el-Mukri'den [naklederek] anlattı. Züheyr dedi ki: Bize Abdullâh b. Yezîd el-Mukri' anlattı; bize Hayve anlattı; bana Ebû Hânî haber verdi. [Ebû Hânî], Ebû Abdurrahmân el-Hubulî'yi işitmiş; [o da] Abdullâh b. Amr b. el-Âs'ı [şu sözleri] söylerken işitmiş; [Abdullah b. Amr] de Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işitmiştir: "Şüphesiz Âdemoğullarının kalplerinin tamamı, Rahmân'ın parmaklarından iki parmağı arasında tek bir kalp gibidir; onu dilediği yöne çevirir." Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle dua etti: "Ey kalpleri çeviren [musarrife'l-kulûb] Allah'ım! Bizim kalplerimizi senin itaatine çevir!"

2655. Hadis

حَدَّثَنِي عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ حَمَّادٍ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، بْنُ سَعِيدٍ عَنْ مَالِكٍ، فِيمَا قُرِئَ عَلَيْهِ عَنْ زِيَادِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ طَاوُسٍ، أَنَّهُ قَالَ أَدْرَكْتُ نَاسًا مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُونَ كُلُّ شَىْءٍ بِقَدَرٍ ‏.‏ قَالَ وَسَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ كُلُّ شَىْءٍ بِقَدَرٍ حَتَّى الْعَجْزُ وَالْكَيْسُ أَوِ الْكَيْسُ وَالْعَجْزُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Abdülala b. Hammâd anlattı; dedi ki: Mâlik b. Enes'e [şunları] okudum. (Tahvil) Bize Kuteybe b. Saîd de Mâlik'ten; [o da] kendisine okunanlar arasından Ziyâd b. Sa'd'dan; o, Amr b. Müslim'den; o da Tâvûs'tan [naklederek] anlattı; [Tâvûs] şöyle demiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından birtakım insanlara yetiştim; "Her şey kader iledir" diyorlardı. [Tâvûs devamla] Abdullâh b. Ömer'i de şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Acz (beceriksizlik) ve keys (akıllılık) —veya keys ve acz— dâhil [olmak üzere] her şey kader iledir" buyurdu.

2656. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ زِيَادِ، بْنِ إِسْمَاعِيلَ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبَّادِ بْنِ جَعْفَرٍ الْمَخْزُومِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ مُشْرِكُو قُرَيْشٍ يُخَاصِمُونَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْقَدَرِ فَنَزَلَتْ ‏{‏ يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِي النَّارِ عَلَى وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا مَسَّ سَقَرَ* إِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ‏}‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe ve Ebû Küreyb anlattılar; dediler ki: Bize Vekî', Süfyân'dan; o, Ziyâd b. İsmâîl'den; o, Muhammed b. Abbâd b. Ca'fer el-Mahzûmî'den; o da Ebû Hüreyre'den [naklederek] anlattı; [Ebû Hüreyre] şöyle demiştir: Kureyş müşrikleri Kader (mukadderat) konusunda Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile tartışmaya geldiler. Bunun üzerine şu ayetler nazil oldu: "O gün onlar yüzüstü cehenneme sürüklenecekler [ve kendilerine]: 'Sakar’ın (cehennemin) dokunuşunu tadın!' [denilecektir]. Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye (kadere) göre yarattık." [el-Kamer, 54/48-49]

2657_1. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، - وَاللَّفْظُ لإِسْحَاقَ - قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ مَا رَأَيْتُ شَيْئًا أَشْبَهَ بِاللَّمَمِ مِمَّا قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ كَتَبَ عَلَى ابْنِ آدَمَ حَظَّهُ مِنَ الزِّنَى أَدْرَكَ ذَلِكَ لاَ مَحَالَةَ فَزِنَى الْعَيْنَيْنِ النَّظَرُ وَزِنَى اللِّسَانِ النُّطْقُ وَالنَّفْسُ تَمَنَّى وَتَشْتَهِي وَالْفَرْجُ يُصَدِّقُ ذَلِكَ أَوْ يُكَذِّبُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عَبْدٌ فِي رِوَايَتِهِ ابْنِ طَاوُسٍ عَنْ أَبِيهِ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm ve Abd b. Humeyd anlattılar —lafız İshâk'ındır—; dediler ki: Bize Abdürrezzâk haber verdi; bize Ma'mer, İbn Tâvûs'tan; o, babasından; o da İbn Abbâs'tan [naklederek] anlattı. [İbn Abbas] şöyle demiştir: "Ebû Hüreyre'nin Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [naklen] söylediği şu sözden daha çok 'lemem'e (küçük hatalara) benzeyen başka bir şey görmedim: 'Şüphesiz Allah, Âdemoğlu'nun zinadan nasibini [ezelde] yazmıştır. O, hiç şüphesiz buna erişecektir. İki gözün zinası [harama] bakmaktır. Dilin zinası [haramı] konuşmaktır. Nefis ise temenni eder ve arzular; ferc (avret mahalli) ise bunu ya doğrular ya da yalanlar.'" Abd [b. Humeyd] kendi rivayetinde: "İbn Tâvûs babasından: İbn Abbâs'ı işittim [dediğini]" nakletti.

2657_2. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو هِشَامٍ الْمَخْزُومِيُّ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا سُهَيْلُ بْنُ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ كُتِبَ عَلَى ابْنِ آدَمَ نَصِيبُهُ مِنَ الزِّنَى مُدْرِكٌ ذَلِكَ لاَ مَحَالَةَ فَالْعَيْنَانِ زِنَاهُمَا النَّظَرُ وَالأُذُنَانِ زِنَاهُمَا الاِسْتِمَاعُ وَاللِّسَانُ زِنَاهُ الْكَلاَمُ وَالْيَدُ زِنَاهَا الْبَطْشُ وَالرِّجْلُ زِنَاهَا الْخُطَا وَالْقَلْبُ يَهْوَى وَيَتَمَنَّى وَيُصَدِّقُ ذَلِكَ الْفَرْجُ وَيُكَذِّبُهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. Mansûr anlattı; bize Ebû Hişâm el-Mahzûmî haber verdi; bize Vüheyb anlattı; bize Süheyl b. Ebû Sâlih, babasından; o da Ebû Hüreyre'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [naklederek] anlattı; buyurmuştur ki: "Âdemoğlu'na zinadan nasibi [ezelde] yazılmıştır. O, hiç şüphesiz buna erişecektir. İki gözün zinası [harama] bakmaktır. İki kulağın zinası [haramı] dinlemektir. Dilin zinası [haramı] konuşmaktır. Elin zinası [harama] el uzatıp tutmaktır [batş]. Ayağın zinası [harama doğru] adım atmaktır. Kalp ise arzu eder ve temenni eder; ferc (avret mahalli) ise bunu ya doğrular ya da yalanlar."

2658_1. Hadis

حَدَّثَنَا حَاجِبُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا مِنْ مَوْلُودٍ إِلاَّ يُولَدُ عَلَى الْفِطْرَةِ فَأَبَوَاهُ يُهَوِّدَانِهِ وَيُنَصِّرَانِهِ وَيُمَجِّسَانِهِ كَمَا تُنْتَجُ الْبَهِيمَةُ بَهِيمَةً جَمْعَاءَ هَلْ تُحِسُّونَ فِيهَا مِنْ جَدْعَاءَ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ يَقُولُ أَبُو هُرَيْرَةَ وَاقْرَءُوا إِنْ شِئْتُمْ ‏{‏ فِطْرَةَ اللَّهِ الَّتِي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَا لاَ تَبْدِيلَ لِخَلْقِ اللَّهِ‏}‏ الآيَةَ ‏.‏

Bize Hâcib b. el-Velîd anlattı; bize Muhammed b. Harb anlattı; ez-Zübeydî'den; o, ez-Zührî'den; [ez-Zührî] dedi ki: Bana Saîd b. el-Müseyyeb, Ebû Hüreyre'den [naklederek] haber verdi. [Ebû Hüreyre] şöyle derdi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Hiçbir doğan çocuk yoktur ki fıtrat üzere doğmasın. Sonra anne ve babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yaparlar. Tıpkı hayvanın, azaları tam (kusursuz) bir hayvan doğurması gibi; siz onda [doğduğunda] kulağı kesik [ve sakat bir hal] hisseder misiniz?" Sonra Ebû Hüreyre: "Dilerseniz [bu konuda] şu ayeti okuyun: 'Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtratı (esas al)... Allah’ın yaratmasında hiçbir değişme yoktur.' [er-Rûm, 30/30]" demiştir.

2658_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، كِلاَهُمَا عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ ‏ "‏ كَمَا تُنْتَجُ الْبَهِيمَةُ بَهِيمَةً ‏"‏ ‏.‏ وَلَمْ يَذْكُرْ جَمْعَاءَ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe anlattı; bize Abdülala anlattı. (Tahvil) Bize Abd b. Humeyd de anlattı; bize Abdürrezzâk bildirdi. Her ikisi de Ma'mer'den; o da ez-Zührî'den; bu isnad ile [yukarıdaki hadisi naklettiler. Bu rivayette ravi]: "Tıpkı hayvanın bir hayvan doğurması gibi" dedi; ancak "azaları tam [kusursuz/jam'a]" ifadesini zikretmedi.

2658_3. Hadis

حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَأَحْمَدُ بْنُ عِيسَى، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ بْنُ، يَزِيِدَ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ أَبَا سَلَمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا مِنْ مَوْلُودٍ إِلاَّ يُولَدُ عَلَى الْفِطْرَةِ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ يَقُولُ اقْرَءُوا ‏{‏ فِطْرَةَ اللَّهِ الَّتِي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَا لاَ تَبْدِيلَ لِخَلْقِ اللَّهِ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ‏}‏

Bana Ebû't-Tâhir ve Ahmed b. Îsâ anlattılar; dediler ki: Bize İbn Vehb anlattı; bana Yûnus b. Yezîd, İbn Şihâb'dan haber verdi. [İbn Şihab] dedi ki: Ebû Seleme b. Abdurrahmân bana Ebû Hüreyre'nin şöyle dediğini haber verdi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Hiçbir doğan çocuk yoktur ki fıtrat üzere doğmasın." Sonra [Ebû Hüreyre]: "[Dilerseniz] şu ayeti okuyun: 'Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtratı (esas al)... Allah’ın yaratmasında hiçbir değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur.' [er-Rûm, 30/30]" demiştir.

2658_4. Hadis

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا مِنْ مَوْلُودٍ إِلاَّ يُلِدَ عَلَى الْفِطْرَةِ فَأَبَوَاهُ يُهَوِّدَانِهِ وَيُنَصِّرَانِهِ وَيُشَرِّكَانِهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ لَوْ مَاتَ قَبْلَ ذَلِكَ قَالَ ‏"‏ اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا عَامِلِينَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Züheyr b. Harb anlattı; bize Cerîr, el-A'meş'ten; o, Ebû Sâlih'ten; o da Ebû Hüreyre'den [naklederek] anlattı; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Hiçbir doğan çocuk yoktur ki fıtrat üzere doğmasın. Sonra anne ve babası onu Yahudi, Hristiyan veya müşrik [yushirrikânihi] yaparlar." Bunun üzerine bir adam: "Ya Resulullah! Peki ya [çocuk] bundan (dinini seçmeden) önce ölürse ne dersin?" diye sordu. [Resulullah]: "Onların ne amel yapacaklarını en iyi Allah bilir" buyurdu.

2658_5. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ، نُمَيْرٍ حَدَّثَنَا أَبِي كِلاَهُمَا، عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ فِي حَدِيثِ ابْنِ نُمَيْرٍ ‏"‏ مَا مِنْ مَوْلُودٍ يُولَدُ إِلاَّ وَهُوَ عَلَى الْمِلَّةِ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي رِوَايَةِ أَبِي بَكْرٍ عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ ‏"‏ إِلاَّ عَلَى هَذِهِ الْمِلَّةِ حَتَّى يُبَيِّنَ عَنْهُ لِسَانُهُ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي رِوَايَةِ أَبِي كُرَيْبٍ عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ ‏"‏ لَيْسَ مِنْ مَوْلُودٍ يُولَدُ إِلاَّ عَلَى هَذِهِ الْفِطْرَةِ حَتَّى يُعَبِّرَ عَنْهُ لِسَانُهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe ve Ebû Küreyb anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Muâviye anlattı. (Tahvil) Bize İbn Nümeyr de anlattı; bize babam anlattı. Her ikisi de el-A'meş'ten; bu isnad ile [yukarıdaki hadisi naklettiler]. İbn Nümeyr'in hadisinde: "Her doğan çocuk mutlaka [İslam] milleti (dini) üzere doğar" [ifadesi yer alır]. Ebû Bekr'in Ebû Muâviye'den olan rivayetinde: "Dili kendisini ifade edinceye kadar mutlaka bu millet üzere [doğar]" [denilir]. Ebû Küreyb'in Ebû Muâviye'den olan rivayetinde ise: "Dili kendisini ifade edinceye kadar mutlaka bu fıtrat üzere doğan hiçbir çocuk yoktur" [ifadesi geçmektedir].

2658_6. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ يُولَدُ يُولَدُ عَلَى هَذِهِ الْفِطْرَةِ فَأَبَوَاهُ يُهَوِّدَانِهِ وَيُنَصِّرَانِهِ كَمَا تَنْتِجُونَ الإِبِلَ فَهَلْ تَجِدُونَ فِيهَا جَدْعَاءَ حَتَّى تَكُونُوا أَنْتُمْ تَجْدَعُونَهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفَرَأَيْتَ مَنْ يَمُوتُ صَغِيرًا قَالَ ‏"‏ اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا عَامِلِينَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Râfi' anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'ten [naklederek] haber verdi. [Hemmâm] dedi ki: Bunlar Ebû Hüreyre'nin Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den bize anlattıklarıdır. [Hemmâm] birtakım hadisler zikretti; onlardan biri de şudur: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Doğan her çocuk mutlaka bu fıtrat üzere doğar. Sonra anne ve babası onu Yahudi veya Hristiyan yaparlar. Tıpkı sizin develeri [azaları tam olarak] doğurtmanız gibi; siz [insanlar] onları kendiniz kulaklarını kesinceye kadar içlerinde kulağı kesik olanı bulur musunuz?" [Ashab]: "Ya Resulullah! Peki ya küçük yaşta ölenler hakkında ne dersin?" diye sordular. [Resulullah]: "Onların ne amel yapacaklarını en iyi Allah bilir" buyurdu.

2658_7. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي الدَّرَاوَرْدِيَّ - عَنِ الْعَلاَءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ كُلُّ إِنْسَانٍ تَلِدُهُ أُمُّهُ عَلَى الْفِطْرَةِ وَأَبَوَاهُ بَعْدُ يُهَوِّدَانِهِ وَيُنَصِّرَانِهِ وَيُمَجِّسَانِهِ فَإِنْ كَانَا مُسْلِمَيْنِ فَمُسْلِمٌ كُلُّ إِنْسَانٍ تَلِدُهُ أُمُّهُ يَلْكُزُهُ الشَّيْطَانُ فِي حِضْنَيْهِ إِلاَّ مَرْيَمَ وَابْنَهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Abdülaziz —yani ed-Derâverdî—, el-Alâ'dan; o, babasından; o da Ebû Hüreyre'den [naklederek] anlattı; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Annesinin doğurduğu her insan fıtrat üzere doğar. Sonra anne ve babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yaparlar. Şayet [anne ve babası] Müslüman iseler, [çocuk da] Müslüman [kalır]. Annesinin doğurduğu her insana —Meryem ve oğlu hariç— [doğduğunda] şeytan böğründen [parmağıyla] vurur [dürter/yelkuzuhu]."

2659_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، وَيُونُسُ، عَنِ ابْنِ، شِهَابٍ عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ عَنْ أَوْلاَدِ الْمُشْرِكِينَ فَقَالَ ‏ "‏ اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا عَامِلِينَ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ebû't-Tâhir anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana İbn Ebû Zi'b ve Yûnus, İbn Şihâb'dan; o, Atâ b. Yezîd'den; o da Ebû Hüreyre'den [naklederek] haber verdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e müşriklerin [küçek yaşta ölen] çocukları hakkında soruldu. [Resulullah]: "Onların ne amel yapacaklarını en iyi Allah bilir" buyurdu.

2659_2. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ، عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ بَهْرَامَ أَخْبَرَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، ح وَحَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ شَبِيبٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَعْيَنَ، حَدَّثَنَا مَعْقِلٌ، - وَهُوَ ابْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ - كُلُّهُمْ عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِإِسْنَادِ يُونُسَ وَابْنِ أَبِي ذِئْبٍ ‏.‏ مِثْلَ حَدِيثِهِمَا غَيْرَ أَنَّ فِي، حَدِيثِ شُعَيْبٍ وَمَعْقِلٍ سُئِلَ عَنْ ذَرَارِيِّ الْمُشْرِكِينَ ‏.‏

Bize Abd b. Humeyd anlattı; bize Abdürrezzâk haber verdi; bize Ma'mer bildirdi. (Tahvil) Bize Abdullâh b. Abdurrahmân b. Behrâm da anlattı; bize Ebû'l-Yemân haber verdi; bize Şuayb bildirdi. (Tahvil) Bize Seleme b. Şebîb de anlattı; bize el-Hasan b. A'yen anlattı; bize Ma'kıl —ki o İbn Ubeydullâh'tır— anlattı. [Ravilerin] hepsi ez-Zührî'den; Yûnus ve İbn Ebû Zi'b'in isnadı ile [yukarıdaki hadisin] bir benzerini [naklettiler]. Ancak Şuayb ve Ma'kıl'ın hadisinde [Resulullah'a]: "Müşriklerin nesli/çocukları [zerârî]" hakkında sorulduğu geçmektedir.

2659_3. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَطْفَالِ الْمُشْرِكِينَ مَنْ يَمُوتُ مِنْهُمْ صَغِيرًا فَقَالَ ‏ "‏ اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا عَامِلِينَ ‏"‏ ‏.‏

Bize İbn Ebû Ömer anlattı; bize Süfyân, Ebû'z-Zinâd'dan; o, el-A'rec'den; o da Ebû Hüreyre'den [naklederek] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e müşriklerin çocuklarından küçük yaşta ölenler hakkında soruldu. [Resulullah]: "Onların ne amel yapacaklarını en iyi Allah bilir" buyurdu.

2660. Hadis

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَطْفَالِ الْمُشْرِكِينَ قَالَ ‏ "‏ اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا عَامِلِينَ إِذْ خَلَقَهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Ebû Avâne, Ebû Bişr'den; o, Saîd b. Cübeyr'den; o da İbn Abbâs'tan [naklederek] haber verdi; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e müşriklerin çocukları hakkında soruldu. [Resulullah]: "Onları yarattığından itibaren ne amel yapacaklarını en iyi Allah bilir" buyurdu.

2661. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ رَقَبَةَ، بْنِ مَسْقَلَةَ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ الْغُلاَمَ الَّذِي قَتَلَهُ الْخَضِرُ طُبِعَ كَافِرًا وَلَوْ عَاشَ لأَرْهَقَ أَبَوَيْهِ طُغْيَانًا وَكُفْرًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdullâh b. Mesleme b. Ka'neb anlattı; bize Mu'temir b. Süleymân, babasından; o, Rakabe b. Meskale'den; o, Ebû İshâk'tan; o, Saîd b. Cübeyr'den; o, İbn Abbâs'tan; o da Übey b. Ka'b'dan [naklederek] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Hızır'ın öldürdüğü o çocuk, [ezelde/fıtratında] kâfir olarak damgalanmıştı [yaratılmıştı/tubi'a]. Eğer yaşasaydı, mutlaka anne ve babasının başına azgınlık ve küfür saracaktı [onları bunaltacaktı]."

2662_1. Hadis

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ فُضَيْلِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ عَائِشَةَ بِنْتِ طَلْحَةَ، عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، قَالَتْ تُوُفِّيَ صَبِيٌّ فَقُلْتُ طُوبَى لَهُ عُصْفُورٌ مِنْ عَصَافِيرِ الْجَنَّةِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَوَلاَ تَدْرِينَ أَنَّ اللَّهَ خَلَقَ الْجَنَّةَ وَخَلَقَ النَّارَ فَخَلَقَ لِهَذِهِ أَهْلاً وَلِهَذِهِ أَهْلاً ‏"‏ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb anlattı; bize Cerîr, el-Alâ b. el-Müseyyeb'den; o, Fudayl b. Amr'dan; o, Âişe bint Talha'dan; o da Müminlerin Annesi Âişe'den [naklederek] anlattı; [Âişe] şöyle demiştir: Bir çocuk vefat etmişti. Ben: "Ne mutlu ona! Cennet kuşlarından bir kuş [oldu]!" dedim. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Allah'ın Cennet'i yarattığını ve [onun için] bir ehil (sakinler) halk ettiğini; yine Cehennem'i yarattığını ve [onun için de] bir ehil halk ettiğini bilmiyor musun?" buyurdu.

2662_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ يَحْيَى، عَنْ عَمَّتِهِ، عَائِشَةَ بِنْتِ طَلْحَةَ عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، قَالَتْ دُعِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى جَنَازَةِ صَبِيٍّ مِنَ الأَنْصَارِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ طُوبَى لِهَذَا عُصْفُورٌ مِنْ عَصَافِيرِ الْجَنَّةِ لَمْ يَعْمَلِ السُّوءَ وَلَمْ يُدْرِكْهُ قَالَ ‏ "‏ أَوَغَيْرَ ذَلِكَ يَا عَائِشَةُ إِنَّ اللَّهَ خَلَقَ لِلْجَنَّةِ أَهْلاً خَلَقَهُمْ لَهَا وَهُمْ فِي أَصْلاَبِ آبَائِهِمْ وَخَلَقَ لِلنَّارِ أَهْلاً خَلَقَهُمْ لَهَا وَهُمْ فِي أَصْلاَبِ آبَائِهِمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe anlattı; bize Vekî', Talha b. Yahyâ'dan; o, halası Âişe bint Talha'dan; o da Müminlerin Annesi Âişe'den [naklederek] anlattı; [Âişe] şöyle demiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ensâr'dan bir çocuğun cenazesine çağrılmıştı. Ben: "Ya Resulullah! Ne mutlu buna! Cennet kuşlarından bir kuş [oldu]! Hiçbir kötülük işlemedi ve [kötülük işleyecek yaşa] da ermedi" dedim. Bunun üzerine [Resulullah]: "Ya da bundan başka bir şey [mi var] ey Âişe? Şüphesiz Allah, henüz babalarının sülplerinde (bellerinde) iken Cennet için bir ehil (sakinler) yaratmış [onları onun için halk etmiştir]; yine henüz babalarının sülplerinde iken Cehennem için bir ehil yaratmış [onları da onun için halk etmiştir]" buyurdu.

2662_3. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ يَحْيَى، ح وَحَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ مَعْبَدٍ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حَفْصٍ، ح وَحَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، كِلاَهُمَا عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ يَحْيَى، بِإِسْنَادِ وَكِيعٍ نَحْوَ حَدِيثِهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı; bize İsmâîl b. Zekeriyyâ, Talha b. Yahyâ'dan [naklederek] anlattı. (Tahvil) Bana Süleymân b. Ma'bed de anlattı; bize el-Hüseyn b. Hafs anlattı. (Tahvil) Bana İshâk b. Mansûr da anlattı; bize Muhammed b. Yûsuf haber verdi. Her ikisi de Süfyân es-Sevrî'den; o da Talha b. Yahyâ'dan; Vekî'nin isnadı ile onun hadisinin bir benzerini [naklettiler].

2663_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْيَشْكُرِيِّ، عَنِ الْمَعْرُورِ بْنِ سُوَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَتْ أُمُّ حَبِيبَةَ زَوْجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اللَّهُمَّ أَمْتِعْنِي بِزَوْجِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَبِأَبِي أَبِي سُفْيَانَ وَبِأَخِي مُعَاوِيَةَ ‏.‏ قَالَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ قَدْ سَأَلْتِ اللَّهَ لآجَالٍ مَضْرُوبَةٍ وَأَيَّامٍ مَعْدُودَةٍ وَأَرْزَاقٍ مَقْسُومَةٍ لَنْ يُعَجِّلَ شَيْئًا قَبْلَ حِلِّهِ أَوْ يُؤَخِّرَ شَيْئًا عَنْ حِلِّهِ وَلَوْ كُنْتِ سَأَلْتِ اللَّهَ أَنْ يُعِيذَكِ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ أَوْ عَذَابٍ فِي الْقَبْرِ كَانَ خَيْرًا وَأَفْضَلَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَذُكِرَتْ عِنْدَهُ الْقِرَدَةُ قَالَ مِسْعَرٌ وَأُرَاهُ قَالَ وَالْخَنَازِيرُ مِنْ مَسْخٍ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ لَمْ يَجْعَلْ لِمَسْخٍ نَسْلاً وَلاَ عَقِبًا وَقَدْ كَانَتِ الْقِرَدَةُ وَالْخَنَازِيرُ قَبْلَ ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe ve Ebû Küreyb anlattılar —lafız Ebû Bekr'indir—; dediler ki: Bize Vekî', Mis'ar'dan; o, Alkame b. Mersed'den; o, el-Mugîre b. Abdullâh el-Yeşkürî'den; o, el-Ma'rûr b. Süveyd'den; o da Abdullâh'tan [naklederek] anlattı; [Abdullah] şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in zevcesi Ümmü Habîbe: "Allah'ım! Kocam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, babam Ebû Süfyân ve kardeşim Muâviye ile beni faydalandır [onlara uzun ömür ver]" diye dua etti. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Sen Allah'tan, [ezelde] tayin edilmiş eceller, sayılı günler ve taksim edilmiş rızıklar istedik. [Allah] hiçbir şeyi vaktinden önce getirmez ve vaktinden sonraya da bırakmaz. Eğer sen Allah'tan seni Cehennem azabından veya kabir azabından korumasını isteseydin, bu senin için daha hayırlı ve daha faziletli olurdu." [Ravi devamla] dedi ki: Resulullah'ın yanında maymunlardan bahsedildi. Mis'ar dedi ki: Sanıyorum [ravi şunu da] aktardı: [Ve denildi ki]: "Maymunlar ve domuzlar, [geçmişte] sureti değiştirilenlerden [maskh] midir?" [Resulullah]: "Şüphesiz Allah, sureti değiştirilen [maskh edilen] hiçbir topluluk için nesil ve zürriyet kılmamıştır (onlar çoğalmazlar). Maymunlar ve domuzlar ise bundan (suret değişiminden) önce de vardı" buyurdu.

2663_2. Hadis

حَدَّثَنَاهُ أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ بِشْرٍ، عَنْ مِسْعَرٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ غَيْرَ أَنَّ فِي، حَدِيثِهِ عَنِ ابْنِ بِشْرٍ وَوَكِيعٍ جَمِيعًا ‏ "‏ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ وَعَذَابٍ فِي الْقَبْرِ ‏"‏ ‏.‏

Bunu bize Ebû Küreyb de anlattı; bize İbn Bişr, Mis'ar'dan; bu isnad ile [yukarıdaki hadisi nakletti]. Ancak İbn Bişr ve Vekî'nin her ikisinin hadisinde de: "Cehennem azabından ve kabir azabından [korunmayı istemenin daha hayırlı olacağı]" [ifadesi yer almaktadır].

2663_3. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، وَحَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، - وَاللَّفْظُ لِحَجَّاجٍ - قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ، حَجَّاجٌ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا الثَّوْرِيُّ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْيَشْكُرِيِّ، عَنْ مَعْرُورِ بْنِ سُوَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَتْ أُمُّ حَبِيبَةَ اللَّهُمَّ مَتِّعْنِي بِزَوْجِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَبِأَبِي أَبِي سُفْيَانَ وَبِأَخِي مُعَاوِيَةَ ‏.‏ فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّكِ سَأَلْتِ اللَّهَ لآجَالٍ مَضْرُوبَةٍ وَآثَارٍ مَوْطُوءَةٍ وَأَرْزَاقٍ مَقْسُومَةٍ لاَ يُعَجِّلُ شَيْئًا مِنْهَا قَبْلَ حِلِّهِ وَلاَ يُؤَخِّرُ مِنْهَا شَيْئًا بَعْدَ حِلِّهِ وَلَوْ سَأَلْتِ اللَّهَ أَنْ يُعَافِيَكِ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ وَعَذَابٍ فِي الْقَبْرِ لَكَانَ خَيْرًا لَكِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ الْقِرَدَةُ وَالْخَنَازِيرُ هِيَ مِمَّا مُسِخَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَمْ يُهْلِكْ قَوْمًا أَوْ يُعَذِّبْ قَوْمًا فَيَجْعَلَ لَهُمْ نَسْلاً وَإِنَّ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَازِيرَ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنِيهِ أَبُو دَاوُدَ، سُلَيْمَانُ بْنُ مَعْبَدٍ حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ وَآثَارٍ مَبْلُوغَةٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ مَعْبَدٍ وَرَوَى بَعْضُهُمْ ‏"‏ قَبْلَ حِلِّهِ ‏"‏ ‏.‏ أَىْ نُزُولِهِ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm el-Hanzalî ve Haggâg b. eş-Şâir anlattılar —lafız Haggâg'ındır—. İshâk: "Bize haber verdi" dedi; Haggâg ise: "Bize Abdürrezzâk anlattı" dedi; [Abdürrezzâk] bize Sevrî'den; o, Alkame b. Mersed'den; o, el-Mugîre b. Abdullâh el-Yeşkürî'den; o, Ma'rûr b. Süveyd'den; o da Abdullâh b. Mes'ûd'dan [naklederek] anlattı; [Abdullah] şöyle demiştir: Ümmü Habîbe: "Allah'ım! Kocam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, babam Ebû Süfyân ve kardeşim Muâviye ile beni faydalandır" dedi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz sen Allah'tan, [ezelde] tayin edilmiş eceller, [dünyada] yürünen adımlar/izler [âsârun mawtû'ah] ve taksim edilmiş rızıklar istedin. [Allah] bunlardan hiçbirini vaktinden önce getirmez ve vaktinden sonraya da bırakmaz. Eğer sen Allah'tan seni Cehennem azabından ve kabir azabından korumasını isteseydin, bu senin için daha hayırlı olurdu." [Ravi devamla] dedi ki: Bir adam: "Ya Resulullah! Maymunlar ve domuzlar [geçmişte] sureti değiştirilenlerden [maskh] midir?" diye sordu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Şüphesiz Aziz ve Celil olan Allah, bir kavmi helak ettiğinde veya onlara azap ettiğinde onlar için bir nesil kılmamıştır. Maymunlar ve domuzlar ise bundan önce de vardı" buyurdu. Bunu bana Ebû Dâvûd Süleymân b. Ma'bed de anlattı; bize el-Hüseyn b. Hafs anlattı; bize Süfyân bu isnad ile anlattı; ancak o: "Ve ulaşılacak adımlar/izler [âsârun mablûğah]" dedi. İbn Ma'bed dedi ki: Ravilerden bazıları [yukarıdaki metinde geçen] "vaktinden önce" (kable hillihî) ifadesini "inişinden (vukuundan) önce" diye rivayet etmişlerdir.

2664. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ عُثْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْمُؤْمِنُ الْقَوِيُّ خَيْرٌ وَأَحَبُّ إِلَى اللَّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِ الضَّعِيفِ وَفِي كُلٍّ خَيْرٌ احْرِصْ عَلَى مَا يَنْفَعُكَ وَاسْتَعِنْ بِاللَّهِ وَلاَ تَعْجِزْ وَإِنْ أَصَابَكَ شَىْءٌ فَلاَ تَقُلْ لَوْ أَنِّي فَعَلْتُ كَانَ كَذَا وَكَذَا ‏.‏ وَلَكِنْ قُلْ قَدَرُ اللَّهِ وَمَا شَاءَ فَعَلَ فَإِنَّ لَوْ تَفْتَحُ عَمَلَ الشَّيْطَانِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe ve İbn Nümeyr anlattılar; dediler ki: Bize Abdullâh b. İdrîs, Rebîa b. Osmân'dan; o, Muhammed b. Yahyâ b. Habbân'dan; o, el-A'rec'den; o da Ebû Hüreyre'den [naklederek] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kuvvetli mümin, Allah katında zayıf müminden daha hayırlı ve daha sevimlidir. [Bununla beraber] her ikisinde de hayır vardır. Sana fayda veren şeye karşı hırslı ol (çaba göster), Allah'tan yardım iste ve acizlik gösterme! Başına bir şey gelirse: 'Keşke şöyle yapsaydım, o zaman şöyle şöyle olurdu' deme! Aksine: 'Allah'ın takdiri [kadaru'llâh]; O ne dilerse onu yapar' de! Şüphesiz 'keşke' [lev] sözü, şeytanın ameline (vesvesesine) kapı açar."