524_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَشَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، كِلاَهُمَا عَنْ عَبْدِ الْوَارِثِ، - قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ الضُّبَعِيِّ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدِمَ الْمَدِينَةَ فَنَزَلَ فِي عُلْوِ الْمَدِينَةِ فِي حَىٍّ يُقَالُ لَهُمْ بَنُو عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ . فَأَقَامَ فِيهِمْ أَرْبَعَ عَشْرَةَ لَيْلَةً ثُمَّ إِنَّهُ أَرْسَلَ إِلَى مَلإِ بَنِي النَّجَّارِ فَجَاءُوا مُتَقَلِّدِينَ بِسُيُوفِهِمْ - قَالَ - فَكَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى رَاحِلَتِهِ وَأَبُو بَكْرٍ رِدْفُهُ وَمَلأُ بَنِي النَّجَّارِ حَوْلَهُ حَتَّى أَلْقَى بِفِنَاءِ أَبِي أَيُّوبَ - قَالَ - فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي حَيْثُ أَدْرَكَتْهُ الصَّلاَةُ وَيُصَلِّي فِي مَرَابِضِ الْغَنَمِ ثُمَّ إِنَّهُ أَمَرَ بِالْمَسْجِدِ قَالَ فَأَرْسَلَ إِلَى مَلإِ بَنِي النَّجَّارِ فَجَاءُوا فَقَالَ " يَا بَنِي النَّجَّارِ ثَامِنُونِي بِحَائِطِكُمْ هَذَا " . قَالُوا لاَ وَاللَّهِ لاَ نَطْلُبُ ثَمَنَهُ إِلاَّ إِلَى اللَّهِ . قَالَ أَنَسٌ فَكَانَ فِيهِ مَا أَقُولُ كَانَ فِيهِ نَخْلٌ وَقُبُورُ الْمُشْرِكِينَ وَخِرَبٌ . فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالنَّخْلِ فَقُطِعَ وَبِقُبُورِ الْمُشْرِكِينَ فَنُبِشَتْ وَبِالْخِرَبِ فُسُوِّيَتْ - قَالَ - فَصَفُّوا النَّخْلَ قِبْلَةً وَجَعَلُوا عِضَادَتَيْهِ حِجَارَةً - قَالَ - فَكَانُوا يَرْتَجِزُونَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَهُمْ وَهُمْ يَقُولُونَ اللَّهُمَّ إِنَّهُ لاَ خَيْرَ إِلاَّ خَيْرُ الآخِرَهْ فَانْصُرِ الأَنْصَارَ وَالْمُهَاجِرَهْ
Yahya b. Yahya ve Şeyban b. Ferruh bize anlattılar. Her ikisi de Abdülvaris'ten [naklettiler]. Yahya dedi ki: Abdülvaris b. Said bize Ebu't-Teyyah ed-Dubei'den haber verdi. [Ebu't-Teyyah] dedi ki: Enes b. Malik bize anlattı ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Medine'ye geldiğinde, Medine'nin yüksek [kısmında], kendilerine Amr b. Avf oğulları denilen bir kabileye indi. Onların arasında on dört gece kaldı. Sonra Neccar oğullarının ileri gelenlerine [haber] gönderdi; onlar da kılıçlarını kuşanmış olarak geldiler. [Enes] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i bineği üzerinde, Ebu Bekir de terkisinde olduğu halde, Neccar oğullarının ileri gelenleri de etrafında iken şu an görür gibiyim. Nihayet Ebu Eyyub'un avlusuna indi. [Enes] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaz nerede kendisine yetişirse [orada] kılar, hatta koyun ağıllarında [bile] kılardı. Sonra mescid [yapılmasını] emretti. Bunun üzerine Neccar oğullarının ileri gelenlerine [haber] gönderdi. Onlar gelince: “Ey Neccar oğulları! Şu bahçenizi bana fiyatlandırın (satın)” buyurdu. Onlar: “Hayır! Vallahi onun bedelini Allah'tan başkasından istemeyiz (biz onu Allah rızası için hibe ediyoruz)” dediler. Enes dedi ki: O bahçede söylediklerim vardı: Orada hurma ağaçları, müşriklerin kabirleri ve harabeler vardı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hurma ağaçlarının kesilmesini emretti, [onlar] kesildi. Müşriklerin kabirlerinin deşilmelerini [emretti], [onlar] deşildi (nakledildi). Harabelerin de düzeltilmesini [emretti], [onlar] düzeltildi. [Enes] dedi ki: Hurma [kütüklerini] kıble tarafına dizdiler, taşlardan da [kapı] sövelerini yaptılar. [Enes] dedi ki: Taş taşırken recez (şiir) söylüyorlardı; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem de onlarla beraberdi ve [hep birlikte] şöyle diyorlardı: “Allahım! Hayır ancak ahiret hayrıdır; Ensar'a ve Muhacir'e yardım et!”