527. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي نَحْوَ بَيْتِ الْمَقْدِسِ فَنَزَلَتْ { قَدْ نَرَى تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِي السَّمَاءِ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضَاهَا فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ} فَمَرَّ رَجُلٌ مِنْ بَنِي سَلِمَةَ وَهُمْ رُكُوعٌ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ وَقَدْ صَلَّوْا رَكْعَةً فَنَادَى أَلاَ إِنَّ الْقِبْلَةَ قَدْ حُوِّلَتْ . فَمَالُوا كَمَا هُمْ نَحْوَ الْقِبْلَةِ .
Ebu Bekir b. Ebi Şeybe bize anlattı [ve] dedi ki: Affan bize anlattı [ve] dedi ki: Hammad b. Seleme bize Sabit'ten; [o da] Enes'ten [naklederek] anlattı ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Beytü'l-Makdis'e doğru namaz kılıyordu. Derken: { Yüzünü gökyüzünde [habire] çevirip durduğunu muhakkak görüyoruz. Seni hoşnut olacağın bir kıbleye mutlaka çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir... } [ayeti] indi. Seleme oğullarından bir adam, [insanlar] sabah namazında rüku halindeyken [onların yanına] uğradı. [Cemaat] bir rekatı kılmıştı. [Adam]: “Dikkat edin! Kıble [Kabe'ye] çevrildi” diye seslendi. Bunun üzerine oldukları gibi [namazda] iken kıbleye doğru döndüler.