2829. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَهْمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا مَالِكُ، بْنُ أَنَسٍ ح وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ اللَّهَ يَقُولُ لأَهْلِ الْجَنَّةِ يَا أَهْلَ الْجَنَّةِ . فَيَقُولُونَ لَبَّيْكَ رَبَّنَا وَسَعْدَيْكَ وَالْخَيْرُ فِي يَدَيْكَ . فَيَقُولُ هَلْ رَضِيتُمْ فَيَقُولُونَ وَمَا لَنَا لاَ نَرْضَى يَا رَبِّ وَقَدْ أَعْطَيْتَنَا مَا لَمْ تُعْطِ أَحَدًا مِنْ خَلْقِكَ فَيَقُولُ أَلاَ أُعْطِيكُمْ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ فَيَقُولُونَ يَا رَبِّ وَأَىُّ شَىْءٍ أَفْضَلُ مِنْ ذَلِكَ فَيَقُولُ أُحِلُّ عَلَيْكُمْ رِضْوَانِي فَلاَ أَسْخَطُ عَلَيْكُمْ بَعْدَهُ أَبَدًا " .
Bize Muhammed b. Abdurrahmân b. Sehm anlattı; [dedi ki:] Bize Abdullâh b. el-Mübârek anlattı; Mâlik b. Enes bize haber verdi. (H) Bana Hârûn b. Saîd el-Eylî de anlattı; -lafız onundur- [dedi ki:] Bize Abdullâh b. Vehb anlattı; [dedi ki:] Mâlik b. Enes bana anlattı; Zeyd b. Eslem'den; Atâ' b. Yesâr'dan; Ebû Saîd el-Hudrî'den; o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den; [Resulullah] şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah cennet ehline: ‘Ey cennet ehli!’ diye seslenir. Onlar: ‘Buyur Rabbimiz! Emrine amadeyiz; hayır Senin elindedir.’ derler. [Allah]: ‘Razı oldunuz mu?’ buyurur. Onlar: ‘Ey Rabbimiz! Yaratıklarından hiçbirine vermediğin şeyleri bize vermişken nasıl razı olmayalım?’ derler. Bunun üzerine [Allah]: ‘Size bundan daha üstününü vereyim mi?’ buyurur. Onlar: ‘Ey Rabbimiz! Bundan daha üstün ne olabilir?’ derler. [Allah]: ‘Üzerinize rızamı helal kılıyorum; artık bundan sonra size asla gazap etmeyeceğim.’ buyurur.”