820_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عِيسَى بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ جَدِّهِ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، قَالَ كُنْتُ فِي الْمَسْجِدِ فَدَخَلَ رَجُلٌ يُصَلِّي فَقَرَأَ قِرَاءَةً أَنْكَرْتُهَا عَلَيْهِ ثُمَّ دَخَلَ آخَرُ فَقَرَأَ قِرَاءَةً سِوَى قِرَاءَةِ صَاحِبِهِ فَلَمَّا قَضَيْنَا الصَّلاَةَ دَخَلْنَا جَمِيعًا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ إِنَّ هَذَا قَرَأَ قِرَاءَةً أَنْكَرْتُهَا عَلَيْهِ وَدَخَلَ آخَرُ فَقَرَأَ سِوَى قِرَاءَةِ صَاحِبِهِ فَأَمَرَهُمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَرَءَا فَحَسَّنَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم شَأْنَهُمَا فَسُقِطَ فِي نَفْسِي مِنَ التَّكْذِيبِ وَلاَ إِذْ كُنْتُ فِي الْجَاهِلِيَّةِ فَلَمَّا رَأَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا قَدْ غَشِيَنِي ضَرَبَ فِي صَدْرِي فَفِضْتُ عَرَقًا وَكَأَنَّمَا أَنْظُرُ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ فَرَقًا فَقَالَ لِي " يَا أُبَىُّ أُرْسِلَ إِلَىَّ أَنِ اقْرَإِ الْقُرْآنَ عَلَى حَرْفٍ فَرَدَدْتُ إِلَيْهِ أَنْ هَوِّنْ عَلَى أُمَّتِي .
Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr anlattı; dedi ki: Bize babam anlattı; bize İsmâîl b. Ebî Hâlid anlattı; Abdullah b. Îsâ b. Abdirrahmân b. Ebî Leylâ’dan; dedesinden; Übey b. Ka’b’dan [naklederek] (bildirdi): Dedi ki: “Mescitteydim. Bir adam girdi ve namaz kılmaya başladı. Benim yadırgadığım bir kıraatle okudu. Sonra başka biri daha girdi ve arkadaşınınkinden farklı bir kıraatle okudu. Namazı bitirdiğimizde hep birlikte Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına girdik ve: ‘Bu zat, benim yadırgadığım bir kıraatle okudu. Diğer biri daha girdi ve o da arkadaşınınkinden farklı bir şekilde okudu.’ dedim. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem her ikisine de [okumalarını] emretti; onlar da okudular. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem her ikisinin de kıraatini güzel buldu. O an kalbime öyle bir yalanlama [şüphe] düştü ki câhiliye döneminde bile böylesini yaşamamıştım. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni kaplayan bu hâli görünce göğsüme vurdu. [O an] ter içinde kaldım; sanki korkuyla Allah azze ve celle’ye bakıyor gibiydim. Bana şöyle buyurdu: ‘Ey Übey! Bana, Kur’an’ı bir harf üzere okumam [emri] gönderildi. Ben de O’na: Ümmetimin işini kolaylaştır, diye müracaatta bulundum.’”