685_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا قَالَتْ فُرِضَتِ الصَّلاَةُ رَكْعَتَيْنِ رَكْعَتَيْنِ فِي الْحَضَرِ وَالسَّفَرِ فَأُقِرَّتْ صَلاَةُ السَّفَرِ وَزِيدَ فِي صَلاَةِ الْحَضَرِ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Mâlik’e; Sâlih b. Keysân’dan; o Urve b. ez-Zübeyr’den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Âişe’den [naklederek] okudum; [Âişe] şöyle dedi: Namaz hem hazarda hem de seferde ikişer rekat olarak farz kılındı. Sonra sefer namazı [olduğu gibi] bırakıldı, hazar namazında ise artırma yapıldı.
685_2. Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَحَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ فَرَضَ اللَّهُ الصَّلاَةَ حِينَ فَرَضَهَا رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ أَتَمَّهَا فِي الْحَضَرِ فَأُقِرَّتْ صَلاَةُ السَّفَرِ عَلَى الْفَرِيضَةِ الأُولَى .
Bana Ebü’t-Tâhir ve Harmele b. Yahyâ anlattılar; dediler ki: Bize İbn Vehb, Yûnus’tan; o İbn Şihâb’dan; o da bana Urve b. ez-Zübeyr’in haber verdiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Âişe şöyle dedi: Allah namazı ilk farz kıldığında ikişer rekat olarak farz kıldı. Sonra onu hazarda tamama erdirdi; sefer namazı ise ilk farz kılındığı üzere bırakıldı.
685_3. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ الصَّلاَةَ، أَوَّلَ مَا فُرِضَتْ رَكْعَتَيْنِ فَأُقِرَّتْ صَلاَةُ السَّفَرِ وَأُتِمَّتْ صَلاَةُ الْحَضَرِ . قَالَ الزُّهْرِيُّ فَقُلْتُ لِعُرْوَةَ مَا بَالُ عَائِشَةَ تُتِمُّ فِي السَّفَرِ قَالَ إِنَّهَا تَأَوَّلَتْ كَمَا تَأَوَّلَ عُثْمَانُ .
Bana Ali b. Haşrem anlattı; bize İbn Uyeyne, Zührî’den; o Urve’den; o da Âişe’den [naklederek] haber verdi; [Âişe] şöyle dedi: Namaz ilk farz kılındığında ikişer rekat idi. Sonra sefer namazı [olduğu gibi] bırakıldı, hazar namazı ise tamama erdirildi. Zührî dedi ki: Urve’ye: “Âişe’nin seferde [namazı] tam kılmasının sebebi nedir?” dedim. O: “Şüphesiz o da Osmân’ın tevil ettiği (yorumladığı) gibi tevil etti” dedi.
686_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي عَمَّارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بَابَيْهِ، عَنْ يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ، قَالَ قُلْتُ لِعُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ { لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَنْ تَقْصُرُوا، مِنَ الصَّلاَةِ إِنْ خِفْتُمْ أَنْ يَفْتِنَكُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا} فَقَدْ أَمِنَ النَّاسُ فَقَالَ عَجِبْتُ مِمَّا عَجِبْتَ مِنْهُ فَسَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ . فَقَالَ " صَدَقَةٌ تَصَدَّقَ اللَّهُ بِهَا عَلَيْكُمْ فَاقْبَلُوا صَدَقَتَهُ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe, Ebû Küreyb, Züheyr b. Harb ve İshâk b. İbrâhîm anlattılar. İshâk: “Bize haber verdi” dedi; diğerleri ise: “Bize Abdullah b. İdrîs anlattı” dediler; İbn Cüreyc’den; o İbn Ebû Ammâr’dan; o Abdullah b. Bâbeyh’ten; o da Ya’lâ b. Ümeyye’den [naklederek]; dedi ki: Ömer b. el-Hattâb’a: { لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَنْ تَقْصُرُوا مِنَ الصَّلاَةِ إِنْ خِفْتُمْ أَنْ يَفْتِنَكُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا } “Kâfirlerin size bir kötülük yapmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur” [ayeti hakkında]; “İnsanlar artık güvene erdiler (neden hâlâ kısaltıyoruz?)” dedim. [Ömer] şöyle dedi: Senin hayret ettiğin şeye ben de hayret etmiştim; bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bunu sordum. Şöyle buyurdu: “[Bu], Allah’ın size verdiği bir sadakadır; O’nun sadakasını kabul edin!”
686_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ الْمُقَدَّمِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي عَمَّارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بَابَيْهِ، عَنْ يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ، قَالَ قُلْتُ لِعُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ . بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ إِدْرِيسَ .
Bize Muhammed b. Ebû Bekr el-Mukaddemî anlattı; bize Yahyâ, İbn Cüreyc’den; o bana Abdurrahman b. Abdullah b. Ebû Ammâr’ın, Abdullah b. Bâbeyh’ten; onun da Ya’lâ b. Ümeyye’den [naklederek] haber verdi; [Ya’lâ] dedi ki: Ömer b. el-Hattâb’a dedim... [Hadisi] İbn İdrîs’in hadisinin benzeriyle [nakletti].
687_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَسَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَأَبُو الرَّبِيعِ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ الأَخْنَسِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ فَرَضَ اللَّهُ الصَّلاَةَ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّكُمْ صلى الله عليه وسلم فِي الْحَضَرِ أَرْبَعًا وَفِي السَّفَرِ رَكْعَتَيْنِ وَفِي الْخَوْفِ رَكْعَةً .
Bize Yahyâ b. Yahyâ, Saîd b. Mansûr, Ebü’r-Rabî’ ve Kuteybe b. Saîd anlattılar. Yahyâ: “Bize haber verdi” dedi; diğerleri ise: “Bize Ebû Avâne anlattı” dediler; Bükeyr b. el-Ahnes’ten; o Mücâhid’den; o da İbn Abbâs’tan [naklederek]; dedi ki: Allah namazı, Nebinizin sallallâhu aleyhi ve sellem diliyle hazarda dört, seferde iki ve korku [anında] bir rekat olarak farz kıldı.
687_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، جَمِيعًا عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مَالِكٍ، - قَالَ عَمْرٌو حَدَّثَنَا قَاسِمُ بْنُ مَالِكٍ الْمُزَنِيُّ، - حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ عَائِذٍ الطَّائِيُّ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ الأَخْنَسِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ إِنَّ اللَّهَ فَرَضَ الصَّلاَةَ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّكُمْ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمُسَافِرِ رَكْعَتَيْنِ وَعَلَى الْمُقِيمِ أَرْبَعًا وَفِي الْخَوْفِ رَكْعَةً .
Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe ve Amr en-Nâkid, her ikisi de el-Kâsım b. Mâlik’ten anlattılar. -Amr: Bize Kâsım b. Mâlik el-Müzenî anlattı dedi.- Bize Eyyûb b. Âiz et-Tâî, Bükeyr b. el-Ahnes’ten; o Mücâhid’den; o da İbn Abbâs’tan [naklederek] anlattı; dedi ki: Şüphesiz Allah namazı, Nebinizin sallallâhu aleyhi ve sellem diliyle yolcu (müsafir) üzerine iki rekat, mukim üzerine dört rekat ve korku [anında] bir rekat olarak farz kıldı.
688_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ قَتَادَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ مُوسَى بْنِ سَلَمَةَ الْهُذَلِيِّ، قَالَ سَأَلْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ كَيْفَ أُصَلِّي إِذَا كُنْتُ بِمَكَّةَ إِذَا لَمْ أُصَلِّ مَعَ الإِمَامِ . فَقَالَ رَكْعَتَيْنِ سُنَّةَ أَبِي الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Muhammed b. el-Müsenna ve İbn Beşşâr anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Ca’fer anlattı; bize Şu’be, Katâde’den [naklederek] anlattı; [Katâde] dedi ki: Mûsâ b. Seleme el-Hüzelî’yi [şöyle] anlatırken işittim: İbn Abbâs’a: “Mekke’de olduğumda, eğer imamla beraber namaz kılmazsam nasıl namaz kılarım?” diye sordum. [İbn Abbâs]: “Ebül-Kâsım sallallâhu aleyhi ve sellem’in sünneti [gereği] iki rekat [kıl]” dedi.
688_2. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ مِنْهَالٍ الضَّرِيرُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا أَبِي جَمِيعًا، عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ .
Bize onu Muhammed b. Minhâl ed-Darîr de anlattı; bize Yezîd b. Zürey’ anlattı; bize Saîd b. Ebû Arûbe anlattı. (H) Bize Muhammed b. el-Müsenna da anlattı; bize Muâz b. Hişâm anlattı; bize babam anlattı; hepsi Katâde’den bu isnad ile bunun bir benzerini [naklettiler].
689_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ حَفْصِ بْنِ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ صَحِبْتُ ابْنَ عُمَرَ فِي طَرِيقِ مَكَّةَ - قَالَ - فَصَلَّى لَنَا الظُّهْرَ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ أَقْبَلَ وَأَقْبَلْنَا مَعَهُ حَتَّى جَاءَ رَحْلَهُ وَجَلَسَ وَجَلَسْنَا مَعَهُ فَحَانَتْ مِنْهُ الْتِفَاتَةٌ نَحْوَ حَيْثُ صَلَّى فَرَأَى نَاسًا قِيَامًا فَقَالَ مَا يَصْنَعُ هَؤُلاَءِ قُلْتُ يُسَبِّحُونَ . قَالَ لَوْ كُنْتُ مُسَبِّحًا لأَتْمَمْتُ صَلاَتِي يَا ابْنَ أَخِي إِنِّي صَحِبْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي السَّفَرِ فَلَمْ يَزِدْ عَلَى رَكْعَتَيْنِ حَتَّى قَبَضَهُ اللَّهُ وَصَحِبْتُ أَبَا بَكْرٍ فَلَمْ يَزِدْ عَلَى رَكْعَتَيْنِ حَتَّى قَبَضَهُ اللَّهُ وَصَحِبْتُ عُمَرَ فَلَمْ يَزِدْ عَلَى رَكْعَتَيْنِ حَتَّى قَبَضَهُ اللَّهُ ثُمَّ صَحِبْتُ عُثْمَانَ فَلَمْ يَزِدْ عَلَى رَكْعَتَيْنِ حَتَّى قَبَضَهُ اللَّهُ وَقَدْ قَالَ اللَّهُ { لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ} .
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka’neb anlattı; bize Îsâ b. Hafs b. Âsım b. Ömer b. el-Hattâb, babasından [naklederek] anlattı; dedi ki: Mekke yolunda İbn Ömer’e arkadaşlık ettim. -[Hafs] dedi ki:- Bize öğle namazını iki rekat olarak kıldırdı. Sonra yöneldi, biz de onunla beraber yöneldik; nihayet konakladığı yere (rahline) geldi ve oturdu, biz de onunla beraber oturduk. O sırada namaz kıldığı yere doğru bir anlık bakışı ilişti; orada ayakta duran (namaz kılan) birtakım insanlar gördü ve: “Bunlar ne yapıyorlar?” dedi. Ben: “Tesbih ediyorlar (nafile namaz kılıyorlar)” dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: “Eğer ben tesbih edecek (nafile kılacak) olsaydım, namazımı tamamlardım. Ey kardeşimin oğlu! Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e yolculukta arkadaşlık ettim; Allah O’nun ruhunu alana kadar [seferde] iki rekat üzerine artırma yapmadı. Ebû Bekr’e arkadaşlık ettim; o da Allah ruhunu alana kadar iki rekat üzerine artırma yapmadı. Ömer’e arkadaşlık ettim; o da Allah ruhunu alana kadar iki rekat üzerine artırma yapmadı. Sonra Osmân’a arkadaşlık ettim; o da Allah ruhunu alana kadar iki rekat üzerine artırma yapmadı. Halbuki Allah şöyle buyurmuştur: { لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ } “Andolsun ki, Resulullah’ta sizin için güzel bir örneklik (üsvetün hasenetün) vardır.”
689_2. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ زُرَيْعٍ - عَنْ عُمَرَ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ، قَالَ مَرِضْتُ مَرَضًا فَجَاءَ ابْنُ عُمَرَ يَعُودُنِي قَالَ وَسَأَلْتُهُ عَنِ السُّبْحَةِ، فِي السَّفَرِ فَقَالَ صَحِبْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي السَّفَرِ فَمَا رَأَيْتُهُ يُسَبِّحُ وَلَوْ كُنْتُ مُسَبِّحًا لأَتْمَمْتُ وَقَدْ قَالَ اللَّهُ تَعَالَى { لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ إِسْوَةٌ حَسَنَةٌ}
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Yezîd -yani İbn Zürey’- anlattı; Ömer b. Muhammed’den; o Hafs b. Âsım’dan [naklederek]; dedi ki: Bir hastalığa yakalandım; bunun üzerine İbn Ömer beni ziyarete geldi. Ona yolculukta (seferde) sübhayı (nafile namazı) sordum. Şöyle dedi: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e yolculukta arkadaşlık ettim; O’nun nafile namaz kıldığını (yüsebbihu) görmedim. Eğer ben nafile kılacak olsaydım, [farzı] tamamlardım. Halbuki Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: { لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ } “Andolsun ki, Resulullah’ta sizin için güzel bir örneklik vardır.”
690_1. Hadis
حَدَّثَنَا خَلَفُ بْنُ هِشَامٍ، وَأَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، وَهُوَ ابْنُ زَيْدٍ ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَيَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالاَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، كِلاَهُمَا عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى الظُّهْرَ بِالْمَدِينَةِ أَرْبَعًا وَصَلَّى الْعَصْرَ بِذِي الْحُلَيْفَةِ رَكْعَتَيْنِ .
Bize Halef b. Hişâm, Ebü’r-Rabî’ ez-Zehrânî ve Kuteybe b. Saîd anlattılar; dediler ki: Bize Hammâd -ki o İbn Zeyd’dir- anlattı. (H) Bana Züheyr b. Harb ve Ya’kûb b. İbrâhîm de anlattılar; dediler ki: Bize İsmâil anlattı; her ikisi de Eyyûb’dan; o Ebû Kılâbe’den; o da Enes’ten [naklederek] anlattı; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem öğleyi Medine’de dört [rekat], ikindiyi ise Zülhuleyfe’de iki rekat olarak kıldı.
690_2. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ، وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ مَيْسَرَةَ، سَمِعَا أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ بِالْمَدِينَةِ أَرْبَعًا وَصَلَّيْتُ مَعَهُ الْعَصْرَ بِذِي الْحُلَيْفَةِ رَكْعَتَيْنِ .
Bize Saîd b. Mansûr anlattı; bize Süfyân anlattı; bize Muhammed b. el-Münkedir ve İbrâhîm b. Meysere anlattılar; her ikisi de Enes b. Mâlik’i [şöyle] derken işitmişler: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber öğleyi Medine’de dört [rekat] olarak kıldım; O’nunla beraber ikindiyi de Zülhuleyfe’de iki rekat olarak kıldım.
691. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، كِلاَهُمَا عَنْ غُنْدَرٍ، - قَالَ أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، غُنْدَرٌ - عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ يَزِيدَ الْهُنَائِيِّ، قَالَ سَأَلْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ عَنْ قَصْرِ الصَّلاَةِ، فَقَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا خَرَجَ مَسِيرَةَ ثَلاَثَةِ أَمْيَالٍ أَوْ ثَلاَثَةِ فَرَاسِخَ - شُعْبَةُ الشَّاكُّ - صَلَّى رَكْعَتَيْنِ .
Bize onu Ebû Bekr b. Ebû Şeybe ve Muhammed b. Beşşâr da anlattılar; her ikisi de Gunder’den [naklettiler]. -Ebû Bekr: Bize Muhammed b. Ca’fer Gunder anlattı dedi.- Şu’be’den; o Yahyâ b. Yezîd el-Hünâî’den; dedi ki: Enes b. Mâlik’e namazın kısaltılmasını sordum. Şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem üç mil veya üç fersahlık -şüphe eden Şu’be’dir- bir yolculuğa çıktığında [namazı] iki rekat kılardı.
692_1. Hadis
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ مَهْدِيٍّ، - قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، - حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ خُمَيْرٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، قَالَ خَرَجْتُ مَعَ شُرَحْبِيلَ بْنِ السِّمْطِ إِلَى قَرْيَةٍ عَلَى رَأْسِ سَبْعَةَ عَشَرَ أَوْ ثَمَانِيَةَ عَشَرَ مِيلاً فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ . فَقُلْتُ لَهُ فَقَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ صَلَّى بِذِي الْحُلَيْفَةِ رَكْعَتَيْنِ فَقُلْتُ لَهُ فَقَالَ إِنَّمَا أَفْعَلُ كَمَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَفْعَلُ .
Bana Züheyr b. Harb ve Muhammed b. Beşşâr, her ikisi de İbn Mehdî’den anlattılar. -Züheyr: Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı dedi.- Bize Şu’be, Yezîd b. Humeyr’den; o Habîb b. Ubeyd’den; o da Cübeyr b. Nüfeyr’den [naklederek] anlattı; dedi ki: Şürahbîl b. es-Sımt ile beraber on yedi veya on sekiz mil uzaklıktaki bir köye çıktım; orada [namazı] iki rekat kıldı. Ben ona [bunu neden böyle yaptığını] sorunca şöyle dedi: “Ömer’in Zülhuleyfe’de iki rekat kıldığını gördüm. Ben ona sorunca: ‘Ben ancak Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i yaparken gördüğüm şeyi yapıyorum’ dedi.”
692_2. Hadis
وَحَدَّثَنِيهِ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . وَقَالَ عَنِ ابْنِ السِّمْطِ، وَلَمْ يُسَمِّ شُرَحْبِيلَ وَقَالَ إِنَّهُ أَتَى أَرْضًا يُقَالُ لَهَا دَوْمِينُ مِنْ حِمْصَ عَلَى رَأْسِ ثَمَانِيَةَ عَشَرَ مِيلاً .
Bana onu Muhammed b. el-Müsenna da anlattı; bize Muhammed b. Ca’fer anlattı; bize Şu’be bu isnad ile anlattı. [Ravi burada] “İbnü’s-Sımt” dedi, “Şürahbîl” ismini vermedi. Ayrıca onun, Humus’ta on sekiz mil uzaklıktaki Dûmîn denilen bir yere geldiğini söyledi.
693_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْمَدِينَةِ إِلَى مَكَّةَ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ رَكْعَتَيْنِ حَتَّى رَجَعَ . قُلْتُ كَمْ أَقَامَ بِمَكَّةَ قَالَ عَشْرًا .
Bize Yahyâ b. Yahyâ et-Temîmî anlattı; bize Huşeym, Yahyâ b. Ebû İshâk’tan; o da Enes b. Mâlik’ten [naklederek] haber verdi; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber Medine’den Mekke’ye çıktık; [Medine’ye] dönene kadar [namazları] ikişer rekat kıldı. [Ravi]: “Mekke’de ne kadar kaldı?” dedim. [Enes]: “On [gün]” dedi.
693_2. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، ح وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، جَمِيعًا عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ هُشَيْمٍ .
Bize onu Kuteybe de anlattı; bize Ebû Avâne anlattı. (H) Bize Ebû Küreyb de anlattı; bize İbn Uleyye anlattı; hepsi Yahyâ b. Ebû İshâk’tan; o da Enes’ten; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek] Huşeym’un hadisinin benzerini [anlattılar].
693_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ خَرَجْنَا مِنَ الْمَدِينَةِ إِلَى الْحَجِّ . ثُمَّ ذَكَرَ مِثْلَهُ .
Bize Ubeydullâh b. Muâz anlattı; bize babam anlattı; bize Şu’be anlattı; dedi ki: Bana Yahyâ b. Ebû İshâk anlattı; dedi ki: Enes b. Mâlik’i şöyle derken işittim: “Medine’den Hac için çıktık...” Sonra [hadisin] benzerini zikretti.
693_4. Hadis
وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي ح، وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، جَمِيعًا عَنِ الثَّوْرِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ وَلَمْ يَذْكُرِ الْحَجَّ .
Bize İbn Numeyr anlattı; bize babam anlattı. (H) Bize Ebû Küreyb de anlattı; bize Ebû Üsâme anlattı; her ikisi de es-Sevrî’den; o Yahyâ b. Ebû İshâk’tan; o Enes’ten; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek] bunun bir benzerini [anlattılar]. Ancak [bu rivayette] haccı zikretmedi.
694_1. Hadis
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، وَهُوَ ابْنُ الْحَارِثِ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ صَلَّى صَلاَةَ الْمُسَافِرِ بِمِنًى وَغَيْرِهِ رَكْعَتَيْنِ وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَعُثْمَانُ رَكْعَتَيْنِ صَدْرًا مِنْ خِلاَفَتِهِ ثُمَّ أَتَمَّهَا أَرْبَعًا .
Bana Harmele b. Yahyâ anlattı; bize İbn Vehb anlattı; bize Amr -ki o İbnü’l-Hâris’tir- İbn Şihâb’dan; o Sâlim b. Abdullah’tan; o da babasından [naklederek] haber verdi; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem sefer namazını Mina’da ve diğer yerlerde iki rekat olarak kıldı. Ebû Bekr, Ömer ve hilafetinin başlarında (sadr) Osmân da ikişer rekat kıldılar; sonra [Osmân namazı] dört [rekat] olarak tamamladı.
694_2. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، ح وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، جَمِيعًا عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ قَالَ بِمِنًى . وَلَمْ يَقُلْ وَغَيْرِهِ .
Bize onu Züheyr b. Harb da anlattı; bize el-Velîd b. Müslim, el-Evzâ’î’den; (H) bize İshâk ve Abd b. Humeyd de anlattılar; dediler ki: Bize Abdürrezzâk haber verdi; bize Ma’mer haber verdi; hepsi Zührî’den bu isnad ile [naklettiler]. [Zührî bu rivayette]: “Mina’da” dedi ama “ve diğer yerlerde” [lafzını] söylemedi.
694_3. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِنًى رَكْعَتَيْنِ وَأَبُو بَكْرٍ بَعْدَهُ وَعُمَرُ بَعْدَ أَبِي بَكْرٍ وَعُثْمَانُ صَدْرًا مِنْ خِلاَفَتِهِ ثُمَّ إِنَّ عُثْمَانَ صَلَّى بَعْدُ أَرْبَعًا . فَكَانَ ابْنُ عُمَرَ إِذَا صَلَّى مَعَ الإِمَامِ صَلَّى أَرْبَعًا وَإِذَا صَلاَّهَا وَحْدَهُ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe anlattı; bize Ebû Üsâme anlattı; bize Ubeydullâh, Nâfi’den; o da İbn Ömer’den [naklederek] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Mina’da iki rekat kıldı; ondan sonra Ebû Bekr, Ebû Bekr’den sonra Ömer ve hilafetinin başlarında da Osmân [ikişer rekat kıldılar]. Daha sonra Osmân [namazı] dört [rekat] kıldı. İbn Ömer de imamla beraber kıldığında dört, tek başına kıldığında ise iki rekat kılardı.
694_4. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ ابْنُ الْمُثَنَّى، وَعُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، وَهُوَ الْقَطَّانُ ح وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو كُرَيْبٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، ح وَحَدَّثَنَاهُ ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ خَالِدٍ، كُلُّهُمْ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ .
Bize onu İbnü’l-Müsenna ve Ubeydullâh b. Saîd de anlattılar; dediler ki: Bize Yahyâ -ki o el-Kattân’dır- anlattı. (H) Bize Ebû Küreyb de anlattı; bize İbn Ebû Zâide haber verdi. (H) Bize İbn Numeyr de anlattı; bize Ukbe b. Hâlid anlattı; hepsi Ubeydullâh’tan bu isnad ile bunun bir benzerini [naklettiler].
694_5. Hadis
وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ خُبَيْبِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، سَمِعَ حَفْصَ بْنَ عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ صَلَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِمِنًى صَلاَةَ الْمُسَافِرِ وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَعُثْمَانُ ثَمَانِيَ سِنِينَ أَوْ قَالَ سِتَّ سِنِينَ . قَالَ حَفْصٌ وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ يُصَلِّي بِمِنًى رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ يَأْتِي فِرَاشَهُ . فَقُلْتُ أَىْ عَمِّ لَوْ صَلَّيْتَ بَعْدَهَا رَكْعَتَيْنِ . قَالَ لَوْ فَعَلْتُ لأَتْمَمْتُ الصَّلاَةَ .
Bize Ubeydullâh b. Muâz anlattı; bize babam anlattı; bize Şu’be, Hubeyb b. Abdurrahman’dan; o Hafs b. Âsım’dan; o da İbn Ömer’den [naklederek] işitmiş; [İbn Ömer] şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekr, Ömer ve [hilafetinin] sekiz yılı -veya dedi ki altı yılı- boyunca Osmân, Mina’da sefer namazı [olarak ikişer rekat] kıldılar. Hafs dedi ki: İbn Ömer Mina’da iki rekat kılar, sonra yatağına gelirdi. Ben: “Ey amca! Keşke ondan sonra [nafile olarak] iki rekat daha kılsan” dedim. [İbn Ömer]: “Eğer bunu yapsaydım, namazı [zaten dört rekat olarak] tamamlardım” dedi.
694_6. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الصَّمَدِ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَلَمْ يَقُولاَ فِي الْحَدِيثِ بِمِنًى . وَلَكِنْ قَالاَ صَلَّى فِي السَّفَرِ .
Bize onu Yahyâ b. Habîb de anlattı; bize Hâlid -yani İbn el-Hâris- anlattı. (H) Bize İbnü’l-Müsenna da anlattı; dedi ki: Bana Abdüssamed anlattı; her ikisi de Şu’be’den bu isnad ile [naklettiler]. Ancak [bu rivayette] hadis içinde “Mina’da” [lafzını] söylemediler; lakin: “Seferde kıldı” dediler.
695_1. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، عَنِ الأَعْمَشِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ يَزِيدَ، يَقُولُ صَلَّى بِنَا عُثْمَانُ بِمِنًى أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ فَقِيلَ ذَلِكَ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ فَاسْتَرْجَعَ ثُمَّ قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِنًى رَكْعَتَيْنِ وَصَلَّيْتُ مَعَ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ بِمِنًى رَكْعَتَيْنِ وَصَلَّيْتُ مَعَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ بِمِنًى رَكْعَتَيْنِ فَلَيْتَ حَظِّي مِنْ أَرْبَعِ رَكَعَاتٍ رَكْعَتَانِ مُتَقَبَّلَتَانِ .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Abdülvâhid, el-A’meş’ten; o İbrâhîm’den; o da Abdurrahman b. Yezîd’i [şöyle] derken işitmiş: Osmân bize Mina’da dört rekat kıldırdı. Bu durum Abdullah b. Mes’ûd’a söylenince “istirca” yaptı (innâ lillâh... dedi) ve sonra şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber Mina’da iki rekat kıldım; Ebû Bekr es-Sıddîk ile beraber Mina’da iki rekat kıldım; Ömer b. el-Hattâb ile beraber de Mina’da iki rekat kıldım. Keşke dört rekatın içinden nasibim, kabul edilmiş iki rekat olsaydı!
695_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، وَابْنُ، خَشْرَمٍ قَالاَ أَخْبَرَنَا عِيسَى، كُلُّهُمْ عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ .
Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe ve Ebû Küreyb anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Muâviye anlattı. (H) Bize Osmân b. Ebû Şeybe de anlattı; dedi ki: Bize Cerîr anlattı. (H) Bize İshâk ve İbn Haşrem de anlattılar; dediler ki: Bize İsa haber verdi; hepsi el-A’meş’ten bu isnad ile bunun bir benzerini [naklettiler].
696_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَقُتَيْبَةُ، قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ، قُتَيْبَةُ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ حَارِثَةَ بْنِ وَهْبٍ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِنًى - آمَنَ مَا كَانَ النَّاسُ وَأَكْثَرَهُ - رَكْعَتَيْنِ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ ve Kuteybe anlattılar. Yahyâ: “Bize haber verdi” dedi; Kuteybe ise: “Bize Ebü’l-Ahvas anlattı” dedi; Ebû İshâk’tan; o da Hârise b. Vehb’den [naklederek]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber Mina’da -insanların en güvenli ve en kalabalık olduğu zamanda- [namazı] iki rekat kıldım.
696_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، حَدَّثَنِي حَارِثَةُ بْنُ وَهْبٍ الْخُزَاعِيُّ، قَالَ صَلَّيْتُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِنًى وَالنَّاسُ أَكْثَرُ مَا كَانُوا فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ . قَالَ مُسْلِمٌ حَارِثَةُ بْنُ وَهْبٍ الْخُزَاعِيُّ هُوَ أَخُو عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ لأُمِّهِ .
Bize Ahmed b. Abdullah b. Yûnus anlattı; bize Züheyr anlattı; bize Ebû İshâk anlattı; bana Hârise b. Vehb el-Huzâ’î anlattı; dedi ki: Veda Haccı’nda, insanların en kalabalık olduğu zamanda Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in arkasında Mina’da namaz kıldım da [namazı] iki rekat kıldı. Müslim dedi ki: Hârise b. Vehb el-Huzâ’î, Ömer b. el-Hattâb’ın [oğlu] Ubeydullâh b. Ömer’in anne bir kardeşidir.
697_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ، أَذَّنَ بِالصَّلاَةِ فِي لَيْلَةٍ ذَاتِ بَرْدٍ وَرِيحٍ فَقَالَ أَلاَ صَلُّوا فِي الرِّحَالِ . ثُمَّ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْمُرُ الْمُؤَذِّنَ إِذَا كَانَتْ لَيْلَةٌ بَارِدَةٌ ذَاتُ مَطَرٍ يَقُولُ " أَلاَ صَلُّوا فِي الرِّحَالِ " .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Mâlik’e; Nâfi’den [naklederek] okudum; İbn Ömer soğuk ve rüzgarlı bir gecede namaz için ezan okudu (nida etti) ve: “Dikkat edin, namazı konakladığınız yerlerde (rihâl) kılın!” dedi. Sonra şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem soğuk ve yağmurlu bir gece olduğunda müezzine: “Dikkat edin, namazı konakladığınız yerlerde kılın!” demesini emrederdi.
697_2. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، حَدَّثَنِي نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ نَادَى بِالصَّلاَةِ فِي لَيْلَةٍ ذَاتِ بَرْدٍ وَرِيحٍ وَمَطَرٍ فَقَالَ فِي آخِرِ نِدَائِهِ أَلاَ صَلُّوا فِي رِحَالِكُمْ أَلاَ صَلُّوا فِي الرِّحَالِ . ثُمَّ قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَأْمُرُ الْمُؤَذِّنَ إِذَا كَانَتْ لَيْلَةٌ بَارِدَةٌ أَوْ ذَاتُ مَطَرٍ فِي السَّفَرِ أَنْ يَقُولَ أَلاَ صَلُّوا فِي رِحَالِكُمْ .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr anlattı; bize babam anlattı; bize Ubeydullâh anlattı; bana Nâfi’, İbn Ömer’den [naklederek] anlattı; [İbn Ömer] soğuk, rüzgarlı ve yağmurlu bir gecede namaz için nida etti (ezan okudu); nidasının sonunda: “Dikkat edin, namazı konakladığınız yerlerde (rihâliküm) kılın! Dikkat edin, namazı konakladığınız yerlerde kılın!” dedi. Sonra şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yolculukta (seferde) soğuk veya yağmurlu bir gece olduğunda müezzine: “Dikkat edin, namazı konakladığınız yerlerde kılın!” demesini emrederdi.
697_3. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ نَادَى بِالصَّلاَةِ بِضَجْنَانَ ثُمَّ ذَكَرَ بِمِثْلِهِ وَقَالَ أَلاَ صَلُّوا فِي رِحَالِكُمْ . وَلَمْ يُعِدْ ثَانِيَةً أَلاَ صَلُّوا فِي الرِّحَالِ . مِنْ قَوْلِ ابْنِ عُمَرَ .
Bize onu Ebû Bekr b. Ebû Şeybe de anlattı; bize Ebû Üsâme anlattı; bize Ubeydullâh, Nâfi’den; o da İbn Ömer’den [naklederek] anlattı; [İbn Ömer] Dacnân’da namaz için nida etti (ezan okudu). Sonra [ravi] benzerini zikretti; [İbn Ömer] nidasında: “Dikkat edin, namazı konakladığınız yerlerde kılın!” dedi. [Ancak bu rivayette] İbn Ömer’in sözü olarak: “Dikkat edin, namazı konakladığınız yerlerde kılın!” cümlesini ikinci kez tekrarlamadı.
698. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، قَالَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فَمُطِرْنَا فَقَالَ " لِيُصَلِّ مَنْ شَاءَ مِنْكُمْ فِي رَحْلِهِ " .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Ebû Hayseme, Ebü’z-Zübeyr’den; o da Câbir’den [naklederek] haber verdi. (H) Bize Ahmed b. Yûnus da anlattı; dedi ki: Bize Züheyr anlattı; bize Ebü’z-Zübeyr, Câbir’den [naklederek] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber bir yolculuğa (sefere) çıktık ve yağmura yakalandık. Bunun üzerine [Resulullah]: “İsteyeniniz namazını konakladığı yerde (rahl) kılsın!” buyurdu.
699_1. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ السَّعْدِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ، صَاحِبِ الزِّيَادِيِّ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ قَالَ لِمُؤَذِّنِهِ فِي يَوْمٍ مَطِيرٍ إِذَا قُلْتَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ فَلاَ تَقُلْ حَىَّ عَلَى الصَّلاَةِ قُلْ صَلُّوا فِي بُيُوتِكُمْ - قَالَ - فَكَأَنَّ النَّاسَ اسْتَنْكَرُوا ذَاكَ فَقَالَ أَتَعْجَبُونَ مِنْ ذَا قَدْ فَعَلَ ذَا مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنِّي إِنَّ الْجُمُعَةَ عَزْمَةٌ وَإِنِّي كَرِهْتُ أَنْ أُحْرِجَكُمْ فَتَمْشُوا فِي الطِّينِ وَالدَّحْضِ .
Bana Ali b. Hucr es-Sa’dî anlattı; bize İsmâil, Ziyâdî’nin arkadaşı Abdülhamîd’den; o Abdullah b. el-Hâris’ten; o da Abdullah b. Abbâs’tan [naklederek] anlattı; [İbn Abbâs] yağmurlu bir günde müezzinine şöyle dedi: “Eşhedü enlâ ilâhe illallâh, Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh dediğinde artık ‘Hayye ale’s-salâh’ deme; ‘Namazı evlerinizde kılın’ (Sallû fî büyûtiküm) de!” [Ravi] dedi ki: İnsanlar sanki bunu garipsediler. Bunun üzerine [İbn Abbâs] şöyle dedi: “Buna hayret mi ediyorsunuz? Bunu benden daha hayırlı olan zat (Resulullah) yapmıştır. Şüphesiz cuma [namazı] kesin bir emirdir (azmetün); ben ise sizi sıkıntıya sokup, çamurda ve kaygan yolda yürütmekten hoşlanmadım.”
699_2. Hadis
وَحَدَّثَنِيهِ أَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الْحَارِثِ، قَالَ خَطَبَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ فِي يَوْمٍ ذِي رَدْغٍ . وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِمَعْنَى حَدِيثِ ابْنِ عُلَيَّةَ وَلَمْ يَذْكُرِ الْجُمُعَةَ وَقَالَ قَدْ فَعَلَهُ مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنِّي . يَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ أَبُو كَامِلٍ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، بِنَحْوِهِ .
Bana onu Ebû Kâmil el-Cahderî de anlattı; bize Hammâd -yani İbn Zeyd- Abdülhamîd’den [naklederek] anlattı; [Abdülhamîd] dedi ki: Abdullah b. el-Hâris’i şöyle derken işittim: Abdullah b. Abbâs balçıklı/çamurlu bir günde bize hitap etti... [Sonra ravi] İbn Uleyye’nin hadisi manasında hadisi sevk etti; ancak cumayı zikretmedi. [İbn Abbâs]: “Bunu benden daha hayırlı olan zat -yani Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem- yapmıştır” dedi. Ebû Kâmil dedi ki: Bize Hammâd, Âsım’dan; o da Abdullah b. el-Hâris’ten bunun bir benzerini anlattı.
699_3. Hadis
وَحَدَّثَنِيهِ أَبُو الرَّبِيعِ الْعَتَكِيُّ، - هُوَ الزَّهْرَانِيُّ - حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، وَعَاصِمٌ الأَحْوَلُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَلَمْ يَذْكُرْ فِي حَدِيثِهِ يَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم .
Bana onu Ebü’r-Rabî’ el-Atekî -ki o ez-Zehrânî’dir- de anlattı; bize Hammâd -yani İbn Zeyd- anlattı; bize Eyyûb ve Âsım el-Ahvel bu isnad ile anlattılar. [Ancak bu ravi] kendi hadisinde: “Yani Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem” [açıklamasını] zikretmedi.
699_4. Hadis
وَحَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ شُمَيْلٍ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ، صَاحِبُ الزِّيَادِيِّ قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الْحَارِثِ، قَالَ أَذَّنَ مُؤَذِّنُ ابْنِ عَبَّاسٍ يَوْمَ جُمُعَةٍ فِي يَوْمٍ مَطِيرٍ . فَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ ابْنِ عُلَيَّةَ وَقَالَ وَكَرِهْتُ أَنْ تَمْشُوا فِي الدَّحْضِ وَالزَّلَلِ .
Bana İshâk b. Mansûr da anlattı; bize İbn Şümeyl haber verdi; bize Şu’be haber verdi; bize Ziyâdî’nin arkadaşı Abdülhamîd anlattı; [Abdülhamîd] dedi ki: Abdullah b. el-Hâris’ten işittim; şöyle dedi: İbn Abbâs’ın müezzini yağmurlu bir cuma günü ezan okudu... [Sonra ravi] İbn Uleyye’nin hadisi gibi zikretti ve [İbn Abbâs’ın]: “Sizi kaygan ve çamurlu yolda yürütmekten hoşlanmadım” [dediğini nakletti].
699_5. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ، عَنْ شُعْبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، كِلاَهُمَا عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ، أَمَرَ مُؤَذِّنَهُ - فِي حَدِيثِ مَعْمَرٍ - فِي يَوْمِ جُمُعَةٍ فِي يَوْمٍ مَطِيرٍ . بِنَحْوِ حَدِيثِهِمْ وَذَكَرَ فِي حَدِيثِ مَعْمَرٍ فَعَلَهُ مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنِّي . يَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم .
Bize onu Abd b. Humeyd de anlattı; bize Saîd b. Âmir, Şu’be’den; (H) bize Abd b. Humeyd de anlattı; bize Abdürrezzâk haber verdi; bize Ma’mer haber verdi; her ikisi de Âsım el-Ahvel’den; o da Abdullah b. el-Hâris’ten [naklederek]; İbn Abbâs -Ma’mer’in hadisinde [belirtildiğine göre]- yağmurlu bir cuma günü müezzinine emretti... [Sonra ravi] diğerlerinin hadisi gibi [nakletti]. Ma’mer’in hadisinde [şöyle] zikretti: “Bunu benden daha hayırlı olan zat -yani Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem- yapmıştır.”
699_6. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ إِسْحَاقَ الْحَضْرَمِيُّ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، - قَالَ وُهَيْبٌ لَمْ يَسْمَعْهُ مِنْهُ - قَالَ أَمَرَ ابْنُ عَبَّاسٍ مُؤَذِّنَهُ فِي يَوْمِ جُمُعَةٍ فِي يَوْمٍ مَطِيرٍ . بِنَحْوِ حَدِيثِهِمْ .
Bize onu Abd b. Humeyd de anlattı; bize Ahmed b. İshâk el-Hadramî anlattı; bize Vüheyb anlattı; bize Eyyûb, Abdullah b. el-Hâris’ten -Vüheyb bunu ondan [doğrudan] işitmediğini söyledi- [naklederek] anlattı; dedi ki: İbn Abbâs yağmurlu bir cuma günü müezzinine emretti... [Sonra ravi] diğerlerinin hadisi gibi [nakletti].
700_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي سُبْحَتَهُ حَيْثُمَا تَوَجَّهَتْ بِهِ نَاقَتُهُ .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr anlattı; bize babam anlattı; bize Ubeydullâh, Nâfi’den; o da İbn Ömer’den [naklederek] anlattı; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, devesi onu ne tarafa çevirirse çevirsin sübhasını (nafile namazını) [bineğinin üzerinde] kılardı.
700_2. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي عَلَى رَاحِلَتِهِ حَيْثُ تَوَجَّهَتْ بِهِ .
Bize onu Ebû Bekr b. Ebû Şeybe de anlattı; bize Ebû Hâlid el-Ahmer, Ubeydullâh’tan; o Nâfi’den; o da İbn Ömer’den [naklederek] anlattı; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, bineği (râhilesi) onu ne tarafa çevirirse çevirsin [namazını] onun üzerinde kılardı.
700_3. Hadis
وَحَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْقَوَارِيرِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي وَهُوَ مُقْبِلٌ مِنْ مَكَّةَ إِلَى الْمَدِينَةِ عَلَى رَاحِلَتِهِ حَيْثُ كَانَ وَجْهُهُ - قَالَ - وَفِيهِ نَزَلَتْ { فَأَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللَّهِ}
Bana Ubeydullâh b. Ömer el-Kavârîrî anlattı; bize Yahyâ b. Saîd, Abdülmelik b. Ebû Süleymân’dan; o bize Saîd b. Cübeyr’den; o da İbn Ömer’den [naklederek] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke’den Medine’ye gelirken, yüzü ne tarafa dönük olursa olsun bineği üzerinde namaz kılardı. -[İbn Ömer]- dedi ki: Şu ayet bunun hakkında nazil olmuştur: { فَأَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللَّهِ } “Nereye dönerseniz dönün, Allah’ın vechi (zâtı/rızası) oradadır.”
700_4. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو كُرَيْبٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، وَابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي كُلُّهُمْ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ . وَفِي حَدِيثِ ابْنِ مُبَارَكٍ وَابْنِ أَبِي زَائِدَةَ ثُمَّ تَلاَ ابْنُ عُمَرَ { فَأَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللَّهِ} وَقَالَ فِي هَذَا نَزَلَتْ .
Bize onu Ebû Küreyb de anlattı; bize İbnü’l-Mübârek ve İbn Ebû Zâide haber verdiler. (H) Bize İbn Numeyr de anlattı; bize babam anlattı; hepsi Abdülmelik’ten bu isnad ile bunun bir benzerini [naklettiler]. İbnü’l-Mübârek ve İbn Ebû Zâide’nin hadisinde [şöyle geçer]: Sonra İbn Ömer: { فَأَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللَّهِ } “Nereye dönerseniz dönün, Allah’ın vechi oradadır” ayetini okudu ve: “Bu [ayet], bunun hakkında nazil olmuştur” dedi.
700_5. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى الْمَازِنِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي عَلَى حِمَارٍ وَهُوَ مُوَجِّهٌ إِلَى خَيْبَرَ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Mâlik’e; Amr b. Yahyâ el-Mâzinî’den; o Saîd b. Yesâr’an; o da İbn Ömer’den [naklederek] okudum; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i Hayber’e doğru yönelmişken bir eşek üzerinde [nafile] namaz kılarken gördüm.
700_6. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ يَسَارٍ، أَنَّهُ قَالَ كُنْتُ أَسِيرُ مَعَ ابْنِ عُمَرَ بِطَرِيقِ مَكَّةَ - قَالَ سَعِيدٌ - فَلَمَّا خَشِيتُ الصُّبْحَ نَزَلْتُ فَأَوْتَرْتُ ثُمَّ أَدْرَكْتُهُ فَقَالَ لِي ابْنُ عُمَرَ أَيْنَ كُنْتَ فَقُلْتُ لَهُ خَشِيتُ الْفَجْرَ فَنَزَلْتُ فَأَوْتَرْتُ . فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ أَلَيْسَ لَكَ فِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُسْوَةٌ فَقُلْتُ بَلَى وَاللَّهِ . قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُوتِرُ عَلَى الْبَعِيرِ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Mâlik’e; Ebû Bekr b. Ömer b. Abdurrahman b. Abdullah b. Ömer b. el-Hattâb’dan; o da Saîd b. Yesâr’dan [naklederek] okudum; [Saîd] şöyle dedi: Mekke yolunda İbn Ömer ile beraber yol alıyordum. -Saîd dedi ki:- Sabah vaktinin [girmesinden] korkunca (vaktin çıkacağını zannedince) [bineğimden] indim ve vitir namazını kıldım; sonra ona yetiştim. İbn Ömer bana: “Neredeydin?” dedi. Ben de ona: “Sabah namazı vaktinin [girmesinden] korktum da indim ve vitri kıldım” dedim. Bunun üzerine Abdullah [b. Ömer]: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’de senin için bir örneklik yok mu?” dedi. Ben: “Evet, vallahi var” dedim. [İbn Ömer]: “Şüphesiz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem vitri deve üzerinde kılardı” dedi.
700_7. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي عَلَى رَاحِلَتِهِ حَيْثُمَا تَوَجَّهَتْ بِهِ . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ كَانَ ابْنُ عُمَرَ يَفْعَلُ ذَلِكَ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Mâlik’e; Abdullah b. Dînâr’dan; o da İbn Ömer’den [naklederek] okudum; [İbn Ömer] şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, bineği onu ne tarafa çevirirse çevirsin [namazını] onun üzerinde kılardı. Abdullah b. Dînâr: “İbn Ömer de böyle yapardı” dedi.
700_8. Hadis
وَحَدَّثَنِي عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ الْمِصْرِيُّ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنِي ابْنُ الْهَادِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُوتِرُ عَلَى رَاحِلَتِهِ .
Bana Îsâ b. Hammâd el-Mısrî anlattı; bize el-Leys haber verdi; bana İbnü’l-Hâd, Abdullah b. Dînâr’dan; o da Abdullah b. Ömer’den [naklederek] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem vitir namazını bineği üzerinde kılardı.
700_9. Hadis
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُسَبِّحُ عَلَى الرَّاحِلَةِ قِبَلَ أَىِّ وَجْهٍ تَوَجَّهَ وَيُوتِرُ عَلَيْهَا غَيْرَ أَنَّهُ لاَ يُصَلِّي عَلَيْهَا الْمَكْتُوبَةَ .
Bana Harmele b. Yahyâ anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Yûnus, İbn Şihâb’dan; o Sâlim b. Abdullah’tan; o da babasından [naklederek] haber verdi; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bineği ne tarafa yönelirse yönelsin onun üzerinde nafile namaz (sübha) kılar ve vitri de onun üzerinde kılardı. Şu kadar var ki farz (mektûbe) namazı onun üzerinde kılmazdı.
701. Hadis
وَحَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ سَوَّادٍ، وَحَرْمَلَةُ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَاهُ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، رَأَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي السُّبْحَةَ بِاللَّيْلِ فِي السَّفَرِ عَلَى ظَهْرِ رَاحِلَتِهِ حَيْثُ تَوَجَّهَتْ .
Bize Amr b. Sevvâd ve Harmele anlattılar; dediler ki: Bize İbn Vehb haber verdi; bana Yûnus, İbn Şihâb’dan; o Abdullah b. Âmir b. Rebîa’dan; o babasının kendisine haber verdiğine göre; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i yolculukta geceleyin bineği ne tarafa yönelirse yönelsin, onun üzerinde nafile namaz (sübha) kılarken görmüştür.
702. Hadis
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ سِيرِينَ، قَالَ تَلَقَّيْنَا أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ حِينَ قَدِمَ الشَّامَ فَتَلَقَّيْنَاهُ بِعَيْنِ التَّمْرِ فَرَأَيْتُهُ يُصَلِّي عَلَى حِمَارٍ وَوَجْهُهُ ذَلِكَ الْجَانِبَ - وَأَوْمَأَ هَمَّامٌ عَنْ يَسَارِ الْقِبْلَةِ - فَقُلْتُ لَهُ رَأَيْتُكَ تُصَلِّي لِغَيْرِ الْقِبْلَةِ . قَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَفْعَلُهُ لَمْ أَفْعَلْهُ .
Bana Muhammed b. Hâtim anlattı; bize Affân b. Müslim anlattı; bize Hemmâm anlattı; bize Enes b. Sîrîn anlattı; dedi ki: Enes b. Mâlik Şam’dan geldiğinde onu Aynü’t-Temr’de karşıladık. Onu bir eşek üzerinde, yüzü şu tarafa dönük namaz kılarken gördüm -Hemmâm kıblenin soluna doğru işaret etti-. Ona: “Seni kıbleden başka yöne namaz kılarken gördüm” dedim. [Enes]: “Eğer Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i bunu yaparken görmeseydim, ben de yapmazdım” dedi.
703_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا عَجِلَ بِهِ السَّيْرُ جَمَعَ بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Mâlik’e; Nâfi’den; o da İbn Ömer’den [naklederek] okudum; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yolculukta acele ettiğinde (hızlı yol aldığında) akşam ile yatsıyı birleştirirdi (cem ederdi).
703_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ، كَانَ إِذَا جَدَّ بِهِ السَّيْرُ جَمَعَ بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ بَعْدَ أَنْ يَغِيبَ الشَّفَقُ وَيَقُولُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا جَدَّ بِهِ السَّيْرُ جَمَعَ بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ .
Bize Muhammed b. el-Müsenna anlattı; bize Yahyâ, Ubeydullâh’tan; [Ubeydullâh] dedi ki: Bana Nâfi’ haber verdi; İbn Ömer yolculukta acele ettiğinde, şafak kaybolduktan sonra akşam ile yatsıyı birleştirirdi ve: “Şüphesiz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yolculukta acele ettiğinde akşam ile yatsıyı birleştirirdi” derdi.
703_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَعَمْرٌو النَّاقِدُ كُلُّهُمْ عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، - قَالَ عَمْرٌو حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، - عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَجْمَعُ بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ إِذَا جَدَّ بِهِ السَّيْرُ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ, Kuteybe b. Saîd, Ebû Bekr b. Ebû Şeybe ve Amr en-Nâkid hep birlikte İbn Uyeyne’den anlattılar. -Amr: Bize Süfyân anlattı dedi.- Zührî’den; o Sâlim’den; o da babasından [naklederek]; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i yolculukta acele ettiğinde akşam ile yatsıyı birleştirirken gördüm.
703_4. Hadis
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ أَبَاهُ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَعْجَلَهُ السَّيْرُ فِي السَّفَرِ يُؤَخِّرُ صَلاَةَ الْمَغْرِبِ حَتَّى يَجْمَعَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ صَلاَةِ الْعِشَاءِ .
Bana Harmele b. Yahyâ anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Yûnus, İbn Şihâb’dan haber verdi; [İbn Şihâb] dedi ki: Bana Sâlim b. Abdullah, babasının [şöyle] dediğini haber verdi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i yolculukta acele ettiğinde, akşam ile yatsı namazını birleştirmek (cem etmek) için akşam namazını geciktirirken gördüm.
704_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْمُفَضَّلُ، - يَعْنِي ابْنَ فَضَالَةَ - عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا ارْتَحَلَ قَبْلَ أَنْ تَزِيغَ الشَّمْسُ أَخَّرَ الظُّهْرَ إِلَى وَقْتِ الْعَصْرِ ثُمَّ نَزَلَ فَجَمَعَ بَيْنَهُمَا فَإِنْ زَاغَتِ الشَّمْسُ قَبْلَ أَنْ يَرْتَحِلَ صَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ رَكِبَ .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize el-Mufaddal -yani İbn Fedâle- Ukıyl’den; o İbn Şihâb’dan; o da Enes b. Mâlik’ten [naklederek] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem güneş zevale ermeden (batıya kaymadan) önce yola çıkarsa, öğleyi ikindi vaktine kadar geciktirir, sonra konaklayıp ikisini birleştirirdi. Eğer yola çıkmadan önce güneş zevale ermişse, öğleyi kılar sonra binerdi (yola çıkardı).
704_2. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ بْنُ سَوَّارٍ الْمَدَايِنِيُّ، حَدَّثَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ عُقَيْلِ بْنِ خَالِدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَرَادَ أَنْ يَجْمَعَ بَيْنَ الصَّلاَتَيْنِ فِي السَّفَرِ أَخَّرَ الظُّهْرَ حَتَّى يَدْخُلَ أَوَّلُ وَقْتِ الْعَصْرِ ثُمَّ يَجْمَعُ بَيْنَهُمَا .
Bana Amr en-Nâkid anlattı; bize Şebâbe b. Sevvâr el-Medâinî anlattı; bize Leys b. Sa’d, Ukıyl b. Hâlid’den; o Zührî’den; o da Enes’ten [naklederek] anlattı; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yolculukta iki namazı birleştirmek istediğinde, öğleyi ikindi vaktinin başı girene kadar geciktirir, sonra ikisini birleştirirdi.
704_3. Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَعَمْرُو بْنُ سَوَّادٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي جَابِرُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِذَا عَجِلَ عَلَيْهِ السَّفَرُ يُؤَخِّرُ الظُّهْرَ إِلَى أَوَّلِ وَقْتِ الْعَصْرِ فَيَجْمَعُ بَيْنَهُمَا وَيُؤَخِّرُ الْمَغْرِبَ حَتَّى يَجْمَعَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ الْعِشَاءِ حِينَ يَغِيبُ الشَّفَقُ .
Bana Ebü’t-Tâhir ve Amr b. Sevvâd anlattılar; dediler ki: Bize İbn Vehb haber verdi; bana Câbir b. İsmâil, Ukıyl’den; o İbn Şihâb’dan; o da Enes’ten [naklederek]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [şöyle buyurduğunu] haber verdi: Yolculukta acele ettiğinde, öğleyi ikindi vaktinin başına kadar geciktirir ve ikisini birleştirirdi; akşamı da şafak kaybolduğunda yatsı ile birleştirmek için geciktirirdi.
705_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ وَالْعَصْرَ جَمِيعًا وَالْمَغْرِبَ وَالْعِشَاءَ جَمِيعًا فِي غَيْرِ خَوْفٍ وَلاَ سَفَرٍ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Mâlik’e; Ebü’z-Zübeyr’den; o Saîd b. Cübeyr’den; o da İbn Abbâs’tan [naklederek] okudum; [İbn Abbâs] şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, herhangi bir korku veya yolculuk (sefer) hali olmaksızın öğle ile ikindiyi birlikte, akşam ile yatsıyı da birlikte kıldı.
705_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، وَعَوْنُ بْنُ سَلاَّمٍ، جَمِيعًا عَنْ زُهَيْرٍ، - قَالَ ابْنُ يُونُسَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، - حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ وَالْعَصْرَ جَمِيعًا بِالْمَدِينَةِ فِي غَيْرِ خَوْفٍ وَلاَ سَفَرٍ . قَالَ أَبُو الزُّبَيْرِ فَسَأَلْتُ سَعِيدًا لِمَ فَعَلَ ذَلِكَ فَقَالَ سَأَلْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ كَمَا سَأَلْتَنِي فَقَالَ أَرَادَ أَنْ لاَ يُحْرِجَ أَحَدًا مِنْ أُمَّتِهِ .
Bize Ahmed b. Yûnus ve Avn b. Sellâm, her ikisi de Züheyr’den anlattılar. -İbn Yûnus: Bize Züheyr anlattı dedi.- Bize Ebü’z-Zübeyr, Saîd b. Cübeyr’den; o da İbn Abbâs’tan [naklederek] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Medine’de herhangi bir korku veya yolculuk hali olmaksızın öğle ile ikindiyi birlikte kıldı. Ebü’z-Zübeyr: “Bunu neden yaptı?” diye Saîd’e sordum; [Saîd] şöyle dedi: “Senin bana sorduğun gibi ben de İbn Abbâs’at sormuştum; o: ‘Ümmetinden hiç kimseyi zora sokmamayı (huraç) murat etti’ dedi.”
705_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ الْحَارِثِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ - حَدَّثَنَا قُرَّةُ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ جُبَيْرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَمَعَ بَيْنَ الصَّلاَةِ فِي سَفْرَةٍ سَافَرَهَا فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ فَجَمَعَ بَيْنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ وَالْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ . قَالَ سَعِيدٌ فَقُلْتُ لاِبْنِ عَبَّاسٍ مَا حَمَلَهُ عَلَى ذَلِكَ قَالَ أَرَادَ أَنْ لاَ يُحْرِجَ أُمَّتَهُ .
Bize Yahyâ b. Habîb el-Hârisî anlattı; bize Hâlid -yani İbn el-Hâris- anlattı; bize Kurre anlattı; bize Ebü’z-Zübeyr anlattı; bize Saîd b. Cübeyr anlattı; bize İbn Abbâs anlattı; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Tebük Gazvesi’nde çıktığı bir yolculukta namazları birleştirdi; öğle ile ikindiyi, akşam ile de yatsıyı birleştirdi. Saîd dedi ki: İbn Abbâs’a: “O’nu buna sevk eden neydi?” dedim. [İbn Abbâs]: “Ümmetini zora sokmamayı murat etti” dedi.
706_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ، عَامِرٍ عَنْ مُعَاذٍ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ فَكَانَ يُصَلِّي الظُّهْرَ وَالْعَصْرَ جَمِيعًا وَالْمَغْرِبَ وَالْعِشَاءَ جَمِيعًا .
Bize Ahmed b. Abdullah b. Yûnus anlattı; bize Züheyr anlattı; bize Ebü’z-Zübeyr, Ebü’t-Tufayl Âmir’den; o da Muâz’dan [naklederek] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber Tebük Gazvesi’ne çıktık; [Resulullah orada] öğle ile ikindiyi birlikte, akşam ile yatsıyı da birlikte kılıyordu.
706_2. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ - حَدَّثَنَا قُرَّةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، حَدَّثَنَا عَامِرُ بْنُ وَاثِلَةَ أَبُو الطُّفَيْلِ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ، قَالَ جَمَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ بَيْنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ وَبَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ . قَالَ فَقُلْتُ مَا حَمَلَهُ عَلَى ذَلِكَ قَالَ فَقَالَ أَرَادَ أَنْ لاَ يُحْرِجَ أُمَّتَهُ .
Bize Yahyâ b. Habîb anlattı; bize Hâlid -yani İbn el-Hâris- anlattı; bize Kurre b. Hâlid anlattı; bize Ebü’z-Zübeyr anlattı; bize Âmir b. Vâsile Ebü’t-Tufayl anlattı; bize Muâz b. Cebel anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Tebük Gazvesi’nde öğle ile ikindiyi, akşam ile de yatsıyı birleştirdi. [Âmir] dedi ki: “O’nu buna sevk eden neydi?” dedim. [Muâz]: “Ümmetini zora sokmamayı murat etti” dedi.
705_4. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَأَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ - وَاللَّفْظُ لأَبِي كُرَيْبٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، كِلاَهُمَا عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جَمَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ وَالْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ بِالْمَدِينَةِ فِي غَيْرِ خَوْفٍ وَلاَ مَطَرٍ . فِي حَدِيثِ وَكِيعٍ قَالَ قُلْتُ لاِبْنِ عَبَّاسٍ لِمَ فَعَلَ ذَلِكَ قَالَ كَىْ لاَ يُحْرِجَ أُمَّتَهُ . وَفِي حَدِيثِ أَبِي مُعَاوِيَةَ قِيلَ لاِبْنِ عَبَّاسٍ مَا أَرَادَ إِلَى ذَلِكَ قَالَ أَرَادَ أَنْ لاَ يُحْرِجَ أُمَّتَهُ .
Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe ve Ebû Küreyb anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Muâviye anlattı. (H) Bize Ebû Küreyb ve Ebû Saîd el-Eşec de anlattılar -lafız Ebû Küreyb’e aittir-; dediler ki: Bize Vekî’ anlattı; her ikisi de el-A’meş’ten; o Habîb b. Ebû Sâbit’ten; o Saîd b. Cübeyr’den; o da İbn Abbâs’tan [naklederek]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Medine’de herhangi bir korku veya yağmur hali olmaksızın öğle ile ikindiyi, akşam ile de yatsıyı birleştirdi. Vekî’nin hadisinde [şöyle denilmiştir]: İbn Abbâs’a: “Bunu neden yaptı?” dedim; o: “Ümmetini zora sokmamak için” dedi. Ebû Muâviye’nin hadisinde ise [şöyle denilmiştir]: İbn Abbâs’a: “Bununla neyi murat etti?” denildi; o: “Ümmetini zora sokmamayı murat etti” dedi.
705_5. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثَمَانِيًا جَمِيعًا وَسَبْعًا جَمِيعًا . قُلْتُ يَا أَبَا الشَّعْثَاءِ أَظُنُّهُ أَخَّرَ الظُّهْرَ وَعَجَّلَ الْعَصْرَ وَأَخَّرَ الْمَغْرِبَ وَعَجَّلَ الْعِشَاءَ . قَالَ وَأَنَا أَظُنُّ ذَاكَ .
Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne, Amr’dan; o Câbir b. Zeyd’den; o da İbn Abbâs’tan [naklederek] anlattı; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber sekiz [rekatı] birlikte, yedi [rekatı] da birlikte kıldım. [Amr dedi ki]: Ebü’ş-Şa’sâ’ya: “Öyle sanıyorum ki [Resulullah] öğleyi geciktirdi, ikindiyi erkene aldı; akşamı geciktirdi, yatsıyı ise erkene aldı [değil mi?]” dedim. [Ebü’ş-Şa’sâ]: “Ben de öyle sanıyorum” dedi.
705_6. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى بِالْمَدِينَةِ سَبْعًا وَثَمَانِيًا الظُّهْرَ وَالْعَصْرَ وَالْمَغْرِبَ وَالْعِشَاءَ .
Bize Ebü’r-Rabî’ ez-Zehrânî anlattı; bize Hammâd b. Zeyd, Amr b. Dînâr’dan; o Câbir b. Zeyd’den; o da İbn Abbâs’tan [naklederek] anlattı; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Medine’de öğle ile ikindiyi sekiz [rekat], akşam ile yatsıyı da yedi [rekat] olarak kıldı.
705_7. Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ الْخِرِّيتِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَقِيقٍ، قَالَ خَطَبَنَا ابْنُ عَبَّاسٍ يَوْمًا بَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى غَرَبَتِ الشَّمْسُ وَبَدَتِ النُّجُومُ وَجَعَلَ النَّاسُ يَقُولُونَ الصَّلاَةَ الصَّلاَةَ - قَالَ - فَجَاءَهُ رَجُلٌ مِنْ بَنِي تَمِيمٍ لاَ يَفْتُرُ وَلاَ يَنْثَنِي الصَّلاَةَ الصَّلاَةَ . فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ أَتُعَلِّمُنِي بِالسُّنَّةِ لاَ أُمَّ لَكَ . ثُمَّ قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَمَعَ بَيْنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ وَالْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ شَقِيقٍ فَحَاكَ فِي صَدْرِي مِنْ ذَلِكَ شَىْءٌ فَأَتَيْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ فَسَأَلْتُهُ فَصَدَّقَ مَقَالَتَهُ .
Bana Ebü’r-Rabî’ ez-Zehrânî anlattı; bize Hammâd, ez-Zübeyr b. el-Hirrît’ten; o da Abdullah b. Şakîk’ten [naklederek] anlattı; dedi ki: İbn Abbâs bir gün ikindiden sonra, güneş batıp yıldızlar görünene kadar bize hitap etti. İnsanlar: “Namaz! Namaz!” demeye başladılar. [Abdullah b. Şakîk] dedi ki: Derken Temîm oğullarından, hiç ara vermeden ve vazgeçmeden: “Namaz! Namaz!” diyen bir adam geldi. Bunun üzerine İbn Abbâs: “Bana sünneti mi öğretiyorsun ey anasız kalasıca!” dedi ve şöyle devam etti: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in öğle ile ikindiyi, akşam ile de yatsıyı birleştirdiğini gördüm.” Abdullah b. Şakîk dedi ki: Bundan dolayı gönlüme (sadrama) bir şüphe düştü; bunun üzerine Ebû Hüreyre’ye gidip ona sordum; o da [İbn Abbâs’ın] sözünü doğruladı.
705_8. Hadis
وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ حُدَيْرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَقِيقٍ الْعُقَيْلِيِّ، قَالَ قَالَ رَجُلٌ لاِبْنِ عَبَّاسٍ الصَّلاَةَ فَسَكَتَ . ثُمَّ قَالَ الصَّلاَةَ . فَسَكَتَ ثُمَّ قَالَ الصَّلاَةَ فَسَكَتَ . ثُمَّ قَالَ لاَ أُمَّ لَكَ أَتُعَلِّمُنَا بِالصَّلاَةِ وَكُنَّا نَجْمَعُ بَيْنَ الصَّلاَتَيْنِ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize İbn Ebû Ömer anlattı; bize Vekî’ anlattı; bize İmrân b. Hudeyr, Abdullah b. Şakîk el-Ukaylî’den [naklederek] anlattı; dedi ki: Bir adam İbn Abbâs’a: “Namaz!” dedi; o ise sustu. Sonra tekrar: “Namaz!” dedi; o yine sustu. Sonra tekrar: “Namaz!” deyince yine sustu. Sonra [İbn Abbâs] şöyle dedi: “Ey anasız kalasıca! Bize namazı mı öğretiyorsun? Halbuki biz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde iki namazı birleştirirdik (cem ederdik).”
707_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَوَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ لاَ يَجْعَلَنَّ أَحَدُكُمْ لِلشَّيْطَانِ مِنْ نَفْسِهِ جُزْءًا لاَ يَرَى إِلاَّ أَنَّ حَقًّا عَلَيْهِ أَنْ لاَ يَنْصَرِفَ إِلاَّ عَنْ يَمِينِهِ أَكْثَرُ مَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْصَرِفُ عَنْ شِمَالِهِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe anlattı; bize Ebû Muâviye ve Vekî’, el-A’meş’ten; o Umâre’den; o el-Esved’den; o da Abdullah [b. Mes’ûd]’dan [naklederek] anlattılar; dedi ki: “Sizden biriniz, ancak sağından [namazdan] ayrılmasının (dönmesinin) üzerine bir hak olduğunu zannederek kendi nefsinden şeytana bir pay ayırmasın. Şüphesiz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i çoğu kez solundan dönerken gördüm.”
707_2. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، وَعِيسَى بْنُ يُونُسَ، ح وَحَدَّثَنَاهُ عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، أَخْبَرَنَا عِيسَى، جَمِيعًا عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bize İshâk b. İbrâhîm anlattı; bize Cerîr ve İsa b. Yûnus haber verdiler. (H) Bize onu Ali b. Haşrem de anlattı; bize İsa haber verdi; her ikisi de el-A’meş’ten bu isnad ile bunun bir benzerini [naklettiler].
708_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ السُّدِّيِّ، قَالَ سَأَلْتُ أَنَسًا كَيْفَ أَنْصَرِفُ إِذَا صَلَّيْتُ عَنْ يَمِينِي أَوْ عَنْ يَسَارِي قَالَ أَمَّا أَنَا فَأَكْثَرُ مَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْصَرِفُ عَنْ يَمِينِهِ .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Ebû Avâne, es-Süddî’den [naklederek] anlattı; dedi ki: Enes’e: “Namaz kıldığımda [namazdan] nasıl döneyim; sağımdan mı yoksa solumdan mı?” diye sordum. [Enes]: “Bana gelince; ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i çoğu kez sağından dönerken gördüm” dedi.
708_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ السُّدِّيِّ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَنْصَرِفُ عَنْ يَمِينِهِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe ve Züheyr b. Harb anlattılar; dediler ki: Bize Vekî’, Süfyân’dan; o es-Süddî’den; o da Enes’ten [naklederek] anlattı; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem sağından [dönerek namazdan] ayrılırdı.
709_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنِ ابْنِ الْبَرَاءِ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ كُنَّا إِذَا صَلَّيْنَا خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَحْبَبْنَا أَنْ نَكُونَ عَنْ يَمِينِهِ يُقْبِلُ عَلَيْنَا بِوَجْهِهِ - قَالَ - فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " رَبِّ قِنِي عَذَابَكَ يَوْمَ تَبْعَثُ - أَوْ تَجْمَعُ - عِبَادَكَ " .
Bize Ebû Küreyb anlattı; bize İbn Ebû Zâide, Mis’ar’dan; o Sâbit b. Ubeyd’den; o İbnü’l-Berâ’dan; o da el-Berâ’dan [naklederek] haber verdi; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in arkasında namaz kıldığımızda, yüzüyle bize dönmesi için O’nun sağ tarafında olmayı severdik. [el-Berâ’] dedi ki: O’nu şöyle derken işittim: “Rabbim! Kullarını dirilteceğin -veya toplayacağın- gün beni azabından koru!”
709_2. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو كُرَيْبٍ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مِسْعَرٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَلَمْ يَذْكُرْ يُقْبِلُ عَلَيْنَا بِوَجْهِهِ .
Bize onu Ebû Küreyb ve Züheyr b. Harb de anlattılar; dediler ki: Bize Vekî’, Mis’ar’dan bu isnad ile anlattı; ancak: “Yüzüyle bize dönmesi için” kısmını zikretmedi.
710_1. Hadis
وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ وَرْقَاءَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَلاَ صَلاَةَ إِلاَّ الْمَكْتُوبَةُ " . وَحَدَّثَنِيهِ مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ وَابْنُ رَافِعٍ قَالاَ حَدَّثَنَا شَبَابَةُ حَدَّثَنِي وَرْقَاءُ بِهَذَا الإِسْنَادِ .
Bana Ahmed b. Hanbel anlattı; bize Muhammed b. Ca’fer anlattı; bize Şu’be, Verkâ’dan; o Amr b. Dînâr’dan; o Atâ’ b. Yesâr’dan; o da Ebû Hüreyre’den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek] anlattı; buyurdu ki: “Namaz için kamet getirildiğinde, farz (mektûbe) namazdan başka namaz yoktur.” Bana bunu Muhammed b. Hâtim ve İbn Râfi’ de anlattılar; dediler ki: Bize Şebâbe anlattı; bana Verkâ bu isnad ile anlattı.
710_2. Hadis
وَحَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ الْحَارِثِيُّ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَطَاءَ بْنَ يَسَارٍ، يَقُولُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَلاَ صَلاَةَ إِلاَّ الْمَكْتُوبَةُ " .
Bana Yahyâ b. Habîb el-Hârisî anlattı; bize Ravh anlattı; bize Zekeriyyâ b. İshâk anlattı; bize Amr b. Dînâr anlattı; dedi ki: Atâ’ b. Yesâr’ı, Ebû Hüreyre’den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek] şöyle derken işittim: “Namaz için kamet getirildiğinde, farz (mektûbe) namazdan başka namaz yoktur.”
710_3. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا زَكَرِيَّاءُ بْنُ إِسْحَاقَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bize onu Abd b. Humeyd de anlattı; bize Abdürrezzâk haber verdi; bize Zekeriyyâ b. İshâk bu isnad ile bunun bir benzerini [nakletti].
710_4. Hadis
وَحَدَّثَنَا حَسَنٌ الْحُلْوَانِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِهِ . قَالَ حَمَّادٌ ثُمَّ لَقِيتُ عَمْرًا فَحَدَّثَنِي بِهِ وَلَمْ يَرْفَعْهُ .
Bize Hasan el-Hulvânî anlattı; bize Yezîd b. Hârûn anlattı; bize Hammâd b. Zeyd, Eyyûb’dan; o Amr b. Dînâr’dan; o Atâ’ b. Yesâr’dan; o da Ebû Hüreyre’den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek] bunun bir benzerini haber verdi. Hammâd: “Sonra Amr ile karşılaştım; o bana bunu [mevkuf olarak] anlattı ama merfu kılmadı (Resulullah’a nispet etmedi)” dedi.
711_1. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ الْقَعْنَبِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَالِكٍ ابْنِ بُحَيْنَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَرَّ بِرَجُلٍ يُصَلِّي وَقَدْ أُقِيمَتْ صَلاَةُ الصُّبْحِ فَكَلَّمَهُ بِشَىْءٍ لاَ نَدْرِي مَا هُوَ فَلَمَّا انْصَرَفْنَا أَحَطْنَا نَقُولُ مَاذَا قَالَ لَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ قَالَ لِي " يُوشِكُ أَنْ يُصَلِّيَ أَحَدُكُمُ الصُّبْحَ أَرْبَعًا " . قَالَ الْقَعْنَبِيُّ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَالِكٍ ابْنُ بُحَيْنَةَ عَنْ أَبِيهِ . قَالَ أَبُو الْحُسَيْنِ مُسْلِمٌ وَقَوْلُهُ عَنْ أَبِيهِ فِي هَذَا الْحَدِيثِ خَطَأٌ .
Bize Abdullah b. Mesleme el-Ka’nebî anlattı; bize İbrâhîm b. Sa’d, babasından; o Hafs b. Âsım’dan; o da Abdullah b. Mâlik İbn Buhayne’den [naklederek] anlattı; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazı için kamet getirilmişken namaz kılan bir adama uğradı ve ona ne olduğunu bilmediğimiz bir şeyler söyledi. [Namazdan] ayrıldığımızda [adamın] etrafını sardık ve: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem sana ne dedi?” dedik. [Adam] şöyle dedi: Bana: “Neredeyse biriniz sabah namazını dört [rekat] kılacak!” buyurdu. el-Ka’nebî: “Abdullah b. Mâlik İbn Buhayne, babasından” dedi. Ebü’l-Hüseyn Müslim: “Bu hadiste ‘babasından’ demesi hatadır” dedi.
711_2. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ بُحَيْنَةَ، قَالَ أُقِيمَتْ صَلاَةُ الصُّبْحِ فَرَأَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً يُصَلِّي وَالْمُؤَذِّنُ يُقِيمُ فَقَالَ " أَتُصَلِّي الصُّبْحَ أَرْبَعًا " .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Ebû Avâne, Sa’d b. İbrâhîm’den; o Hafs b. Âsım’dan; o da İbn Buhayne’den [naklederek] anlattı; dedi ki: Sabah namazı için kamet getirildi; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, müezzin kamet getirirken bir adamın namaz kıldığını gördü ve: “Sabahı dört [rekat] olarak mı kılıyorsun?” buyurdu.
712. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ، ح وَحَدَّثَنِي حَامِدُ بْنُ عُمَرَ الْبَكْرَاوِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ يَعْنِي ابْنَ زِيَادٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، كُلُّهُمْ عَنْ عَاصِمٍ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْفَزَارِيُّ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَرْجِسَ، قَالَ دَخَلَ رَجُلٌ الْمَسْجِدَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي صَلاَةِ الْغَدَاةِ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ فِي جَانِبِ الْمَسْجِدِ ثُمَّ دَخَلَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا سَلَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَا فُلاَنُ بِأَىِّ الصَّلاَتَيْنِ اعْتَدَدْتَ أَبِصَلاَتِكَ وَحْدَكَ أَمْ بِصَلاَتِكَ مَعَنَا " .
Bize Ebû Kâmil el-Cahderî anlattı; bize Hammâd -yani İbn Zeyd- anlattı. (H) Bana Hâmid b. Ömer el-Bekrâvî de anlattı; bize Abdülvâhid -yani İbn Ziyâd- anlattı. (H) Bize İbn Numeyr de anlattı; bize Ebû Muâviye anlattı; hepsi Âsım’dan [naklettiler]. (H) Bana Züheyr b. Harb da anlattı -lafız ona aittir-; bize Mervân b. Muâviye el-Fezârî, Âsım el-Ahvel’den; o da Abdullah b. Sercis’ten [naklederek] anlattı; dedi ki: Bir adam mescide girdi; o sırada Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazındaydı. Adam mescidin bir kenarında iki rekat namaz kıldı, sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber [cemaate] girdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem selam verince: “Ey filan! Hangi namazı [asıl namazın olarak] saydın; tek başına kıldığını mı yoksa bizimle beraber kıldığını mı?” buyurdu.
713_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ، - أَوْ عَنْ أَبِي أُسَيْدٍ، - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا دَخَلَ أَحَدُكُمُ الْمَسْجِدَ فَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ افْتَحْ لِي أَبْوَابَ رَحْمَتِكَ . وَإِذَا خَرَجَ فَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ " . قَالَ مُسْلِمٌ سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ يَحْيَى يَقُولُ كَتَبْتُ هَذَا الْحَدِيثَ مِنْ كِتَابِ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ . قَالَ بَلَغَنِي أَنَّ يَحْيَى الْحِمَّانِيَّ يَقُولُ وَأَبِي أُسَيْدٍ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Süleymân b. Bilâl haber verdi; Rabîa b. Ebû Abdurrahman’dan; o Abdülmelik b. Saîd’den; o da Ebû Humeyd -veya Ebû Üseyd- [naklederek]; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz mescide girdiğinde: ‘Allah’ım! Bana rahmetinin kapılarını aç’ (Allâhümmef-tah lî ebvâbe rahmetik) desin. Çıktığında ise: ‘Allah’ım! Şüphesiz ben Senin lütfundan istiyorum’ (Allâhümme innî es’elüke min fazlik) desin.” Müslim dedi ki: Yahyâ b. Yahyâ’yı: “Ben bu hadisi Süleymân b. Bilâl’in kitabından yazdım” derken işittim. [Yahyâ] dedi ki: Bana ulaştığına göre Yahyâ el-Himmânî: “ve Ebû Üseyd” diyordu.
713_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا حَامِدُ بْنُ عُمَرَ الْبَكْرَاوِيُّ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا عُمَارَةُ بْنُ غَزِيَّةَ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ سَعِيدِ بْنِ سُوَيْدٍ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ، أَوْ عَنْ أَبِي أُسَيْدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Bize Hâmid b. Ömer el-Bekrâvî anlattı; bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı; bize Umâre b. Gaziyye, Rabîa b. Ebû Abdurrahman’dan; o Abdülmelik b. Saîd b. Süveyd el-Ensârî’den; o da Ebû Humeyd -veya Ebû Üseyd- [naklederek]; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bunun bir benzerini haber verdi.
714_1. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ عَامِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سُلَيْمٍ الزُّرَقِيِّ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا دَخَلَ أَحَدُكُمُ الْمَسْجِدَ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ قَبْلَ أَنْ يَجْلِسَ " .
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka’neb ve Kuteybe b. Saîd anlattılar; dediler ki: Bize Mâlik anlattı. (H) Bize Yahyâ b. Yahyâ da anlattı; dedi ki: Mâlik’e; Âmir b. Abdullah b. ez-Zübeyr’den; o Amr b. Süleym ez-Zürakî’den; o da Ebû Katâde’den [naklederek] okudum; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz mescide girdiğinde, oturmadan önce iki rekat namaz kılsın.”
714_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ يَحْيَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سُلَيْمِ بْنِ خَلْدَةَ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، صَاحِبِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ دَخَلْتُ الْمَسْجِدَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَالِسٌ بَيْنَ ظَهْرَانَىِ النَّاسِ - قَالَ - فَجَلَسْتُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا مَنَعَكَ أَنْ تَرْكَعَ رَكْعَتَيْنِ قَبْلَ أَنْ تَجْلِسَ " . قَالَ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ رَأَيْتُكَ جَالِسًا وَالنَّاسُ جُلُوسٌ . قَالَ " فَإِذَا دَخَلَ أَحَدُكُمُ الْمَسْجِدَ فَلاَ يَجْلِسْ حَتَّى يَرْكَعَ رَكْعَتَيْنِ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe anlattı; bize Hüseyn b. Ali, Zâide’den; o bana Amr b. Yahyâ el-Ensârî’nin; o bana Muhammed b. Yahyâ b. Habbân’ın; o Amr b. Süleym b. Halde el-Ensârî’den; o da Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından olan Ebû Katâde’den [naklederek] anlattı; dedi ki: Mescide girdim; o sırada Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem insanların ortasında oturuyordu. Ben de [gidip] oturdum. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Oturmadan önce iki rekat namaz kılmana ne engel oldu?” buyurdu. Ben: “Ey Allah’ın Resulü! Seni oturur halde, insanları da oturur halde görünce [ben de oturdum]” dedim. Buyurdu ki: “Sizden biriniz mescide girdiğinde, iki rekat namaz kılana kadar oturmasın!”
715_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ جَوَّاسٍ الْحَنَفِيُّ أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ الأَشْجَعِيُّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ لِي عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم دَيْنٌ فَقَضَانِي وَزَادَنِي وَدَخَلْتُ عَلَيْهِ الْمَسْجِدَ فَقَالَ لِي " صَلِّ رَكْعَتَيْنِ " .
Bize Ebû Âsım Ahmed b. Cevvâs el-Hanefî anlattı; bize Ubeydullâh el-Eşce’î, Süfyân’dan; o Muhârib b. Disâr’dan; o da Câbir b. Abdullah’tan [naklederek] anlattı; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in üzerinde [bana ait] bir borç vardı; O borcunu bana ödedi ve hatta fazlasını da verdi. [O sırada] mescitte O’nun yanına girdim; bana: “İki rekat namaz kıl!” buyurdu.
715_2. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَارِبٍ، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ اشْتَرَى مِنِّي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعِيرًا فَلَمَّا قَدِمَ الْمَدِينَةَ أَمَرَنِي أَنْ آتِيَ الْمَسْجِدَ فَأُصَلِّيَ رَكْعَتَيْنِ .
Bize Ubeydullâh b. Muâz anlattı; bize babam anlattı; bize Şu’be, Muhârib’den; o Câbir b. Abdullah’ı [şöyle] derken işitmiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem benden bir deve satın aldı. Medine’ye geldiğinde ise bana mescide gelip iki rekat namaz kılmamı emretti.
715_3. Hadis
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، - يَعْنِي الثَّقَفِيَّ - حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ خَرَجْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزَاةٍ فَأَبْطَأَ بِي جَمَلِي وَأَعْيَى ثُمَّ قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبْلِي وَقَدِمْتُ بِالْغَدَاةِ فَجِئْتُ الْمَسْجِدَ فَوَجَدْتُهُ عَلَى بَابِ الْمَسْجِدِ قَالَ " الآنَ حِينَ قَدِمْتَ " . قُلْتُ نَعَمْ . قَالَ " فَدَعْ جَمَلَكَ وَادْخُلْ فَصَلِّ رَكْعَتَيْنِ " . قَالَ فَدَخَلْتُ فَصَلَّيْتُ ثُمَّ رَجَعْتُ .
Bana Muhammed b. el-Müsenna anlattı; bize Abdülvehhâb -yani es-Sekafî- anlattı; bize Ubeydullâh, Vehb b. Keysân’dan; o da Câbir b. Abdullah’tan [naklederek] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber bir gazveye çıktım; devemin yavaşlığı beni geri bıraktı ve deve [sonunda] yoruldu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem benden önce [Medine’ye] ulaştı, ben ise sabahleyin vardım. Mescide geldim ve O’nu mescidin kapısında buldum. [Bana]: “Şimdi mi geldin?” buyurdu. Ben de: “Evet” dedim. Buyurdu ki: “Deveni bırak, içeri gir ve iki rekat namaz kıl!” Bunun üzerine girdim ve [namazı] kıldım, sonra geri döndüm.
716. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ يَعْنِي أَبَا عَاصِمٍ، ح وَحَدَّثَنِي مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالاَ جَمِيعًا أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ شِهَابٍ، أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبٍ، أَخْبَرَهُ عَنْ أَبِيهِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبٍ، وَعَنْ عَمِّهِ، عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبٍ عَنْ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ لاَ يَقْدَمُ مِنْ سَفَرٍ إِلاَّ نَهَارًا فِي الضُّحَى فَإِذَا قَدِمَ بَدَأَ بِالْمَسْجِدِ فَصَلَّى فِيهِ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ جَلَسَ فِيهِ .
Bize Muhammed b. el-Müsenna anlattı; bize ed-Dahhâk -yani Ebû Âsım- anlattı. (H) Bana Mahmûd b. Gıylân da anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; her ikisi de İbn Cüreyc’den [naklettiler]; o bana İbn Şihâb’ın haber verdiğini söyledi; [İbn Şihâb’a da] Abdurrahman b. Abdullah b. Ka’b haber vermiş; o da babası Abdullah b. Ka’b’dan ve amcası Ubeydullâh b. Ka’b’dan; onlar da Ka’b b. Mâlik’ten [naklederek]; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yolculuktan ancak gündüzün kuşluk vaktinde (duhâ) dönerdi. Geldiğinde ise önce mescitten başlar, orada iki rekat namaz kılar ve sonra orada otururdu.
717_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَقِيقٍ، قَالَ قُلْتُ لِعَائِشَةَ هَلْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الضُّحَى قَالَتْ لاَ إِلاَّ أَنْ يَجِيءَ مِنْ مَغِيبِهِ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Yezîd b. Zürey’, Saîd el-Cüreyrî’den; o da Abdullah b. Şakîk’ten [naklederek] haber verdi; dedi ki: Âişe’ye: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kuşluk (duhâ) namazı kılar mıydı?” dedim. [Âişe]: “Hayır, ancak bir yerden (yolculuktan) geldiğinde kılardı” dedi.
717_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا كَهْمَسُ بْنُ الْحَسَنِ الْقَيْسِيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَقِيقٍ، قَالَ قُلْتُ لِعَائِشَةَ أَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الضُّحَى قَالَتْ لاَ إِلاَّ أَنْ يَجِيءَ مِنْ مَغِيبِهِ
Bize Ubeydullâh b. Muâz anlattı; bize babam anlattı; bize el-Kaysî olan Kehmes b. el-Hasan, Abdullah b. Şakîk’ten [naklederek] anlattı; dedi ki: Âişe’ye: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kuşluk (duhâ) namazı kılar mıydı?” dedim. [Âişe]: “Hayır, ancak bir yerden (yolculuktan) geldiğinde [kılardı]” dedi.
718. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ مَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي سُبْحَةَ الضُّحَى قَطُّ . وَإِنِّي لأُسَبِّحُهَا وَإِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيَدَعُ الْعَمَلَ وَهُوَ يُحِبُّ أَنْ يَعْمَلَ بِهِ خَشْيَةَ أَنْ يَعْمَلَ بِهِ النَّاسُ فَيُفْرَضَ عَلَيْهِمْ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Mâlik’e; İbn Şihâb’dan; o Urve’den; o da Âişe’den [naklederek] okudum; [Âişe] şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in kuşluk nafilesini (sübhatü’z-duhâ) kıldığını hiç görmedim. Ancak şüphesiz ben onu kılıyorum. Halbuki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yapmayı sevdiği bir işi, insanlar onu yapar da üzerlerine farz kılınır endişesiyle (haşyet) bazen terk ederdi.
719_1. Hadis
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - يَعْنِي الرِّشْكَ - حَدَّثَتْنِي مُعَاذَةُ، أَنَّهَا سَأَلَتْ عَائِشَةَ - رضى الله عنها - كَمْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي صَلاَةَ الضُّحَى قَالَتْ أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ وَيَزِيدُ مَا شَاءَ .
Bize Şeybân b. Ferrûh anlattı; bize Abdülvâris anlattı; bize Yezîd -yani er-Rişk- anlattı; bize Muâze’nin haber verdiğine göre; Âişe radıyallahu anhâ’ya: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem kuşluk (duhâ) namazını kaç rekat kılardı?” diye sormuş. [Âişe]: “Dört rekat kılardı ve Allah’ın dilediği kadar da artırırdı” dedi.
719_2. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَزِيدَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . مِثْلَهُ وَقَالَ يَزِيدُ مَا شَاءَ اللَّهُ .
Bize Muhammed b. el-Müsenna ve İbn Beşşâr anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Ca’fer anlattı; bize Şu’be, Yezîd’den bu isnad ile bunun bir benzerini [nakletti]. Yezîd [burada]: “Allah’ın dilediği kadar (mâ şâallâh)” dedi.
719_3. Hadis
وَحَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ الْحَارِثِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، أَنَّ مُعَاذَةَ الْعَدَوِيَّةَ، حَدَّثَتْهُمْ عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الضُّحَى أَرْبَعًا وَيَزِيدُ مَا شَاءَ اللَّهُ .
Bana Yahyâ b. Habîb el-Hârisî anlattı; bize Hâlid b. el-Hâris, Saîd’den; o da bize Katâde’nin, Muâze el-Adeviyye’nin kendilerine Âişe’den [naklederek] anlattığını haber verdi; [Âişe] şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem kuşluk (duhâ) namazını dört rekat kılardı ve Allah’ın dilediği kadar da artırırdı.
719_4. Hadis
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَابْنُ، بَشَّارٍ جَمِيعًا عَنْ مُعَاذِ بْنِ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bize İshâk b. İbrâhîm ve İbn Beşşâr hep birlikte Muâz b. Hişâm’dan; o da: “Bana babam, Katâde’den bu isnad ile bunun bir benzerini anlattı” dedi.
336_4. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ مَا أَخْبَرَنِي أَحَدٌ، أَنَّهُ رَأَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الضُّحَى إِلاَّ أُمُّ هَانِئٍ فَإِنَّهَا حَدَّثَتْ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ بَيْتَهَا يَوْمَ فَتْحِ مَكَّةَ فَصَلَّى ثَمَانِيَ رَكَعَاتٍ مَا رَأَيْتُهُ صَلَّى صَلاَةً قَطُّ أَخَفَّ مِنْهَا غَيْرَ أَنَّهُ كَانَ يُتِمُّ الرُّكُوعَ وَالسُّجُودَ . وَلَمْ يَذْكُرِ ابْنُ بَشَّارٍ فِي حَدِيثِهِ قَوْلَهُ قَطُّ .
Bize Muhammed b. el-Müsenna ve İbn Beşşâr anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Ca’fer anlattı; bize Şu’be, Amr b. Mürre’den; o da Abdurrahman b. Ebû Leylâ’dan [naklederek] anlattı; dedi ki: Bana Ümmü Hânî hariç hiç kimse Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i kuşluk (duhâ) namazı kılarken gördüğünü haber vermedi. [Ümmü Hânî] ise Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in Mekke’nin fethi günü evine girdiğini ve sekiz rekat namaz kıldığını anlattı. [Ümmü Hânî şöyle dedi]: ‘O’nun bundan daha hafif kıldığı bir namazı hiç görmedim; ancak rükû ve secdeleri tam yapıyordu.’ İbn Beşşâr kendi hadisinde ‘hiç’ (kat) lafzını zikretmedi.
336_5. Hadis
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، وَمُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ الْمُرَادِيُّ، قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، أَنَّ أَبَاهُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الْحَارِثِ بْنِ نَوْفَلٍ، قَالَ سَأَلْتُ وَحَرَصْتُ عَلَى أَنْ أَجِدَ أَحَدًا مِنَ النَّاسِ يُخْبِرُنِي أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَبَّحَ سُبْحَةَ الضُّحَى فَلَمْ أَجِدْ أَحَدًا يُحَدِّثُنِي ذَلِكَ غَيْرَ أَنَّ أُمَّ هَانِئٍ بِنْتَ أَبِي طَالِبٍ أَخْبَرَتْنِي أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَتَى بَعْدَ مَا ارْتَفَعَ النَّهَارُ يَوْمَ الْفَتْحِ فَأُتِيَ بِثَوْبٍ فَسُتِرَ عَلَيْهِ فَاغْتَسَلَ ثُمَّ قَامَ فَرَكَعَ ثَمَانِيَ رَكَعَاتٍ لاَ أَدْرِي أَقِيَامُهُ فِيهَا أَطْوَلُ أَمْ رُكُوعُهُ أَمْ سُجُودُهُ كُلُّ ذَلِكَ مِنْهُ مُتَقَارِبٌ - قَالَتْ - فَلَمْ أَرَهُ سَبَّحَهَا قَبْلُ وَلاَ بَعْدُ . قَالَ الْمُرَادِيُّ عَنْ يُونُسَ . وَلَمْ يَقُلْ أَخْبَرَنِي .
Bana Harmele b. Yahyâ ve Muhammed b. Seleme el-Murâdî anlattılar; dediler ki: Bize Abdullah b. Vehb haber verdi; bana Yûnus, İbn Şihâb’dan haber verdi; [İbn Şihâb] dedi ki: Bana İbn Abdullah b. el-Hâris haber verdi; babası Abdullah b. el-Hâris b. Nevfel şöyle dedi: İnsanlardan, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in kuşluk nafilesini (sübhatü’z-duhâ) kıldığını bana haber verecek birini bulmak için sordum ve [buna] hırs gösterdim; ancak Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hânî hariç bana bunu anlatan hiç kimseyi bulamadım. Ümmü Hânî bana şunu haber verdi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem fetih günü gündüz yükseldikten sonra geldi; kendisine bir elbise getirildi ve onunla üzeri örtüldü, [Resulullah] yıkandı (boy abdesti aldı). Sonra kalkıp sekiz rekat namaz kıldı. O [namazda] kıyamı mı daha uzundu, yoksa rükûu mu yoksa secdesi mi, bilmiyorum; bunların hepsi birbirine yakındı. [Ümmü Hânî]: ‘O’nu bunu ne daha önce ne de daha sonra kılarken gördüm’ dedi. el-Murâdî: ‘Yûnus’tan’ dedi, ‘bana haber verdi’ demedi.
336_6. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ أَبِي النَّضْرِ، أَنَّ أَبَا مُرَّةَ، مَوْلَى أُمِّ هَانِئٍ بِنْتِ أَبِي طَالِبٍ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أُمَّ هَانِئٍ بِنْتَ أَبِي طَالِبٍ، تَقُولُ ذَهَبْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَامَ الْفَتْحِ فَوَجَدْتُهُ يَغْتَسِلُ وَفَاطِمَةُ ابْنَتُهُ تَسْتُرُهُ بِثَوْبٍ - قَالَتْ - فَسَلَّمْتُ فَقَالَ " مَنْ هَذِهِ " . قُلْتُ أُمُّ هَانِئٍ بِنْتُ أَبِي طَالِبٍ . قَالَ " مَرْحَبًا بِأُمِّ هَانِئٍ " . فَلَمَّا فَرَغَ مِنْ غُسْلِهِ قَامَ فَصَلَّى ثَمَانِيَ رَكَعَاتٍ مُلْتَحِفًا فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ . فَلَمَّا انْصَرَفَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ زَعَمَ ابْنُ أُمِّي عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ أَنَّهُ قَاتِلٌ رَجُلاً أَجَرْتُهُ فُلاَنُ بْنُ هُبَيْرَةَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قَدْ أَجَرْنَا مَنْ أَجَرْتِ يَا أُمَّ هَانِئٍ " . قَالَتْ أُمُّ هَانِئٍ وَذَلِكَ ضُحًى .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Mâlik’e; Ebü’n-Nadr’dan; Ümmü Hânî bint Ebû Tâlib’in azatlısı Ebû Mürre’nin kendisine haber verdiğine göre; Ümmü Hânî bint Ebû Tâlib’i [şöyle] derken işitmiş: Fetih yılında Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına gittim; O’nu yıkanırken buldum, kızı Fâtıma da O’nu bir elbise ile örtüyordu. [Ümmü Hânî] dedi ki: Selam verdim; [Resulullah]: “Bu kimdir?” buyurdu. “Ümmü Hânî bint Ebû Tâlib” dedim. “Hoş geldin (merhaban) ey Ümmü Hânî!” buyurdu. Yıkanmayı bitirince kalktı ve tek bir elbiseye bürünmüş halde sekiz rekat namaz kıldı. [Namazdan] ayrılınca: “Ey Allah’ın Resulü! Annemin oğlu Ali b. Ebû Tâlib, benim kendisini himaye ettiğim (ecertühu) bir adamı -ki o falan b. Hübeyre’dir- öldüreceğini iddia ediyor” dedim. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Senin himaye ettiğini biz de himaye ettik ey Ümmü Hânî!” buyurdu. Ümmü Hânî: “Bu [namaz], kuşluk vaktinde (duhâ) idi” dedi.
336_7. Hadis
وَحَدَّثَنِي حَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا وُهَيْبُ بْنُ خَالِدٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي مُرَّةَ، مَوْلَى عَقِيلٍ عَنْ أُمِّ هَانِئٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى فِي بَيْتِهَا عَامَ الْفَتْحِ ثَمَانِيَ رَكَعَاتٍ فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ قَدْ خَالَفَ بَيْنَ طَرَفَيْهِ .
Bana Haccâj b. eş-Şâir anlattı; bize Muallâ b. Esed anlattı; bize Vüheyb b. Hâlid, Ca’fer b. Muhammed’den; o babasından; o Ukıyl’in azatlısı Ebû Mürre’den; o da Ümmü Hânî’den [naklederek] anlattı; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem fetih yılında [Ümmü Hânî’nin] evinde, uçlarını birbirine doladığı tek bir elbise içinde sekiz rekat namaz kıldı.